|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kooperatif üyeliğinden istifa eden bir üyenin konut tahsisiyle ilgili hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı kooperatif, davalının kooperatiften istifa ettiğini ve bu nedenle kendisine tahsis edilen konutların geri alınması gerektiğini savunmuştur. Ancak, Yargıtay, kooperatif üyeliğinin açık kapı ilkesi gereği, istifa bildiriminin kooperatife ulaştığı anda sonuç doğuracağını belirterek, davalının istifasının geçerli olduğunu ve konut tahsisinin bu istifadan etkilenmeyeceğini ifade etmiştir.
Kooperatifler Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, üyelerin ortaklık hakları ve yükümlülükleri istifa ile sona ermez; dolayısıyla davalının konutunu geri istemesi hukuken mümkün değildir. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, davanın kabulüne ve davalıya tahsis edilen bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptaline karar vermiştir. Bu durum, kooperatifin amacına ulaşması ve üyelerin eşit muamele görmesi ilkesine dayanmaktadır. |
6. Hukuk Dairesi 2024/1842 E. , 2024/4841 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1609 E., 2024/625 K.
KARAR : Davanın Kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/582 E., 2022/331 K.
Davacı vekili; müvekkili kooperatifçe inşaatı devam eden kat irtifaklı bağımsız bölümlerin ferdileşmesi yapılarak tapuda bir kısım ortaklara devredildiğini, bu bağımsız bölümlerden 13 tanesinin … adına kat irtifakı kurulduğunu, davalının B Bloktaki 29, 40, 52, 69, 71 ve 73 no’lu bağımsız bölümler yönünden devren ortak olarak kabul edildiğini ancak davalının taahhüt ettiği sermaye payını ödemediği gibi, genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için kooperatiften istifa ettiğini, kooperatif ortaklığı nedeniyle adına tahsis ve tescil edilen konutların ferdi tapularını da kooperatife iade etmediğini, müvekkili kooperatifin ödemiş olduğu aidatları davalıya iade etmeye hazır olduğunu ileri sürerek, davalının ödemiş olduğu aidatlardan genel giderler ve diğer giderler düşülmek suretiyle kalan alacaklarının iadesi koşulu davalı adına kayıtlı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesinde, “Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır.” hükmü uyarınca çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyerinin çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamayacağını, davacı arsa sahibi kooperatifin maliki olduğu arsada kat karşılığı verilmesi ile ortakların konutlarına kavuşacaklarını, nitekim kat karşılığı olarak konutlar imal edilerek inşaatın tamamlandığını ve iskan aşamasına geldiğini, kooperatifin amacına ulaştığını, bu aşamada müvekkili ile davacı kooperatif yönetimi mutabık kalarak kooperatif yönetimince matbu olarak düzenlenip mail yolu ile müvekkiline ulaştırılan örnek istifa metni ile ortaklıktan ayrılmanın gerçekleştiğini, aynı hüküm uyarınca müvekkiline davacı kooperatifçe tasfiye masrafı adı altında bir borç bildirimi ve talebi olmadığını, müvekkilinin genel giderler, alt yapı giderleri vs ortak giderleri ödememek için istifa ettiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin istifa tarihinde ortaklıktan kaynaklı herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin istifa beyanının kendisine tahsis edilen taşınmazı kooperatife bırakma iradesi taşımadığını, kooperatifin diğer ortaklarının aynı şekilde ferdi tapularını aldıklarını, kooperatif tarafından sadece bir veya birkaç ortağa yönelik olarak iş bu davanın açılmasının Kooperatifler Kanununun 23. maddesine aykırı olduğunu, istifa metninin de ibra niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından yapılan araştırmada müvekkilinin üyelikten ayrılmasından sonra kooperatif yönetiminin birçok usulsüz işlemler yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalının 18.10.2016 tarihli istifa dilekçesinin kooperatife tebliğine ilişkin belge mevcut olmayıp davacı tarafça da taraflarına tebligat yapılmadığı savunulmakta olup kooperatif kayıtlarına göre 12.12.2016 tarihinde üyelikten çıktığı kaydının yer aldığı, ister istifa tarihi isterse üyelikten çıktığı tarih esas alınsın kooperatifin bu tarihler öncesinde üst birliğe 732.904,44 TL borcu bulunduğu ve dava tarihi itibariyle bu borcun daha da çoğaldığı dikkate alındığında, davalının istifasının üyeliği sürmekte olan kooperatif üyeleri açısından parasal yükümlülüğünün artışına yol açtığı dikkate alındığında davalı yan tarafından davacı kooperatif ortaklığından istifa ettiğine yönelik bildirimde bulunulmasına, davacı tarafça bu istifanın kabul edilerek kayıt altına alınmış olmasına karşın davalı yanın bu istifasının kooperatifin parasal yükümlülüklerinin istifa öncesinden gelen ve halen devam eden kooperatifin parasal borcu yönünden, eşitliğin sağlanmasına yönelik olarak ve ileride ortaya çıkabilecek olan parasal yükümlülüklerden sorumlu tutulmamasına yol açacağı, bu istifanın kooperatiften edindiği konutları kooperatife iade ederek yaptığı ödemeleri geri almaya yönelik olmadığı, davacı kooperatifçe istifa kabul edilmiş ise de kooperatifin henüz amaçlarını gerçekleştirememiş olması ve bu nedenlerle, Yasanın 23. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi dikkate alındığında ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade edeceğinden, davacının istifası ve bu istifanın kooperatif yönetim kurulunca kabulü ile kayıt altına alınmasının 1163 sayılı Yasanın 10., 17. ve 23. maddeleri uyarınca geçerli olmayacağı ve davalının kooperatif ortaklığının ve bu kapsamda da ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği, ortada geçerli bir istifa bulunmadığı için davalıya tahsis edilen bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile kooperatif adına tescilinin dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından, ortağın istifa bildiriminin yenilik doğurucu nitelikte olduğu, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğuracağı, ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurmasının ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterli olduğu, davalı tarafından 18.10.2016 tarihinde noter aracılığı ile dava konusu taşınmazlara isabet eden kooperatif ortaklıklarından istifa ettiği anlaşıldığı, davacı kooperatifin kabulüne bağlı olmaksızın istifasının gerçekleştiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1.1. Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden üyeye konut tahsisinin hatalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. 1163 Kooperatifler Kanunu’nun 8, 10, 11/son ve 17/son maddelerinde, açık kapı ilkesi kabul edilmiştir. Açık kapı ilkesi, iki yönlüdür. Üyelik şartları taşıyanların her zaman kooperatif üyesi olabilmeleri veya kooperatifin üyesi konumunda bulunanların ise üyelikten her zaman ayrılabilmeleri, açık kapı ilkesinin doğal bir sonucudur. Kooperatifin üyesi olabilmek için kooperatifi yetkili organlarınca alınmış bir karar olmasa dahi eylemli olarak kooperatif üyeliğinin benimsenmesi söz konusu olabilmektedir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir (Dairemizin 17.10.2024 tarih ve 2024/836 E. – 2024/3550 K.).
1.2. Kooperatif üyeliğinin kabulü şartları, 1163 s. Kanun’un 8. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının açık bir kabulü ile gerçekleşebileceği gibi bu hususta açıkça alınmış bir karar olmasa da kooperatifin bir kişi ile üye sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsisi ve teslim etmesi (ferdileştirme) ve tadilata izin vermesi şeklinde zımnen de gerçekleşebilir (Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, 09.05.2014 tarih ve 2013/8780 E. – 2014/3626 K.).
1.3. Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi gereğince üyeler arasında eşit davranma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük karşısında kooperatif, aynı koşulları taşıyan üyeleri arasında eşit işlem yapmak yine yasa ve ana sözleşme ile Genel Kurul Kararlarını uygularken dürüstlük ilkesine uygun hareket etmek, çelişkili davranışlardan kaçınmak yükümlülüğü altındadır.
1.4. Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi gereğince, ”Yapı Kooperatifleri, Anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması, ve ferdi mülkiyete geçirilip, konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi ile amacına ulaşmış sayılır ve dağılır… Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan Kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; Ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.” hükmü yer almaktadır.
2.1. Yukarıda yer verilen yasal hükümler ve dairemizin yerleşik uygulamalarına göre Kooperatif lerde açık kapı ilkesi gereğince Kooperatife üyelik açık olabileceği gibi zımmi başka bir deyişle eylemli de olabilir. Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere Kooperatifin bir üyeye konut tahsisi Kooperatif üyeliğinin (zımmen) eylemli olarak kabul edildiği sonucunu doğurur.
Somut uyuşmazlıkta davacı taraf muhasebe biriminin gönderdiği matbu yazıda ”Kooperatifinizin ortağıyım, payıma bütün ödemeleri yaptığım, adıma kayıtlı bulunan …. No.lu bağımsız bölümlerin tapu tahsis belgelerini çıkaracağından, kooperatifinizden adıma çıkarılacak olan tapular dışında ayırca hiçbir alacağım kalmadığını, kooperatifin kalan gayrimenkuller dışında hakkımın olmadığını, kooperatif ve kooperatif varlıklarından herhangi bir talepte de bulunmayacağımı beyan ve taahhüt ederim.” şeklinde üyelere gönderilen örnek istifa dilekçesinin 18.10.2016 tarihinde noter aracılığıyla davalı tarafından gönderilmiş olmasına rağmen davacı kooperatifçe, davalıya 41 gün sonra tahsis suretiyle dava konusu bağımsız bölümler tapuda kayıt ve tescil edilmiştir. Tapu belgelerine göre taşınmazların edinme nedeni kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tahsise dayanmaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiştir.
2.2. Diğer yandan davalı kooperatifin, davacının kooperatifle ilgili genel giderler, alt yapı giderleri ve ortak giderler gibi yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla istifa ettiğini, istifanın yükümlülüklerden kaçınma amacını taşıdığını belirtmesine karşılık, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre kooperatifin üç blok halinde olan inşaatlarının tamamlandığı, devam eden inşaatın kalmadığı, A ve C bloklarda iskanın alındığı, diğer blokun iskan aşamasında olduğu, taşınmazların tahsis suretiyle üyelere 2.1. No.lu bentte belirtilen matbu istifanameyi imzalamak suretiyle tahsis ve tescillerinin yapıldığı, kooperatifin bu şekilde amacına ulaşmak ve istifa eden üyelere konutunu tapuda vermek suretiyle fiilen tasfiye aşamasına girdiği genel giderler dışında konut yapımı için aidat toplayan bir kooperatif olmadığı, dolayısıyla davacının kooperatife ait yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla istifa ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki davacı üyenin kooperatifin üst birliğe olan borcundan ve yönetim gideri gibi ortak giderlere katılma borcunu yerine getirmeye hazır olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca üyelere gönderilen matbu istifa belgesinin üyelik haklarından kaynaklanan konutların tahsisinden sonra kooperatife ait diğer taşınmazlarla ilgili hak iddia edilmemesi, bir başka deyişle üyenin de kooperatifi ibrası niteliğinde olduğu içeriği itibariyle kooperatifin üyeden, üyenin de kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması amacıyla düzenlendiği, istifanın üyelikten yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşımadığı anlaşılmaktadır.
2.3. Davalı kooperatifin, çelişkili davranışlarda bulunduğu, üyeden kooperatiften istifa ve kooperatifi ibra ettiği takdirde kendisine konut tahsis ve tescilinin yapılacağının belirtilmesine karşılık istifa sonrası konutu geri istediği, Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi gereğince, yapı kooperatiflerinin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların veya işyerlerinin üyeler adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılarak dağılacağı bu nedenle istifa ve ihraç suretiyle ortaklıktan ayrılan üyelere tahsis edilen konut veya işyerlerinin çıkma veya çıkarılma nedeniyle geri alınamayacağı varsa ortak giderlerin istenebileceğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
2.4. Yukarıda açıklanan tüm gerekçeler göz önünde bulundurularak davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek gerekirken İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.