|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, kullanım kadastrosuna itiraz davasında, taşınmazın beyanlar hanesinde “kullanımsız” ibaresinin bulunması nedeniyle husumetin yalnızca Hazine’ye yöneltilmesinin yeterli olduğunu ortaya koymaktadır. İlk Derece Mahkeme, davacının 2003 yılından beri taşınmazı kullandığını ispatlayamadığını, bilirkişi raporları ve uydu görüntüleri ile taşınmazın 2019 yılına kadar çalılık alan olarak kaldığını tespit etmiştir. Bu nedenle, Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ve Hazine yönünden de reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayarak, davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin istinaf başvurularını kabul etmiştir. Mahkeme, kullanım kadastrosu davalarının niteliği gereği husumetin taşınmazın maliki olan Hazine’ye yöneltilmesinin yeterli olduğunu, dolayısıyla Orman İdaresi’nin pasif husumeti bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca, her bir davalı için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Bu karar, taşınmazın kullanım durumu ve husumet yöneltilmesi açısından önemli bir içtihat oluşturmakta, kullanım kadastrosuna itiraz davalarının nasıl yürütülmesi gerektiğine dair hukuki bir çerçeve sunmaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/3819 E. , 2024/5402 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi vekilinin istinaf başvurularının kabulüne
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın, Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, Hazine yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili, davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine ile davalı … İdaresi vekillerinin istinaf başvurularının ise kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli Antalya ili … ilçesi …/… Mahallesinde kain 376 ada 19 parsel sayılı taşınmaz, çalılık vasfıyla, 567,23 metrekare olarak, beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır”, “Bu parsel kullanımsızdır” şerhleriyle birlikte kullanım kadastrosu sonucu Hazine adına 2012 yılında tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı vekili 01.08.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; 376 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 2003 yılından beri fiili olarak kullanıcısının müvekkili olduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapusunun beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “Kullanım kadastrosuna itiraz davalarının fiilen kullanıcı olduğu halde kadastro tutanağının beyanlar hanesinde adı gösterilmeyen kişilerce, Hazineye ve varsa tutağın beyanlar hanesinde adı geçen ilgililere husumet yöneltilmek suretiyle açılacağı, ancak taşınmazın beyanlar hanesinde orman ibaresi bulunması halinde husumetin Orman idaresine karşı da yöneltilmesi gerekeceği, somut olayda taşınmazın beyanlar hanesinde “Bu parsel kullanımsızdır.” ibaresinin bulunduğu, bu sebeple husumetin yalnızca taşınmaz maliki hazineye yöneltilmesinin yeterli olduğu, …’nün taraf sıfatının bulunmadığı, yine bilirkişi raporları uyarınca 2010 ve 2018 yıllarına ait uydu görüntüsünde taşınmazın tamamının çalılık alan olarak görünen yerde kaldığının tespit edildiği, parselin 2019 yılında kullanılmaya başlandığı, öncesinin çalılık olduğunun anlaşıldığı, raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının raporların aksini ve 2003 yılından beri kullanıcı olduğunu ispatlayamadığı, raporlar karşısında keşifte dinlenen davacı tanığının beyanlarının kullanıcı iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı, taşınmazdaki fiili kullanımın yeni başladığı, fiili kullanımın tespit tarihinden sonraya dayandığı, davacının tespit tarihinden önce kullanımının bulunmadığı” gerekçesiyle, davanın Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, Hazine yönünden ise reddine karar verilmiş; iş bu karar, davacı vekili, davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; “Mahallinde icra edilen keşif neticesi alınan zirai rapora ve 2010 ve 2018 tarihli uydu fotoğraflarına göre taşınmazın tespit sonrası döneme denk gelen 2019 yılına kadar çalılık olduğu ve kullanımın bulunmadığı, bu tarihten sonra kullanılmaya başlandığı, davacının çekişmeli taşınmaz üzerinde tespit öncesinde kullanımını ispatlayamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus olmadığı, davalı Hazine ve orman vekilinin istinaf başvurularına gelince; kural olarak kullanım kadastrosu davalarının niteliği gereği husumetin taşınmazın maliki olan Hazine’ye ve beyanlar hanesinde ismi yazılı kişilere yöneltilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda, davacının, Hazine ve orman idaresini hasım göstererek dava açtığı, kullanıcısı bulunmadan tespiti yapılan taşınmaz için Hazine’ye husumet yöneltilmesi yeterli olup, orman idaresinin pasif husumeti bulunmadığı, bu nedenle orman idaresi yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli ise de, davalı Hazine yönünden işin esastan, davalı … idaresi yönünden ise usulden reddine karar verildiği ve bu doğrultuda davalılara yönelik ret sebebinin ortak olmadığı anlaşıldığından her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekili ile davalı … İdaresi vekilinin istinaf başvurularının ise kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararı vekalet yönünden düzeltilerek yeniden karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.