onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı tarafından Afyonkarahisar ili Başmaklı ilçesinde bulunan 101 ada 918 ve 919 parsellerin 2/B alanına çıkarılarak kendisine satışının yapıldığı, aralarındaki yol olarak bırakılan alanın tapusunun iptali ve kendi adına tescilini talep ettiği bir dava ele alınmıştır. İlk Derece Mahkeme, davacının uzun yıllardır bu alanı kullandığını ve orman vasfını yitirdiğini belirterek davayı kabul etmiştir. Ancak, davalı Hazine vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kullanım kadastrosu yapılmadan davanın dinlenemeyeceğine ve mahkemenin idare yerine geçerek bu işlemi yapamayacağına hükmederek davanın reddine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu kararı, davacının fiili kullanımının tespit edilmesi gerektiği ve kullanım kadastrosu yapılmadan taşınmazın tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle verilmiştir. Ancak Yargıtay, davacının uzun süreli kullanımını ve bilirkişi raporlarını dikkate alarak, mahkemenin yanılgıya düştüğünü ve davanın kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı bozulmuş ve İlk Derece Mahkemesi’nin kararının onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

8. Hukuk Dairesi         2023/17 E.  ,  2024/7270 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1580 E., 2022/1823 K.
    KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2015/155 E., 2022/49 K.

    Taraflar arasındaki kullanımın tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı asilin dava dilekçesinden özetle; Afyonkarahisar ili Başmaklı ilçesi … köyünde yapılan 2/B çalışmaları sonucunda, kendisinin bütün olarak kullandığı 101 ada 919 ile 101 ada 918 parsellerin 2/B alanına çıkarılarak kendisine satışının yapıldığını, bu taşınmazların arasında yol olarak bırakılan bir alan bulunduğunu, yol olarak bırakılan taşınmazın tapusunun iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmektedir.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ” dava konusu 158,18 m2 lik alan üzerinde orman bitki örtüsü veya orman ağacı bulunmadığı, otsu bitki ile kaplı açık alan olduğu, toprak bütünlüğü açısından çevresindeki arsa olarak görülen alanlarla benzerlik gösterdiği, sonuç itibariyle orman vasfını yitirmiş, kadastro marifetiyle orman alanları dışına çıkartılmış 2/B alanı içerisinde kalmakta olduğu kanaatinin bildirildiği, keşifte beyanı alınan tanığın ve mahalli bilirkişilerin dava konusu yerin uzun yıllardır aralıksız bir şekilde davacı tarafından kullanıldığını beyan ettiği, keşifte çekilen fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere dava konusu yerin sahipli olduğu, bir kişi tarafından kullanıldığı izlenimine varıldığı, yasa uyarınca kayden satın alınan 101 ada 918 ve 101 ada 919 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazlarla bir bütün olarak kullanıldığı ve zeminde fiilen bir yol bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kadim yol özelliği taşımadığı” gerekçeleriyle davanın kabulü ile harita mühendisi … Onurlu’nun düzenlediği 04.06.2021 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 158,18 m2 lik yol olarak ayrılan taşınmazın son parsel numarası verilerek, 2/B vasfı ile Hazine adına arsa niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline, bu yerin davacı …’ın zilyetliğinde olduğunun tespiti ile parselin beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili bozulması talebiyle istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; “Kullanım kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyen, başka bir ifade ile kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan taşınmazlarla ilgili davanın dinlenebilmesi için, idareye başvurularak taşınmazda kullanım kadastrosu yapılmasının sağlanması gerekir. Somut olayda da dava, hakkında kullanım kadastrosu tutanağı düzenlenmeyen ve yol olarak haritasında gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkindir. Mahkemenin idare yerine geçerek kullanım kadastrosu yapması mümkün bulunmadığına ve taşınmazın öncesi orman olduğuna göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, yine yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.

    Şöyle ki; dava, kullanımın tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi istemine ilişkin olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi, “6831 sayılı Kanun’un 20.06.1973 tarihli Kanun’la değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun’un 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir” hükmünü içermektedir. “Kullanım kadastrosu” olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamındaki sahaları, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir.

    Kullanım kadastrosu sonucunda, hakkında tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde dava açılması mümkündür.

    Somut olayda; dava konusu yol olarak tescil harici bırakılan alan 18.05.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 158,18 m2 lik taşınmazdır. Dava konusu yer ve komşu taşınmazları olan 101 Ada 918 ve 919 nolu parsellerin bulunduğu alan … Devlet Ormanı’ndan 6831 sayılı yasanın 2/B maddesine göre orman kadastro komisyonu tarafından P:XXIX bloğu olarak orman dışına çıkartılmış olup, 2011 yılında 5831 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un Ek-4. Maddesine göre bu alanda kullanım kadastrosu çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda dava konusu yere komşu taşınmazlardan 101 Ada 918 nolu parsel arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilerek tapu kütüğününün beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmıştır. 1960 doğumlu 12142454160 T.C. kimlik nolu Hamza oğlu …’ın kullanımındadır ve üzerindeki 1985 yılında yapılan 2 adet, | katlı ev Hamza oğlu …’a aittir” şeklinde belirtme yapılmıştır. Yine 101 ada 919 nolu parsel arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilerek tapu kütüğününün beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmıştır. 1960 doğumlu 12142454160 T.C. kimlik nolu Hamza oğlu …’ın kullanımındadır ve üzerindeki 1985 yılında yapılan 1 adet ahır Hamza oğlu …”a aittir” şeklinde belirtme yapılmıştır. Her iki taşınmaz 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davacıya 26.06.2013 tarihinde satılmıştır. Davaya konu edilen (A) harfli kısım ise bu iki taşınmaz arasında haritasında yol olarak bırakılmıştır. Dava konusu taşınmaz P:XXIX bloğu olarak bir bütün halinde orman dışına çıkarılmış 2/B alanında, üzerinde kullanım kadastrosu yapılmak üzere belirlenen alanda kalmaktadır.Mahkemece, davacının fiili kullanıcı olup olmadığının değerlendirilmesi, fiili kullanıcı olduğunun tespiti halinde tapu kütüğünün beyanlar hanesine davacı adına şerh verilmesi gerekirken yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, taşınmaza ilişkin keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında (A) ile gösterilen kısmın davacının uzun süredir kullanımında olduğu, yol olarak kullanılmadığını beyan ettikleri, dosya içerisinde yer alan hava fotoğrafları ve memleket haritasında yol olarak gözükmediğini, kadimden beri yol olarak kullanılmadığı hususunun sabit olması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı asilin temyiz talebinin kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

    Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.