onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 01.10.1988 – 13.02.1990 tarihleri arasındaki çalışmalarının sigorta prim gün sayısına dahil edilip edilmeyeceği üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının bu dönemdeki çalışmalarının sigortalılık süresinin 18 yaşını doldurduğu tarihte başlayacağına dayanarak, yalnızca prim gününe ilave edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğunu tespit etmiştir.

HMK’nın 297. maddesi gereğince, hükmün açık ve anlaşılır bir şekilde tesis edilmesi gerektiği vurgulanarak, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, kısa kararda belirtilen tarih ile gerekçeli kararda yer alan tarih arasında uyumsuzluk tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bu durum, yargılamanın aleniyeti ve kararların açıkça tefhim edilmesi ilkesine aykırı bir durum yaratmaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2023/12977 E.  ,  2024/13088 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1599 E., 2023/350 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2020/398 E., 2021/238 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davacı, SGK Başkanlığı vekili ve MKE vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı SGK Başkanlığı vekili ve MKE vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çırak olarak çalıştığı dönemde üretime bilfiil katıldığını, meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulduğunu, 18 yaşından önceki çalışmalarının da prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğini belirterek 01.10.1988 tarihinden itibaren işçi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

    Ön inceleme celsesinde uyuşmazlık, davacının 01.10.1988 – 13.02.1990 tarihleri arasındaki çalışmalarının uzun vadeli sigorta priminden sayılması olarak tespit edilmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

    Feri Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımları ile davacının üretime yönelik olarak çalıştığı, gün içerisindeki çalışma süresinin meslek öğrenme nitelik ve ağırlığında geçmediği, tespiti istenen dönemde davacı 16-17 yaşlarında olup, yapılan işin niteliğine göre de normal işçi olarak çalışmasının uygun olduğu, ancak davacının 18 yaşını 13.02.1990 tarihinde ikmal edecek olup tespitini istediği dönemdeki çalışmasının Mülga 506 Sayılı Kanun’un 60/g maddesi ve halen yürürlükte bulunan 5510 Sayılı Kanun’un 38/2 nci maddesi gereği prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne “davacının 7 sicil no.lu davalı MKE Genel Müdürlüğünde 06.10.1988 – 13.02.1990 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışmalarının 506 sayılı Kanun’un 60/g hükmü ve 5510 sayılı Kanun’un 38/2 nci maddesi hükmü uyarınca prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine, 38/2 nci maddesi hükmü uyarınca prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının işyerinde çalışan diğer işçilerle birlikte üretime yönelik olarak çalıştığını, 18 yaş koşulu gözetilmeksizin karar verilmesi gerektiğini, 18 yaş koşulunun gözetilmesi durumunda emekliliğinin gecikeceği ve bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının 18 yaşından küçük olduğu sürenin çıraklık statüsünde geçtiğini, buna ilişkin sözleşme imzalandığını, bu süreçte çıraklık eğitimi aldığını, Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

    Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, 18 yaş koşulu göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, davanın açılmasına müvekkili Kurumun sebebiyet vermediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının velisi ile davalı arasında çıraklık sözleşmesi imzalanmışsa da aynı zamanda bordro tanığı olan davacı tanıklarının davacı ile birlikte davalı işyerinde 1988 yılından itibaren üretime yönelik olarak çalıştıklarını beyan etmeleri karşısında davalı işyerinde geçen çalışmalarının üretime yönelik olduğu, ancak sigortalılık süresi 18 yaşını doldurduğu tarihte başlayacağından 506 sayılı Kanun 60/G maddesi gereğince tespitine karar verilen 06.10.1988 – 13.02.1990 tarihleri arasındaki sürenin sadece prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine dair Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

    Feri müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları temyiz dilekçesinde tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 01.10.1988 – 13.02.1990 tarihleri arasında geçen çalışmalarının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarına tabi olarak kabul edilmesi istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 294, 297, 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanunun 79 uncu maddesidir.

    3. Değerlendirme
    HMK’nun 294/3 üncü maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Anılan Kanun’un 297/2 nci maddesine göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Başka bir anlatımla, yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, HMK.nun 298/2 nci maddesi uyarınca tefhim edilen hüküm özetine (kısa karara) uygun olması gerekmektedir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Aksi halde – kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması durumunda – yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa’nın 141 inci maddesi ile HMK’nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine aykırı bir durum yaratılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Mezkur İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tesbit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

    Somut olayda, kısa kararda davacının 06.10.1987 – 13.02.1990 tarihleri arasındaki çalışmalarının uzun vadeli sigorta priminden sayılması şeklinde hüküm kurulduğu, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise kabulüne karar verilen dönemin 06.10.1988 – 13.02.1990 tarihleri arasında olarak belirtildiği, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır.

    Açıklanan sebeple, Mahkemece HMK’nın 297 nci maddesi kapsamında çelişki içermeyen, taraflar hakkında infazı mümkün ve usule uygun bir kısa karar ile bu kısa karara uygun şekildeki bir gerekçe yazarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.