TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 22014-22014 |sayi|94019529-101.07.04-E.94019529-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/11255 2018/ 11255
KARAR TARİHİ : 27/12/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI :
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazının kamulaştırılması veya eşdeğer imarlı bir arsa ile trampa edilmesi istemine ilişkindir .
BAŞVURU TARİHİ : 02/07/2018 2.7.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, Sakarya ili, Karasu ilçesi, Kocaali bucağı, Felahiye köyü, Kadıköprü mevki, pafta ’de kayıtlı numaralı (yeni ada parsel) 170 m 2 yüzölçümlü kumluk-arsa vasıflı taşınmazın en az 30 senedir maliki olduğunu, taşınmazının Kocaali Belediyesi’nin numaralı sicilinde kayıtlı olduğunu; söz konusu taşınmazı için 7- 8 senedir kısıtlı vergi ödediğini; Kocaali Belediyesi tarafından taşınmazı üzerinde tasarrufta bulunamayacağı yönünde tarafına bilgi verildiğini iddia ve ifade ederek, bahse konu taşınmazının kamulaştırılarak bedelinin tarafına verilmesini veya taşınmazının muadili imarlı bir arsa ile trampa edilmesi için gereğini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sakarya Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Milli Emlak Müdürlüğü’nün 06/ 11/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eki belgelerde özetle, 2.1. Kocaali İlçesi, Felahiye Köyü, Kadıköprü Mevkii, pafta ‘de kayıtlı numaralı (yeni ada
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
parsel) 170,00 m yüzölçümlü taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre kıyıda kaldığı, 1/ 1000 ölçekli Uygulama İmar Planı sınırları dışında plansız alanda bulunduğu; 2.2. Benzer nitelikteki taşınmazların üzerindeki kısıtlılık durumunun “Kamulaştırmasız el konulmasından” veya “Taşınmaza idari tasarruflarla el atılmasından” kaynaklanmayıp Anayasa ve
Kıyı Kanunundan kaynaklandığı; 2.3. Kıyıda olup, özel mülkiyete konu yerler hakkında ne gibi bir işlem yapılacağı hususunda Kıyı
Kanununda bir hüküm bulunmadığı; Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 10. maddesinde “
…kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerle ilgili tapu iptal işlemleri ilgili defterdarlıkça yürütülür .” hükmüne yer verildiği, ancak Bakanlıklarının (Milli Emlak Genel Müdürlüğü)
27.08.2015 tarih ve 21707 sayılı yazılarına istinaden bu aşamada dava açılmadığı;
2.4. Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazlar hakkında 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunun Geçici 6. Maddesi ile düzenleme yapıldığı, Devletin kamusal nedenlerle ihtiyaç duyması veya kamulaştırma yapılmaksızın fiilen kullanım olması halinde bu madde hükümlerinin uygulanması gerektiği ancak somut olayda 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri gereğince kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığının açık olduğu; 2.5. Taşınmazı kıyıda kalan özel mülkler hakkında kanunlarımızda açık hüküm olmadığından mülk sahiplerince yargı yoluyla sorunun çözümlenmesine çalışılmakta ise de bu tür yerlerle ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılmasına ihtiyaç olduğunun değerlendirildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir .
2.6. Yazıda atıfta bulunulan Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün 27.08.2015 tarihli ve sayılı yazılarında ise, “…kıyıda kalan özel mülkiyete konu taşınmazların tapularının iptal edilerek kıyıya terk edilebilmeleri için bu taşınmazların bedellerinin ödeneceği ya da maliklerine tazminat ödeneceği yönünde henüz bir yasal veya idari bir düzenleme bulunmadığından, kıyıda kalan taşınmazlara ilişkin mahkeme kararları dikkate alınarak, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan özel mülkiyet konusu taşınmazların tapularının iptali amacıyla dava açılıp açılmayacağı hususu değerlendirme aşamasında bulunduğundan, yapılacak işlem daha sonra bildirilmek üzere bu aşamada dava açılmaması” , hususunda Sakarya Valiliğinin talimatlandırıldığı hususu tespit edilmiştir .
3. Kocaali Belediye Başkanlığı’nın 31/ 10/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 3.1. Başvuruya konu Sakarya ili, Kocaali İlçesi, Kadıköy mahallesi, Kadıköprüsü mevkiinde bulunan, pafta (ekte sunulan tapu kaydında, tesis kadastrosu sebebi ile ada numaralı parsel olarak tescil edilmiş olduğu anlaşılmıştır) numaralı, 170,00 m 2 yüzölçümlü, kumluk arsa vasıflı taşınmazın 1/ 1000 ölçekli uygulama İmar plan sınırları dışında olduğu; 3.2. Başvuranın taşınmazının kamulaştırılması veya eşdeğer imarlı bir arsa ile trampa edilmesi istemine ilişkin olarak mevzuatı gereği, taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanununda, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık yerlerden sayılması sebebi ile Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte belirtildiği üzere gerekli işlemlerin ilgili defterdarlıkça yapılması gerektiği; Açıklamalarına yer verilmiştir .
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
2 / 104. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü’nün 19/ 10/ 2018 tarihli ve
sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle, 4.1. Başvuruya konu parselin hâlihazırda tapuda Sakarya İli, Kocaali İlçesi, Kadıköy Mahallesi’nde kain 147 ada 9 numaralı parselde kayıtlı, vasfı kumluk-arsa olarak görülen taşınmaz olduğu; bahse konu taşınmazın bulunduğu alanda bulunan kıyı kenar çizgisinin, mülga Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı, Belediyeler Teknik Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından 02/ 04/ 1991 tarihinde onaylandığı; 4.2. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulama servisinden elde edilen bilgilere göre taşınmazın 30/ 06/ 2006 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda tescil altına alındığı, 02/ 04/ 1991 tarihinde onanan kıyı kenar çizgisi sonrasında kıyıda kalan bu taşınmaza kumluk-arsa şeklinde bir vasfın nasıl verildiğinin anlaşılamadığı; 4.3. Anayasanın 43., Medeni Kanunun 641. ve 3621 Sayılı Kıyı Kanununun 5. maddesindeki “kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır .” hükmü ile 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına
Dair Yönetmeliğin 10. maddesinde “tespit sonucunda kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerle ilgili tapu iptal işlemleri ilgili Defterdarlıkça yürütülür” hükmü gereği, kıyı kenar çizgisi tespiti sonucunda kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin, Devletin hüküm ve tasarrufu altına geçirilmesi için, Hazine tarafından, söz konusu arazilerin tapularının iptali yönünde adli mahkemelerde dava açıldığının ve açılan davalar sonucunda, mahkemece kıyı kenar çizgisi tespiti yapıldığının ve bu tespit sonucunda kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilere ilişkin tapuların iptal edildiğinin Bakanlıklarına yapılan çeşitli müracaatlardan bilindiği; 4.4. Anayasanın 35. ve 46. Madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin mülkiyet hakkının özüne uygun olarak kamulaştırılması gerekeceğinin anlaşıldığı, ancak Anayasanın 46. maddesine uygun olarak, kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin kamulaştırılacağına dair hüküm bulunmadığından, kıyıda kalan özel mülkiyete konu araziler ile ilgili, hazine tarafından adli yargıda tapu iptal davaları açılarak, karşılığı ödenmeksizin bu arazilerin tapularının iptal edildiği; 4.5. Kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin tapu iptaline ilişkin açılan davaların temyizi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E :2007 / 8538, K:2007 / 10353 ve E :2007 / 6214, K:2007 / 9985 sayılı kararları ile kıyı kenar çizgisi tespiti sonucunda kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin sahibine, mülkiyet hakkı sona erdirilirken, karşılıklı hak dengesinin sağlanması için, tazmini nitelikte bir bedelin ödeneceği ve bu şekilde kıyıda kalıp da tapusu iptal olan maliklerin ilgili mahkemeden tazminat talebinde bulunabileceği yolunda hüküm kurulduğu, bu doğrultuda kıyıda kalan özel mülkiyete konu taşınmazların sahibine, mülkiyet hakkı sona erdirilirken, tazmin niteliğinde bir bedelin ödenebileceği; Açıklamalarına yer verilmiştir .
5. Kocaali Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü’nün 10/ 10/ 2018 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ekinde yer verilen başvuruya konu taşınmaza ait tapu kütük örneği ve takyidatlı tapu kaydının incelenmesinden, 5.1. Taşınmazın 14.03.1974 tarih ve sıra numaralı tapu ile Mahmut oğlu Muhsin ENER adına kayıtlı olduğu; başvuranın taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kütüğünün 3. cilt 85. sayfa, 569.
Sırasında 28.10.1959 tarih ve yevmiye numarası ile “5 sene içinde turistik plaj ve gazino kurma
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
3 / 10şartı vardır” ; şeklinde beyan ile 26.02.1974 tarih ve ve yevmiye numaraları ile ve
adlarına satış vaatleri olduğuna ilişkin beyanın bulunduğu; 5.2. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/A-a maddesine istinaden taşınmazın başvuran adına
03.11.1998 tarihinde tespitinin yapıldığı, taşınmazın 30.06.2006 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu
neticesinde tapu kütüğünün beyanlar hanesinde “Bu parselin tamamı Kıyı Kenar Çizgisi içinde kalmaktadır” ibaresine yer verildiği; Hususları tespit edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının, 6.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir .
“; 6.2. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü (Değişik : 3/ 10/ 2001- 4709/ 2 md.)
maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir . Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz .”; 6.3. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir .
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir . Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz .”; 6.4. “Kıyılardan yararlanma” başlıklı 43 üncü maddesinde, “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır . Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir . Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir .” 6.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”; 7. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında , Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”; 8. 4/ 4/ 1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 8.1. “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Bu Kanunda geçen deyimlerden; … Kıyı Kenar çizgisi : Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
4 / 10hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların
doğal sınırını, … İfade eder .”; 8.2. “Genel Esaslar” başlıklı 5 inci maddesinde, “Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir : Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır . Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir .
Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur . …”; 8.3. “Kıyının Korunması, Yapı Yasağı ve Kıyıda Yapılacak Yapılar” başlıklı 6 ncı maddesinde, “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz…”; 9. 3402 sayılı Kadastro Kanununun “Kamu malları : ” başlıklı 16 ncı maddesinde, “… C)
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar)
gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır…” 10. 22/ 11/ 2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, 10.1. “Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar” başlıklı 715 nci maddesinde, “Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır . …”; 10.2. “Kaydedilmeyecek taşınmazlar” başlıklı 999 uncu maddesinde, “Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz . Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır .”; 10.3. “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinde, “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur . Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder .
…”; 10.4. “İyiniyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023 üncü maddesinde, “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur .”; 11. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Tavsiye kararı” başlıklı 32 nci maddesinde, “ İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; 12. 03.08.1990 tarihli ve 20594 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun
Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Paftaların Çoğaltılması ve Dağıtımı” başlıklı 10 uncu maddesinde, “…Onaylı kıyı kenar çizgisine göre mülkiyete konu taşınmazların kıyıda kalan bölümleri ilgili kadastro müdürlüğünce belirlenerek gerekli şerhler konulmak üzere tapu sicil müdürlüğüne gönderilir . Tespit sonucunda, kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerle ilgili tapu iptal işlemleri ilgili defterdarlıkça yürütülür…”
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
5 / 10IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuranın taşınmazına ilişkin 02.04.1991 tarihinde onaylanan ve geçerliliğini sürdürdüğü tespit edilen kıyı kenar çizgisinin kanuni dayanağının olduğunu, kıyının korunması amacıyla mülkiyetin kullanımını kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığını ve meşru olduğunu değerlendirmekle birlikte, gerek Anayasa gerekse de Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca başvuranın 27 yıldır taşınmazından istifade edememesi nedeniyle, “mülkiyetin korunması” ve “kamu yararı gereklilikleri” arasında kurulması gereken adil dengenin başvuran aleyhine bozulduğunu ve mülkten barışçıl yararlanma hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş ve bu ve benzer nitelikteki mağduriyetlerin önlenmesi için Yargıtay’ın ve AİHM’nin yukarıda değinilen içtihatları gözetilerek ve Anayasanın “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde “…kıyıların korunması…amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir” şeklindeki amir hükmü uyarınca ilgili mevzuatında gerekli çalışmaların yapılması hususunda Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmasını önermiştir .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuran, Sakarya ili, Kocaali İlçesi, Kadıköy mahallesi, Kadıköprüsü mevkiinde bulunan, pafta (yeni ada parsel) sayılı, 170,00 m 2 yüzölçümlü, kumluk arsa vasıflı taşınmazının tamamının “kıyı kenar çizgisi” içinde kaldığını, taşınmazı üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunamadığını iddia ve ifade ederek, taşınmazının tamamının kamulaştırılmasını veya eşdeğer imarlı bir arsa ile trampa edilmesi hususunda gereğini talep etmektedir .
15. Başvuruya konu talep, gerek Anayasa gerekse de uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan “temel hak ve özgürlükler” kapsamında yer alan mülkiyet hakkına ilişkindir . Bilindiği üzere, Anayasanın 35 inci maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak “kamu yararı” amacıyla, “kanunla” sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının “toplum yararına aykırı olamayacağı” düzenlenmiştir . Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No.lu Protokolün 1 inci maddesinde de benzer bir şekilde, her gerçek ve tüzel kişinin, mal ve mülk dokunulmazlığına riayet edilmesini isteme hakkının olduğu, herhangi bir kimsenin ancak “kamu yararı” sebebiyle ve
“yasada öngörülen koşullara” ve “Uluslararası hukukun genel ilkelerine” uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır . Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması esnasında uyulması gereken güvence ölçütlerine Anayasanın 13 üncü maddesinde yer verilmiş olup, buna göre temel hak ve hürriyetler, “özlerine dokunulmaksızın” yalnızca
“Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak” ancak “kanunla” sınırlanabilir ve bu sınırlamalar, “Anayasanın sözüne ve ruhuna”, “demokratik toplum düzeninin ve lâik
Cumhuriyetin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkesine aykırı olamaz .
16. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve yüksek mahkemelerin bu konudaki içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır .
17. Başvuruya konu taşınmaz kumluk arsa vasıflı olup, tamamı “kıyı kenar çizgisi” içinde
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
6 / 10kalmaktadır . Kıyılar Anayasanın 43 üncü maddesine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan
yerlerden kabul edilmekle, deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi esastır . Bu bağlamda ilgili
Anayasa hükmünde kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliğinin ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartlarının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir . Yargıtay İçtihatları
Birleştirme Hukuk Genel Kurulu 28.11.1997 tarih 5/ 3 Sayılı Kararında da, kıyıların doğal nitelikleri itibarıyla herkesin kullanımına açık, diğer taraftan da bu nitelikleri nedeniyle özel mülkiyet alanı dışında ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu; kıyıların, herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu mallarından olması sonucu zamanaşımı yoluyla kazanılmasının, tapu sicili hükümlerine bağlı tutulmasının, haczedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir .
18. Ülkemizde münhasıran kıyıları konu alan ilk yasal düzenleme 1984 yılında çıkarılan 3086 sayılı
Kıyı Kanunu olup, bahse konu Kanun hakkında Anayasa Mahkemesinde kamu yararına aykırı bir biçimde düzenlendiği gerekçesiyle iptal davası açılmış, 3086 sayılı Kanun 1986 yılında iptal edilmiş,
4 yıl sonra 1990 yılında 3621 sayılı Kıyı Kanunu yürürlüğe girmiştir . 3621 sayılı Kıyı Kanunu
incelendiğinde ise, Anayasadaki düzenlemeye paralel olarak kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtildikten sonra, kıyıların, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği, kıyılarda hiçbir yapı yapılamayacağı kural altına alınmış, uygulama imar planı kararı ile kıyılarda yapılabilecek yapılar ise tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir . 03.08.1990 tarihli ve 20594 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik incelendiğinde ise onaylı kıyı kenar çizgisine göre mülkiyete konu taşınmazların kıyıda kalan bölümlerinin ilgili kadastro müdürlüğünce belirlenerek gerekli şerhler konulmak üzere tapu sicil müdürlüğüne gönderileceği ve tespit sonucunda, kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerle ilgili tapu iptal işlemlerinin ilgili defterdarlıkça yürütüleceğinin hüküm altına alındığı görülmektedir .
19. Başvuruya konu taşınmaza ilişkin dosyasında mevcut bilgi ve belgeler incelendiğinde, başvuranın taşınmazı 14.03.1974 tarih ve yevmiye sıra numaralı işlem ile satın aldığı; taşınmazın satın alındığı tarihte tapu kütüğünde taşınmazın kıyı kenar çizgisinin içinde kaldığına dair bir beyanın olmadığı; taşınmazın bulunduğu alanda kıyı kenar çizgisinin, mülga Bayındırlık ve
İskân Bakanlığı tarafından 02/ 04/ 1991 tarihinde onaylandığı; sayılı Kadastro Kanununun 13/A-a maddesine istinaden taşınmazın başvuran adına 03.11.1998 tarihinde tespitinin yapıldığı; taşınmazın 30.06.2006 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu sonucunda da tapu kütüğünün beyanlar hanesinde “Bu parselin tamamı Kıyı Kenar Çizgisi içinde kalmaktadır” ibaresine yer verildiği hususları tespit edilmiştir .
20. Başvuran taşınmazının tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle taşınmazından yararlanamadığını belirtmekte ve mağduriyetinin giderilmesi için taşınmazının tamamının kamulaştırılmasını veya eşdeğer imarlı bir arsa ile trampa edilmesini talep etmektedir, buna karşın idare taşınmazdaki kısıtlılık durumunun taşınmaza kamulaştırmasız el konulmasından kaynaklanmadığını, Anayasa ve Kıyı Kanunundan kaynaklandığını, Kıyıda olup, özel mülkiyete konu yerler hakkında ne gibi bir işlem yapılacağı hususunda Kıyı Kanununda bir hüküm bulunmadığını, Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre, kıyı kenar çizgisi tespiti sonucunda kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin, Devletin hüküm ve tasarrufu altına geçirilmesi için, Hazine tarafından, söz konusu arazilerin tapularının iptali yönünde adli mahkemelerde dava açıldığını belirtmiş, 2.6 numaralı paragraftaki talimatın incelenmesinden ise benzer uyuşmazlıklarda AİHM’in herhangi bir tazminat ödenmeksizin tapuların iptal edilmesi nedeniyle Türkiye’yi mahkûm etmesi üzerine bahse konu davaların açılması hususunun bir sonraki
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
7 / 10talimata kadar askıya alındığı tespit edilmiştir .
21. Bu doğrultuda, benzer nitelikteki uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 10/ 10/ 2007 tarihli ve E :2007 / 5574, K:2007 / 9733 sayılı kararı, AİHM’nin Türkiye’yi tazminat ödenmeksizin tapuların iptal edilmesi nedeniyle mahkum eden kararlarının ertesinde bir dönüm noktası olup, yaptığı içtihat değişikliği ile Yargıtay, Anayasanın 43., Tapu Kanununun 33., Kadastro
Kanununun 16. maddesinin göz önüne alınarak tapu kaydının iptalinde, taşınmazın kayıt dışı bırakılmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığına ve kamu yararının bulunduğunun kabulünün gerektiğine, ancak tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğuna dair Türk Medeni Kanunun 1007 nci maddesi ile tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımının korunacağına dair 1023 nci maddesine atıfla, kişinin mülkiyet hakkı sona erdirilirken karşılıklı hak dengesinin sağlanması için mülkiyet hakkı sahibine tazmini nitelikte bir bedelin ödenmesi gerektiğine, tazminatın nedeninin yasa dışı bir işlemden değil hak dengesinin sağlanmasından kaynaklandığına, taşınmazın tam değerini karşılamasının da gerekli olmadığına işaret ederek kamu yararı nedeniyle davalıların tapu kaydının iptalinden dolayı tazminat talebinde bulunabileceğine karar vermiştir .
22. Yargıtay’ın bahse konu içtihat değişikliğine gitmesine dayanak AİHM kararları (N .A. ve
Diğerleri/Türkiye, B.No:37451 / 97, 11/ 10/ 2005; Doğrusöz ve Aslan/Türkiye, B.No:1262 / 02, 30/ 05/ 2006, Tuncay/Türkiye, B.No:1250 / 02, 12/ 12/ 2006, Hüseyin AK vd./Türkiye, B. No:15523 / 04 ve 15891/ 04, 07/ 12/ 2010) incelendiğinde ise, Mahkeme, AİHS ile somut ve etkin hakların korunması amaçlanırken, sözü edilen durumun maddi kamulaştırmaya denk olup olmadığının araştırılması gerektiğine; Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesinin birinci bendindeki ikinci paragraf gereğince, mülkiyetten yoksun bırakılma olarak değerlendirilen başvuranların mallarına saygı hakkına müdahale olduğuna, bununla birlikte bu mülkiyetten yoksun bırakmanın yasal bir amacı olduğuna ancak ihtilaflı tedbirin istenilen adil dengeyi koruyup korumadığını ve başvuranlara orantılı olmayan bir yükümlülük getirip getirmediğini tespit etmek amacıyla, ulusal mevzuatın öngördüğü kamulaştırma biçimlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğine; malın değeriyle ilintili olarak makul bir miktarı ödemeden mülkiyet hakkından mahrum bırakılmanın aşırı bir ihlal olacağına ve hiçbir kamulaştırmanın bulunmayışının ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesinin alanında ne de özel koşullarda haklı gösterilemeyeceğine işaret ederek başvuranlara tazminat ödenmediği durumda, mülkiyetin korunması ve kamu yararı gereklilikleri arasında kurulması gereken adil dengenin başvuranlar aleyhine bozulduğuna dikkat çekmiş ve Ek 1 No’lu Protokolün ihlaline karar vermiştir . AİHM ayrıca birçok dosyada tespit edilen ihlalin temelinin, el koymanın yasa dışılığından ziyade tazminat eksikliği olması durumunda, tazminatın mülkün tam değerini yansıtması gerekmediğini belirterek başvuranın tazminat alma hususundaki yasal beklentilerini karşılayacak bir meblağın belirlenmesinin uygun olacağına karar vermiş ve tazminata hükmetmiştir .
23. Başvuruya konu talep dosyasında mevcut bilgi ve belgeler, yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ve ulusal ve uluslararası yüksek mahkeme kararları ile birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, başvuranın taşınmazını satın aldığı tarihte taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına dair tapu kütüğünde bir ibarenin yer almadığı; taşınmaza ilişkin kıyı kenar çizgisinin,
02.04.1991 tarihinde onaylandığı ve başvuranın taşınmazı satın aldığı tarihten 32 yıl sonra
30.06.2006 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu sonucunda tapu kütüğünün beyanlar hanesine
parselin tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına dair beyan verildiği; kıyının korunması amacıyla mülkiyetin kullanımını kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olduğu, kamu yararı amacı taşıdığı ve meşru olduğu; Kıyı Kanunu Uygulama
Yönetmeliği hükümlerine göre, kıyı kenar çizgisi tespiti sonucunda kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerin, Devletin hüküm ve tasarrufu altına geçirilmesi için, Hazine tarafından, söz konusu
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
8 / 10arazilerin tapularının iptali yönünde dava açılması gerektiği; ancak gerek AİHM’nin “satın alma
yoluyla tapulu taşınmazları edinen kişilerin tapularının, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin iptal edilmesini”, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokolün ihlali olarak değerlendirmesi sonucu Yargıtay’ın içtihat değişikliğine giderek kişilere tazminat ödenmesine hükmetmesi, gerekse de Kıyı Kanununda veya Kamulaştırma Kanununda bu gibi yerlerin kamulaştırma bedelinin nasıl ödeneceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle idarenin dava açma yoluna gitmediği; bunun sonucunda her ne kadar başvuranın taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı devam etmekteyse de, 1991 yılında onaylanan ve geçerliliğini sürdürdüğü tespit edilen kıyı kenar çizgisi dikkate alındığında, başvuranın gerek Anayasa gerekse de Kıyı Kanunu ve
Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca 27 yıldır mülkiyetin kullanımını kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahale ile nedeniyle taşınmazından istifade edemediği, bu bağlamda
“mülkiyetin korunması” ve “kamu yararı gereklilikleri” arasında kurulması gereken adil dengenin başvuran aleyhine bozulduğu, başvuranın mülkten barışçıl yararlanma hakkının ihlal edildiği değerlendirilmekle, idareye benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli yasal ve idari önlemleri alması hususunda tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin
Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının “dürüstlük”, “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik”, “kanunilik”, ilkelerine uygun olduğu, ancak başvuranın talebinin reddinin
“haklı beklenti” ilkesine aykırı olduğu tespit edilmekle, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Sakarya Hukuk
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; 1. Başvuranın taşınmazına ilişkin 02.04.1991 tarihinde onaylanan ve geçerliliğini sürdürdüğü tespit edilen kıyı kenar çizgisinin kanuni dayanağının olduğu, kıyının korunması amacıyla mülkiyetin kullanımını kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığı ve meşru olduğu kabul edilmekle birlikte, gerek Anayasa gerekse de Kıyı Kanunu ve Uygulama
Yönetmeliği hükümleri uyarınca başvuranın 27 yıldır taşınmazından istifade edememesi nedeniyle, “mülkiyetin korunması” ve “kamu yararı gereklilikleri” arasında kurulması gereken adil dengenin başvuran aleyhine bozulduğunun ve mülkten barışçıl yararlanma hakkının ihlal edildiğinin tespitine; 2. Bu ve benzer nitelikteki mağduriyetlerin önlenmesi için Yargıtay’ın ve AİHM’nin yukarıda değinilen içtihatları gözetilerek ilgili mevzuatında gerekli çalışmaların yapılması hususunda ÇEVRE
VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi
.
9 / 10edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu
olduğuna; Kararın, BAŞVURANA, ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA ve bilgileri için
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi