ÖZET: Başvuran, mülga Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nde çeşitli tarihlerde yüklenici firma olan İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık Hizmetleri Gıda Bil. Elektronik Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmıştır. 01/05/2007 – 31/12/2015 tarihleri arasında bu firmada fasılalı hizmet alımı kapsamında görev almış, 01/01/2012 – 20/06/2017 tarihleri arasında ise müşavirlik alımı çerçevesinde çalışmıştır. Ancak, 31/12/2015 itibarıyla sözleşmesi sona ermiş olup, bu tarihten sonra Genel Müdürlükte herhangi bir çalışması bulunmamaktadır. İş Kanunu’nun 2. maddesindeki alt işverenlik ilişkisi göz önüne alındığında, imzalanan sözleşmenin işçi çalıştırmaya yönelik olmadığı, dolayısıyla kıdem tazminatı talebinin Genel Müdürlük açısından bir yükümlülük doğurmadığı sonucuna varılmıştır.

Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nden alınan görüşte, yüklenici firma ile yapılan sözleşmelerin asıl işveren-alt işveren ilişkisini doğurmadığı ve bu nedenle kıdem tazminatı ödemesinin yüklenici firmanın sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın kıdem tazminatı talebinin, yüklenici firmanın iş sözleşmesi gereği ödemeleri yapmış olması nedeniyle, Bakanlık tarafından karşılanamayacağı ifade edilmiştir. İlgili mevzuat ve Yargıtay kararları doğrultusunda, asıl işverenin yükümlülükleri, alt işverenin işçileriyle sınırlı olup, bu durum başvuranın kıdem tazminatı talebinin reddine neden olmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın kıdem tazminatı talebi, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asıl işveren olarak sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Ancak, başvuranın çalıştığı süreler ve yüklenici firmanın yaptığı ödemelerin yeterliliği açısından yeni bir inceleme yapılması önerilmiştir. Bu bağlamda, Bakanlık tarafından başvuranın kıdem tazminatı talebinin değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin yapılması için tavsiyede bulunulmuştur.

cevabi yazıda özetle; 2.1. Başvuranın mülga Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünde 01/ 05/ 2007 – 31/ 12/ 2011 tarihleri arasında yüklenici firma İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık Hizmetleri Gıda Bil .

Elektronik Tic . Ltd . Şti . çalışanı olarak fasılalı hizmet alımı kapsamında çalıştığı, bununla birlikte 01/ 01/ 2012 – 20/ 06/ 2017 tarihleri arasında Tarım Reformu Genel Müdürlüğünde müşavirlik alımı kapsamında çalıştığı ve işten çıkarıldığı ifadesi açısından ise, Genel Müdürlük ve yüklenici firma (İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık Hizmetleri Gıda Bil . Elektronik Tic . Ltd . Şti .) ile yapılan 26/ 03/ 2012 – 31/ 12/ 2015 tarihleri arasındaki farklı projelerde personel çalıştırmasına dayalı olmayan hizmet alımı işlerinde firma personeli olarak çalıştığı, 31/ 12/ 2015 tarihi itibarıyla ilgili firma ile yapılan iş sözleşmesi sona erdiğinden başvuranın bu tarihten sonra Genel Müdürlükte herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, 2.2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında tanımı yapılan alt işverenlik ilişkisi dikkate alındığında, Bakanlık ile yüklenici firma İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık

Hizmetleri Gıda Bil . Elektronik Tic . Ltd . Şti . arasında imzalanan sözleşmenin işçi çalıştırılmasına yönelik bir sözleşme olmadığı, bu bağlamda imzalanan sözleşme ile proje hakkında bütün bir çalışma yapılarak proje kapsamında sonuç alındığı, 2.3. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 23’üncü maddesi ile Kamu İhale Kurumu Hizmet

Alımları Uygulama Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesinde yer alan hükümler ışığında, söz konusu ihale kapsamında yer alan proje ve proje sonuçlarının Bakanlık kullanımına sunulduğu; ancak personel ile ilgili bir aidiyet sağlanmadığı, yine ne sözleşmede ne ihale usul ve esaslarında personel çalıştırmaya dayalı bir doküman, çalışma ve tutanak yer almadığı, firmaya hizmet sunan personele

Bakanlık bünyesinde yer verilerek çalışmalarının sağlandığı, bu kapsamdaki kişi ve kişilerin, kamu bina yapımında müteahhit firmada İş Kanunu’na göre hizmet veren kişi yada kişilerden hukuken bir farkının bulunmadığı, 2.4. Sonuç olarak Genel Müdürlük ve yüklenici firma ile yapılan iş sözleşmeleri gereği, başvuranın çalışmış olduğu sürelere ilişkin kıdem tazminatının ödenmesi talebi açısından Genel Müdürlüğün herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, 3. Başvuru konusu hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinden alınan ve

Kurumumuzca 11/ 10/ 2018 tarih ve sayı ile kayıt altına alınan cevabi yazıda özetle; 3.1. Genel Müdürlük ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmelerin, yüklenici tarafından yapılacak işi tanımladığı, bu kapsamda Kanunların belirlediği gibi yüklenici şirketin kendi çalıştırdığı personelden sorumlu olduğu, 3.2. Bakanlık tarafından yaptırılan işin, istisna sözleşmesi benzeri bir iş olması nedeniyle işin tamamı yükleniciye devrolunduğundan anahtar teslimi tarzında bir iş olduğu, 3.3. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin E : 2015/ 27404, K: 2015/ 32415 sayılı kararında hizmet alım işinin işçi teminine yönelik olması gerektiği temel dayanaklar arasında yer aldığı, yine Hizmet Alımı

İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nde personel çalıştırılmasının ayrıca ifade edildiği,

2 / 15sözleşmeden mütevellit sorun yaşayan bir kişi olduğu ve gerek yukarıda açıklandığı üzere personel

çalıştırmaya dayalı hizmet alımı sözleşmesinin bulunmaması gerekse iş sözleşmesinin tarafının

Bakanlık olmaması sebebiyle kıdem tazminatı ile ilgili bir çalışma yürütülmesinin meri mevzuata uygun olmayacağı, 4. Başvuru konusu hakkında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çalışma Genel

Müdürlüğünden alınan ve Kurumumuzca 21/ 11/ 2018 tarih ve sayı ile kayıt altına alınan görüş yazısında özetle; 4.1. Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ile Alt İşverenlik Yönetmeliği’nde düzenlendiği, 4.2. 6552 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi ile eklenen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112’nci maddesi ve

Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları

Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin yedinci fıkrası ile Alt İşverenlik

Yönetmeliği birlikte değerlendirildiğinde; bir işverenden iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştırması halinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi doğacağının aksi takdirde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin doğmayacağının düşünüldüğü, 4.3. 6552 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 11/ 09/ 2014 tarihinden önce, alt işveren işçilerinin feshe bağlı olan ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretinin, yerleşik Yargıtay Kararları dikkate alındığında, işyeri devri kurallarına göre son alt işverence ödenmesi gerektiği ancak, 4857 sayılı İş

Kanunu’nun 2’nci maddesinin yedinci fıkrasının son cümlesi uyarınca asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla, asıl işverenin işçinin ihbar, kıdem, ücret, fazla çalışma, yıllık izin gibi tüm işçilik haklarından alt işverenle birlikte sorumlu olduğu, 4.4. 6552 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 11/ 09/ 2014 tarihinden sonra, 4734 sayılı Kamu İhale

Kanunu’nun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca yapılan ihaleler kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olan işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112’nci maddesi hükümlerinin uygulanacağı, bu durumdaki işçilerin kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ödenmesi gerektiği, alt işveren işçilerinin kıdem tazminatı dışındaki diğer işçilik haklarının ödenmesinde ise, yerleşik

Yargıtay Kararları dikkate alındığında, son alt işverenin sorumlu olduğu, asıl işverenin de müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, sonuç olarak; 4734 sayılı Kamu İhale

Kanunu’nun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca yapılan ihaleler kapsamında, alt işverenler tarafından çalıştırılan ve 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesine göre iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olan işçilerin kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ödeneceği, 4.5. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6552 sayılı Kanun ile değişik 112’nci maddesinde kamu kurum ve kuruluşlarınca ödenecek kıdem tazminatının, 4734 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin birinci

.

4 / 15fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerle sınırlı olduğunun açık

bir şekilde hükme bağlandığı, bu nedenle, 4734 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamı dışında yapılan ihaleler kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının ilgili alt işverenlerce ödenmesi gerektiği, kıdem tazminatının kimlere, hangi koşulların gerçekleşmesi halinde ve ne miktarda ödeneceğinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120’nci maddesi ile 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde, işverence işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği, 4.6. Diğer yandan, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21/ 07/ 2008 tarihli ve E :2008 / 23429, K:2008 / 20721 sayılı kararında, “4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin yedinci fıkrasının son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur . Bu düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir . Bu durumda, ihbar, kıdem, kötü niyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır . Kanunun kullandığı, “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısıyla müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir .” ifadelerinin yer aldığı, bununla birlikte 7036 sayılı İş

Mahkemeleri Kanunu’na göre, işçilerle işverenler arasında hizmet akdinden, toplu iş sözleşmesinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının kesin olarak çözüme bağlanması görev ve yetkisinin iş mahkemelerine ait bulunduğu, 5. Başvuru konusu hakkında İŞBAY İnşaat Temizlik Turizm Sağlık Hizmetleri Gıda Bil .

Elektronik Tic . Ltd . Şti . tarafından Kurumumuza gönderilen ve Kurumumuzca 27/ 12/ 2018 tarih, sayı ile kayıt altına alınana cevabi yazıda özetle; 5.1. Başvuranın Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan sözleşmeler kapsamında 2007 yılında işe girdiği, Bakanlığın açmış olduğu ihalelerde 3 ay, 4 ay, 5 ay gibi belirli süreli işlerde çalıştığı, işe giriş ve çıkışlarının Bakanlığın yapmış olduğu hizmet alım sözleşmesine göre yapıldığı, 5.2. Sözleşmelere konu olan işin Tarım ve Orman Bakanlığının esas işi olduğu, personelin işe alınması, çalışma saatleri, çalışacakları birim, görev tanımı, mesai saatindeki izinleri gibi hususların da Bakanlık tarafından belirlendiği, 5.3. Tarım ve Orman Bakanlığının bir yıllık ihale açmadığı, bu nedenle başvuranın kıdem tazminatına hak kazanması için kesintisiz bir yıl çalışması gerektiği, başvuranın 2015 yılına kadar çalışmasının bulunduğu ve maaş hesabına kıdem tazminatının yatırıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

6. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi

.

5 / 15Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri

inceler .”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”, 8. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin :

1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir . Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır .

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır . İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır . 12/ 7/ 1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur . Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır . 12/ 7/ 1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur .” 9. 4857 sayılı İş Kanunu’nun;

.

6 / 159.1. “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında;

Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir . Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur .

Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz .

Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler .

İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez .

Kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak; a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya, b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya, hak kazanamazlar .

9.2. “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı” başlıklı 112’nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

“Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurum ve kuruluşların haklarında bu

Kanun ve 854, 5953, 5434 sayılı kanunların hükümleri uygulanmayan personeli ile kamu kuruluşlarında sözleşmeli olarak istihdam edilenlere mevzuat veya sözleşmelerine göre kıdem tazminatı niteliğinde yapılan ödemeler kıdem tazminatı sayılır .

4/ 1/ 2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları; a) Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur . Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları

.

7 / 15tarafından,

b) Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı

Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir .”

Düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere mülga Tarımsal Üretim ve Geliştirme

Genel Müdürlüğünde ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünde alt işveren işçisi olarak çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatı konusunda asıl işverenin sorumluluğunun belirlenmesini talep etmektedir .

12. Başvuru konusu somut olayda başvuranın, mülga Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel

Müdürlüğü ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile çeşitli projeler kapsamında hizmet alım sözleşmeleri imzalayan yüklenici firmada çalışmalarının bulunduğu görülmektedir . Nitekim Tarım

Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen ve iki numaralı paragrafta yer verilen cevabi yazıda da; başvuranın, 01/ 05/ 2007 – 31/ 12/ 2015 tarihlerini kapsayan dönemde farklı projelere ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalanan yüklenici İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık

Hizmetleri Gıda Bil . Elektronik Tic . Ltd . Şti . çalışanı olarak fasılalı çalışmalarının bulunduğu ifade edilmektedir . Bu noktada başvuran her ne kadar 20/ 06/ 2017 tarihine kadar Tarım Reformu Genel

Müdürlüğünün alt işveren işçisi olarak çalıştığını belirtmekte ise de; Tarım Reformu Genel

Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgeler doğrultusunda dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, yüklenici İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık Hizmetleri Gıda Bil .

Elektronik Tic . Ltd . Şti . ile yapılan hizmet alım sözleşmesinin bitiş tarihinin 31/ 12/ 2015 olduğu anlaşılmaktadır . Bu tarihten sonra ise dosya kapsamında herhangi bir hizmet alım sözleşmesinin bulunmadığı görülmektedir . Yine başvuranın sigortalı hizmet dökümünden 20/ 06/ 2017 tarihinde sigortalı işten ayrılış bildirgesini veren işvereninin, yüklenici İşbay İnşaat Temizlik Turizm Sağlık

Hizmetleri Gıda Bil . Elektronik Tic . Ltd . Şti . olmadığı anlaşılmaktadır . Nitekim yüklenici firma da

Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda başvuranın, söz konusu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında 2015 yılına kadar çalışmasının bulunduğunu belirtmektedir . Bu itibarla dosya kapsamında başvuranın, mülga Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ve Tarım Reformu

8 / 15Genel Müdürlüğü’nde 01/ 05/ 2007 – 31/ 12/ 2015 tarihleri arasında fasılalı hizmet alım sözleşmeleri

kapsamında çalıştığı tespit edilmektedir .

13. Öte yandan Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinden alınan ve üç numaralı paragrafta yer verilen açıklamalar kapsamında, anılan Bakanlığın yüklenici firmaya yaptırmış olduğu işin istisna sözleşmesi benzeri bir iş olduğu ve işin tamamı yükleniciye devrolunduğu için anahtar teslimi tarzında bir iş olduğu iddiasının incelenmesi gerekmektedir . Şöyle ki, uygulamada işin tamamının anahtar teslimi yoluyla bir başka işverene devredilmesi durumunda söz konusu işi devreden işverenin asıl işveren sıfatının olmayacağı kabul edilmektedir . Ancak asıl işveren sıfatının bulunmaması, devredilen işin asıl işveren – alt işveren ilişkisi kapsamında olmamasına bağlıdır . Bu nedenle asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumların, işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından ayrıksı tutulması zaruridir .

14. Nitekim Yargıtay asıl işi konut, alt yapı ve sosyal donatı uygulamaları yapmak veya yaptırmak olan davalı … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş’nin, asıl işini ihale kapsamında … İnşaat

Mühendislik ve Tic . A.Ş.’ye vermesini, söz konusu ortaklığın bu işten elini çekmemesi ve verilen işin; faaliyet alanı dışında bağımsız bir iş olmaması nedenleri ile asıl iş olduğunu, dolayısıyla anahtar teslimi iş olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmektedir . Söz konusu davaya ilişkin kararda Yüksek

Mahkeme ayrıca; asıl – alt işveren ilişkisinin gerçekleşmesi için, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işi ya da asıl işin bir bölümünü alt işverene vermesi gerektiğini, verilen iş, mal veya hizmet üretimine ilişkin olmayan bir iş ise, bu tür bir ilişkinin doğmayacağını ifade etmektedir . Yüksek Mahkeme asıl – alt işveren arasındaki ilişkinin, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayandığını, alt işverenin üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürüttüğünü, çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yaptığını, gerekli talimatları vererek işçilere ücretlerini kendisinin ödediğini, ücret bordrolarını düzenleyerek, sigorta primlerini yatırdığını belirtmektedir . Bu açıklamalardan sonra da Yüksek

Mahkeme asıl iş, yardımcı iş ve anahtar teslimi iş kavramlarını açıklamaktadır . Bu doğrultuda mezkûr kararda asıl iş, mal ve hizmet üretiminin esasını oluşturan, doğrudan üretim organizasyonu içinde yer alan ve üretimin zorunlu unsuru olan, asıl işverenin faaliyet alanına göre belirlenen iş olarak tanımlanmaktadır . Yardımcı iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber, doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan iş olarak açıklanmaktadır .

Anahtar teslimi işten bahsedilmesi için ise alt işverenin asıl işverenden aldığı işin;

Asıl işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşıması, 

İşyerindeki üretimle ilgisinin olmaması veya asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde

 bulunmaması, verilen işin asıl iş ya da yardımcı iş niteliğinde olmayıp, başkaca bağımsız bir iş olması, şartlarının bulunması gerektiği anlaşılmaktadır . Yüksek Mahkeme asıl – alt işveren ilişkisi açısından önemli olan hususun asıl işverene ait “iş” kavramı olduğunu, asıl işverene ait olan ve alt işverenin yapacağı işin, asıl işverenin ürettiği mal ve hizmet süreci içinde veya tamamlayıcı

.

9 / 15olması gerektiğini, işin bir bölümünde işçi çalıştırmayan, işin tamamını anahtar teslimi ve ihale

yolu ile başkasına devreden ve işten elini çeken kişinin asıl işveren olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmektedir . Dolayısıyla anahtar teslimi işte, işverenin asıl faaliyet alanı olan mal ve üretim alanı dışında bir yapım işinin söz konusu olduğu Yüksek Mahkeme kararından anlaşılmaktadır . Son olarak Yüksek Mahkeme mezkûr kararda; mal, hizmet üretimi ile yapım işinin ne olduğunun Kamu İhale Kanunu’nun 4’üncü maddesinde açıklandığına yer vererek, asıl işverenin faaliyet alanı olmadığı ve devamlılık göstermediği sürece anahtar teslimi sureti ile verilen yapım ve inşaat işleri, mal ve hizmet üretimine ilişkin işler olarak kabul edilemeyeceğini belirtmektedir . Karara konu somut olay açısından ise davalı … Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı

A.Ş’nin asıl işini devretmesi nedeniyle asıl – alt işveren ilişkisinin bulunduğuna hükmettiği anlaşılmaktadır . (Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 09/ 11/ 2017 tarihli ve E :2015 / 15633, ) Bu itibarla başvuru konusu somut olay

K:2017 / 17831 sayılı kararı . Kaynak : www.corpus .com .tr açısından dosya kapsamında, Bakanlık tarafından yükleniciye verilen işlerin Bakanlığın/Genel

Müdürlüğün görev tanımlarından başkaca bağımsız bir iş niteliğinde olmadığı değerlendirildiğinden anahtar teslimi tarzında bir iş olmadığı anlaşılmaktadır .

15. Yine Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinden alınan ve üç numaralı paragrafta yer verilen açıklamalar kapsamında, 5538 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine eklenen sekizinci fıkra uyarınca, Kamu İhale Kanunu çerçevesinde yapılan hizmet alımı ihalelerinde idarenin, 4857 sayılı İş Kanunu’nda öngörüldüğü şekilde “asıl işveren” sıfatını taşımadığı, dolayısıyla İş Kanunu ile asıl işverene yüklenen sorumlulukların, 4734 sayılı Kanun hükümleri gereğince gerçekleştirilen hizmet alımı ihalelerinde idarelere yüklenemediği iddia edilmektedir .

Oysa söz konusu fıkra düzenleme kapsamındaki idarelerin tarafı oldukları asıl – alt işveren ilişkisinde, işçi alacakları yönünden sorumluluklarını ortadan kaldıran bir düzenleme değildir .

Düzenlemenin gerekçesinde yer alan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların ortaklıklarının, hizmet alımı amacıyla sözleşme yaptıkları yükleniciler veya işverenler tarafından istihdam edilenlerin asli işvereni olmadığı ifadesi ise bu kapsamda idarelerde çalışanların, fıkrada da açıkça belirtildiği üzere atanma, mali ve sosyal haklar açısından idareleri asli işveren olarak sorumlu tutamayacakları ve hak talep edemeyeceklerini belirtmekten ibarettir . Gerçekten de 4857 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında kurulan asıl – alt işverenlik ilişkisinde, yüklenicinin almış olduğu işte çalışan işçiler gerçekte alt işverenin işçileridir . Dolayısıyla asıl işverenin çalışanları ile aynı statüde olmadıkları açıktır . Söz konusu düzenleme de kamu kurum ve kuruluşları ile bunların ortaklıklarının taraf oldukları asıl – alt işverenlik ilişkisinde çalışan işçiler açısından yapılan özel bir hüküm olmaktan ibarettir . Esasen söz konusu düzenlemede kamu kurum ve kuruluşları ile bunların ortaklıklarına atanma, bu idarelerde çalışanların mali ve sosyal haklarından yararlanma imkânının olmadığı ifadeleri ile yetinilmekte ve ayrıca düzenlemenin asıl – alt işveren ilişkisinin tanımlandığı ve alt işveren işçilerinin hakları açısından birlikte sorumluluğun düzenlendiği fıkralardan hemen sonra düzenlenmesi de, sorumluluk hukuku açısından bir istisna getirilmediğine işaret etmektedir .

Bir başka ifade ile mezkûr düzenleme ile alt işveren işçilerine yönelik getirilen kısıtlayıcı hükümler; atanma, mali ve sosyal haklardan yararlanma konuları ile sınırlıdır . Aksi bir yorum ile asıl – alt işverenlik ilişkisinin kurulduğu durumlarda işçilik alacaklarına ilişkin anılan idarelerin sorumluluklarının bulunmadığını kabul etmenin, genel olarak asıl – alt işveren ilişkisi hükümlerine ve işçi lehine yorum ilkesine aykırı olacağı değerlendirilmektedir .

.

10 / 1518. Bu açıklamalarla birlikte, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü’nde alt

işverene bağlı olarak 01/ 08/ 2011 – 13/ 06/ 2017 tarihleri arasında çalışan ve kıdem tazminatını hak edecek şekilde işinden ayrılan başvurana, işe alım ihalesinin Kamu İhale Kanunu’nun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında olmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı ödenmemesine yönelik işlemi konu alan başvuru hakkında Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; Kamu İhale Kanunu’nun istisnalar başlıklı 3’üncü maddesinin (g) bendi kapsamında yapılan ihale işlerinde de asıl işveren alt işveren iş ilişkisinin söz konusu olması ve 4857 sayılı İş

Kanunu’nun 112’nci maddesinde yapılan yeni düzenlemenin, aynı Kanun’un 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan asıl işveren ve alt işverenin işçiye karşı birlikte sorumlu olduğuna ilişkin hükmü ortadan kaldırmaması gerekçeleriyle başvuranın kıdem tazminatı talebinin kabulü hususunda

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel Müdürlüğüne tavsiyede bulunulmasına karar verildiği görülmektedir . (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2018/ 94 numaralı başvuruya ilişkin 04/ 07/ 2018 tarihli Tavsiye Kararı .)

19. Şu halde başvuru konusu somut olay açısından başvuranın kıdem tazminatı talebi yönünden

Tarım ve Orman Bakanlığının sorumlu kabul edilebilmesi için 4857 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin sekizinci fıkrası ile 112’nci maddesinin engel olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır . Ancak bu kabul için de evleviyetle, başvuranın çalışmasının temelinde yer alan hizmet alım sözleşmelerinin asıl – alt işverenlik ilişkisi kapsamında yer alması ve bu çalışma ilişkisinin de kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş olması koşullarının birlikte sağlanması gerekmektedir .

20. Bu doğrultuda ilk olarak söz konusu hizmet alım sözleşmelerinin anahtar teslimi tarzında bir iş olmadığı görülmektedir . (Bk . on üç numaralı paragraf) Bununla birlikte asıl – alt işveren ilişkisinin kurulması için gerekli olan şartlar hakkında yukarıda yapılan açıklamalara ek olarak Yargıtay’ın; davalı … Belediyesi ile davalı şirket arasında yapılan hizmet alım sözleşmelerinin konusunun dijital arşiv sistemi, yazılım ve bakım hizmetine yönelik olduğunu belirterek, yapılan bu sözleşme nedeniyle … Belediyesi ve davalı şirket arasında 4857 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında asıl – alt işveren ilişkisinin kurulduğuna ve davalı … Belediyesinin çalıştırdığı süre itibarıyla davacı alacaklarından asıl işveren olarak sorumlu olduğuna hükmettiği görülmektedir .

(Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 10/ 09/ 2018 tarihli ve E :2018 / 6744, K:2018 / 15355 sayılı kararı . Kaynak : www.corpus .com .tr ) Benzer şekilde Yargıtay’ın davalı İçişleri Bakanlığının

“Dernekler Bilgi Sistemi” isimli yazılımın ihtiyaçlara cevap verebilecek güvenilir, teknolojik değişime, gelişmelere açık ve esnek bir yapıya sahip olabilmesi ve projenin devamlılığının sağlanabilmesi amacıyla belirlenen hizmetlerin yüklenici tarafından üstlenilmesi şeklindeki işleri, alt işverene vermesinin yardımcı iş niteliğinde olduğuna ve bu nedenle asıl – alt işverenlik ilişkisinin

4857 sayılı Kanun’a uygun olduğuna, dolayısıyla iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayanmadan

feshinden kaynaklanan mali sonuçlarından Bakanlığın da sorumlu olduğuna hükmettiği

anlaşılmaktadır . (Yargıtay Yirmi İkinci Hukuk Dairesinin 18/ 01/ 2016 tarihli ve E : 2015/ 35091 K:

2016/ 907 sayılı kararı . Kaynak : www.corpus .com .tr ) Esasen Belediye tarafından, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmayan çöp toplama hizmet alımı işlerinde çalışan işçilere yersiz kıdem tazminatı ödenmesi neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak, Sayıştay 5’inci Dairesinin 19/ 01/ 2017 tarihli ve 228 Karar, 117 İlam numaralı kararında da;

.

12 / 15“… Her ne kadar Kamu İhale Genel Tebliğinin yukarıda belirtilen bendine, personel çalıştırılmasına

dayalı hizmet alımları için yaptığı tanımda, yaklaşık maliyetin en az %70 lik kısmının asgari işçilik maliyetini içermesi gerektiği belirtilmişse de; yukarıda sözü edilen 6552 sayılı Kanun ile 4734 sayılı

Kamu İhale Kanunda, idarelere mahiyetlerinde çalışan taşeron işçilerin kıdem tazminatlarını ödeme yükümlülüğü getirilirken, söz konusu işçilerin, yaklaşık maliyet içinde asgari işçilik maliyetine bakılmaksızın, mesailerinin tamamının idare için sarf etmeleri temel alınmıştır . Kaldı ki çöp toplama işine ilişkin ihalelerde, işçilik maliyeti dışında ağırlıklı olarak çöp toplama araçlarının kullanımı ve yakıt maliyetleri yüklü bir tutar içerdiğinden, asgari işçilik maliyetinin yaklaşık maliyetin %70 lik kısmını ihtiva etmesi daima mümkün değildir . Dolayısıyla burada önemli olan işçilerin çalışma saatlerinin tamamını idare için kullanmaları olduğundan, idarenin, işçilerin müstehak oldukları kıdem tazminatını ödemesinde mevzuata aykırı bir durum yoktur .

Bu itibarla, Belediye tarafından, personel çalıştırılmasına dayalı çöp toplama hizmet alımı işlerinde çalışan işçilere kıdem tazminatı ödenmesi hususunda mevzuatına uygun olduğu anlaşılan ………. TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına…” ifadelerine yer verilerek, personel çalıştırmasına dayalı hizmet alım ihalesi şartlarını sağlamayan asıl

– alt işverenlik ilişkisinde çalışan işçilerin kıdem tazminatları açısından idarenin sorumlu tutulmasını mevzuata aykırı görmediği anlaşılmaktadır . ( https : //www .sayistay .gov.tr/tr/kararlar/dk/?krr= 23783 )

Sonuç olarak başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgeler kapsamında yapılan inceleme neticesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yükleniciye verilen işlerin asıl – alt işveren ilişkisi kapsamında olduğu anlaşılmaktadır . Bu nedenle somut olay açısından asıl işveren niteliği bulunan

Tarım ve Orman Bakanlığının, yüklenici ile imzalanan sözleşmelerde yer alan, yüklenicinin kendi personeli ile ilgili iş ve işlemlerinden yine yüklenicinin sorumlu olduğuna ilişkin hükümleri gerekçe göstererek işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı açıklamasına katılmanın mümkün olmadığı görülmektedir . Gerçekten de söz konusu sözleşme hükümlerinin işçilik alacaklarından doğan sorumluluğu düzenlemediği görülmekle birlikte, böyle bir hüküm var olsa bile Kanun’un sorumluluk hukukuna ilişkin emredici hükümleri karşısında dikkate alınması mümkün değildir .

21. Bütün bu değerlendirmeler ile birlikte alt işveren İŞBAY İnşaat Temizlik Turizm Sağlık

Hizmetleri Gıda Bil . Elektronik Tic . Ltd . Şti . tarafından, başvurana hak kazandığı kıdem tazminatının ödendiği ifade edilmektedir . Gerçekten de İŞBAY İnşaat Temizlik Turizm Sağlık

Hizmetleri Gıda Bil . Elektronik Tic . Ltd . Şti . tarafından, 16/ 02/ 2015 tarihinde Türkiye Garanti

Bankası Cebeci Şubesi aracılığı ile personel tazminatı olduğu belirtilerek başvuran adına 1.180,33

TL ödemenin yapıldığı, yine 16/ 03/ 2015 tarihinde de Türkiye Garanti Bankası Cebeci Şubesi aracılığı ile personel tazminatı ikinci taksit olduğu belirtilerek başvuran adına 590.16 TL ödemenin yapıldığı, başvuru dosyasına sunulan dekontlardan anlaşılmaktadır . Ancak dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, söz konusu ödemenin, başvuranın hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışmış olduğu kıdemine esas süresi ve son ücretine nazaran, tüm kıdemi dikkate alınarak yapılmadığı değerlendirilmektedir . Zira kıdem tazminatı; hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalışılan süreler dikkate alınarak, işçinin son brüt ücreti üzerinden ödenmektedir .

22. Diğer taraftan başvuru konusu dosya kapsamında ne başvuran tarafından ne de Tarım ve Orman

.

13 / 15Bakanlığı tarafından ödemeye ilişkin bir bilgi veya belge sunulmadığı görülmektedir . Ayrıca başvuru

konusunun, başvuranın kıdem tazminatının kim tarafından ödeneceğinin ve firmanın tasfiye edilmesi nedeniyle asıl işverenin kıdem tazminatı konusundaki sorumluluğunun ne olduğunun belirlenmesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır . Hal böyle iken, başvuru dosyası kapsamında yapılan inceleme; Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hizmet alım sözleşmeleri ile alt işverene verilen işler kapsamında çalışması bulunduğu tartışmasız olan başvuranın, bu çalışma sürelerine ilişkin kıdem tazminatının ödenmesi konusunda Tarım ve Orman Bakanlığının sorumluluğunun olup olmadığına yönelik tespitlerden oluşmaktadır . Bu itibarla dosya kapsamında; asıl işveren olan Tarım ve Orman

Bakanlığının, başvuranın iş sözleşmesinin 1475 sayılı Kanun’a uygun olarak kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş olması ve alt işveren tarafından yapılan ödeme tutarının, başvuranın tüm kıdemine nazaran eksik bir ödeme olması durumunda, başvuranın kıdem tazminatı talebi açısından sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır .

23. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuranın alt işverene verilen işler kapsamında geçen çalışma sürelerine ilişkin kıdem tazminatı talebi açısından, Tarım ve Orman

Bakanlığı tarafından asıl işveren olarak sorumlu olunduğu hususu gözetilmeden, yüklenici ile imzalanan sözleşmenin personel çalıştırılmasına dayalı olmaması gerekçe gösterilerek söz konusu kıdem tazminatından sorumlu olunmadığı yönünde tesis edilen işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir . Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği 06/ 07/ 2018 tarihli ve E : 2026611 sayılı cevabi yazıda başvuru konusu uyuşmazlık hakkında idari mahkemelere başvurulması gerektiği ifade edilmişse de; 4.6. numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuru konusu uyuşmazlık hakkında iş mahkemelerinin görevli olması nedeniyle “kanunlara uygunluk” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın, çeşitli hizmet alım sözleşmeleri kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştırıldığı

14 / 15döneme ilişkin iş sözleşmesinin, 1475 sayılı Kanun’un 14’ncü maddesine uygun olarak sona

erdiğinin tespit edilmesi durumunda, bu çalışma sürelerine ilişkin kıdem tazminatı talebi açısından sorumlu olunduğu kabul edilerek gerekli incelemelerin yapılması için yeni bir işlem tesis edilmesi yönünde TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, TARIM VE ORMAN

BAKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

.