ÖZET: Başvuru, İçişleri Bakanlığı’nın Kiralık Araç Bildirim Sistemi (KABİS) üzerinden, araç kiralamak isteyen kişilerin aktif kiralama kaydı olup olmadığının gösterilmesi talebine ilişkindir. Başvuran şirket, kiralık araç sektöründeki en büyük sorunun, bireysel veya organize şekilde birden fazla araç kiralanarak geri getirilmemesi olduğunu belirtmiş ve bu durumun sektörde ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını ifade etmiştir. Şirket, bu sorunun çözümü için KABİS ekranında, kiralama yapan şahsın onayıyla “aktif kiralaması var” bilgisinin gösterilmesini talep etmiştir.

İçişleri Bakanlığı, başvurunun hukuki dayanağını değerlendirirken, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yasal düzenlemelere atıfta bulunmuştur. KABİS sisteminin, kişisel verilerin ihlali riskini taşıdığı ve bu nedenle talebin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ancak, başvuranın yaşadığı mağduriyetlerin dikkate alınması gerektiği vurgulanmış ve kiralık araç sektöründeki sorunların çözümü için devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması önerilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiş, İçişleri Bakanlığı’na kiralık araç sektöründeki mağduriyetlerin giderilmesi için mevzuat çalışmaları yapması tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/7041-S.24.11012

BAŞVURU NO : 2024/733

KARAR TARİHİ : 05.07.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Başvuran Şirketin, araç kiralama işlemi esnasında, araç kiralamak

BAŞVURUNUN KONUSU :

isteyen şahsın onayı halinde varsa üzerinde aktif araç kaydı bulunduğu bilgisinin Kiralık Araç Bildirim Sistemi (KABİS) ekranında gösterilmesinin sağlanması talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 16.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran Şirketi yetkilileri özetle; kiralık araç sektörü olarak, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hizmete sunulan Kiralık Araç Bildirim Sistemi (KABİS) üzerinden araç kiralamalara ait kimlik bildirme işlemlerinin mevzuatlarla yüklenen sorumluluklar çerçevesinde yerine getirilmesine son derece önem verilmekte olduğunu, günümüz koşullarında ekonomik değerleri yüksek olan ortalama 250.000 (iki yüz elli bin) son model araçla hizmet verildiğini, binlerce kişinin istihdam edilmesiyle ülkemiz ekonomisine oldukça büyük katkı sağlandığını, sektörün karşılaştığı en büyük sorunun; bireysel veya organize bir şekilde kiralama yöntemiyle farklı zaman dilimlerinde çeşitli firmalardan birden fazla araç kiralanarak geri getirilmemesi olduğunu ve bu durumun gün geçtikçe artmakla birlikte ekonomik olarak oldukça yüksek zararlara uğramalarına neden olduğunu, Devletin vatandaşın haklarını koruduğu gibi taşınır malın güvenliğinin de aynı şekilde korumasını beklediklerini, 19.01.2023 tarihinde kiralık araç sektöründe çözüme ulaştırılması hedeflenen isteklerle ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı ve

Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Daire Başkanlığı personelinin katılımıyla yapılan görüşmede konunun dile getirildiğini, Emniyet Yetkililerince; aktif kiralaması olduğu halde araç kiralamak isteyen şahıslar hakkında bilgilendirme uyarısı talebi ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinin, KABİS ekranında “aktif kiralama kaydı mevcut” şeklindeki bilginin araç kiralama şirketleriyle paylaşılmasının kişisel verilerin ihlaline neden olabileceği görüşü olduğunun bildirildiğini, araç kiralama işlemi sırasında aktif kiralama kaydının olması halinde, kişisel veriler ve kiralanan araç bilgileri olmaksızın firma ekranına

“Bilgilendirme mesajı verilmesini onaylıyorum” şeklinde eklenmiş madde bulunan araç kiralama sözleşmesinin kiralayan tarafından onaylanması halinde KABİS uygulamasında, şahsın daha önce yapılan kiralamalarla ilgili firma ve kişisel veriler olmadan sadece “Aktif kiralama kaydı var” bildiriminin firma kullanıcısının kullanmakta olduğu uygulama ekranına gelmesinin sağlamasını talep ettiklerini, bu sayede kiralama yapmaya çalışan şahıslar hakkında kanaat oluşacağını, bu durumun hem sektör açısından hem de şahıs üzerindeki kiralık aracı teslim etmesine karşın zamanında düşüm yapılmamasından kaynaklanan mağduriyetlerin de önüne geçilmesini sağlayacağını, teknik çözümlerle kötüye kullanmaların önlenebileceğinin düşünüldüğünü iddia ve ifade ederek sonuç olarak; kiralık araç sektörünün daha güvenli bir şekilde hizmet sunabilmesi için KABİS ekranına, araç kiralama işlemi sırasında kiralama yapan şahıs/şirketlerin onay vermesi halinde varsa üzerinde “Aktif kiralaması var” bilgisinin gösterilmesinin sağlanmasını talep etmişlerdir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Ön inceleme şartlarını taşıdığı değerlendirilen başvurunun inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiş olup bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğünden (Genel Müdürlük) 28.02.2024 tarih ve sayılı yazımızla bilgi ve belge talep edilmiştir.

