|
ÖZET: Başvuru, 27 Eylül 2020 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesindeki Saraçhane Parkı’nda sahipsiz köpeklerin saldırısına uğrayan bir bireyin, yaşadığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle ilgilidir. Başvuran, oğlu ile birlikte parkta bulunduğu sırada köpeklerin saldırısına uğrayarak yaralanmış ve bu durumun ardından tedavi süreci yaşamıştır. Başvuran, toplam 190.000 TL tazminat talep etmekte, bunun 15.000 TL’sinin maddi, 75.000 TL’sinin manevi, 100.000 TL’sinin ise yaşadığı travma nedeniyle manevi tazminat olarak ödenmesini istemektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, başvuranın oğlu için talep edilen manevi tazminatın reddine, ancak başvuranın sağlık harcamaları dahil olmak üzere yaşadığı maddi ve manevi mağduriyetin giderilmesi için tazminat ödenmesi yönünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tavsiyede bulunmuştur. İlgili idare, olayın meydana gelmesinde herhangi bir hizmet kusuru olmadığını savunarak tazminat talebini reddetmiştir. Ancak, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelmektedir. Sonuç olarak, başvuranın sağlık harcamalarının karşılanması ve yaşadığı mağduriyetin giderilmesi amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tavsiye kararı verilmiştir. Bu durum, kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve vatandaşların güvenliğinin sağlanması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/8563-S.21.13792
BAŞVURU NO : 2020/102304
KARAR TARİHİ : 07/06/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
/
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Köpek saldırısı nedeniyle meydana gelen zararın tazmin edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 09/12/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza şikâyet başvurusunda bulunan ve oğlu adına Av.
27/09/2020 tarihinde akşam saatlerinde İstanbul İli Fatih İlçesi, Kalenderhane Mevkiinde yer alan Saraçhane Parkında 3 yaşındaki oğlu ile vakit geçirdiği sırada, sahipsiz ve başıboş köpeklerin saldırısına uğrayarak yaralandığını ve başıboş saldırgan köpeklerden kendi çabası ile kurtulmaya çalışırken omzunun çıktığını,
1.1) İnşaat işçisi olan babanın bahse konu olay sonrasında omzunun çıkması nedeniyle bir süre işine
gidemediğini, vatandaşlar önünde kıyafetleri parçalanan babanın zor durumda kaldığını, 3 yaşındaki oğlunun ise yaşadığı travma sebebiyle psikolojisinin bozulduğunu, kamu idarelerinin yapmakla yükümlü bulundukları hizmetleri gereği gibi ifa etmekle beraber bu hizmetin işleyişini sürekli olarak kontrol etmek ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu, idarece bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi suretiyle hizmetin kötü veya geç işlemesi ya da gereği gibi işlememesi sonucunda bir zarara sebebiyet verilmiş olmasının, idareye hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi
/
zararları tazmin sorumluluğu yükleyeceğinin idare hukukunun yerleşmiş ilkelerinden olduğunu,
1.2) Yerleşim merkezlerinde veya bu merkezlerin yakınında toplu halde yaşayan sokak köpeklerinin
yaşadıkları ortamın doğal bir ortam sayılamayacağı, evsel atıklarla beslendikleri ve her zaman yiyecek bulamama ihtimallerinin bulunduğu hususları da dikkate alınarak, kamu hizmetinin devamlılığı esası gereğince idarenin görevinin, sokak köpeklerinin gerekli bakım ve kontrolünü yaptıktan sonra alındıkları ortama bırakmakla sona ermeyeceğinin izahtan vareste olduğunu,
1.3) bu olay nedeniyle 10 gün tedavi gördüğünü, 10 gün rapor verildiğini, köpekler
tarafından ısırıldığı için 1 aylık kuduz tedavisine başlandığını, bu süre boyunca da işe gitmemesi gerektiğinin söylendiğini, böylece yaklaşık 2 aya yakın bir süre işe gidemediğini, bu süreler boyunca çalışamadığı için de kendisinin ve ailesinin geçimini temin edemediğini, ayrıca tedavi, medikal malzeme, bakıcı, ulaşım ve ilaç giderlerinin olduğunu, bu kapsamda aileye yaşatılan söz konusu maddi kayıpların maddi tazminatla karşılanması gerektiğini,
1.4) Ayrıca hem hem de çocuğunun olay nedeniyle şok yaşadıklarını ve travma
geçirdiklerini, normalde neşeli olan çocuğun olay sonrasında korku ve öfke içeren tepkilerle ağlama nöbetleri geçirdiğini ve çocukta zoofobi olarak adlandırılan kaygı bozukluğunun meydana geldiğini, başvuran ve oğlunun ruhsal bütünlüğünün sağlanması, vücut bütünlüğünün ruhsal denge sağlanarak hafifletilmesi için bu eksikliğini ve üzüntünün manevi tazminat ile giderilmesi gerektiğini belirterek; oluşan zararları nedeniyle 15.000 TL maddi tazminat ile birlikte 75.000 TL manevi tazminatının, yaşadığı travma nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatı ile toplamda
190.000 TL tazminat ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan,
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ve Fatih Belediye Başkanlığı’ndan bilgi ve belge talep edilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 05/02/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazılarında özetle;
2.1) 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6 ncı maddesinde yer alan “Sahipsiz veya güçten düşmüş
hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesinin zorunlu olduğu, bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulmasının sağlandığı, müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.” hükmü gereğince sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu ile ilgili iş ve işlemlerin yerel yönetimlerin yükümlülüğünde olduğu bununla birlikte, Bakanlığa konu ile ilgili bir şikayet ulaşmadığı, dolayısı ile şikayet sahibi ve/veya başka idarelerle yapılan bir yazışma bulunmadığı,
3) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 30/03/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında
özetle;
3.1) Sahipsiz hayvanlar hususunda Belediyelerine herhangi bir başvuru beklenmeksizin, rutin faaliyet
olarak “Topla, Aşıla, Kısırlaştır, İşaretle, Kayıt Altına Al, Aldığın Yere Geri Bırak” prensibiyle çalışma yapılmakta olduğu, sahipsiz hayvanların bakımevindeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından sahiplendirilmezse alındıkları ortama geri bırakıldıkları,
3.2) Şikayet konusu somut olayın yaşandığı İstanbul İli Fatih İlçesinde yer alan Saraçhane Parkında
Büyükşehir Belediyesine ait besleme odağı bulunmadığı,
3.3) Bununla birlikte sahipsiz hayvanlardan kaynaklı ısırma vakası yaşanması ve belediyelere bildirim
yapılması halinde gerek ilçe belediyeleri gerek Büyükşehir Belediyesince ısırma vakasına karışan hayvanın bakımevinde müşahede altına alındığı, ısırılan kişinin aşılama ve diğer sağlık işlemlerinin gerçekleştirilmesi için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesinin sağlandığı,
3.4) Bakımevine alınan sahipsiz hayvanların, her hayvana özgü 15 haneli bir numara içeren ve ense deri
altına yerleştirilen mikroçip ile elektronik ortamda kayıt altına alındığı, hayvanların alındığı ortam bilgilerinin de bu kayıtları içermekte olduğu, bakımevinde işlemleri tamamlanan hayvanlarla ilgili kayıtlar doğrultusunda geri bırakıldıkları,
3.5) Bununla birlikte alındıkları ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit
edeceği belirlenen sahipsiz köpeklerin bırakılmadığı, sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırıldığı açıklamalarına yer verilmiştir.
4) Fatih Belediye Başkanlığının 07/04/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle;
4.1) Sokak hayvanlarına ilişkin olarak idarelerine yapılan başvuruların Sağlık İşleri Müdürlüğü Veteriner
İşleri Birimine yapıldığı, saldırıya maruz kalan vatandaşın vermiş olduğu bilgiler doğrultusunda Sağlık
İşleri Müdürlüğü Veteriner İşleri Birimi ekibi bölgede çalışma yaptıkları, 5199 sayılı hayvanları koruma yasasının vermiş olduğu yetki çerçevesinde toplanan şüpheli hayvanlar Sağlık İşleri Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren Yedikule Rehabilitasyon merkezine nakledildikleri, nakledilen hayvanların burada 10 gün süre ile müşahede altında tutulduğu, süre sonunda veteriner hekimler tarafından 5199 sayılı
Hayvanları Koruma Kanununca istenmiş olan kısırlaştırma, aşılama ve küpeleme işlemlerinin yapıldığı, eğer hayvan herhangi bir saldırganlık belirtisi göstermiyorsa alındığı bölgeye geri bırakıldığı, zira 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunun 6. maddesi uyarınca; “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanlar yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürüldükten sonra müşahede yerlerinde tutulur. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra alındıkları ortama bırakılmaları esastır.” Hükmü uyarınca bu hususunun yasadan kaynaklanan bir zorunluluk olduğu ancak saldırganlık devam ediyorsa rehabilitasyon boyunca barınakta tutuldukları, idareleri bünyesinde yapılan çalışmalarında kanunda belirtilen şekilde usulüne uygun olarak yapıldığı,
4.2) 19/10/2020 tarihinde ve adına idarenin hizmet kusuru olduğu iddiası ile
Av. tarafından maddi ve manevi tazminat talepli dilekçe verildiği, Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından olay kapsamında herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı gerekçeli şekilde açıklanarak kendilerine cevap verildiği,
4.3) Saraçhane Parkı’nın ana arterde olduğu ve söz konusu parkın İBB sorumluluğunda kaldığı, ancak ilçe
sınırlarında gerçekleşen olaylar kapsamında idarelerine yapılan tüm başvurular ile ilgilenildiği,
4.4) İdarelerine sorumluluk yüklenebilmesi için hizmet kusurunun varlığı gerektiği, idari eylemden dolayı
bir zararın meydana gelmiş olması ile idari eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması şartlarının da oluşması gerektiği, bununla birlikte işbu olayda müvekkil idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, /
4.5) Hizmet kusurunun idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklandığı, kamu hizmeti eksik ya da
kötü yürütülmesi veya hiç yürütülmemiş olmasında idarenin sorumluluğuna yönelik bir kusurdan söz edilebileceği, ayrıca İdarenin sorumlu tutulabilmesi için hizmet kusurunun varlığı yeterli olmayıp bunun yanında idari işlem veya eylemden dolayı bir zararın ortaya çıkmış olması ve idari eylem ile işlem arasında bir illiyet bağının mevcut olması gerektiği,
4.6) Somut olayda kamu hizmetinin kötü işlemesi veya geç işlemesi ya da hiç işlememesinin söz konusu
olmadığı, idari eylem ile zarar arasında bir illiyet bağının da bulunmadığı, bütün bunlara ek olarak hiçbir şekilde tazminat talebini kabul etmemekle birlikte istenilen tazminat miktarının da oldukça fahiş olup davacı nezdinde sebepsiz zenginleşme oluşturacak miktarda manevi tazminat talep edilemeyeceği,
4.7) Diğer taraftan Saraçhane Parkının denetimi ve sorumluluğunun müvekkil idareye ait olmayıp söz
konusu parkın sorumluluğu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ait olduğu açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) 18/10/1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu
denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,
5.1) 125 inci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
6) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6.1.) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36. maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
7) 24/06/2004 tarih ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun “İlkeler” başlıklı 4 üncü
maddesinin c fıkrasında “Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır”, d fıkrasında “Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eşgüdüm sağlanması esastır.”, g fıkrasında “Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır”, j fıkrasında “Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır”, k fıkrasında “Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür”
7.1) “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması” başlıklı 6 ncı maddesinin üçüncü
fıkrasında “Sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir”; dördüncü fıkrasında “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır.
Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır”; beşinci fıkrasında “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.”; altıncı fıkrasında “Hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insani ve vicdani amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, Maliye
Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. Tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca uygun tesisler ilgili Bakanlığın/İdarenin izni ile yapılır.”
7.2) “Cerrahi müdahaleler” başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Kontrolsüz üremenin
önlenmesi için, hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahaleleri yapılır.”
7.3) “Yasak müdahaleler” başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında “Bir hayvan neslini yok edecek
her türlü müdahale yasaktır.”
7.4) “İl hayvanları koruma kurulunun görevleri” başlıklı 16 ncı maddesinde
“ a) Hayvanların korunması ve kullanılmasında onların yasal temsilciliği niteliği ile bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek, b) İl sınırları içinde hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plan ve projeler yapmak, yıllık hedef raporları hazırlayıp
Bakanlığın uygun görüşüne sunmak, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almak, c) Hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamak ve sonuçtan Bakanlığa bilgi vermek, d) Hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak, e) İlde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak, f) Yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek, g) Hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek, j) Bu Kanuna göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmak, ile görevli ve yükümlüdür.”
/
7.5) “Denetim” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Yerel yönetimler, ev ve süs hayvanları
ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemleri yapmakla yükümlüdürler.”
7.6) “Yerel hayvan koruma görevlilerinin sorumlulukları” başlıklı 18 inci maddesinin ikinci
fıkrasında “Yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar.”
8) 12/05/2006 tarihli ve 26166 sayılı Resmi Gazetede yayınlana Hayvanların Korunmasına Dair
Uygulama Yönetmeliğin “Belediyelerin alacağı tedbirler” başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde “Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbi bakımlarının yapılması ve işaretlenmesi, alındığı ortama geri bırakılması, sahiplendirilenlerinin kayıt altına alınmasıyla,” b bendinde “Geçici bakımevine gelen hayvanları öncelikle Ek-2 deki Sahipsiz Hayvan Kayıt Defterine kaydederek müşahede altına almakla, gerekli tedavilerin yapılmasını, kısırlaştırıp aşılanmasını ve işaretlenmesini müteakip alındığı ortama bırakmakla, geçici bakımevlerine gelen hayvanların sahiplenilmesi için yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yapmakla,” c bendinde “Geçici bakımevinde bulunan tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye ilan panoları ile belediyenin internet ortamı ve diğer tüm yayın organlarında duyuru yapılmasıyla,”; ç bendinde “Bölge ve mahallerindeki, özellikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, işaretlenmesi ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, alındığı ortama geri bırakılması ve sahiplendirilmelerinin yapılması için hayvan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetlerde yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile belediye veteriner hekimlerinin koordinasyonunun sağlanmasıyla,”; d bendinde “Sahipsiz hayvanların beslenmesi amacıyla, bölgesinde bulunan lokanta, işyeri ve fabrikaların sahiplerinin uygun görmesi halinde işletmelerinde ve mutfaklarında oluşan hayvan beslemeye elverişli besin maddelerinin toplanmasıyla,”; “Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanuni istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit edeceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilerek rapor tutulan hayvanların en az acı veren ve en hızlı şekilde ölümünü sağlayan yöntemlerle öldürülmesiyle,” g bendinde “Geçici bakımevlerinde oluşan atık ve artıkların çevre ve toplum sağlığına zarar vermesinin önlenmesiyle,” ı bendinde “Ev ve süs hayvanları ve kontrollü hayvanların, Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine kayıtlarının yapılmasıyla,”; j bendinde “Ev ve süs hayvanını bulunduran hayvan sahiplerinin, ölümü ya da hayvanına bakamayacak şekilde hastalanması durumunda; hayvan sahiplerinin yakınları tarafından gerekçelerinin belediyeye bildirilmesi halinde, belediye görevlilerince hayvanları geçici bakımevlerine göndermek ya da sahiplendirmekle”,… ilgili hususlarda gerekli tedbirleri alır.”
8.1) “Hayvan sahiplerinin görev ve sorumlukları başlıklı” 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının a
bendinde “Kedi ve köpek gibi hayvanlara yapılan bütün işlemlerin, mevcut ya da geriye doğru izlenebilmeleri ve denetim altında tutulmalarının sağlanması amacıyla; hayvanını veteriner hekimler tarafından, mikroçip uygulaması ile kimliklendirip kayıt altına almakla,” b bendinde “Mikroçip uygulaması yapılamadığı durumlarda; hayvanına ve kendisine ait bilgileri içerecek şekilde ilgili belediyeye Ek-1 deki Sahipli Hayvan Kayıt Defterine belirtildiği şekilde kayıt yaptırmakla,”… görevli ve
sorumludur.”
8.2) “Yerel hayvan koruma görevlilerinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin
birinci fıkrasının a bendinde “Bölge ve mahallerindeki sahipsiz hayvanların özellikle kedi ve köpeklerin bakım ve aşılarının yapılması, aşılı hayvanların işaretlenmesinin sağlanması, bölgedeki hayvanların kısırlaştırılması ve aşılandıktan sonra geri bırakılmak veya sahiplendirilmek üzere belediye tarafından kurulan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetler kapsamında yerel yönetimlerle eşgüdüm sağlamakla,” b bendinde “Bölgelerindeki lokanta, işyeri ve fabrika gibi kuruluşlardaki besin maddelerinden sahipsiz hayvanların faydalanmasını ilgili belediye ile işbirliği içinde gerçekleştirmekle”; e bendinde “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması ile ilgili konularda halkı aydınlatmak amacıyla dergi, broşür ve benzeri yayınların çıkarılmasında yerel yönetimlere yardımcı olmakla” görevli ve sorumludur.”
8.3) “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların toplatılması” başlıklı 20 nci maddesinin birinci
fıkrasının a bendinde “Belediyelerde sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması için ihtiyacı karşılayacak bir toplama ekibi kurulur.”; c bendinde “Eziyet edilmeden toplanılacak veya toplattırılacak sahipsiz hayvanlar, nakliye araçlarında kafesler içerisinde geçici bakımevlerine kısırlaştırılıp ve aşılattırıldıktan sonra tekrar geri bırakılmaları için nakledilir. Toplanan hayvanların nakil esnasında herhangi bir zarar görmemesi için tüm önlemler alınır”; ç bendinde “Gönüllü kuruluşlar, belediye ile işbirliği yaparak bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak sahipsiz hayvanları toplayabilir.”
8.4) “Toplanılan sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların bakılması” başlıklı 21 inci maddesinin
birinci fıkrasının b bendinde “Geçici bakımevlerine getirilen hayvanların yaşı, cinsiyeti, ırkı, davranış şekli Ek-2 deki Sahipsiz Hayvan Kayıt Defterine yazılır ve sağlık, gebelik durumu ve parazit açısından bir ön muayeneden geçirilir.”; c bendinde “Ön muayenede gebelikleri tespit edilen hayvanlar kısırlaştırılmadan kaydedilerek ayrı bölümlere alınır. Hayvan sağlığına zarar vermeyecek ve cenin oluşumunu tamamlamamış şekildeki gebelikler sonlandırılır. Doğan yavruların sütten ayrılıncaya kadar geçici bakımevinde gerekli bakımı yapılır. Geçici bakımevinde bulunan tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye tarafından belediye ilan panoları ile belediyenin internet ortamında ve diğer tüm yayın organlarında duyuru yapılır ve sahiplendirilme teşvik edilir.” ; ç bendinde “Sahipsiz hayvanlar kısırlaştırıldıktan ve gerekli tıbbi müdahaleler yapıldıktan sonra sahiplenme talebinde bulunan ve 5199 sayılı Kanun ve bu Yönetmelikte öngörülen şartları taşıyan kişilere teslim edilir ve belediyece kayıt altına alınır. Belediyeler sağladıkları bu hizmetten dolayı belli bir ücret talep etmez.”; d bendinde “Geçici bakımevlerinde on gün süre ile gerekli duyurular yapıldığı halde sahiplendirilemeyen hayvanlar kontrolleri, aşıları ve tıbbi müdahaleler ile kısırlaştırılmaları yapıldıktan ve operasyon yaraları kapandıktan en az yedi gün sonra kayıt altına alınıp, müdahale görmüş olduklarını gösteren işaretleri üzerlerinde olacak şekilde veteriner hekimin onayıyla alındıkları ortama geri bırakılır. Bu ortamlarda belediyeler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde besleme odakları kurar ve hayvanların beslenmesine yardımcı olur. Hayvanlar, hiçbir suretle ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılmaz.”; e bendinde “Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanuni istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa yakalanan ve alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığına önlenemez derecede tehdit vereceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilen hayvanların dışında hiçbir hayvan öldürülmez. Öldürme işleminde hayvanlara en az acı veren ve süratle ölümünü sağlayan yöntemler uygulanır.”; g bendinde “Sahipli veya sahipsiz hiçbir hayvan belediye, gönüllü kuruluş veya diğer
üçüncü şahıslarca belediye sınırları dışında yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılmaz.”
8.5) “Mobil kısırlaştırma üniteleri” başlıklı 25 inci maddesinin birinci fıkrasında “Mobil
kısırlaştırma ünitelerinde operasyon yapılabilmesi için uygun hijyenik şartlar, gerekli ameliyat malzemesi ve tesisat bulunur” ; ikinci fıkrasında “Mobil kısırlaştırma ünitelerinde hayvanların aşılama ve kısırlaştırmaları sağlanır. Bu hayvanlardan tedavileri uzayanlar, geçici bakımevine nakledilebilir.”
8.6) “Öldürme yöntemi” başlıklı 31 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kanuni istisnalar ile tıbbi ve
bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, veteriner hekimce tespit edilen insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan hayvanlardan öldürülmesine karar verilenlerin öldürme işlemi, hayvanlara en az acı veren ilaçlarla, veteriner hekim tarafından uygun bir yöntem ve anestezi dozu verilmek suretiyle gerçekleştirilecektir. Veteriner hekim kararıyla tespit edilen durumlarda yapılacak öldürme işlemi, şuur kaybı ve ölümü hemen gerçekleştirilip, derin genel anestezi ile başlayarak, kesin ve mutlak ölümle sonuçlandırılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9) Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları,
ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; başvuranın oğlu manevi tazminat talebinin reddi, başvuranın sağlık harcamalarının dahil olmak üzere maddi ve manevi mağduriyetini giderici ölçüde zararın tazmin edilmesi hususunda hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, Saraçhane Parkında 3 yaşındaki oğlu
ile vakit geçirdiği sırada, sahipsiz ve başıboş köpeklerin saldırısına uğrayarak yaralandığını belirterek oluşan zararları nedeniyle 15.000 TL maddi ve 75.000 TL manevi tazminat, yaşadığı travma nedeniyle 100.000 TL manevi tazminat ile toplamda 190.000 TL tazminatın ödenmesini talep etmektedir.
11) Şikâyet konusunun bir tarafta başıboş sokak hayvanlarının insanlara zarar vermesi ve diğer tarafta
hayvan hakları boyutu ile hassasiyet arz etmesi nedeniyle kamuoyunda oldukça önem taşımaktadır. Kamu
Denetçiliği Kurumu olarak Kurumumuza bu konudaki yapılan şikayetlerin arttığı da dikkate alınarak detaylı inceleme konusu yapılması ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından konunun tarafları ile 24 Ocak 2019 tarihinde “Hayvan Hakları Çözüm Çalıştayı” düzenlenmiş ve çalıştayda sokak hayvanlarına yönelik hukuki düzenlemeler, sokak hayvanlarıyla ilgili olarak yerel yönetimlerin çözüm uygulamaları ve önerileri, hayvan barınakları, hayvan haklarını koruma stratejilerinin ele alınmıştır. Söz konusu çalıştayın akabinde Kurumumuz tarafından ‘Hayvan Hakları Çözüm Çalıştayı’ raporu hazırlanarak, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu olmak üzere konunun muhatapları olan tüm ilgililere, yetkililere, kurumlara ve STK’lara gönderilmiştir.
12) Günümüzde gerek ülkemizde gerekse dünyada sokak hayvanları önemli tartışma konuları içinde yer
almaktadır. Nitekim vatandaşlar ve yerel yönetimlerin sokak hayvanlarına yönelik yaklaşım şekilleri arasındaki farklılıklar bazı toplumsal sorunlara yol açmaktadır. Bir kısım vatandaş sokaklarında insanlar
gibi hayvanların da yaşam alanı olduğunu savunmakta ve onları besleyip korumaktadır. Bir kısım vatandaş da sokak hayvanlarının okul ve hastane gibi sosyal alanlardan uzaklaştırılması gerektiğini savunmakta ayrıca insan sağlığı için ayrı yerlerde barındırılmasını daha iyi bir çözüm olacağı düşüncesini benimsemektedir. Bazı kişiler de söz konusu hayvanların tümüyle itlaf edilebileceğini ileri sürmektedir.
Bu kapsamda da kimi zaman sokak hayvanlarından korkan ya da şikâyetçi olan kişilerle onları besleyenler arasında da tartışmalar meydana gelmektedir.
13) Hayvan hakları düzenlemelerinin önemli bir bölümünü sokakta yaşayan ya da sokağa terk edilen
sahipsiz hayvanlar oluşturmaktadır. Sokakta yaşayan hayvanlar bugün gelişmiş ya da gelişmekte olan neredeyse çoğu toplumun ortak sorunlarının başında yer almaktadır. Hayvanların itlafı, hayvanlara yapılan kötü muameleler, sözü edilen hayvanların tedavisi, barınması, beslenmesi ve sahiplendirilmesi gibi konular ise en çok tartışılan hususlar arasında bulunmaktadır. Birçok ülke kendi yapısına uygun düzenlemelerle hayvan haklarını koruma altına alırken, Türkiye 2004 yılında 5199 sayılı Hayvanları
Koruma Kanununu kabul ederek 2006 yılında da “Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama
Yönetmeliği’ni” yayınlamıştır. Gerek 5199 sayılı Kanun gerek uygulama yönetmeliği gereğince; sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması, gerekli tıbbî bakımlarının yapılması ve alındıkları ortama geri bırakılması gibi hususlara yönelik bir takım esaslar belirlenmiştir.
Kanunda yetkili makam olarak tanımlanan Tarım ve Orman Bakanlığı (Çevre ve Orman Bakanlığı)
yetkilerini il müdürlükleri ve yerel yönetimlere devretmiş durumdadır. Ancak uygulamada meydana gelen sorunların da etkisiyle ilgili Kanunda bir takım değişikliklerin yapılması çeşitli zamanlarda gündeme gelmektedir.
14) Sahipsiz köpekler ya da diğer bir tabirle sokak köpekleri başta Avrupa’da bulunan ülkeler olmak üzere
dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde karşılaşılan temel sorunlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır.
Nitekim Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1990 yılında dünya üzerindeki köpek sayısının 500 milyon olduğu (insan nüfusunun 10’da biri) ve bu sayının yaklaşık olarak %75’inin de başıboş olduğu tahmin edilmektedir. (IV. Türk Veteriner Hekimliği Kurultayı Komisyon Raporları, 30 Mart-1 Nisan 2018, Antalya, s. 390.)
15) Türkiye, sokak hayvanları popülasyonunun yüksek olduğu ülkelerden birisidir. Ancak ülkemizde
sokak hayvanları ile ilgili veri ve bilgi sınırlıdır. Dolayısıyla meydana gelen sorunlarının çözülmesine yönelik politikalar ile yasal ve yönetsel düzenlemelere temel oluşturacak veri ve bilgilerin elde edilmesi için yeni çalışmalara gerek duyulmaktadır. Bu kapsamda hayvan popülasyonunun belirlenmesi amacıyla kapsamlı bir çalışma yapılarak sahipli hayvanlarla, sahipsiz hayvanların sayısı, coğrafi lokasyonu, cins, cinsiyet, yaş gibi özellikleri ve sağlık durumları gibi gerekli tüm bilgilerin tespit edilmesi ve kayıt altına alınması gerekmektedir. Bu anlamda hem sokak hayvan popülasyonu kontrol altına alınacak hem de hayvan hastalıkları ve tehlikeli ırkların denetiminin yapılması gibi uygulamaların yürütülmesinde yardımcı olacaktır.
16) Sokak köpeklerine ilişkin olarak Kurumumuza yapılan 2018/9733 nolu başvuru hakkında
Kurumumuz Başdenetçilik Makamınca verilen 29/01/2019 tarih ve sayılı Tavsiye Kararında
sahipsiz sokak hayvanları hakkında inceleme yapılmış olup:
“…
36) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde özetle,
Öncelikli olarak sahipli ve sahipsiz hayvanlarla ile ilgili gerekli verilerin oluşturulması için çalışma yürütülmesi, İlgili verilerin elde edilmesiyle birlikte hem insanların şikayetleri hem de sokak hayvanlarının yaşadığı zorluklar bakımından gerekli analizlerin yapılması, Uygulamada meydana gelen sorunlar göz önünde bulundurularak yapılacak olan mevzuat çalışmalarında öncelikli olarak yerel yönetimlerin tespit ve önerilerinin dikkate alınarak yetki ve sorumluluk dengesinin sağlanmasına dikkat edilmesi, Sokak hayvanlarına yönelik meydana gelen sorunun yalnızca hayvanları ilgilendirmediği insan sağlığı ile de ilgili olduğu göz önüne alınarak yapılacak kanun ve yönetmelik çalışmalarında veterinerler, doktorlar, biyologlar gibi görevlilerin bilimsel ve teknik görüşlerine başvurulması, Ülkemiz koşullarının göz önünde bulundurulduğu ve bilimsel yöntemlerle hazırlanan ve popülasyonun kontrol altına alınmasını amaçlayan “sokak hayvanları popülasyonunun kontrol altına alınmasına yönelik bir yönetim programının” hazırlanması, Sokak hayvanlarına yönelik oluşturulan programın, bakanlıklardan, yerel yönetimlere hatta saha çalışanlarına ve hayvan sahiplerine kadar her seviyede sıkı bir şekilde uygulanabilmesi için etkili bir yönetim yapısına sahip olması, Gösteriş veya eğlence amaçlı hayvan sahiplenilmesinin engellenmesi amacıyla yasal olarak caydırıcı nitelikte cezai yaptırımların bulunması, Uzun vadede bir başarı sağlanması adına sokak hayvanları popülasyonu yönetim sistemine yönelik oluşturulan plan ve programın da bir ulusal politika haline getirilerek sağlık, eğitim, çevre, kırsal kalkınma gibi ulusal politikalara entegrasyonunun ve mevcut koşullara uyarlığının sağlanması, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvanlarını Koruma (World Animal Protection /WAP) gibi dünya çapındaki kurumların bilgileri ele alınarak ve diğer ülkelerin, mevzuat, yapı ve yönetim programlarındaki deneyimlerinden yararlanılarak gerekli programın hazırlanması, Daha etkin bir hizmet sağlanması için her belediyede veteriner hizmetleri biriminin ve ilgili birimlerde de yeteri kadar veterinerin görev yapmasına dikkat edilmesi, Sokak hayvanlarının kontrolüne yönelik çalışmalar yapılırken yetkili olmayan kişiler tarafından kontrol dışı hayvan koruma hareketlerinin ortaya çıkması engellenerek “işbirliği” adı altında yetkisorumluluk dengesini bozucu çalışmaların ve sorumlu kişilerin işlerini engelleyici düzenlemelerin yapılmaması, Hayvanların sahiplendirme çalışmaları için sivil toplum kuruluşlarının da yerel yönetimlerle işbirliği yapmasının gerektiği ve bu kapsamda yapılacak olan eğitim faaliyetlerinin de önemli olduğu tespitlerinin yapılması, Ayrıca hayvan ticaretinin engellenmesi adına pet shoplar ve hayvan satışı yapan çiftlikler denetlenerek buralardan evcil hayvan satışının kontrol altına alınması, “Satın alma, sahiplen” türünde kampanyalarla barınaklardan sahiplendirme işlemlerinin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması,
Hangi ilçede ya da ilde kaç hayvan barınağının olduğu, kaç hayvanın aşılandığı, kısırlaştırıldığı, bakım ve tedavilerinin yapıldığı gibi bilgilerin kamuoyunun bilgisine açık olması, Sahipli ya da sahipsiz tüm hayvanlarda kayıt sisteminin zorunlu tutulması ve uygulamasının sıkı takibi yapılarak kısırlaştırma ve mikroçip ile kayıt altına alınan hayvanların tutulduğu bilgi sisteminin tek elden yapılması ve entegre edilmesi, Belediyeler tarafından hayvanların kısırlaştırması ve aşılanması gibi çalışmaların tavizsiz ve büyük bir titizlikle yürütülmesi, Program dahilinde yürütülen kısırlaştırma ve aşılama faaliyetlerinin kırsal alanlarda ve köylerde de
Bakanlık, İl Özel İdaresi gibi kuruluşlarca yapılarak sistem bütünlüğü sağlanması, Sahipsiz hayvanlar konusunda yapılan önerilerin bilimsel bir temelde değerlendirilmesi ve öncelikli olarak sokaklardaki şikayete konu olan saldırgan ve sürü halinde gezerek insanlara zarar veren hayvanların acilen toplatılarak rasyonel çözümlerin bulunması gerektiği hususları tespit edildiğinden ilgili yasal ve yönetsel düzenlemelerde gerekli işlemlerin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” şeklinde, uyuşmazlık konusu hakkında hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden değerlendirmelere yer verilerek;
1) 36 numaralı paragrafta belirtilen öneriler göz önünde bulundurularak makul sürede işlem tesis
edilmesi ile gerekli mevzuat çalışmalarında dikkate alınması, – 36 numaralı paragrafta belirtilen çalışmaların işbirliği içinde yürütülmesi için en kısa zamanda yerel yönetim temsilcileri ile veterinerler, doktorlar, biyologlar gibi görevlilerden oluşan bir temsilci grubu ile çalışma yapılması ve
– Kısırlaştırma ve aşılama faaliyetlerinin kırsal alanlarda ve köylerde de Bakanlık, İl Özel İdaresi gibi kuruluşlarca yapılarak sistem bütünlüğü sağlanması için TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
2) Uzun vadede bir başarı sağlanması adına sokak hayvanları popülasyonu yönetim sistemine yönelik
oluşturulan plan ve programın da bir ulusal politika haline getirilerek sağlık, eğitim, çevre, kırsal kalkınma gibi ulusal politikalara entegrasyonunu sağlanarak mevcut koşullara uyarlığının sağlanması için TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA, SAĞLIK BAKANLIĞINA, MİLLİ EĞİTİM
BAKANLIĞINA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
3) Sokaklardaki şikayete konu olan saldırgan ve sürü halinde gezerek insanlara zarar veren hayvanların
acilen toplatılmasının ve kısırlaştırma ve aşılama gibi çalışmaların kesintisiz ve dikkatli bir şekilde yürütülerek daha dikkatli olunması için ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA VE
ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın ŞİKÂYETÇİYE ve TARIM VE ORMAN BAKANLIĞINA, SAĞLIK BAKANLIĞINA, MİLLİ
EĞİTİM BAKANLIĞINA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA, ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA ve ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Kararın bir örneğinin de bilgileri için CUMHURBAŞKANLIĞI HUKUK POLİTİKALARI KURULU ile HUKUK VE MEVZUAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,” karar verilmiştir.
17) Şikayete konu olan olayda ise; köpek ısırığı nedeniyle 27/09/2020 tarihinde Bakırköy Dr. Sadi
Konuk Eğitim Araştırma Hastanesinde başvurana müdahale yapıldığı, başvuranın aynı tarihli iş göremezlik raporu aldığı, ve adına Av. tarafından İstanbul Büyükşehir
Belediyesine yapılan 14/10/2020 tarihli başvuruda, için 15.000 TL maddi tazminat ile birlikte 75.000 TL manevi tazminatın, için 100.000 TL manevi tazminat olmak üzere
190.000 TL’nin 27/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde talepte
bulunulduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 09/11/2020 tarihli cevabi yazısında; Belediyenin ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenen görevlerini yerine getirdiği, ilgili dilekçede belirtilen somut olaya ilişkin herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığı mütalaa edilerek dilekçede yer alan maddi ve manevi tazminatın karşılanmayacağının ifade edildiği anlaşılmaktadır.
18) Şikayete konu olan uyuşmazlık özetle; köpek saldırısı nedeniyle vücudunda köpek ısırığı ve omuz
çıkığı olan başvuran ile olay sırasında yanında bulunan 3 yaşındaki oğluna maddi ve manevi tazminat ödenmesi hakkındadır.
19) Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı
yolunun açık olmasıdır. Bu hüküm gereğince, idarenin eylem ve işlemleri nedeniyle bir zarar ortaya çıkması durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelmektedir. Diğer bir ifadeyle İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetleriyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. Bu kapsamda İdarenin sorumluluğu kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluk şeklinde ikiye ayrılmaktadır ve İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri kapsamında tazmin edilebilmektedir. İdarenin kusura dayanan sorumluluk hallerinden biri olan hizmet kusuru, kamu hizmetinin kurulmasında, yürütülmesinde veya organizasyonunda ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda; kamu idareleri yürüttükleri kamu hizmetlerinin işleyişinin sürekli ve tam olarak yerine getirilebilmesini teminen işleyişi kontrol etmek gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Söz konusu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle doğan zararlardan hizmeti yürütmekle görevli olan idareler tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.
19.1) Danıştay 8. Dairesinin 25/06/2010 tarihli ve E.2010/3241, K.2010/3782 sayılı kararı ile, “Çankırı
İli, Süleyman Demirel Fen Lisesi öğrencisi olan davacıların çocuğu …’in sokak köpeklerinin saldırısına uğraması sonucu yaralanması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen 8.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada; kamu hizmetinin işleyişindeki yetersizlik, aksaklık ve düzensizliğin hizmet kusuru oluşturduğu ve dolayısıyla sokak köpeklerinin saldırması sonucu meydana gelen ve devlet tarafından karşılanmayan 19.10.2009 tarihli fatura bedeli olan 185,00 TL maddi zararın karşılanması gerektiği, öte yandan duyulan elem ve ızdırabın kısmen giderilmesine dönük olarak 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin 185,00 TL’lik kısmı ile 2.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, maddi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının reddine karar veren Kastamonu İdare Mahkemesinin 25.12.2009 gün ve
E:2009/295, K:2009/617 sayılı kararının” onandığı tespit edilmiştir.
20) Dosyanın incelenmesinden; başvuranın 27/09/2020 tarihinde köpek saldırısına uğraması nedeniyle
/
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesinde müdahale yapıldığı, başvuranın aynı tarihli iş göremezlik raporu aldığı, söz konusu iş göremezlik raporu ve Acil Tıbbi Müdahale Gereklilik Raporu
Formuna göre; başvuran için kuduza karşı tedaviye başlandığı, ısırık/diş izi olduğu ve sağ omuz çıkığının olduğu anlaşılmaktadır. Başvuranın toplamda 190.000 TL tazminat istemi ile İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’ne başvuruda bulunduğu, idare tarafından “ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenen görevlerini yerine getirdiği, somut olaya ilişkin herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığı” gerekçesiyle talebin reddedilmesi nedeniyle Kurumumuza başvuru yaptığı tespit edilmiştir.
21) Somut olayda; başvuran oluşan zararları nedeniyle 15.000 TL maddi tazminat ile
birlikte 75.000 TL manevi tazminatın, yaşadığı travma nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatı ile toplamda 190.000 TL tazminat ödenmesini talep edilmektedir.
21.1) yönelik 15.000 TL maddi tazminat talebine ilişkin inceleme;
Başvuran hakkında düzenlenen Acil Tıbbi Müdahale Raporu Formuna göre; hastanın l5 hizasında orta hatta 2 cm kesi, sol patella iç yüzeyde ve sol tibia iç yüzeyde diş izi bulunduğu ifade edilmiş, sağ omuz çıkığı olan hastanın kapalı redükte edildiği, redüksiyon sağlanamaması durumunda cerrahi operasyon gerekebileceği belirtilmiş ve 10 gün istirahat verilerek kuduz ilk doz aşısı yapılmıştır. SGK Kayıtlarına göre de; başvuranın ilgili dönemde inşaat işçisi olarak çalıştığı, 22/09/2020 tarihli işe giriş tarihli kayıtta
12 (birden fazla) ve 7 (puntaj kayıtları) kodlu eksik gününün bulunduğu, 21/10/2020 tarihli işe giriş tarihli
kayıtta 28 ( pandemi ücretsiz izin(4857 geç.10.md) kodlu eksik günün bulunduğu, 26/10/2020 işten çıkış tarihli kayıtta 3 ( (4a)belirsiz süreli is sözl. isçi tarafından feshi) kodlu kaydın bulunduğu anlaşılmaktadır.
21.2) Şikayete konu olayda; başvuranın olay tarihi olan 27/09/2020 tarihinden sonra bir süre işyerinde
çalışabildiği, sonrasında işyerinden şikayet konusu olay nedeniyle işten çıkışı yapıldığı, başvuranın 2020
Aralık ayında tekrardan eski işyerine girişi yapıldığı, bunun yanı sıra şikayet konusu köpek saldırısı olayı nedeniyle başvuranın vücudunda izler kaldığı, ancak maddi yetersizlikten ötürü müvekkilin estetik müdahale yaptırma imkanı olmadığı ifade edilmektedir. Bu kapsamda başvuranın prim eksik günlerinin ve işten çıkış tarihlerinin SGK kayıtlarında yer aldığı ancak yukarıda da yer verildiği üzere işten çıkış kayıtlarının birebir köpek saldırısı ile ilişkilendirilemediği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan başvuranın vücudunda meydana geldiği ileri sürülen sabit izlerin giderilmesine yönelik gereken estetik müdahale masraflarına ilişkin olarak da raporda saldırıya uğrayan kişide kalıcı ve ciddi estetik operasyon gerektiğine ilişkin kesin bir ifade yer almadığı bununla birlikte sabit bir izin kalması durumunda bu izlerin ameliyat ile kısmen ya da tamamen giderilmesinin mümkün olması ya da tıbben ameliyat gerektirmesi durumunda bu masrafların idarece tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
21.3) Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 28/05/2018 tarihli ve sayılı
kararında, davacıların küçüğün yüzündeki yaralanma nedeniyle ileride doğabilecek tedavi (estetik ameliyat) giderlerinin davalıdan tahsilini talep ettiği, ileride yapılması zorunlu olan estetik giderlerinin önceden istenmesinin mümkün olduğu, bu bağlamda, öncelikle davacı küçüğün yüzündeki yara izlerinin sabit iz niteliğinde olup olmadığı, bu izlerin estetik ameliyatla giderilip giderilemeyeceği, giderilebilirse ne oranda giderilebileceği, tamamen veya kısmen giderilemez ise kalacak izlerin yaptığı iş (mesleği)
gözetilerek ekonomik geleceğini etkileyip etkilemeyeceği hususlarının tespit edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
22) yönelik 75.000 TL manevi tazminat talebine ilişkin inceleme;
Manevi tazminat konusunda da; manevi tazminatın söz konusu olması için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir keder ve üzüntü duyulması, ilgilinin şeref veya onurunun zedelenmesi, kişinin yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerekmektedir. İlgilinin mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayan manevi tazminat miktarı zarara uğrayan kişinin zenginleşmeye yol açmayacak miktarda fakat idarenin kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle manevi tazminat zararı karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil manevi bir tatmin aracıdır ve bu nedenle olay nedeniyle duyulan elem ve üzüntüyü kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır.
22.1) Bu kapsamda kamusal alan içerisinde yer alan Saraçhane Parkında ya da benzeri park ve alanlarda
bireylerin güven içerisinde dolaşabilmesi, gezebilmesi ve vakit geçirebilmesi gereken başvuranın parkta bulunduğu sırada sahipsiz köpek saldırısı sonucunda yaralandığı, her ne kadar tevsik edilmese de hayatın olağan akışı içinde üzerinde taşıdığı eşyaları zarar gördüğü, aşı tedavisine başladığı anlaşılan somut olayda başvuranın mağduriyetini giderici ölçüde zararın tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
23) yönelik 100.000 TL manevi tazminat talebine yönelik inceleme;
Başvuran, 3 yaşındaki oğlu ile Saraçhane Parkında bulunduğu sırada köpek saldırısına uğradığını ve oğlunun yaşadığı travma nedeniyle psikolojik olarak bu durumdan etkilendiğini ifade etmektedir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, başvuranın oğlunun saldırı sırasında yanında olduğuna yönelik herhangi bir tespit yapılamamıştır. Bu çerçevede manevi tazminat talebinin konu edilebilmesini teminen aşı kartı/hastane raporu/polis tutanağı vb. belge taraması yapılmış ancak oğlunun saldırı sırasında yanında olduğuna dair belge bulunamamıştır.
23.1) Danıştay 5. Dairesinin 17/10/2012 tarihli ve E:2010/2684, K:2012/6324 sayılı kararında da;
“İdare hukuku ilkelerine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin hukuka aykırı bir işlemi veya eylemi sonucu ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da ilgilinin şeref ve onurunun zedelenmiş bulunması veya kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi gerekmektedir.” belirtilmiştir.
24) Kamusal alanda faaliyet gösteren insan hakları kurum ve kuruluşları arasında olan Kamu Denetçiliği
Kurumu, 2021 yılı Mart ayında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından açıklanmış olan İnsan Hakları Eylem Planında ifade edildiği üzere, kamu hizmetlerinin insan haklarına dayalı olarak işlemesinin temini açısından önemli işlevler görmektedir. Anayasal ve yasal değişikliklerle sistemimize dâhil edilen bu kurumların her biri, kişiler için yeni bir başvuru ve güvence imkânını da beraberinde getirmiştir. (İnsan Hakları Eylem Planı, s.21)
25) Anayasal bir hak arama kurumu olan ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Hakları Eylem Planında da önemine
atıf yapılan Kurumumuz tarafından, idareden hem bilgi belge talep edilmiş hem de görüşmeler yapılmıştır.
Bu kapsamda yapılan değerlendirme sonucunda, başvuranın oğlu manevi tazminat talebinin reddi, diğer taraftan yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde başvuranın sağlık harcamalarının karşılanması dahil olmak üzere yaşadığı mağduriyetini giderici ölçüde zararın tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26) İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
/
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi
Yönetim İlkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvuruya ilişkin bilgi ve belgelerin Kurumumuza gönderildiği; İdarenin
“makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27) 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’ inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’ inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede İstanbul İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KISMEN KABULU VE
KISMEN REDDİNE;
Başvuranın oğlu manevi tazminat talebinin REDDİNE, Başvuranın sağlık harcamalarının dahil olmak üzere maddi ve manevi mağduriyetini giderici ölçüde zararın tazmin edilmesi yönünde ise, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA ve FATİH
BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi