TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/5615-S.22.8558
BAŞVURU NO : 2021/19207
KARAR TARİHİ : 25/04/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Malik olunan taşınmazın 2. grup korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ve mağduriyetin giderilmesi istemine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 09/11/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, İstanbul ili, Şişli ilçesi, Merkez mahallesi, ada, parselde bulunan no.lu, Apartmanındaki no.lu bağımsız bölümü 2011 yılında satın aldığını, taşınmaz hakkında verilen riskli yapı raporunun Aralık 2014’te kesinleştiğini; taşınmaz maliklerinden birinin ‘binanın sağlam durumda olduğu, bir dönemin özelliklerini gösteren mimari kimliğinin bulunduğu, gerekli inceleme yapılmaksızın riskli ilan edildiği, Cumhuriyet tarihinin önemli ressamlarından ’nin apartmanın iç duvarlarında tablolarının olduğunu’ belirterek yaptığı başvuru üzerine taşınmazın, İstanbul
II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nun 25.08.2016 tarihli ve sayılı kararı ile 2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine, koruma grubunun II olarak belirlenmesine karar verildiğini; söz konusu kararın kaldırılması istemiyle yaptıkları başvurunun Kurulun 02/12/2020 tarihli kararı ile reddedildiğini; bunun üzerine taşınmazdaki bağımsız bölümün kamulaştırılması veya trampa edilmesi istemiyle yaptığı başvurularının ise taşınmaz sit alanında bulunmadığından trampa istemi, ödenek yetersizliği gerekçesiyle de kamulaştırma istemi yönünden reddine karar verildiğini; iddia ve şikâyetle, hakkında riskli yapı kararı bulunan taşınmazına ilişkin Kültür Varlıkları
Koruma Yüksek Kurulu’nun 02/12/2020 tarihli ve sayılı kararının kaldırılması, hususunda gereğini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 25/01/2022 tarihli ve E-
– – sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle:
2.1. İstanbul İli, Şişli İlçesi, Merkez Mahallesi ada parselde bulunan özel mülkiyete ait taşınmaza ilişkin İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28/08/2020 tarih ve sayılı kararı ile söz konusu karara karşı yapılan itirazın değerlendirilmesi sonucunda alınan Kültür Varlıklarını
Koruma Yüksek Kurulunun 02/12/2020 tarih ve sayılı kararının kaldırılması talebiyle idarelerine başvuruda bulunulduğu; 2.2. 11/12/2020 tarih ve sayılı yazıları ekinde dağıtımı yapılan kararları ile başvuruya konu yapının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6 ncı maddesi ile Korunması Gerekli
Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşulları taşıması nedeniyle itirazın reddine, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulunun 28/08/2020 tarih ve sayılı kararının geçerli olduğuna karar verildiği; 2.3. Anılan taşınmaza ilişkin 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca lisanslandırılmış Müh. Müş.Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından riskli yapı tespit raporunun düzenlendiği, anılan raporun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik elemanlarınca incelenerek taşınmazın riskli yapı olduğunun tespit edildiği ve Çevre ve Şehircilik İl
Müdürlüğünün 04/11/2013 tarih ve sayılı yazısı ile bu hususun Şişli Belediye Başkanlığı ve Şişli
Tapu Müdürlüğüne bildirildiği; 2.4. 1982 Anayasasının 63 üncü maddesinde “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.” hükmünün yer aldığını, anılan
Anayasa hükmü doğrultusunda yürürlüğe giren 2863 sayılı Kanun ile uluslararası yükümlülükler ve örnekler göz önünde bulundurularak kültür varlığı tanımının yapıldığı, koruma ilkelerinin açıklandığı ve korumadan sorumlu kurum olarak idari hüviyeti olan ancak bilimselliği ve özerkliği ön planda bulunan koruma bölge kurullarının yetkilendirildiği; 2.5. Aynı Kanunun 3 üncü maddesi ile kültür varlığı olarak tek yapı ölçeğindeki taşınmazlar ile alan bütününde korunması gerekli olan sitlerin tanımlandığı, 6 ncı maddesi ile taşınmaz kültür varlıklarının neler olduğu hususunun açıklandığı, bu taşınmazlar ile kentsel, arkeolojik, tarihi ve kentsel-arkeolojik sit alanları tanımı ve tespit edilerek koruma altına alınma hususlarının ise alt mevzuatla hükme bağlandığı; 2.6. Bununla birlikte 2863 sayılı Kanunun “Yetki ve Yöntem” başlıklı 10 uncu maddesinde “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.”, hükmü ve 6306 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde yer alan “2863 sayılı Kanun ve 5366 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda uygulamada bulunulması hâlinde alanın sit statüsü de gözetilerek Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınır.” hükmü yer aldığı;
2.7. Buna göre bir taşınmazın riskli yapı ilan edilmesi sürecinin koruma mevzuatından ayrı olarak 6306 sayılı Kanun ile tanımlandığı ve bu kanunun uygulanmasına ilişkin yetkinin Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığına verildiği, bununla birlikte, Anayasanın 63 üncü maddesi ile devletin yükümlüğü haline getirilen kültürel ve tarihi mirasın belirlenmesi, muhafazası ve geleceğe intikali ödevinin milli varlığın korunması araçlarından biri olarak görüldüğü ve bu doğrultuda ülkemizde bulunan kültür varlıklarını tespit ve koruma yetkisi ile görevinin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Bakanlıklarına verildiği; 2.8. 2863 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile tanımlanan ve 6 ncı maddesi ile açıklanan taşınmaz kültür varlıklarının tespitinin anılan Kanunun 7 nci maddesi uyarınca Bakanlıklarınca yapıldığı, tespiti yapılan taşınmazlardan ilgili koruma bölge kurulunca tescili yapılanların ise anılan Kanun kapsamında korunmaya alındığı ve bu yapıların ve alanlarla ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararın ise ilgili koruma bölge kurulunca belirlendiği, dolayısı ile riskli ilan edilen bir yapı eğer 2863 sayılı Kanun kapsamında tescilli ise yapı hakkında alınacak yıkım ya da güçlendirme kararının ilgili koruma bölge kurulunun uhdesinde olduğu; 2.9. Bir taşınmazın riskli yapı olmasının ise onun kültür varlığı olarak korunması için sahip olduğu değeri azaltmadığı, taşınmazın korunarak gelecek nesillere aktarılması yönündeki Bakanlıkları sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı; 2.10. Başvuru sahibinin, riskli yapı kararı bulunan taşınmazının 1950’li yıllarda inşa edildiği, belirli bir dönemi yansıtan mimari kimliğinin bulunmadığı, apartman içinde bulunan tabloların farklı bir yerde sergilenebileceği belirtilerek Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu tarafından verilen 02/12/2020 tarihli ve sayılı kararın kaldırılması talebi hakkındaki değerlendirmelerine ilişkin olarak; 2.10.1. Söz konusu yapının; 2863 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (a) bendinde “Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,”, (b) bendinde “Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,” …hükmü ile “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik” in “Tespitlerde Değerlendirme Kıstasları” başlıklı 4 üncü Maddesinin (a)
bendinde bulunan “On dokuzuncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlardan olması,” , (b) bendinde yer alan “Ondokuzuncu yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması,” , (c) bendinde açıklanan “Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi, biçim bakımından özellik göstermesi,” hükümleri kapsamında kalan yapılardan olması nedeniyle Apartmanının korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliğini taşımakta olduğu, bina içerisinde yer alan tabloların taşınır eser olması sebebiyle koruma bölge kurulları ve Koruma
Yüksek Kurulunun yetki alanı dışında kaldıkları; 2.10.2. Bununla birlikte 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 61 inci maddesinde
“Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler Koruma Yüksek Kurulu koruma bölge
kurullarının kararlarına uymak zorundadır” hükmünün yer aldığı, alınan bir kurul kararına karşı Koruma
Yüksek Kuruluna itiraz yolu, itiraz neticesinde alınan karara karşı ise idari yargı yolunun açık olduğu; 2.11. Başvuranın dosyasına sunduğu “Sanat Tarihi ve Mimari Rapor” hakkında idareleri
değerlendirmelerine ilişkin olarak:
2.11.1. Yapıya ilişkin hazırlanan söz konusu mimari ve sanat tarihi raporunda tuğla malzeme ile inşa edilen betonarme kâgir yapıda mimari olarak 1950’li yılların mimari özelliklerinin yansıtılmış olduğu ancak
Cumhuriyet sonrasına tarihlendirilen binanın mimari yerleşim planı olarak modern binalardan bir farkının olmadığı, tuğla malzeme kullanılmış olması, betonarme kâgir bir bina olmasının dışında mimari ve teknik özellikleri açısından gerekse süsleme unsurları bakımından değerli bir malzemenin kullanılmadığı Art Deco denebilecek bir özelliğe sahip olmadığı hususlarının belirtildiği; ancak yukarıda açıklandığı üzere taşınmaz kültür varlıklarının tespitinin Bakanlıkları, tescile değer olup olmadığı hususunda karar verme yetkisinin ise ilgili koruma bölge kurullarına ait olduğu; 2.11.2. Konuya ilişkin alınan kurul kararına esas uzman raporunda, yapının bodrum+ zemin+ 3 normal kattan oluştuğu, binanın girişinin doğu cephesinden sağlandığı, dış kapısının mermer pervazı en üst kısmındaki mermer düzenlemelerin orta aksta bombeli balkonlar art deco özelliğini gösterdiği, yapının orta aksta dairesel form üzerinde yer alan üçer adet pencerelerin her iki yanında balkonların yer aldığı, cephe özellikleri açısından yapının Cumhuriyet Dönemi özgün örnekleri arasında görüldüğü, yapının iç kısmına girilemediği için ‘ye ait resimlerin tespit edilemediği, bahsi geçen duvar resimlerinin Şişli
Belediye Başkanlığının 13/06/2016 tarih ve sayılı yazısı ekinde fotoğraflardan görülebildiği, yapının mevcut durumunun güncel fotoğrafları ile tespit edildiği, tescilin devamının uygun olduğu rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin koruma kuruluna iletilmesi gerektiği; 2.11.3. Koruma Yüksek Kurulunca alınan karara esas Yüksek Kurul uzmanı raporunda ise, söz konusu taşınmazın tuğla malzemeli kâgir bir yapı olduğu 1950’li yılların özelliklerini yansıttığı binanın sağ tarafından 4 basamaklı karo döşemeli merdiven ile binanın bodrum katına inildiği, merdiven basamaklarında taş malzemenin kullanıldığı, korkulukların demir malzemeden yapılmış olduğu, binanın ortak alan, duvar ve tavanlarında alçı malzemenin yer aldığı, dış süslemeye bakıldığında giriş kapısı üzerinde mermer levhaların, pencere pervazlarında mermer bölümlerinin bulunduğu, İskenderoğlu sokağına cephe veren yapının Cumhuriyet Dönemi yapısı özelliği gösteren söz konusu taşınmazın doluluk boşluk oranları ve balkondaki eğrisel pencere yapısı ile nitelikli bir cepheye sahip olduğu, bodrum ve zemin kattaki balkonların pencere sistemi ile kapatılmış olduğu, cephede yer yer kopmalar ve çatlakların olduğu, yapının orta aksında dairesel bir form üzerinde 3 adet penceresinin bulunduğu, yapının girişinde sağ ve sol duvarlarda ‘ye ait resimlerin yer aldığı, yapının apartman boşluğuna bakan bölümlerinde ciddi bozulma ve çürümelerin meydana geldiği, zeminde bir su kuyusunun bulunduğu, zemin katta içine girilebilen dairede yer yer boya ve sıva dökülmeleri, duvarlarda çatlaklar ve bozulmaların oluştuğu, gerekli güvenlik önlemlerinin ivedilikle alınması gerektiği hususlarının yer aldığı; 2.11.4. Buna göre her ne kadar iletilen sanat tarihi raporunda “betonarme kâgir bir bina olmasının dışında mimari ve teknik özellikleri açısından gerekse süsleme unsurları bakımından değerli bir malzemenin kullanılmadığı Art Deco denebilecek bir özelliğe sahip olmadığı” hususları belirtilmiş olsa da yukarıda
açıklanan nitelikler doğrultusunda taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile Korunması Gerekli
Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşulları taşıdığının aşikâr olduğu; 2.11.5. Bununla birlikte koruma bölge kurullarında mesleğinin uzmanı sanat tarihçi üyenin yanı sıra mimar, şehir plancısı ve arkeolog üyelerin de yer aldığı, disiplinler arası bir inceleme ve araştırma yöntemi ile konuların değerlendirildiği, Sanat tarihi raporunun yukarıda açıklanan hususlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin düşünüldüğü; 2.12. Başvuru sahibinin taşınmazı üzerinde 2863 sayılı Kanun ile 6306 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklanan sınırlamaların neler olduğu ve taşınmazın koruma grubu hakkındaki değerlendirmelerine
ilişkin olarak:
2.12.1. Ülkemizde bulunan kültür varlıkları ve (doğal sit hariç olmak üzere) sit alanlarının tespitinin, Genel
Müdürlükleri ile ilgili taşra teşkilatı tarafından sürdürülmekte olduğu, tespit edilen kültür varlıklarının tescilinin koruma bölge kurullarınca gerçekleştirildiği ve tescili yapılan her bir taşınmaz için ayrı ve özellikli bir çalışma sonucu bilimsel verilere dayanarak koruma ve kullanma koşullarının belirlendiği, bu koruma ve kullanma koşullarının ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından alınmış ilke kararları çerçevesinde tek yapılar için proje ile sit alanları için ise plan ile belirlendiği; 2.12.2. Başvuruya konu taşınmazda olduğu gibi tek yapı olarak tescilli kültür varlıklarına yönelik koruma tedbirleri ve esaslarının bu eserlere yönelik hazırlanan rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile sağlandığı ve her aşamada yapılan uygulamanın kurul izni ve ilgili idaresi denetiminde gerçekleştirildiği, ancak Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine dair Yönetmelik uyarınca anılan proje uygulamalarının gerçekleştirilebilmesi için tescilli taşınmazların yapı gruplarının tespit edilmesinin zorunlu olduğu; 2.12.3. Anılan Yönetmeliğin “Taşınmaz kültür varlıklarının gruplarının belirlenmesi” başlıklı 5 inci maddesinde “Yapı grupları, koruma bölge kurulunca Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarında belirtilen kriterler doğrultusunda belirlenir. Koruma bölge kurulu re’sen veya maliklerinin müracaat tarihinden itibaren üç ay içinde gruplandırmayı yapar. Gruplandırılan taşınmaz kültür varlıkları, tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilir. Gruplandırılma yapılmadıkça, onarım ve yapı esasları belirlenmez.” hükmünün yer aldığı; 2.12.4. Taşınmaz kültür varlıklarının onarım ve yapı esaslarının belirlenebilmesi için tespit edilmesi zorunlu olan yapı grubuna ilişkin esasların ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 tarihli ve sayılı ilke kararı ile açıklandığı, söz konusu ilke kararında “Yapı Grupları Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır: 1. Grup Yapılar Toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu yapılardır.
2. Grup Yapılar Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.” hususlarının yer aldığı, söz konusu tanım doğrultusunda ada parseldeki
yapının grubu, yapının korunması ve devamlılığının sağlanması için gerekli olan müdahale biçimlerinin açıklanacağı projeye esas olmak üzere, ilgili Kurul tarafından 2 nci grup olarak belirlendiği; 2.12.5. Ayrıca; 1 inci veya 2 nci grup olması fark etmeksizin tescilli taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına yönelik esaslı onarım projelerinin koruma bölge kurulu izni ile verildiği; 1 inci grup tescilli taşınmaz kültür varlıklarında gerçekleştirilenin aksine 2 nci grup tescilli bir yapıda basit onarım kapsamında yapılacak uygulamaların Koruma Uygulama Denetleme Büroları tarafından verilen izin doğrultusunda gerçekleştirildiği, diğer bir deyişle tescilli taşınmazın yapı grubunun 2 olmasının bu taşınmaza ilişkin süreçlerde kolaylık sağladığı; 2.13. Başvuruya konu taşınmazın niteliği itibarıyla kamulaştırılacak taşınmazlar/trampaya konu taşınmazlar arasında yer alıp almadığı, taşınmazın kamulaştırılmasının/trampa edilmesinin önündeki varsa
hukuki ve fiili engeller hakkındaki değerlendirmelerine ilişkin olarak:
2.13.1. Taşınmazın trampa ve kamulaştırılmasına yönelik Genel Müdürlükleri 31/12/2021 tarih ve sayılı yazısı ile 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinde yer alan “İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz ” hükmü uyarınca Genel Müdürlükleri 2021 Mali Yılı Kamulaştırma ödeneğinin yetersiz olması nedeniyle ada parsel numaralı taşınmazda yer alan no.lu Apartmanının no.lu dairesinin kamulaştırmasının gerçekleştirilemeyeceği; 2.13.2. Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında
Yönetmelik’in 4 üncü maddesinde yer alan; “Sit Alanlarından I ve II derece arkeolojik sit alanı ile I. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür… varlıklarının bulunduğu yerlerde kalan ve Bakanlık tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan yerlerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir.” hükmü uyarınca söz konusu taşınmaz
I. ve II. derece arkeolojik sit alanı ile I. derece doğal sit alanı içerisinde kalmadığından Hazine taşınmazları
ile trampasının mümkün olmayacağının başvuru sahibine bildirildiği; 2.14. Başvuranın mağduriyetinin giderilmesi için İdarelerince sunulabilecek çözüm önerileri ayrıca resen
konuyla ilgili olduğu mütalaa edilen hususlara ilişkin olarak:
2.14.1. Anayasanın 35 inci maddesinde tanımlanan “mülkiyet hakkı”nın yalnızca kanun ile sınırlanabildiği, buna göre korunması gerekli olduğu değerlendirilerek gelecek nesillere miras olarak aktarılması için tescillenen taşınmazlara yönelik mülkiyet hakkı açısından getirilen kısıtlamanın yine koruma mevzuatında yer alan yardım ve muafiyet maddeleri ile giderilmeye çalışıldığı; 2.14.2. 2863 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. ” hükmünün yer aldığını, bir taşınmazın 2863 sayılı Kanun kapsamında tescillenmesi sonrası anılan taşınmazın her türlü resim vergi ve harçtan muaf olduğunun anılan kanunun 21 inci
maddesinde açıklandığı, aynı Kanunun 12 nci maddesi ile de taşınmazın korunmasına yönelik “Kültür ve
Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı” hususunun hükme bağlandığı; 2.14.3. Kültür varlıklarının korunarak milli mirasımızın gelecek nesillere aktarılması yoluyla
Bakanlıklarınca temini ve sürekliliği sağlanan kamu yararının bireysel yarardan fazlasını içerdiği düşünüldüğünde, kişisel mağduriyet olarak adlandırılan tescil hususunun “kamu” adına sağlanan bir yarar olarak değerlendirilmesi gerektiğinin mütalaa edildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07.02.2022 tarihli ve –
– sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle:
3.1. Uyuşmazlığın İstanbul İli, Şişli İlçesi, Merkez Mahallesi, ada, parselde bulunan no.lu binanın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili üzerine no.lu bağımsız bölümün maliki olduğu anlaşılan başvurucunun, tescil kararının kaldırılması istemiyle Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna yaptığı başvurunun anılan Kurulun sayılı kararı ile reddinden kaynaklandığının anlaşıldığı; 3.2. Söz konusu yapının aynı zamanda 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında
Kanun kapsamında riskli yapı olarak belirlendiği; 3.3. Bir yapının taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin 2863 sayılı Kanunda çizilen çerçeve içinde yapılan bilimsel ve teknik değerlendirmeler neticesinde kültür varlıklarını koruma kurullarınca verilen bir karar olduğu, söz konusu kurulların 2863 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde yer alan ifade ile “kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere” kurulduğu ve bu kurullar tarafından bilimsel esaslara göre alınan kararlara karşı itiraz yolunun da aynı Kanunda gösterildiği, itiraz merciinin yine bilimsel esaslara göre çalışan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu olduğu, koruma kurullarınca bilimsel esaslara göre verilen kararlara başkaca bir idari müdahalenin 2863 sayılı
Kanunda öngörülmediği, diğer taraftan bu kararlara karşı idari yargı yolunun açık olduğu; 3.4. Kanunun 58 inci maddesinin ifadesi ile “Arkeoloji, sanat tarihi, hukuk, mimari ve şehir plancılığı konularında uzmanlaşmış kişiler” den oluşan koruma kurulunun bilimsel ve teknik yönden Kanunun ortaya koyduğu tescil kriterlerini taşıyan bir taşınmazı tescil etmek ya da etmemek noktasında takdir yetkisini haiz olmadığı, aynı durumun Yüksek Kurula yapılan itirazlar için de geçerli olduğu, Yüksek Kurulun bilimsel kriterlere göre taşınmaz kültür varlığı olarak tescili gereken bir taşınmazın tescil kararını kaldırmasının mümkün olmayacağı, Kanunun korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescili gereken bir taşınmazın tescilinin Yüksek Kurulca kaldırılmasına cevaz vermediği; 3.5. Taşınmazın korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tesciline esas kriterler arasında riskli yapı olarak belirlenmiş olup olmamasının bulunmadığı bu itibarla riskli yapı olsa dahi gerekli bilimsel ve teknik özellikleri haiz taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilinde 2863 sayılı Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı,
3.6. Söz konusu taşınmazla ilgili işlemlerde koruma kurulundan izin alınması zorunluluğunun Anayasanın
63 üncü maddesinin “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu
amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır: Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.” hükmü karşısında bir mağduriyet olarak nitelendirilemeyeceği, 3.7. Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli taşınmazların Hazine taşınmazları ile takasına dair esasların 2863 sayılı Kanunda belirlendiği bu şartların gerçekleşmediği hallerde takasa ilişkin işlem tesis edilemeyeceği, kamulaştırma konusunda ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin
“İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.” hükmü karşısında yeterli ödenek mevcut değil ise kamulaştırma işlemlerine başlanmamasının Kanunun amir hükmünün gereğinin yerine getirilmesi niteliğinde olduğunun düşünüldüğü; Açıklamalarına yer verilmiştir.
4. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 21.01.2022 tarihli ve
– – sayılı cevabi yazısı ve Şişli Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm
Müdürlüğünün 31.12.2021 tarihli ve – – sayılı cevabi yazısında özetle:
4.1. Söz konusu yapıyla ilgili olarak, Bakanlıkları İstanbul Altyapı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğüne Riskli
Yapı Tespiti için 25.10.2013 tarih ve sayılı dilekçe ve eki rapor ile başvuru yapıldığı, 04.11.2013 tarih ve sayılı İstanbul Altyapı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü yazısı ile Riskli Yapı
Raporunun onaylandığı ve Şişli Tapu Müdürlüğüne bildirim yapıldığı; 4.2. 12.11.2013 tarih ve yevmiye numaralı Şişli Tapu Müdürlüğü yazısı ile bahse konu yapının tapu kütüğüne Riskli Yapı Belirtmesinin tesis edildiği, Riskli yapı tespitine maliklerce itiraz edildiği, İtiraz
Değerlendirme Heyetinin 06.08.2014 tarihli ve No.lu toplantısında alınan sayılı karar ile riskli yapı tespitine yapılan itirazın Oy Birliği ile Reddine karar verildiği, 4.3. 09.12.2014 tarih ve sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün yazısı ile
Riskli Yapı Raporunun kesinleştiği, Yapının Riskli Yapı İlan edildiği, bu yapıya ilişkin Riskli Yapı Yıkım
Tebligatının hazırlandığı ve konunun Şişli Belediye Başkanlığına iletildiği, 6306 Sayılı Kanunun
Uygulama Yönetmeliğinin 8 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (a), (c) bendleri uyarınca, Belediyece süreli tebligatların yapıldığı, yapıya ilişkin hazırlanan raporun RYEİTE 2013 gerekliliklerine uygun olarak hazırlandığı ve kontrol edildiği, mevcut Yönetmeliğe uygun olarak, verilen Riskli Yapı Kararının güncel olduğu; 4.4. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 13.10.2016 tarihli ve – – sayılı yazısı ile yapıların yıktırılması ya da güçlendirilmesi konusunda, Kültür Varlıklarını Koruma
Bölge Kurulu Müdürlüğünün görüşünün alınması ve bu Müdürlüğün alacağa karara göre işlem tesis edilmesi gerektiği, İstanbul 2 No.lu Koruma Bölge Kurulunun 25.08.2016 tarihli ve sayılı kararında ise yapıya ilişkin röleve, restitüsyon, restorasyon projelerinin Kurula iletilmesi gerektiği, Şişli Belediye
Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünün 28.11.2016 tarihli ve sayılı yazıları ile maliklere iletildiği;
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 5.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.2. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesinde, “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.”; 5.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6.1. “Tanımlar ve kısaltmalar:” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: (1) (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.)”Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır. …”; 6.2. “Devlet malı niteliği:” başlıklı 5. maddesinde, “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. ….”; 6.3. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları:” başlıklı 6. maddesinde, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, …”; 6.4. “Tespit ve tescil:” başlıklı 7. maddesinde (Değişik: 17/6/1987 – 3386/2 md.), “(Değişik birinci fıkra
: 26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır.
Devletin imkânları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur.”; 6.5. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı:” başlıklı 9. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/3 md.), “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez.
Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”; 6.6. “Yetki ve yöntem:” başlıklı 10. maddesinde, “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir. …”; 6.7. “Hak ve sorumluluk:” başlıklı 11. maddesinde, “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. … Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. …”; 6.8. “Taşınmaz kültür varlıklarının onarımına yardım sağlanması ve katkı payı” başlıklı 12.
maddesinde, “Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılır (…)…”; 6.9. “Kamulaştırma:” başlıklı 15. maddesinde, “Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve
Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. …e) (Değişik: 17/6/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır. … f) (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…)(1) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. …”;
6.10. “Kararlara uyma zorunluluğu” başlıklı 61. maddesinde (Mülga: 17/6/1987 – 3386/18 md.
;Yeniden düzenleme:14/7/2004 – 5226/13 md.), “Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır. Koruma
Yüksek Kurulunun ilke kararları Resmî Gazetede yayımlanır. (Değişik fıkra : 8/8/2011-KHK-648/50 md. )
Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazlar, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır. (Değişik fıkra : 8/8/2011-KHK-648/50 md. ) Bu itirazlar, Koruma Yüksek Kurulunca incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Koruma Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz konuları ayrıca koruma bölge kurulu gündemine alınmaz. Koruma Yüksek Kuruluna yapılacak itirazlarla ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir. “ 7. 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında
Kanun’un 7.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.”; 7.2. “Uygulanmayacak mevzuat” başlıklı 9. maddesinde, “…(3) 2863 sayılı Kanun ve 5366 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda uygulamada bulunulması hâlinde alanın sit statüsü de gözetilerek Kültür ve
Turizm Bakanlığının görüşü alınır.”; 8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 8.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 9. 11.06.2005 tarihli ve 25842 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmelik’in 9.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının gruplarının belirlenmesi, (Mülga ibare:RG-7/12/2014-29198) (…) (Ek ibare:RG-7/12/2014-
29198) tadilat ve tamiratı , onarımı, yapı esasları ile yapıya ilişkin proje ve uygulamaların denetim
esaslarını düzenlemektir.”; 9.2. “Taşınmaz kültür varlıklarında esaslı onarım” başlıklı 9. maddesinde, “Esaslı onarımlarda, tescilli yapı için hazırlanacak rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ve diğer belgeler koruma bölge kuruluna sunulur. Koruma bölge kurulunun onayladığı proje ve koşullarda uygulama gerçekleştirilir. ”;
10. 13.03.2012 tarihli ve 28232 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Ve Sitlerin Tespit Ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 10.1. “Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları” (Değişik başlık:RG-9/1/2015-29231)
başlıklı 4. maddesinde, “… a) On dokuzuncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlardan olması, b)
Ondokuzuncu yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmalarına gerek görülmesi veya bu yapıların ait oldukları dönemin kendine özgü niteliklerini anlatan belge niteliğinde olması ya da var olan bir geleneğin hala sürdüğünün göstergesi olan ve bir bütünün parçası olarak çevreye katkıda bulunan taşınmazlardan olması, c) (Değişik:RG-9/1/2015-29231) Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım tekniği, biçim bakımından özellik göstermesi, kent ve çevre kimliğine, dokusuna katkıda bulunması, yöresel yaşam biçimini yansıtması,..”; 11. 22.08.2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının
Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik’in, 11.1. “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelikte geçen; c) Esaslı Onarım: Tadilat ve tamirat dışında kalan ve bilimsel esaslara göre hazırlanmış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerine dayalı uygulamaları,”; 11.2. “Başvuruda istenecek belgeler” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan projeler kapsamında valiliğe yapılacak başvurularda aşağıda belirtilen belgeler istenir: a) Planlama ve projelendirme konusunda; … 3) Tek yapı ölçeğindeki projeler için yapının tesciline ilişkin koruma bölge kurulu kararı; yapının konumunu, çevresini ve yerini gösteren ölçekli harita ve pafta, (CD ortamında); yapının iç, dış ve çevresini gösteren fotoğraflar, (CD ortamında); yaklaşık maliyet, b) Uygulama konusunda; 2) Tek yapı ölçeğindeki; i) Esaslı onarım (restorasyon) uygulamaları için, koruma bölge kurulu onaylı uygulama (restorasyon) projesi ve raporu (CD ortamında); iş programı; yapının iç, dış ve çevresini gösteren fotoğraflar (CD ortamında); yaklaşık maliyet,…”; 11.3. “Katkı payı aktarılacak projelerin nitelikleri” başlıklı 10. maddesinde “(1) Katkı payı hesabında toplanan tutar, taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla il sınırları içerisinde
Bakanlıkça, il özel idarelerince ve yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarınca, belediye sınırları içerisinde belediyelerce hazırlanan projeler kapsamında ikinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alanlarda kullandırılır. … (3) Planlama, projelendirme ve uygulama alanında; ç) Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile bunlara ilişkin mühendislik projelerinin yaptırılması ve bunların esaslı onarım (restorasyon)
uygulamaları, …”; 11.4. “Değerlendirmede öncelik sırası” başlıklı 11. maddesinde, “(1) 10 uncu maddede sayılan kamulaştırma, planlama, projelendirme ve uygulama başvurularının değerlendirilmesinde aşağıdaki öncelik sırası dikkate alınır; a) Mevcut durumu nedeniyle aciliyet arz eden taşınmaz kültür varlıkları, 1)
Projelendirilmesi ve onarımı devam edenler,2) Malzeme, taşıyıcı sistem ve zemin sağlamlaştırılması gerekenler, …”
12. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 12.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; 12.2. “Ret kararı” başlıklı 33. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması hâlinde ret kararı verilir.”; 13. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve karar no.lu
Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım Ve Onarımlarına İlişkin İlke Kararı’nın, 13.1. “Yapı Grupları”
Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan
kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır:
2. Grup Yapılar
Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.
13.2. “I-Müdahale Biçimleri”
Korunacak yapılara müdahaleler, her yapının kendine özgü koşullarına göre saptanacaktır.
2) Onarım
Yapının yaşamını sürdürmeyi amaçlayan, tasarımda, malzemede, strüktürde ve mimari ögelerde değişiklik gerektiren müdahalelerdir.
b) Esaslı Onarım (Restorasyon)
Yapının rölöveye dayanan restitüsyon ve / veya restorasyon projeleri ile diğer ilgili belgelerin içerikleri ve ölçekleri koruma kurulunca belirlenen müdahalelerdir. [Sağlamlaştırma (Konsolidasyon), Temizleme (Liberasyon), Bütünleme (Reintegrasyon), Yenileme (Renovasyon), Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon), Taşıma (Moving)].
