|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kesinleşmiş orman kadastrosu iddiasına dayanan bir tapu iptali ve tescil davasına ilişkindir. Davacı, Tokat ili … ilçesi … köyünde bulunan 1051 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün orman kadastrosu kapsamında olduğunu ileri sürerek, bu kısmın tapusunun iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. Davalı ise, taşınmazın kamulaştırıldığını ve kadastro tespitinin kamu yararına yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul etmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, infazın kamu düzenine ilişkin olduğunu belirterek, tapu iptali ve tescil kararının usul açısından isabetsiz olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, hükmün düzeltilmesi gerektiğine karar vermiştir. Temyiz aşamasında, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, davalı vekilinin temyiz nedenlerinin ise kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek, kararı onamıştır. Bu durum, orman kadastrosunun kesinleşmiş olmasının ve kamu düzeninin korunmasının önemini vurgulamaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6072 E. , 2024/5565 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/380 E., 2022/753 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Niksar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/305 E., 2019/121 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Tokat ili … ilçesi … köyünde bulunan 1051 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları yapılarak kesinleştiğini, yapılan orman kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmazın bir bölümünün orman olarak sınırlandırıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın müvekkili kurum tarafından kamulaştırıldıktan sonra davacı idare tarafından gerçekleştirilen kadastro tespit işlemleri ile orman tahdit sınırlarına dahil edildiğini, müvekkili kurumun mülkiyet hakkının kamu yararına dayandığını, aynı zamanda müdahalenin tapu siciline güven ilkesini de zedelediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “uzman orman ve harita mühendisi bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın 18.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2096,00 m2’lik kısmının orman tahdit hattı içinde kaldığı ” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, “çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile rumuzlandırılan bölümün, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesinleşen tahdit içinde kaldığının, yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir usul yasaya aykırılık bulunmadığından davalı … vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ne var ki; mahkemelerce verilen kararların infazının mümkün olmasının zorunlu olup, infazı mümkün doğru sicil oluşturmanın kamu düzenine ilişkin olduğu, 6100 Sayılı HMK’nin 355/son cümlesinde Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunun resen düzelteceği hususunun düzenlendiği, buna göre kamu düzenine ilişkin kurallar yönünden inceleme yapıldığında; mahkemece verilen hükümde (A) harfi ile gösterilen kısmın tapusunun iptali ile bu kısmın taşınmazdan ifraz edilerek ayrı bir parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu” gerekçesi ile davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK’nın 353/(1)-b.2 nci maddesi uyarınca hüküm düzeltilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, bu kez davalı … vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu iddiasına dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun’un hükümlerine göre yapılıp 27.05.2014 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 1977 yılında yapılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.