|
ÖZET: Başvuru, Kocaeli Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir tesisin işyeri açma ve çalışma ruhsatı talebine ilişkindir. Başvuran şirket, tesisin daha önce “Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak kullanıldığını ve bu kullanımın 2020 yılına kadar sorunsuz devam ettiğini belirtmektedir. Ancak, OSB Yönetimi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, tesisin üretim harici kullanımına izin vermemiştir. Başvuran, bu durumun kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğunu savunarak, tesisin mevcut kullanım amacına uygun olarak ruhsatlandırılmasını talep etmektedir.
İdare, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu çerçevesinde sanayi parsellerinin yalnızca üretim amaçlı kullanılabileceğini ifade etmektedir. Bu bağlamda, tesisin mevcut kullanım amacının sanayi alanı olarak belirlendiği ve depo gibi üretim harici faaliyetlerin bu parsellerde yapılamayacağı belirtilmiştir. İdare, tesisin ruhsat talebinin reddedilmesinin OSB mevzuatına uygun olduğunu savunurken, başvuran taraf ise daha önceki uygulamalara dayanarak haklı bir beklenti içinde olduğunu öne sürmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesi gerektiği yönünde bir öneri sunmuş ve idarenin, tesisin ruhsat talebini reddetme gerekçesinin hakkaniyete uygun olmadığını belirtmiştir. Bu doğrultuda, OSB Yönetimi’ne, başvuran şirketin ruhsat talebinin yeniden değerlendirilmesi tavsiye edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/3942-S.22.5973
BAŞVURU NO : 2021/19374
KARAR TARİHİ : 22/03/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI
GEBZE GÜZELLER ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ
BAŞVURUNUN KONUSU : Kocaeli Gebze Güzeller OSB’deki Ada Parselde bulunan tesise işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 11/11/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda A.Ş. ve A.Ş. vekili başvuru dilekçesinde özetle; Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içinde ada ve parselde bulunan, mülkiyeti başvuran şirkete ait olan tesisin 06.04.2007 tarihinde tapuda devralındığını, daha önce tesis için Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi’nde münhasıran lojistik hizmeti kurulması ve kullanılması için izni verildiğini, OSB Yönetimince düzenlenen Yapı Kullanma İzin Belgesinde, yapının
“Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak kullanımına izin verildiğinin görüleceğini, kiracı şirket olan AŞ. Adına 06.11.2012 tarihinde, “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” düzenlendiğini ve bu haliyle AŞ. tarafından sorunsuz ve fasılasız 17.11.2020 tarihine kadar aynı faaliyetle kullanılmaya devam ederken A.Ş.’ye kiralandığını, ancak OSB
Yönetimi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca üretim harici kullanım nedeniyle bu şirkete ruhsat verilmediğini, bu durumun kazanılmış hak ilkesi ile OSB Kanunun amacına aykırı olduğunu belirterek tesisin özel durumu, daha önce tesisin kullanım amacına uygun olarak düzenlenmiş olan SGK izinleri, yapı kullanım belgesine esas yangın emniyet raporu, Çevresel Etki Değerlendirme Raporu, yapı kullanma izin belgesi ve diğer tüm olurların dikkate alınarak ada parselde yer alan tesisin yıllarca kullanıldığı
“Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak kullanımına izin verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 11.01.2022 tarihli ve sayılı Bilgi ve Belge talep yazısına istinaden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 20.01.2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; 2.1.“Kocaeli Gebze Güzeller OSB tarafından verilen söz konusu belgeler gerekmesi halinde
Bakanlığımızca da Kocaeli Gebze Güzeller OSB’den temin edilmekte olup, belgelerin tamamı Kocaeli
Gebze Güzeller OSB arşivinde yer almaktadır.
2.2. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 3 üncü maddesinde katılımcı, “OSB’lerde, bir işletmenin kurulması için parsel tahsisi veya satışı yapılanlar ile maliki bulunduğu parselde üretimde bulunan veya bulunmayı taahhüt eden ve 4562 sayılı Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişi ile finansal kiracıyı ifade eder.” denilmekte, bununla birlikte yine aynı maddede kiracı, “Katılımcının tesisini, yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde kiralayan gerçek veya tüzel kişi”, Organize Sanayi Bölgesi (OSB), “Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu
Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgeleri” olarak tanımlanmış, yine bu Kanununun 18 inci maddesi üçüncü fıkrasında ve
Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 61 inci maddesi ikinci fıkrasında, katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsaların hiçbir şekilde amacı dışında kullanılamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla, Bakanlığımızca verilen görüşlerde OSB mevzuatı bir bütün olarak değerlendirilmekte olup, söz konusu parseldeki faaliyetle ilgili de sadece katılımcı tanımı çerçevesinde konuya yaklaşılmamıştır. Kocaeli
Gebze Güzeller OSB’deki ada ve nolu parsel bir sanayi parselidir. Bu çerçevede OSB’lerdeki sanayi parselleri üretim amaçlı olduğundan bu parsellerde yer alabilecek katılımcı ve kiracıların OSB’lerin kuruluş amacına ve dokusuna uygun olarak üretim odaklı faaliyet göstermeleri gerekmekte olup, sanayi olarak sınıflandırılmayan depo, antrepo gibi faaliyetlerin yapıldığı tesislerin sanayi parsellerinde kurulması mümkün olamamaktadır. Bu tür ticari tesisler ise 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri
Kanununun üçüncü maddesinde “Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları” olarak tanımlanan hizmet ve destek alanlarında yer alabilmektedir. Buna ilaveten yine 4562 sayılı Kanunda “OSB’nin amaçlarına uygun şekilde faaliyet göstermesini teminen, OSB alanı içinde planlanan yollar, altyapı ve enerji hatları ve sağlık koruma bandı hariç, OSB’nin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı ve hizmet
/
alanları ile park alanları” şeklinde ortak kullanım alanları tanımlanmış olup, bu görüldüğü üzere OSB içerisinde hangi faaliyetlerin hangi alanlarda yapılacağı amaçlar çerçevesinde açıkça planlanmıştır.
2.3. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 4 üncü maddesinde yer alan “Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir.” hükmü ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan OSB Uygulama Yönetmeliğindeki düzenlemeler gereği Yapı Kullanma İzin Belgesi ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatları OSB’ler tarafından verilmektedir. İlgi yazınız ekindeki başvuru dilekçesi ekinde yar alan Yapı Kullanama İzin Belgesinin (Ek-8) “Diğer Hususlar” başlıklı 126. bölümünde her ne kadar “… Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Depolama Binası İçin Düzenlenmiştir.” denilse bile, yine aynı belgeden görüleceği üzere, 5708 ada ve 5 parselin uygulama imar planında belirtilen kullanma amacının kaydedildiği 29. bölümünde “Parselin Kullanım Amacı: Sanayi Alanı”, kullanma amacına göre yapının bağımsız bölümleri ile ortak alanlarının kaydedildiği 55. bölümünde “Fabrika binası” ibaresi yer almaktadır. Bu itibarla, Yapı Kullanma İzin Belgesinde de işlendiği gibi ada ve parsel bir sanayi parseli, üzerindeki yapı fabrika binası olup, OSB mevzuatı gereği bu parsellerde yer alabilecek katılımcı ve kiracıların amacına ve dokusuna uygun olarak üretim odaklı faaliyet göstermeleri gerekmektedir.
2.4. OSB mevzuatında, OSB’lerde üretim yapan sanayicilere, bu parsellerde kullandığı hammadde ve ürettiği ürünleri depolanma zorunluluğu getirilmesi şeklinde bir düzenleme bulunmadığı gibi bu parsellerde kullanılan hammadde ve üretilen ürünlerin depolanmasına engel de bulunmamaktadır. Ayrıca sanayi parsellerinde kullanılan hammaddenin ve üretilen ürünlerin ayrı yerde depolanması ihtiyacına karşılık, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun üçüncü maddesinde “Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları” olarak tanımlanan hizmet ve destek alanlarında depo ve antrepo kurulabilmektedir.
2.5. Yukarıda yer alan 2 numaralı açıklamada da ifade edildiği üzere Bakanlığımızca verilen görüşlerde
OSB mevzuatı bir bütün olarak değerlendirilmekte olup, söz konusu parseldeki faaliyetle ilgili de sadece katılımcı tanımı çerçevesinde konuya yaklaşılmamıştır. Söz konusu tanım değiştirilmeden önce de OSB mevzuatında sanayi parsellerinin üretim amacı için kullanımı ile ilgili düzenlemeler bulunmakta olup, depo antrepo gibi üretim harici faaliyetlerin hizmet destek alanlarında yapılabileceği hususu açıktır. Örnek vermek gerekirse 4562 sayılı OSB Kanununun 18 inci maddesi üçüncü fıkrasında yer alan “Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde tahsis amacı dışında kullanılamaz. Bu arsalar katılımcılar ve mirasçıları tarafından borcun tamamı ödenmeden ve tesis üretime geçmeden satılamaz, devredilemez ve temlik edilemez.” hükmü, bu Kanunun ilk yayımından itibaren yer almakta olup, imar planlarında ada ve parsel sanayi parseli olduğundan amacı dahilinde üretim odaklı faaliyet gösterilmesi gerekmektedir.
2.6. Bu hususla ilgili Kocaeli Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığına
30.11.2020 tarihli ve sayılı yazımız, Ek-1’de gönderilmekte olup, bu yazıda “… mevcut durumu
gösterir lejantlı parselasyon planı ve mevcut katılımcılara/kiracılara ilişkin bilgiler ve belgeler esas alınarak Bakanlığımızca yapılacak düzenli denetimler ile sanayi parselinde yer alan tesislerin el değiştirmesi, kira sözleşmelerinin sonlanması durumlarında yeni maliklerin ve/veya kiracıların depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda faaliyet gösterilmesine izin verilmemesi uygun görülmüştür.
Bu bağlamda, OSB mevzuatına aykırılığın mümkün olan en kısa sürede giderilmesi adına Bölgeniz içinde yer alan NACE kodu olan tesisler ile depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda
faaliyet gösteren tesislerin el değiştirmesi halinde yeni malikin ya da faaliyet gösteren kiracı ise kira sözleşmesinin sonlandığı tarihte yeni kiracının OSB mevzuatına uygun bir alanda faaliyet yürütmesinin sağlanması …” denilmektedir.
2.7. Yukarıda da izah edildiği üzere “Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgeleri” olarak tanımlanan Organize Sanayi Bölgeleri ile ilgili düzenlemeler OSB mevzuatında açık bir şekilde yapılmış olup, Ülke genelinde çarpık sanayileşmeyi önleme iddiası ile oluşturulan Organize
Sanayi Bölgeleri içerisinde getirilen imar planlarına uyulması esastır. Bu çerçevede sanayi parselleri üretim amaçlı olup, bu parsellerin yanı sıra Organize Sanayi Bölgelerinde “Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları” olarak tanımlanan hizmet ve destek alanları planlanabilmekte, bu tanımda ifade edilen ve üretim yapmayan şirketler bu alanlarda yer alabilmektedir.
2.8. Kocaeli Gebze Güzeller OSB’nin verdiği bilgiler çerçevesinde konu Bakanlığımızca değerlendirilmiş ve son olarak 06.08.2021 tarihli yazımızda “proses şemasında üretim birimlerinin de gösterilmesi ve kiracı firma tarafından bölgenize sunulan taahhütnamede üçüncü şahıslara ait ürünleri depolama ve ambalajlama hizmeti vermeyeceği hususuna yer verilmesi halinde Ltd. Şti.’nin başvurusunun
OSB mevzuatına uygun hale geleceği düşünülmektedir. Bu çerçevede, Bölgenizce değerlendirme yapılması hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.” denilmiştir.” açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun; 5.1. “Tanımlar” kenar başlıklı 3 üncü maddesinin; /
(ç) fıkrasında; “Hizmet ve destek alanları: Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları,” (e ) fıkrasında; “Katılımcı, OSB’lerde, bir işletmenin kurulması için parsel tahsisi veya satışı yapılanlar ile maliki bulunduğu parselde üretimde bulunan veya bulunmayı taahhüt eden ve 4562 sayılı Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişi ile finansal kiracıyı ifade eder.” yine aynı maddede kiracı, “Katılımcının tesisini, yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde kiralayan gerçek veya tüzel kişi”, (f) fıkrasında ;“Kiracı: Katılımcının tesisini, yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde kiralayan gerçek veya tüzel kişiyi,” (h) fıkrasında; “Organize Sanayi Bölgesi (OSB): Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgelerini,” 5.2. “Yer seçimi, kuruluş ve planlama” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde ; “…Yürürlüğe giren imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeri açma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir.” 5.3. “Arsa tahsisleri” kenar başlıklı 18 inci maddesi üçüncü fıkrasında; “Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde tahsis amacı dışında kullanılamaz. Bu arsalar katılımcılar ve mirasçıları tarafından borcun tamamı ödenmeden ve tesis üretime geçmeden satılamaz, devredilemez ve temlik edilemez.” 6. 10 Kasım 2008 tarihli ve 27050 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5807 Sayılı Organize Sanayi
Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un; 6.1. 3 üncü maddesinin “b” fıkrasında; “ Organize Sanayi Bölgeleri (OSB): Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgelerini,”
3 üncü maddesinin “f” fıkrasında; “ Katılımcı: OSB’lerde, bir işletmenin kurulması için parsel tahsisi
veya satışı yapılanlar ile maliki bulunduğu parselde üretimde bulunan veya bulunmayı taahhüt eden ve bu
Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiyi,”
3 üncü maddesinin “g” fıkrasında; “ Kiracı: Katılımcının tesisini, yönetmelikte belirlenen esas ve
usullere uygun biçimde kiralayan gerçek veya tüzel kişiyi,” 7. Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin; 7.1. “Tanımlar” kenar başlıklı 3 üncü maddesinin; ( l) fıkrasında; “Katılımcı: OSB’lerde, bir işletmenin kurulması için parsel tahsisi veya satışı yapılanlar ile maliki bulunduğu parselde üretimde bulunan veya bulunmayı taahhüt eden ve 4562 sayılı Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişi ile, “(o)” fıkrasında “Kiracı :Katılımcının tesisini, Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun biçimde kiralayan gerçek veya tüzel kişiyi, finansal kiracıyı,”
“(r) fıkrasında; “Organize Sanayi Bölgesi(OSB): Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgelerini,” 7.2. “Başkalarına devir” kenar başlıklı 61 inci maddesinin 2. fıkrasında; “ Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde amacı dışında kullanılamaz.”
düzenlemelerinin yer aldığı görülmüştür.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran şirketler vekili aracılığıyla yapmış olduğu başvuruda, Kocaeli Gebze Güzeller OSB’deki
Ada Parselde bulunan, başvuranlardan AŞ.’nin mülkiyetinde olan tesise, daha önce
Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi’nde münhasıran lojistik hizmeti kurulması ve kullanılması için izni verildiğini, bir önceki kiracı şirket olan AŞ. Adına 06.11.2012 tarihinde, “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” düzenlenen ve bu haliyle AŞ. tarafından sorunsuz ve fasılasız 17.11.2020 tarihine kadar aynı faaliyetle kullanılmaya devam ederken
A.Ş.’ye kiralandığını, ancak OSB Yönetimi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca üretim harici kullanım
nedeniyle bu şirkete ruhsat verilmediğini, bu durumun kazanılmış hak ilkesi ile Kanunun getirilme amacına aykırı olduğunu belirterek ada parselde yer alan tesisin yıllarca kullanıldığı “Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak kullanımına izin verilmesini talep etmektedir.
10. İdare yapmış olduğu açıklamalarda özetle, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 3 üncü maddesinde yer alan “katılımcı”, “kiracı” ve “OSB” tanımlarıyla birlikte, yine bu Kanununun 18 inci maddesi üçüncü fıkrasında ve Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 61 inci maddesinin ikinci fıkrasında, katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsaların hiçbir şekilde amacı dışında kullanılamayacağı hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, Bakanlıkça verilen görüşlerde OSB mevzuatı bir bütün olarak değerlendirilmekte olup, söz konusu parseldeki faaliyetle ilgili de sadece katılımcı tanımı çerçevesinde konuya yaklaşılmamakta olduğu, 10.1. Başvuruya konu ada ve parselin uygulama imar planında belirtilen kullanma amacının kaydedildiği 29. bölümünde “Parselin Kullanım Amacı: Sanayi Alanı”, kullanma amacına göre yapının bağımsız bölümleri ile ortak alanlarının kaydedildiği 55. bölümünde “Fabrika binası” ibaresi yer almakta olduğu, Yapı Kullanma İzin Belgesinde de işlendiği gibi ada ve parselin bir sanayi parseli, üzerindeki yapı fabrika binası olup, OSB mevzuatı gereği bu parsellerde yer alabilecek katılımcı ve kiracıların amacına ve dokusuna uygun olarak üretim odaklı faaliyet göstermeleri gerekmekte olduğu, sanayi olarak sınıflandırılmayan depo, antrepo gibi faaliyetlerin yapıldığı tesislerin sanayi parsellerinde kurulması mümkün olmadığı, söz konusu ”katılımcı” tanımı değiştirilmeden önce de OSB mevzuatında sanayi parsellerinin üretim amacı için kullanımı ile ilgili düzenlemeler bulunmakta olup, depo antrepo gibi üretim harici faaliyetlerin hizmet destek alanlarında yapılabileceği, 10.2. Bu tür ticari tesisler ise 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun üçüncü maddesinde
“Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanları” olarak tanımlanan hizmet ve destek alanlarında yer alabilmekte olduğu, buna ilaveten yine 4562 sayılı Kanunda “OSB’nin amaçlarına uygun şekilde faaliyet göstermesini teminen, OSB alanı içinde planlanan yollar, altyapı ve enerji hatları ve sağlık koruma bandı hariç, OSB’nin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı ve hizmet alanları ile park alanları” şeklinde ortak kullanım alanları tanımlanmış olup, buradan da görüldüğü üzere OSB içerisinde hangi faaliyetlerin hangi alanlarda yapılacağı amaçlar çerçevesinde açıkça planlandığı, 10.3. Başvuruya konu tesis için, 06.08.2021 tarihli yazı ile “proses şemasında üretim birimlerinin de gösterilmesi ve kiracı firma tarafından bölgenize sunulan taahhütnamede üçüncü şahıslara ait ürünleri depolama ve ambalajlama hizmeti vermeyeceği hususuna yer verilmesi halinde Ltd. Şti.’nin başvurusunun OSB mevzuatına uygun hale geleceği” yönünde kanaat bildirildiği açıklanmıştır.