Tüm bu uygulamalar için koruma kurulu kararının alınması gerektiğine, 13.3. “II. Esaslı Onarım İlkeleri” a) Yapının günümüze ulaşmış sosyo-kültürel ve tarihi kimliğini oluşturan mekansal, biçimsel ve yapısal özellikleri ve çevre içindeki özgün konumu korunacaktır. Bu işlemlerde yapının mevcut fiziksel durumuna göre müdahalenin biçimi ve niteliklerinin koruma kurulunca saptanacağına,
b) Yapıların yıkılmadan korunmaları esastır. Yıkılma tehlikesi arzettiği (mail-i inhidam) malsahipleri ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğine, Yıkılacak şekilde tehlike yaratan (mail-i inhidam) korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları belediyeler veya valilikler tarafından boşaltılır. Gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin ilgili valilik ve belediyesince alındıktan sonra, konunun koruma kuruluna iletilerek alınacak karara göre işlem yapılacağına, c) Yapıların tarihsel ve sosyo – kültürel değer taşıyan eklerinin korunacağına,…”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
14. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tesciline ilişkin İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma
Yüksek Kurulunca alınan kararların kaldırılması yönündeki istemin reddini; 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahiplerince yapılacak başvuruya istinaden taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise kamulaştırılması hususlarında Kültür ve Turizm Bakanlığına tavsiyede bulunulmasını önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 09.12.2014 tarih ve sayılı yazısı ile Riskli
Yapı Raporu kesinleşen ve hakkında yıkım kararı verilen yapısının, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları
Koruma Bölge Kurulunun 25.08.2016 tarihli ve sayılı ve 28.08.2020 tarihli ve sayılı kararları ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline ilişkin itirazlarının değerlendirilmesine dair Kültür Varlıklarını
Koruma Yüksek Kurulunca alınan 02.12.2020 tarih ve sayılı kararın kaldırılması talebiyle
Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
16. Başvuru konusu iddialar ve talep hakkında başvuranın ve idarelerin dosyası muhteviyatına sunduğu
evrak incelenmiş olup özetle:
16.1. Söz konusu yapıyla ilgili olarak Riskli Yapı Tespiti için 25.10.2013 tarih ve sayılı dilekçe ve eki rapor ile başvuru yapıldığı, 04.11.2013 tarih ve sayılı İstanbul Altyapı Kentsel
Dönüşüm Müdürlüğü yazısı ile Riskli Yapı Raporunun onaylanarak Şişli Tapu Müdürlüğüne bildirim yapıldığı, 02.11.2013 tarih ve yevmiye numaralı Şişli Tapu Müdürlüğü yazısı ile bahse konu yapının tapu kütüğüne Riskli Yapı belirtmesinin tesis edildiği, Riskli Yapı tespitine maliklerce yapılan itirazın, İtiraz Değerlendirme Heyetinin 06.08.2014 tarihli ve No.lu toplantısında alınan sayılı karar ile oy birliği ile Reddine karar verildiği ve 09.12.2014 tarih ve sayılı Çevre ve Şehircilik İl
Müdürlüğünün yazısı ile Riskli Yapı Raporunun kesinleşerek Müdürlüğün 09.12.2014 tarih ve sayılı yazısı ile Riskli Yapı Yıkım Tebligat yazılarının düzenlendiği;
16.2. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un Uygulama
Yönetmeliğinin 8 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca, Şişli Belediyesince süreli tebligatların yapıldığı, taşınmazın 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak işlemleri aşamasında yürütülecek uygulamalara (proje onayı, inşaat ruhsatı ve yanan yıkılan yapılar formu/yıkım ruhsatı başvurusu vb.)
ilişkin olarak riskli yapının 2/3 çoğunluğuna sahip maliklerince anlaşma sağlandığına ilişkin bir bildirim ve yapının tahliyesi ile 2/3 çoğunluğa katılmayan maliklerin arsa paylarının satışına yönelik herhangi bir başvuru ve işlem talebinde bulunulmaması üzerine işlemlerin devamının sağlanamadığı; 16.3. Bu süreçte maliklerden ’in Mart 2015, Nisan 2015 ve Mayıs 2016 tarihlerinde
Şişli Belediyesine yaptığı başvuruların ekinde taşınmaza ilişkin sunulan raporda apartmanının iç duvarlarında ressam ’nin resimlerinin olduğunun belirtilmesi üzerine yerinde bir inceleme yapılarak resimlerin fotoğraflandığı; 16.4. Maliklerden ‘in İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu
Müdürlüğüne yaptığı 10.06.2016 tarih ve sayılı başvurusu ve Şişli Belediye Başkanlığı, Yapı Kontrol
Müdürlüğünün 13.06.2016 tarih ve sayılı yazısı ile söz konusu parselde kalan Apartmanına ilişkin giriş sağ ve sol duvarlarda ‘nin resimlerinin bulunduğu yapının bir dönem mimari özelliği taşıdığından tescil edilmesinin talep edildiği; 16.5. Konuya ilişkin Müdürlük uzmanlarınca 22.07.2016 tarih ve kayıt no.lu uzman raporunun hazırlandığı, Kurulun 25.08.2016 tarih ve sayılı kararında “… ada, parsel sayılı
Apartmanının bir dönem özelliklerini gösteren mimari kimliği ve yapının duvarlarında bulunan yine dönem özelliklerini yansıtan duvar resimleri bulunması sebebiyle 2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine, koruma grubunun II olarak belirlenmesine, rölövesi ile restitüsyon ve restorasyon projelerinin iletilmesi gerektiğine” karar verildiği; 16.6. İlgililerinin 21.12.2016 tarih ve kayıt numaralı, 21.12.2016 tarih ve kayıt numaralı,
21.12.2016 tarih ve kayıt numaralı, 31.01.2017 tarih ve kayıt numaralı, 31.01.2017 tarih ve
kayıt numaralı, 09.02.2017 tarih ve kayıt numaralı, 04.04.2017 tarih ve kayıt numaralı başvuruları ile söz konusu parselde bulunan yapının malikleri olduklarını belirterek yapı için alınmış olan tescil kararının tekrar değerlendirilmesini istedikleri; 16.7. Konuya ilişkin Müdürlük uzmanlarınca 18.04.2017 tarih ve sayılı uzman raporunun hazırlandığı, Kurulun 02.06.2017 tarih ve sayılı kararında; “… ada, parselde bulunan taşınmaza ilişkin Kurulumuzun 25.08.2016 tarih ve sayılı kararının geçerli olduğuna” karar verildiği; 16.8. İlgilisinin 18.05.2018 tarih ve kayıt numaralı başvurusu ile söz konusu taşınmazın emlak vergisinden muaf olmasının talep edildiği, konuya ilişkin Müdürlük uzmanlarınca 11.07.2018 tarih ve sayılı uzman raporunun hazırlandığı, Kurulun 13.07.2018 tarih ve sayılı kararında; “…
ada, parselde bulunan taşınmaza ilişkin vergi muafiyeti taleplerinin yapıya ait rölöve, restitüsyon projesi iletildikten sonra değerlendirilebileceğine” karar verildiği;
16.9. İlgilisinin 16.07.2020 tarih ve sayılı başvurusu ile alınmış olan sanat tarihi raporu doğrultusunda tescil kararının yeniden değerlendirilmesini talep ettiği, konuya ilişkin Müdürlük uzmanlarınca 27.08.2020 tarih ve sayılı uzman raporunun hazırlandığı, Kurulun 28.08.2020 tarih ve sayılı kararında, “… ada, parsele ilişkin İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma
Bölge Kurulunun 25.08.2016 tarih ve sayılı kararı ile tescil edilen yapının tescilinin devamına, Kurulumuzun 13.07.2018 tarih ve sayılı karan ile istenen rölöve, restitüsyon projesinin mülkiyet sahibince hazırlanarak ivedilikle Kurulumuza iletilmesine” karar verildiği; 16.10. İlgilisinin İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28/08/2020 tarih ve sayılı kararına karşı yaptığı itirazın değerlendirilmesi sonucunda Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek
Kurulunun 02/12/2020 tarih ve sayılı kararı ile başvuruya konu yapının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanununun 6 ncı maddesi ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve
Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşullarını taşıması nedeniyle itirazın reddine, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 28/08/2020 tarih ve sayılı kararının geçerli olduğuna karar verildiği; Hususları tespit edilmiştir.
17. Başvuru, malik olunan taşınmazın 2. grup korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek
Kurulunun 02/12/2020 tarih ve sayılı kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
18. Başvuruya konu istem, Anayasanın 63. maddesi ile 2863 sayılı Kanun hükümleri ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet hakkı yönünden inceleme gerektirmektedir. Bilindiği üzere, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması”na ülkemizde Anayasal düzeyde önem atfedilmiş olup bu husus Anayasanın 63. maddesinde ifade bulmuştur. Söz konusu madde ile Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini korumak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak ile yükümlendirilmiş, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
19. 2863 sayılı Kanun, Anayasanın 63. maddesiyle Devlete yüklenen bu ödevin bir gereği olarak tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinin korunması amacını taşımakta olup gerçek ve tüzelkişilerin bu kapsamda görev ve sorumluluklarına yer vererek mülkiyetin kullanımına kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin esaslarını ortaya koymaktadır.
20. 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesinde 19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar ile 19. yüzyıldan sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasında sayılmış; 7. maddesinde, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının tespitinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, Devletin imkânları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini
yansıtan yeteri kadar eserin, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirleneceği ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 61. maddesinde de, kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişilerin, Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Bölge Kurullarının kararlarına uymak zorunda oldukları Koruma Bölge Kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazların, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek
Kurulu gündemine alınacağı, itirazların, Koruma Yüksek Kurulunca incelenerek en geç üç ay içinde karara bağlanacağı, Koruma Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz konularının ayrıca koruma bölge kurulu gündemine alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.
21. Bu doğrultuda, Kanun’un 6. maddesinde hangi taşınmazların kültür varlığı olarak tescil edileceği tek tek sayılmak suretiyle örnekleriyle belirtilmiş, bilimsel ve teknik yönden Kanunun ortaya koyduğu tescil kriterlerini taşıyan bir taşınmazın, Kanun’un 7. maddesi ile bu konuda tespit ve tescil yetkisi tanınan
Koruma Bölge Kurullarınca kültür varlığı olarak tescil edileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan
Kanun’un 61. maddesi ile Bakanlığa, Koruma Bölge Kurul kararına karşı yapılan itirazların Koruma
Yüksek Kurulu gündemine alınıp alınmaması konusunda takdir yetkisi tanınırken, Koruma Yüksek
Kurulunca karara bağlanan itirazın yeniden Koruma Bölge Kurulu gündemine alınması engellenmiş, koruma kurullarınca verilen kararlara başkaca bir idari müdahale 2863 sayılı Kanun kapsamında öngörülmeyerek, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerin kurul kararlarına uymak zorunda oldukları kural altına alınmıştır.
22. Başvuranın taşınmazı da, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan incelemeler sonucu, İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 25.08.2016 tarih ve sayılı kararı ile bir dönem özelliklerini gösteren mimari kimliği ve yapının duvarlarında bulunan yine dönem özelliklerini yansıtan duvar resimleri bulunması sebebiyle 2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.
23. Başvuran tescil kararına üç yönden itiraz etmektedir. Bunlardan ilki taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilinden yaklaşık 3 yıl önce yapı hakkında 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümleri kapsamında Riskli Yapı Raporu düzenlenmiş olmasından
kaynaklanmaktadır:
23.1. Yukarıda 16 numaralı paragraf ve alt paragraflarda yer verildiği üzere başvuruya konu yapı hakkında itirazlar sonrası kesinleşmiş ve bugün de güncelliğini koruyan Riskli Yapı Raporu bulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu yapı hakkında Riskli Yapı Raporu kararına istinaden maliklere yıkım kararı tebligatları gönderilmişse de, 6306 sayılı Kanun uyarınca yürütülecek uygulamalar için 6306 Kanunun Uygulama
Yönetmeliğinin 8 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca, riskli yapının 2/3 çoğunluğuna sahip malikler arasında anlaşma sağlanamadığından yapının yıkımı mümkün olamamış, Yönetmelik ile maliklere tanınan bu süre içinde de taşınmazın korunması gereken kültür varlığı olduğuna dair yapılan başvuru ve yürütülen inceleme ve araştırma üzerine bu yönde tescil kararı alınmıştır.
23.2. Bir taşınmaz hakkında 2863 sayılı Kanun uyarınca kültür varlığı tescil kararı verilmesi halinde yapı hakkında yıkım ya da güçlendirme kararı alma konusundaki yetki koruma bölge kurullarına geçmekte olup
öncelikle ilgililerce Kurul kararlarıyla da ortaya konduğu üzere ivedilikle röleve, restitüsyon ve restorasyon projesinin sunulması gerekmektedir. Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli bir taşınmazın aynı zamanda riskli yapı olması sebebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığının 2863 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklanan tarihi ve kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasındaki sorumluluğu ortadan kalkmamakta, riskli yapı olsa dahi gerekli bilimsel ve teknik özellikleri haiz taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilinde 2863 sayılı Kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
23.3. Nitekim 6306 sayılı Kanun’un 9. maddesinde de, “2863 sayılı Kanun ve 5366 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda uygulamada bulunulması hâlinde alanın sit statüsü de gözetilerek Kültür ve
Turizm Bakanlığı’nın görüşü alınır.” denilmekle, riskli olarak tespit edilen ve itiraz süreci de tamamlanarak riskli olduğu kesinleşen 2863 sayılı Kanun kapsamındaki yapılar hakkında ilgili Kültür Varlıklarını Koruma
Bölge Kurulu’nun görüşünün alınması ve bu kurulun alacağı karara göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, 2863 sayılı Kanun kapsamındaki taşınmazların aynı zamanda 6306 sayılı Kanun’un kapsamında da kalması hâlinde Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşünün alınması yasal bir zorunluluktur. Bu gerekçelerle başvuranın itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
24. Başvuranın bir diğer iddiası yapısının 19.yüzyıl öncesinde yapılmadığı, 1950’li yıllarda inşa edilen bir yapı olduğu, belirli bir dönemi yansıtan mimari kimliğinin de bulunmadığı, apartman içinde bulunan
resimlerin farklı bir yerde sergilenebilmesinin mümkün olduğu yönündedir:
24.1. Yukarıdaki paragraflarda yer verildiği üzere “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları”
2863 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sayılmış ve örneklendirilmiş olmakla, bir yapının taşınmaz kültür
varlığı olarak kabul edilmesi için sadece 19. yy sonuna kadar yapılmış olması koşulu aranmamakta aynı zamanda 19. yüzyıldan sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar da korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasında kabul edilmektedir. Bu yönüyle yapının 19. yüzyıl öncesinde yapılmamış olması nedeniyle kültür varlığı olarak tescil edilemeyeceği yönündeki iddia kabul edilebilir görülmemiştir.
24.2. Öte yandan başvuran, yapının belirli bir dönemi yansıtan mimari kimliğinin olmadığını, 1952 yılında yapılmış olan yapının tipik bir modern mimarlık örneği oluşturduğunu ileri sürmektedir. Konuya ilişkin alınan Kurul Kararına Esas Uzman Raporu ve Koruma Yüksek Kurulunca alınan karara esas Yüksek Kurul
Uzman Raporu incelendiğinde, taşınmazın 2863 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi kapsamında kaldığı, öte yandan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında
Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşulları taşıyıp taşımadığına ilişkin olarak ise yapı hakkında tarihi, mimari, estetik, mahalli değerler kapsamı içinde Cumhuriyet Döneminin özgün örnekleri arasında yer aldığı, kentsel kimliğe katkıda bulunduğu sonucuna varılarak mevzuatta öngörülen kriterler yönünden ayrıntılı bir değerlendirme yapıldığı (bkz. 2.11.2.-2.11.3); binanın iç kesimine ait fotoğrafların incelenmesinden ise, cumhuriyet döneminin önemli ressamlarından olan ’ye (https://www. .com/) ait resimlerin duvar üzerine yapıldığı görüldüğünden ayrıca başvuranın gerek kurul kararlarının gerekse de kurul kararlarına esas uzman raporlarının alanında uzman, yetkin ve tarafsız kişilerce hazırlanmadığı yönünde bir iddiası da bulunmadığından şikâyetin bu yönüyle de kabul edilebilir olmadığı değerlendirilmiştir.
25. Başvuranın bir diğer şikâyeti taşınmazın kültür varlığı olarak tescili nedeniyle bakım, onarım ve esaslı onarım masraflarının çok yüksek olması ve yapılacak bir güçlendirme çalışmasının maliyetinin maliklere aşırı bir külfet yükleyecek olması nedenleriyle mülkiyet hakkının kullanımına getirilen sınırlamalardan
kaynaklanmaktadır:
25.1. Taşınmaz kültür varlığı maliki gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkının kullanımına getirilen kontrol/düzenlemelere, 2863 sayılı Kanun’un 9. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre söz konusu taşınmazlarda Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde Koruma Bölge Kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacak; esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise Kanun’un 10. maddesi ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak/aldırmak, bunların her türlü denetimini yapmak/yaptırmak ile yükümlendirilmiştir.
25.2. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve karar no.lu
Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımlarına İlişkin İlke Kararının konuya ilişkin ilgili bölümleri incelendiğinde ise, kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapıların 2. Grup yapılar olarak nitelendirildiği, esaslı onarım (restorasyon) ile yapıların yıkılmadan korunmasının amaçlandığı, yıkılma tehlikesi arzettiği malikler ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.
25.3. Kanun koyucu mülkiyet hakkının kullanımına getirdiği bu gibi sınırlamalara karşın, Kanun’un 11.
maddesi ile kültür varlıkları maliklerine, bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nın bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, 2863 sayılı Kanun kapsamında tanınan hak ve muafiyetlerden yararlanmaları imkânını getirmiş, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin, usulüne göre kamulaştırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 12. maddesinde de özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki taşınmaz kültür varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı kural altına alınmıştır.
25.4. Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik hükümleri incelendiğinde ise tadilat ve tamirat dışında kalan ve bilimsel esaslara göre hazırlanmış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile bunlara ilişkin mühendislik projelerinin yaptırılması ve bunların esaslı onarım (restorasyon) uygulamalarının katkı payı aktarılacak projeler arasında sayıldığı; mevcut durumu nedeniyle aciliyet arz eden taşınmaz kültür varlıklarından projelendirilmesi ve onarımı devam edenler ile malzeme, taşıyıcı sistem ve zemin sağlamlaştırılması gerekenlerin de değerlendirme öncelik sıralamasında birinci sırada yer aldığı görülmüştür.
25.5. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, korunması gereken kültür varlığı olarak tescilli yapı üzerinde Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde Koruma
Bölge Kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, onarım veya esaslı onarım yapılamayacağı düzenleme altına alınmakla, maliklerin bu varlıkların bakım ve onarımlarını ilke kararlarına ve kurul kararlarına uygun olarak yerine getirirken ihtiyaç duyacakları ayni, nakdi ve teknik yardımın Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca
yapılacağı, Kanun’un belirlediği bakım, onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise usulüne göre kamulaştırılacağı hüküm altına alındığından ayrıca başvuranın da sağlanan hak ve kolaylıklardan yararlanamadığı yönünde somut bir şikâyetinin olmaması karşısında başvuranın ferdi ve aşırı nitelikte bir yük altında bırakılmadığı değerlendirilmiştir.
26. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalardan özetle, başvuranın malikleri arasında olduğu
Apartmanının İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulunun 25.08.2016 tarih ve sayılı kararı ile bir dönem özelliklerini gösteren mimari kimliği ve yapının duvarlarında bulunan yine dönem özelliklerini yansıtan duvar resimleri bulunması sebebiyle 2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği; kişilerin taşınmazlarının korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa
Mahkemesine yapmış oldukları başvurulara ilişkin incelemelerinde Mahkemesince, başvurucuların mülkiyet haklarının kullanımına getirilen müdahalenin 2863 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddesinde hukuki dayanağını bularak kanunilik unsurunu taşıdığı öte yandan yine aynı maddeler kapsamında kültür ve tabiat varlığı niteliği bulunduğu tespit edilen bir taşınmazın tescili suretiyle korunması ve aslına uygun olarak muhafazasının insanlık tarihinin, milli kültürün ve kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması bakımından son derece önemli olduğu, bu kapsamda gerçekleşen müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığının kabul edilmesi gerektiğine vurgu yaptığı görülmekle (Nagihan Beken, B. No: 2014/9998, 12/7/2016, Ahmet Bölge, B. No: 2014/13133, 28/9/2016) somut başvuru yönünden de bu ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı; öte yandan başvuranın yapısının korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili nedeniyle mülkiyet hakkının kullanımına getirilen sınırlamalardan kaynaklanan şikâyetlerinin ise taşınmazın bakım, onarım ve esaslı onarımına ilişkin 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat hükümleri ile kolaylıklar sağlanması karşısında yerinde olmadığı, başvuranın mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında sağlanması gereken dengenin birey aleyhine bozulmadığı değerlendirilmiştir.
27. Bu bağlamda yukarıdaki gerekçelerle, başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tesciline ilişkin
İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek
Kurulunca alınan kararların kaldırılması yönündeki istemin reddi; 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahiplerince yapılacak başvuruya istinaden taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise kamulaştırılması hususlarında Kültür ve Turizm Bakanlığına tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme”
“nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı, tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı İstanbul Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; 1. Başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tesciline ilişkin İstanbul II Numaralı Kültür Varlıkları
Koruma Bölge Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca alınan kararların kaldırılması yönündeki istemin REDDİNE; 2. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahiplerince yapılacak başvuruya istinaden; taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise kamulaştırılması hususlarında KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek
işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi