|
ÖZET: Başvuru, İzmir Özel Fatih Koleji’nde 11 yıl resim öğretmeni olarak görev yapan bir kişinin, kurumun kapatılması sonrası sosyal haklarının iadesi talebiyle ilgili olarak yapılmıştır. Başvuran, 2017 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan görevine dönebilme yazısı almasına rağmen, birikmiş sosyal haklarının 8 yıl sonra, gerçek değerinin altında ödendiğini belirtmektedir. Bu nedenle, ödemelerin günümüz enflasyonuna göre yeniden hesaplanmasını talep etmektedir.
İlgili idare, başvurunun 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumların alacak taleplerine dair düzenlemelere tabi olduğunu ifade etmiştir. İzmir Defterdarlığı, başvuranın kıdem tazminatının yasal faiziyle birlikte ödendiğini, ancak başvuranın talebinin enflasyon karşısında değer kaybı nedeniyle geçerliliği konusunda bir inceleme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıfta bulunarak, ödemelerin zamanında yapılmaması durumunda alacaklının zarar gördüğünü vurgulamıştır. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesine ve kıdem tazminatının, hak kazanıldığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi yönünde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin, bu karar doğrultusunda 30 gün içinde işlem yapması gerektiği belirtilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2025/861-S.25.1348
BAŞVURU NO : 2024/9310
KARAR TARİHİ : 24.01.2025
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Enflasyon Sebebiyle Değer Kaybı Talebi Hakkında
BAŞVURU TARİHİ : 29.07.2024
I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; İzmir Özel Fatih Koleji’nde 11 yıl resim öğretmeni ve idareci olarak çalıştığını, çalıştığı kurumun 667 sayılı KHK ile kapatılmasının ardından sosyal haklarının tarafına iadesi için idareye başvurduğunu, herhangi bir iltisakının olmadığı anlaşılarak 2017 yılında Milli
Eğitim Bakanlığı’ndan görevine dönebilme yazısı aldığını, birikmiş sosyal haklarını ancak 8 yıl sonra tarafına gerçek değerinin çok altında ödendiğini, hesaplamalarda mevcut iş kanunu uygulanarak ve 8 yıl önceki son brüt maaşı üzerinden yıl hesabı yapılarak sadece çok cüzi yasal faiz uygulandığını, yapılan hesaplamanın günümüz reel değerlerine uygun bir şekilde yeniden düzenlenmesini talep etmektedir.
II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 02/09/2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben İzmir
Defterdarlığı tarafından gönderilen 02/10/2024 tarihli ve – – sayılı yazıda:
2.1. 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan 6749 sayılı Yasanın (667 Sayılı KHK) 2. Maddesinin 3. fıkrası uyarınca milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen İzmir Özel Fatih Koleji İşletmeleri Tic. A.Ş. kapatılmış ve
7091 sayılı Yasanın 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ticaret sicil kayıtlarından resen terkin edildiğini,
2.2. OHAL kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlardan istihkak ve alacak talebinde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin talepleri hakkında düzenlemeler içeren 7091 sayılı Yasanın Devir İşlemlerine İlişkin tedbirler başlıklı 5. maddesinde;
“(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel
Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi,ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine (…)
gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(2) (Değişik:8/4/2022-7394/35 md.) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan; elden çıkarılanların tutarı ile elden çıkarılmayanlar rayiç bedeli tespit edilerek ilgili varlık hesapları karşılığında emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar asıl alacağa idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte bu emanetlerden ödenerek kalan nakit tutarlar bütçeye gelir kaydedilir.
Nakit dışı diğer tutarlar ise ilgili hesaplara alınır.
(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.
(5) (Değişik:8/4/2022-7394/35 md.) Borçların ödenmesinde, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk lirasını geçmeyen borçlar, işçi alacakları, rehinli alacaklar, bu fıkra kapsamında türü belirtilen alacaklara girmeyen diğer alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanımından kaynaklanan alacaklar, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri şeklinde sıralama esas alınır. Emanet tutarı, ilgili sıra içerisinde bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse
garameten paylaştırma yapılır. Kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları, kurs, dershane, öğrenci yurtları ve pansiyonlara avans veya peşin ödeme şeklinde kapatma tarihinden sonraki dönemler için ifa edilmiş olan öğrenim ve barınma bedelleri, yukarıda belirtilen sıraya tabi tutulmaksızın iade edilir.
İhtilaflı taleplere ilişkin ise, talep sahiplerinin taleplerin reddine ilişkin kararın ilgililere tebliğinden itibaren
3 ay içinde dava açıldığına dair belge sunmaları halinde, bu fıkradaki sıralama değişmeksizin ihtilaf konusu
tutar, kapatılan kurum/kuruluşun varlık hesaplarında nakit veya malvarlığı değerinin bulunması koşuluyla emanet hesabında tutulur. Süresinde dava açıldığına ilişkin belge sunulmaması halinde, ihtilaf konusu alacak hakkında talepte bulunulmamış gibi işlemlere devam edilir.” Hükümlerinin yer aldığını,
2.3. Söz konusu madde kapsamında alacak talebinin kabul edilebilmesi için; talebin devralınan varlıkların değerini geçip geçmediği, ek mali külfet getirip getirmediği, talebin gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanıp dayanmadığı, başvurunun süresinde olup olmadığı hususlarının tek tek incelenmeye tabi tutulması ve değerlendirilmesi gerekmekte olduğu ve kapatılan kurum ve kuruluşların varlık ve borçlarını değerlendirilmesi ve diğer işlemlerin yapılması amacıyla 7091 sayılı Yasanın 5. maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan 2016/1 sayılı Milli Emlak Genelgesinin 11. maddesi uyarınca kapatılan kurum ve kuruluş borçlarını belirleme yetkisi İnceleme ve değerlendirme komisyonlarına ait olduğunu,
2.5. Başvuru sahibi tarafından yasal süresi içerisinde 16/08/2016 tarih ve genel evrak sayılı ve 20/09/2016 tarih ve genel evrak sayılı dilekçeler ile hizmet akdinden doğan alacakları talep edilmiş olup bahse konu talep 2016/1 sayılı Milli Emlak Genelgesi gereği oluşturulan İzmir Özel
Fatih Koleji İşletmeleri Tic. A.Ş. varlık ve borçlarını belirlemekle görevli İnceleme ve değerlendirme komisyonuna iletilmiş olup komisyon tarafından düzenlenen 16.06.2017 tarih ve 2017-B-243/3 sayılı
Görüş ve Öneri Raporunun, Borçlara İlişkin İnceleme ve Değerlendirme başlıklı, Çalışanlara Borçlar bölümünde özetle özlük hakkı talebinde bulunan ancak dilekçe ekinde kanıtlayıcı belge sunulmayan başvurucunun da içerisinde bulunduğu talepler değerlendirilmediğini,
Kanıtlayıcı belge sunulmaması ve benzeri nedenlerle değerlendirilmeye alınmayan ohal kapsamında kapatılan tüm kurumlardaki özlük hakkı talepleri hakkında yeniden incelenmesi gerektiğine ilişkin
Bakanlığımızın (Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü) 17.01.2023 tarih ve 1846507 sayılı görüş yazıları üzerine bahse konu taleplerin yeniden değerlendirilmesinin İlimiz Daimi İnceleme ve değerlendirme komisyonlarından istenildiği,
İl Daimi İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından 22.12.2022 tarih ve 2023-[1987-2-18]/70 sayılı
Görüş ve Öneri Raporu ile ilgili hakkında “…..Komisyonumuz tarafından kişiye ait olan SGK Hizmet dökümüne göre; ilgilinin kapatılan işyerinde 02/06/2005 tarihinde işe başladığı görülmüş olup 4089 gün çalışmaya devam ettiği ve son brüt maaşının 3.606,23 TL olduğu görülmüştür. Bu verilere göre Brüt kıdem tazminatı 40.339,66 TL hesaplanmıştır. 306,63 tl damga vergisinden sonra kalan 40.093,02 TL kıdem tazminatının ilgiliye ödenmesi gerekmektedir.” denildiği,
2.6. Komisyon Raporu ile tespit edilen net 40.093,02 TL borç aslına 7091 sayılı yasanın yukarıda belirtilen 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İdaremize başvuru tarihi olan 16/08/2016 tarihinden 30.05.2024 tarihine kadar hesaplanan 28.115,64 TL yasal faiziyle birlikte toplam 68.208,66 TL olarak 05/06/2024 tarihinde, ilgilinin bildirdiği hesap numarasına aktarıldığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 6098 Sayılı Borçlar Kanunun
5.1. Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,
5.2. Aşkın Zarar başlıklı 122 nci maddesinde; “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.”
6. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.”
Hükümler bulunmaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS’ IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
7. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, talebinin reddi yönünde hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Başvuran özetle; kıdem tazminatının, tazminata hak kazandığı tarihten 8 yıl sonra, faiz ile birlikte ödense dahi paranın enflasyon karşında değer kaybı nedeniyle değerinin altında ödendiğini belirterek hesaplamanın enflasyon farkı giderilerek yapılmasını talep etmektedir.
9. İlgili idareden temin edilen bilgi ve belgelerde özetle, başvuranın İzmir Fatih Kolejinde 11 yıl resim öğretmeni olarak çalıştığı ve 667 sayılı KHK ile çalıştığı kurumun kapatılmasının ardından olan 16/08/2016
tarihinde kıdem ihbar tazminatının ödenmesi için başvuruda bulunduğu ve 30.05.2024 tarihine kadar hesaplanan 28.115,64 TL yasal faiziyle birlikte toplam 68.208,66 TL olarak 05/06/2024 tarihinde başvurana ödeme yapıldığı, başvurana 7394 Sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma
Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 35 inci maddesinin ikinci fıkrasında bulunan “ Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan; elden çıkarılanların tutarı ile elden çıkarılmayanlar rayiç bedeli tespit edilerek ilgili varlık hesapları karşılığında emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar asıl alacağa idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile birlikte bu emanetlerden ödenerek kalan nakit tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Nakit dışı diğer tutarlar ise ilgili hesaplara alınır.” hükmü uyarınca yasal faizi ile ödeme yapıldığı ve başvurana talebi doğrultusunda ödeme yapılamayacağının ifade edildiği anlaşılmıştır.
10. Başvuruya konu uyuşmazlığın; yasal faizi ile birlikte ödenen işçilik alacaklarının ödeme tarihindeki satın alma gücünde önemli azalma meydana geldiği gerekçesi ile alım gücüne denkleştirilerek ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.
11. Başvuru konusu olay kapsamında kıdem tazminatının konusunu oluşturan paranın başvuranın hak ettiği tarihten sonra ödenmesinden yaklaşık 8 yıl sonra yasal faizi ile birlikte ödendiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Para borçlarının ödenmemesi, alacaklının parasından bir süre mahrum kalmasına yol açtığından dolayı taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanabilmesi için bir temerrüt faizi düzenlemesiyle alacaklının borcun konusunu oluşturan parayı kullanamamasından kaynaklanın zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Ancak enflasyonist dönmelerde bu ödemenin başvurana bir külfet yükleyip yüklemediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
12. Anayasa Mahkemesi, parayı ekonomilerde bir değişim aracı olarak tanımlamış ve çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla sahibine kazanç, kira, nema gibi yararlar sağlayan ekonomik bir değer olarak nitelendirmiştir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmasının, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurması yanında enflasyon etkisinde olan ekonomilerde değerini yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olacağını değerlendirmiştir. (NO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, § 70)
13. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamu makamlarınca yapılacak ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle istikrarlı olarak ilişkilendirmektedir. AİHM’in çeşitli kararlarında, makul olmayan bir gecikme nedeniyle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterli olamayacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39). Anayasa Mahkemesi de kararlarında AİHM kararlarına atıfla mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29) (AYM, Ferda
Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, § 28)
14. Atıf yapılan Anaysa Mahkemesi kararında “… AİHM’e göre mağdur sıfatının ortadan kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerekmektedir. AİHM bu çerçevede, idare mahkemesinin yaklaşık 200 aya yayılan
Nisan 1987-Aralık 2003 tarihleri arasındaki dönemdeki dul aylıklarına ilişkin oluşan zararı dikkate almadığını tespit etmiştir. AİHM söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını gidermeye
yetmediğini belirtmiştir. AİHM, geçen sürenin yalnızca devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde
Türkiye’de paranın hızla değer kaybettiğini göz önünde bulundurarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.” ifade edilmiştir.
15. Bu durumda esasen kıdem tazminatı alacağının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin olduğu anlaşılan mevcut başvurunun Anayasanın 35. maddesi kapsamında korunmaya değer bir mülke ilişkin olup olmadığının ve bahse konu mülke yapılan müdahalenin ortaya konulması gerekmektedir.
16. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). Bu bakımdan kıdem tazminatı alacağının
Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği kuşkusuzdur.
17. Ayrıca belirtmek gerekir ki Kurumumuz kararlarında da belirtildiği üzere emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatı farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da, hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi nitelikleri itibariyle bireylerin çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifadesiyle benzer nitelikteki iki hukuki müesseseyi ifade etmektedir. Hal böyle olunca benzer nitelikte emekli ikramiyesinin geç ödenmesinden kaynaklı enflasyon nedeniyle oluşan zararın ödenmesine yönelik başvurular hakkında verdiğimiz kararlarımızda da İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi
Kararlarına ( Ferda Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B.
No: 2013/28, 25/2/2015, ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017vb.)
yapılan atıflarla geç yapılan ödemelerde paranın enflasyon karşısında aşırı ölçüde değer kaybettiği başvurularda başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, dolayısıyla başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılarak emekli ikramiyesinin, emekli aylığı bağlandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi yönünde Tavsiye Kararı (10/09/2024 tarih ve B.N..: 2024/4444) verildiği görülmektedir verildiği görülmektedir.
18. Sonuç olarak başvuranın 02/06/2005 – 20/07/2016 tarihleri arasında çalıştığı dönem için toplam 40.093,02 TL alacağının bulunduğunun hesaplandığı, söz konusu alacakları için idareye başvuru tarihi olan 16/08/2016 tarihinden 30.05.2024 tarihine kadar hesaplanan 28.115,64 TL yasal faiziyle birlikte toplam 68.208,66 TL olarak 05/06/2024 tarihinde ödendiği, Merkez Bankası verilerine göre ise başvuranın kıdem tazminatına hak kazandığı 2016 yılı Ağustos ayındaki 100 TL’nin, ödemenin yapıldığı 2024 yılı Haziran ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığının 823.14 TL olduğu görülmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda belirtilen değer kaybının miktarı gözetildiğinde başvuruya konu müdahaleyle başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, dolayısıyla başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verdiği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine uygun davrandığı, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Başvurana kıdem tazminatının, kıdem tazminatına hak kazandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi yönünde HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; ilgili idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURAN ile HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Türkiye Cumhuriyeti Kamu.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi