onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kooperatif üyelerinin istifa sonrası hakları ve kooperatifin tasfiye durumu üzerine odaklanmaktadır. Davacı kooperatif, bazı üyelerin parasal yükümlülüklerini yerine getirmeden istifa ettiklerini ve bu nedenle konutların geri alınması gerektiğini savunmuştur. Ancak, ilk derece mahkemesi, davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve istifasının geçerli olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, kooperatifin tasfiye kararının iptal edildiğini ve dolayısıyla kooperatifin tasfiye halinde olmadığını vurgulamıştır. Kooperatifin amacına ulaşmadığı ve tüm üyelerine konut teslim etmediği için, istifa eden üyelerin konutlarının geri alınamayacağına karar verilmiştir.

Sonuç olarak, kooperatifin tasfiye durumu ve üyelerin hakları açısından yapılan değerlendirmeler, kooperatifin amacına ulaşmadığı ve dolayısıyla istifa eden üyelerin konutlarının geri alınamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmiştir.

6. Hukuk Dairesi         2024/972 E.  ,  2024/4029 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/1913 E., 2024/276 K.
    HÜKÜM/KARAR : Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI : 2020/579 E., 2023/177 K.

    Davacı vekili, müvekkili kooperatifin bir kısım ortaklarına konutlarını tahsis edip ferdileşme işlemlerini de yaparak tapularını verdiğini, konutlarının tapusunu alan bu ortaklardan bazılarının parasal yükümlülükleri yerine getirmemek için kooperatiften istifa ettiklerini, müvekkili kooperatifte parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olsa da konutunu edinememiş doksan sekiz üyenin bulunduğunu, müvekkili kooperatifin 16.04.2019 tarihli son genel kurulda tasfiye kararı almış olup bu kararın iptali talebiyle açılan davada kararın iptaline karar verildiğini, davalıya üyeliği dolayısıyla dava konusu bağımsız bölümün tahsis edildiğini, davalının 31.08.2015 tarihinde kooperatif ortaklığından istifa ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde daire bedelinin belirlenebilir hale gelmesinden sonra taleplerini artırmak üzere fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;16.04.2022 tarihli harç tahsil makbuzuyla, dava konusu taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden eksik harcı tamamlamıştır.

    Davalı vekili; müvekkilinin kooperatife tüm parasal yükümlüklerini yerine getirdiğini, ana sözleşmenin 62. maddesine göre 25.12.2004 tarihinde dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve tapuda devredildiğini, ana sözleşmenin 20. maddesindeki düzenleme uyarınca istifa tarihi olan 31.08.2015 tarihinden itibaren iki yıllık sorumluluk bedelinin de hesaplandığını ve müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin çıkma hakkını kullandığını, yönetim kurulunca da istifasının kabul edildiğini, ana sözleşmenin 64. maddesinde, “Ferdi münasebete geçiş muamelesinden sonra muamelenin tamamlanması ve kendi borcunu kabullenmiş olması ile ortağın artık kredi borcu bakımından kooperatifle ilgisi kesilmiş olur” denildiğini, müvekkilinin istifa tarihinden sonra 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17. maddesindeki üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın husumet, yetki, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, davacının, 2015 yılında tapusunu aldığı, istifasının onaylandığı ve istifanın davacı yanca kabul edildiği, davalının süreçte üzerine düşen edimi yerine getirdiği, istifa anında borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre, davalının istifasının kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurul kararına aykırılık oluşturmadığı, davacı tarafın kooperatif yönetiminin değişmesine müteakip sıralı olarak daha önce istifası onaylanan ortaklara, tapu iptal tescil davaları açmaya başladığı ancak buradaki varsa zararı, haksız ve hakkaniyete aykırı olarak, ifasını tamamlamış ve istifası kabul edilen üyelere dönerek karşılamaya çalıştığı, kaldı ki hali hazırdaki üye sayısı ile istifa tarihindeki üye sayısının ve tapusunu almayan üye sayısının aynı olmadığı da göz önünde bulundurmakla, herkes hak ve borçlarını ileri sürüp, ifa ederken dürüst davranmakla mükellef olduğundan, daha önce istifası yönetim kurul kararı ile onaylanan üyenin istifasının geçerli olmadığı iddiasının, dürüst davranma ilkesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince; davacı kooperatifin, tasfiyesine ilişkin genel kurul kararının baştan itibaren geçersizliğinin tespitine ilişkin mahkeme kararının yargılama aşamasında kesinleşmiş olması nedeniyle artık tasfiye halinde olmadığından, çıkan veya çıkarılan ortağın kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakların kooperatife iadesinin gerektiği ilkesi uyarınca, davalı aleyhine açacağı bir dava ile davalıya ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, taşınmazın tapu kaydının devredilmiş olması halinde rayiç bedelini talep edebileceği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olması nedeniyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini ve terditli rayiç değerinin tahsilini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kooperatiflerin amaçlarına ve işleyişine uygun olmayan yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin karara karşı, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince davacı kooperatifin dava tarihinde tasfiye halinde olduğu gerekçesi ile usul ve yasaya aykırı görülerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine kararı verilmiş ise de;

    1-Davacı konut yapı kooperatifince, normal üye olan davalı, kendisine tahsis edilen C Blok 15 no.lu bağımsız bölümü ferdileştirme sonucu adına tescil ettirdikten sonra; 07.09.2015 tarihinde kooperatiften istifa etmiş ve bu tarihteki yönetim kurulunca “tüm aidatlarını ödediği” belirtilerek istifası kabul edilmiştir.

    2-Davacı kooperatif genel kurulunun 24.11.2000 tarihinde aldığı “tasfiyeye girme” kararının mahkemece iptal edildiği belirtilerek davalıya ferdileşme sonucu verilen konutun tapu iptal ve tesciline olmadığı takdirde daire bedelinin şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.

    3-Çıkma (istifa) halinde üyenin kooperatiften talep edebileceği tazminat ve koşulları Kooperatifler Kanunun’nun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan aynı Kanunun 81/2. fıkrası “Yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır…. Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar…” hükmünü içermektedir.

    4-Yukarıda anılan KK. m.17 ve 81/2. fıkranın dava ile ilgili kısımları birlikte değerlendirildiğinde kural olarak konut kooperatiflerinden çıkan veya çıkarılan üyelerin tazminat talep edebilecekleri istisnaen kooperatif “amacına ulaşmış ve tasfiyeye girmişse” istifa eden ortağa tahsis edilen konutun geri istenemeyeceği sadece tasfiye masraflarının kendisinden talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Kooperatifin amacına ulaşması ise “kooperatifin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi” şeklinde ifade edilmiştir.

    5-Somut olaya döndüğümüzde, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatif amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi, genel kurulun “tasfiyeye girme” kararı Ankara 6.Ticaret Mahkemesince iptal edildiği ve bu kararın 26.4.2021 tarihinde kesinleştiğinden ve Genel Kurul Kararları’nın mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Dolayısıyla davacı kooperatifin “tasfiye hali de” hiç gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, KK.m.81/2. fıkrasında “taşınmazın geri istenememesi” için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğeri tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemenin bu hususları dikkate alarak KK. m. 23. çerçevesinde davacının terditli talepleri ayrı ayrı incelenerek bir karar vermesi gerekirken yasa hükmü yanlış yorumlanarak ve kooperatifin fiili durumu gözetilmeden davanın reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
    13.11.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.