TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 5156-5156 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/16679 2018/ 16679
KARAR TARİHİ : 28/02/2019 |tarih|
TAVSİYE KARARI , TCKN :
Dosyada mevcut
Adres :
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : Av.
TCKN : Adres :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalar neticesinde hükmedilen tazminat tutarının ödenmediğinden bahisle, mahkeme kararlarının uygulanması talebi hk.
BAŞVURU TARİHİ : 14/12/2018 14.12.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) 14/ 12/ 2018 tarihinde Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; Avukatlar
ve Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü ile müteveffa müvekkilleri ve akabinde varisleri arasındaki 2010 yılından bu yana devam eden ve kesinleşmiş bulunan Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının uygulanmadığını iddia etmekte olup, durumun çözüme kavuşturulması talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 25/ 12/ 2018 tarih ve E . sayılı, bilgi ve belge talebi konulu yazısına istinaden
Hacettepe Üniversitesi tarafından Kurumumuza gönderilen sayılı cevabi yazıda özetle;
.
1 / 82.1) Yargılama sürecine ilişkin;
2.1.1) Ankara ili, Çankaya ilçesi .Bölge, Köyü, Çiftliği mevkiindeki sayılı
taşınmazın kamulaştırma bedel farkının ödenmesi istemiyle Üniversite aleyhine 2010 yılında açılan dava neticesinde, Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.04.2014 tarih, / ve
/ sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek, 305.500,00-TL . tazminatın idare tarafından ödenmesine karar verildiği,
2.1.2) Yukarıda bahsedilen mahkeme kararının hem idare hem de davacılar vekili tarafından temyiz
edildiği, temyiz neticesinde Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 26.01.2015 tarih, / ve
/ sayılı kararı ile davacı vekilinin itirazları yerinde görülerek, söz konusu mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği,
2.1.3) Davacı vekili tarafından mahkeme kararı gereği Ankara 23.İcra Müdürlüğünün /
sayılı dosyası üzerinden icra emri gönderilmişse de, İdare tarafından tehiri icra kararı alınarak, temyiz sonucuna kadar icranın ertelenmesine karar verildiği,
2.1.4) Yargıtay’ın bozma ilamına karşı İdare tarafından karar düzeltme yoluna gidildiği, Yargıtay
5.Hukuk Dairesinin 25.06.2015 tarih, / ve / sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dava dosyasının yeni esas aldığı ve yargılama neticesinde Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2015 tarih, / ve / sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek, 352.500,00-TL .
tazminatın İdare tarafından ödenmesine karar verildiği,
2.1.5) Mahkeme kararının yine hem İdare hem de davacılar vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz
neticesinde Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarih, / ve / sayılı kararı ile davacı vekilinin itirazları yerinde görülerek, mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği,
2.1.6) Bu defa davacı vekili tarafından ikinci mahkeme kararı gereği Ankara 23.İcra Müdürlüğünün
/ .sayılı dosyası üzerinden icra emri gönderildiği ancak bu icra emri için de İdare tarafından tehiri icra kararı alınarak, temyiz sonucuna kadar icranın ertelenmesine karar verildiği,
2.1.7) İkinci Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dava dosyasının yeni esas aldığı ve yargılama
neticesinde Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2018 tarih, / ve / sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilerek 515.590,00-TL . tazminatın İdare tarafından ödenmesine karar verildiği,
2.1.8) Söz konusu mahkeme kararının, İdare tarafından tehiri icra talepli olarak temyiz edildiği ve
karara istinaden Ankara 23.İcra Müdürlüğünün / sayılı dosyası üzerinden gönderilen icra emrine karşı temyiz incelemesi sonucuna kadar icranın geri bırakılması kararı alınmışsa da, temyiz sonucunda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi Başkanlığının 20.11.2018 tarih, / ve
/ .sayılı kararıyla mahkeme kararının onanmasına karar verildiği,
2.1.9) Bunun üzerine davacı vekili tarafından mahkeme kararının onandığı belirtilerek alacakların
ödenmesi talebini içeren 12.12.2018 tarihli talep dilekçesi ile alacağa ilişkin Ankara 23. İcra
Müdürlüğü tarafından 20.12.2018 tarihli ve / sayılı müzekkere ve eki olarak hesap tablosu gönderildiği, davacı vekilinin dilekçesi ile müzekkerenin Hukuk Müşavirliği aracılığıyla
.
2 / 8işlemi tesis eden ve ödemeyi yapacak birim olan Üniversite Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığına
21.12.2018 tarih ve sayılı yazı ekinde gereği için gönderildiği, akabinde Yargıtay Onama
ilamı tebliğ edildiği, 02.01.2019’da tebliğ edilen onama ilamının da yine gereği için 03.01.2019 tarih ve sayılı yazı ekinde Üniversite Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığına gönderildiği, ayrıca söz konusu onama kararına karşı Hukuk Müşavirliği tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş olup, henüz sonuçlanmadığı, Belirtilmiştir .
2.2) Cevaplandırılması istenen hususlara ilişkin;
2.2.1) En son mahkeme tarafından verilen 19.03.2018 tarih, / ve / sayılı kararın
kesinleşmesi neticesinde icranın geri bırakılması kararının sona erdiği ve mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi için Yargıtay Onama ilamı ödemeyi yapacak işlemi tesis eden birim olan
Üniversite Yapı İşleri Teknik Daire Başkanlığına gönderildiği ancak Yapı İşleri Teknik Daire
Başkanlığının harcama kaleminde ödenek bulunmadığından, kesinleşen mahkeme kararı gereği hükmedilen alacakların ödenemediği, bu nedenle Üniversite Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına gönderilen 15.01.2019 tarih ve sayılı yazı ile Maliye Bakanlığından ödenek talebinde bulunulduğu, ödeneğin tahsis edilmesi durumunda davacıların alacaklarının ödenmesi planlandığı,
2.2.2) Yapı İşleri Teknik Daire Başkanlığının harcama kaleminde ödenek bulunmadığından
kesinleşen mahkeme kararı gereği hükmedilen alacakların ödenemediği, söz konusu kesinleşen mahkeme kararının ödenmesi amacıyla Yapı İşleri Teknik Daire Başkanlığı tarafından ilk olarak (İkinci Yargıtay bozma ilamından sonra) 17.03.2016 tarih ve 816 sayılı yazı ile 2016 yılında ödeneğin tahsis edilmesi hususunda Strateji Geliştirme Daire Başkanlığından talepte bulunulduğu ancak gerek söz konusu mahkeme kararı gerekse benzer durumda olan kesinleşen diğer mahkeme kararları için Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından ödenek talebinde bulunulmasına rağmen
Maliye Bakanlığı tarafından ödenek tahsisi gerçekleştirilmediği, ödeneğin tahsis edilmesi durumunda söz konusu ödemenin gerçekleştirilebileceği,
2.2.3) Söz konusu kesinleşen mahkeme kararı gereği Üniversite aleyhine hükmedilen alacağa ilişkin
olarak bir ihtilaf bulunmadığı, açıklandığı üzere ödenek bulunmaması nedeniyle davacıların alacağının ödenemediği, ödenek tahsis edilmesi durumunda davacıların alacaklarının ödenebileceği, Belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkraları ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; Kamu Denetçiliği Kurumu’nun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği düzenlenmiştir .
3.2) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir . Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmü, .
3 / 83.3) “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve
yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez .” hükmü,
3.4) “Mülkiyet Hakkı ” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına
sahiptir . Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir . Mülkiyet hakkının kullanılması, toplum yararına aykırı olamaz .” hükmü,
3.5) “Kamulaştırma” başlıklı 46 ncı maddesinde; “Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının
gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir .” hükmü, Bulunmaktadır .
4) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; Hiç kimsenin keyfi olarak mal
ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı düzenlenmiştir .
5) Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde;
Mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat koşuluna yer verilmiştir .
6) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı
1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini
isteme hakkı vardır . Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir .” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir .
7) 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu
Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler .”, “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler .”
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
8) 30 Haziran 2010 tarih ve 5999 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen geçici 6 ncı maddede, kamulaştırmasız el koymayı; “idarenin kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan veya kamulaştırmasını hiç yapmadan, fiilen kamu hizmetine ayırmak veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis etmek suretiyle bir taşınmazın üzerinde tesis yapmak veya kaynaklara kısmen veya tamamen ve yahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el koyması” olarak tanımlamak mümkündür .
4 / 8IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; İdarenin, kamulaştırma
işlemi yapmaksızın başvuranın müvekkillerine ait taşınmaza el atması ve bu fiili durum nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatı ödemeyerek adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği değerlendirildiğinden, tazminat bedelinin ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olup, İdareye Tavsiye Kararı verilmesi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Başvuran 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere, 2010 yılından bu yana devam eden ve
kesinleşmiş bulunan Ankara 15.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının uygulanması talebiyle
Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
11) Burada, ilgili mevzuat çerçevesinde, İdarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu bulunup
bulunmadığına ilişkin hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir .
11.1) Açıklığa kavuşturulmak istenen hususa ilişkin düzenlemeler, “Mevzuat” bölümünde
açıklandığı üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi ile “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinde yer almaktadır .
11.2) Mevcut Anayasal düzenlemelere göre, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme
kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği açıkça belirtilmiştir .
12) Dava konusunu oluşturan “kamulaştırma” hususu ile “mülkiyet hakkı” hususuna ilişkin
düzenlemelere baktığımızda;
12.1) Kamulaştırma hususuna ilişkin düzenlemeler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 46 ncı
maddesinde ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda yer almaktadır .
12.2) Söz konusu düzenlemelere göre, devlet ve kamu tüzel kişilerinin; kamu yararının gerektirdiği
hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkili olduğu belirtilmiştir .
12.3) Mülkiyet hakkı hususuna ilişkin düzenlemeler, Anayasamızın “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı
35 inci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesi, Avrupa Birliği Temel
Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1
No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesi ile 2942 Sayılı Kamulaştırma
Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde düzenlenmiştir .
12.4) Mevcut düzenlemelere göre, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu ve bu hakların
ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği; Hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı; Kamu menfaati nedeniyle veya yasada öngörülen koşullar çerçevesinde, kaybı karşılığında zamanında adil bir tazminat ödenmesi koşulu ile yapılması dışında, hiç kimsenin elinden mülkünün alınamayacağı belirtilmiştir .
.
5 / 813) Anayasa Mahkemesinin 14/ 01/ 2010 tarihli ve E.2009/ 27, K .2010/ 9 sayılı kararında ;
“ Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır . Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır . ” ifadeleri kullanılmıştır .
14) Yine Anayasa Mahkemesinin 3/ 4/ 2014 tarih 2013/ 711 sayılı bireysel başvuru kararında ;
Başvuranlar, taşınmazlarına Belediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, açtıkları davalar sonunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, kamu mallarının haczedilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini ve taşınmazın değerinin artması nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir . Başvuru, mahkemece adil yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali olmak üzere iki kısımda incelenmiştir . Bu kapsamda “ mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade edilerek yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir . Ayrıca Devletin bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıkça ifade edilmiştir . Kamulaştırma işlemi yapmaksızın bireylere ait taşınmazlara el atan idarelerin bu fiilleri nedeniyle açılan davalar sonucunda hükmedilen alacakları yahut tazminatları ödememesini ise mülkiyet hakkının unsurları olan mülkiyetten barışçıl yararlanma ve mülkiyete saygı ilkelerinin ihlali olarak nitelemektedir . Bu açıklamaların ardından Anayasa
Mahkemesi, başvurunun mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi sonucu alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyet yönünden kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 35 inci ve 36 ncı maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir .
15) Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun
uygulanmamasından idarenin sorumlu tutulduğu, İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusu olduğu ve İdareye bu konuda hiç bir takdir hakkı sunulmadığı görülmektedir . Öte yandan İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği bir gerçektir .
Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında, Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan ‘ hak arama hürriyeti ’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmekte olduğu görülmektedir . (Kamu
Denetçiliği Kurumu’nun 2017/ 8580 tarih ve 29/ 11/ 2017 sayılı Kararı)
16) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesine bakıldığında AİHM
kararları ışığında üç temel ilkeyi işaret ettiği görülmektedir . Bunlar; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceği ilkeleridir . Anayasamızın 35 inci maddesinin de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade ettiği görülmektedir . Nitekim Yüksek Mahkemenin kararında “ AİHM’nin yargı kararlarının
.
6 / 8uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten
barışçıl yararlanma hakkına müdahale ” olarak kabul ettiği vurgulanmıştır . (Kamu Denetçiliği
Kurumu’nun 2017/ 8580 tarih ve 29/ 11/ 2017 sayılı Kararı)
17) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde İdare aleyhine kamulaştırmasız el atma kaynaklı
açılan davalar neticesinde başvuranın müvekkillerine tazminat ödenmesine hükmedildiği,
18) En son mahkeme tarafından verilen 19/ 03/ 2018 tarih, / ve / sayılı kararın
kesinleşmesi neticesinde icranın geri bırakılması kararının sona erdiği ve mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi için Yargıtay Onama ilamının ödemeyi yapacak işlemi tesis eden birim olan Üniversite Yapı İşleri Teknik Daire Başkanlığına gönderildiği ancak Yapı İşleri Teknik Daire
Başkanlığının harcama kaleminde ödenek bulunmadığından, kesinleşen mahkeme kararı gereği hükmedilen alacakların ödenemediği, bu nedenle Üniversite Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına gönderilen 15.01.2019 tarih ve sayılı yazı ile Maliye Bakanlığından ödenek talebinde bulunulduğu, ödeneğin tahsis edilmesi durumunda davacıların alacaklarının ödenmesi planlandığı,
19) Ancak Anayasa Mahkemesi’nin kararında belirttiği şekilde, İdarenin ekonomik kaynak
yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı hususu göz önüne alındığında, İdarenin geçerli bir gerekçe beyan etmediği değerlendirilmiştir .
20) Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı
çerçevesinde ; İdarenin, kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvuranın müvekkillerine ait taşınmaza el atması ve bu fiili durum nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatı ödemeyerek adil yargılanma ve mülkiyet haklarını ihlal ettiği değerlendirildiğinden, tazminat bedelinin ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, İdareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22) 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuran müvekkillerinin kesinleşen mahkeme ilamına göre alacağının tamamının en kısa sürede ödenmesi hususunda HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
7 / 8Kararın BAŞVURANA VE HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ ’ne tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Hacettepe Üniversitesi
Rektörlüğü’nce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
.