11. Somut olayda; Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili olarak yapılan şikayetler üzerine
Bakanlık Rehberlik ve Teftiş Bakanlığınca söz konusu OSB de incelemeler yapıldığı ve incelenmeler sonucunda 28/07/2020 tarihli, sayılı İnceleme Raporunun düzenlendiği, bu rapor doğrultusunda
Kocaeli Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığına 30.11.2020 tarihli ve sayılı yazı ile, “… mevcut durumu gösterir lejantlı parselasyon planı ve mevcut katılımcılara/kiracılara ilişkin bilgiler ve belgeler esas alınarak Bakanlığımızca yapılacak düzenli denetimler ile sanayi parselinde yer alan tesislerin el değiştirmesi, kira sözleşmelerinin sonlanması durumlarında yeni maliklerin ve/veya kiracıların depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda faaliyet gösterilmesine izin verilmemesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda, OSB mevzuatına aykırılığın mümkün olan en kısa sürede giderilmesi adına Bölgeniz içinde yer alan NACE kodu ,
olan tesisler ile depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda faaliyet gösteren tesislerin el değiştirmesi halinde yeni malikin ya da faaliyet gösteren kiracı ise kira sözleşmesinin sonlandığı tarihte yeni kiracının OSB mevzuatına uygun bir alanda faaliyet yürütmesinin sağlanması …” hususlarının bildirildiği, ancak söz konusu yazıdan başvuran şirketin haberdar edilmediği,
11.1. Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesi (OSB) içinde ada ve parselde bulunan, mülkiyeti
06.04.2007 tarihinde devralınan başvuran şirkete ait olan tesisin Gebze Güzeller Organize Sanayi
Bölgesi’nde OSB Yönetimince düzenlenen Yapı Kullanma İzin Belgesinde, yapının “Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak kullanımına izin verildiği, bir önceki kiracı şirket olan
AŞ. adına 06.11.2012 tarihinde, “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” düzenlendiği ve bu haliyle
AŞ. tarafından sorunsuz ve fasılasız 17.11.2020 tarihine kadar aynı faaliyetle kullanılmaya devam ederken A.Ş.’ye kiralandığı, ancak OSB Yönetimince, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığı’nın 03.05.2021 tarihli bir görüşü doğrultusunda 14.07.2021 tarihli, sayılı yazı ile “Sanayi parsellerinin üretim harici kullanılması mümkün değildir, katılımcılar ancak kendi üretim faaliyeti için kullanacakları hammaddeyi ve ürettikleri ürünleri depolayabilirler. Ltd. Şti.
üretim faaliyetine başlamadığı halde başka firmalara ait ürünleri depolamaktadır.” gerekçeleri ile tesise işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi talebinin reddedildiği, bu ret işlemine karşı İdareye yapılan
23.09.2021 tarihli başvurunun süresi içinde cevaplanmaması nedeniyle zımni ret işlemine karşı
Kurumumuza başvurulduğu anlaşılmaktadır.
12. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu 12/4/2000 tarihinde kabul edilmiş olup bu Kanunda
Organize Sanayi Bölgeleri : “Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmeleri ve geliştirilmeleri amacıyla, sınırları tasdikli arazi parçalarının gerekli alt yapı hizmetleriyle ve ihtiyaca göre tayin edilecek sosyal tesisler ve teknoparklar ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu
Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri” olarak tanımlandığı, Bu Kanunun 25 inci maddesinde de katılımcıların üretime geçmelerinden bahsedilmekte olduğu, bu Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 1/4/2002 tarihli 24713 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan OSB Uygulama Yönetmeliğinde
OSB tanımına yer verildiği, 5807 sayılı Kanunun birinci maddesi ile 4562 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan katılımcı tanımının, “OSB’lerde, bir işletmenin kurulması için parsel tahsisi veya satışı yapılanlar ile maliki bulunduğu parselde üretimde bulunan veya bulunmayı taahhüt eden ve bu
Kanunun amacına uygun faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiyi,”, “OSB tanımı Organize Sanayi Bölgeleri (OSB): Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgelerini, şeklinde değiştirildiği, Kanuna eklenen bu hükümler doğrultusunda 5807 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılına kadar OSB içinde sadece sanayi parselleri ve ortak kullanım alanları varken bu tarihten sonra hizmet destek alanlarında da katılımcıya parsel tahsisi yapılması mümkün olduğu, sadece bu alanlarda sanayi üretimi dışındaki küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık vb. konularında faaliyet gösterilmesi mümkün hale geldiği anlaşılmıştır.
/
13. Başvuruya konu olayda uyuşmazlık, sanayi parsellerinin üretim harici kullanılmasının engellenerek idarece durumun OSB mevzuatına uygun hale getirilmesi adına yapılan denetimler neticesi hazırlanan inceleme raporu doğrultusunda anılan OSB içindeki sanayi parsellerinde depolama, elleçleme, paketleme, sevkiyat gibi faaliyetlerin yürütülmesinden kaynaklanan sorunun çözümlenmesi için “anılan OSB içinde yer alan NACE kodu olan tesisler ile depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda faaliyet gösteren tesislerin el değiştirmesi halinde yeni malikin ya da faaliyet gösteren kiracı ise kira sözleşmesinin sonlandığı tarihte yeni kiracının OSB mevzuatına uygun bir alanda faaliyet yürütmesinin sağlanmasının uygun olacağı” yönünde verilen Bakanlık görüşü çerçevesinde başvuran tesis maliki Şirket ve yine başvuran kiracı sıfatlı Şirket adına iş yeri açma ruhsatının verilmemesinden kaynaklanmaktadır.
13.1. Her ne kadar idarece mevzuata aykırılığın mümkün olan en kısa sürede giderilmesi adına OSB içinde yer alan NACE kodu olan tesisler ile depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda faaliyet gösteren tesislerin el değiştirmesi halinde yeni malikin ya da faaliyet gösteren kiracı ise kira sözleşmesinin sonlandığı tarihte yeni kiracının OSB mevzuatına uygun bir alanda faaliyet yürütmesinin sağlanmasının uygun olacağı değerlendirilmiş ise de bu görüş çerçevesinde tesis edilen işlemler ile aynı
OSB içerisinde yer alan ve depolama, elleçleme, paketleme ve sevkiyatı hususunda faaliyet gösteren tesislerden kira sözleşmesi devam etmekte olan ve yahut el değiştirmemiş olup maliki tarafından kullanılmaya devam eden tesislerin bu faaliyetlerine devam etmekte iken; Bakanlık tarafından sayılı İnceleme konulu yazı ile Gebze Güzeller OSB Yönetim Kurulu Başkanlığına iletilen görüş yazısından haberdar olmayarak kira sözleşmesini sonlandırarak yeni kira sözleşmesi yapanların ya da tesisi devralarak aynı faaliyetlere devam etmek isteyenlerin ancak proses şemasında üretim birimlerinin de gösterilmesi ve kiracı firma tarafından bölgeye sunulan taahhütnamede üçüncü şahıslara ait ürünleri depolama ve ambalajlama hizmeti vermeyeceği hususuna yer verilmesi halinde başvurularının mevzuata uygun hale geleceği gerekçeleriyle başvuruları reddedildiği, aynı şekilde başvuruya konu tesis kiracısı olan
Ltd. Şti.’nin başvurusunun da bu gerekçelerle reddedildiği anlaşılmaktadır.
14. İdare hukukunda eşitlik ilkesi, kaynağını Anayasa m.10’dan almakta olup, bir yandan aynı durumdakilere aynı muamele edilmesini, diğer yandan da farklı durumdakilere farklı muamele edilmesini gerektirmektedir. Eşitlik ilkesi daha çok aynı durumdakilere farklı muamelenin haksız olduğu ve ayrımcılık oluşturduğu durumları akla getirmekle birlikte farklı durumdakilere aynı muamele edilmesi de eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Somut olayda, her ne kadar idarece mevzuata aykırılığın giderilmesi ve sanayi parsellerinde üretim faaliyetinin gerçekleştirilmesi sonucuna ulaşılmak istenilmişse de, bu amacın gerçekleştirilmesi için ortaya konulan çözüm ile eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği kanaatine varılmıştır.
Eşit muamele ilkesi gereği idarenin aynı faaliyeti sürdüren tüm tesislere makul süre tayin ederek aynı işlemi uygulamaya koyması gerektiği değerlendirilmiştir.
15. Başvuruya konu olan işlem “Kazanılmış Hak”, “Haklı Beklenti”, “Hukuki İstikrar”, “Belirlilik” ve “Hukuki Güvenlik” İlkeleri bakımından irdelenmelidir. Bu çerçevede ilgili Doktrin görüşlerine bakıldığında;
15.1. “İşlemin hukuka aykırılığında bir etkisi bulunmayan bireylerin, işlemin geri alınması ve kaldırılmasının olumsuz sonuçlarından da korunması gerekir. İşte geri alma ve kaldırma işlemlerinin olumsuz sonuçlarının hukuki istikrar ilkesi gereğince bertaraf edilebilmesini sağlayan korumalardan biri de, müesses durumdur. Müesses (yerleşmiş) durum, hukuka aykırılığı sebebiyle idarenin iradesine bağlı olarak hukuk dünyasından silinmesi gereken bir işlemde, geri alma ve kaldırma işleminden önce var olan durumun bazı koşulların gerçekleşmesi durumlarda korunması gerektiğini belirten bir kavramdır.
Oğurlu müesses durumu; “ilgilinin lehine sonuçları olan hukuka aykırı bir idari tasarrufun sonuçlarından f
kendisine atfedilebilecek bir kusur, yokluk ve açık hata bulunmadıkça, belirli bir süre yararlanılmasıyla hukuk düzenince tanınması gerektiği düşünülen; tanınmaması durumunda ise idarî istikrar ve hukuk güvenliğinin bozulacağı düşünülen hukukî durum” olarak tanımlamıştır. Müesses durum kavramı, Türk hukukunda gerek öğretide gerekse içtihatlarda zaman zaman kazanılmış hak kavramı yerine kullanılmıştır.
Hukuka aykırı işlemden kaynaklanan kişisel sonuçlar, belirli bir sürenin geçmesinin ardından müesses duruma dönüşür ve hukuk düzenince korunur. Esasında hukuka aykırı işlemlerin hukuk dünyasından kaldırılması idarenin bir görevidir. İster talep üzerine ister resen hukuka aykırı bir tasarrufun varlığını tespit eden idarenin, hukuk devleti ilkesi gereğince o işlemi geri alması ya da kaldırması gerekir. Ancak hukuka aykırı olsa da işlemden etkilenen kişi için müesses durum doğuran işlemi idare, geçmişe etkili olacak bir biçimde geri alamaz, kaldıramaz veya kısmen değiştirip, düzeltemez. Müesses durum hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla bireye kanuna aykırı olarak koruma sağlayan özel bir müessesedir. Başka bir ifadeyle, hukuka uygun olmayan işlemler kazanılmış hak tesisi için müsait olmamakla birlikte, hukuka aykırılığın da bazı durumlarda korunması gereken sonuçları bulunur. Hukuka aykırı olmasına rağmen korunması gereken durumlar müesses durum kavramıyla ifade edilir. Bir hakkın iktisabında zorunlu bulunan hukuka uygunluk şartının sağlanamamasından dolayı korunması gereken bu tür hukuki meseleler için “hak” kavramı yerine “durum” kavramı tercih edilmektedir…
Hukuka aykırı bir tasarruf sonucunda ortaya çıkan ve belirli bir sürenin geçmesinin ardından dokunulamaz bir kişisel alan yaratan müesses durumlar hukuki istikrar ilkesinin bir gereğidir. Müesses durumların korunması; hukuk devleti, hukuk güvenliği, hukuki belirlilik ve idari istikrar gibi ilkelerle yakın ilişkilidir.(E.T.23.02.2022, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/594711 ,Dr. Öğr. Üyesi
Selman Sacit BOZ, Yargı Kararları Işığında Müesses Durum)”
15.2. “Türk hukuk sisteminde müstakil bir kurum olabilmeyi başaramayan haklı beklentilerin korunması ilkesi, daha ziyade kazanılmış haklara saygı ilkesi ile hukuk devleti ilkesinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Türk idare hukukunda haklı beklentiler usuli-maddi haklı beklenti ayrıma tabi tutulmamaktadır. Bunun yerine yargı kararlarında kazanılmış hak-haklı beklenti ayrımına gidilmekte ve kazanılmış hak seviyesine erişemeyen durumlara haklı beklentinin mevcut olup olmadığı değerlendirilmektedir. Haklı beklentinin kaynağı idarenin taahhütleri ile yerleşik uygulamaları olabileceği gibi idarenin düzenleyici işlemleri de olabilmektedir. İngiliz hukuk sisteminde olduğu gibi Türk idare hukukunda da haklı beklentinin korunabilmesinin temel şartı baskın kamu yararının bulunmamasıdır. Haklı beklentilerin korunma şekli ise, Türk idari yargısında mevcut dava türlerinden biri aracılığıyla mümkündür ki, burada en yaygın koruma şekli haklı beklentiyi korumayan idari işlemin yargı organınca iptali şeklinde olmaktadır.” http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-126-1602, E.T. 25.02.2022.
15.3. “Türk İdare Hukuku doktrininde idari istikrar ilkesine en fazla idari işlemlerin sona erdirilmesi hususunda dikkate değer biçimde değinildiği görülmektedir. Özellikle korunması gereken bir hukuki durum ortaya çıkarmış olan idari işlemlerin geri alınmasında idari istikrar ilkesi vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmakta; her zaman ve her durumda sonuçlar doğurmuş olan bir idari işlemin idare tarafından geri alınabilmesinin idari istikrar ilkesine aykırılık teşkil edeceği genel kural olarak kabul görmektedir. Bir diğer ifadeyle, bireylerin başta hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilmiş olan işlemlerden doğan kazanımlarının belli bir sürenin geçmesinin ardından –şartları oluşmuşsa– korunmasının en büyük dayanağı olarak karşımıza idari istikrar ilkesi çıkmaktadır . İdari işlemin geri alınabilme süresinin tespitinde başvurulan kriterlerden birisi, “idari istikrarın bozulmaması” kriteridir. Buna göre idare, hukuka aykırı işlemini geri alırken idari istikrar ilkesini göz önüne almalıdır. Zira idarenin hukuka aykırı işlemini her zaman dilediği gibi geri alabilmesinin mümkün olmadığı; idarenin hukuka aykırı işlemini idari
istikrarı bozmayacak bir süre içerisinde geri alabileceği, doktrin ve yargı kararlarında sıklıkla vurgulanmaktadır.
Bir başka biçimde ise idari istikrar, bir idari sistemin zaman içindeki tasarımında, işleyişinde ve yönünde öngörülemeyen sapmalar yaşanmaması biçiminde tanımlanabilir. Konuya ilişkin bir kararında da Anayasa
Mahkemesi, idari istikrarın idari işleyişte beklenen birlik ve düzeni ortaya çıkarma işlevine dikkat çekmektedir. Anayasa Mahkemesi’ne göre idari istikrar, kamu idaresinin yürürlükte bulunan kuralları yürürlükte kaldıkları sürece, onların uyduğu her olaya gereğince ve aynı biçimde uygulamasıdır. Aksi durum olarak belli bir kuralın benzer olaylarda ve değişik zamanlarda değişik biçimde uygulanması idari işlemlerde istikrar ile idarenin ciddiyetini bozar, ilgililerin idareye karşı güvenlerini sarsar.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1844508, . Danıştay Kararları Işığında İdari İstikrar
İlkesinin İdari Yargılama Hukukuna Önemli Yansımaları , Dr. Öğr. Üyesi Harun YILMAZ, E.T.
23.02.2022,)
16. Anayasa Mahkemesinin bu konuyla ilgili kararına ( 7.4.2016 tarihli, Esas No:2015/94, Karar
No:2016/27 ) bakıldığında;“Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuk Devletinin unsurları doktrinde de belirlenmiş olup, bunlardan konuyla ilgili iki tanesi ‘Hukuki Güvenlik’ ve
‘Belirlilik’ ilkeleridir. Bireyin devlete güven duyması, ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. Anayasada öngörülen temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ve insan haklarının insan hayatına egemen kılması için Devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını ve güvenlerini korumakla yükümlüdür.” 16.1. Anayasa Mahkemesinin bu kararında da ifade edildiği gibi, hukuk devletinin unsurlarından olan “hukuki güvenlik” ilkesi, devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olmasını ve takdir yetkisini zorlayan, keyfiliğe yol açacak kurallara yer verilmemesini gerektirir. “Belirlilik” ilkesi ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta olmasını ve kişilerin haklı beklentilerini bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını içerir. Aksi takdirde, yetkilerin sınırlarının belirsizliği, takdir yetkisinin keyfiliğe dönüşmesine neden olur ve yasanın verdiği ucu açık yetki kullanımıyla tesis edilen işlemlerin hukuki denetimi de yasal engel nedeniyle gerektiği gibi yapılamaz.
17. Sonuç olarak, başvuran tesis maliki Şirketin idare tarafından daha önceki işlemlere dayanılarak ortaya çıkarılan ve uzunca bir süre aynı şekilde uygulanan sonuçlarının korunması talebinde, söz konusu tesisin inşası öncesi çizilen proje (ki idareden gerekli izinler alınarak “Antrepo Binası” olarak projesinin çizildiği ve idarece onaylandığı sunulan evraklardan anlaşılmaktadır), kurulması için gereken izinler sürecinde idarece 11.02.2009 tarihinde verilen “Yapı Kullanma İzin Belgesinde” yer alan”.. Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Bina için düzenlenmiştir.” şeklindeki ibare yönünden haklı beklenti içerisinde olduğu değerlendirilmiştir. Diğer taraftan işlemden menfaat elde edecek başvuran şirketler ortaya çıkan ve süregelen sonuçlar bakımından da kötüniyetli değildir, İdarece hazırlanan ve de başvuran Şirketlerin bilgisi dahilinde olmayan bir İnceleme raporu doğrultusunda, yaklaşık 1000 çalışanı olan, aylık ciddi bir ciro
yaparak ekonomiye katkı sağlayan, uzunca bir süredir “Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak faaliyet gösteren bir tesisin önceden öngörülemeyen ve başvuran şirketlerin haklı beklentilerini bertaraf eden idari işlemler ile İş yeri açma ve Çalışma ruhsatı verilmesi talebinin üstelik aynı OSB de halen %70 gibi bir oranda “Ambalajlama, Paketleme ve Lojistik Binası” olarak faaliyet gösteren Tesis varken reddedilmesi işlemi hakkaniyete uygunluk taşımamaktadır.
18. Tüm dosya kapsamı, açıklanan nedenler, ilgili mevzuat hükümleri, emsal yargı kararları ve somut olayın özellikleri doğrultusunda Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, OSB
Yönetimince, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 03.05.2021 tarihli bir görüşü doğrultusunda 14.07.2021 tarihli, / sayılı yazı ile “Sanayi parsellerinin üretim harici kullanılması mümkün değildir, katılımcılar ancak kendi üretim faaliyeti için kullanacakları hammaddeyi ve ürettikleri ürünleri depolayabilirler. Ltd. Şti. üretim faaliyetine başlamadığı halde başka firmalara ait ürünleri depolamaktadır.” gerekçeleri ile Kocaeli Gebze Güzeller OSB’deki Ada Parselde bulunan tesise işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi talebinin reddedilmesi işleminde hakkaniyete uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmediği böylece “Kararların gerekçeli olması ve “Makul sürede karar verme” ve idarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine aykırı davrandığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre, Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Kocaeli İdare Mahkemelerine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, OSB Yönetimince, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 03.05.2021 tarihli bir görüşü doğrultusunda
14.07.2021 tarihli, sayılı yazı ile “Sanayi parsellerinin üretim harici kullanılması mümkün
değildir, katılımcılar ancak kendi üretim faaliyeti için kullanacakları hammaddeyi ve ürettikleri ürünleri depolayabilirler. Ltd. Şti. üretim faaliyetine başlamadığı halde başka firmalara ait ürünleri depolamaktadır.” gerekçeleri ile Kocaeli Gebze Güzeller OSB’deki Ada Parselde bulunan tesise işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi talebinin reddedilmesi işlemine ilişkin başvuran Şirketlerin
itirazının kabulü yönünde KOCAELİ GEBZE GÜZELLER ORGANİZE SANAYİ BÖLGE
MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, KOCAELİ
GEBZE GÜZELLER ORGANİZE SANAYİ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın, BAŞVURANLAR VEKİLİNE ve KOCAELİ GEBZE GÜZELLER ORGANİZE SANAYİ
BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi