|
ÖZET: Başvuru, 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen Van depremi sonrası, Erciş Belediyesi aleyhine verilen mahkeme kararının uygulanmaması üzerine yapılmıştır. Başvuran, Van 2. İdare Mahkemesi’nde açtığı davada, belediyeden maddi ve manevi tazminat talep etmiş ve mahkeme, toplamda 141.292,95 TL tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Ancak, mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından, belediye tarafından ödeme yapılmamış, icra takibi başlatılmasına rağmen, kamu mallarının haczedilmezliği gerekçesiyle haciz işlemleri kaldırılmıştır.
Erciş Belediyesi, başvuruya ilişkin açıklamalarında, mahkeme kararının yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, belediyenin karşılaştığı mali zorluklar nedeniyle ödemelerin yapılamadığını belirtmiştir. Belediye, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan ödenek talep ettiğini, ancak yeterli kaynak bulunmadığını ifade etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, mahkeme kararının gecikmeksizin uygulanması için Erciş Belediyesi’ne tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, başvurana ve Erciş Belediyesi’ne tebliğ edilmiştir ve belediyenin bu karar doğrultusunda işlem yapması için 30 gün süresi bulunmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/8227-S.22.12606
BAŞVURU NO : 2022/1070
KARAR TARİHİ : 27/06/2022
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,T
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ERCİŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Mahkeme kararının yerine getirilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 20/01/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan şikayetçi vekili dilekçesinde özetle, 23.10.2021 tarihinde meydana gelen Van depremi sonucunda, Van İli, Erciş İlçesi, Mahallesi, ada, sayılı parselde bulunan
‘a ait Apartmanı’nın ( 23.10.2011 tarihinde meydana gelen depremde yıkılması sonucu müvekkil ’ın ağır derecede yaralanmış ve bir bacağını kaybetmiş olduğunu, bunun üzerine Van 2. İdare Mahkemesi’nin esas, karar sayılı dosyasında dava görülmüş; dava sonucunda mahkemece, (belediye aleyhine) “…hükmedilen 141.292,95
TL maddi tazminatın; 121.804,27 TL’lik kısmının, 20.000,00 TL manevi tazminatın 17.241,37 TL’lik kısmının Erciş Belediye Başkanlığı (%25) tarafından, maddi tazminatın 86.206,89 TL’si ile 17.241,37 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 18.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, maddi tazminatın geriye kalan 35.597,38 TL’sinin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliği tarihi olan 30.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı tarafa ödenmesine…” hükmedilmiş olduğunu, İdare Mahkemesi kararından sonra davalı Erciş Belediyesi tarafından istinaf yoluna
başvurulmuş, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi esas, karar numaralı ve 14.12.2017 tarihli kararı ile istinaf talebinin reddine karar verilmiş olduğunu, İstinaf kararı sonrasında davalı Erciş Belediyesi tarafından Danıştay’a temyiz yoluna başvurulmuş, temyiz incelemesinin görüldüğü Danıştay 14. Dairesi’nin esas, karar numaralı ve tarihli kararı ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş olduğunu, Danıştay’ın bu kararı ile ilgili mahkeme kararı kesinleşmiş olduğunu, mahkeme kararı kesinleştikten sonra idareye başvuru yapılmış ve 30 günlük süre içerisinde ödeme yapılmadığı için Van 1. İcra Dairesi’nin esas sayılı dosyası ile davalı Erciş
Belediyesi aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak, icra takibi başlatılmasına ve dosyanın kesinleşmesine rağmen halen bir ödeme yapılmamış olduğunu, icra dosyasında haciz işlemleri yapılmaya çalışılmış ve bir kısım belediye araçlarına haciz konulmuş olduğunu, ancak bu hacizlerin, kamu mallarının haczedilmezliği kuralı öne sürülerek kaldırıldığını ifade ederek, kesinleşmiş mahkeme kararlarının yerine getirilmesini ve Van 1. İcra esas sayılı dosyasına ödeme yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Kurumumuz tarafından gönderilen bilgi ve belge talebine istinaden Erciş Belediye Başkanlığı’nca gönderilen 31.05.2022 tarih, sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1. “Van 2. İdare Mahkemesi’nin Esas Karar sayılı ilamı kesinleşmiş olup kesinleşme şerhi ekte sunulmuştur.(EK:1)
2.2.Belirtilen mahkeme kararı gereği elimizde olmayan sebeplerle yerine getirilememiştir. Şöyle ki:
23.10.2011 tarihinde ilçemizde meydana gelen depremden sonra, sadece deprem sebebiyle mal ve can
kaybına uğrayanlar tarafından Belediye Başkanlığımıza karşı Van İdare Mahkemelerinde toplam 472 adet tazminat davası açılmıştır. Bu davalardan 462 tanesi karara bağlanmıştır. Karara bağlanan dosyalardan
Belediye Başkanlığımız aleyhine toplam 46.472.238,30 TL tazminata hükmedilmiştir. Aynı zamanda
Belediye Başkanlığımızın 10.404.170.88 TL vergi ve 15.284.200,92 TL SGK borcu bulunmaktadır. Yine
Belediye Başkanlığımız aleyhine sonuçlanan birçok tazminat davası bulunmaktadır. (işçi alacağı, kamulaştırma, trafik kazası…) Ödeme yapamadığımız dosyaların tümünde başkanlığımız aleyhine icra takibi başlatılmış olup, dosyalarda yıllık işleyen faiz miktarları bile milyonları bulmaktadır. Söz konusu icra takipleri sebebiyle Belediye Başkanlığımıza ait tüm araçlar, gayrimenkuller ve banka hesaplarına haciz bırakılmıştır.
2.3.Belediye Başkanlığımızın gelir kaynağı İller Bankasından gelen paydır. Büyükşehir Yasası
Kapsamında İller Bankasından gelen payın çoğunluğu Van Büyükşehir Belediyesine ödenmektedir.
Belediye Başkanlığımıza ayrılan paydan personel maaşı ödendikten sonra cüzi bir miktar kalmaktadır ki bu da kamu hizmetlerinin ifası için kullanılmaktadır.
2.4. Başkanlığımızın Mahkeme kararlarını yerine getirebilmek için yeterli ödeneği bulunmamaktadır. Bu sebeple Hazine ve Maliye Bakanlığından 06.10.2016, 06.12.2016, 02.06.2017, 23.08.2017 ve 07.01.2021 tarihlerinde ödenek talebinde bulunulmuştur. Hazine ve Maliye Bakanlığından ödenek verildiği takdirde veya Belediye Başkanlığımızın ödeme olanağı bulunduğu takdirde başvurucuya ait dosyada ödeme yapılacaktır.”
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 3.1. “Yürütme yetkisi ve görevi” kenar başlıklı 8. maddesinde; “Yürütme yetkisi ve görevi,
Cumhurbaşkanı (…) tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”,
3.2 “II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler,
özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,
3.3 “IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” başlıklı 15. maddesinde; “Savaş,
seferberlik, veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir”,
3.4 “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar
kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.5 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.6.“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.7. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. Maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.8. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde: “(1)Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.
(2)Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek Protokol No. 1’in “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1.
maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”, 7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. ”,
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda Van 2. İdare
Mahkemesi’nin esas, karar sayılı kararı ile mahkemece, (belediye aleyhine) maddi ve manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmiş olduğunu, kararın istinaf ve temyiz yollarından geçerek
Danıştay 14. Dairesi’nin Esas, Karar numaralı ve 6.3.2019 tarihli kararı ile kesinleşmiş olduğunu, Van 1. İcra Dairesi’nin esas sayılı dosyası ile davalı Erciş Belediyesi aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak, icra takibi başlatılmasına ve dosyanın kesinleşmesine rağmen halen bir ödeme yapılmamış olduğunu, icra dosyasında haciz işlemleri yapılmaya çalışılmış ve bir kısım belediye araçlarına haciz konulmuş olduğunu, ancak bu hacizlerin, kamu mallarının haczedilmezliği kuralı öne sürülerek kaldırıldığını ifade ederek, kesinleşmiş mahkeme kararlarının yerine getirilmesini ve
Van 1. İcra esas sayılı dosyasına ödeme yapılmasını talep etmektedir.
10. Mülkiyet hakkının her şeyden öte öncelikli olarak bir insan hakkı olduğu, sadece bir eşya hukuku meselesi olarak değerlendirilemeyeceği, yadsınamaz bir gerçektir. (GEMALMAZ, Burak, “Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi Açısından Mülkiyet Hakkının Sınırlanmasında Adil Denge İlkesi”, İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 69, Sayı 1, Y. 2011, s. 650) Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması esnasında uyulması gereken genel ilkeler Anayasanın 13 üncü maddesi ile teminat altına alınmış bulunmaktadır. Bu doğrultuda, Anayasanın 35 inci maddesinde temel bir insan hakkı olarak değerlendirilen mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/6399 Başvuru Numaralı ve 16/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
11. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın
35 inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla
sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın 13 üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş, buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15 inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği
Kurumu’nun 2017/6341 Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
12. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; belirtilen mahkeme kararının gereğinin yerine getirilemediği, 23.10.2011 tarihinde ilçede meydana gelen depremden sonra, sadece deprem sebebiyle mal ve can kaybına uğrayanlar tarafından Belediye Başkanlığına karşı Van İdare
Mahkemelerinde toplam 472 adet tazminat davası açılmış olduğu, bu davalardan 462 tanesinin karara bağlanmış olduğu, Belediye Başkanlığı aleyhine toplam 46.472.238,30 TL tazminata hükmedilmiş olduğu, aynı zamanda Belediye Başkanlığının 10.404.170.88 TL vergi ve 15.284.200,92 TL SGK borcu bulunmakta olduğu, yine Belediye Başkanlığı aleyhine sonuçlanan birçok tazminat davası bulunmakta olduğu, (işçi alacağı, kamulaştırma, trafik kazası…) ödeme yapılamayan dosyaların tümünde icra takibi başlatılmış olduğu, dosyalarda yıllık işleyen faiz miktarlarının bile milyonları bulmakta olduğu, söz konusu icra takipleri sebebiyle Belediye Başkanlığına ait tüm araçlar, gayrimenkuller ve banka hesaplarına haciz konulmuş olduğu, anlaşılmakta olup, anılan belediyenin mahkeme kararlarını yerine getirebilmek için yeterli ödeneği bulunmamakta olduğu, bu sebeple Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan 06.10.2016, 06.12.2016, 02.06.2017, 23.08.2017 ve 07.01.2021 tarihlerinde ödenek talebinde bulunulmuş olduğu, Hazine ve Maliye Bakanlığından ödenek verildiği takdirde veya belediyenin ödeme olanağı bulunduğu takdirde başvurucuya ait dosyada ödeme yapılacağının açıklamalarında bulunulmuştur.
13. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
14. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
Maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
15. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
16. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması
hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
(Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
17. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa
Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir.
(bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
18. Somut olayda; idare yeterli ödenek olmadığı gerekçesiyle ödeme yapamadığını beyan etmiştir.
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesi ve AİHM’in söz konusu maddeye ilişkin verdiği kararlara bakıldığında; üç temel ilkenin işaret edildiği görülmektedir. Söz konusu ilkeler; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceğidir. Anayasamızın 35. maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’ de kararlarında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul etmektedir. (Bkz: 2017/8580 Başvuru Numaralı ve 29/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
20. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36.
maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır. ” ifadeleri kullanılmıştır.
21. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. Maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının uygulanmamasının ya da geç uygulanmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. Maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Van İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE
Söz konusu mahkeme kararının gecikmeksizin yerine getirilmesi için ERCİŞ BELEDİYESİ’NE
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ERCİŞ BELEDİYESİ’ne tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Erciş Belediyesi tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi tarafından karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi