ÖZET: Başvuru, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yürütülen köprü yapım çalışmaları sırasında yıkılan köy çeşmesinin yeniden inşası talebine ilişkindir. Şikayetçi, çeşmenin yıkılmasının ardından suyun dere yatağına akmakta olduğunu ve bu durumun halkın su ihtiyacını olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Ayrıca, belediyenin şikayete yanıt vermediğini ifade ederek çeşmenin yeniden yapılmasını istemiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi amacıyla gerekli araştırmaları yapmış ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden bilgi talep etmiştir. Ancak, belediyeden gelen yanıtlar yetersiz kalmış ve konuya ilişkin bir çözüm üretilmemiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, idarenin şikayetçiye karşı yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilmiştir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve kamu hizmetlerinin etkinliği açısından sorun teşkil etmektedir.

Sonuç olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na, yıkılan köy çeşmesinin yeniden inşası için gerekli adımların atılması tavsiye edilmiştir. Bu süreçte, idarenin şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuka uygunluk ilkelerine riayet etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/8306-S.22.12711

BAŞVURU NO : 2021/16619

KARAR TARİHİ : 28/06/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Şikayetçinin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından

BAŞVURUNUN KONUSU :

köprü yapım çalışmaları esnasında kırılan köy çeşmesinin yeniden yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 30/09/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran dilekçesinde özetle; “Ankara ili, ilçesi, Mahallesi’nde bulunan eski köy çeşmesinin Ankara Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü köprü yapımı çalışmaları sırasında yıkıldığını, kaynak suyunun dere yatağına boşa akmakta olduğunu, sayılı şikayet başvurusuna Ankara Büyükşehir Belediyesinin yanıt vermediğini ve hiçbir çalışma yapmadığını” iddia ve ifade ederek “halkın kişisel kullanımı ve hayvancılık faaliyetleri kapsamında yararlanmasını sağlamak üzere söz konusu çeşmenin yapılmasını” talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma

gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanun’un “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca 15/11/2021 tarih ve sayılı yazı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Söz konusu yazımıza muhatap bilgilerin Kurumumuza iletilmemesi üzerine 07/03/2022 tarih ve sayılı yazı ile ilgi yazımız ile talep edilen bilgi ve belgelerin, 6328 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan hüküm gereğince ivedilikle

Kurumumuza gönderilmesi konulu tekit yazısının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına gönderilmesine rağmen bilgi ve belge talebine cevap verilmemiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir ….”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

5. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’in “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,

6. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun;

6.1. “Belediyelerin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde; “(a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı … çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık… hizmetlerini yapar veya yaptırır.

…

Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir

…

Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar”,

6.2. “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; “ e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek”,

7. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7’nci maddesinde; “… r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak”,

8. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun;

8.1. “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, …

Ekolojik denge: İnsan ve diğer canlıların varlık ve gelişmelerini doğal yapılarına uygun bir şekilde sürdürebilmeleri için gerekli olan şartların bütününü, Sulak alan: Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, başta su kuşları olmak üzere canlıların yaşama ortamı olarak önem taşıyan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbiyeler ile bu alanların kıyı kenar çizgisinden itibaren kara tarafına doğru ekolojik açıdan sulak alan kalan yerleri, …

ifade eder”,

8.2. “Çevrenin korunması” başlıklı 9’uncu maddesinde; “(Değişik: 26/04/2006-5491/6 md.) Çevrenin korunması amacıyla; a) Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır.

Biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir.

b) Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar

Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

c) Ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan hassas alanların her tür ölçekteki plânlarda gösterilmesi zorunludur. Koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan alanlar, plân kararı dışında kullanılamaz.

d) Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla, Özel Çevre Koruma

Bölgesi olarak tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plân ve projelerin hangi bakanlıkça hazırlanıp yürütüleceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.

…

e) Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır. Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yolu ile arazi kazanılamaz. Bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alan faaliyet sahibince eski haline getirilir. Sulak alanların korunması ve yönetimine ilişkin usûl ve esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir

…

h) Ülkenin deniz, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının ve su ürünleri istihsal alanlarının korunarak kullanılmasının sağlanması ve kirlenmeye karşı korunması esastır. Atıksu yönetimi ile ilgili politikaların oluşturulması ve koordinasyonunun sağlanması Bakanlığın sorumluluğundadır. Su ürünleri istihsal alanları ile ilgili alıcı ortam standartları Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenir…”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10. Şikayetçi, işbu kararın 1 nolu paragrafında “Başvuranın İddia ve Talepleri” başlıklı bölümünde açıklandığı üzere özetle, Ankara Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü köprü yapımı çalışmaları sırasında yıkılan Ankara ili, Bala ilçesi, Yöreli Mahallesi’nde bulunan eski köy çeşmesinin yeniden yapılmasını talep etmektedir.

11. Konu ile ilgili olarak, şikayetçinin 18/02/2021 tarihli ve Başvuru No.lu başvurusu üzerine 18/03/2021 tarihli Gönderme Kararı verildiği, Gönderme Kararına idare tarafından işlemin sonucu hakkında başvurucuya cevap verilmediğinden yeniden Kurumumuza başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.

12. Gönderme Kararı üzerine Kurumumuza Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı

Yol ve Asfalt Şube Müdürlüğü tarafından verilen bila tarihli ve sayılı cevabi yazıda, “teknik ekiplerce yerinde yapılan inceleme sonucu bahse konu talebin Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı’nın sorumluluk alanı içerisinde bulunduğu, talebin Daire Başkanlığınca incelenip değerlendirilerek ilgilisine bilgi verilmesi” açıklamasına yer verilmiştir.

13. 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in, “Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27’nci maddesinin birinci fıkrasında; “İnceleme ve araştırma devam ederken Kamu Denetçiliği Kurumunun tarafları dostane çözüme davet edebileceği”,

“Şikâyete konu talebin idarece yerine getirilmesi” başlıklı 27’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Şikâyete konu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı vererek inceleme ve araştırmasını sonlandıracağı”,

“Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesinde; “Şikâyet konusu talebin ilgili idare tarafından yerine getirilmesi veya şikâyetin çözüme kavuşturulduğunun taraflarca Kuruma bildirilmesi hâlinde dostane çözüm kararı verileceği” hükümlerine yer verilmiştir.

14. Kurumumuzca dostane çözüm yolları aranmıştır. Şikâyet başvurusunun incelenmesi kapsamında;

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 15/11/2021 tarihli bilgi ve belge talep yazımıza ve 07/03/2022 tarihli tekit yazımıza yazılı cevap gönderilmediği, 22/03/2022 tarihinde Ankara Büyükşehir

Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı Yol Asfalt Şefliği ile konunun telefonla görüşüldüğü, yetkilinin konuyu Kent Estetiği Daire Başkanlığına yönlendirdiklerini, onarım için gerekli çabanın gösterileceğini belirttiği, Kurumumuzca şikayetçinin aranarak bilgilendirildiği, bu süreçte sorunun çözümü için idare tarafından yazılı bir açıklama Kurumumuza gönderilmediğinden ve başvurunun, Kanun’da belirtilen altı aylık sürede sonuçlandırılamayacağı anlaşıldığından 25/03/2022 tarihli ve sayılı yazı ile kanuni hakların kaybına neden olunmaması için şikâyet tarihi olan tarihinden itibaren başlayan altı aylık inceleme ve araştırma süresinin 30/03/2022 tarihinde sona ereceği ve durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı hususunda şikayetçiye bilgi verilmiştir.

15. 22/03/2022 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı Yol Asfalt Şefliğinden yetkili ile görüşülmüş, kendisi, konuyu Kent Estetiği Daire Başkanlığına yönlendirdiklerini, çeşme yapılırken ilgili firmanın hatasıyla borunun kırıldığını belirtmiştir. Geçen süre zarfında şikayetçinin talebi ile ilgili olarak bir gelişme olmaması üzerine 13/04/2022 tarihinde şikayetçi ile telefonda görüşülmüş olup daha önce belirtilen yetkili ile tekrar görüşüldüğünü, yıkılan çeşmenin tekrar yapılamayacağının ifade edildiği aktarılmıştır. Bilgi ve belge talebine cevabın Kurumumuza gönderilmemesi üzerine 25/04/2022 tarihinde Yol ve Bakım Şefliği, görüşülmek üzere aranmış, Kent Estetiği Daire Başkanlığına 03/12/2021 tarihli ve sayılı yazının gönderildiği, cevabın Kent Estetiği Daire Başkanlığı tarafından verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun üzerine Kent Estetiği Daire Başkanlığı aranmış, uzun aktarımlar sonucu

Bakım ve Onarım Şefliğinden bir yetkili ile görüşülmüştür. Kendisi 31/01/2022 tarihinde Fen İşleri Daire

Başkanlığına no.lu yazının yazıldığını, ancak kendilerine dönüş yapılmadığını belirtmiştir.

Bunun üzerine Fen İşleri Daire Başkanlığından bir başka yetkili ile görüşülmüş, konunun araştırılarak

Kurumumuza dönüş yapılacağının belirtilmesi üzerine cevabi yazının Kurumumuza gönderilmesi beklenmiştir. 31/05/2022 tarihinde tekrar görüşülmüş ancak herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir.

16. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi belirliliktir. Belirlilik, hukuki güvenliğin bir sonucu olarak normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Bilindiği üzere, idarenin işlem tesis ederken hukuka bağlı olması ve hukuk kuralları içinde hareket etmesi hukuk devletinin bir diğer ilkesidir. Bu kapsamda, idari işlemin belli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır. İdari işlemin dayanağı olan sebebin açıkça kanunlarda gösterilerek bağlı yetkinin bulunduğu durumlarda idarenin, kanunun koyduğu sınırlar içinde kalması, sebep ve konu yönünden kanun ile belirtilen koşullara uyması gerekir.

17. İdarenin eylem ve işlemleri nedeniyle bir zarar ortaya çıkması durumunda idarenin sorumluluğu gündeme gelmektedir. İdarenin kusura dayanan sorumluluk hallerinden biri olan hizmet kusuru, kamu hizmetlerinin kuruluşunda, örgütlenmesinde veya işleyişinde ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk olarak tanımlanmaktadır ve hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir. İdare, yürüttüğü hizmetin gereği gibi işlemesine yönelik örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun bir biçimde hazırlamakla yükümlüdür. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idarenin hizmeti beklenen özen, dikkat ve kalitede yapmaması durumunda hizmetin kötü işlemesi nedeniyle hizmet kusuru oluşturmaktadır ve bu nedenle meydana gelen zararın da idare tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir (E. Ethem ATAY/Hasan ODABAŞI, Teori ve

Yargı Kararları Işığında İdarenin Sorumluluğu ve Tazminat Davaları, Seçkin Yayınları, Ankara, 2010, s.59-84).

18. Anayasa’nın 5’inci maddesinde, devletin temel amaç ve görevleri arasında kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmış, Anayasa’nın 65’inci maddesinde, devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca Anayasa’nın 56’ncı maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmiştir.

19. Somut olay incelendiğinde, şikayet dosyasında yer alan belgelerden Ankara ili, Bala ilçesi, Yöreli

Mahallesi’nde daha önce kullanılabilir durumda olan köy çeşmesinin köprü yapımı sırasında üzerinden köprü geçmesi nedeniyle yıkıldığı, eski köy çeşmesinin korunması için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının anlaşılamadığı, akan suyun drenaj borusuyla dereye boşa akar bir şekilde bırakıldığı, bu suyun daha önce içme suyu olarak ve hayvancılık amaçlı kullanıldığı, Gönderme Kararı üzerine verilen cevaptan köy çeşmesinin Ankara Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü köprü yapımı çalışmaları sırasında yıkıldığının anlaşıldığı, şikayetçinin talebinin karşılanmasına yönelik sorumluluğun hangi idari birimde olduğuna yönelik idare içi koordinasyon eksikliği bulunduğu, sorunun çözümüne dair herhangi bir süre öngörülmediği, konuya ilişkin bir takvim/program bilgisine yer verilmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla hukuk güvenliğinin sağlanması açısından mevzuatta belirtilen süreçlere ilişkin belli bir süre öngörülmesi ve sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Yapım, onarım veya bakım sağlanarak köy çeşmesinin idare tarafından tekrar halkın kullanımına sunulması için konunun hizmet kusuru bakımından değerlendirilerek köy çeşmesinin yeniden yapılması hususunda hukuk güvenliğinin ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması amacıyla “hesap verilebilirlik”, “öngörülebilirlik”, “belirlilik” gibi ilkeler de göz önünde bulundurarak nihai karar sürecinin hızlandırılması, konunun çevrenin korunması ve geliştirilmesi bağlamında hassasiyetle ele alınması gerektiği tespit edilmiştir.

20. Nitekim 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (r)

bendinde yer alan, “Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için … ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek” görevinin büyükşehir belediyelerine verildiği ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki “içme, kullanma ve … suyu sağlamak; … bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek” yetkisinin belediyelere verildiği hususları dikkate alındığında, başvuruya konu çeşmenin yeniden yapılmasının, mahalli müşterek ihtiyaç kapsamında

Ankara Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle idarenin bayındırlık faaliyetleri sırasında bahse konu çeşmeye zarar verilip verilmediğinden bağımsız olarak Yöreli

Mahallesi’nde yaşayanların su ihtiyacını karşılayan ve hayvancılıkta da faydalanıldığı anlaşılan çeşmenin yapılmasının, söz konusu idarenin görev ve yetkisi dahilinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira mahalli idarelerin uhdesindeki su hizmetinin, sadece ev, iş yeri, sanayi vb. alanlara içme ve kullanma suyunun ulaştırılması olarak görülmesi mümkün olmayıp kamusal alanda herkesin yararlanmasına açık surette içme ve kullanma suyuna erişimin sağlanması da temel kamu hizmeti konumundaki su temini faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bu bakımdan, söz konusu çeşmenin, halihazırda kullanılamadığının tespiti halinde ilgili yerleşim yerinde mukim kişilerin talepleri dikkate alınarak Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı idareleri tarafından yeniden inşası ile hizmete sunulmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

21. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, şikâyetçinin talebinin idarece reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

22. Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74’üncü maddesinde yer alan anayasal bir kurumdur. TBMM Başkanlığına bağlı ve bu rolüyle idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını incelemek, araştırmak, denetmekle görevli ve yetkili bir kurum olarak, hukukun üstünlüğünün sağlanması; kamu yönetiminde hukuk ve uzlaşma kültürünün geliştirilmesi; idarenin insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir şekilde görev yapması; kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi; idarenin hizmet kalitesinin artması; kamu yönetiminde iyi yönetim ilkelerinin hayata geçirilmesi; idare ile birey ilişkilerinde karşılaşılan uyuşmazlıkların etkin ve hızlı bir şekilde çözüme

kavuşturulması; insan haklarında uluslararası standartların yakalanması ve toplumda hak arama kültürünün benimsenmesi ve güçlenmesi; şeffaf, hesap verebilir, insan odaklı bir idarenin oluşması amaçlarıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.

23. Anayasa’nın 2’nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı zamanda bir “hukuk devleti” olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir (Anayasa Mahkemesinin 2001/40 E., 2004/20 K. sayılı kararı).

24. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan “hak arama hürriyeti”nin ve “adalete hızlı ve etkili erişim”in sağlanması ile hukukun uygulanması ve adaletin geciktirilmeden yerine getirilmesi “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışının bir gereğidir.

25. Anayasa’nın 125’inci maddesinde “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmüne yer verilerek kişilerin idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargıya başvuru hakları anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Aynı şekilde Anayasa’nın 74’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir” hükmüne, dördüncü maddesinde ise “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler” hükmüne, beşinci fıkrasında “Kamu Başdenetçisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından … seçilir” hükmüne yer verilmesiyle yargı yoluna başvurunun yanına kamu denetçisine başvuru hakkı da eklenerek kişilerin hukuki güvenliklerinin etkin bir koruma mekanizmasına kavuşturulması amaçlanmıştır.

26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında Başdenetçi veya denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar.” hükmünü içermektedir.

27. Bu noktada başvuran tarafından şikâyete konu edilen idare tarafından, Kurumumuzun talep ettiği bilgi ve belgelerin süresinde ve gerekçeli olarak gönderilmemesi “hak arama hürriyeti”nin zedelenmesine ve “adalete hızlı ve etkili erişim”in sağlanamamasına neden olacağı gibi, “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışı ile de bağdaşmamaktadır.

28. Geleneksel kamu yönetimi anlayışından yeni kamu yönetimi anlayışına geçilmesi ile geleneksel idare anlayışının aksine, vatandaşı yönetimin bir parçası haline getiren, hatta onu merkeze koyan yeni kamu yönetimi anlayışına uygun olarak; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 28 Eylül 1977 tarihli ve (77) 31 sayılı “Bireyin İdari İşlemler Karşısında Korunması” konulu kararı, 7 Aralık 2000 tarihinde kabul edilen Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının “İyi Yönetim İsteme Hakkı” başlıklı 41’inci maddesi, Avrupa Parlamentosu tarafından 2001 yılında kabul edilen Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin iyi idare konusunda üye devletlerin uymasını beklediği CM/REC 2007/7 sayılı tavsiye kararı ile “iyi yönetim ilkeleri” yeni kamu yönetiminin işleyişinde yerleşmeye

başlamış olup iyi yönetimin sağlanması açısından ülkemizde de temelini tarihinden alan önemli gelişmeler ve değişiklikler yaşanmıştır. Bu gelişmeler neticesinde vatandaşın daha iyi hizmet alması ile birlikte şeffaf, hesap verebilir bir idarenin oluşmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır.

29. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu uyarınca Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulması bu gelişmelerden biri olup Kurumumuz ülkemizde bu amaçların ne ölçüde gerçekleştirildiğini tespit için idarenin işlem, eylem, tutum ve davranışlarını incelemekle yetkili ve görevli kılınmıştır. Kurum, bu kapsamda yapmış olduğu incelemeler neticesinde iyi yönetim ilkelerine de vurgu yaparak iyi idarenin oluşması açısından idareye rehberlik vazifesi görmekte ve yol göstermektedir.

Kurumumuz bu amaçla Kasım 2019 tarihinde “İyi Yönetim İlkeleri Rehberi” hazırlayarak kullanıcıların ve idarelerin erişimine açmıştır (Kamu Denetçiliği Kurumu İyi Yönetim İlkeleri Rehberi için bkz.

https://www.ombudsman.gov.tr/document/raporlar/iyi_yonetim_ilkeleri_rehberi/iyi-yonrtim-ilkeleriturkce/mobile/index.html).

30. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde; Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği ve iyi yönetim ilkelerine uyacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

31. İdarede görev alanların iyi yönetime katkı sağlamak ve sunulan hizmetlerin kalitesini artırmak amacıyla iyi yönetim ilkelerine ve hukukun üstünlüğüne uygun tutum ve davranışta bulunması; hizmet alanlarında bu ilkelere uygun tutum ve davranışta bulunulmasını beklemeleri ideal yönetime erişme yolunda gereklidir.

32. Bu çerçevede söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idareden istenilen bilgi belge isteme talepli yazıya, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 18’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Kurumun inceleme ve araştırma konusu ile ilgili olarak istediği bilgi ve belgelerin, bu isteğin tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur. Bu süre içinde istenen bilgi ve belgeleri haklı bir neden olmaksızın vermeyenler hakkında Başdenetçi veya

Denetçinin başvurusu üzerine ilgili merci soruşturma açar” hükmüne rağmen 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine idareye tekit yazısı gönderilmek zorunda kalınmıştır. Tekit yazısı üzerine de idareden cevap alınamamış olup defaten ilgili idari birimlerle telefonla iletişime geçilmiş, buna karşın bilgi ve belge talebine yazılı bir cevap verilmediği görülmüştür. Bu nedenle başvuru 6 aylık süresi içinde tamamlanamamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, idarenin başvuran ile ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “kararların gerekçeli olması” ve “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi”, “makul sürede karar verme” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazılarına ilişkin cevap verme süresini dikkate alarak işlem tesis etmesi ve bahse konu ilkelere de uygun davranması gerekmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

33. 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 25/03/2022 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre ŞİKAYETİN

KABULÜNE,

Ankara ili, Bala ilçesi, Yöreli Mahallesi’nde bulunan ve Ankara Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü köprü yapımı çalışmaları sırasında yıkılmış olan köy çeşmesinin yeniden yapılması talebinin değerlendirilerek “hesap verilebilirlik”, “öngörülebilirlik”, “belirlilik” gibi ilkeler de göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden inşası ve hizmete sunulması hususunda ANKARA BÜYÜKŞEHİR

BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Ankara Büyükşehir Belediye

Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi