T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/7517-S.23.12293
BAŞVURU NO : 2022/19201
KARAR TARİHİ : 16/06/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, konutunun 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle, mülkiyet hakkının kullanımına getirilen sınırlamalara yönelik şikayeti ile mağduriyetinin giderilmesi istemi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 23/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin maliki olduğu Konya ili, ilçesi, mahallesi, eski parselde (yeni ada, parsel) bulunan konutunun 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olduğunu; söz konusu taşınmazın kamulaştırılması/trampa edilmesi istemiyle Kurumumuza yapmış olduğu şikâyet başvurusu hakkında verilen Gönderme Kararı sonrasında İdaresince tarafına iletilen
22.6.2022 tarihli cevabi yazıdan, taşınmazın trampaya konu olmasının veya kamulaştırılmasının mümkün
olmadığının anlaşıldığını; yapının sert hava koşullarına, zamana ve malzemesine bağlı olarak dayanaksız olduğunu, tadilatının ise çok masraflı olduğunu, taşınmaz üzerindeki şerh nedeniyle satış şansının da çok düşük olduğunu; iddia ve şikâyetle, başvuranın mağduriyetinin giderilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.
/
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. 2022/6948 sayılı başvuru hakkında Kurumumuzun 9.6.2022 tarihli Gönderme Kararına cevaben Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 22.06.2022 tarihli ve
sayılı cevabi yazısında özetle:
2.1. Konya İli, İlçesi, Mahallesi, ada, parselde (eski parsel) kayıtlı taşınmazın
Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 01.11.2013 tarih ve sayılı kararı ile 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği ve koruma alanının belirlendiği, parselin olduğu yerleşim alanında herhangi bir arkeolojik, tarihi ya da kentsel sit alanı bulunmadığı, bu nedenle alana ilişkin koruma amaçlı imar planı bulunmadığı; 2.2. Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 01.11.2013 tarih ve sayılı kararı ile tescil edilen taşınmazlara ilişkin Konya İdare Mahkemelerine ilgili belediyesi ve ilgililer tarafından söz konusu yapıların tescillerinin kaldırılması için açılan davaların reddine karar verildiği, davacılar tarafından
Danıştay’a yapılan istinaf başvurularının da reddedildiği; 2.3. Mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün 05.08.2021 tarihli ve sayılı yazısının incelenmesinden taşınmazın doğal sit alanında kalmaması nedeniyle trampa talebinin Bakanlıklarınca değerlendirilemediğinin anlaşıldığı; 2.4. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde talebe konu ada, parselde (eski parsel) kayıtlı taşınmazın 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olduğu, 2. derece doğal sit alanı içinde olmadığı, şikâyet başvuru formunda 2. derece doğal sit alanı olarak kullanılan ifadenin 2. grup korunması gerekli kültür varlığı olması gerektiği, tapu kaydında da bu yönde belirtme olduğunun tespit edildiği; 2.5. Anılan taşınmazda tasarrufta bulunulamadığı iddiasına ilişkin olarak; 2.5.1. Anayasanın 35. ve 63. maddelerine atıfla, taşınmazın ‘2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı’ olarak tescil edilmesinin mülkiyet haklarının tamamının kısıtlandığı anlamına gelmeyeceği; 2.5.2. 2863 sayılı Kanunun 11. Maddesinde “…Taşınmaz kültür … varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. Ancak, kültür … varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez. Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler…” denilerek, maliklerin 2863 sayılı Kanuna aykırı olmayan mülkiyet haklarından faydalanabileceklerinin açıkça belirtildiği, söz konusu hüküm uyarınca, özel mülkiyette bulunan taşınmazın kiralanması ve satışı için de Bakanlıklarından izin alınması gerekmediği;
2.5.3. Ayrıca, konuya ilişkin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05.11.1999 gün ve
660 sayılı ‘Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları’ başlıklı ilke kararında
2. Grup Yapıların; “Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılar” olarak tanımlandığı; 2.5.4. Taşınmazda tadilat veya tasarrufta bulunulamadığı, taşınmazın kullanılamadığı iddialarına ilişkin olarak; 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının kullanımına engel bir husus bulunmadığı, söz konusu yapılarda bakım, basit veya esaslı onarım ve yapılabilecek diğer uygulamalara ilişkin hususların 660 sayılı ilke kararı ile belirlendiği, taşınmaz maliklerinin yapının günümüze ulaşmış sosyo-kültürel ve tarihi kimliğini oluşturan mekânsal, biçimsel ve yapısal özelliklerini bozmadan yapıyı kullanmaya devam edebildikleri, gerekirse 660 sayılı ilke kararında belirtilen hususlar kapsamında yapının mevcut fiziksel durumunun düzeltilmesi için tadilat- tamirat yapabildikleri, koruma bölge kurulunun görüşü doğrultusunda taşınmazlara yeni işlevler verilebildiği, bu nedenlerle, taşınmazın kullanılamadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı; 2.6. Anılan taşınmazın kamulaştırılması talebine ilişkin olarak; 2.6.1. Bakanlıklarınca anılan taşınmazın işlemleri devam eden ya da planlanan herhangi bir kamulaştırma çalışmasının bulunmadığı, ayrıca taşınmaz üzerinde Bakanlıklarınca fiilen herhangi bir uygulama yapılmadığı, malikin, mülkiyet hakkının tabii icabı olan ve 2863 sayılı Kanuna aykırı olmayan tüm hak ve yetkilerini kullanabildiğinin açık olduğu; 2.6.2. 2863 sayılı Kanunun 15. maddesinde; “Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm
Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm
Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur ve Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler.” hükmü ile 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde; ‘‘İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.” hükmünün yer aldığı; 2.6.3. Ayrıca, 2863 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen ilgili mevzuat hükmü ile kültür varlıklarının
Bakanlıklarınca kamulaştırılmasını öngörülüyorsa da kamulaştırma işleminin bir program dâhilinde yapılacağının da vurgulandığı, Bakanlıklarının kültür varlıklarını kamulaştırmakla yükümlü tutulması ile bu varlıkların korunmasını sağlamanın amaçlandığı, Bakanlıklarına yapılan kamulaştırma başvurularının da bu açıdan değerlendirildiği, kamulaştırma bütçesinin kısıtlılığı nedeniyle korunması için kamulaştırılması elzem olan taşınmazlar ile Bakanlıkları hizmetleri için ihtiyaç duyulan taşınmazlara öncelik verildiği; 2.6.4. Konuya ilişkin Bakanlarınca yayımlanan 02.02.2019 tarihli ve sayılı tebliğde 2863 sayılı
Kanun kapsamında yapılacak kamulaştırma çalışmalarına ilişkin belirlenen öncelik sıralamasının;
1) Bakanlıkları tarafından izin verilen ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yerli bilim kurumlarınca
gerçekleştirilen kazı alanlarında bulunan taşınmazlar ile Müze Müdürlüklerince gerçekleştirilen (müze kazıları, kurtarma kazıları v.s.) kazı alanlarında bulunan taşınmazlar,
2) Yatırım Programı çerçevesinde Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulaması yapılan Ören Yerlerinde
bulunan taşınmazlar,
3) Yatırım Programı çerçevesinde restorasyonu yapılan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve
bunların koruma alanlarında bulunan taşınmazlar,
4) Koruma Bölge Kurulu Müdürlükleri, Rölöve ve Anıtlar Müdürlükleri, Müze Müdürlükleri, Restorasyon
ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlükleri ile ihtiyaç duyulacak diğer hizmet binaları,
5) Kesin yapılaşma yasağı olan 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanları içerisinde kalan taşınmazlar,
6) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olan veya tescilli yapının koruma alanında olan
taşınmazlar,
7) Tarihi sit alanı veya 3. derece arkeolojik sit alanı olan taşınmazlar,
8) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında olup kamulaştırılmasına ihtiyaç
duyulan veya kamulaştırılması talep edilen taşınmazlar, Şeklinde sıralandığı; 2.6.5. Bu kapsamda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan “İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz” hükmü gereği Bakanlıkları 2022 mali yılı kamulaştırma ödeneğinin yetersiz olması nedeniyle, anılan Tebliğe göre 6. öncelik sıralamasında olan şikâyet konusu taşınmazın kamulaştırılmasının gerçekleştirilemediği; 2.6.6. Ayrıca, 2863 sayılı Kanunun 12. maddesinde; “Belediyelerin ve il özel idarelerinin görev alanlarında kalan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılmak üzere 29/7/1970 tarihli ve
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci ve 18 inci maddeleri uyarınca mükellef hakkında tahakkuk
eden emlak vergisinin % 10’u nispetinde Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilir ve ilgili belediyesince emlak vergisi ile birlikte tahsil edilir. Tahsil edilen miktar, il özel idaresi tarafından açılacak özel hesapta toplanır. Bu miktar; il özel idaresince ve belediyelerce kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan projeler kapsamında kamulaştırma, projelendirme, plânlama ve uygulama konularında kullanılmak üzere il özel idaresine ve il sınırları içindeki belediyelere vali tarafından aktarılır ve bu pay valinin denetiminde kullanılır. İl özel idarelerince yapılan projeler için kullanılan miktar özel hesabın % 30’unu geçemez.” hükmü ile 6360 sayılı Kanunun 3. maddesi 3. fıkrasında
“2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12. maddesi kapsamında İl Özel
İdarelerince kullanılan haklar ve yetkiler ile yürütülen görevler, İl Özel İdaresi bulunmayan illerde
“Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca kullanılır ve yürütülür” hükmü bulunduğu;
2.6.7. Söz konusu Kanun maddeleri kapsamda, taşınmazın kamulaştırma talebinin, Konya Valiliği (Yatırım
İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı) ve Beyşehir Belediye Başkanlığınca da değerlendirilebileceği; 2.7. Anılan taşınmazın trampa edilmesi talebine ilişkin olarak; 2.7.1. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 15. maddesinin trampa işlemlerini düzenleyen (f) fıkrasında “Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür … varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başka
Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez. Ancak, Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşul parsele yönelik uygulanır ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz.” ve “Sit Alanlarında Kalan Taşınmazların Hazine
Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik”in 4. maddesinde; ” (1) Sit alanlarından, 1. ve 2.
derece arkeolojik sit alanı … olarak tescil edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu yerlerde kalan ve Bakanlık tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan yerlerde bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir. (2) Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz.” hükümlerine yer verildiği; 2.7.2. Bu kapsamda; 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanında olup koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen taşınmazların Bakanlıklarınca trampaya konu edilebildiği, 2. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli yapıların trampa kapsamında değerlendirilemediği; 2.7.3. Ayrıca şikayet formundaki, malik tarafından söz konusu yapıdaki yıpranmalara müdahale edilmek istense de maddi durumunun imkan vermediği iddiasına ilişkin olarak, 27/05/2015 tarih ve 29368 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Taşınmaz Kültür Varlıklarına Yardım Sağlanmasına Dair
Yönetmelik” kapsamında, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için Bakanlıkça yapılacak ayni, nakdi ve teknik yardımlarla ilgili olarak Bakanlıkları Kültür Varlıkları ve
Müzeler Genel Müdürlüğüne başvurulabileceğinin değerlendirildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 8.3.2023 tarihli ve
3549496 sayılı cevabi yazısında özetle:
3.1. Bakanlıkları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Emlak Daire Başkanlığı takas/kamulaştırma konulu arşivde taşınmaza ilişkin idareleri aleyhine yargı organlarında taşınmazın kamulaştırılması veya trampası talepli açılmış dava ya da buna dair evrak bulunmadığı; 3.2. Bakanlıkları Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 06.03.2023 tarihli ve sayılı yazısından, tarafından Konya İli, İlçesi, Beldesi, Mahallesi’nde bulunan ve tapunun pafta, parseline kayıtlı olup davacının mülkiyetindeki konutun II. grup korunması
gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak belirlenmesine ve tesciline yönelik 01/11/2013 tarih ve sayılı
Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu işleminin iptali için Konya 2. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, Mahkemenin 31/12/2014 tarih ve sayılı kararı ile davanın reddedildiği, anılan kararın Danıştay 14. Dairesinin 19/03/2018 tarih ve sayılı kararı ile onandığı ve yine Danıştay 14. Dairesinin 28/02/2019 tarih ve sayılı kararı ile davacının karar düzeltme talebinin reddedildiği ve kararın Bakanlıkları lehine kesinleştiğinin anlaşıldığı; 3.3. Başvuran vekilinin dilekçesindeki iddialarına ilişkin sayılı Kanun, ilgili yönetmelikler ve ilke kararları doğrultusunda; 22.06.2022 tarihli ve sayılı yazıları ile iletilenlere eklenecek herhangi bir husus bulunmadığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.
4. Konya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğünün 21.3.2023
tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle:
4.1. Başvuranın bahse konu Konya ili, ilçesi, Mahallesi eski parsele yönelik olarak
Konya Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına bir başvurusunun bulunmadığı; 4.2. Başvuruya konu taşınmazın korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kamulaştırmayı da içerecek şekilde hazırlanacak projeleri mülkiyet sahibinin kendisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Belediyelerin de yapabildiği; 4.3. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı olarak 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanunu ve Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik hükümlerince, Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlıklarının hazırlamış oldukları projeler kapsamında projenin önem durumu ve bütçe imkânları çerçevesinde belediyelere hakediş karşılığı ödenek aktarımı yapılabildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
5. Beyşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 16.5.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle, 5.1. Başvuruya konu taşınmazın Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 01.11.2013 tarih sayılı kararı ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı, kullanım durumu II/konut ve önerilen kullanımı konut olarak tescil edildiği ve koruma altına alındığı; 5.2. Uygulama İmar planında konut alanına isabet eden özel mülkiyete tabi olan ada no. lu parselin
Belediyeleri adına kamulaştırma / trampa işleminin yapılmasını gerektiren bir imar durumunun söz konusu olmadığı; 5.3. Bahsi geçen parselde bulunan yapıya hazırlatılacak proje ve eklerinin hazırlatılması durumunda
KUDEB ve Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile gerekli yazışmaların Belediyelerince yapılarak, gerekli izinlerin çıkması durumunda idarelerinin ruhsat düzenleyebileceği;
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 6.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 6.2. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesinde, “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir.”; 6.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 7. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 7.1. “Tanımlar ve kısaltmalar:” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: (1) (Değişik: 14/7/2004 – 5226/1 md.)”Kültür varlıkları”; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır. …”; 7.2. “Devlet malı niteliği:” başlıklı 5. maddesinde, “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir. ….”; 7.3. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları:” başlıklı 6. maddesinde, “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, …”; 7.4. “Tespit ve tescil:” başlıklı 7. maddesinde (Değişik: 17/6/1987 – 3386/2 md.), “(Değişik birinci fıkra
: 26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır.
Devletin imkânları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur.”; 7.5. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı:” başlıklı 9. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/3 md.), “Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez.
Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”; 7.6. “Yetki ve yöntem:” başlıklı 10. maddesinde, “Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir. …”; 7.7. “Hak ve sorumluluk:” başlıklı 11. maddesinde, “Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, bu Kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanırlar. … Malikler bu varlıkların üzerindeki mülkiyet haklarının tabii icabı olan ve bu Kanunun hükümlerine aykırı bulunmayan bütün yetkilerini kullanabilirler.
Bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülkleri, usulüne göre kamulaştırılır. …”; 7.8. “Taşınmaz kültür varlıklarının onarımına yardım sağlanması ve katkı payı” başlıklı 12.
maddesinde, “Özel hukuka tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının; korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik
yardım yapılır (…)(Mülga ikinci ve üçüncü fıkralar: 21/2/2001 – 4629/6 md.) (Mülga 4 üncü fıkra:
14/4/2004 – 5226/6 md.) (Ek fıkra: 14/7/2004 – 5226/6 md.) Bu amaçla, Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur. Bakanlıkça yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. (Değişik altıncı fıkra : 4/2/2009-5835/1 md.) Belediyelerin ve il özel idarelerinin görev alanlarında kalan kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılmak üzere 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı
Emlak Vergisi Kanununun 8 inci ve 18 inci maddeleri uyarınca mükellef hakkında tahakkuk eden emlak vergisinin % 10’u nispetinde Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilir ve ilgili belediyesince emlak vergisi ile birlikte tahsil edilir. (Değişik yedinci fıkra : 4/2/2009-5835/1 md.)
Tahsil edilen miktar, il özel idaresi tarafından açılacak özel hesapta toplanır. Bu miktar; il özel idaresince ve belediyelerce kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan projeler kapsamında kamulaştırma, projelendirme, plânlama ve uygulama konularında kullanılmak üzere il özel idaresine ve il sınırları içindeki belediyelere vali tarafından aktarılır ve bu pay valinin denetiminde
kullanılır. İl özel idarelerince yapılan projeler için kullanılan miktar özel hesabın % 30’unu geçemez. (
…)” 7.9. “Kamulaştırma:” başlıklı 15. maddesinde, “Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve
Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik:14/7/2004 – 5226/7 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler. (…) c) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanları, imar planında yola, otoparka, yeşil sahaya rastlıyorsa bunların belediyelerce; sair kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve onarım ile görevli oldukları veya kullandıkları bu gibi kültür varlıklarının korunma olanlarının ise, bu kurum ve kuruluşlarca, kamulaştırılması esastır. (…) e) (Değişik: 17/6/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır. … f) (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…)(1) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. …”; 8. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 8.1. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. (…) , (Ek fıkra: 24/4/2001 – 4650/1 md.) İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz. (…)” 9. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 9.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; 10.2. “Ret kararı” başlıklı 33. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması hâlinde ret kararı verilir.”;
11. 13.03.2012 tarihli ve 28232 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Korunması Gerekli Taşınmaz
Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’in 11.1. “Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları” (Değişik başlık:RG-9/1/2015-29231)
başlıklı 4. maddesinde, “…c) (Değişik:RG-9/1/2015-29231) Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım tekniği, biçim bakımından özellik göstermesi, kent ve çevre kimliğine, dokusuna katkıda bulunması, yöresel yaşam biçimini yansıtması,..”; 12. 22.08.2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının
Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik’in, 12.1. “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelikte geçen; c) Esaslı Onarım: Tadilat ve tamirat dışında kalan ve bilimsel esaslara göre hazırlanmış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerine dayalı uygulamaları,”; 12.2. “Değerlendirmede öncelik sırası” başlıklı 11. maddesinde, “(1) 10 uncu maddede sayılan kamulaştırma, planlama, projelendirme ve uygulama başvurularının değerlendirilmesinde aşağıdaki öncelik sırası dikkate alınır; a) Mevcut durumu nedeniyle aciliyet arz eden taşınmaz kültür varlıkları, 1)
Projelendirilmesi ve onarımı devam edenler,2) Malzeme, taşıyıcı sistem ve zemin sağlamlaştırılması gerekenler, …” 13. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve 660 karar no.lu
Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım Ve Onarımlarına İlişkin İlke Kararı’nın, 13.1. “Yapı Grupları”
Yapılar, kendi başlarına bir tarihi ve estetik değer taşımaları ya da kentlerin tarihi kimliğini oluşturan
kentsel sitler, sokaklar ve siluetlerin ögeleri olarak iki gruba ayrılmıştır:
2. Grup Yapılar
Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır.
13.2. “I-Müdahale Biçimleri”
Korunacak yapılara müdahaleler, her yapının kendine özgü koşullarına göre saptanacaktır.
2) Onarım
Yapının yaşamını sürdürmeyi amaçlayan, tasarımda, malzemede, strüktürde ve mimari ögelerde değişiklik gerektiren müdahalelerdir.
b) Esaslı Onarım (Restorasyon)
Yapının rölöveye dayanan restitüsyon ve / veya restorasyon projeleri ile diğer ilgili belgelerin içerikleri ve ölçekleri koruma kurulunca belirlenen müdahalelerdir. [Sağlamlaştırma (Konsolidasyon), Temizleme (Liberasyon), Bütünleme (Reintegrasyon), Yenileme (Renovasyon), Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon), Taşıma (Moving)].
Tüm bu uygulamalar için koruma kurulu kararının alınması gerektiğine, 13.3. “II. Esaslı Onarım İlkeleri” a) Yapının günümüze ulaşmış sosyo-kültürel ve tarihi kimliğini oluşturan mekansal, biçimsel ve yapısal özellikleri ve çevre içindeki özgün konumu korunacaktır. Bu işlemlerde yapının mevcut fiziksel durumuna göre müdahalenin biçimi ve niteliklerinin koruma kurulunca saptanacağına, b) Yapıların yıkılmadan korunmaları esastır. Yıkılma tehlikesi arzettiği (mail-i inhidam) malsahipleri ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğine, Yıkılacak şekilde tehlike yaratan (mail-i inhidam) korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları belediyeler veya valilikler tarafından boşaltılır. Gerekli fiziki ve güvenlik önlemlerinin ilgili valilik ve belediyesince alındıktan sonra, konunun koruma kuruluna iletilerek alınacak karara göre işlem yapılacağına, c) Yapıların tarihsel ve sosyo – kültürel değer taşıyan eklerinin korunacağına,…” 14. 02.02.2019 tarihli ve 99282 sayılı tebliğde 2863 sayılı Kanun kapsamında yapılacak kamulaştırma
çalışmalarına ilişkin belirlenen öncelik sıralamasına aşağıda yer verilmiştir:
1) Bakanlıkları tarafından izin verilen ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yerli bilim kurumlarınca
gerçekleştirilen kazı alanlarında bulunan taşınmazlar ile Müze Müdürlüklerince gerçekleştirilen (müze kazıları, kurtarma kazıları v.s.) kazı alanlarında bulunan taşınmazlar,
2) Yatırım Programı çerçevesinde Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulaması yapılan Ören Yerlerinde
bulunan taşınmazlar,
3) Yatırım Programı çerçevesinde restorasyonu yapılan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve
bunların koruma alanlarında bulunan taşınmazlar,
4) Koruma Bölge Kurulu Müdürlükleri, Rölöve ve Anıtlar Müdürlükleri, Müze Müdürlükleri, Restorasyon
ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlükleri ile ihtiyaç duyulacak diğer hizmet binaları,
5) Kesin yapılaşma yasağı olan 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanları içerisinde kalan taşınmazlar,
6) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olan veya tescilli yapının koruma alanında olan
taşınmazlar,
7) Tarihi sit alanı veya 3. derece arkeolojik sit alanı olan taşınmazlar,
8) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında olup kamulaştırılmasına ihtiyaç
duyulan veya kamulaştırılması talep edilen taşınmazlar, …”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahibince yapılacak başvuruya istinaden taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise 2863 sayılı Kanun’un 11. ve 15. madde hükümleri gereği kamulaştırılması hususlarında
Kültür ve Turizm Bakanlığına tavsiyede bulunulması bulunulmasını önermiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvuran vekili özetle, müvekkilinin maliki olduğu konutunun 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiğini, yapının sert hava koşullarına, zamana ve malzemesine bağlı olarak dayanaksız olduğunu, tadilatının ise çok masraflı olduğunu, ayrıca taşınmaz üzerindeki şerh nedeniyle satış şansının da çok düşük olduğunu belirterek başvuranın mülkiyet hakkının kullanımına getirilen sınırlamalardan kaynaklı mağduriyetinin giderilmesi hususunda gereğini talep etmiştir.
17. Başvuru konusu iddialar ve talep hakkında dosyası muhteviyatına sunulan evrak incelenmiş olup özetle; başvuruya konu Konya İli, İlçesi, Mahallesi, ada, parselde (eski parsel) kayıtlı taşınmazın Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 01.11.2013 tarih ve sayılı kararı ile 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği ve koruma alanının belirlendiği; parselin olduğu yerleşim alanında herhangi bir arkeolojik, tarihi ya da kentsel sit alanı bulunmadığı, doğal sit alanı içinde de yer almadığı, alana ilişkin koruma amaçlı imar planı da bulunmadığı; tarafından mülkiyetindeki konutun II. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak belirlenmesine ve tesciline yönelik 01/11/2013 tarih ve sayılı Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu işleminin iptali için Konya 2. İdare Mahkemesinde dava açıldığı, Mahkemenin 31/12/2014 tarih ve sayılı kararı ile “Bu durumda, yapının kentsel kimliğin bir parçası oluşu ve yapıldığı dönemin mimari ve teknik özelliklerini yansıtması, geleneksel
Evi’nin çizgisel ve mekansal özelliklerini taşıması, Anadolu’nun geleneksel konut mimarisinin çok iyi bir temsilcisi olması karşısında tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık görülmemiştir.” denilmekle davanın reddedildiği; anılan kararın Danıştay 14. Dairesinin 19/03/2018 tarih ve sayılı kararı ile onandığı ve yine Danıştay 14. Dairesinin 28/02/2019 tarih ve sayılı kararı ile davacının karar düzeltme talebinin reddedilerek kesinleştiği; hususları anlaşılmıştır.
18. Başvuru, malik olunan taşınmazın 2. grup korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası ve mağduriyetin giderilmesi istemine ilişkindir.
19. Başvuruya konu istem, Anayasanın 63. maddesi ile 2863 sayılı Kanun hükümleri ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet hakkı yönünden inceleme gerektirmektedir. Bilindiği üzere, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması”na ülkemizde Anayasal düzeyde önem atfedilmiş olup bu husus Anayasanın 63. maddesinde ifade bulmuştur. Söz konusu madde ile Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini korumak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak ile yükümlendirilmiş, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin Kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
20. 2863 sayılı Kanun, Anayasanın 63. maddesiyle Devlete yüklenen bu ödevin bir gereği olarak tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinin korunması amacını taşımakta olup gerçek ve tüzelkişilerin bu kapsamda görev ve sorumluluklarına yer vererek mülkiyetin kullanımına kontrol ve düzenleme şeklinde gerçekleşen müdahalenin esaslarını ortaya koymaktadır.
21. 2863 sayılı Kanun’un 6. maddesinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar korunması gereken taşınmaz kültür varlıkları arasında sayılmış; 7. maddesinde, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının tespitinin, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılacağı, yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, Devletin imkânları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirleneceği ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu doğrultuda, Kanun’un 6. maddesinde hangi taşınmazların kültür varlığı olarak tescil edileceği tek tek sayılmak suretiyle örnekleriyle belirtilmiş, bilimsel ve teknik yönden Kanunun ortaya koyduğu tescil kriterlerini taşıyan bir taşınmazın, Kanun’un 7. maddesi ile bu konuda tespit ve tescil yetkisi tanınan
Koruma Bölge Kurullarınca kültür varlığı olarak tescil edileceği hüküm altına alınmıştır.
22. Başvuranın taşınmazı da, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan incelemeler sonucu, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 01.11.2013 tarih ve sayılı kararı ile 2.
grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilerek koruma alanı belirlenmiştir. Bu husus ayrıca Mahkemesince de ortaya konmuştur.
23. Başvuran vekili öncelikle yapının sert hava koşullarına, zamana ve malzemesine bağlı olarak dayanaksız olduğunu, bir nevi harabe olduğunu, bu sebeplerle gerek oturum gerekse de kiralama amaçlı konut kullanımına elverişli olmadığını, tadilatının (bakım, onarım ve esaslı onarım masraflarının) ise taşınmazın kültür varlığı olarak tescili nedeniyle malike aşırı bir külfet yükleyeceğini belirterek malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkından faydalanamadığını iddia etmektedir.
24. Taşınmaz kültür varlığı maliki gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkının kullanımına getirilen kontrol/düzenlemelere, 2863 sayılı Kanun’un 9. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre söz konusu
/
taşınmazlarda Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde Koruma Bölge Kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacak; esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise Kanun’un 10. maddesi ile taşınmaz kültür varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak/aldırmak, bunların her türlü denetimini yapmak/yaptırmak ile yükümlendirilmiştir.
Öte yandan bir taşınmaz hakkında 2863 sayılı Kanun uyarınca kültür varlığı tescil kararı verilmesi halinde yapı hakkında yıkım ya da güçlendirme kararı alma konusundaki yetki koruma bölge kurullarına geçmekte olup öncelikle ilgililerce Kurul kararlarıyla da ortaya konduğu üzere ivedilikle röleve, restitüsyon ve restorasyon projesinin sunulması gerekmektedir. Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli bir taşınmazın aynı zamanda riskli yapı olması halinde dahi Kültür ve Turizm Bakanlığının 2863 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklanan tarihi ve kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasındaki sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır.
25. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5.11.1999 tarihli ve 660 karar no.lu Taşınmaz
Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımlarına İlişkin İlke Kararının konuya ilişkin ilgili bölümleri incelendiğinde ise, kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki yöresel yaşam biçimini yansıtan yapıların 2. grup yapılar olarak nitelendirildiği, esaslı onarım (restorasyon) ile yapıların yıkılmadan korunmasının amaçlandığı, yıkılma tehlikesi arz ettiği malikler ya da belediyelerce ileri sürülen yapıların yıkılma kararlarının ancak koruma kurulunca alınabileceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür.
26. Kanun koyucu mülkiyet hakkının kullanımına getirdiği bu gibi sınırlamalara karşın, Kanun’un 11.
maddesi ile kültür varlıkları maliklerine, bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nın bu Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece, 2863 sayılı Kanun kapsamında tanınan hak ve muafiyetlerden yararlanmaları imkânını getirmiş, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin, usulüne göre kamulaştırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 12. maddesinde de özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki taşınmaz kültür varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için Kültür ve Turizm Bakanlığınca ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı kural altına alınmıştır.
27. Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik hükümleri incelendiğinde ise tadilat ve tamirat dışında kalan ve bilimsel esaslara göre hazırlanmış rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile bunlara ilişkin mühendislik projelerinin yaptırılması ve bunların esaslı onarım (restorasyon) uygulamalarının katkı payı aktarılacak projeler arasında sayıldığı; mevcut durumu nedeniyle aciliyet arz eden taşınmaz kültür varlıklarından projelendirilmesi ve onarımı devam edenler ile malzeme, taşıyıcı sistem ve zemin sağlamlaştırılması gerekenlerin de değerlendirme öncelik sıralamasında birinci sırada yer aldığı görülmüştür.
28. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, korunması gereken kültür varlığı olarak tescilli yapı üzerinde Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde Koruma
Bölge Kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, onarım veya esaslı onarım yapılamayacağı düzenleme altına alınmaktaysa da, maliklerin bu varlıkların bakım ve onarımlarını ilke kararlarına ve kurul kararlarına uygun olarak yerine getirirken ihtiyaç duyacakları ayni, nakdi ve teknik yardımın Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nca yapılacağı, Kanun’un belirlediği bakım, onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise usulüne göre kamulaştırılacağı hüküm altına alındığından başvuran vekilinin
‘malikin taşınmazının konut olarak kullanıma elverişli . olmadığı, harabe niteliği arz ettiği, öte yandan tadilatın ise kültür varlığı tescilli bir yapı olduğundan malike aşırı bir külfet yükleyeceği’ yönündeki iddialarının yerinde olmadığı, ilgili mevzuatı kapsamında sağlanan hak ve kolaylıklardan başvuranın yararlanamadığı yönünde somut bir şikâyetin de olmadığı gözetildiğinde, başvuranın bu yönlerden ferdi ve aşırı nitelikte bir yük altında bırakılmadığı kanaati ve sonucuna varılmıştır.
29. Başvuran vekili ayrıca, taşınmazın 2. grup kültür varlığı olarak tescil edilmesi ve taşınmazın tapu kaydı üzerine bu hususa ilişkin konulan belirtme nedeniyle satış şansının düşük olduğunu, taşınmazın kamulaştırılması yönündeki istemin ise Bakanlıkları 2022 mali yılı kamulaştırma ödeneğinin yetersiz olması nedeniyle gerçekleştirilemediğini belirtmekte, başvuranın mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
30. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerden, başvuruya konu taşınmaz hakkında devam eden ya da planlanan herhangi bir kamulaştırma çalışmasının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde Bakanlıkça fiilen herhangi bir uygulama da yapılmadığı anlaşılmıştır. 2863 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma:” başlıklı 15.
maddesinde, kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılacağı, bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konacağı; kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birliklerinin tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, ‘koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda’ kullanılmak kaydıyla kamulaştırabileceği; korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının, imar planında yola, otoparka, yeşil sahaya rastlıyorsa bunların belediyelerce; sair kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve onarım ile görevli oldukları veya kullandıkları bu gibi kültür varlıklarının korunma alanlarının ise, bu kurum ve kuruluşlarca, kamulaştırılmasının esas olduğu hususlarının hüküm altına alındığı görülmüştür.
31. Görüldüğü üzere 2863 sayılı Kanun gereği kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının Kültür ve Turizm
Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılması esas olup, kamulaştırma bütçesinin kısıtlılığı ayrıca kamulaştırma işlemlerinde emsal durumdaki mülkiyet sahiplerine eşit yaklaşımın sağlanabilmesi amacıyla yürütülecek kamulaştırma işlemlerinde 02.02.2019 tarihli ve sayılı tebliğ ile Bakanlıkça bir öncelik sıralaması belirlenmiştir. “Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olan veya tescilli yapının koruma alanında olan taşınmazlar,..” sınıfına giren başvuranın taşınmazı da anılan Tebliğe göre 6. öncelik sıralamasında olduğundan şikâyet konusu taşınmazın kamulaştırılmasının bugüne dek gerçekleştirilemediği anlaşılmıştır.
32. Kamulaştırma konusunda yetkili diğer idareler yönünden somut olay incelendiğinde ise; Konya Valiliği
Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı olarak 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanunu ve Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payına Dair Yönetmelik hükümlerince, Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlıklarının hazırlamış oldukları projeler kapsamında projenin önem durumu ve bütçe imkânları çerçevesinde belediyelere hakediş karşılığı ödenek aktarımı yapılabilmesi
mümkünse de başvuruya konu taşınmazın korunması ve değerlendirilmesi amacıyla kamulaştırmayı da içerecek şekilde mülkiyet sahibinin kendisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı veya Belediyesince hazırlanmış bir projenin bulunmadığı; öte yandan başvuruya konu taşınmazın uygulama imar planında konut alanına isabet etmesi nedeniyle ilgili Belediyesince de kamulaştırma/trampa işleminin yapılmasını gerektiren bir imar durumunun söz konusu olmadığı hususları anlaşılmıştır.
33. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalardan özetle, başvuranın maliki olduğu taşınmazın kentsel kimliğin bir parçası olması, yapıldığı dönemin mimari ve teknik özelliklerini yansıtması, geleneksel
Evi’nin çizgisel ve mekânsal özelliklerini taşıması, Anadolu’nun geleneksel konut mimarisinin çok iyi bir temsilcisi olması nedenleriyle 2863 sayılı yasanın 6. ve 7. maddeleri gereği Konya Kültür Varlıklarını
Koruma Bölge Kurulunun 01.11.2013 tarih ve sayılı kararı ile 2. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği ve koruma alanının belirlendiği; parselin olduğu yerleşim alanında herhangi bir arkeolojik, tarihi ya da kentsel sit alanı bulunmadığı gibi yapının doğal sit alanı içinde de yer almadığı; alana ilişkin koruma amaçlı imar planı da bulunmadığı bu sebeplerle trampaya uygun olmadığı; kişilerin taşınmazlarının korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları başvurulara ilişkin incelemelerinde Mahkemesince, başvurucuların mülkiyet haklarının kullanımına getirilen müdahalenin
2863 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddesinde hukuki dayanağını bularak kanunilik unsurunu taşıdığı öte
yandan yine aynı maddeler kapsamında kültür ve tabiat varlığı niteliği bulunduğu tespit edilen bir taşınmazın tescili suretiyle korunması ve aslına uygun olarak muhafazasının insanlık tarihinin, milli kültürün ve kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması bakımından son derece önemli olduğu, bu kapsamda gerçekleşen müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığının kabul edilmesi gerektiğine vurgu yaptığı görülmekle (Nagihan Beken, B. No: 2014/9998, 12/7/2016, Ahmet Bölge, B. No: 2014/13133, 28/9/2016) somut başvuru yönünden de bu ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı; öte yandan başvuranın yapısının korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili nedeniyle mülkiyet hakkının kullanımına getirilen sınırlamalardan kaynaklanan şikâyetlerinin ise taşınmazın bakım, onarım ve esaslı onarımına ilişkin 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat hükümleri ile kolaylıklar sağlanması karşısında yerinde olmadığı, başvuranın mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında sağlanması gereken dengenin birey aleyhine bozulmadığı değerlendirilmiştir.
34. Bununla birlikte yukarıdaki gerekçelerle, 2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahibince yapılacak başvuruya istinaden taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise 2863 sayılı Kanun’un 11. ve 15. madde hükümleri gereği kamulaştırılması hususlarında
Kültür ve Turizm Bakanlığına tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 35. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği
değerlendirildiğinden idarenin iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme”
“nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı, tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
36. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Konya
Mahkemelerinde dava yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
2863 sayılı Kanun ve sair mevzuat çerçevesinde mülkiyet sahibince yapılacak başvuruya istinaden
taşınmazın bakım ve onarımı için ayni, nakdi ve teknik yardım yapılması, bu Kanunun belirlediği bakım onarım sorumluluklarını yerine getirmekte aczi olanların mülklerinin ise 2863 sayılı Kanun’un 11. ve 15.
madde hükümleri gereği kamulaştırılması hususlarında KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvuran vekiline ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi