|
ÖZET: Başvuran, Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna zorunlu sevk ile getirilmiş olup, eşi Çankırı’da cezaevinde, çocukları ise Balıkesir’de aile büyüklerinin yanında kalmaktadır. Başvuran, eylül ayında isteğe bağlı nakil talebinde bulunmuş, ancak tiroit rahatsızlığı nedeniyle kronik hasta olarak kabul edilip talebi reddedilmiştir. Aile birliğinin sağlanması amacıyla Balıkesir’deki ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın herhangi bir isteğe bağlı nakil talebinin bulunmadığını ve Covid-19 nedeniyle risk grubunda olan kronik hastalığı olanların nakil taleplerinin alınmadığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın iki çocuğunun da ailelerinden uzak kalmasının, hem çocuklar hem de aile için olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın çocuklarının ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin, Covid-19 tedbirlerinin kaldırılmasının ardından öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde tavsiye kararı verilmiştir. Bu durum, hem aile hayatına saygı hakkı hem de çocuğun yüksek yararı açısından önem arz etmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/4688-S.22.7122
BAŞVURU NO : 2021/17529
KARAR TARİHİ : 06/04/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuranın, eşinin de ceza infaz kurumunda olduğundan bahisle
BAŞVURUNUN KONUSU :
çocuklarının yaşadığı ildeki bir ceza infaz kurumuna nakil talebi.
BAŞVURU TARİHİ : 14/10/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan 09/09/2021 tarihli ilk dilekçesinde özetle; 20/08/2021 tarihinde zorunlu sevk ile barındırıldığı ceza infaz kurumuna getirildiğini, eşinin de 56 aydır Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığını, iki kız çocuk annesi olduğunu, iki kızına Balıkesir ilinde bulunan aile büyüklerinin baktığını, maddi sıkıntılar ve sağlık problemleri nedeniyle çocuklarının hem kendinin hem de eşinin görüş gününe gelmediğini, 01/09/2021-09/09/2021 tarihleri arasında yapılacak isteğe bağlı sevk için dilekçe verdiğini, isteğe bağlı nakil talebinin troid rahatsızlığı gerekçe gösterilerek reddedildiğini, Kayseri iline zorunlu nakil ile
Edirne ilinden getirilmesine rağmen kronik hastalığı gerekçe gösterilerek naklinin yapılmamasına anlam veremediğinin belirterek, aile birliğinin sağlanması için çocuklarının bulunduğu Balıkesir iline naklini talep etmiştir. Bu başvurusu, 13/10/2021 tarih ve S.21.23593 sayılı Gönderme Kararı ekinde
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne iletilmiştir.
2. Bunun üzerine başvura 13/10/2011 tarihli ikinci dilekçesiyle; evli ve iki kız çocuk annesi olduğunu, kızlarının sağlık problemleri bulunduğunu, eşinin de Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığını, çocuklarına Balıkesir ilinde bulunan aile büyüklerinin baktığını, maddi sıkıntılar ve sağlık problemleri nedeniyle çocuklarının hem kendinin hem de eşinin görüş gününe gelmediğini, isteğe bağlı nakil talebinin troid rahatsızlığı nedeniyle kabul edilmediğini, sadece troid ilacı kullandığını, naklinin neden yapılamadığını anlayamadığı belirtilerek, aile birliğinin sağlanması için çocuklarının bulunduğu Balıkesir İline nakil talep etmiştir.
3. Başvuran 26/10/2021 tarihli üçüncü dilekçesinde de özetle; Kurumumuza yazmış olduğu dilekçeler sonrasında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından “COVİD-19 salgını için risk grubunda kronik hastalığı bulunan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması kararını, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde
bulundurularak alınmıştır” yazısının iletildiğini, kendisinin 20/08/2021 tarihinde bulunduğu cezaevine zorunlu nakil ile geldiğini, eşinin Çankırı Cezaevinde olduğunu, çocuklarının ise Balıkesir İlinde yaşadığını, eylül ayında açılan isteğe bağlı nakilde dilekçe verdiğini, kullanmış olduğu tiroit ilacı nedeniyle kronik hasta kabul edilip nakil talebinin reddedildiğini, çocuklarından uzakta olmasının kendisinin ve çocuklarının psikolojisini bozduğunu belirterek, aile bütünlüğünün sağlaması için
Balıkesir ilindeki ya da yakınındaki cezaevlerinden birine nakilini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’nden 01/11/2021 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup,
ilgili idarenin 31/12/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle:
4.1. Adı geçene ait UYAP kayıtları incelendiğinde, Genel Müdürlüklerine ulaşan herhangi bir isteğe bağlı nakil talebinin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle herhangi bir değerlendirme yapılamadığı, 4.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 4.3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, hükümlülerin gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten dilekçe vermeleri gerektiğinin hüküm altına alındığı, adı geçenin Genel Müdürlüklerine ulaşan herhangi bir nakil talebinin bulunmadığı, Genel Müdürlüğün isteğe bağlı nakil taleplerinde re’sen kurum belirleme yetkisinin bulunmadığı bu nedenle kurumların doluluk oranlarına ilişkin bilgilerin paylaşılamadığı, 4.4. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların bahse konu kurumları talep etmesi halinde, talep eden kişilerin ceza miktarlarının ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği, 4.5. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumların mevcutlarının günaşırı değiştiği, 4.6. Bu nedenle, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutukluların nakil talepleri Genel
Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 4.7. Diğer taraftan; Covid-19 pandemisi nedeniyle virüsün kurumlarda yayılmaması için alınan önlemler kapsamında, başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen, kuruma ilk defa kabul edilen, güvenlik ve duruşma gibi zorunlu nedenlerle nakledilen hükümlü/tutukluların kurumlara girişlerinde
14 gün boyunca izolasyona tabi tutulmalarının gerektiği, söz konusu uygulama nedeniyle kurum
kapasitelerinde artış görüldüğü, 4.8. Ayrıca, adı geçenin 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, bu nedenle hükümlü/tutukluların
nakilleri yapılırken sadece doluluk oranları değil, terör ve örgütlü suçlardan barındırılan hükümlü ve tutuklu oranları da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, 4.9. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğün 20/08/2021 tarihli ve sayılı genel yazısıyla hükümlü/tutukluların 01/09/2021-10/09/2021 tarihleri arasında TENSİS üzerinden bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, 10/09/2021 tarihinde sistemin otomatik olarak nakillere kapatıldığı, adı geçenin belirtilen tarihler arasında Genel Müdürlüğe ulaşan herhangi bir nakil talep dilekçesinin bulunmadığı, bu konuda, Sağlık
Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması ve adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği, Hususları bildirilmiştir.
5. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 02/02/2022 tarih ve sayılı yazımız ile tekrar bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili idarenin 22/03/2022 tarihli ve 2178/38281 sayılı
cevabi yazısında özetle:
5.1. Adı geçenin, belirtilen tarih arasında Genel Müdürlüklerine ulaşan herhangi bir nakil talebinin bulunmadığı, 5.2. UYAP sisteminde yapılan inceleme sonucu, adı geçenin Genel Müdürlüklerine ulaşan herhangi bir isteğe bağlı nakil talebinin olmadığı, 5.3. Bunun yanı sıra Genel Müdürlüğün 20/08/2021 tarihli ve sayılı yazısında da; “2021 Eylül ayı ile sınırlı ve bir defaya mahsus olmak üzere; kapalı ceza infaz kurumlarında 5275 sayılı Kanunun 9’uncu maddesinde belirtilenler ile 3713 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından barındırılan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların, Covid-19 salgını için risk grubunda olan kronik rahatsızlığı bulunanlar hariç olmak üzere isteğe bağlı nakil taleplerinin alınarak Bakanlığa gönderilmesinin uygun görüldüğü, Covid-19 salgını için risk grubunda olan kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin ise bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması kararının” Sağlık
Bakanlığı ve Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak alındığı
Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 6.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 6.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 6.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8.
maddesinde;“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla
öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler
Bütünü”nün, 8.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkân verilir.”, 8.2. “İkametgâhına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun, 10.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 10.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 10.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. (2)
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir. (4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”, /
10.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 10.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle : 24/1/20136411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz. ”, 11. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakilleri 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir”, 12. Adalet Bakanlığı’nın 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin
Kendi İstekleri ile Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde; Kanunun ve Tüzük’ün “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 13.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. maddesinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, 17.2.
maddesinde; “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.” ve 17.3. maddesinde; “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”, 13.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.1. maddesinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, 24.4.
maddesinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.” ve 24.5.
maddesinde; “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü ve tavsiye kararı verilmesi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran özetle; Zorunlu sevk ile Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildiğini, eşinin
Çankırı İlinde cezaevinde olduğunu, çocuklarının ise Balıkesir ilinde aile büyüklerinin yanında kaldığını, eylül ayında açılan isteğe bağlı nakilde dilekçe verdiğini, kullanmış olduğu tiroit ilacı nedeniyle kronik hasta kabul edilip nakil talebinin reddedildiğini belirterek, aile birliğinin sağlanması için Balıkesir İlindeki ceza infaz kurumlarından birine naklini talep etmiştir.
16. Konuyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüyle yapılan yazışmalar neticesinde özetle; adı geçene ait Genel Müdürlüklerine ulaşan herhangi bir isteğe bağlı nakil talebinin bulunmadığı, bu nedenle bir değerlendirme yapılamadığı, adı geçenin infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, nakil talep dilekçesi bulunmadığı için kurumların doluluk oranlarına ilişkin bilgilerin paylaşılamadığı, Covid-19 salgını için risk grubunda olan kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin ise bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması kararının Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak alındığı ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ileriki aylarda nakillerin tekrar açılması ve adı geçenin de isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. Başvuranın “COVID-19 Hastalığı İçin Risk Grubunda Olan Kronik
Hastalığı” nedeniyle nakil olmayacağından bahisle dilekçesinin işleme konulmaması nedeniyle başvuranın COVID-19 Hastalığı İçin Risk Grubunda Olan Kronik Hastalığını gösterisi belge/rapor talep edilmiş olmasına rağmen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce herhangi bir belge
Kurumumuza iletilmemiştir.
17. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun 3’üncü maddesinde
“…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” ifadeleriyle ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaca değinilmiş olup, bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir yandan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken; diğer yandan da, bireyi topluma kazandırarak sosyal barışın sağlanmasını amaçlamıştır. Dolayısıyla infaz rejimini, sadece suç faillerini cezalandırma ve onları toplumdan tecrit etmeye dönük bir uygulama olarak görmek mümkün değildir. Aksine hükümlülerin, devam eden yaşantılarında kurallara riayet eden ve sosyal yaşama uyumlu bireyler haline gelmesi, infaz usullerinden beklenen en önemli faydadır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
18. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56. maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
19. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelgede hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hükme yer verilmemiş olmakla
birlikte, söz konusu hukuki metinlerin hepsinde “Kendi istekleri ile nakil” başlığı altında yer verilen madde hükmünün lafzından, “öngörülen” şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğu yönünde bir sonuca varılabildiğinden, bu şartları karşılayan hükümlülerce “ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil taleplerinde” bu husus, hukuki dayanak olarak idareye karşı ileri sürülebilmektedir.
20. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
21. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
22. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına
İlişkin Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye
Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1.
maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
23. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
24. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
/
25. Başvuranın suç grubu nedeni ile 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasının gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle başvuranın talep ettiği / edebileceği ceza infaz kurumlarının kanunen kısıtlı olduğu da aşikârdır.
26. Diğer taraftan, Birleşmiş Millet Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 16 ve 18’inci maddelerinde; çocuğun aile yaşamı hakkının olduğu, çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesinde sorumluluğun öncelikle ana ve babada olduğu belirtmiştir. Taraf devletleri de her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı göstermeleri konusunda ve çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmasında ana babaya durumlarına uygun yardım yapmayı sağlama konusunda yükümlü kılmış, ana-babasından biri ya da her ikisinden ayrılmış bir çocuğun yüksek yararına aykırı düşmedikçe her iki ebeveyniyle düzenli biçimde kişisel ilişki ve doğrudan temas sürdürme hakkı bulunduğunu vurgulamıştır.
27. Somut olayda; başvuranın Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda eşinin de Çankırı E Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, iki çocuğunun Balıkesir İlinde aile büyüklerinin bakımında olduğu, çocukların anne ve babasıyla görüşme imkanlarının oldukça kısıtlı olduğu, bu nedenle hem çocuk hem de aile üyeleri açısından oldukça dezavantajlı bir durumun söz konusu olduğu tespit edilmiştir.
28. Diğer taraftan, başvuranın hali hazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ve nakil talebinin Covid-19 salgını için risk grubunda olan kronik rahatsızlığı bulunduğu gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmıştır. İdarenin ret işlemi ile ilgili olarak, başvuranın Covid-19 salgını için risk grubunda olan kronik rahatsızlığı ile ilgili raporun/belgenin Kurumumuza gönderilmemesi nedeniyle bizzat tespiti yapılamasa da, idarece meşru bir sebebin gözetildiği değerlendirilmiştir.
29. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmeler yapılırken, ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, eşinin de ceza infaz kurumunda olması nedeniyle çocuklarının her iki ebeveynden de ayrı kaldıkları hususlarının ve Çocuk Haklarına
Dair Sözleşmesinde yer alan çocuğun yüksek yararı düzenlemesinin birlikte ele alınıp, nakil talebinin daha geniş çaplı değerlendirilmesi gerekmektedir.
30. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; idarelerin hükümlülerin insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunduğu, bu kapsamda aile hayatına saygı gösterme hakkının ve çocuğun yüksek yararının korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği, başvuranın iki çocuğunun olduğu, eşinin de ceza infaz kurumunda bulunduğu, ana babadan ayrılmanın çocuk üzerinde ağır etkilerinin olduğu ve çocuk-ebeveyn bağının devamını sağlamak amacıyla COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben başvuranın çocuklarının ikametine yakın (Balıkesir İlinde) bulunan bir
Ceza İnfaz Kurumuna nakil talebine öncelik verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup, şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edilmediği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı anlaşılmış, bundan böyle ilgili idareden bu ilkeye uygun davranması beklenilmektedir.
V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse dava açma süresinden (varsa) arta kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Başvuranın, çocuklarının ikametine yakın (Balıkesir İlindeki) bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin
COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, idarece mümkün olan en kısa sürede öncelikli olarak yerine getirilmesi için ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
ADALET BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi