ÖZET: Başvuru, enflasyon nedeniyle değer kaybı talebine ilişkin olup, başvuran, 7091 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde kendisine yapılan ödemenin günümüz koşullarında yetersiz olduğunu belirtmiştir. Başvuru, 18 Eylül 2024 tarihinde yapılmış ve başvuran, hesaplamaların güncel reel değerlere göre yeniden düzenlenmesini talep etmiştir. İlgili idare, başvurunun değerlendirilmesi için gerekli belgeleri talep etmiş ve İzmir Valiliği ile Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan yanıtlar almıştır. Bu yanıtlar, kapatılan kurumların borç ve alacaklarının Maliye Bakanlığı tarafından yönetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

İdare, başvuranın kıdem tazminatı talebinin yalnızca belirli bir kısmının kabul edildiğini ve diğer taleplerin ise belgelerin eksikliği nedeniyle değerlendirilemediğini ifade etmiştir. Yapılan hesaplamalar sonucunda, başvurana toplam 120.809,28 TL ödendiği belirtilmiştir. Ancak, ödemenin yapıldığı tarihte enflasyon nedeniyle alım gücünün önemli ölçüde düştüğü göz önünde bulundurularak, başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, kıdem tazminatının, hak kazanıldığı tarihteki alım gücüne göre denkleştirilerek ödenmesi yönünde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2025/1527-S.25.2351

BAŞVURU NO : 2024/11567

KARAR TARİHİ : 12.02.2025

,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, enflasyon sebebiyle değer kaybı talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 18.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza (T.C. Kimlik No: tarafından yapılan başvuruda başvuran özetle; 7091 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında tarafına yapılan ödemenin enflasyonist ortamda oldukça düşük kaldığını, hesaplamalarda mevcut İş Kanununun uygulandığı ve 8 yıl önceki son brüt maaşlarla yıl hesabı yapılarak sadece çok cüzi bir yasal faiz uygulandığını belirterek; hesaplamaların günümüz reel değerlerine uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 25.09.2024 tarihli ve S. sayılı yazısı ile İzmir Valiliğinden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup; İzmir Valiliği İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazı ve eklerinde özetle; Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde kapatılan kurumların borç ve alacaklarına ilişkin işlemlerin 15.08.2016 tarihli ve 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında Maliye

Bakanlığının ilgili birimlerince yürütülmesi gerektiğinden; İzmir Defterdarlığınca bilgi verileceği belirtilmiştir.

3. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Defterdarlığı KHK İşlemleri İl Bürosu tarafından Kurumumuza gönderilen

06.12.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazıda özetle;

3.1 20.07.2016 tarih ve / sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen

olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan 6749 sayılı Yasanın (667 Sayılı KHK) 2. Maddesinin 3.

fıkrası uyarınca milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen İzmir Koleji İşletmeleri Tic.

A.Ş. kapatıldığı ve 7091 sayılı Yasanın 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ticaret sicil kayıtlarından resen terkin edildiği, /

3.2 Ohal kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlardan istihkak ve alacak talebinde bulunan gerçek ve tüzel

kişilerin talepleri hakkında düzenlemeler içeren 7091 sayılı Yasanın “Devir İşlemlerine İlişkin

Tedbirler” başlıklı 5’inci maddesi hükümlerinin kapsamında alacak talebinin kabul edilebilmesi için; “Talebin devralınan varlıkların değerini geçip geçmediği, ek mali külfet getirip getirmediği, talebin gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanıp dayanmadığı, başvurunun süresinde olup olmadığı hususlarının tek tek incelenmeye tabi tutulması ve değerlendirilmesi” gerektiği,

3.3 Bu kapsamda; kapatılan kurum ve kuruluşların varlık ve borçlarını değerlendirilmesi ve diğer

işlemlerin yapılması amacıyla 7091 sayılı Yasanın 5. maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan 2016/1 sayılı Milli Emlak Genelgesinin 11. maddesi uyarınca kapatılan kurum ve kuruluş borçlarını belirleme yetkisi İnceleme ve değerlendirme komisyonlarına ait olduğu,

3.4 Başvuru sahibi tarafından yasal süresi içerisinde 27/09/2016 tarih ve genel

evrak sayılı dilekçe ile hizmet akdinden doğan alacaklarının talep edilmiş olup bahse konu talebin 2016/1 sayılı Milli Emlak Genelgesi gereği oluşturulan İzmir Koleji İşletmeleri Tic. A.Ş. varlık ve borçlarını belirlemekle görevli İnceleme ve değerlendirme komisyonuna iletildiği ve komisyon tarafından düzenlenen 16.06.2017 tarih ve – – / sayılı Görüş ve Öneri Raporunun G) Borçlara

İlişkin İnceleme ve Değerlendirme: 2- Çalışanlara Borçlar bölümünde özetle özlük hakkı talebinde bulunan ancak dilekçe ekinde kanıtlayıcı belge sunulmayan başvurucunun da içerisinde bulunduğu taleplerin değerlendirilmediği,

3.5 Bu defa dilekçe ekinde kanıtlayıcı belge sunulmaması ve benzeri nedenlerle değerlendirilmeye

alınmayan ohal kapsamında kapatılan tüm kurumlardaki özlük hakkı talepleri hakkında yeniden incelenmesi gerektiğine ilişkin Bakanlığımızın (Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü)

17.01.2023 tarih ve sayılı görüş yazıları üzerine bahse konu taleplerin yeniden

değerlendirilmesinin İl Daimi İnceleme ve değerlendirme komisyonlarından istenildiği,

3.6 İl Daimi İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından 22.12.2023 tarih ve [ –

/ sayılı Görüş ve Öneri Raporu ile ilgili hakkında “…..Komisyonumuzca kıdem tazminatı hesaplaması istenilmiş olup Komisyonumuz tarafından kişiye olan SGK Hizmet dökümü SGK’dan istenilmiş ve gelen SGK hizmet dökümüne göre; ilgilinin İşletmeleri A.Ş.’e ait numaralı işyerinde

15.11.2009 tarihinde işe başladığı görülmüş olup 6115 gün çalışmaya devam ettiği ve son brüt maaşının

4.329,85 TL olduğu görülmüştür. Bu verilere göre Brüt kıdem tazminatı 71.992,98 TL hesaplanmış, 546,43

TL damga vergisinden sonra kalan 71.446,56 TL kıdem tazminatının ilgiliye ödenmesi gerekmektedir.” hususlarının belirtildiği,

3.7 Bu bağlamda, Komisyon Raporu ile tespit edilen net 71.446,56 TL borç aslına 7091 sayılı yasanın

yukarıda belirtilen 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İdaremize başvuru tarihi olan 27/09/2016 tarihinden

30.05.2024 tarihine kadar hesaplanan 49.362,72 TL yasal faiziyle birlikte toplam 120.809,28 TL

olarak 05/06/2024 tarihinde ilgilinin bildirdiği hesap numarasına aktarıldığı,

3.8 Ayrıca 12/07/2024 tarih ve sayılı yazı ile bilgi edinme kanunu gereğince idaremizce yapılan

ödeme hakkında açıklayıcı bilgi talep edilmiş olup ilgiliye 18/07/2024 tarih ve sayılı yazımızla cevap verildiği,

3.9 Başvurucuyla İdare arasında başvuru konusu yapılan İdari işleme ilişkin olarak yargı organlarında

görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık bulunmadığı,

3.10 Başvurucunun İdareye yapmış olduğu alacak talebinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri

/

doğrultusunda Yasaya uygun olarak sonuçlandırıldığı ve İdarece yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

4.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî

dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”

4.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”

4.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

4.4 “ Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu

haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

4.5 “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48’inci maddesinde; “Herkes, dilediği alanda çalışma ve

sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.”

4.6 “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. (Değişik

fıkra: 3/10/2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”

4.7 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’ncü maddesinin üçüncü ve

dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin

Sözleşmeye Ek Protokolün; “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” 6. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde; “1. Herkes, yasalara uygun olarak elde edilmiş mallarını sahiplenme, kullanma, tasarrufta bulunma ve miras bırakma

/

hakkına sahiptir. Kamu yararı gerekçesiyle, yasalarda belirlenmiş durum ve koşullarda ve makul bir süre içinde karşılığının ödenmesi hali dışında, kimse mallarından yoksun bırakılamaz. Kamu yararı için gerekli olduğu ölçüde, mülkiyet hakkının kullanılması yasa ile düzenlenebilir…” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …” 8. 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun; “Devir işlemlerine ilişkin tedbirler” başlıklı “ (1)

20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel

Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine (…)

gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.

(2) (Değişik:8/4/2022-7394/35 md.) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan; elden çıkarılanların tutarı ile elden çıkarılmayanlar rayiç bedeli tespit edilerek ilgili varlık hesapları karşılığında emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar asıl alacağa idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte bu emanetlerden ödenerek kalan nakit tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Nakit dışı diğer tutarlar ise ilgili hesaplara alınır…

(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.

/

(5) (Değişik:8/4/2022-7394/35 md.) Borçların ödenmesinde, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk lirasını geçmeyen borçlar, işçi alacakları, rehinli alacaklar, bu fıkra kapsamında türü belirtilen alacaklara girmeyen diğer alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanımından kaynaklanan alacaklar, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri şeklinde sıralama esas alınır. Emanet tutarı, ilgili sıra içerisinde bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse garameten paylaştırma yapılır…

(7) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bu madde kapsamında istenilecek bilgi ve belgeleri onbeş gün içerisinde vermek zorundadır. Bu çerçevede talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar…”

9. 6098 Sayılı Borçlar Kanununun;

9.1 “Temerrüt faizi” başlıklı 120’nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede

kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”

9.2 Aşkın Zarar başlıklı 122’nci maddesinde; “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa,

borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” 10. 7394 Sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 35’inci maddesinin ikinci fıkrasında; “ Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir.

Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan; elden çıkarılanların tutarı ile elden çıkarılmayanlar rayiç bedeli tespit edilerek ilgili varlık hesapları karşılığında emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar asıl alacağa idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte bu emanetlerden ödenerek kalan nakit tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Nakit dışı diğer tutarlar ise ilgili hesaplara alınır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; 7091 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında tarafına yapılan ödemenin günümüz reel değerlerine uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesini talep etmektedir.

13. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

13.1 Başvuranın; kapatılan İzmir Koleji İşl.Tic.A.Ş’de 10.01.1999 giriş, 13.08.2016 okulun

mühürleme tarihine kadar öğretmen olarak çalıştığı ve aylık 4500TL brüt ücret aldığı,

13.2 09.09.2016 tarihli dilekçesi ile İzmir Defterdarlığından kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ödenmeyen

maaş ve izin ücret alacaklarını talep ettiği, söz konusu dilekçesinin 27/09/2016 tarih ve sayı ile kayıt altına alınarak 2016/1 sayılı Milli Emlak Genelgesi gereği oluşturulan İzmir Koleji İşletmeleri

Tic. A.Ş. varlık ve borçlarını belirlemekle görevli İnceleme ve değerlendirme komisyonuna iletildiği ve söz konusu talebin; 16.06.2017 tarih ve – – / sayılı Görüş ve Öneri Raporunun G) Borçlara

İlişkin İnceleme ve Değerlendirme: 2- Çalışanlara Borçlar bölümünde belirtildiği üzere; özlük hakkı talebinde bulunulmuş olsa da dilekçe ekinde kanıtlayıcı belge sunulmadığından bahisle özlük hak talebinin değerlendirilmediği,

13.3 Akabinde; Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün

17.01.2023 sayılı ve sayılı KHK işlemleri konulu yazısında; “…işçilik alacaklarına ilişkin talep

sahiplerinin miktar bildirerek ve kanaat getirici belge sunularak yapılan başvurular hariç, talep edilen işçilik alacağı türüne göre değerlendirmesi esas olup; mahkeme kararları çerçevesinde Kıdem tazminatının

SGK kaydına göre hesaplanması, KHK ile kapatılan kurum çalışanlarına ihbar tazminatı ödenmeyeceğinden ihbar tazminatının hesaplanmaması, Yıllık ücretli izine ilişkin sunulan belgeler ve kapatılan kurumun defter ve kayıtlarının incelenerek bir sonuca varılması, fazla çalışma alacağı, Ulusal bayram ve Genel tatillerden kaynaklı çalışma alacağının ispatının işçiye ait olması nedeniyle kanaat getirici belgelerin sunulmuş olması durumunda incelenerek bir karara varılması, bu itibarla anılan hesaplamaların İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir…” hususları belirtilerek taleplerin yeniden değerlendirilmesinin istendiği,

13.4 İzmir Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 22.12.2023 tarih ve

[ – – / sayılı ve İzmir Koleji İşl. AŞ Çalışanlarının Özlük Haklarına İlişkin İnceleme ve Değerlendirme konulu Görüş ve Öneri Raporunda; başvuran hakkında “İzmir İl KHK Bürosunca talep süresi içinde verildiği belirtilen dilekçelerden söz konusu kişiye ait olan dilekçeye istinaden

Komisyonumuzca kıdem tazminatı hesaplaması yapılması istenilmiş olup Komisyonumuz tarafından kişiye ait olan SGK Hizmet dökümü SGK’dan istenilmiş ve gelen SGK hizmet dökümüne göre; ilgilinin

İşletmeleri A.Ş’e ait numaralı iş yerinde 15.11.2009 tarihinde işe başladığı görülmüş olup

6115 gün çalışmaya devam ettiği ve son brüt maaşının 4.329,85TL olduğu görülmüştür. Bu verilere göre

Brüt kıdem tazminatı 71.992,98 TL hesaplanmış, 546,43TL damga vergisinden sonra kalan 71.446,56 TL kıdem tazminatının ilgiliye ödenmesi gerekmektedir.” kaydının düşüldüğü,

13.5 Bu kapsamda; Komisyon Raporu ile tespit edilen net 71.446,56 TL asıl borç ve 7091 sayılı Kanunun

5’inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında idareye başvuru tarihi olan 27/09/2016 tarihinden 30.05.2024 tarihine kadar hesaplanan 49.362,72 TL yasal faizin 120.809,28 TL olarak 05/06/2024 tarihinde başvurana ödendiği,

13.6 Başvuranın idareye başvuru dilekçesinde belirtmiş olduğu; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve

ödenmeyen maaş ve izin ücret alacaklarından yalnızca kıdem tazminatının hesaplanarak faizi ile ödendiği, ihbar tazminatının “KHK ile kapatılan kurum çalışanı” olduğu gerekçesiyle ödenmediği, maaş ve izin ücret alacakları hakkında; ispatının işçiye ait olması nedeniyle kanaat getirici belgelerin sunulmuş olmaması nedeniyle ödenmediği anlaşılmıştır.

14. Başvuruya konu uyuşmazlığın; yasal faizi ile birlikte ödenen işçilik alacaklarının ödeme tarihindeki

/

satın alma gücünde önemli azalma meydana geldiği gerekçesi ile alım gücüne denkleştirilerek ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.

15. Başvuru konusu olay kapsamında kıdem tazminatının konusunu oluşturan paranın başvuranın hak ettiği tarihten sonra ödenmesinden yaklaşık 8 yıl sonra yasal faizi ile birlikte ödendiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Para borçlarının ödenmemesi, alacaklının parasından bir süre mahrum kalmasına yol açtığından dolayı taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanabilmesi için bir temerrüt faizi düzenlemesiyle alacaklının borcun konusunu oluşturan parayı kullanamamasından kaynaklanın zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Ancak enflasyonist dönmelerde bu ödemenin başvurana bir külfet yükleyip yüklemediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

16. Anayasa Mahkemesi, parayı ekonomilerde bir değişim aracı olarak tanımlamış ve çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla sahibine kazanç, kira, nema gibi yararlar sağlayan ekonomik bir değer olarak nitelendirmiştir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmasının, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurması yanında enflasyon etkisinde olan ekonomilerde değerini yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olacağını değerlendirmiştir. (NO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, § 70)

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamu makamlarınca yapılacak ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle istikrarlı olarak ilişkilendirmektedir. AİHM’in çeşitli kararlarında, makul olmayan bir gecikme nedeniyle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterli olamayacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39). Anayasa Mahkemesi de kararlarında AİHM kararlarına atıfla mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29) (AYM, Ferda

Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, § 28)

18. Atıf yapılan Anayasa Mahkemesi kararında “… AİHM’e göre mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerekmektedir. AİHM bu çerçevede, idare mahkemesinin yaklaşık 200 aya yayılan

Nisan 1987-Aralık 2003 tarihleri arasındaki dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararı dikkate almadığını tespit etmiştir. AİHM söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM, geçen sürenin yalnızca devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde

Türkiye’de paranın hızla değer kaybettiğini göz önünde bulundurarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.” ifade edilmiştir.

19. Bu durumda esasen kıdem tazminatı alacağının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin olduğu anlaşılan mevcut başvurunun Anayasanın 35. maddesi kapsamında korunmaya değer bir mülke ilişkin olup olmadığının ve bahse konu mülke yapılan müdahalenin ortaya konulması gerekmektedir.

20. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). Bu bakımdan kıdem

tazminatı alacağının Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği kuşkusuzdur.

21. Ayrıca belirtmek gerekir ki Kurumumuz kararlarında da belirtildiği üzere emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatı farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da, hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi nitelikleri itibariyle bireylerin çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifadesiyle benzer nitelikteki iki hukuki müesseseyi ifade etmektedir. Hal böyle olunca benzer nitelikte emekli ikramiyesinin geç ödenmesinden kaynaklı enflasyon nedeniyle oluşan zararın ödenmesine yönelik başvurular hakkında verdiğimiz kararlarımızda da İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi

Kararlarına ( Ferda Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B.

No: 2013/28, 25/2/2015, ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017vb.) yapılan atıflarla geç yapılan ödemelerde paranın enflasyon karşısında aşırı ölçüde değer kaybettiği başvurularda başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, dolayısıyla başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılarak emekli ikramiyesinin, emekli aylığı bağlandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi yönünde

Tavsiye Kararı verildiği görülmektedir verildiği görülmektedir. (Kamu Denetçiliği Kurumu 10.09.2024, B.No: 2024/4444, Tavsiye Kararı)

22. Kurumumuza; benzer şekilde 8 yıl önceki son brüt maaşı üzerinden yıl hesabı yapılarak sadece çok cüzi yasal faiz uygulandığı, yapılan hesaplamanın günümüz reel değerlerine uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesi talebi ile yapılan başvuruda; başvuruya konu müdahaleyle başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, dolayısıyla başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği değerlendirmesi ile Başvurana kıdem tazminatının, kıdem tazminatına hak kazandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi yönünde Hazine ve

Maliye Bakanlığına Tavsiyede Bulunulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. (Kamu Denetçiliği Kurumu 24.01.2025, B. No: 2024/9310, Tavsiye Kararı)

23. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Başvuranın, 10.01.1999-13.08.2016 tarihleri arasında çalıştığı dönem için tespit edilen 71.446,56 TL kıdem tazminatı alacağının bulunduğu, söz konusu alacakları için idareye başvuru tarihi olan 27/09/2016 tarihinden 30.05.2024 tarihine kadar hesaplanan 49.362,72 TL yasal faizi ile birlikte toplam 120.809,28 TL olarak 05/06/2024 tarihinde başvurana ödendiği, Merkez

Bankası verilerine göre ise başvuranın kıdem tazminatına hak kazandığı 2016 yılı Ağustos ayındaki 100

TL’nin, ödemenin yapıldığı 2024 yılı Haziran ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığının 823.14 TL olduğu görülmektedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda belirtilen değer kaybının miktarı gözetildiğinde başvuruya konu müdahaleyle başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, dolayısıyla başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare

tarafından süresi içerisinde gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa)

durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı

İzmir İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Başvurana kıdem tazminatının, kıdem tazminatına hak kazandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi yönünde HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; Hazine ve

Maliye Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURAN ile HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA

Kamu Başdenetçisi

/