ÖZET: Kurumumuz, 19/04/2019 tarihli ve 1188 sayılı kararın iptali için tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir. İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 16/11/2018 tarihli 6872 sayılı kararıyla, Beyoğlu ilçesindeki bir taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesine ve II. grup koruma altına alınmasına karar vermiştir. Ancak, bu kararın iptali için yapılan başvuruda, taşınmazın tescilinin hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. İlgili kurumların görüşleri doğrultusunda, taşınmazın 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen özellikleri taşımadığı belirtilmiştir.

Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 19/04/2019 tarihli kararında, taşınmazın kentsel sit alanı içerisinde yer aldığını ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak değerlendirildiğini ifade etmiştir. Yapının tarihi ve estetik değerleri, 19. yüzyıl mimarlığına örnek teşkil etmesi açısından önem taşımaktadır. Ancak, yapılan bilirkişi değerlendirmeleri sonucunda, taşınmazın özgünlük değerinin zayıf olduğu ve mevcut haliyle kültürel miras niteliği taşımadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiş, taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesine dair kararın hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, koruma süreçlerinin yürütülmesinde ilgili yönetmelik hükümlerine uyulması gerektiği vurgulanmıştır.

19/04/2019 tarih ve 1188 sayılı Kararının kaldırılması yönünde Kurumumuzca tavsiye kararı verilmesini talep etmektir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 29/08/2019 tarihli ve 4 sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Kültür ve Turizm Bakanlığının 24/09/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Beyoğlu Belediye Başkanlığının İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge

Kurulu Müdürlüğüne hitaplı 16/01/2018 tarih ve sayılı yazısında; başvuruya konu taşınmaza ilişkin dükkan+ofis fonksiyonlu olarak ilgilisince hazırlanan teklif güçlendirme ve tadilat projesinin imar mevzuatı açısından incelenerek uygun görüş verildiğinin belirtildiği ve

Koruma Bölge Kurulundan projenin 02/08/2017 tarih ve 5628 sayılı Kurul kararındaki geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının ilgili maddesine göre tetkikinin talep edildiği, 2.2. Bunun üzerine, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27/04/2018 tarih 6328 sayılı Kararında taşınmazın özgün katlarının tespitine yönelik malzeme analizinin yapılarak Kurullarına iletilmesine karar verdiği, 2.3. Malzeme analizinin 14/05/2018 tarihinde sunulması üzerine, Kurulun 27/07/2018 tarih ve

6565 sayılı Kararıyla taşınmazın tescil işlemine esas ilgili kurum ve kuruluşların (İBB, ilgili

belediyesi ve vakıfların) görüşlerinin alınmasına ardından konunun değerlendirilebileceğine karar verildiği, 2.4. Konuya ilişkin olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının Kurula sunduğu 03/10/2018 tarih ve sayılı yazısında, taşınmazın 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen özellikleri taşımadığı için tescile uygun olarak değerlendirilmediğinin bildirildiği, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 17/09/2018 tarih ve sayılı yazısında, Vakıfların basit ve kapsamlı onarımlara ilişkin hazırlanacak dosyaların doğrudan KUDEP ve koruma kurullarına başvurmalarının, alınacak kararlar doğrultusunda eski eser niteliği taşıyan taşınmazların bakım, onarım ve restorasyonunun Vakıflarca yaptırılması gerektiğinin bildirildiği ve taşınmazın tesciline ilişkin herhangi bir görüşe yer verilmediği, Beyoğlu

Belediyesinin 04/09/2018 tarih ve sayılı yazısında, taşınmazın eski eser özelliği göstermediği görüşüne yer verildiği, 2.5. Taşınmazın tesciline ilişkin olarak Müdürlük uzmanlarınca sunulan 14/11/2018 tarih ve sayılı Raporda, “Yapının mevcut durumunda (yapım tekniği, malzemesi ve mimarisi iç plan şeması ve kurgusu, merdiveni, cephedeki dolu-boş oranları vb.) bina genelinde volta döşeme sisteminin görüldüğü, normal kat taşıyıcı duvarlarının delikli ateş tuğlası olması, aynı zamanda 1905 tarihli goad haritasında nolu paftada, katlı olduğu, 1950 tarihli Suat

Nirven Haritasında 3 katlı adi kagir olarak ifade edildiği ve de mevcut durumda Ayhan Işık

Sokak Cephesinin normal kat dolu boş oranları korunurken Fuat Uzkınay Cephesinde bu oranların bozulmuş olduğu göz önüne alınarak konunun yukarıda belirtilen hususlar ve 2863 sayılı Yasa kapsamında Kurulumuzca değerlendirilmesi hususunda gereğini bilgilerinize arz ederiz” ifadelerine yer verildiği, 2.6. Kurulun 16/11/2018 tarih ve 6872 sayılı Kararında, taşınmazın 2863 sayılı Kanun’un 6.

maddesinde belirtilen nitelikleri taşıdığı anlaşıldığından korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesine, koruma grubunun II olarak belirlenmesine, taşınmaza ilişkin rölöve ve restitüsyon projesinin iletilmesine karar verildiği, 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63 üncü maddesinde; “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” , 4. 20/03/1952 tarihinde imzalanan ve 10/03/1954 tarihinde onaylanan İnsan Hakları ve

Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek Protokolün “Mülkiyetin

Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir”, 5. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 21/07/1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun; 6.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; “Kültür varlıkları; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.” 6.2. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları” başlıklı 6 ıncı maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, d) Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.

Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar.

Kaya mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve isihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoklar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler, peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığı örneklerindendir.

Tarihi mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir.” 6.3. “Tespit ve tescil” başlıklı 7 inci maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.

Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.

Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur.” 6.4. “Kararlara uyma zorunluluğu” başlıklı 61 maddesinde; “Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır. Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları Resmi

Gazetede yayımlanır.

Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazlar, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma

Yüksek Kurulu gündemine alınır.

Bu itirazlar, Koruma Yüksek Kurulunca incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır.

Koruma Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz konuları ayrıca koruma bölge kurulu gündemine alınmaz. Koruma Yüksek Kuruluna yapılacak itirazlarla ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.” 7. 13.03.2012 tarih ve 28232 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili

Hakkında Yönetmelik’in; 7.1. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (m) bendinde; “Taşınmaz kültür varlıkları: Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan, o eseri meydana getiren toplumun toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasal, bilimsel ya da estetik niteliklerinin belgesi olan yer üstünde, yer altında veya su altındaki korunması gerekli taşınmaz varlıkları”, 7.2. “Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları” başlıklı 4 üncü maddesinde; “(1) Kaya mezarlıkları, yazılı, resimli ve kabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri, akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya ve istihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han, hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, su yolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırları belirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihi saraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar, namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane, simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler, kapalı çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoglar, bazilikalar, kiliseler, manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar, mozaikler, peri bacaları, okul, devlet yapısı ve benzeri taşınmaz kültür varlıklarından korunması gerekli olanlar ile sitlerin tespitinde; a) On dokuzuncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlardan olması, b) Ondokuzuncu yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması, c) (Değişik bend: 09.01.2015 – 29231 s. R.G. Yön./3. md.) Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım tekniği, biçim bakımından özellik göstermesi, kent ve çevre kimliğine, dokusuna katkıda bulunması, yöresel yaşam biçimini yansıtması, ç) Kentsel sitler için; korunması gerekli kültür varlığı özelliği gösteren tek yapıların yoğunluk, mimari, tarihi bütünlük göstermesi ya da geleneksel kentsel dokuyu bir bütün halinde yansıtması, …

ğ) Etkileşim-geçiş sahası için; korunması gerekli kültür varlıklarını ve sit alanlarını doğrudan etkileyen, sit bölgeleriyle bütünlük gösteren, daha önceden sit sınırları içindeyken sit sınırları dışına çıkarılmış veya sit sınırları dışında tutulmuş korunacak sokak, meydan, yapı grupları ve benzerlerinin yer aldığı, sit bölgeleri arasında kalmış, sitleri doğrudan etkileyen veya koruma amaçlı imar planlarının hazırlanma aşamasında göz önünde bulundurulması gereken alanlardan olması, h) (Ek bend: 09.01.2015 – 29231 s. R.G. Yön./3. md.) Koruma Bölge Kurullarınca tespit edilecek korunma alanları için; korunması gerekli kültür varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeterli olacak tescilli veya tescili yapılan taşınmazı silüet, görünüm ve benzeri hususlarda etkileyeceği düşünülen alanlardan olması, hususları göz önünde bulundurulur.”, 7.3. “Koordinasyon” başlıklı 6 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında; “2863 sayılı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 7 nci maddesi gereği, Genel Müdürlükçe veya ilgili

Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce, tespite konu olan alanla ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşleri alınır.”, 8. 19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını

Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları

Yönetmeliği’nin; 8.1. “Koruma Yüksek Kurulunun çalışma şekli” başlıklı 7 inci maddesinin 7 inci fıkrasında; “Koruma Yüksek Kurulunca verilen kararlar nihaidir, aynı konu ilgili koruma bölge kurulunca tekrar görüşülmez.” 8.2. “Koruma bölge kurullarının oluşumu” başlıklı 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında; Koruma bölge kurulları aşağıda belirtilen üyelerden oluşur. a) Bakanlıkça; arkeoloji, sanat tarihi, hukuk, mimarlık ve şehir planlama dallarında uzmanlaşmış kişilerden yedi üye seçilir. b) Görüşülecek konu; …3) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili ise, Vakıflar

Bölge Müdürü veya teknik temsilcisi, … koruma bölge kurulu toplantılarına kurum temsilcisi üye olarak katılır.

8.3. “Koruma bölge kurullarının çalışma şekli” başlıklı 12 inci maddesinin 2 inci fıkrasında; “Koruma bölge kurulları, toplantıya katılması gereken üyelerin salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar alır. Ancak karar yeter sayısı dörtten az olamaz. Kararlar, Kanun ve ilke kararlarındaki dayanakları ile bilimsel gerekçeleri belirtilerek yazılır.”, 8.4. “Kararlara uyma zorunluluğu” başlıklı 15 inci maddesinin 1 inci fırkasında; “Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek

Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır.” 9. “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları” başlıklı

5.11.1999 tarihli ve 660 No’lu İlke Kararında; “Yapı Grupları: Yapılar, kendi başlarına bir

tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan kentsel sitler,

sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır:

1. Grup Yapılar: Toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu yapılardır.

2. Grup Yapılar: Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.” hükümleri düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere, İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, Kuloğlu

Mahallesinde bulunan Pafta, Ada, Parsel sayılı kargir apartman ve iki dükkan vasıflı taşınmazın kültür varlığı olarak ve koruma grubunun II. Grup olarak belirlenmesine dair

İstanbul 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 16/11/2018 tarih ve 6872 sayılı

Kararı ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun mezkur karar hakkındaki itirazı reddeden 19/04/2019 tarih ve 1188 sayılı Kararı’nın kaldırılması yönünde Kurumumuzca tavsiye kararı verilmesini talep etmektir.

12. Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesine ve koruma grubunun II olarak belirlenmesine ilişkin İstanbul 2 No’lu

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 16/11/2018 tarih ve 6872 sayılı kararının iptali ve kaldırılması talebi ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna sunduğu itiraz dilekçesinde; 20/02/2008 tarih ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun cemaat vakıflarının malları üzerinde tasarruf edebileceklerini düzenleyen 12 inci maddesi uyarınca söz konusu taşınmazı imar ve ihya maksadıyla restore edip Vakfa gelir getirici unsur haline getirmek istediklerini, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Beyoğlu Belediye Başkanlığının aksi yöndeki görüşlerine rağmen İstanbul 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge

Kurulunun taşınmazın 2863 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesinde belirlenen nitelikleri taşıdığı gerekçesiyle tesciline karar verdiğini, ancak Kararda taşınmazın maddede belirtilen hangi nitelikleri taşıdığına dair açıklamada bulunulmadığını belirtmektedir.

13. Vakfın Kurumumuza sunduğu başvuru dilekçesinde; Kurumlarının aksi yöndeki görüş yazılarına rağmen Koruma Bölge Kurulu’nun 16/11/2018 tarih ve 428 sayılı toplantısında

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı temsilcisi ile Beyoğlu Belediye Başkanlığı temsilcisinin başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tesciline ilişkin Kararını imza altına aldığı, toplantıya Vakıflar Genel Müdürlüğü temsilcisinin katılmamasının usulsüz olduğu, taşınmazın mevcut haliyle kiralanması imkanının bulunmadığı, taşınmazın kültür varlığı olarak tescili ile birlikte koruma kurulunca talep edilen röleve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanmasını takiben verilecek izinle özgün malzeme ve özgün mimarisine uygun olarak yenilenmesi için harcanacak giderin Vakıflarını zarara sokacağı, binanın yeni imar mevzuatına uygun olarak güçlendirilmesine izin verilmemesinin ve taşınmazın kültür varlığı olarak tescilinin Vakfın mülkiyet hakkını zedelediği ifade edilmektedir.

14. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6 ncı maddesinde, 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar ile belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları arasında sayılmıştır. Kanun’un 7 nci maddesinde; korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespitinin Kültür ve

Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, yapılan tespitin bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge

Kurulunca görüşlerine başvurulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabi yazısında “…Müdürlüğümüz teknik elemanlarınca yerinde yapılan inceleme neticesinde; anılan taşınmaz üzerinde tespit edilen zemin+beş katlı yapı 2863 sayılı Yasanın korunması gerekli kültür varlıklarını tanımlayan 6. maddesinde belirtilen özellikleri taşımadığından, tescile uygun olarak değerlendirilmemektedir.” ifadesine yer verildiği görülmüştür. Konuya ilişkin olarak Beyoğlu Belediye Başkanlığının alınan cevabi yazıda, “…Belediyemizce yapılan incelemede ada, parsel sayılı yerin, yazımız ekinde gönderilen fotoğraftan görüleceği üzere eski eser özelliği göstermediği Belediyemiz görüşüdür” ifadesinde bulunulmuştur. Ayrıca, Vakfın Koruma Bölge Kurulu kararına itirazına ilişkin olarak Kültür

Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna sunulan Bakanlık uzmanı raporu sonuç kısmında “ parseldeki yapı tarih, sanat, mimari, estetik vb. açılardan gerek tek başına gerekse de adada ve yakın civarında bulunan diğer tescilli yapılar ile birlikte içerisinde yer aldığı mimari ve kültürel dokunun bir parçası olmaması dolayısıyla kültür varlığı niteliği taşımaması nedeniyle söz konusu taşınmazın teciline ilişkin İstanbul II Numaralı Kültür

Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 16.11.2018 tarih ve 6872 sayılı kararının iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir” değerlendirmesinde bulunulmuştur.

15. Öte yandan, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun taşınmaz kültür varlığı olarak tesciline ilişkin itirazı değerlendirdiği 19/04/2019 tarih ve 1188 sayılı Kararında “…

Kentsel Sit Alanı içerisinde bulunan … taşınmazın, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Kanunun 6 ncı maddesi ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve

Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşulları taşıması nedeniyle itirazın reddine…” karar verildiği görülmektedir. Bu kapsamda şikâyetin çözümü için özel ve teknik bilgiye ihtiyaç duyulduğu değerlendirilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuştur.

16. Konuya ilişkin olarak, Kurumumuzun 03/12/2019 tarihli ve . sayılı yazıyla, dosya kapsamında bilirkişi olarak görevlendirilen T.C. Mimar Sinan Güzel Sanatlar

Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi tarafından

Kurumumuza sunulan bilirkişi raporunda; 16.1. Yapı ve yapı parseli ile ilgili belgeler incelenmesi neticesinde;  1858-1860 tarihli D’Ostoya haritasında yapı adasının sınırlarının belli olduğunun, ancak yapının bulunduğu parselin boş olduğu ve sınırının belirlenmediği görüldüğü,  1876 tarihli Kadastral haritada, yapı adasında parselizasyonu yapılarak, parsel ölçüleri verildiği, bu dönemde parsel üzerine yapı inşa edildiği görüldüğü,  1887-1891 tarihli Huber Haritasında yapı parselinin izleri görüldüğü, ancak yapıya ilişkin bilgi yer almadığı, günümüzde parsel izlerinin korunduğunun görüldüğü,  Parselin, 1905 tarihli 39 nolu Goad Haritasında 5 katlı olarak ifade edildiği,  25.05.1937 tarihli kadastral pafta örneğinde 6 katlı olarak ifade edildiği,  1950 tarihli 26 nolu Suat Nirven Haritasında 3 katlı olarak ifade edildiği ve adi kagir lejantında taranmış olduğunun görüldüğü, 16.2. Galata ve Pera (Beyoğlu) bölgesinde apartmanlaşma ve kagir yapılaşmanın 19.yüzyılın ikinci yarısında oluşmaya başladığı, Yapı parselizasyonunun, 1870 yangını sonrasında biçimlendiği ve günümüze kadar dokunun korunduğunun görüldüğü, parseldeki yapılaşmaya ilişkin en detaylı veri elde edilen 1905 Goad Haritası’nda, yapının günümüzde de mevcut olan komşu yapı ile arasındaki boşluk ve aydınlığın görülebildiği, haritada yapının işlevinin konut ve yapım sisteminin kagir olduğu, Kuloğlu (59) Bina Vergisi Mükellefler Hesap Defterinde yapının kagir apartman ve 2 dükkan olarak tanımlandığı, 1972 yılında apartmandan iş hanına dönüştürüldüğünün belirtildiği, yapıya ait (62 / 1-3) 1932 tarihli Müsakkafat Vergisi Tahrir

Varakalarında yapının kagir apartman olarak tanımlandığı, dükkanlarla ilgili ayrıca bilgi verilmediği, vergi kayıtlarından, yapının bağımsız dairelerinin 1972 yılında iş hanına dönüştürüldüğünün, zemin kat dükkanlarının kullanılmaya devam ettiğinin görüldüğü, 16.3. Bu çerçevede, parselde yer alan apartmanın, 1860-1876 yılları arasında inşa edilmiş olması gerektiği, yangınlar sonrası, 19.yüzyılın ikinci yarısının Beyoğlu bölgesinde yoğun inşaat faaliyetlerinin devam ettiği dönem olduğu, yapının Beyoğlu’nun özellikle yan sokaklarında çoğu dar parselasyon üzerinde bitişik düzende yerleşmiş, çoğunluğu 4-5 katlı yapılardan oluşan ve yeşilin az olduğu bir fiziksel dokunun bir parçası olduğu ve kent konutu olarak adlandırılan yapılardan olduğu, 16.4. Yapının, özgün planlamasında tek aile evi olduğu, 1972 yılında iş hanına dönüştürüldüğü, tek bir aile için tasarlandığının, geçmişine ait belgelerden (1932 tarihli

Müsakkafat Vergisi Tahrir Varakalarında yapının sahibi olduğu bilgisi yer almaktadır) ve evin planlamasından anlaşıldığı, 16.5. Yapının plan düzeninin, bölgede çok sık rastlanan koridorlu plan tipinde olduğu, dar parsel üzerinde ön ve arka cephelerde odalar bulunurken; merdivenkovası ile servis mekanlar (hela, banyo, mutfak, kiler vb) yer aldığı, bitişik parseller arasında havalandırma boşluğu bulunduğu, yapının normal katlarında mekan düzeninin de bu genel planlamaya uyduğu, 16.6. Bununla birlikte yapının plan düzeninin, 19.yüzyıl kent konutu olarak adlandırılan apartmanlarda görülen mekan düzenlemelerinin gerçekleşmesine olanak sağladığı, binanın yapım sisteminin, 19.yüzyılda yüksek katlı kagir yapılarında yaygın olarak uygulanan duvarları tuğla, döşemeleri volta olan kagir yapım sistemi olduğu, dönemin imar düzenlemeleri ile volta döşemeli yığma kagir taşıyıcı sistemi hükmünün getirildiği, sonuç olarak; ada parselde yer alan yapının, plan düzeni ve taşıyıcı sistemi özellikleri ile 19.yüzyıl Beyoğlu sivil mimarlığına örnek gösterilebilecek bir yapı olduğu, 16.7. Mevzuat bakımından yapılan değerlendirme kapsamında; 16.7.1. 2863 sayılı Kanun’un 6 ıncı maddesinde; “Evler”in taşınmaz kültür varlığı örnekleri arasında sayıldığı, Kanun’un 7 nci maddesinde; korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespitinde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınacağının hüküm altına alındığı, Kanun’un 15 inci maddesinde “eskilik”, “enderlik” ve “sanat değeri”, 23 üncü maddesinde, “belge değeri”, “sanat değeri”, “tarihi değer” ifadelerinin yer aldığı, 16.7.2. Kültürel değer tanımı ve değerleme esasına yönelik en belirgin atıflardan birinin 660 nolu ilke kararında göze çarptığı, 5/11/1999 tarihli söz konusu Kararda yapıların gruplandırılmasına ilişkin yapılan tanımlarda “Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin öğeleri olarak iki gruba ayrılmıştır.” ifadesine yer verildiği, kararda tarihi ve estetik değer ile tarihi kimliği oluşturan öğelerin; aynı maddenin 1. grup yapılar tanımında ise

‘toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikler’ olarak detaylandırıldığı, 16.7.3. 13 Mart 2012 tarih ve 28232 sayılı Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’te değerlendirme ölçütlerinin; a) On dokuzuncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlardan olması, b) Ondokuzuncu yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması, c) Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi, biçim bakımından özellik göstermesi, ç)

Kentsel sitler için; korunması gerekli kültür varlığı özelliği gösteren tek yapıların yoğunluk, mimari, tarihi bütünlük göstermesi ya da geleneksel kentsel dokuyu bir bütün halinde yansıtması olarak sıralandığı, 16.7.4. Ülkemizdeki yasal çerçeve irdelendiğinde; mevcut yasa ve yönetmeliklerde kültürel değerlerle ilgili ifade ve dolaylı referanslara yer verildiği, ancak açık tanımların yer almadığı

Okyay’ın 2015 yılındaki çalışmasında kültürel değerleri; “özgünlük”, “bütünlük”, “tarihsel”, “belgesel”, “estetik-sanatsal”, “teknik-teknolojik”, “teklik-enderlik”, “grup”, “kullanım”, “geleneksel” (folklorik), “sembolik”, “eğitim”, “ekonomik” ve “çok katmanlılık” değerleri başlıkları altında incelendiği, bu çerçevede başvuruya konu yapıya ait değerin Okyay’ın çalışmasındaki sınıflandırma esas alınarak ele alındığı (Okyay, G.G., 2015. Kültürel

Değerlerin Korunmasının Ve Sürdürülebilirliğinin Güncel Kavramlar Doğrultusunda

İrdelenmesi: Karaköy-Tophane Bölgesi Örneği, Yüksek Lisans Tezi, MSGSÜ. Fen Bilimleri

Enstitüsü); 16.7.4.1. Belgesel, Geleneksel ve Eğitim Değeri

Başvuruya konu yapının, 19 ve 20. yüzyıla ait mimari karakterinin ve onu meydana getiren sosyokültürel arka planının, yapıya belge ve geleneksel değer katmakta olduğu, 19.yüzyıl mütevazi kent konutlarının bir örneği olan yapının; kendi döneminin hakim mimari, gelişen yapım tekniği ve malzeme özellikleri gibi niteliklerini yansıtması bakımından önem taşıdığı, Galata ve Pera Bölgesi’nin sahip olduğu belge değerinin önemli bir kısmının, Akın’ın (Akın, N. 2011. 19.Yüzyılın İkinci Yarısında Galata ve Pera, Literatür Yayıncılık, İstanbul.) 1880-

1920 yılları arasında inşa edildiğini belirttiği bu çok katlı ve görkemli kargir yapılardan

kaynaklanmakta olduğu, bu yapılardan; yapım teknolojileri, malzeme ve işçilik, özgün mimari elemanlar, cephe ve plan düzeni, sanat ve mimarlık tarihi çalışmalarına yönelik üslup özellikleri ile tipolojik veriler bağlamında önemli bilgiler edinmenin mümkün olduğu, yapının bölgenin bütünselliğine katkıda bulunan, çevresel değere sahip olan yapılardan olduğu, öte yandan, yapının özellikle cephe karakterinin bozulmasının, sahip olduğu belge ve eğitim değerini azaltmakta olduğu, yapının gelenek değeri bulunmadığı, 16.7.4.2. Tarihsel Değeri

ICOMOS Türkiye Kültürel Mirası Koruma Bildirgesi’nde (2013) tarihsel değerin; miras öğelerinin tarihsel önem taşıyan bir “olay”, kişi ve/veya kurumla ilişkili olması veya eskiliği olmak üzere iki ölçütle bağıntılı olarak tanımlandığı, bu bağlamda; 19.yüzyılın son döneminde inşa edilen ve bu dönemin anlaşılmasına yönelik doğrudan ya da dolaylı bir referans oluşturan yapının tarihsel değer taşıyan yapı olarak sınıflandırılabileceği, bu niteliğin

4 parseldeki yapının bizzat eskiliğinden kaynaklanmakta olduğu,

16.7.4.3. Özgünlük Değeri

Yapının özgün mimari karakteri; tasarım, malzeme, yapım tekniği ve çevreyle kurduğu ilişki bakımından incelenmesi sonucunda; yapım tekniği ve malzeme bakımından özgünlüğünü önemli ölçüde korumasına rağmen; plan düzeninde kısmi müdahaleler yapıldığı, cephe düzeninin değiştirildiği ve kapı pencere doğramaları vb yapı elemanı ve detayları bakımından büyük ölçüde kayba uğradığı, bu bağlamda, kapsamlı restitüsyon ve restorasyon çalışmaları gerektiren yapının özgünlük değeri açısından “kötü” olarak tanımlanabileceği, 16.7.4.4. Teklik-Enderlik ve Grup Değeri

Yapının Beyoğlu yerleşmesin kentsel karakterini oluşturan bütünselliğin bir öğesi olarak grup değeri taşımakta olduğu, yapının özgünlük değerinin zayıf olmasının, bölgenin bütünsellik değerine katkısını da azaltmakta ve sahip olduğu grup değerini de zayıflatmakta olduğu, yapının teklik- enderlik değerinin bulunmadığı, 16.7.4.5. Kullanım Değeri

Yapının günümüzde kullanılmaması nedeniyle kullanım değerini kaybettiği, bununla birlikte, onarım sonrası yeniden kullanılması ile yapının bu değeri tekrar kazanacağı, 16.7.4.6. Estetik-Sanatsal Değeri

Yapının, Beyoğlu’nda 19.yüzyılda gelişen mütevazı kent konutunun bir örneği olması ve özgünlük değerinin kötü olduğu göz önüne alındığında; estetik-sanatsal değerinin “zayıf” olarak tanımlanacağı, yapının tasarım anlayışının, yapı detay ve bütününü oluşturan mimari karakter ile bezeme özellikleri bakımından “zayıf” nitelikli olduğu, 16.7.4.7. Teknik-Teknolojik Değeri

Yapının, kültür varlığının yapıldığı dönemin bilgi ve becerilerini ifade eden ve aynı zamanda yapım tekniği ve malzeme özelliklerini ortaya koyan değer olan teklik-teknolojik değere sahip olmadığı, 16.7.4.8. Çokkatmanlılık Değeri 19.yüzyıl mimarisinin ürünü olan ve 20.yüzyıl mimari katmanı bulunmayan yapının çokkatmanlılık değerine sahip olduğunun söylenemeyeceği, 16.7.4.9. Ekonomik Değeri

Turizm ve kültür bölgesi olan Beyoğlu’nda özellikle İstiklal Caddesi ve ona açılan

Sokak’ların rayiç bedellerinin yüksek olduğu, bu anlamda, bölgede yer alan her kültür varlığı halihazırda bir ekonomik değere sahip olduğu, benzer biçimde, ekonomik değer ile kullanım değeri arasında bir etkileşim bulunduğu, halihazırda bir ekonomik değere sahip olan, ancak geçici olarak kullanım değeri bulunmayan yapının ise; ileride kullanılmaya devam edecek olmasından kaynaklanan, varlık ve miras gibi piyasa dışı değerlerinin yanı sıra; kullanım değerine sahip olduğunun söylenebileceği, 16.7.5. Başvuruya ilişkin gerçekleştirilen inceleme, literatür araştırması ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde;

477 ada, 4 parselde yapı parselizasyonunun, 1870 yangını sonrasında biçimlendiği ve

günümüze kadar korunduğu, parsel üzerindeki yapılaşmanın ise 1870-1876 tarihleri arasında gerçekleştiği, yapının; 19.yüzyılda Beyoğlu’nun özellikle yan sokaklarında çoğu dar parselasyon üzerinde bitişik düzende yerleştiği, çoğunluğu 4-5 katlı yapılardan oluşan yapılaşmanın bir örneği olduğu, kent konutu olarak adlandırılan yapılardan olduğu, yapının, özgün planlamasında tek aile evi olduğu, 1972 yılında iş hanına dönüştürüldüğü, binanın yapım sisteminin, 19.yüzyılda yüksek katlı kagir yapılarında yaygın olarak uygulanan duvarları tuğla, döşemeleri volta olan kagir yapım sistemi olduğu, dönemin imar düzenlemeleri ile volta döşemeli yığma kagir taşıyıcı sistemi hükmü getirildiği, bu bağlamda,

477 ada, 4 parselde bulunan yapının plan düzeni ve taşıyıcı sistemi özellikleri ile 19.yüzyıl

Beyoğlu sivil mimarlığına örnek gösterilebilecek bir yapı olduğu,

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda kültür varlıklarının; “tarih

öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar”; olarak tanımlandığı, ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazların, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmayacaklarının belirtildiği, bu bağlamda, başvuruya konu yapının sahip olduğu kültürel değerlerin analiz edildiği;

 19 ve 20. yüzyıla ait mimari karakteri ve onu meydana getiren sosyokültürel arka planının, yapıya belge ve geleneksel değer katmakta olduğu, 19.yüzyıl mütevazi kent konutlarının bir örneği olan yapının; kendi döneminin hakim mimari, gelişen yapım tekniği ve malzeme özellikleri gibi niteliklerini yansıtması bakımından önem taşıdığı,  19.yüzyılın son döneminde inşa edilen ve bu dönemin anlaşılmasına yönelik doğrudan ya da dolaylı bir referans oluşturan yapının tarihsel değer taşıdığı, bu niteliğin yapının bizzat eskiliğinden kaynaklanmakta olduğu,  Yapı özgün mimari karakteri; tasarım, malzeme, yapım tekniği ve çevreyle kurduğu ilişki bakımından incelendiğinde; bu özelliklerini bir ölçüde kaybetmiş olduğunun görüldüğü, bu bağlamda, kapsamlı restitüsyon ve restorasyon çalışmaları gerektiren yapının özgünlük değeri açısından “kötü” olarak tanımlanabileceği,  Bölgenin bütünselliğine katkıda bulunan, çevresel değere sahip olan yapılardan olduğu, öte yandan, yapının özellikle cephe karakterinin bozulması, sahip olduğu belge ve eğitim değerini azaltmakta olduğu, bununla birlikte, koruma çalışmaları ile yapı belge ve eğitim değerini tekrar kazanacağı,  Yapının Beyoğlu yerleşmesinin kentsel karakterini oluşturan bütünselliğin bir öğesi olarak grup değeri taşıdığı, yapının özgünlük değerinin zayıf olmasının, bölgenin bütünsellik değerine katkısını da azaltmakta ve sahip olduğu grup değerini de zayıflatmakta olduğu, bununla birlikte, koruma çalışmaları ile yapı grup değerini tekrar kazanacağı

 Yapının günümüzde kullanılmadığı için kullanım değerini kaybettiği, bununla birlikte, onarım sonrası yapıdan yeniden kullanılması ile bu değeri tekrar kazanacağı,  Yapının Beyoğlu’nda 19.yüzyılda gelişen mütevazı kent konutunun bir örneği olması ve özgünlük değerinin kötü olduğu göz önüne alındığında; estetik-sanatsal değerinin

“zayıf” olarak tanımlanabileceği,  Halihazırda bir ekonomik değere sahip olan, ancak geçici olarak kullanım değeri bulunmayan yapının; yeniden kullanılma kapasitene sahip olmasından kaynaklanan, varlık ve miras gibi piyasa dışı değerlerinin yanı sıra; kullanım değerine de sahip olduğu,  Yapının; teklik- enderlik, gelenek, teknik-teknolojik ve çokkatmanlılık değerlerine sahip olmadığı, belirtilerek, tüm bu değerlendirmeler ışığında; başvuruya konu yapının Beyoğlu’nun özellikle yan sokaklarında çoğu dar parselasyon üzerinde bitişik düzende yerleşmiş, çoğunluğu 4-5 katlı yapılardan oluşan yapılaşmanın bir örneği olduğu, tarihi, belge, geleneksel, çevresel, kullanım ve ekonomik değerlere sahip olduğu, sahip olduğu miras değerleri ve ada ve yakın civarında bulunan diğer tescilli yapılar ile birlikte içerisinde yer aldığı kültürel dokunun bir parçası olması nedeniyle kültür varlığı niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır.

17. Diğer taraftan, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma

Bölge Kurulları Yönetmeliği’nin 9 uncu maddesinde görüşülecek konunun Vakıflar Genel

Müdürlüğü ile ilgili olması halinde Vakıflar Bölge Müdürü veya teknik temsilcinin koruma bölge kurulu toplantısına kurum temsilcisi üye olarak katılması düzenlenmiş olduğu ancak başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesine ilişkin İstanbul II Numaralı

Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 16/11/2018 ve 6872 sayılı Kararının alındığı

428 nolu toplantıya Vakıflar Genel Müdürlüğü temsilcisinin üye olarak katılmadığı

anlaşılmaktadır.

18. Yukarıdan beri anlatılan hususlar, ilgili mevzuat, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 2863 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde; 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazların korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları arasında sayıldığı, anılan maddede Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazların korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmayacaklarının hüküm altına alındığı, Kurumumuza sunulan bilirkişi raporunda başvuruya konu yapının 19.yüzyılın son döneminde inşa edildiğinin ve bu dönemin anlaşılmasına yönelik doğrudan ya da dolaylı bir referans oluşturarak tarihsel değer taşıdığının değerlendirildiği dolayısıyla yapının tarihi değer taşıdığı, ayrıca bilirkişi raporunda başvuruya konu taşınmazın 477 ada ve yakın civarında bulunan diğer tescilli yapılar ile birlikte içerisinde yer aldığı kültürel dokunun bir parçası olması nedeniyle kültür varlığı niteliği taşıdığı sonucuna varıldığı dikkate alındığında, taşınmazın kültür varlığı olarak ve koruma grubunun II. Grup olarak belirlenmesine dair İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 16/11/2018 tarih ve 6872 sayılı Kararı ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun mezkur karar hakkındaki itirazı reddeden 19/04/2019 tarih ve 1188 sayılı Kararında hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 16/11/2018 tarihli toplantısında “Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını

Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği”nin koruma bölge kurullarının çalışma şeklini düzenleyen 12 nci maddesi doğrultusunda toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığı ve bu bakımdan hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmekle birlikte Yönetmeliğin, koruma bölge kurullarının görüşecekleri konunun Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili olması halinde

Vakıflar Bölge Müdürü veya teknik temsilcinin koruma bölge kurulu toplantısına kurum temsilcisi üye olarak katılmasını düzenleyen 9 ncu maddesine uygun olarak toplantıya

Vakıflar Genel Müdürlüğü temsilcisinin katılmadığı anlaşılmış olup işlemlerin yürütülmesinde Yönetmelikte belirtilen hususlara dikkat edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;

İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden İdarelerin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, makul “sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan

Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı İstanbul İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiği takdirde, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; Başvuranın Pafta, Ada, Parsel sayılı taşınmazın kültür varlığı olarak ve koruma grubunun II. Grup olarak belirlenmesine dair İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma

Bölge Kurulunun 16/11/2018 tarih ve 6872 sayılı Kararı ile Kültür Varlıklarını Koruma

Yüksek Kurulunun mezkur karar hakkındaki itirazı reddeden 19/04/2019 tarih ve 1188 sayılı

Kararının kaldırılması yönündeki talebinin REDDİNE, Diğer yandan, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarına ait işlemlerin yürütülmesinde

Yönetmelik hükümlerine uygun hareket edilmesi hususunda KÜLTÜR VE TURİZM

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, Kültür ve Turizm Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi