|
ÖZET: Bu karar, Türkiye Down Sendromu Derneği tarafından yapılan başvuru üzerine, özel gereksinimli çocuklar için “kolaylaştırıcı kişi” uygulamasının yalnızca otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarla sınırlı kalmaması gerektiği yönündeki talebi değerlendirmektedir. Başvuruda, mevcut uygulamanın ayrımcılığa neden olduğu ve tüm özel gereksinimli çocukların bu haktan yararlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Danıştay, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere atıfta bulunarak, engelli çocukların eğitim hakkının eşitlik ilkesine dayandığını belirtmiştir. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin hangi durumlarda kolaylaştırıcı kişiye ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi gerektiği ve bu doğrultuda mevzuat düzenlemeleri yapılmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na, özel gereksinimli çocukların eğitim haklarının ihlal edilmemesi için gerekli düzenlemelerin yapılması ve bu süreçlerin kamuoyuyla paylaşılması yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve ayrımcılığın önlenmesi açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/12233-S.22.18690
BAŞVURU NO : 2022/5206
KARAR TARİHİ : 22/09/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Kolaylaştırıcı kişi uygulamasından faydalanma hakkının
BAŞVURUNUN KONUSU :
sadece otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar değil tüm özel gereksinimli çocuklara tanınması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 06/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza Derneği tarafından yapılan başvuruda; 04/01/2021 tarihli sayılı “Kolaylaştırıcı Kişi” konulu ilgili makama yazılmış Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü yazının özel gereksinimli bireyleri arasında ayrımcılığa neden olduğu, söz konusu yazıda kolaylaştırıcı kişi uygulamasının tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için sınıf içi ve sınıf dışı ortamlarda bulunmasının uygun görüldüğünün yazıldığı, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının sadece otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar değil tüm özel gereksinimli çocuklara tanınması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 09/06/2022 tarihli sayılı bilgi-belge talepli yazısına istinaden; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 17/06/2022 tarihli ve sayılı yazıda özetle;
2.1. Tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları yoluyla akranları ile birlikte aynı sınıfta eğitimlerini sürdüren otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin akademik sosyal ve öz bakım becerilerini okul ortamında desteklemek amacıyla kolaylaştırıcı bir kişiye ihtiyaç duyulduğuna ilişkin öğrenci velileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından Bakanlığa gelen yoğun talepler üzerine 04.01.2020 tarihli ve 230245 sayılı Makam Oluru ile Kolaylaştırıcı Kişi uygulamasına başlanıldığı, 2.2. Kolaylaştırıcı kişi ailenin teklifi ve bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme biriminin kararı doğrultusunda sınıf içi ve dışında bulunabildiği, 2.3. Kolaylaştırıcı Kişi uygulamasına grup katılımının sağlanması ve eğitim sürecinin desteklenmesi amacıyla öncelikli olarak otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için başlanıldığı, 2.4. Mevzuat değişikliği öncesi değerlendirme çalışmalarının titizlikle devam ettiği, 2.5. Kolaylaştırıcı Kişi görevini yürüteceklerin nitelik ve kriterlerini belirlemeye, okul kurallarına uyumuna, pedagojik anlamda desteklenmeleri ile veli ve kolaylaştırıcı kişi arasında hukuki bir zemin oluşturmaya yönelik ilgili birimlerle görüşmelerin devam ettiği, 2.6. Bakanlık tarafından uygulamada karşılaşılan aksaklıkların tespit edilerek giderilmesi yönünde çalışmalar yapıldığı, 2.7. Uygulamadan olumlu dönütler alınması halinde özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden hangilerinin kolaylaştırıcı kişiye ihtiyaç duyduğunun bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimince belirlenmesine yönelik mevzuat düzenlemesi çalışmalarına devam edildiği, 3. Kurumumuzun 2021/16237 Başvuru Numaralı ve 13/12/2021 tarihli Gönderme Kararına Aile ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2092353 sayılı cevabı yazıda özetle; 3.1. Tüm eğitim kurumlarının kapsayıcı eğitim sistemine geçmesinin zorluğu düşünüldüğünde; mevcut kaynaştırma sisteminden daha etkin yararlandırılmasının sağlanabilmesi için, özel eğitime gereksinimi olan tüm bireylerin eğitim kurumlarında “kolaylaştırıcı kişi” düzenlemelerinin yapılmasının Ülkemizin EHİS kapsamında taahhüt edilen yükümlülüklerinin yerine getirilmesine ve eşit eğitim hakkının kullanılmasına katkı vereceği, 3.2. Bu nedenle, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan 04/01/2021 tarihli 230243 sayılı
Genelgenin kapsamının genişletilerek; eğitim kurumlarında ayrımcılığa neden olmayacak ve ihtiyacı olan tüm özel gereksinimi olan öğrencileri kapsayacak yeni bir çalışmaya ihtiyaç bulunduğu değerlendirildiği, 3.3. Söz konusu talebin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu çerçevede değerlendirilerek tüm özel eğitime gereksinimi olan öğrencileri içerecek şekilde yasal ve idari tedbirlerin alınmasının sağlanması hususu, belirtilmiştir.
