|
ÖZET: Başvuru, Şanlıurfa ili Harran ilçesi Tanınmış Mahallesi’nde bulunan Küme Evler mezrasındaki su hizmetinin sağlanmamasıyla ilgilidir. Şikayetçi, bu bölgedeki vatandaşların yaklaşık yedi yıldır su hizmeti alamadığını ve gerekli inşaat malzemelerinin zamanında bırakılmasına rağmen herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini belirtmiştir. Ayrıca, bu malzemelerin zamanla bozulduğunu ve vatandaşların suya erişiminde yaşanan sorunların, Covid-19 pandemisi gibi sağlık tehditleri açısından risk oluşturduğunu vurgulamıştır. Anayasa’nın ilgili maddelerine atıfta bulunarak, devletin vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğunu ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin bu sorunu çözmek için belirli bir plan ve program dahilinde hareket etmesi gerektiği yönünde tavsiye kararı vermiştir. İdarenin, başvuruya ilişkin verdiği yanıtların genel ve soyut nitelikte olduğu, bu durumun iyi yönetim ilkeleriyle çeliştiği belirtilmiştir. Ayrıca, su hizmetinin sağlanmasına yönelik taleplerin büyük önem taşıdığı ve bu hizmetlerin öncelik sırasına göre sunulması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne, su sorununun giderilmesi için gerekli işlemleri makul bir süre içinde gerçekleştirmesi tavsiye edilmiştir. İdarenin, bu karar doğrultusunda 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi zorunludur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/233-S.21.349
BAŞVURU NO : 2020/95842
KARAR TARİHİ : 05/01/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi (ŞUSKİ)
BAŞVURUNUN KONUSU : Şikâyetçinin, Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, Tanınmış
Mahallesi’ne bağlı Küme Evler mezrasında yaşayan vatandaşların su sorununun giderilmesine ilişkin talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07/09/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi, Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, Tanınmış Mahallesi’ne bağlı Küme Evler mezrasında yaşayan vatandaşlara ŞUSKİ tarafından su hizmeti sağlanmadığını, yaklaşık 7 yıl önce su hizmeti sağlanması için gerekli inşai malzemelerin hizmet verilecek bölgeye bırakıldığı ve halen konuyla ilgili hiçbir ilerleme kaydedilmediği iddialarının bulunduğunu, Küme
Evler mezrasına su hizmeti verilebilmesi için bırakılan inşaat malzemelerinin küflendiğini, çürüdüğünü ve özelliklerini kaybederek heba olduğunu, ekte sundukları video kayıtları ve fotoğraflardan iş bu durumların açıkça görüldüğünü, bahsi geçen mezrada yaşayan vatandaşlar tarafından ilgili idareye bizzat ve sosyal medya üzerinden birden fazla kez başvurusunda bulunulduğunu, ancak bahsi geçen idare tarafından konuyla ilgili hiçbir çözüm üretilmediğini,
Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsünün ülkemiz için de ciddi bir tehdit yarattığını, bu virüs ile mücadelede en etkin silahın temizlik olduğu vurgusunun sürekli olarak yapıldığını, ancak şikayete konu bölgedeki vatandaşların suya ulaşamadıklarını, bu durumun vatandaşlar için risk teşkil ettiğini, Anayasanın 5 inci ve 56 ncı maddeleri uyarınca; Devlete, vatandaşların hayatlarını idame ettirebilmesi için gerekli hizmetlerin sağlanması hususunda sorumluluk yüklendiğini, bu nedenle vatandaşların sağlıklı bir şekilde yaşamlarını devam ettirebilmeleri için temiz su ihtiyacını karşılayacak kamu hizmetlerine ulaşabilir olması gerektiğini, ilgili İdarenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak su hizmeti vermemesi işleminin kişilerin Anayasadan doğan haklarının doğrudan ihlali niteliğinde olduğunu iddia ederek, şikâyet edilen idarenin eyleminin hukuka aykırı olduğu yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
5) Şanlıurfa ili Harran ilçesi Tanınmış Mahallesi’ne bağlı Küme Evler mezrasında su hizmeti
verilmesi için yürütülen bir çalışma bulunmakta mıdır? Eğer bulunmakta ise söz konusu çalışma ne zaman su hizmeti verilecektir.
Yatırım programı dahilinde tüm yerleşim yerlerine nüfus yoğunluğuna göre sıralama yapılarak program dahilinde hizmet verilmektedir.” hususları belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, “V. Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, “I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. …”, “A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. …”, “XIII. Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde; “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda
Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, “Mahalli idareler” başlıklı 127 inci maddesinde; “Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir. …”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,
5. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7 inci maddesinde; “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: … r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak. …” ,
6. 5393 sayılı Belediye Kanununun, “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde; “Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; … hizmetlerini yapar veya yaptırır. … Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası, belediyenin malî durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir. … Belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar…”,
7. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanunun, “Görev ve yetkiler” başlıklı 2 nci maddesinde; “a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, … d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak, …”, Ek 5 inci maddesinde; “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.”,
8. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11/05/1980 tarihinde kabul edilen İdari Takdir
Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R(80)2 Sayılı Tavsiye Kararının “Tavsiye Kararına
Ek Takdir Yetkisinin Kullanılmasında Uygulanacak Temel İlkeler” bölümünde;
“Takdir yetkisini kullanan bir idari makam; (1) Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez. (2) Yalnızca olaya ilişkin öğeleri hesaba katarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar.
(3) Hakkaniyete uymayan ayırımcılığı önleyerek yasa önünde eşitlik ilkesini gözetir. (4)
İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında uygun bir denge sağlar. (5) İşlemi, her somut olaya göre belirlenen makul bir süre içinde yapar. (6) Genel idari ilkeleri tutarlı bir şekilde uygular ve aynı zamanda her olayın özelliklerini göz önünde tutar. “,
9. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Komitenin İyi İdare Konusunda Üye Devletlere
CM/Rec (2007) 7 sayılı Tavsiye Kararı’nın ekindeki İyi İdare Yasası’nın 2 inci maddesinde; “1. İdare yasaya uygun faaliyette bulunur. Takdir yetkisini kullandığında da keyfi kararlar alamaz. 2. İç hukuk, uluslararası hukuk ile faaliyetlerini, örgütleniş ve işleyişini düzenleyen hukukun genel ilkelerine uyar. 3. Yetkilerini ve işleyiş yöntemlerini düzenleyen kendi iç düzen kurallarına uygun davranır. …” düzenlemelerine yer verilmiştir.
10. Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri İle Başvuru Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmeliğin, “Görevin Yerine Getirilmesinde Kamu Hizmeti Bilinci” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kamu görevlileri, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; sürekli gelişimi, katılımcılığı, saydamlığı, tarafsızlığı, dürüstlüğü, kamu yararını gözetmeyi, hesap verebilirliği, öngörülebilirliği, hizmette yerindeliği ve beyana güveni esas alırlar.”, “Hizmet Standartlarına Uyma” başlıklı 7 inci maddesinde; “Kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ve diğer personeli, kamu hizmetlerini belirlenen standartlara ve süreçlere uygun şekilde yürütürler, hizmetten yararlananlara iş ve işlemlerle ilgili gerekli açıklayıcı bilgileri vererek onları hizmet süreci boyunca aydınlatırlar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
11. Belli bir plan ve program ve bu kapsamda belirlenen süre dahilinde hareket ederek, başvuruya konu Küme Evler mezrasındaki su sorunun gidermesi için gerekli olan iş ve işlemleri makul sürede yapması hususunda Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne
Tavsiye’de bulunulması yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Şikayetçi, Şanlıurfa ili, Harran ilçesi, Tanınmış Mahallesi’ne bağlı Küme Evler mezrasında yaşayan vatandaşlara ŞUSKİ tarafından su hizmeti sağlanmadığını, yaklaşık 7 yıl önce su hizmeti sağlanması için gerekli inşai malzemelerin hizmet verilecek bölgeye bırakıldığı ve halen konuyla ilgili hiçbir ilerleme kaydedilmediği iddialarının bulunduğunu, söz konusu bırakılan inşaat malzemelerinin özelliklerini kaybederek heba olduğunu, bahsi geçen mezrada yaşayan vatandaşlar tarafından ilgili idareye başvuruda bulunulmasına rağmen idare tarafından konuyla ilgili hiçbir çözüm üretilmediğini, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü ile mücadelede en etkin silahın temizlik olduğu vurgusunun sürekli olarak yapıldığını, ancak şikayete konu bölgedeki vatandaşların suya ulaşamadıklarını, bu durumun bölgede vatandaşlar için risk teşkil ettiğini, idarenin su hizmeti vermemesi işleminin kişilerin Anayasadan doğan haklarının doğrudan ihlali niteliğinde olduğunu iddia ederek, şikâyet edilen idarenin eyleminin hukuka aykırı olduğu yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
13. İlgili İdare, bahsi geçen mezrada bulunan ailesinden bir kişinin 7 yıl önce su kuyusu hibe ettiği, bu kuyunun devreye alındığı, konuyla ilgili İstanbul Milletvekili soru önergesine ekte sundukları yazıyla cevap verildiği, yapılan incelemede yerleşim yeriyle ilgili olarak idarelerine 2 adet dilekçe geldiği ve gelen şikayetler hakkında vatandaşların bilgilendirildiği, yatırım programı dahilinde tüm resmi yerleşim yerlerine nüfus yoğunluğuna göre program dahilinde hizmet verildiği açıklamalarına yer verilmiştir.
14. Su, tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için gereli olan temel bir doğal kaynaktır.
Ayrıca, bu doğal kaynak, insanların, sağlık (hijyen) ihtiyaçlarının giderilmesi bakımından önem arz etmektedir. Bu günlerde, dünyayı etkisi altına alan pandemisi (Covid-19 virüsü)
ülkemizdeki bireyler açısından ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Bu virüsle mücadelede yöntemlerinden birisinin de temizlik (özellikle el hijyeni) olduğu vurgusu, Sağlık Bakanımız ve konuda uzman hekimlerimizce sürekli olarak yapılmaktadır. Bu kapsamda, vatandaşlarımızın yeterli kalitede ve asgari miktarda suya erişimi çok önemdir. Bu doğrultuda, su hizmetini sağlayan yerel yönetimlerin ilgili idarelerine büyük bir görev düşmektedir.
15. Anayasamızın 2 inci ve 5 inci maddelerinde belirtilen sosyal hukuk devleti, kişilerin, insan onuruna yaraşır biçimde refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla yükümlüdür. Bu bağlamda, Anayasa’nın 17 nci maddesinde yer alan herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının da güvencesidir. Anayasa’nın 56 ncı maddesinde ise herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu öngörülmektedir. İnsan ve çevre sağlığı için suyun taşıdığı yaşamsal önem dikkate alındığında, kişilerin olabildiğince uygun koşullarla suya ulaşımları sağlanamadıkça söz konusu Anayasa kurallarının uygulamaya geçirilmesinin olanaklı hale getirilemeyeceği açıktır. (Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2012 tarihli ve 2011/6 E. 2012/16 K. sayılı kararı Değişik Gerekçe ve Karşı Oy
Gerekçesi)
16. Su, tüm canlılar için gereken temel kaynak olması ve evrensel bir niteliğinin de bulunması nedeniyle, zamanla konunun uluslararası boyutu ortaya çıkmış ve uluslararası metinlerde konuyla ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
17. 1992 yılında Dublin’de yapılan “Su ve Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı”ndaki ekonomik temelli yaklaşım 3-14 Haziran 1992 tarihinde düzenlenen Birleşmiş milletler Rio
Çevre ve Kalkınma Konferansı’na da yansımış ve su, doğal bir kaynak ve hem sosyal hem de ekonomik bir mal olarak öngörülerek suyu kullanandan uygun ücret alınması ve sürdürülebilir yönetim için her türlü planlama ve geliştirmede suyun tam maliyetinin esas alınması önerilmiştir. Anılan Rio Konferansı sonrasında da İkinci Uluslararası Su
Konferansı Amsterdam Deklarasyonu, 1994 Uluslar arası Nüfus ve Kalkınma Eylem Planı,
2000 Lahey Su Güvenliği Bakanlar Deklarasyonu gibi metinlerde de su hakkına yer
verilmiştir. 6-8 Eylül 2000 tarihinde 189 ulus temsilcisinin katılımıyla gerçekleşen
Milenyum Zirvesi’nin sonucunda ortaya çıkan Milenyum Kalkınma Hedefleri’nin bir başlığını da “su” oluşturmuştur. Su, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Haklar Sözleşmesi’nin 11. ve 12. maddelerinde yer alan yaşam ve sağlık koşullarının yorumlandığı Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nin
“15 No’lu Genel Yorum”unda da geniş olarak yer almıştır. Anılan 15 No’lu Genel
Yorum’da su ile ilgili taraf devletlere genel ve özel yükümlülükler yüklemiştir. Söz konusu yükümlülükler kapsamında, taraf devletlere, suyun kullanımını kolaylaştırıcı, geliştirici ve sağlayıcı tedbirler alma yükümlülüğünü öngören “yerine getirme yükümlülüğü” gibi yükümlülükler getirmiştir. Ayrıca, taraf devletlerin suyu ambargo veya ekonomiksiyasi baskı aracı olarak kullanmama gibi uluslararası yükümlülüklerine değinilerek, suyun yeterlilik, kalite ve erişebilirlik unsurları üzerinde durulmuştur. (Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2012 tarihli ve 2011/6 E. 2012/16 K. sayılı kararı Değişik Gerekçe ve Karşıoy
Gerekçesi)
18. Yukarıda belirtilen Anayasanın ilgili maddeleri, uluslararası mevzuat hükümleri ve konuyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alındığında; ilgili İdarelerce, bireylerin kişisel ve evsel gereksinimi sağlamak üzere yeterli miktar ve kalitedeki suyun ilgililerin kullanımına sunulması (bireylerin fiziksel olarak suya erişimlerinin sağlanması) gerektiği bir gerçektir. İlgili mevzuat (5,6 ve 7 no.lu paragrafta belirtilen)
hükümleri dikkate alındığında, başvuruya konu edilen mezraya su sağlanmasını ilişkin görevin Şanlıurfa Su ve Kanalizasyon İdaresi’nde olduğu ve konuya ilişkin iş ve işlemlerin adı geçen idare tarafından yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
19. Kurumumuzca, adı geçen İdareye yazılan bilgi ve belge isteme yazımızla; bahsi geçen yerde su sorunu yaşanıp yaşanmadığı, bir sorun yaşanıyorsa bu durumun nedenin ne olduğu ve söz konusu mezrada su sorunu yaşıyorsa bu sorunun giderilmesine yönelik herhangi bir çalışma (proje, altyapı vb.) yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkin bilgi ve belgeler istenilmiştir. 2 no.lu paragrafta belirtildiği üzere; idareden gelen cevabi yazıda “yatırım programı dahilinde tüm resmi yerleşim yerlerine nüfus yoğunluğuna göre program dahilinde hizmet verildiği” açıklamalarına yer verilmiştir. Öte taraftan, bilgi ve belge isteme yazımızdaki benzer sorular İstanbul Milletvekili tarafından soru önergesiyle idareye sorulmuş, İdarece soru önergesine de (Kurumumuza verilen cevapla aynı mahiyette) “Yatırım programı dahilinde tüm yerleşim yerlerine nüfus yoğunluğuna göre sıralama yapılarak program dahilinde hizmet verilmektedir.” şeklinde cevap verdiği anlaşılmıştır. Bu durumlar değerlendirildiğinde, idarenin başvuruya konu hususlara ilişkin olarak genel ve soyut cevaplar verdiği sonucuna ulaşılmıştır.
20. İdarenin bir önceki paragrafta belirtilen tutumu, başvuruya konu hususlarla ilgili olarak ilgili idareye verilen dilekçeler, Kurumumuza yapılan başvuru ekinde bulunan video ve ilgili mezrada yaşayan ile yapılan telefon görüşmesi birlikte değerlendirildiğinde; başvuruya konu edilen mezrada yaşayan bireylerin suya erişiminde sorun yaşandığı kanaatine varılmıştır.
21. Anayasanın 65 inci maddesinde, Devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun önceliklerini gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hususu hüküm altına alınmıştır. Benzer şekilde Belediye Kanunun 14 üncü maddesinde de belediye tarafından hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırasının belirlenmesinde belediyenin mali durumu ile hizmetin ivediliğinin dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır. Sınırlı mali kaynaklara sahip olan belediyelerin kendisine verilen görevleri yerine getirmesine yönelik yapacağı plan ve programlarda bu öncelik sıralamasının belirlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda, söz konusu öncelik sırasının belirlenmesinde kullanılan ölçütler dikkate alınmadan plan ve program yapmak bazı hizmetlerin aksamasına hatta bir takım hizmetlerin hiç yapılmamasına dahi neden olabilecektir. Belediye Kanununda yer alan hüküm gereğince hizmetlerin yerine getirilmesindeki öncelik sırasının belirlenmesinde temel alınan kıstaslardan biri mali durumdur. Belediyenin mali durumunun iyi olması halinde yapılacak olan görevin belirlenmesinde hizmetin ivediliği kriteri kıstas alınmaktadır. Ancak hizmetin ivediliğinin belirlenmesinde somut olayın durumuna göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
22. Diğer taraftan, Anayasada Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu da belirtilmektedir. Anayasanın 2 inci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan devlettir. Nitekim hukuk güvenliği ilkesi de hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerden birisidir. Bu kapsamda hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan
ortak bir değer olarak tanımlanmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 29/11/2011 tarihli ve E:
2010/73, K:2011/176 sayılı kararı)
23. İdarenin Kurumumuza verdiği cevapta belirtildiği üzere; elbette ki idareler yatırım programı dahilinde nüfus yoğunluğuna göre program dahilinde hizmet vermesi gerektiği bir gerçek ise de; 21 ve 22 no.lu paragrafta da belirtildiği üzere, idarelerin, bu doğrultudaki hizmet akışıyla ilgili iş ve işlemlerini somutlaştırması (idarece, ilgili yerde tespit yapılarak bahsi geçen yede kaç kişinin bu sorundan etkilendiği ve bu sorunun giderilmesine için hangi malzemelere ihtiyaç duyulduğu vb. hususlarına ilişkin öncelikle bir inceleme ve araştırma yapılması, kamu hizmetinin sunulmasında öncelik sırasına ilişkin kriterlerin belirlenmesi, bu kriterlere göre iş ve işlemlerin belli bir süreyi ve süreci öngören plan ve programlarının hazırlanması ve bu doğrultuda hareket edilmesi) gerektiği bir gerçektir.
24. 14 no.lu paragrafta değinildiği üzere; su hizmetin sağlanmasına yönelik talepler bireyler için büyük önem taşımakta olup, bir önceki paragrafta da değinildiği üzere, bu tür kamu hizmetlerinin belli bir plan ve program dahilinde sunulması önem arz etmektedir. Ancak mali yeterlilikler göz önünde bulundurulduğunda, bu hizmetlerin, İdarelerin imkanları ölçüsünde hizmetin öncelik sırasına ve ivediliğine bakılarak yerine getirileceği açıktır.
25. Somut olay değerlendirildiğinde; ŞUSKİ’nin, ilgili mezradaki su sorunun çözümüne ilişkin olarak 23 no.lu paragrafta değinilen hususlar kapsamında somut bir çalışması olduğuna (idarenin öncelikle yerinde bir tespit yaptığına, belli bir süreyi ve süreci öngören plan ve program dâhilinde hareket ettiğine vb.) ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Söz konusu mezranın su sorunun çözümü belli bir maliyeti gerektirmekle birlikte idarenin bu hizmeti belli bir planlama çerçevesinde yapabileceği de ortadadır.
26. Ayrıca, idarelerce, kamu hizmeti verilirken, hukuk devletinin bir gereği olan, “hesap verilebilirlik”, “öngörülebilirlik” ve “belirlilik” ilkelerinin de göz önünde bulundurması ve bu ilkelere uygun hareket edilmesi gerekmektedir. Bu hususlar kapsamında konu değerlendirildiğinde, söz konusu mezranın su sorunun nasıl (kuyu suyu vb.) ve ne zaman çözümleneceği hususları, idarenin kamu kaynaklarını etkin şekilde kullanması çerçevesinde takdir yetkisi bağlamında değerlendirilmiş olmakla birlikte; idarece, yapılacak çalışmalar hakkında belli bir süre veya süreç belirlenmeden, konuya ilişkin iş ve işlemleri belirsiz süreliğine ertelenmesinin, “hesap verilebilirlik”, “öngörülebilirlik” ve “belirlilik” ilkelerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
27. Şikayetçinin iddiaları, İdarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Şanlıurfa Su ve
Kanalizasyon İdaresi’nin, başvuruya konu mezradaki su sorunun giderilmesine yönelik olarak, belli bir plan ve program dahilinde (belli bir süreç veya süre öngörüp buna göre) hareket etmemesinin ve bu kapsamda ilgileri konu hakkında açık ve net bir şekilde bilgilendirmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde Kurumumuza gönderilmediği anlaşılmış olup, bu durumun, iyi yönetim ilkelerinden “makul sürede karar verme” ilkesine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bunun birlikte, 19 no.lu paragrafta da değinildiği üzere; bahsi geçen İdarenin, konuya ilişkin yazıların genel ve soyut nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun, iyi yönetim ilkelerinden ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’ ve
“kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, ilgililerin Şanlıurfa İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULUNE;
Belli bir plan ve program ve bu kapsamda belirlenen süre dahilinde hareket ederek, başvuruya konu Küme Evler mezrasındaki su sorunun gidermesi için gerekli olan iş ve işlemleri makul sürede yapması hususunda ŞANLIURFA SU VE KANALİZASYON
İDARESİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, ŞANLIURFA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın ŞİKÂYETÇİYE ve ŞANLIURFA SU VE KANALİZASYON İDARESİNE tebliğ edilmesine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi