ÖZET: Başvuran, 14/07/1999 doğumlu kızı için sağlık yardımlarının hangi mevzuat kapsamında sağlanacağına dair talepte bulunmuştur. Başvurusunda, kızı için 5510 sayılı Kanun öncesinde yeterli sağlık primi ödeme gün sayısının bulunmadığını, bu nedenle sağlık yardımlarından yararlanma şartlarının 506 sayılı Kanun’a göre belirlenmesini istemektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ise, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi öncesinde sigortalı olanların, bu tarihten önceki mevzuat şartlarına tabi olarak sağlık yardımlarından yararlanabilmesi için gerekli koşulları sağlamaları gerektiğini belirtmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, başvuranın kızı, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte sağlık yardımlarından yararlanma hakkına sahip değildir. 506 sayılı Kanun’a göre, sigortalının, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın geçmiş sigortalılık süreleri incelendiğinde, kızı için gerekli şartların sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, başvuranın mensubu olduğu Vakıflar Bankası Sandığı’nın sağlık yardımları, SGK’ya devredilmediği için 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmasına olanak tanımamaktadır.

Sonuç olarak, başvuranın talebi, hukuka ve hakkaniyete uygun bulunarak reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın sağlık yardımlarına müstahaklığının belirlenmesinde 5510 sayılı Kanun hükümlerinin geçerli olduğunu vurgulamıştır. Bu karar, başvuranın kızı için sağlık yardımlarına erişim hakkının bulunmadığını ortaya koymaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14341-S.21.22956

BAŞVURU NO : 2021/8666

KARAR TARİHİ : 06/10/2021

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurandan dolayı kızına hangi mevzuat kapsamında sağlık yardımı sağlanacağı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 25/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 14/7/1999 doğumlu kızı hakkında sağlık sigortasından (GSS) yararlanma yönünden

5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulandığını, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi öncesinde yeterli

sağlık primi ödeme gün sayısının (506 sayılı Kanun kapsamında 120 gün) bulunmaması nedeniyle kızının hak sahipliğinin doğmadığının kabul edildiğini ve sağlık yardımlarından yararlanma şartlarının 5510 sayılı

Kanundan önce yürürlükte olan mevzuata göre belirlenmediğini, oysa kızının 2008 yılı Ekim ayı öncesi doğmuş olması ve kendisinin de 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde 426 gün sağlık sigortası kapsamında prim ödemesi bulunduğunu belirterek kızının sağlık yardımlarından yararlanma şartlarının 506 sayılı Kanuna göre belirlenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 16/7/2021 tarihli ve E sayılı yazıda mevzuat

hükümlerine yer verilmek suretiyle özetle:

2.1. İlk defa 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesi sigortalı olanların kız çocuklarının Kanunun yürürlük tarihinden önceki mevzuat şartlarına tabi olarak sağlık yardımlarından yararlanabilmesi için bu kişilerin öncelikle Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla söz konusu mevzuat kapsamında sağlık yardımlarından yararlanmaya hak kazanmış olmaları gerektiği, bunlar dışında kalanların ise sağlık yardımlarından 5510 sayılı Kanun uyarınca yararlandırıldığı,

2.2. 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla başvuranın 506 sayılı Kanunun mülga 85 inci maddesi uyarınca sağlık primi ödenmeksizin isteğe bağlı sigortalı olduğu, bu nedenle kendisinin ve kızının

506 sayılı Kanun kapsamında sağlık yardımından yararlanacaklar arasında olmadığı,

2.3. 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinde önce başvuranın 2007-2008 yıllarında toplam 84 gün 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığının olduğu ancak 506 sayılı Kanunda sağlık yardımlarından yararlanmak için son bir yıl içerisinde 120 gün sigortalı olma şartı arandığı, başvuranın bu şartı da taşımadığı, bu nedenle kızının sağlık yardımlarından yararlanabilecek duruma girmediği, 2.4. Başvuranın 1997 ile 2005 tarihleri arasında Vakıflar Bankası Sandığı kapsamında sigortalı olduğu, SGK’ya devrolunmayan sandık mensuplarının sağlık yardımlarının ilgili Sandıkça karşılandığı, bahse konu sandığın hâlihazırda SGK’ya devrolunmadığı, Bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

5.1. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendi; “10) (Değişik:

17/4/2008-5754/1 md.) Bakmakla yükümlü olduğu kişi: 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (1), (2) ve (7) numaralı alt bentleri ile yedinci, sekizinci ve onikinci fıkralarının dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan; a) Eşini, b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu

Kanuna göre malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını, c) Geçiminin genel sağlık sigortalısı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını,”, 5.2. “Genel sağlık sigortalısı sayılanlar” başlıklı 60 ıncı maddesi; “İkametgahı Türkiye’de olan kişilerden;

…

g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.

…

Ana veya babası üzerinden bakmakla yükümlü olunan kişi sayılmayanlardan; lise ve dengi öğrenimden mezun olanlar 20 yaşını, yükseköğrenimden mezun olanlar ise 25 yaşını geçmemek ve bakmakla yükümlü olunan kişi ya da bu maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde sayılanlar hariç genel sağlık sigortalısı olmamak şartıyla mezun oldukları tarihi izleyen günden itibaren iki yıl süreyle gelir tespiti yapılmaksızın birinci fıkranın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılır.

…” 5.3. “Genel sağlık sigortalılığının başlangıcı, bildirimi ve tescili” başlıklı 61 inci maddesinin ikinci fıkrası; “60 ıncı madde gereği genel sağlık sigortalısı sayılanların çocukları, ana ya da babanın tescil edilmiş olmasına bakılmaksızın ve ayrıca bir işleme gerek olmaksızın 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlandırılır.

5.4. “Sağlık hizmetleri ve diğer haklar ile bunlardan yararlanma” başlıklı 62 nci maddesi; “Bu

Kanun gereğince genel sağlık sigortasından sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için bir hak, Kurum için ise bu hizmet ve hakların finansmanını sağlamak bir yükümlülüktür.

Sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler yararlandırılır.

…” 5.5. “Prim alınması zorunluluğu” başlıklı 79 uncu maddesi; “ Kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için, bu Kanunda öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurum prim almak, ilgililer de prim ödemek zorundadır…” 5.6. “Prim oranları ve Devlet katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanun

gereğince alınacak sigorta prim oranları aşağıdaki şekildedir:

…

f) Genel sağlık sigortası primi, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tâbi olanlar için 82 nci maddenin birinci fıkrasına göre hesaplanan prime esas kazancın % 12,5’idir. Bu primin % 5’i sigortalı, % 7,5’i ise işveren hissesidir. Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e)

bendi ve bu Kanunun geçici 13 üncü maddesinde belirtilenlerin genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın % 12’sidir. Ancak, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendine tabi olanlar için genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın %3’ü olup, bu oranı %12’ye kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.” 5.7. “Genel sağlık sigortası geçiş hükümleri” başlıklı geçici 12 nci maddesinin sekizinci fıkrası;

“İlgili kanunları gereği tedavi yardımları karşılanan kişiler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanun açısından genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık

sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları bu Kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları bu Kanun hükümlerine göre yeniden belirlenir. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/49 md.) Kız çocuklarının durum değişikliklerinin ortadan kalkması halinde, bu kişiler tekrar ilgili kanunlarına göre bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Bu kişilerin sigortalı ve sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin bilgileri ilgili kurumlar tarafından bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç üç ay içinde Kuruma bildirilir.” 5.8. “506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklar ve ilgili hükümler” başlıklı geçici 20 nci maddesi; “(Değişik birinci fıkra: 4/4/2015-6645/51 md.) 506 sayılı Kanunun geçici

20 nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları,

borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahiplerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna devir tarihini belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Devir tarihi itibarıyla sandık iştirakçileri bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar.

…

Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, ilgili sandık mevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlarca devam edilir.

6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun; 6.1. “Eş ve çocuklara sağlık yardımı yapılması” başlıklı mülga 35 nci maddesinin 2 nci fıkrası;

“Sigortalının eşi ile geçindirmekle yükümlü olduğu çocuklarının yukarıda belirtilen sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri için, sigortalının, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması şarttır.” 6.2. “İsteğe bağlı sigorta” başlıklı mülga 85 inci maddesi; “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için;

…

C – a) İsteğe bağlı sigortaya devam etmek isteyenler, ödeyecekleri sigorta primlerini bu Kanunun 78 inci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında olmak şartıyla kendileri belirlerler. İsteğe bağlı sigorta primi oranı %25 olarak uygulanır.

…” 6.3. “Bankalar, sigorta şirketleri, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar” başlıklı geçici 20 nci maddesi; “Bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret, odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malüllük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere, bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak kurulmuş bulunan sandıklar, bu kanunun yayımı

tarihinden itibaren en geç altı ay içinde:

a) İlgili bulundukları banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinin bütün personelini kapsıyacak,

b) Bu personelin, iş kazalariyle meslek hastalıkları, hastalık, analık, malüllük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlayacak, c) Sandıkların statülerine tabi personelin bu madde şümulüne giren banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinden birinden diğerine geçmesi halinde bu gibi personelin kendi sandıklarındaki müktesep haklarının da diğer ilgili sandığa veya aralarında kuracakları müşterek bir sandığa intikalini temin edecek, Birer tesis haline getirildiği ve bunu tevsik eden statülerini, bu kanunun yayımı tarihinden en geç altı ay içinde Çalışma Bakanlığına verdikleri takdirde, bu teşekküllerin ve sandıkların personeli işbu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar.

Şu kadar ki, bu sandıkların statüleri ve statü değişiklikleri Çalışma Bakanlığınca onaylanmak suretiyle tekemmül eder. Mali durumları da Çalışma, Maliye ve Ticaret Bakanlıklarınca müşterek kontrol ve murakabe edilir. Mali durumlarının kontrol ve murakabesi sonunda alınmasına bu Bakanlıklarca müştereken lüzum gösterilecek tedbirleri, sandıklar ve ilgili bulundukları teşekküller yerine getirmekle yükümlüdür.

Sözü edilen sandıkların mevzuatına tabi olarak geçen hizmetler ile emekli sandıkları kanunlarına veya malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak geçen hizmetler, yazılı istek halinde, 05/01/1961 tarihli

228 sayılı kanunun aylık bağlanmasına ilişkin esasları dairesinde birleştirilerek tahsis yapılır.

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/53 md.) Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” 7. 18/4/2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliğinin “Genel sağlık sigortası geçiş hükümleri” başlıklı geçici birinci maddesinin 8 inci fıkrası; “(8) İlgili kanunları gereği tedavi yardımları karşılanan kişiler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, Kanun açısından genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılır. Kanunun yürürlük tarihinden önce veya yürürlük tarihinde ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları

Kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Ancak durumlarında değişiklik olduğunda sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları Kanun hükümlerine göre yeniden belirlenir. Kız çocuklarının durum değişikliklerinin ortadan kalkması halinde, bu kişiler tekrar ilgili kanunlarına göre bakmakla yükümlü olunan kişi sayılır. Bu kişilerin sigortalı ve sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişilere ilişkin bilgileri, ilgili kurumlar tarafından Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç üç ay içinde Kuruma bildirilir.”

Hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, 1999 doğumlu kızının sağlık yardımlarından yararlanma şartlarının, kendisinin

5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sigortalı çalışmaları esas alınarak belirlenmesini

talep etmektedir.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu’nca özetle; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesi sigortalı olmuş kişilerin bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık yardımlarından yararlanma şartlarının 5510 sayılı

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sağlık yardımından yararlanmaya müstahak oldukları Kanun esas alınarak belirlendiği, anılan tarihte başvurandan dolayı kızının herhangi bir sağlık yardımından yararlanmaya müstahak olmadığı, bu nedenle başvuranın kızının sağlık yardımlarına müstahaklığının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlendiği ifade edilmiştir.

11. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın sigortalılık durumuna bağlı olarak kızının sağlık yardımlarından yararlanma şartlarının hangi mevzuata göre belirleneceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

12. 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde sigortalılara ve sigortalıların bakmakla yükümlü oldukları kişilere (eş, çocuk, ana ve babalarına) sağlanan sağlık yardımları tabi olunan sosyal güvenlik kanunlarına göre belirlenmekteydi. Kanunun sosyal sigortacılık alanında norm ve standart birliği sağlama amacıyla da uyumlu şekilde 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte birden fazla sosyal güvenlik kanunu çatısı altında sağlanan sağlık yardımları genel sağlık sigortası çatısı altında birleştirilmiştir.

13. Bu doğrultuda 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinde kimlerin genel sağlık sigortalısı olduğu ayrıntılı şekilde sayılmış, birinci fıkranın (g) bendinde ise diğer bentler dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşların da genel sağlık sigortalısı sayılacağı belirlenmiştir. Madde ile ayrıca lise ve dengi öğrenimden mezun olanlar 20 yaşını, yükseköğrenimden mezun olanlar ise 25 yaşını geçmemek şartıyla mezun oldukları tarihi izleyen günden itibaren iki yıl süreyle kendilerince prim ödenmeksizin genel sağlık sigortalısı sayılmıştır. Kanunun 61 inci maddesi ile de genel sağlık sigortalısı sayılanların çocuklarının 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlandırılacağı düzenlenmiştir. Sigortalıların çocuklarından “bakmakla yükümlü olduğu kişi”lerin kimler olduğu ise Kanunun 3 üncü maddesinde 18 yaşını, lise vb. eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayanlar şeklinde tanımlanmıştır.

14. 5510 sayılı Kanun öncesi yürürlükte olan sosyal güvenlik kanunları kapsamındaki sigortalıların ve hak sahiplerinin sağlık yardımlarından ne şekilde yararlanacağı ise Kanunun geçici 12 inci maddesiyle düzenlenmiştir. Madde ile tabi oldukları önceki kanunlar gereği tedavi yardımları karşılanan kişiler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, Kanun açısından genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmış, Kanunun yürürlük

tarihinden önce veya yürürlük tarihinde ilgili kanunları gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları

Kanun gereğince de bakmakla yükümlü olunan kişi sayılmıştır. Ancak kız çocuklarının durumlarında değişiklik olduğunda sağlık hizmetlerinden yararlanma koşullarının Kanun hükümlerine göre yeniden belirleneceği, durum değişikliklerinin ortadan kalkması halinde, tekrar ilgili kanunlarına göre bakmakla yükümlü olunan kişi sayılacağı düzenlenmiştir.

15. Buna göre, Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla önceki kanunlar gereği bakmakla yükümlü olunan kız çocukları, durumlarında değişiklik olana değin (evlenme, sigortalı çalışmaya başlama vd.) yürürlükten kalkan hükümler çerçevesinde bakmakla yükümlü olunan kabul edilmeye devam edilecek ancak durum değişikliği hallerinde haklarında 5510 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. Ancak söz konusu durum değişikliğinin ortadan kalkması halinde bu kız çocuklarının bakmakla yükümlü olunan olup olmadıkları yeniden yürürlükten kalkan kanun hükümlerine göre belirlenecektir.

16. Bu durumda, sağlık yardımlarına müstahaklık yönünden uygulanacak mevzuatın tespiti için, başvuranın kızının 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla önceki kanunlara göre bakmakla yükümlü olunan kız çocuğu statüsünde bulunup bulunmadığının ortaya konması gerekmektedir.

17. Somut olayda başvuranın 3/8/1994 ile 15/7/1995 tarihleri arasında 341 gün 506 sayılı Kanun kapsamında, 2/9/1997 ile 18/7/2005 tarihleri arasında Vakıflar Bankası Sandığı kapsamında, 1/12/2007 ile 13/3/2008 tarihleri arasında 84 gün 506 sayılı Kanun kapsamında, 1/5/2008 ile 30/9/2008 tarihleri arasında 506 sayılı Kanunun 85 inci maddesi uyarınca isteğe bağlı sigorta kapsamında, 2/10/2008 tarihinden sonra ise 5510 sayılı Kanunun kapsamında sigortalılığının bulunduğu görülmektedir.

18. 506 sayılı Kanunun mülga 35 inci maddesinde sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu çocuklarının (5510 sayılı Kanuna göre bakmakla yükümlü olunanların) sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri için, sigortalının, hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş olmasının şart olduğu düzenlenmiştir. Başvuranın 3/8/1994 ile 15/7/1995 tarihleri arasındaki 341 günlük 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı her ne kadar 120 günden fazla olsa da anılan sigortalılığın başvuranın kızı doğmadan dört yıl önce sona erdiği görülmektedir. Bu durumda başvuranın kızının bu süreye dayanarak bakmakla yükümlü olunan sıfatıyla sağlık yardımlarından yararlanma hakkını kazanamayacağı açıktır. Diğer yandan, başvuranın, kızı doğduktan sonra 506 sayılı

Kanun kapsamında 1/12/2007 ile 13/3/2008 tarihleri arasında 84 günlük sigortalılığı bulunsa da bu kez

Kanunda öngörülen 120 gün şartı yerine gelmediğinden başvuranın kızının bakmakla yükümlü olunan sıfatıyla sağlık yardımlarından yararlanma hakkını kazanamadığı anlaşılmaktadır.

19. Yine 506 Kanunun 85 inci maddesinde sigortalıların maddede belirlenen şartlar dâhilinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebileceği, sigorta prim oranının prime esas kazancın % 25’i olduğu düzenlenmiştir. İsteğe bağlı sigortalılık, sigortalılar yönünden yalnızca malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları yönünden sigortalılığın sürdürülmesini sağlamakta, sigortalılarının ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık yardımlarından yararlandırılması sonucunu doğurmamaktadır.

Buna göre, geçici 12 nci maddenin yürürlüğe girdiği 1/7/2008 tarihi itibarıyla isteğe bağlı sigortalı olduğu görülen başvuranın, anılan tarih itibarıyla sağlık yardımlarından yararlanabilecek durumda olmadığı, dolayısıyla aynı şekilde kızının da 506 sayılı Kanun kapsamında bakmakla yükümlü olunan sıfatıyla sağlık yardımlarından yararlanma hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

20. Diğer yandan başvuranın 2/9/1997 ile 18/7/2005 tarihleri arasında mensubu olduğu Vakıflar

Bankası Sandığı, personelinin sosyal güvenliğini sağlamak üzere ilgili Banka tarafından 506 sayılı

Kanunun geçici 20 nci maddesi uyarınca kurulmuş, sosyal sigorta faaliyeti yürüten bir sandıktır. Anılan madde kapsamındaki sandık mensupları 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmadığı gibi, bu kişilerin sağlık yardımları da sosyal sigortacılığa ilişkin diğer tüm yardımlarla beraber Sandık statüsünde belirlenen çerçevede Sandıkça karşılanmaktadır. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde bahse konu sandıklara ve mensuplarına yönelik olarak; sandıkların Sosyal Güvenlik Kurumuna devir tarihini belirlemeye Cumhurbaşkanının yetkili olduğu, sandık mensuplarının devir tarihi itibarıyla 5510 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı, devir işlemi tamamlanıncaya kadar sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine ilgili sandık mevzuat hükümlerine göre sandıklarca ve ilgili kuruluşlarca devam edileceği düzenlenmiştir.

Vakıflar Bankası Sandığı halen Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmemiş olup mensuplarının sağlık yardımları da Sandıkça karşılanmaya devam edilmektedir. Bu durumda, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla, anılan Sandık kapsamında iştirakçi olmadığı ve Sandığın da SGK’ya devrolunmadığı göz önüne alındığında, başvuranın geçmiş dönem sandık mensubiyetine bağlı olarak 5510 sayılı Kanunun 4/1(a) kapsamında sigortalı sayılmasına imkân bulunmamaktadır. Aynı çerçevede başvuranın kızının da 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla bakmakla yükümlü olunan sıfatıyla sağlık yardımlarından yararlanma hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

21. Buna göre, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanunda aranan bakmakla yükümlü olunan kız çocuğu niteliğini taşımadığı anlaşılan başvuranın kızının, sağlık yardımlarına müstahaklığının 5510 sayılı Kanun öncesindeki mevzuat esas alınarak belirlenmesi talebinin reddedilmesi yönünde idarece yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Tokat İş Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Celile Özlem TUNÇAK

Kamu Başdenetçisi V.