/
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(…)Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…)kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
4.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” 4.5. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”
5. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin;
5.1. 1 inci maddesinde; “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
5.2. 2 nci maddesinde; /
“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.
5.3. 26 ncı maddesinde; “1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır…
2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır…” hükümleri yer almaktadır.
6. Birleşmiş Milletler “İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensipleri’nde;
“…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler… …Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar…”
7. Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin (EHİS);
7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “… Engelli kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.” 7.2. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İşbu Sözleşme’nin dayandığı ilkeler şunlardır: (…)
(b) Ayrımcılık yapılmaması, (e) Fırsat eşitliği.” 7.3. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinde: “1. Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür.
Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler;
(a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…)
(b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı (…) taahhüt eder.”
7.4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinde;
“1. Taraf Devletler herkesin hukuk önünde ve karşısında eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın hukuk tarafından eşit korunma ve hukuktan eşit yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul eder.
2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alır…” 7.5. “Engelli çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; 1.“Taraf Devletler, engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm temel insan hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır.
2. Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun en üst çıkarının gözetilmesine öncelik verir”, 3. Taraf Devletler engelli çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için engeline ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlar.
7.6. “Eğitim” başlıklı 24 üncü maddesi; “1. Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlar. …
2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar:
(a) Engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır; (b) Engelliler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir; (c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır; (d) Engellilerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır; (e) Engellilere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanmalıdır.
3. Taraf Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlar…
4. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçmesini sağlamak için, … eğitimin her düzeyinde çalışan uzmanların ve personelin eğitimi için uygun tedbirleri alır. Sözkonusu eğitim engelliliğe ilişkin bilincin artırılmasını, alternatif iletişim araç ve biçimleri ile destekleyici eğitim tekniklerinin ve materyallerinin kullanılmasını içermelidir.” 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları
Sözleşmesinin 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 8.1. 2 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, /
dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 8.2. 3 üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.” Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.” 8.3. 23 üncü maddesinde;“1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler. 2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler. 3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana–babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
9. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un,
9.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”
9.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; Bu Kanunun uygulanmasında;
“a) Doğrudan ayrımcılık: Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi,
b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını, “c) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi, (…)
d) Engelliliğe dayalı ayrımcılık: Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı, ifade eder.”
e) Engellilik durumu: Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel gereksinimlerini, uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamaları,” ifade eder.
9.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır. b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır. c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır. … g) Engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi esastır…”
9.4.“Engellilik Durumu” başlıklı 5 inci maddesinde; “Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel ihtiyaçlarını belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamalarda uluslararası temel yöntemler esas alınır. Engellilik durumunun tespit ve uygulama esasları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığının görüşleri alınarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye
Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca müştereken çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”
10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
11. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun, “Temel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde; “(1) Bu
Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e) Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, (…) h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, (…)İlkeleri gözetilir.”
̆ 12. 1739 Sayılı Millî Egitim Temel Kanunu’nun;
12.1. 4 üncü maddesi “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. …”
/
̇
̆ 12.2. 7 nci maddesi “Ilkö gretim gö rmek her Tü rk vatandaş ının hakkıdır…”
̈
̆ ̈ 12.3. 8 inci maddesi “… Ozel egitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiş tirmek için ozel tedbirler alınır.” Hükümlerini amirdir.
̈
̆ 13. 573 Sayılı Ozel Egitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;
13.1. 4 üncü maddesi; “(b) Özel eğitime erken başlamak esastır… “(d) Özel eğitim gerektiren bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç, muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte eğitilmelerine öncelik verilir.” 13.2. 7 nci maddesi “Tanısı konulmuş özel eğitim gerektiren çocuklar için okul öncesi eğitimi zorunludur.
Bu eğitim özel eğitim okulları ile diğer okul öncesi eğitim kurumlarında verilir…” 13.3. 8 inci maddesi “Özel eğitim gerektiren bireyler, ilk öğretimlerini özel eğitim okulları ve/veya diğer ilköğretim okullarında sürdürürler.” 13.4. “Kaynaştırma” başlıklı 12 nci maddesi “Özel Eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri, hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda akranları ile birlikte her tür ve kademedeki okul ve kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür.” 13.5. “Özel Eğitim Desteği” başlıklı 14 üncü maddesi “Özel eğitim gerektiren bireylere, her tür ve kademedeki eğitim ortamlarında devam ettiği eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere özel eğitim desteği verilir. Bu amaçla bireysel ve grupla eğitim imkanları sağlanır…”
̈ ̈ ̆ ̆ 13.6. 24 üncü maddesi ‘’Resmî ve özel okul oncesi, ilköğretim ve orta ogretim okulları ile yaygın egitim
̈ ̆ ̆ kurumları; kendi çevrelerindeki özel eğitime ihtiyacı olan bireylere ozel egitim hizmetleri saglamakla
̈ ̈ ̈ yukümludur. Sözkonusu okul ve kurumlarda, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim-öğretim görmelerini sağlamak üzere gerekli tedbirler alınır’’ 13.7. 25 inci maddesi “Özel eğitim okul ve kurumları ile özel eğitime destek sağlayan okul ve kurumların eğitim-öğretim sınıfı personel ihtiyacı öncelikle karşılanır; ihtiyaç duyulan uzman personel atanır veya diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak görevlendirilir.” 14. 07/07/2018 tarihli ve 30471 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri
Yönetmeliğinin,
14.1. “Eğitim tür ve kademelerindeki özel eğitim hizmetleri” başlıklı 11 inci maddesi; “b) 36 ayını tamamlayan özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için okul öncesi eğitim zorunludur. Çocukların gelişimi ve özellikleri dikkate alınarak okul öncesi dönemde eğitim süresi uzatılabilir.” 14.2. “Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim” başlıklı 22 nci maddesi; “(1) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu doğrultusunda her tür ve kademedeki eğitimlerini kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla sürdürebilirler.
(2) Özel eğitim ihtiyacı olan bireyler, kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini akranları ile birlikte aynı sınıfta tam zamanlı veya özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak sürdürebilirler.
(3) Okul öncesi eğitim, ilköğretim ya da mesleki ve teknik eğitim programlarının uygulandığı özel eğitim okullarında kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim verilebilir.
(4) Kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim yapılan okullarda BEP geliştirme birimi oluşturulması zorunludur.
(5) Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu ile Ödül ve Disiplin Kurulu’nda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerle ilgili alınacak kararlarda BEP geliştirme birimiyle iş birliği yapılır.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Kurumumuza Türkiye Down Sendromu Derneği tarafından yapılan başvuruda; 04/01/2021 tarihli
230243 sayılı “Kolaylaştırıcı Kişi” konulu ilgili makama yazılmış Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü yazının özel gereksinimli bireyleri arasında ayrımcılığa neden olduğu, söz konusu yazıda kolaylaştırıcı kişi uygulamasının tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerine devam eden otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için sınıf içi ve sınıf dışı ortamlarda bulunmasının uygun görüldüğünün yazıldığı, kolaylaştırıcı kişi uygulamasının sadece otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar değil tüm özel gereksinimli çocuklara tanınması talep edilmektedir.
17. Kurumumuzun 18/04/2019 tarih ve 2018/12500 sayılı ve benzer nitelikteki engelli öğrencilerin eğitim hakkı ile ilgili kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bütün insanların haklar bakımından eşit olduğu; herhangi bir ayrım gözetmeksizin herkesin ilan olunan bütün haklardan yararlanabileceği belirtilmiş; Anayasamızda da “ayrım gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşit olduğu” açıkça ifade edilmiştir. Tarafı olduğumuz BM Engellilerin Haklarına İlişkin
Sözleşme’de (EHİS) engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaklanmış; taraf Devletlere engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına almak görevi verilmiştir. Belirtilen hususlar ulusal mevzuatımızda da yer bulmuş, 5378 sayılı Engelliler Hakkında
Kanunda engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamayacağı, ayrımcılıkla mücadelenin engellilere yönelik politikaların temelini oluşturduğu belirtilmiştir.
18. Belirtilen mevzuatta “engelli çocuklara” özel önem atfedildiği görülmektedir. BM EHİS’in “Engelli
Çocuklar” başlıklı 7 nci maddesinde “Taraf Devletlerin engelli çocukların diğer çocuklarla eşit bir şekilde tüm insan temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağı” taahhüt altına alınmış, BMÇHS ile uyumlu olarak “Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesine öncelik verileceği” belirtilmiştir. BM Çocuk Hakları
Sözleşmesinde de (BMÇHS) “Sözleşmede yazılı olan hakların hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüm çocukları tanınacağı” ifade edilirken engellilik halinin özellikle belirtildiği görülmektedir.
19. Ulusal mevzuatımız kapsamında, 5378 sayılı Kanunda da bu hususa açıkça değinilmiş, “engeli olan çocuklara yönelik hizmetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesinin esas olduğu” kayıt altına
/
alınmıştır. Nihayet, BMÇHS’de çocuğun her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemlerin alınması Devletin görevleri arasında sayılmış; 5395 sayılı Çocuk
Koruma Kanununda “korunmaya ihtiyacı olan çocuk” tanımı altında bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan çocuklarla ilgili tedbirlere yer verilmiştir.
20. Öte yandan, eğitim hakkı, tüm vatandaşlar için Türkiye Anayasası ile teminat altına alınmış bir haktır.
Anayasanın 42 inci maddesinde, “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmekte; “engelli bireylerin eğitim hakkına” ilişkin BM EHİS düzenlemesinin “bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine alması” hususuna öncelikli vurgu yapıldığı görülmektedir. Yine bu kapsamda, “engelliler engelleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve engelli çocuklar engelleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve ortaöğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır.” denilmiştir.
21. “Engelli çocukların eğitim hakkı”na ilişkin olarak başta BMÇHS olmak üzere pek çok uluslararası düzenleme bulunmaktadır. Sözleşmenin 23 üncü maddesi uyarınca, Türkiye özel eğitim ihtiyacı olan çocukların haklarını teminat altına alacağını kabul etmiştir. Buna göre ülkemiz, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını sağlayacak eksiksiz bir yaşama sahip olmaları gerektiğini kabul etmektedir. Aynı
Sözleşmeye göre ülkemiz, özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin, anne-babasının ya da çocuğa bakanların mali durumlarını göz önüne alarak, eğitimleri, mesleki eğitimleri, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirmeye yönelik hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmaları konularında yardım etmeyi de taahhüt etmektedir. Bu çerçevede, çocuğun eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesinin yanı sıra, kültürel ve ruhsal yönü dâhil bireysel gelişimini gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır.
Belirtilen ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında, ülkemizde özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin ve somut dosya özelinde “özel eğitime ihtiyacı duyan çocukların” bu haklarını hiçbir ayrımcılığa uğramaksızın, tam ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmelerinin hukuki güvence altına alındığı görülmektedir. Bu bakış, yıllar içerisinde eğitime ilişkin düzenlemelerde de yerini almıştır.
22. Tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları yoluyla akranları ile birlikte aynı sınıfta eğitimlerini sürdüren otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerin akademik sosyal ve öz bakım becerilerini okul ortamında desteklemek amacıyla kolaylaştırıcı bir kişiye ihtiyaç duyulduğuna ilişkin öğrenci velileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından Bakanlığa gelen yoğun talepler üzerine 04.01.2020 tarihli ve 230245 sayılı Makam Oluru ile Kolaylaştırıcı Kişi uygulamasına başlanmıştır. Kolaylaştırıcı Kişi uygulamasına grup katılımının sağlanması ve eğitim sürecinin desteklenmesi amacıyla öncelikli olarak otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için başlandığı tespit edilmiştir.
23. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2092353 sayılı yazısında da belirtildiği üzere her engel türünün kendine has ihtiyaçları ve farklılıkları bulunmaktadır.
Down sendromlu öğrenciler dahil tüm özel gereksinimli öğrenciler için temel eğitimde fırsat eşitliğinin tesis için eğitim sistemleri, her çocuğa göre farklılık arz eden özellik ve ihtiyaçları göz önüne alan eğitim programları ile düzenlemeleri içermelidir. Aynı zamanda, özel eğitime gereksinim duyan çocukların bu ihtiyaçları, çocuk merkezli eğitim yöntemleri ve bilimsel yaklaşımlarla normal gelişim gösteren akranlarının bulunduğu okullarda eğitim alabilecek şekilde giderilmelidir. Her çocuğa kabul edilebilir bir
seviyede öğrenmeyi sağlayacak fırsatların verilmesi zorunludur. Bütünleştirici/kapsayıcı eğitim prensibi, eğitim alamayan çocuklar, engelliler ve dezavantajlı gruplar ile kız ve kadınların öğreniminin önündeki katılım engellerinin kaldırılarak “herkes için eğitim”in desteklenmesini sağlamak amacını gütmektedir.
24. Otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler için getirilen yasal düzenlemenin Anayasamızın 10.
Maddesinde, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 7. Maddesinde, Çocuk Haklarına Dair
Sözleşmesinde, Milli Eğitim Temel Kanununu 4. Maddesinde belirtilen eşitlik ilkeleri dikkate alındığında
Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinin 5. Maddesinde belirtilen “Bireysel farklılıkları, gelişim özellikleri ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak eğitim hizmeti sunulması” ilkesi ile de uyumlu hale getirilmesi için özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden hangilerinin kolaylaştırıcı kişiye ihtiyaç duyduğunun bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimince belirlenmesi akabinde kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla öğrenimlerine devam özel gereksinimli çocuklara yönelik engel durumuna göre kapsayıcı bir şekilde mevzuat düzenlenmesine gidilmesi, tüm engelli bireylerin, çocukların ve “engelli çocukların” temel insan haklarından olan “eğitim hakkının” ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için konunun bütüncül bir bakışla ele alınmasının zorunluluk arz ettiği gerektiği değerlendirilmektedir.
25. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler ışığında sonuç olarak, çocuğun üstün yararı gözetilerek
Anayasamız ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında ülkemizde yaşayan herkesin haklar ve özgürlükler bakımından eşit olduğu dikkate alınarak özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden hangilerinin kolaylaştırıcı kişiye ihtiyaç duyduğunun bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimince belirlenmesi, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla öğrenimlerine devam özel gereksinimli çocuklara yönelik engel durumuna göre ihtiyaç ve taleplerinin gözetilerek mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturularak en kısa sürede uygulanmaya başlanması ve çalışmaların belirli bir program dahilinde kamuoyu ile paylaşılmak suretiyle tamamlanması yönünde ilgili idareye Tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak
İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
/
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
KABULÜNE,
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden hangilerinin kolaylaştırıcı kişiye ihtiyaç duyduğunun bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimince belirlenmesi, Yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilecek sorunlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla öğrenimlerine devam özel gereksinimli çocuklara yönelik engel durumuna göre ihtiyaç ve taleplerinin gözetilerek mevcut eksiklikleri ve uygulama aksaklıklarını giderecek çözüm önerileri oluşturularak en kısa sürede uygulanmaya başlanması ve çalışmaların belirli bir program dahilinde kamuoyu ile paylaşılmak suretiyle tamamlanması hususunda
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/