|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı tarafından Kurumun iptal ettiği fiili çalışma sürelerinin tespiti ve yaşlılık aylığının yeniden bağlanması talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 01.03.2009-20.12.2009 tarihleri arasındaki çalışmasının fiili olduğuna ve Kurumun iptal işlemlerinin yerinde olmadığına karar vermiştir. Davalı Kurum vekili, bu kararı istinaf ederek iptalini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının çalışmasının fiili olduğuna dair tanık beyanları ve Kurum kayıtlarını değerlendirerek, ilk derece mahkemesinin kararını onaylamıştır. Mahkeme, davalı Kurumun işlemlerinin yasal mevzuata uygun olmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz aşamasında, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, davalı Kurum vekilinin ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirmediğini belirterek, kararı onamıştır. Bu durum, Kurumun fiili çalışmalara ilişkin iptallerinin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/13004 E. , 2024/11930 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/889 E., 2024/1987 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/334 E., 2022/333 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve fiilen çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının … ‘a ait inşaatta 01.03.2009-20.12.2009 tarihleri arasında fiilen çalıştığını, emeklilik şartlarını yerine getirdiğinden 01.12.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak Kurum tarafından 01.03.2009-20.12.2009 tarihleri arasında … işyerinde geçen çalışmalarının fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesi ile hizmetleri iptal edilerek, bağlanan yaşlılık aylığının kesildiğini ve 01.12.2012 tarihinden itibaren yapılan ödemelerin borç çıkartıldığını, Kurum tarafından yapılan işlemin Kanun’a aykırı olduğunu, davacının bir tek inşaatta çalışmadığını, işvereninin diğer inşaatlarında da çalıştığını, Kurum tarafından 09.07.2018 tarihli yazı ile 80.687,33 TL asıl borç, 20.343,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 101.030,69 TL borç bildirimi yapıldığını belirterek, davacının 01.03.2009-20.12.2009 tarihleri arası hizmet bildiriminin fiili çalışmaya dayandığının tespitini, 01.12.2012 tarihinden itibaren iptal edilen yaşlılık aylığının aynı tarihten itibaren geçerliliğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … davaya cevap vermemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, davacının 01.03.2009-20.12.2009 tarihleri arasındaki hizmetinin fiili çalışmaya dayalı gerçek hizmet olup olmadığı ve buna bağlı olarak 01.12.2012 tarihinden itibaren aylığın iptali işleminin doğru olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, davacı tanıklarının beyanları, davacı vekilinin ödemelerin elden yapıldığını bildirmesi, Kurum kayıtları ile doğrulanan Kuruma işveren tarafından bildirilen işin bitim tarihine ilişkin beyan ve tüm dosya kapsamına göre davacının dava konusu dönemdeki iptal edilen bildiriminin fiili çalışmaya dayandığı, Kurumun hizmet iptali ve buna bağlı aylık iptali işlemlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, dava dilekçesindeki talep tarihinin (01.01.2012 yerine aylık bağlama tarihi 01.12.2012 olarak belirtilmiş) maddi hata sonucu yazıldığı kabul edilmiş, dahili davalı işveren tarafından yapılan bildirimlerin Kurum tarafından iptal edilmiş olması, yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olduğu kanaatine varılmasına göre dahili davalı yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamış, bu düşünce ve kanaatlerle davanın kabulü ile Kurumun davacıya ilişkin dava konusu hizmet iptali ve buna bağlı aylık iptali işlemlerinin iptali ile 01.01.2012 başlangıç tarihli aylığın geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları ve davalı Kurum kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının dava dışı iş yerindeki çalışmasının fiili çalışmaya dayalı olduğu, kurum işleminin yerinde olmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanun’a aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından fiili olmadığından bahisle iptal edilen davacı çalışmalarının davalı işyerinde geçtiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.