|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, bir kooperatif üyesinin istifası sonrasında taşınmazın iadesi talebi üzerine yapılan hukuki değerlendirmeyi içermektedir. Davacı kooperatif, davalının kooperatiften istifa etmeden önce tüm aidatlarını ödediğini ve bu nedenle konutun geri alınamayacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, kooperatifin tasfiye halinde olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, kooperatifin tasfiye halinin geçersiz olduğunu ve dolayısıyla davalının kooperatiften çıkma tazminatı talep edebileceğini belirterek ilk mahkeme kararını kaldırmıştır.
Mahkeme, Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesine atıfta bulunarak, kooperatifin amacına ulaşmadığını ve dolayısıyla davalının konutunu geri vermesinin talep edilemeyeceğini ifade etmiştir. Kooperatifin tasfiye sürecinin gerçekleşmediği ve davacının taleplerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, mahkeme, kooperatifin fiili durumunu göz önünde bulundurarak, davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu tespit etmiştir. Sonuç olarak, karar bozulmuş ve dosya yeniden incelenmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmiştir. |
6. Hukuk Dairesi 2024/1403 E. , 2024/3337 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/502 E., 2024/497 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/93 E., 2024/37 K.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili kooperatife 06.03.2005 tarihinde üye olduğunu ve bu üyeliğin dolayısıyla dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve devir edildiğini, davalının 06.08.2015 tarihli ihtarnamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 11.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, taşınmaz malikinin 3. kişi olması nedeniyle tapu iptal ve tescil taleplerinin devam etmediğini, daire bedeli 10.000,00 TL olan talebini 520.000,00 TL’ye arttırdığını belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatife herhangi bir borcu olmadığını, üyelikten istifa ederken 05.07.2015 tarihli genel kurul kararı gereği kooperatiften çıkma tazminatı olarak 6.000,00 TL’yi peşin olarak ödediğini, kooperatifin tapu iptal ve tescil istemesi için üyenin ödediği bütün aidatları iade etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olduğu, tasfiye halinde bulunan kooperatiflerde 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi uyarınca kooperatiften çıkan ortağın konutunun çıkma sebebiyle geri alınamayacağı, davalının çıkmadan önce parasal yükümlülüklerini yerine getirdiği, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararı kesinleşmiş ise de, davalının iptal edilen tasfiye kararı öncesi ferdi mülkiyete geçilerek taşınmaza malik olup, kooperatif üyeliğinden de sorumluluğunu yerine getirmek suretiyle istifa ettiği, bu haliyle kooperatiften istifa eden davalıya karşı tapu iptal tescil isteminde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından; davacı kooperatifin, tasfiyesine ilişkin genel kurul kararının baştan itibaren geçersizliğinin tespitine ilişkin mahkeme kararının yargılama aşamasında kesinleşmiş olması nedeniyle artık tasfiye halinde olmadığından, çıkan veya çıkarılan ortağın kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakların kooperatife iadesinin gerektiği ilkesi uyarınca, davalı aleyhine açacağı bir dava ile davalıya ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, taşınmazın tapu kaydının devredilmiş olması halinde rayiç bedelini talep edebileceği, bu durumda İlk derece mahkemesince, davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olması nedeniyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini ve terditli rayiç değerinin tahsilini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kooperatiflerin amaçlarına ve işleyişine uygun olmayan yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3-Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
İlk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince davacı kooperatifin dava tarihinde tasfiye halinde olduğu gerekçesi ile usul ve yasaya aykırı görülerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine kararı verilmiş ise de;
1-Davacı konut yapı kooperatifince, normal üye olan davalı, kendisine tahsis edilen B Blok 19 no.lu bağımsız bölümü ferdileştirme sonucu adına tescil ettirdikten sonra; 06.08.2015 tarihinde kooperatiften istifa etmiş ve bu tarihteki yönetim kurulu “tüm aidatlarını ödediği” belirtilerek istifası kabul edilmiştir.
2- Davacı kooperatif genel kurulunun 24.11.2000 tarihinde aldığı “tasfiyeye girme” kararının mahkemece iptal edildiği belirtilerek davalıya ferdileşme sonucu verilen konutun tapu iptal ve tesciline olmadığı takdirde daire bedelinin şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme davanın reddine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.
3-Çıkma (istifa) halinde üyenin kooperatiften talep edebileceği tazminat ve koşulları Kooperatifler Kanunun’nun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Öte yandan aynı Kanunun 81/2. fıkrası “Yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır…. Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar…” hükmünü içermektedir.
4-Yukarıda anılan KK. m.17 ve 81/2. fıkranın dava ile ilgili kısımları birlikte değerlendirildiğinde kural olarak konut kooperatiflerinden çıkan veya çıkarılan üyelerin tazminat talep edebilecekleri istisnaen kooperatif “amacına ulaşmış ve tasfiyeye girmişse” istifa eden ortağa tahsis edilen konutun geri istenemeyeceği sadece tasfiye masraflarının kendisinden talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Kooperatifin amacına ulaşması ise “kooperatifin anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ve/veya işyerlerinin ortaklar adına tescil edilmesi” şeklinde ifade edilmiştir.
5- Somut olaya döndüğümüzde, kooperatif tüm üyelerine birer konut yapıp teslim etmediğine göre kooperatif amacına ulaşmış sayılmayacağı gibi, genel kurulun “tasfiyeye girme” kararı Ankara 6.Ticaret Mahkemesince iptal edildiği ve bu kararın 26.4.2021 tarihinde kesinleştiğinden ve Genel Kurul Kararları’nın mahkemece iptal edilmesi halinde, bozucu yenilik doğuran kararlar olduğu için genel kurul kararı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Dolayısıyla davacı kooperatifin “tasfiye hali de” hiç gerçekleşmemiştir. Kaldı ki, KK.m.81/2. fıkrasında “taşınmazın geri istenememesi” için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğeri tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemenin bu hususları dikkate alarak KK. m. 23. çerçevesinde davacının yargılama aşamasında taleplerinin tazminat olduğu beyanına göre bir karar vermesi gerekirken yasa hükmü yanlış yorumlanarak ve kooperatifin fiili durumu gözetilmeden davanın reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.