3. Genel Müdürlük tarafından Kurumumuza iletilen 13.03.2024 tarihli ve E- – sayılı cevabi yazıda özetle; Hukuk Müşavirliği kayıtları tetkikinden başvuranın başvuru konusuna ilişkin takibi yapılan dava kaydının bulunmadığı, bununla birlikte, Hukuk

Müşavirliğince oluşturulan 18.03.2020 tarihli hukuki görüş yazısının mevzuatta herhangi bir değişiklik olmadığından revize edilmesine gerek bulunmadığının değerlendirildiği açıklamalarına ve yazı ekinde de uygulayıcı birimden alındığı belirtilen 07.03.2024 tarihli ve sayılı yazı ve eklerine yer verilmiştir.

4. Genel Müdürlüğün 07.03.2024 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 4.1. KABİS aktif kiralama kaydı mevcut uyarısı talebi ile ilgili olarak; 4.1.1. İstanbul Ticaret Odasının, kiralama yoluyla araç çalınma konusunun “Emniyeti Suistimal” suçu kapsamından çıkartılıp “Organize Suç/Nitelikli Dolandırıcılık” suçu kapsamına alınması, birden fazla araç kiralayan şahıslar için uyarı oluşturulması talebini içeren 14.11.2019 tarihli dilekçesinin 18.12.2019 tarihinde İller İdaresi Genel Müdürlüğünce Daire Başkanlıklarına iletildiği, 4.1.2. Adalet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, MÜSİAD (Müstakil

Sanayici ve İşadamları Derneği), Sigorta Birliği, sigorta şirketleri ve araç kiralama firma yetkililerinin katılımı ile 21.01.2020 tarihinde MÜSİAD Genel Merkezinde, Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel

Müdürlüğü, Çevre Bakanlığı, Yargıtay, Jandarma Genel Komutanlığı, Asayiş Daire Başkanlığı MÜSİAD ve Sigorta Genel Müdürlüğü yetkilileri ile 06.02.2020 tarihinde Adalet Bakanlığında yapılan toplantıda,  Kiralanan araçların çalınması ve geri getirilmemesi,  Çalınan araçların parçalarının değiştirilerek getirilmesi,  Çalınan araçların veya rehinli, hacizli araçların parçalanarak yok edilmesi,  Çok ağır hasarlı plakalı araca ait şasi ve motor numaralarının çalıntı araca işlenmesi ve benzeri konuların ele alındığı, Daire Başkanlıklarınca hukuki düzenleme ve alt yapı konularında çalışma yapılması gerektiği belirtilerek sonraki tarihlerde tekrar toplantı yapılmasının kararlaştırıldığı, bu kapsamda

Daire Başkanlıklarınca 14.02.2020 tarihinde Hukuk Müşavirliğine KABİS’te “şahıs üzerinde aktif kiralama kaydı mevcut” şeklinde uyarı verilmesine ilişkin görüş sorulduğu, Hukuk Müşavirliğinin 18.03.2020 tarihli görüş yazısında -özetle-, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun ve 1774 sayılı Kimlik

/

Bildirme Kanunu hükümleri uyarınca, şahısların kişisel veri niteliğini haiz araç kiralama bilgilerinin mahkeme kararı olmaksızın KABİS ekranında “şahıs üzerinde aktif kiralama mevcut” şeklinde araç kiralama firmaları ile paylaşılmasının kişisel verilerin ihlaline neden olabileceğinin mütalaa edildiğinin bildirildiği, 4.1.3. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün 16.11.2021 tarihli yazısı ile başvuranın 10.11.2021 tarihli dilekçesinde yer alan aktif kiralama uyarısı verme işlemi talebi ile ilgili konunun Daire Başkanlıklarınca değerlendirilerek uygun görülmesi halinde sistem revizesinin yapılmasının talep edildiği, ilgili talebe

16.11.2021 tarihli yazıları ile Hukuk Müşavirliği görüşü doğrultusunda cevap verildiği,

4.1.4. Son olarak 19.01.2023 tarihinde Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği ve bazı üyeleri ile yapılan aktif kaydı var uyarısı verilmesi ile ilgili görüşmelerde; aktif kiralaması olduğu halde araç kiralamak isteyen şahıslarla ilgili firmaların bilgilendirme uyarısı talebi ile ilgili Hukuk Müşavirliği görüşü doğrultusunda hareket edildiğinin, Firma tarafından kiralama yolu ile çalınan araçlarla ilgili müracaatların vakit kaybetmeden yapılmasının önemli olduğunun, bu tür çalınan araçların aranma kayıtlarının müracaat halinde ilgili birimce giriş işlemi yapılmasına yönelik 81 ile yazı gönderildiğinin ve kolluk kuvvetlerince müracaatların ivedilikle alınarak aranma kayıtlarının oluşturulduğunun ifade edildiği, 4.2. Başvuranın, aktif kiralama kaydı mevcut uyarısı verilmesine yönelik Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan müracaatı gereği Hukuk Müşavirliğinin 23.11.2023 tarihli yazısı ile konu hakkında değerlendirme talep ettiği, 24.11.2023 tarihli yazıları ile konu hakkında Hukuk Müşavirliği görüşü doğrultusunda hareket edildiğinin bildirildiği, 4.3. Özel veya resmi, her türlü konaklama, dinlenme bakım ve tedavi tesisleri ve iş yerleri ile konutlarda geçici veya sürekli olarak kalanlar, oturanlar, çalışanlar ve ayrılanlar ile araç kiralayan gerçek ve tüzel kişilerin kimliklerinin tespiti ve bildirilmesi işlemlerini düzenleyen 1774 Sayılı Kimlik Bildirme Kanunu ile araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticilerine, kiralanan araç bilgileri ile aracı kiralayanların kimlik bilgileri ve kira sözleşmesi kayıtlarını usulüne uygun olarak belirlenen sistem üzerinden kolluğa bildirme yükümlülüğünün getirildiği, iş ve işlemlerin takibi, kontrolü ve yükümlülüklerin ihlal durumunun tespiti halinde gerekli işlemlerin yapılması konusunda kolluğa görev verildiği, anılan Kanun’da yer alan mahkeme kararı olmadıkça, yetkili resmi örgütler dışında, hiç kimsenin bunlardan yararlanmasına müsaade edilemez hükmü ile kayıtların güvence altına alındığı, 4.4. 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu kapsamında kiralık araç firmalarının, araç ve kiralayan bilgilerinin kayıt altına alındığı KABİS’in 03.10.2015 tarihinde hizmet vermeye başladığı, Sistem üzerinden gelen verilerin aranan şahısların yakalanmasına, kayıp şahısların bulunmasına, suç ve suçluyla mücadeleye önemli katkılar sağladığı, Asayiş Daire Başkanlığının, İl Emniyet Müdürlüklerince bildirilen personele yetki tanımlaması yaptığı, Polis sorumluluk bölgesinde faaliyet gösteren firmaları bahse konu sisteme kaydederek bildirimlerin alınmasının sağlandığı, Projeyi kullanan personellerinin sistem üzerinde yaptığı tüm işlemlerin kayıt altına alındığı, görev harici sorgulama işlemi yaptığı tespit edilen personel hakkında gerekli adli/idari işlemlerin yapıldığı, gerek birimlerinin, gerekse firmaların sistemle ilgili talep, öneri ve sorunlarının ilgili birimlerle koordineli olarak mevzuat ve teknik açıdan değerlendirildiği, 4.5. Sonuç olarak; talebin uygulanması halinde firma sorumlu işleticisinin yaptığı sorgulama kayıtlarının nasıl takip edileceği, tespiti halinde keyfi sorgulamaların yapılmasına ilişkin bir yaptırımın bulunmadığı, firma ekranlarına aktif kiralama kaydı mevcut uyarısı verildiğinde mevzuatta kiralama sayısını belirleyen bir hüküm bulunmadığından kiralama sayısına kısıtlama getirilemeyeceği, bu uyarı neticesinde kiralamanın yapılıp yapılmayacağına dair işlemin keyfiyete yani sorumlu işleticinin inisiyatifine bırakılacağı, dolayısıyla sistemin Kanun’un amacı dışında kullanılmasına yol açabileceği değerlendirildiğinden talebin yerine getirilmesinin uygun olmayacağı, 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu kapsamında bildirim işlemlerinin yapılmasının, KABİS’in amacına uygun çerçevede kullanılmasının esas olduğu, /

Açıklamalarına ve yazı ekinde de konuyla ilgili belgelere yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 5.1. “V. Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 5.2. “XII. Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.”, 5.3. “IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48’inci maddesinin 2’nci fıkrasında; “Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.”, 5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3 ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5.5. “II. Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi” başlıklı 167’nci maddesinin 1’inci fıkrasında; “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.

Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”, 7. 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nun; 7.1. 1’inci maddesinde; “Bu Kanunda sayılan, özel veya resmi, her türlü konaklama, dinlenme bakım ve tedavi tesisleri ve işyerleri ile konutlarda geçici veya sürekli olarak kalanlar, oturanlar, çalışanlar ve ayrılanlar ile araç kiralayan gerçek ve tüzel kişilerin kimliklerinin tespiti ve bildirilmesi bu Kanunun hükümlerine göre yapılır.” 7.2. 14’üncü maddesinde; “Bu Kanuna göre verilecek belgeler ve yapılacak her türlü bildirimler, her çeşit vergi, resim ve harçtan muaftır. Mahkeme kararı olmadıkça, yetkili resmi örgütler dışında, hiç kimsenin bunlardan yararlanmasına müsaade edilemez.” 7.3. Ek 3’üncü maddesinin (Ek: 27/3/2015-6638/19 md.) 1’inci ve 2’nci fıkralarında;

“Araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticileri, kiralanan araç bilgileri ile aracı kiralayanların kimlik bilgileri ve kira sözleşmesi kayıtlarını usulüne uygun şekilde günü gününe tutmak ve bu kapsamda mevcut bilgi, belge ve kayıtları genel kolluk kuvvetlerinin her an incelemelerine hazır bulundurmak zorundadırlar. (…).

Araç kiralama esnasında gerçeğe aykırı kimlik kullananlar ile birinci fıkra kapsamında elde edilen bilgi ve kayıtları, hukuka aykırı olarak kullanan, bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır.”, 7.4. Geçici 4’üncü maddesinde (Ek: 27/3/2015-6638/20 md.); “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde araç kiralama şirketleri tüm kayıtlarını bilgisayarda tutmak ve bilgisayar terminallerini genel kolluk kuvvetlerinin ek 1 inci maddeye göre kurulan bilgisayar terminallerine bağlamak zorundadırlar. Bu şartı yerine getirmeyen işletmelere mülki idare amirlerince on bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu fiilin tekrarı hâlinde işletme ruhsatları iptal edilir.” 8. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun; 8.1. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin ilgili kısımlarında; “(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı, (…)

d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (…)

ifade eder.” 8.2. “Genel ilkeler” başlıklı 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında; “(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.”, 8.3. “Kişisel verilerin işlenme şartları” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; “ (1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.” 8.4. “Kişisel verilerin aktarılması” başlıklı 8’inci maddesinde; “(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.

(2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.

(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır.”

8.5. “İstisnalar” başlıklı 28’inci maddesinin ilgili kısmında;

“(1) Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:

(…)

ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi.

(…)”, 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Güveni kötüye kullanma” başlıklı 155’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; “(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Kiralık araç sektöründe faaliyet gösteren başvuran özetle; kiralık araç sektöründeki en büyük sorunun bireysel veya organize bir şekilde kiralama yöntemiyle farklı zaman dilimlerinde çeşitli firmalardan birden fazla araç kiralanarak geri getirilmemesi olduğunu ve bu durumun gün geçtikçe artmakla birlikte ekonomik olarak oldukça yüksek zararlara uğramalarına neden olduğunu iddia ve ifade ederek kiralama yapmaya çalışan şahıslar hakkında kanaat oluşturulması, kiralık araç sektörünün daha güvenli bir şekilde hizmet sunabilmesi için araç kiralama işlemi esnasında araç kiralamak isteyen şahsın onayının olması halinde varsa üzerinde “Aktif kiralaması var” bilgisinin KABİS ekranında gösterilmesinin sağlanmasını talep etmektedir.

13. Ülkemizde araç kiralayan gerçek ve tüzel kişilerin kimliklerinin tespiti ve bildirilmesi işlemleri,

27.03.2015 tarihli ve 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri

Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 18, 19 ve 20’nci maddeleriyle 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nda yapılan eklemeler ve değişiklik uyarınca, bu Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir.

14. Anılan Kanun’a göre, ülkemizde araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticileri, kiralanan araç bilgileri ile aracı kiralayanların kimlik bilgileri ve kira sözleşmesi kayıtlarını usulüne uygun şekilde günü gününe tutmak, bu kapsamda mevcut bilgi, belge ve kayıtları genel kolluk kuvvetlerinin her

/

an incelemelerine hazır bulundurmak ve bilgisayar terminallerini genel kolluk bilgisayar terminallerine bağlamak zorundadırlar.

15. Emniyet Genel Müdürlüğünce geliştirilen ve 03.10.2015 tarihi itibariyle hizmet vermeye başlayan

Kiralık Araç Bildirim Sistemi (KABİS) ile sistemin kullanıcısı olan araç kiralama şirketlerinin sorumlu işleticileri ve yöneticileri, kiralanan araç bilgileri ile aracı kiralayanların kimlik bilgilerini Emniyet Genel

Müdürlüğüne elektronik ortamda anlık bildirebilmekte olup (Emniyet Genel Müdürlüğü, https://www.egm.gov.tr/bilgiteknolojilerivehaberlesme/btdbkabis, Erişim Tarihi: 10.06.2024), ayrıca 1774 sayılı Kanun’da, belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, gerçeğe aykırı kayıt tutulması veya bilgi verilmesi halinde idari para cezası verilmesi, işlenen bir suçun gizlenmesi amacıyla bilgilerin yok edilmesi ve bilgisayar terminallerinin bağlanmaması fiilinin tekrarı halinde de işletme ruhsatlarının iptal edilmesi yaptırımları öngörülmüş durumdadır.

16. Öte yandan, başvuru konusu iddia ve talepler göz önüne alındığında, başvuru konusunun bütüncül şekilde ele alınması için araç kiralama işlemlerine ilişkin düzenlemeleri getiren 6638 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçeleri de önem arz etmektedir. Nitekim anılan Kanun’un genel gerekçesinde; son yıllarda kamu güvenliği ve düzenini tehlikeye düşüren terör, asayiş ve uyuşturucu suçlarının kiralanan araçlarla işlendiği; önleyici kolluk hizmetleri kapsamında suçların önlenebilmesi, olayların meydana gelmesi durumunda ise fail veya faillerin en kısa sürede tespit edilebilmesi ve yakalanabilmesi için araç kiralama işlemlerinin kayıt altına alınmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

17. Yine, anılan Kanun’un madde gerekçelerinde de; suçlular ve suç örgütleri tarafından suçun işlenmesinde kullanılan araçların, araç kiralama şirketlerinden kiralanan araçlar olmasının tercih edildiği, özellikle terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen silahlı ve bombalı saldırılarda kiralık araçların kullanıldığı, suçtan elde edilen veya suçta kullanılan eşyayı taşımak için kiralık araçların aktif olarak kullanıldığı, başkasına ait kimlik bilgileri veya sahte kimlik kullanılarak kiralanan araçların, yine belgede sahtecilik yapmak suretiyle üçüncü kişilere satıldığı, herhangi bir çalıntı kaydı olmadığı için kiralık araçları satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin de oto kiralama şirketi ile birlikte mağdur olduğu, ayrıca adına sahte kimlik düzenlenen kişilerin soruşturmada şüpheli sıfatıyla soruşturularak mağdur edildiği, kiralanan araçların parçalanarak satılması suretiyle haksız menfaat temin edilen bir pazarın oluştuğu ve oto kiralama şirketlerinin mağdur edildiğinin görüldüğü belirtilmiş; önleyici kolluk hizmetleri kapsamında yukarıda sıralanan suçların önlenmesi, kişi ve oto kiralama şirketlerinin mağdur edilmemesi bakımından alınacak tedbirler kapsamında önceden önlem alınması, suçun oluşması halinde fail veya faillerin en kısa sürede tespit edilebilmesi ve yakalanabilmesi için belirtilen hizmetlerde de kimlik bildirim işlemlerinin düzenli olarak yapılması zorunluluk arz ettiği belirtilmiştir.

18. Yukarıda yer verilen 6638 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ve madde gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından araç kiralama işlemlerinin kayıt altına alınması yönünde getirilen bu düzenlemelerde; gerek suçun önlenmesi, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunmasının gerekse de kişilerin ve oto kiralama şirketlerinin mağduriyetlerinin göz önüne alındığı ve bu bağlamda hem önleyici kolluk hizmetleri kapsamında suçların önlenmesinin, hem de suçun oluşması halinde faillerin en kısa sürede tespitinin ve yakalanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

19. Kurumumuza yapılan işbu başvuruda ise, kiralanan araçların geri getirilmemesinden kaynaklı mağduriyetlerin devam ettiği, yüksek ekonomik zararlara uğrandığı belirtilmekte olup kiralama yapmak isteyen şahıs hakkında bir kanaat oluşturacağından bahisle araç kiralama işlemi esnasında araç kiralamak isteyen (kiracı) şahsın rızası/onayı halinde “Aktif kiralaması var” bilgisinin KABİS ekranında gösterilmesinin sağlanması talep edilmektedir.

20. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, kiralanan araçların geri getirilmemesi, çalınması, çalınan araçların parçalanması vb. diğer hususlar üzerinde Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile araç

kiralama firma yetkilileri, dernekler ve sigorta şirketlerinin katılımıyla 2020 ve 2023 yılında çeşitli toplantı ve görüşmelerin yapıldığı, bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinden KABİS’te şahıs üzerinde aktif kiralama kaydı mevcut şeklinde uyarı verilmesine yönelik görüş sorulduğu, ilgili görüşte ise 1774 ve 6698 sayılı Kanun hükümlerine atıfla şahısların kişisel veri niteliğini haiz araç kiralama bilgilerinin mahkeme kararı olmaksızın KABİS ekranında “şahıs üzerinde aktif kiralama mevcut” şeklinde araç kiralama firmaları ile paylaşılmasının kişisel verilerin ihlaline neden olabileceği mütalaa edildiği anlaşılmıştır.

21. Kişisel veri kavramı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanmış olup bu tanım karşısında, araç kiralama işlemi esnasında kimliği belirli olan araç kiralayan kişi hakkındaki aktif kiralama kaydına ilişkin bilginin kişisel veri niteliğini taşıdığında şüphe bulunmamaktadır.

22. Bu bakımdan başvurunun çözümlendirilmesinde öncelikle 6698 sayılı Kanun’da yer verilen bazı tanımlamalar ile önemli ilke ve kuralların ele alınmasında fayda bulunmaktadır.

23. Bu bağlamda öncelikle 6698 sayılı Kanun’un içerdiği tanımlamalardan “açık rıza” ve “kişisel verilerin işlenmesi” kavramlarına bakılmalıdır. 6698 sayılı Kanun’da açık rıza, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza; kişisel verilerin işlenmesi kavramı ise; kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak ifade edilmektedir.

24. 6698 sayılı Kanun’un ilkesel bir kuralı olan 4’üncü maddesinde, kişisel verilerin ancak bu Kanun’da ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Kanun’un 5’inci maddesine göre ise kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyecek olup ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılı şartlardan birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkün kılınmıştır. Yine Kanun’un 8’inci maddesinde, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı hükme bağlandıktan sonra maddenin 2’nci fıkrasında ilgili kişinin açık rızası alınmaksızın kişisel verilerinin aktarılabileceği durumlara yer verilmiş olup ayrıca anılan maddenin 3’üncü fıkrasında da kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklı tutulmuştur.

25. Kanun’un 28’inci maddesi ise “İstisnalar” başlığını taşımakta olup ilgili maddede bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı haller sayılmıştır. Bunlar arasında yer alan (ç) bendi ise“Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi.” düzenlemesini içermektedir.

26. Anılan Kanun hükmü karşısında; KABİS üzerinden araç kiralama firmalarından alınan bildirimlerin

-(16) ve (17) no.lu paragraflarda yer verilen açıklamalar da dikkate alındığında- kamu güvenliğini ve kamu düzenini sağlamaya yönelik olarak ve 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu ile görev ve yetki verilen

Emniyet Genel Müdürlüğünce yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler çerçevesinde işlendiği (elde edildiği, kaydedildiği) tespit edilmekle bu suretle elde edilen kişisel veriler üzerinde yapılabilecek işlemelerde (açıklanma, aktarılma dâhil) de 6698 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığı anlaşılmaktadır.

27. Dolayısıyla konunun 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekmekte olup anılan Kanun’un 14’üncü maddesinde ise, mahkeme kararı olmadıkça, yetkili resmi

örgütler dışında, hiç kimsenin bu Kanun’a göre verilecek belgeler ve yapılacak her türlü bildirimlerden yararlanmasına müsaade edilemeyeceğinin hükme bağlandığı görülmektedir.

28. İlgili maddeyle, suçların önlenmesi, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması ve faillerin hızlıca tespit edilerek yakalanması amacıyla işlenen bilgi ve belgelerin bu amaçlar dışında, yetkisiz kişilerce kullanılmasının açık şekilde engellenmesinin, bu suretle kayıtların güvence altına alınmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim 6698 sayılı Kanun’da da bu şekilde işlenen verilere özel önem atfedildiği ve bu alanın 6698 sayılı Kanun’un dışına çıkarıldığı görülmektedir.

29. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili mevzuat çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde; başvuran tarafından, araç kiralamak isteyen şahıs hakkında bir kanaat oluşturmak üzere, ilgili şahsın onayı olması halinde varsa üzerinde aktif kiralama kaydı olduğuna dair bilginin KABİS ekranında gösterilmesinin talep edildiği, şahısların üzerinde aktif araç kaydı olup olmadığına dair bilginin ise, yine Emniyet Genel

Müdürlüğünün 1774 sayılı Kanun kapsamında araç kiralama şirketlerinden aldığı bilgi ve belgelerden temin olunabileceği, ancak 1774 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle bu verilerden, mahkeme kararı olmadıkça, yetkili resmi örgütler dışında, hiç kimsenin yararlanmasının mümkün olmadığının açıkça belirtilmiş olduğu, bu minvalde, başvuru konusu talebin ilgili şahsın açık rızasıyla dahi yerine getirilmesinin mümkün olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmış olup 1774 sayılı Kanun’un bu hususta açık 14’üncü madde hükmü gereği, söz konusu talebin karşılanmamasına yönelik tesis edilen İdarenin işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiştir.

30. Bununla birlikte, yukarıda da izah edildiği üzere, kiralık araçların çalınması, geri getirilmemesi veya parçalanmasına yönelik hususların İdare nezdinde de dikkate alınarak son yıllarda çeşitli tarafların bir arada bulunduğu toplantıların gerçekleştirildiği görülmekte olup ayrıca başvuran tarafından 07.06.2024 tarihinde başvuru konusuna yönelik eklenen bilgi ve belgelerin incelenmesinden de; başvuranın son 1.5 yılda kaybolan araçlarının sayısı, araçların marka ve modelleri üzerinden ele alındığında, başvuranın uğradığı ekonomik zararın azımsanmayacak ölçüde olduğunun görüldüğü, keza benzer durumda olan başka araç kiralama şirketlerinin de bulunduğu, şirketlerin bu yolla uğradığı zararın ise yalnızca taşınır mal varlığı değerlerinin kaybından ibaret değil, aynı zamanda kayıp olan araçların kiralanmasıyla elde edilebilecek potansiyel gelirlerden yoksun kalınmasına da ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Öte yandan, başvuranın iddialarına ilişkin olarak konunun basına da yansımış olduğu, 28.08.2023 tarihli bir haberde; kiralanan araçların geri getirilmemesi, çalınması veya parçalanmasının en çok karşılaşılan vakalar arasında olduğu, İstanbul Ticaret Odası Taşıt Kiralama ve İlgili Hizmetler Meslek

Komitesi’nin bu mağduriyetlerin giderilmesi için alınacak önlemleri görüştüğü bir çalışma toplantı düzenlediği, toplantıda sektör temsilcilerinin; otomobil fiyatlarının 800-900 bin TL’den başladığı, ülkemiz genelinde ortalama 350 bin kiralık araç olduğu, sektörün sadece yıllık sigorta bedeli olarak ortalama 8.5 milyar TL ödediği, araçlar kişilere kendilerince teslim edildiğinden suçlular yakalansa da ceza almadan serbest bırakıldıkları, insanların sokaklardan araç çalmak yerine araç kiralayarak amaçlarına daha çabuk ulaşabildikleri şeklindeki ifadelerin yer aldığı görülmektedir (İstanbul Ticaret Gazetesi, https://istanbulticaretgazetesi.com/tr/kiralik-arac-hirsizligina-onlem-arayisi-, Erişim Tarihi: 10.06.2024).

32. Ayrıca başvuranın 07.06.2024 tarihinde başvuru dosyasına eklediği dilekçesinde başvuru konusuna ilişkin birtakım yakınma ve önerilere de yer verdiği görülmekte olup ilgili dilekçesinde özetle; kiralanıp teslim edilmeyen araçlarla ilgili Cumhuriyet savcılığı veya polise şikâyet yapıldığında suç adı kayıtlara

“güveni kötüye kullanma” şeklinde girildiğinden Türk Ceza Kanunu 155’inci maddesi gereğince verilen cezaların caydırıcı olmadığı (Dosya kapsamının incelenmesinden, kiralık araç sektöründe kiralama yoluyla çalınan araçlara ilişkin güveni kötüye kullanma suçundan yapılan işlemlerin yetersiz olduğu, suçun nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmesinin talep edildiği de görülmüştür.), bu şekilde kayıtlara girilen ve çalıntı kaydı oluşmayan araçların plaka tanıma sistemlerinde okunmadığından, yol ve güvenlik kontrollerinde yakalanamadığından kayıtlara oto hırsızlığı olarak girilmesi halinde araçların

/

yakalanabileceği, kayıp araçla ilgili yetkilileri polis merkezine giderek ifade verdiğinde Emniyet

Birimlerinde kullanılmakta olan kayıp eşya modülüne eklenti yapılması halinde aracın aranma durumunun anında tüm Emniyet Birimlerince görüleceğinden aracın daha erken yakalanmasının sağlanabileceği, şirketlerinden kiralandıktan sonra üzerinde gizlenmiş olan GPRS takip cihazı sökülerek çalınan araçlarla ilgili olarak, bazı polis merkezlerinin çalıntı müraacatı almayarak savcılıklara yönlendirdiği, savcılıkta yapılan işlemlerin ise uzun zaman aldığından art niyetli şahısların zaman kazanmasına yaradığı, araçlara arama kaydının konulup konulmadığı hususunda şirketin zamanında bilgi edinemediği, şirketlerinin değişik illerde bulunan ofislerinde müracaatların Şirketlerince yetkilendirilmiş kişilerce yapıldığı ancak araca yakalama konulup konulamadığının öğrenilemediği, konulmadığının tespiti halindeyse yetki belgeli görevlileri adına yazılan dilekçe ile savcılığa yönlendirerek yakalama konulmasının talep edildiği şeklindeki iddia ve ifadelere yer verilmiştir.

33. Yukarıda da yer verildiği gibi, suçlular ve suç örgütleri tarafından suçun işlenmesinde kullanılan araçların, araç kiralama şirketlerinden kiralanan araçlardan tercih edilebildiği (bkz. para. 17) hususu göz önüne alındığında, kiralık araç sektöründe varlık gösterdiği anlaşılan söz konusu mağduriyetlerin bir başka boyutunun da kamu güvenliği ve kamu düzeninin korunmasıyla ilgili olduğu ve bu açıdan da özel önem taşıdığı değerlendirilmekle birlikte araç kiralama şirketlerinin uğradığı ekonomik zararlar bakımından başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında bir incelemeyi gerektirdiği değerlendirilmiştir.

34. Bilindiği üzere, Anayasa’nın 35’inci herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu kural altına alınmış olup mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır (AYM, Türkiye Emekliler Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 29).

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde de her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu belirtilmiştir.

36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), anılan Protokol’ün 1’inci maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının pozitif yükümlülükleri de içerdiğini kabul etmekte olup bu bağlamda AİHM, bu hüküm ile koruma altına alınan hakkın etkin bir şekilde kullanılabilmesinin yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı olmadığını, özellikle başvuranın meşru olarak makamlardan bekleyebileceği önlemler ile mülklerinden etkin bir şekilde faydalanabilmesi arasında doğrudan bir bağ olduğu durumlarda pozitif koruma önlemleri gerektirebileceğini belirtmektedir (Öneryıldız – Türkiye, B.

No: 48939/99, 30.11.2004, § 134).

37. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 35’inci maddesinde düzenlenen mülkiyet güvencesinin, mülkiyet hakkına yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra kimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da anayasal koruma sağladığını, dolayısıyla mülkiyet hakkının devlete, müdahalede bulunmama biçimindeki negatif yükümlülüğün yanında üçüncü kişilerden gelebilecek müdahalelere karşı malike koruma sağlama şeklindeki birtakım pozitif yükümlülükler de yüklediğini belirtmektedir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/8649, 15.02.2017, § 42).

38. Pozitif yükümlülüklerin ortaya çıkmasının nedeni “gerçek anlamda koruma” sağlanması olup

Devletin öngörülebilir veya öngörülmesi gereken tehlikeler yönünden bireyleri koruma yükümlülüğünün olmaması durumunda da kişilerin hakları gerçekten güvence altına alınmış olmamaktadır. Anayasa’nın bir bütün olarak yorumlanması durumunda mülkiyet güvencesinin özel kişilerin müdahalelerine karşı devletten korunma talep etmeyi de kapsadığı sonucuna ulaşılması kaçınılmazdır. Anayasa’nın 5’inci maddesi uyarınca kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlama ve onların hak ve özgürlüklerini sınırlayan kısıtlamaları kaldırmaya çalışma ödevi, devletin, özel kişiler arasındaki müdahaleleri önlemek hususunda

tedbirler almasını zorunlu kılmaktadır (AYM, Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol

Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/8649, 15.02.2017, § § 43-44).

39. Bu bağlamda, Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakkı bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır (AYM, Sabri Uhrağ [GK], B. No: 2017/34596, 29.12.2020, § 56). Pozitif yükümlülükler mutlak olmayıp, bunların ne tür koruyucu ve düzeltici edimleri kapsadığı ve bu edimlerin derecesi, her somut olayın kendi koşulları içinde belirlenebilir (AYM, Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda

Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 46).

40. Öte yandan başvurunun kiralık araç sektörünün güvenli ve sağlıklı işleyebilmesine yönelik de bir talep olduğu göz önüne alındığında bu bakımdan talebin Devletin, özel teşebbüslerin güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri almasını öngören Anayasa’nın 48’inci maddesi ve Devletin hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri almasını öngören 167’nci maddeleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir.

41. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, ilgili mevzuat, yer verilen yargı kararları birlikte ele alındığında; her ne kadar başvuranın, kiralık araç sektörüne ilişkin işbu başvurusuna konu talebinin yerine getirilmemesi Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde hukuka aykırı bulunmamış olsa da yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde kiralık araçların geri getirilmemesinin kiralık araç sektörü için azımsanmayacak ölçüde ekonomik zarara yol açtığı, başka bir anlatımla, kiralık araç sektöründe şirketlerin mağduriyetine yol açan göz ardı edilemeyecek bir sorun olduğu görülebilmektedir. Ayrıca kiralık araç sektörünün, aracın geri getirilmemesinin ardından tespit edilen şahıslara verilen cezaların caydırıcı olmadığına ilişkin de birtakım yakınmaları olduğu, başvuran tarafından da bu hususa ek olarak kayıp araçların bulunmasında izlenen usullere ilişkin de birtakım yakınmalarda bulunulduğu görülmektedir.

Diğer taraftan, suçlular ve suç örgütleri tarafından suçun işlenmesinde kullanılan araçların, araç kiralama şirketlerinden kiralanan araçlardan tercih edilebildiği hususu göz önüne alındığında, konunun kamu güvenliği ve kamu düzeninin korunmasıyla da yakından ilgili olduğu değerlendirilmekte olup Anayasa’nın 5’inci maddesi uyarınca ise devletin kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak ile kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma görevi bulunmaktadır.

42. Her ne kadar mevzuatımızda, 1774 sayılı Kanun ile araç kiralama işlemlerinin kayıt altına alınması, suçların önlenmesinin ve suçluların tespiti ve yakalanmasının amaçlandığı görülse ve yine, söz konusu çalınma, geri getirmeme fiillerinden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik ülkemiz hukuk sisteminde telafi edici mekanizmalar bulunsa da mevcut durumda söz konusu fiillerden kaynaklanan mağduriyetlerin devam ettiği anlaşılmaktadır.

43. Sonuç olarak, Devletin, anayasal düzenlemeler gereği, mülkiyet hakkı güvencesi bakımından üçüncü kişilerden gelebilecek müdahalelere karşı malike koruma sağlama şeklinde pozitif yükümlülüklerin bulunduğu, bu pozitif yükümlülerin koruyucu ve düzeltici bazı önlemleri içerdiği ve alınabilecek önlemlerin de her somut olay özelinde, olayın kendi koşulları göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiği, ayrıca kiralık araçlara ilişkin söz konusu mağduriyetlerin yalnızca mülkiyet hakkı kapsamında değil, aynı zamanda Anayasa’nın 167’nci maddesi uyarınca Devletin hizmet piyasasının sağlıklı işlemesini sağlayıcı tedbirleri alma yükümlülüğü ile Anayasa’nın 48’inci maddesi uyarınca özel teşebbüslerin güvenlik içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğünde de görünürlük kazandığı, bununla birlikte konunun

-yukarıda açıklanan nedenlerle- kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması boyutuyla da önem taşıdığı anlaşılmış olup neticeten, kiralık araç sektöründe varlık gösterdiği anlaşılan söz konusu mağduriyetlerin

Devletin belirtilen pozitif yükümlülükleri kapsamında ele alınarak, kiralık araç şirketlerinin mülkiyet haklarının korunması ve araç kiralama hizmet piyasasının sağlıklı ve güvenli işleyebilmesini teminen

/

mevzuat çalışmaları dâhil gerekli tedbirlerin alınması yönünde çalışma başlatılması hususunda İdareye tavsiyede bulunulması gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 44. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından İdare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği, böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

45. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın, araç kiralama işlemi esnasında, araç kiralamak isteyen şahsın onayı halinde varsa üzerinde aktif araç kaydı bulunduğu bilgisinin KABİS ekranında gösterilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan, kiralık araç sektöründe varlık gösterdiği anlaşılan söz konusu mağduriyetlerin Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında ele alınarak, kiralık araç şirketlerinin mülkiyet haklarının korunması ve araç kiralama hizmet piyasasının sağlıklı ve güvenli işleyebilmesini teminen mevzuat çalışmaları dâhil gerekli tedbirlerin alınması yönünde çalışma başlatılması hususunda İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve İçişleri Bakanlığına tebliğine, bilgileri için Adalet Bakanlığına iletilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi