ÖZET: Başvuru, kuryelik mesleğiyle ilgili çeşitli sorunları ve çözüm önerilerini içermektedir. Başvuran, kuryelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, sosyal güvenlik haklarının sağlanması ve mesleğin tehlike sınıfının yeniden değerlendirilmesi gibi taleplerde bulunmuştur. Özellikle, kuryelerin eğitim alması, iş sağlığı ve güvenliği konularında desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, kuryelik mesleğinin “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” olarak sınıflandırılması ve mesleki yeterlilik belgesinin zorunlu hale getirilmesi talep edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek ilgili idarelere çeşitli tavsiyelerde bulunmuştur. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na, kuryeler için yönetmelik çıkarılması ve kuryelerin kamuoyunda daha fazla görünür kılınması için çalışmalar yapılması önerilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ise, kayıt dışı çalışmanın önlenmesi için denetimlerin artırılması ve teşvik uygulamalarının geliştirilmesi tavsiye edilmiştir. Ayrıca, motosikletlerin yediemin otoparklarına çekilmesiyle ilgili usul ve esasların düzenlenmesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne önerilerde bulunulmuştur.

Sonuç olarak, başvurunun bazı talepleri kabul edilirken, diğerleri reddedilmiştir. İlgili idarelerin, tavsiyelere uygun olarak gerekli düzenlemeleri yapmaları beklenmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/13193-S.24.19876

BAŞVURU NO : 2024/7124

KARAR TARİHİ : 29.11.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

TİCARET BAKANLIĞI

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Kuryeler ve kuryelik mesleğine ilişkin çeşitli sorunlar ve

BAŞVURUNUN KONUSU :

bunlara yönelik çözüm önerileri hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 04.06.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran 30.11.2023 tarihinde Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusunda dilekçesinde kayıtlı hususlarda özetle, karayolu yük taşımacılığı, yolcu taşımacılığı, servis taşımacılığının yönetmelikle düzenlendiğini, bu doğrultuda kuryeler için de yönetmelik çıkarılması gerektiğini,

2023 yılının Ocak-Kasım döneminde yaklaşık 120 kuryenin hayatını kaybettiğini, bunların 105’inin ise 19

yaşından küçük olduğunu, gerekli formasyonu alacak kuryelerle bu sayının düşürülebileceğini, oda bünyesindeki eğitim akademisinde verilecek ilk yardım, iş sağlığı ve güvenliği, ileri-güvenli sürüş teknikleri gibi eğitimlerin buna katkı sağlayabileceğini, bu kapsamda, kazalara bağlı ölüm ve yaralanmaları azaltmak, toplumun büyük bir kısmına gerek trafikte gerekse teslimat sırasında temas eden kuryelerin

/

eğitim ve kültür donanımlarını zenginleştirmek amacıyla bünyelerindeki eğitim akademisi ile MYK belgesinin zorunlu hale getirilmesi ve bunların çeşitli fonlarla desteklenmesi gerektiğini,

Kurye olarak çalışanların % 72’sinin 25 yaş altındaki gençler olduğunu, tüm yaş gruplarında BAĞ-KUR primini ödeme oranının % 8 olduğunu, kuryelerin prim borcu olmasından dolayı kaza sonrasında sosyal güvenlik bağlamında bir ödemenin oluşmadığını, ölümle sonuçlanan kazalar sonrasında ise kişinin ailesine herhangi bir gelir imkanı kalmadığını, kuryelik mesleğine herhangi bir bilgi birikimi olmadan ehliyeti olan bir kişinin gerekirse motosiklet kiralayarak dahil olabildiğini, kuryelerin çok nadiren sağlık sigortası yaptırdıklarını, bu kapsamda kuryelerin sosyal güvencelerinin sağlanması gerektiğini,

Kuryelerin kalıcı meslek hastalıklarına yakalanma oranlarının yüksek olmasından dolayı bu mesleğin “az tehlikeli” olarak nitelendirilmeyip “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” olarak değerlendirilmesi gerektiğini,

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’na göre her vergi mükellefinin otuz gün içinde

odaya kayıt zorunluluğunun bulunduğunu, bu çerçevede, esnaf sicil kaydı olmayan yaklaşık 300.000 esnaf kuryenin e-ticaret firmaları tarafından kayıt dışı çalıştırıldığını, söz konusu kayıt dışılığın önüne geçilmesi gerektiğini,

Esnaf kurye modeliyle % 20 KDV’ye ek olarak gelir vergisi, geçici vergi, damga vergisi, beyanname ücretleri gibi mali yükün altında kuryelerin ezildiğini, sosyal medya içerik üreticileri ve özel halk otobüsleri için uygulanan vergi modelinin kuryeler için de geçerli olması ve vergi yükünün hafifletilmesini istediklerini,

Yapılan işin bedensel ve zihinsel güçlükleri, hata yapma lüksünün olmayışı, hem firmalar hem de müşterilerin çeşitli mobbing sayılabilecek müdahalelerine maruz kalınması karşısında görsel ve yazılı medyada kuryelerin fark edilmesine yönelik çalışmaların yapılması gerektiğini,

Birçok firmanın çalışma şekli gereğince kuryelerin paket beklerken yol kenarı, mağaza, restoran önlerinde veya kaldırımlarda geçici olarak bulunduklarını, bu konudaki çözümün, her mahallede uygun yerlerde taksi durakları gibi kurye duraklarının oluşturulması olduğunu, kurye sayısının taksicilere oranla oldukça yüksek olduğunu, söz konusu olumsuz durumdan kaynaklı hem kuryeler hem de toplumda oluşan rahatsızlığın giderilmesi gerektiğini, ayrıca bu durakların, kuryeler arasındaki iletişimin gelişmesini sağlayacağı ve kuryelerin de topluma olumlu bir yaklaşımını doğuracağını,

Site alanlarına kuryelerin araçlarıyla girememesi sebebiyle uzun mesafelerin teslim edilecek paketlerle yürünmek zorunda kalındığını, olumsuz durumlarla karşılaşıldığında ilgililerin plakasından tespitinin yapılarak sorumlu tutulabileceğini, tüm kuryelerin olumsuz bir yaklaşıma maruz kalmalarının doğru olmadığını, gerekli belgelerin sitelerin güvenliklerine teslimiyle girişlerin serbest olması gerektiğini,

Firmalarla yapılan sözleşmelerde esnaf kuryenin aleyhine olabilecek hükümlerin engellenmesi için esnaf odasının imzasının şart koşulması ve taraflarınca yapılacak objektif araştırmalar sonucunda fiyat tarifesinin belirlenmesinin adil olacağını,

Bazı meslek gruplarındaki sıfır ticari araç alımlarında ÖTV muafiyetinin kuryeler adına da genişletilmesi, trafikte sağlıklı sürüşü destekleyecek, ağır vergi yükünden dolayı ulaşılamayan ve güvenli denebilecek sıfır ve muadil araçların kaza ve can-mal kayıplarını en az seviyeye çekeceğini,

Kuryelerin iş ekipmanlarının özellikle koruyucu motosiklet ekipmanlarının iş güvenliği bakımından zorunlu olmasından kaynaklı olarak tıpkı diğer meslek gruplarının % 1 KDV ayrıcalığının kuryelere de uygulanmasını istediklerini,

Motosiklet plakalarının dolmuş, taksi ve servis araçlarındaki gibi özel ticari plakalara dönüştürülmesi gerektiğini,

Kuryelerin çalıştıkları firmalardan tedarik ettikleri mont, yelek, pantolon, çanta gibi ekipmanların reklam içermesine rağmen firmalardan bu konuda ek gelir elde edilememesi ve bu materyallere ücret ödenerek erişilmesi çelişkisi karşısında ücretsiz veya ücretli surette bu reklamlı ekipmanların kuryelerce kullanılması gerektiğini,

Kaza veya ceza kesilmesinden dolayı yediemine çekilmesi gereken motosikletlerin uygun olmayan şekilde çekilmesi ve park edilmesi usullerinin terk edilmesi gerektiğini iddia ve ifade ederek bu kapsamda kuryeler bakımından dile getirilen hususlarda gereğini temsilcisi aracılığıyla talep etmiştir.

1.1. Başvurunun incelenmesi neticesinde Kurumumuzca, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri gereği Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına, Hazine ve Maliye Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığına, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Ticaret Bakanlığına ve Emniyet Genel

Müdürlüğüne muhatap 22.01.2024 tarihli Gönderme Kararı tesis edilmiştir. Bu karara yönelik olarak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sayılı yazısı, Gelir İdaresi Başkanlığının 24.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sayılı yazısı, Sosyal Güvenlik

Kurumunun 31.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile Emniyet Genel Müdürlüğünün 09.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı Kurumumuza ulaşmıştır.

1.2. tarihinde Kurumumuza tekrar başvuruda bulunan şikayetçi, Gönderme Kararı sonrasında idarelerin ilettiği yazılara rağmen konuya ilişkin çözüm bulunamadığını, kuryelik mesleğine dair sorunların ciddiyet ve hassasiyetinin göz önünde bulundurulması gerektiğini iddia ve ifade ederek konunun tekrar gözden geçirilip gereğinin yapılmasını temsilcisi aracılığıyla talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanun’un “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Hazine ve Maliye

Bakanlığından, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Ticaret Bakanlığından, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sayılı yazısı, Gelir İdaresi Başkanlığının

02.08.2024 tarihli ve 61101 sayılı yazısı, Ticaret Bakanlığının sayılı yazısı, Ankara

Büyükşehir Belediye Başkanlığının 02.08.2024 tarihli ve sayılı yazısı, Kurumumuza ulaşmıştır.

2.1. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının cevabi yazısında özetle,

Yönetmelik değişikliği sürecinde ilgili kurum-kuruluşlardan görüşlerin alınması ve değerlendirmesinin tamamlanmasıyla birlikte bu görüşlerin değişiklik taslağına aktarılması sürecinin devam ettiği;

Yönetmelik değişiklik taslağı ile kurye tanımı, kurye gönderisi tanımı, kurye işletmecisi tanımı, P türü yetki belgesi ve bu belgeyi almanın şartları, yetki belgesi kapsamında kullanılacak taşıt sayısı ve özellikleri, kuryelikte aranılacak nitelik ve şartlar, kurye işletmecilerinin yükümlülükleri, yetki belgesi düzenlenen firmalara yönelik geçiş hükümleri ile yetki belgesi ücretlerinin düzenlendiği;

Esnaf kurye modeline ilişkin mevzuatta yer alan düzenlemeler ile çalışma usulünün hukuki statüsünün yönetmelik taslağındaki kurye işletmecisi tanımı bağlamında düzenlendiği;

Kuryelerin fark edilmelerine yönelik olarak taslakta, kuryelerin reflektif yelek kullanması ve bunların üzerinde kurye ibaresinin bulunması hakkında düzenlemelerin de öngörüldüğü;

Kuryelik faaliyetleri için düzenlenecek P1 ve P2 yetki belgeleri kapsamında kullanılacak motorlu taşıtların ticari veya hususi motosiklet, moped, ticari kamyonet veya ticari otomobillerden oluşmasının da taslakta öngörüldüğü; ancak bu taşıtlarla ilgili özel ticari plaka kullanımı konusunda bir çalışma bulunmadığı

açıklamalarına yer verilmiştir.

2.2. Gelir İdaresi Başkanlığının cevabi yazısında özetle,

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, ticari kazancın, sermaye-emek karışımı bir kaynağa

bağlı olarak doğduğu, bu kaynak bağlamında devamlı bir organizasyon çerçevesinde yapılan her türlü faaliyetin ticari faaliyet olduğu, bu faaliyetin içindeki sermaye ve emeğin payının faaliyetin türü, niteliği ve büyüklüğüne göre değişkenlik gösterebildiği;

Bir ödemenin “ücret” kabul edilmesi ve buna göre vergilendirilebilmesi için hizmet erbabının, bir işverene tabi ve belli bir iş yerine bağlı olarak hizmet vermesi, hizmetin karşılığı olarak da bir ödeme yapılması gerektiği;

Kuryelik faaliyetinin, bir işverene tabi ve iş yerine bağlı olarak yürütülmesi halinde, elde edilen kazancın

193 sayılı Kanun’un 61’inci maddesi kapsamında ücret hükümlerine göre vergilendirileceği; ancak kendi

nam ve hesaplarına, ticari bir organizasyon kapsamında yürütülen kuryelik faaliyetinde ise, elde edilen kazancın 193 sayılı Kanun’un 37’nci maddesi gereğince ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirileceği;

Kuryelerin sosyal içerik üreticiliğindeki kazanç istisnasına benzer bir modelle veya hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilmesine ilişkin talebi ile bazı meslek gruplarındaki sıfır ticari araç alımlarında ÖTV muafiyetinin kuryeler adına da genişletilmesi talebinin, 193 sayılı Kanun’da ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılmasını gerektirdiği; bu husustaki taleplerin değerlendirilmek üzere not edildiği; kanun değişikliği yetkisinin yasama organında olduğu;

Mal teslimi ve hizmet ifalarına uygulanan KDV oranlarının, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28’inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak maddede yer alan sınırlar dahilinde Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiği;

Bu kapsamda KDV oranlarının, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki (I) sayılı listede yer alan mal teslimi ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan mal teslimi ve hizmetler için % 10, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler içinse % 20 olarak belirlendiği;

Bahse konu Bakanlar Kurulu Kararı’nın (II) sayılı listesinin 4, 5, 6/a ve 7’nci sırasında sayılan eşyalardan emniyet ve iş güvenliği için kullanılanlara, sayılan nitelikleri haiz olması koşuluyla % 10 oranında KDV uygulandığı; ilgili mevzuatta, herhangi bir meslek grubunun kullandığı ekipmana münhasır indirimli oran uygulaması bulunmadığı;

Kuryelerin iş ekipmanları ile koruyucu motosiklet ekipmanlarına % 1 oranında KDV uygulanması yönündeki talebin, Cumhurbaşkanı kararı gerektirdiği; halihazırda bu yönde yürütülen bir çalışmanın bulunmadığı

açıklamalarına yer verilmiştir.

2.3. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Gönderme Kararı sonrasında Kurumumuza ilettiği cevabi yazısında özetle,

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 9’uncu maddesine göre, tehlike sınıfının mesleğe değil, iş

yerinin esas faaliyetine göre belirlendiği; esas işin/asıl işin, mal veya hizmet üretiminin esasını oluşturan iş olarak tanımlandığı; esas işin/asıl işin tayininde tereddüde düşülmesi halinde, iş yerinin kuruluş amacına bakıldığı, iş yerinde birden fazla asıl iş tanımına uygun faaliyetin yürütülmesi halinde, bu işlerden tehlike sınıfı yüksek olan işin, asıl işin belirlenmesinde esas alındığı; 6331 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan “iş yeri” tanımına giren tüm iş yerlerinde yapılan asıl işin yanında veya devamı niteliğinde faaliyet alanının genişletilmesi halinde, o iş yerinin yine kuruluş amacına bakıldığı;

İş yerlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından yer aldığı tehlike sınıflarının, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin

İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’nde ilan olunduğu; söz konusu Tebliğ’de kurye faaliyetlerinin, “53.20.09:

Kurye faaliyetleri (kara, deniz ve hava yolu ile yapılanlar dâhil, evrensel hizmet yükümlülüğü altında postacılık faaliyetleri hariç)” altılı kodu ve tanımında yer aldığı; bu tanımın kurye şirketlerini ifade ettiği; ancak ülkemizde motosikletli kuryelerin, lokantadan internet üzerinden ürün satışına kadar birbirinden farklı süreçlere sahip çeşitli faaliyetlerin içinde hizmet verdiği; motosikletli kuryenin yaptığı faaliyetin,

53.20.09 kodunda tescilli iş yerleri haricinde diğer iş yerlerinin esas işi olmadığı; bu nedenle, motosikletli

kurye işverenlerinin hepsinin iş yeri faaliyet kodunun/NACE kodunun farklı olduğu ve motosikletli kuryelerin sadece tek bir altılı kodda kayıtlı bulunmadığı;

İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin iş yeri tehlike sınıflarının belirlenmesinde görevli komisyonun, tehlike sınıfına yapılan itirazları değerlendirmek ve Tebliğ’de kullanılan sınıflamaya yeni eklenen kodların tehlike sınıfını belirlemek için her yıl ocak ayında toplandığı; komisyonun, hızlı, etkin ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla İşyeri Tehlike Sınıfına Yapılan İtirazların Değerlendirilmesi Prosedürü ve Tehlike

Sınıfı Değişikliğine İlişkin Başvuru Formu’nun hazırlandığı ve komisyon kararıyla uygulamaya alındığı;

Türkiye’de çalışan motosikletli kuryelerin 1. sınıf tehlikeli meslek grubuna alınması hakkında görüş talep eden ilk başvurunun 12.09.2017 tarihinde CİMER aracılığıyla yapıldığı ve 30.10.2017 tarihinde tehlike sınıfı itiraz sürecine dair başvuru sahibine bilgi verildiği; bu yazışma sonrasında ise faaliyetin tehlike sınıfının değiştirilmesine yönelik bir talebin iletilmediği; konuya dair ikinci başvurunun ise, bir sendika tarafından 16.03.2021 tarihinde yapıldığı ve 07.04.2021 tarihli yazıyla tehlike sınıfı itiraz sürecinin ilgili sendikaya açıklandığı; ayrıca başvuru yazısı ve cevap yazısının ilgili komisyon üyesine de gönderildiği; ancak bu doğrultuda değişiklik başvurusunun yapılmadığı; gerekli bilgi-belgelerle komisyona başvurulması halinde, taleplerin ilk toplantıda gündeme alınacağı;

/

Motosikletli kuryelerin talepleri incelendiğinde ise, şikayet sebebinin, “iş yerinin süreli teslimat taahhüdü, yorgunluk, sağlıksız çalışma koşulları, baskı, mobbing, uzun çalışma saatleri, iş yerinde kapalı bekleme alanı olmaması vb.” hususlarında olduğu; zira kurye teslimat süresine uyulmazsa ürünün ücretsiz teslim edildiği ve buradan oluşan zararın kuryeden tahsil edildiği; yahut teslimat süresine uyulmadığında, kuryelerin işlerini kaybetme riskinin doğduğu ve geç teslimatta müşteriden tepki görüldüğü; bundan dolayı kuryelerin, hızlı gittiği, trafikte kural ihlali yaptığı ve trafik kazalarına karışabildiği; tüm bunların psikososyal risk olduğu;

Risk değerlendirmesi ve risklerin önlenmesinin tehlike sınıfı ne olursa olsun tüm işverenler için zorunlu olduğu; motosikletli kurye/kurye işverenlerinin de 6331 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve iş yerlerinin tehlike sınıfları ne olursa olsun çalışanlarının sağlık ve güvenliklerini temin etmekle yükümlü olduğu; bu bağlamda, işverenlerin işyerlerinin tehlike sınıfı ne olursa olsun söz konusu risklerin bertarafı için gerekli iş organizasyonu başta olmak üzere her türlü önlemi almak zorunda olduğu;

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından düzenlenen kurs ve programlara ilişkin usul ve esasların, Aktif

İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Aktif İşgücü

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Genelge’yle belirlendiği; anılan

Yönetmelik’in 8’inci maddesinin birinci fıkrası gereğince, mesleki eğitim kursu düzenlenebilmesi için öncelikle ilgili mesleğin yıllık iş gücü eğitim planında yer alması ve iş gücü piyasasından veya işverenlerden talep gelmesi gerektiği; ayrıca aynı Yönetmelik’in 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen hizmet sağlayıcılarıyla kurs düzenlenebilmesinin, ilgili mevzuat gereği % 70 istihdam taahhüdü verilmesi şartına bağlı olduğu; söz konusu şartların sağlanması halinde, işverenlerin eleman ihtiyacını hızlı ve etkin bir şekilde karşılayabilmek amacıyla düzenlenen mesleki kurslar ile talep edilen mesleklerde nitelikli iş gücünün yetiştirilmesinin sağlandığı;

Kuryelerden 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun kapsamına girenlerin, Kanun’da belirtilen şartları sağlamaları halinde işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği, doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma ödeneği ve ücret garanti fonu uygulamalarından faydalanabildiği;

Teorik ve uygulamalı sınava ilişkin ölçme ve değerlendirme esaslarının belirlendiği “19UY0390-3

Motosikletli Kurye (Seviye 3) ulusal yeterliliği”nin 10.04.2019 tarihinde Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK)

tarafından onaylanarak yürürlüğe girdiği; 08.01.2024 tarihi itibarıyla anılan yeterlilikte belgelendirme yapmak üzere 55 belgelendirme kuruluşunun yetkilendirildiği ve ilgili kuruluşlar tarafından yapılan teorik ve uygulamalı sınavlar sonucunda 2251 kişiye “MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi”nin düzenlendiği; söz konusu kuruluşların ülke genelinde faaliyet yürütebilmesi hususunda kapasitesinin yeterli olduğu;

Kuryeler/motorlu kuryelerin, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre “az tehlikeli” statüsünde olduğu; 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında

Kanun’un Ek 1’inci maddesi gereğince belge zorunluluğu kapsamına alınamadığı; halihazırda tehlikeli ve çok tehlikeli meslek sınıfında olmayan birçok meslekte, meslekle doğrudan ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından ikincil mevzuatında düzenleme yapılarak belge zorunluluğunun getirildiği; bu bağlamda, kuryelerle ilgili olarak mesleğe yönelik düzenleme yetkisini haiz kamu kurum ve kuruluşlarının ikincil mevzuatında düzenleme yapılarak MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunluluğu getirilebileceğinin de değerlendirildiği

açıklamalarına yer verilmiştir.

/

2.4. Sosyal Güvenlik Kurumunun Gönderme Kararı sonrasında Kurumumuza ilettiği cevabi yazısında özetle,

Kuryelerin teslimat işiyle uğraştıkları sırada geçirdikleri iş kazalarının çoğunlukla 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi üzerinden iş kazası sayılacağı için gerek hizmet akdiyle gerekse kendi nam ve hesabına çalışan kuryelerin bu kapsamda aldıkları istirahat raporlarına istinaden geçici iş göremezlik ödeneğine hak kazandığı;

Kuryelik mesleği yapan sigortalılara ilişkin özel bir düzenleme bulunmaksızın 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a ve 4/1-b maddeleri kapsamındaki diğer sigortalılarla aynı şartlara tabi olarak sigortalılık statülerine ve sigortalılık başlangıç tarihlerine göre ilgili yasal düzenlemelere göre taraflarına halihazırda yaşlılık aylıklarının bağlandığı;

Kuryelerin çalışmalarının gün veya ücret olarak hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi halinde, taraflarına ihbar ve/veya şikayet edebilmek için Çalışma Hayatı İletişim Merkezi ALO 170 hattı ile CİMER aracılığıyla veya doğrudan müracaat edilebileceği; yapılan ihbar ve/veya şikayete dayanılarak denetim ve kontrolle görevli personelce mevzuat hükümleri dikkate alınarak gerekli inceleme ve araştırmanın yapılacağı; bu suretle kuryelerin kayıt dışı çalışmasının önlenebildiği ve ilgili meslek grubu hakkındaki risk analizine dayalı programlı denetimlerle de tespitler yapılabildiği;

Sigortalılığı teşvik etmek ve prim ödeme kolaylığı sağlamak amacıyla kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan kuryelerin de yararlanabileceği iki adet sigorta prim teşviki uygulamasının bulunduğu; bunların, “5 Puanlık Prim Teşviki” ile “Genç Girişimci Teşviki” olduğu; 5 Puanlık Prim Teşviki uygulamasının herhangi bir süreye bağlı olmaksızın uygulandığı ve teşvik şartları yerine getirildiği sürece kendi nam ve hesabına çalışan kuryelerin bundan faydalanmaya devam edebildiği

açıklamalarına yer verilmiştir.

2.5. Ticaret Bakanlığının cevabi yazısında özetle,

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 11’inci maddesi gereğince, oda yönetim

kurulunun görev ve yetkileri arasında esnaf ve sanatkarlarla diğer kişilerin kendi aralarında yapmış oldukları sözleşmelere odaların müdahil olmasına ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı; esnaf odalarının sözleşmelere taraf olma talebinin, sözleşmenin asli tarafları olan firmalar ile kurye esnafının sözleşme özgürlüğünü ve sözleşme konusu üzerinde tasarruf etme özgürlüğünü kısıtlayacağından, ayrıca ticari hayatın olağan akışına ve serbest piyasa koşullarına da uygun olmayacağından mümkün görünmediği; ancak söz konusu odanın, üyelerinin daha iyi şartlarda sözleşme yapabilmeleri için gerekli eğitim ve rehberlik çalışmalarını yürütebileceği, bağlayıcı olmayacak şekilde sözleşme şablonu hazırlayabileceğinin değerlendirildiği;

Esnaf ve Sanatkârlarca Üretilen Mal ve Hizmetlerin Fiyat Tarifeleri Hakkında Yönetmelik’e göre, esnaf ve sanatkarlarca üretilen her türlü mal ve hizmetlerin fiyat tarifelerinin, ilgili esnaf odalarınca hazırlanarak odanın bağlı bulunduğu birliğe onaylanmak üzere sunulacağı; fiyat tarifesinin, birlik tarafından onaylandığı takdirde anılan Yönetmelik gereğince bildirimlerin yapılarak yürürlüğe gireceği;

Bu bakımdan, odanın, hem esnaf kuryelerin firmalarla yapacağı sözleşmelerde taraf olma hem de fiyat tarifelerinin tespitine ilişkin talepleri hususunda taraflarınca yapılacak bir işlem bulunmadığı;

Ayrıca başvuranın taraflarına ilettiği 12.12.2023 tarihli ve – sayılı yazısında da aynı hususlara yer verildiği; bunların sektör sorunları/talepleri kapsamında değerlendirilerek ilgili kurum ve kuruluşlarla gerekli çalışmaların yürütüldüğü

açıklamalarına yer verilmiştir.

2.6. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabi yazısında özetle,

Başvuruda yer alan “her mahallede uygun yerlerde kurye duraklarının oluşturulması” talebi kapsamında, motosikletli kuryelere yönelik mevzuatta herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı ve mevzuat değişiklikleri sonrasında taleplerin değerlendirilebileceği; kuryelik faaliyeti yürüten kişilere yönelik halihazırda bir çalışmanın olmadığı;

Yasak yerlerde ve hallerde park etmiş araçların çekilmesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince yürütüldüğü; araçların çekilmesi ve yediemin depolarına teslim edilmesi sırasında uygulanacak usule dair bir kararın alınmadığı; 20.03.2020 tarihli ve / sayılı UKOME kararıyla, araç çekme işlemlerinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütüldüğü

açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48’inci maddesinde, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir…”,

3.2. “Vergi ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde, “…Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir”,

3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;

4.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

4.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak; …

b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, …

Kurumun görev alanı dışındadır”,

4.3. “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında ise, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,

5. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Oran” başlıklı 28’inci maddesinde, “Katma değer vergisi oranı, vergiye tabi her bir işlem için % 10’dur. Cumhurbaşkanı bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1 ‘e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir”,

6. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun;

6.1. “Kapsam ve istisnalar” başlıklı 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak aşağıda belirtilen

faaliyetler ve kişiler hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz:

…

ç) Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar”,

6.2. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında; …

h) İşyeri: Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyonu, …

ifade eder”,

6.3. “Tehlike sınıfının belirlenmesi” başlıklı 9’uncu maddesinde, “İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel

Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edilir.

(2) İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan asıl iş dikkate alınır”,

7. 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un Ek 1’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Tehlikeli ve çok tehlikeli işlerden olup, Kurumca standardı yayımlanan ve Bakanlıkça çıkarılacak tebliğlerde belirtilen mesleklerde, tebliğin yayım tarihinden itibaren on iki ay sonra bu Kanunda düzenlenen esaslara göre meslekî yeterlilik belgesine sahip olmayan kişiler çalıştırılamaz. 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre ustalık belgesi almış olanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı meslekî ve teknik eğitim okullarından ve üniversitelerin meslekî ve teknik eğitim veren okul ve bölümlerinden mezun olup, diplomalarında veya ustalık belgelerinde belirtilen bölüm, alan ve dallarda çalıştırılanlar için meslekî yeterlilik belgesi şartı aranmaz”, /

8. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

8.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir”,

8.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde, “Bu Kanun; sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişileri, işverenleri, sağlık hizmeti sunucularını, bu Kanunun uygulanması bakımından gerçek kişiler ile her türlü kamu ve özel hukuk tüzel kişilerini ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşları kapsar”

8.3. “Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi” başlıklı 59’uncu maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür…”,

9. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sözleşme özgürlüğü” başlıklı 26’ncı maddesinde, “Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler”,

10. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun;

10.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu Kanunun amacı; esnaf ve sanatkârlar ile bunların yanlarında çalışanların meslekî ve teknik ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve meslekî eğitimlerini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak, meslek disiplini ve ahlâkını korumak ve bu maksatla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki esnaf ve sanatkârlar odaları ile bu odaların üst kuruluşu olan birlik, federasyon ve Konfederasyonun çalışma usûl ve esaslarını düzenlemektir”,

10.2. “Odaya kayıt” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Esnaf ve sanatkârların sicile kayıtları yapılmadıkça, hiçbir şekilde odaya kaydı yapılamaz. Sicile kayıt olan esnaf ve sanatkârlara ait bilgiler sicil tarafından; elektronik ortamda, iş yerlerinin bulunduğu yerdeki, iş yerleri seyyar olanların ikametgâhlarının bulunduğu yerdeki meslek ve sanatları ile ilgili ihtisas odasına… kayıt için gönderilir.

İlgili oda yönetim kurulu, bu kişilerle ilgili üyelik kararlarını ilk toplantısında alır”,

10.3. “Fiyat tarifelerinin tespit şekli” başlıklı 62’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanuna tabi esnaf ve sanatkârlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifeleri, bağlı bulundukları odalarca hazırlanır ve odanın mensubu olduğu birlik yönetim kurulu tarafından fiyat tarifesinin sunulmasından sonra otuz gün içinde onaylanır veya reddedilir. Onaylanan fiyat tarifesi belediye, mülki amirlik ve ilgili odaya yedi gün içerisinde bildirilir ve bu andan itibaren yürürlüğe girer. Fiyat tarifeleri, uygulanacak azami hadleri gösterir”,

10.4. “Sicile kayıt mecburiyeti ve sicil işlemleri” başlıklı 68’inci maddesinde, “Bu Kanun kapsamındaki esnaf ve sanatkârlar, yanlarında çalışanlar hariç, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren durumlarını otuz gün içinde bağlı bulundukları sicile tescil ve Sicil Gazetesinde ilan ettirmekle yükümlüdürler…

Esnaf ve sanatkârların meslekî faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili odaya kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır ve sicile her bir meslek için ayrı kayıt yapılması gereklidir”,

10.5. “Eğitimin organizasyonu” başlıklı 72’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunda ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirlenen amaçlar doğrultusunda esnaf ve sanatkârlar ile yanlarında çalışan çırak ve kalfaların, pratik meslek eğitimini gerçekleştirmek, her kademedeki esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının asli görevidir”,

10.6. “Meslek Eğitimi Fonu” başlıklı 73’üncü maddesinde, “Esnaf ve sanatkârların her türlü meslek eğitimi faaliyetini gerçekleştirmek ve desteklemek amacıyla Konfederasyon bünyesinde Meslek Eğitimi

Fonu kurulur.

Fonun kaynakları; a) Konfederasyon bütçesine her yıl bu amaçla konacak ödenekler, b) Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının eğitim bütçelerinden ödeyecekleri paylar, c) Yapılacak bağışlar ve diğer gelirlerden, Oluşur.

Fonda toplanan kaynak, sadece esnaf ve sanatkâr kesimine yönelik yapılacak meslekî eğitim ile bu eğitimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla kullanılır”,

10.7. “Meslek eğitiminin finansmanı” başlıklı 74’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşları bu Kanunda belirtilen meslek eğitimine ilişkin görevleri yerine getirmek için, katılma paylarının hesaplanmasında kullanılan yöntem esas alınarak, yıllık gayri safi gelirlerinin % 5’ini ayırmak suretiyle eğitim bütçesi yapmak zorundadırlar”,

11. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun;

11.1. “Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları” başlıklı 7’nci maddesinde,

“Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:

…

f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek”,

11.2. “Ulaşım hizmetleri” başlıklı 9’uncu maddesinde, “Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur…

Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dahilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır”,

12. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin

“ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI” adlı on yedinci bölümünde;

15.1. “Görev” başlıklı 474’üncü maddesinde, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının görev ve yetkileri

şunlardır:

…

d) Ulaştırma, denizcilik, haberleşme ve posta iş ve hizmetlerinin ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye kötü etkisi en az ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında sunulmasını sağlamak”

12.1. “Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü” başlıklı 477’nci maddesinde, “(1) Ulaştırma

Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:

a) Karayolu ve demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin ticari, ekonomik, sosyal ihtiyaçlara ve teknik gelişmelere bağlı olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye olumsuz etkilerini önleyecek, giderecek ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin müstakilen veya ulaştırma türleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini sağlamak”,

12.2. “Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği” başlıklı 495’inci maddesinde, “Basın ve Halkla İlişkiler

Müşavirliğinin görev ve yetkileri şunlardır:

a) Basın ve halkla ilişkilerle ilgili faaliyetleri hazırlamak, koordine etmek ve yürütmek…”,

13. Bakanlar Kurulunun 02.04.1986 tarihli ve 86/10553 sayılı Ticari Plakaların Verilmesinde

Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Karar’ın “Ticari Plaka Verilecekler” başlıklı 3’üncü maddesinde, “Ticari plaka verilebilmesi için;

1. Taksi, dolmuş ve minibüslerde; şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçmiş olduğunu ve sürekli olarak icra ettiğini beyan etmiş ve ilgili meslek odasına, ilgili meslek odasının bulunmadığı yerlerde ise şoförler odasına üye olmak,

2. Umum Servis Araçları’nda; şoförlük mesleğini geçim kaynağı olarak seçtiğini beyan etmiş ve ilgili meslek odasına, ilgili meslek odasının bulunmadığı yerlerde şoförler odasına üye olmak veya ticaret odalarına kayıtlı taşımacı şirketlerce şehir içinde taşımacılık yapmak,şartı aranır.

Taksi, dolmuş ve minibüs sahipleri, bu plakaları bu maddenin (1) numaralı bendinde sayılan şartları haiz kişilere, umum servis aracı sahipleri, bu maddenin (2) numaralı bendinde sayılan şartları haiz kişilere ve taşımacı şirketlere satabilirler”,

14. Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in;

14.1. “Kurs veya programların planlanması ve uygulanması” başlıklı 7’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Yönetmelikte belirtilen kurs ve programların uygulanması yıllık işgücü eğitim planında yer alması şartına bağlıdır”,

/

14.2. “Mesleki eğitim kurslarının açılması” başlıklı 8’inci maddesinde, “(1) Yıllık işgücü eğitim planında yer alan mesleklerde kurs düzenlenebilmesi için işgücü piyasasından veya işverenlerden talep gelmesi gerekir. Söz konusu talebin, il müdürlüğü tarafından yapılacak çalışmalar sonucunda Kurum kayıtlarından karşılanamaması halinde iş birliği yöntemiyle düzenlenenler hariç Genel Müdürlükten uygunluk onayı alınması şartıyla sadece karşılanamayan kısım için mesleki eğitim kursu düzenlenebilir.

(2) Planda yer almayan bir meslek için hizmet alımı yöntemi ile kurs düzenlenmek istenildiğinde öncelikle il istihdam ve mesleki eğitim kurulunun onayıyla planda değişiklik yapılır ve sonrasında Genel

Müdürlükten uygunluk onayı alınır.

(3) Planda yer almayan bir meslek için iş birliği yöntemi ile kurs düzenlenmek istenildiğinde il istihdam ve mesleki eğitim kurulunun onayıyla planda değişiklik yapılır”,

14.2. “Hizmet sağlayıcılar” başlıklı 9’uncu maddesinde, “İş birliği veya hizmet alımı yapılabilecek hizmet

sağlayıcılar aşağıda belirtilmiştir:

…

ç) Kuruluş amaçları doğrultusunda olmak şartıyla; kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi, işveren, esnaf sendikaları, özel kanunla kurulan banka ve kuruluşları ve bunlara bağlı işyerleri ile iktisadi işletmeleri bulunan dernek ve vakıflar”,

14.3. “İş birliği yapılması” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum; hizmet sağlayıcı tarafından en az yüzde altmış istihdam taahhüdü verilmesi koşuluyla, kursiyer zaruri gideri ve sigorta prim gideri ile eğitici giderini içerecek şekilde iş birliği yöntemi ile kurs düzenleyebilir. Düzenlenecek kursları; sektör, meslek veya işyeri bazında değerlendirme yaparak sınırlandırmaya ya da istihdam taahhüt oranını arttırmaya Genel Müdürlük yetkilidir”,

15. Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin “Görev ve yetkileri” başlıklı 9’uncu maddesinde, “UKOME, büyükşehir içindeki kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesini sağlamak üzere; ulaşım, trafik ve toplu taşıma konularında üst düzeyde yönlendirici karar alma, uygulama, uygulatma ve ilgili mevzuattaki usulüne göre gereken tesisleri kurma, kurdurma ve işletme hak ve yetkilerine haizdir. Bu amaçla;

a) Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde, mevzuatla yetkili kılındığı durumlarda mahalli ihtiyaç ve şartlara göre trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almakla, …

ç) Kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; otobüs, taksi, dolmuş ve servis durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek, gerçek ve tüzel kişiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlara ait otopark olmaya müsait boş alan, arazi ve arsaları geçici otopark yeri olarak ilan etmek ve bunların sahiplerine veya üçüncü şahıslara işletilmesi için izin vermek, izin verilen otoparklar ile karayolu üzerindeki diğer park yerlerinde engelliler için işaretlerle belirlenmiş bölümler ayrılmasını sağlamakla,

d) Karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek, bunlara izin ve çalışma ruhsatı vermekle, …

/

görevli ve yetkilidir”

16. İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’nin;

16.1. 2’nci maddesinde, “Tehlike sınıfının tespitinde bir işyerinde yürütülen asıl işin tehlike sınıfı dikkate alınır…”,

16.2. 3’üncü maddesinde, “İşyeri Tehlike Sınıfları Listesindeki faaliyet kodunun tehlike sınıfına ait itirazlardan, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacak Komisyonda alınacak karar sonucunda, itiraza ilişkin faaliyet kodunun tehlike sınıfının değişmesi halinde bu Tebliğde gerekli değişiklik yapılır”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

17. Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

18. Başvuru, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle; kuryeler ve kuryelik mesleğine ilişkin on beş farklı başlıkta ifade edilmiş çeşitli sorun alanları ve bunlara yönelik çözüm önerileri hakkındadır.

18.1. Başvuran ilk olarak 30.11.2023 tarihinde başvuruda bulunmuş olup Kurumumuzca Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanunu hükümleri gereği, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına, Hazine ve Maliye Bakanlığına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Ticaret Bakanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne muhatap 22.01.2024 tarihli Gönderme Kararı tesis edilmiştir. Bu karara yönelik olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sayılı yazısı, Gelir İdaresi Başkanlığının

24.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sayılı yazısı,

Sosyal Güvenlik Kurumunun 31.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile Emniyet Genel

Müdürlüğünün 09.01.2024 tarihli ve sayılı yazısı Kurumumuza ulaşmıştır.

18.2. Başvuran ikinci olarak tarihinde Kurumumuza başvuruda bulunmuş olup

Gönderme Kararı sonrasında idarelerin ilettiği yazılara rağmen konuya ilişkin çözüm bulunamadığını, kuryelik mesleğine dair sorunların ciddiyet ve hassasiyetinin göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiştir.

18.3. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanun’un “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Hazine ve Maliye

/

Bakanlığından, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Ticaret Bakanlığından, 25.07.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile başvuranın bulunduğu il itibarıyla Ankara Büyükşehir Belediye

Başkanlığından bilgi-belge talebinde bulunulmuştur.

19. Şikayetçinin ilk başvurusunda yer alan “site alanlarına kuryelerin araçlarıyla girememesi ile kuryelerin çalıştıkları firmalardan tedarik ettikleri reklamlı mont, yelek, pantolon, çanta gibi ekipmanların kuryelerce kullanılması hususlarındaki talepler” idarenin işleyişi ile ilgili olmadığından Kurumumuzun görev ve yetki alanında değildir. 22.01.2024 tarihli Gönderme Kararı’nda, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanunu’nun 5’inci maddesi gereğince, herhangi bir idarenin işlem, eylem, tutum ve davranışı şikayet edilmediğinden “Kurumun görev alanına girmeyen” söz konusu taleplerle ilgili inceleme yapılamayacağı şikayetçiye bildirilmiştir. Kurumumuzun özel site yönetimlerine ya da özel şirketlere yönelik denetim yetkisi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, bahse konu reklam içeren mont ve sitelere ilişkin sorun ve talepler, işbu başvuru üzerinden tekrar değerlendirilmeyecektir.

20. Başvuruda yer alan diğer taleplerin incelenmesi için Kurumumuzca inceleme ve araştırma yapılmış olup her bir talebin konusuna göre dört farklı idareden bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Bu kapsamda, “kuryeler için yönetmelik çıkarılması, görsel ve yazılı medyada kuryelerin fark edilmesine yönelik çalışmaların yapılması ve motosiklet plakalarının dolmuş, taksi ve servis araçlarındaki gibi özel ticari plakalara dönüştürülmesi” talepleri hakkında, Ulaştırma ve Altyapı

Bakanlığıyla yazışma yapılmıştır. İlgili Bakanlık talepte yer alan “yönetmelik çıkarılması” bağlamında

Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına yönelik taslak üzerinde çalışmaların devam ettiği; değişiklik taslağı ile kurye tanımı, kurye gönderisi tanımı, kurye işletmecisi tanımı, P türü yetki belgesi ve bu belgeyi almanın şartları, yetki belgesi kapsamında kullanılacak taşıt sayısı ve özellikleri, kuryelikte aranılacak nitelik ve şartlar, kurye işletmecilerinin yükümlülükleri, yetki belgesi düzenlenen firmalara yönelik geçiş hükümleri ile yetki belgesi ücretlerinin düzenlendiği hususlarını Kurumumuza bildirmiştir. İlgi Bakanlık tarafından hazırlık aşamasında bulunan taslak metnin bir örneği Kurumumuzla paylaşılmıştır. Özellikle taslaktaki “kurye işletmecilerinin kurye gönderisini taşıma süresi taahhüdünde bulunmadan makul bir sürede alıcısına ulaştırmakla yükümlü olduğu” yönündeki düzenleme gibi somut önerilerin kuryelere yönelik sorunların çözümünde ciddi katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Bu yönüyle, başvurudaki “kuryeler için yönetmelik çıkarılması” talebinin, idare tarafından yürütülen çalışmalarla gerçekleştirilme aşamasında olduğu anlaşılmış olup belirli prosedürlere uygun olarak taraflardan görüş yazıları alınmak suretiyle hazırlandığı için süreç gerektiren söz konusu düzenlemeye ilişkin çalışmaların hızlandırılması ve düzenlemelerin tamamlanarak ivedilikle yürürlüğe girmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

21. İlgili Bakanlığa muhatap “görsel ve yazılı medyada kuryelerin fark edilmesine yönelik çalışmaların yapılması” talebine ilişkin olarak, Kurumumuzun bilgi-belge talep yazısında dikkat çekilmesine karşın, idarenin cevabi yazısında herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmüştür. Söz konusu talep, genel ve soyut nitelikte olmakla birlikte, kuryelerin kamuoyundaki farkındalığını ilgilendirmesi nedeniyle dikkate değerdir. Zira kamusal alanda sıkça karşılaşıldığı üzere kurye mesleğini icra eden ve özellikle motosikletli kuryelerin sayısındaki artışa paralel olarak bu kişilerin ölümlü-yaralanmalı trafik kazalarına karışma oranları yükselmiştir. Nitekim 2023 yılında 68 motosikletli kurye trafikte farklı sebeplerle yaşamını yitirmiştir (2023 Moto Kurye Ölümleri Raporu, Kurye Hakları Derneği, s. 6, 8-15, https://kuryehaklari.org/wp-content/uploads/2024/01/2023-Moto-Kurye-Olumleri-Raporu.pdf, Erişim

Tarihi: 11.11.2024). Ayrıca kuryelerin dahil olduğu yaralanmalı ve maddi hasarlı çok fazla trafik kazası da bulunmaktadır.

21.1. Kamuoyunun bilgisi dahilinde olduğu üzere kuryelerin, özellikle saat süreli teslimat baskısı ve benzeri hususlarda çalışma hayatında karşılaştıkları pek çok sorun bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik

Bakanlığının Kurumumuza ilettiği yazıda geçen, “…kurye teslimat süresine uymazsa ürün ücretsiz teslim edilmekte, buradan oluşan zarar ise kuryeden tahsis edilmektedir. Yahut teslimattaki süreye uyulmadığında kuryeler işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmakta ve geç teslimatta müşteriden tepki görmektedir. Kuryeler bu sebeple hızlı gitmeye çalışmakta ve trafikte kural ihlali yapmaktadır.

Sonuçta trafik kazası geçirmekte ya da ramak kala olayları yaşamaktadır. Bunlar psiko-sosyal risktir” ifadeleri de kuryelerin yaşadıkları olumsuzluklara ışık tutmaktadır.

21.2. Bu bağlamda, başta trafik olmak üzere kuryelerin diğer bireylerle ilişkiye geçtikleri tüm ortamlarda bilinirliklerinin sağlanması adına çalışmaların yürütülmesi önem arz etmektedir. Özellikle kaza riskini oluşturan etkenlerin olabildiğince azaltılması, kurye gönderisini taşıma süresi taahhüdünde bulunmadan makul bir sürede alıcısına ulaştırmakla yükümlü olması hususları ve kuryelerin kendi hak ve yükümlülüklerinden haberdar olması için görsel ve yazılı medya ile sosyal medya mecraları üzerinden toplumun kuryelik mesleğinin farkına varmasına yönelik yayınların yapılması faydalı olacaktır. Bu bakımdan, başvurudaki “görsel ve yazılı medyada kuryelerin fark edilmesine yönelik çalışmaların yapılması” talebiyle ilgili alternatif yöntemler de göz önünde tutularak ilgili kamu kurum-kuruluşlarıyla iş birliği içinde Bakanlık tarafından koordineli çalışmaların yürütülmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

22. Başvuruda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına yönelik “motosiklet plakalarının dolmuş, taksi ve servis araçlarındaki gibi özel ticari plakalara dönüştürülmesi” talep edilmiştir. Konuyla ilgili Bakanlar

Kurulunun 02.04.1986 tarihli ve / sayılı Ticari Plakaların Verilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar

Hakkında Karar’ın 3’üncü maddesinde ticari plaka verileceklerin tahdidi surette ve açıkça düzenlediği görülmektedir. Bu kapsamda, belirtilen şartları sağlayan taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ticari plaka verilebilmektedir. Ayrıca Kurumumuzun konuya ilişkin bilgi-belge talep yazısına cevaben motosikletli kuryelerin özel ticari plaka kullanımı konusunda Bakanlığın bir çalışmasının bulunmadığı

Kurumumuza bildirilmiştir. Bu noktada, mevzuat bağlamında motosikletli kuryelerin araç plakalarının özel ticari plakalara dönüştürülmesi talebinin karşılanması mümkün değildir.

23. Başvuruda “sosyal medya içerik üreticileri ve özel halk otobüsleri için uygulanan vergi modelinin kuryeler için de geçerli olması ve vergi yükünün hafifletilmesi, bazı meslek gruplarındaki sıfır ticari araç alımlarında ÖTV muafiyetinin kuryeler adına da genişletilmesi ve kuryelerin iş ekipmanlarının özellikle koruyucu motosiklet ekipmanlarının % 1 KDV ayrıcalığından yararlandırılması” talep edilmiştir. Konu hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığından bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Gelir İdaresi Başkanlığının konuyla ilgili yazısında, sosyal medya içerik üreticileri ve özel halk otobüsleri için uygulanan vergi modelinin kuryeler için de geçerli olması ve bazı meslek gruplarındaki sıfır ticari araç alımlarında ÖTV muafiyeti sağlanmasının 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi

Kanunu’nda değişiklik yapılmasını gerektirdiği ve kanun değişikliği yetkisinin yasama organında olduğu; bu husustaki taleplerin değerlendirilmek üzere not edildiği; ayrıca kuryelerin iş ekipmanları ile koruyucu motosiklet ekipmanlarına % 1 oranında KDV uygulanmasının, Cumhurbaşkanı kararı gerektirdiği ve halihazırda bu yönde yürütülen bir çalışmanın bulunmadığı hususları bildirilmiştir.

24. Anayasa’nın 73’üncü maddesi, vergilerin, kanunla konulması, değiştirilmesi ve kaldırılması gerektiğini düzenlemiştir. Vergi düzenlemeleri bakımından öngörülen bu yaklaşım, mali hukuk alanında kanunilik ilkesine vücut vermekte ve “bütçe hakkı”nın doğal bir tezahürünü teşkil etmektedir. Bununla birlikte, yine

Anayasa tarafından kanunla düzenlenme zorunluluğuna istisna da getirilmiştir. Aynı Anayasa hükmünün son fıkrasına göre, vergilerin muafiyet, istisna, indirim ve oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilmektedir.

/

Böylece yasamanın çizdiği çerçeve içinde yürütme erkine vergiye dair sınırlı bir düzenleme yetkisi tanınmıştır.

24.1. Bu noktada başvurudaki ilgili talepler ele alındığında, kuryelerin vergilendirme usulünün değiştirilmesi ile sıfır ticari araç alımında özel tüketim vergisi muafiyeti sağlanması hususlarının, vergi düzenlemesi gerektirdiği ve bunun da Anayasa uyarınca “kanun”la yapılma mecburiyetine tabi olduğu tespit edilmiştir. Bu yönüyle, kanun değişikliği gereken talepler hakkında, “yasama işlevi”ne yönelik görevyetkisi bulunmayan idarenin herhangi bir iş ve işlem gerçekleştirememesinde hukuka aykırılık söz konusu değildir. 6328 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, “yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler” Kurumumuzun görev alanı dışındadır.

24.2. Kuryelerin iş ekipmanları ile koruyucu motosiklet ekipmanlarına % 1 oranında KDV uygulanması hususu ise, katma değer vergisi oranlarının düzenlendiği / sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda değişikliği gerektirmektedir. Buna ilişkin yetki de 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28’inci maddesi doğrultusunda Cumhurbaşkanı’na aittir. 3065 sayılı Kanun’un Cumhurbaşkanı’na verdiği oran belirleme yetkisi, ilgili Kanun’a aykırılık oluşturmamak kaydıyla takdir yetkisi dahilinde kullanılacaktır.

Başvurudaki talep daha önce düzenlemeye konu olmamış olup konuya ilişkin ilk defa yapılacak belirlemede

Cumhurbaşkanı’nın takdir yetkisinin geniş olacağı ve Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesinin dikkate alınması gerektiği açıktır. Bir konuda vergi istisnası getirilip vergi alınmaması, başka bir konuda başkalarının daha yüksek vergi vermesi ile sonuçlanacağından, talebin eşitlik ilkesi açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada Kurumumuzun, bir mal teslimi veya hizmete ilişkin KDV oranı belirlenirken Cumhurbaşkanı’nın takdirini belli şekilde kullanması, bir hizmet grubundan daha düşük vergi alarak diğer hizmet grubundan daha fazla vergi alınması yönünde bir yaklaşım sergilemesi ve idari işlem niteliğinde karar alınmak suretiyle belli bir oranın belirlenmesi işleminin tesis edilmesi yönünde

Cumhurbaşkanı’nın yetkilendirildiği alanlarda doğrudan yönlendirme yapma imkanı mevcut değildir. Aksi durum eşitlik ilkesi uyarınca, diğer meslek mensupları için de aynı talebin yerine getirilmesini gerektireceğinden kuryelerin iş ekipmanları ile koruyucu motosiklet ekipmanlarına % 1 oranında KDV uygulanması talebinde mevcut durumda bir çalışma yürütülmemesinde yasal mevzuata aykırı bir husus bulunmamaktadır.

25. Başvuruda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını ilgilendiren “kuryelerin karıştığı ölümlü kazalara ilişkin önlem alınması, sürüş tekniklerinin öğretilmesi ve gerekli tüm önlemlerin alınması dahil esnaf odası bünyesindeki eğitim akademisi ile MYK belgesinin zorunlu hale getirilmesi ve bunların çeşitli fonlarla desteklenmesi, kuryelerin sosyal güvencelerinin sağlanması, kurye mesleğinin ‘tehlikeli’ veya ‘çok tehlikeli’ olarak değerlendirilmesi ve meslekteki kayıt dışılığın önüne geçilmesi” taleplerine yer verilmiştir.

25.1. Başvuruda yer alan “kuryelerin karıştığı ölümlü kazalara ilişkin önlem alınması, sürüş tekniklerinin öğretilmesi ve gerekli tüm önlemlerin alınması dahil esnaf odası bünyesindeki eğitim akademisi ile …

zorunlu hale getirilmesi ve bunların çeşitli fonlarla desteklenmesi” talebi hakkında Kurumumuzca inceleme ve araştırma yapılmış olup ilgili Bakanlıktan alınan bilgi-belgelerde, Aktif İşgücü Hizmetlerinin

Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’teki şartların sağlanması halinde, işverenlerin eleman ihtiyacını hızlı ve etkin bir şekilde karşılayabilmek amacıyla düzenlenen mesleki kurslar ile talep edilen mesleklerde nitelikli iş gücünün yetiştirilmesinin sağlandığı hususları kaydedilmiştir.

25.1.1. Konu ile ilgili Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmelik’in hükümleri incelendiğinde, mesleki eğitim kurs ve programların uygulanmasının, yıllık iş gücü eğitim planında yer alması şartına bağlı olduğu; yıllık iş gücü eğitim planında yer alan mesleklerde kurs düzenlenebilmesi için iş gücü piyasasından veya işverenlerden talep gelmesi gerektiği; planda yer

almayan bir meslek için kurs düzenlenmek istenildiğinde planda değişiklik yapılacağı; hizmet sağlayıcı konumdaki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iş birliği yöntemiyle ilana tabi olmaksızın, belirtilen koşullara uygun olarak kurs teklifinde bulunabileceği ve Türkiye İş Kurumunun hizmet sağlayıcı tarafından en az yüzde altmış istihdam taahhüdü verilmesi koşuluyla, kursiyer zaruri gideri ve sigorta prim gideri ile eğitici giderini içerecek şekilde iş birliği yöntemi ile kurs düzenleyebileceği anlaşılmaktadır. İlgili

Bakanlık da söz konusu düzenlemelerdeki koşulların karşılanması kaydıyla kurye mesleğine yönelik eğitim imkanının olabileceğini belirtmektedir. Bu bakımdan, Yönetmelik’te “hizmet sağlayıcılar” arasında sayılan “meslek kuruluşları”ndan biri olan başvuranın ilgili düzenlemelerde öngörülenler doğrultusunda idare nezdinde resmi müracaatlarını yapması gerekmekte olup sorumluluk başvuran esnaf odasındadır.

25.1.2. Aynı şekilde başvuran esnaf odası bünyesindeki “eğitim akademisi”nin güçlendirilmesi ve bu suretle kuryelerin trafikte karşılaştığı olumsuzluklara karşı onların yetkin kılınmasına yönelik isteklerin de asıl muhatabının başvuran esnaf odası olduğu tabiidir. Zira 5362 sayılı Esnaf ve

Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu bağlamında tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki esnaf odaları, özel hukuk tüzel kişisi konumundaki dernek, vakıf veya şirket gibi olmayıp ilgili alandaki esnaf ve sanatkârların meslekî ve teknik ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmelerini ve meslekî eğitimlerini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak, meslek disiplini ve ahlâkını korumakla görevli, kamusal sorumlulukları olan müesseselerdir. Ayrıca 5362 sayılı Kanun’un 71’inci ve devamı maddelerinde de esnaf ve sanatkârların, pratik meslek eğitimini gerçekleştirmenin, her kademedeki meslek kuruluşunun asli görevi olduğu vurgulanarak esnaf ve sanatkarların mesleki eğitimlerinde meslek kuruluşları hem yetkilendirilmekte hem de çeşitli finansman araçlarıyla donatılmaktadır.

25.2. Başvuruda yer alan “kurye mesleğinin ‘tehlikeli’ veya ‘çok tehlikeli’ olarak değerlendirilmesi” ile

“MYK belgesinin zorunlu hale getirilmesi” talepleri bağlamında ise Kurumumuzca inceleme yapılmış olup bilgi-belge talep yazısına cevaben, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin iş yeri tehlike sınıflarının belirlenmesinde görevli komisyonun, tehlike sınıfına yapılan itirazları değerlendirmek ve İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’nde kullanılan sınıflamaya yeni eklenen kodların tehlike sınıfını belirlemek için her yıl ocak ayında toplandığı; kuryelerle ilgili 2017 ve 2021 yıllarında görüş talepli başvuruların olduğu; ancak takip eden süreçte resmi müracaatların yapılmadığı; gerekli bilgi-belgelerle komisyona başvurulması halinde, taleplerin ilk toplantıda gündeme alınacağı; ayrıca kuryeler/motorlu kuryelerin, ilgili Tebliğ’de “az tehlikeli” statüsünde olduğu; 5544 sayılı Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un Ek 1’inci maddesi gereğince belge zorunluluğu kapsamına alınamadığı bilgisini Kurumumuzla paylaşmıştır.

25.2.1. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 9’uncu maddesi gereğince, iş yeri tehlike sınıflarının tespitinde, o iş yerinde yapılan asıl iş dikkate alınmaktadır. Yine aynı Kanun’un 3’üncü maddesinde, iş yeri, mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyon şeklinde tanımlanmaktadır. Bu kapsamda, kuryeler bakımından önem arz eden husus, motosikletli kurye işverenlerinin hepsinin iş yeri faaliyet kodunun/NACE kodunun farklı olması ve motosikletli kuryelerin tek bir altılı kodda kayıtlı bulunmamasıdır. Zira kurye faaliyetleri ilgili

Tebliğ’de, “53.20.09: Kurye faaliyetleri (kara, deniz ve hava yolu ile yapılanlar dâhil, evrensel hizmet yükümlülüğü altında postacılık faaliyetleri hariç)” altılı kodu ve tanımında yer almasına rağmen bu tanım

kurye şirketlerini ifade etmekte ve tüm motosikletli kuryelerin durumunu açıklamamaktadır. Özellikle motosikletli kuryelerin birbirinden farklı süreçlere sahip çeşitli faaliyetlerin içinde hizmet vermesi sebebiyle bunların yaptığı faaliyet, 53.20.09 kodunda tescilli iş yerleri haricinde diğer iş yerlerinin esas işi görülmediğinden tehlike sınıfları da bağlı olunan iş yerine göre farklılaşmaktadır. Bu nedenle bir işverene bağlı çalışan motosikletli kuryeleri kapsayacak şekilde Tebliğ’de belirlenen bir tehlike sınıfı bulunmadığı görülmektedir. Kaldı ki 6331 sayılı Kanun bağlamında, tehlike sınıfı tespiti iş yeri odaklı ve iş yerinde görülen asıl iş baz alınarak yapılabilmektedir. Bir başka deyişle, yasal düzenleme karşısında iş yerinden bağımsız bir tehlike sınıfı belirlemesinin yapılması, hukuken mümkün değildir. Ancak ilgili Bakanlığın işaret ettiği gibi iş yeri tehlike sınıflarının belirlenmesinde görevli komisyonun, tehlike sınıfına yapılan itirazları değerlendirmek ve ilgili Tebliğ’de kullanılan sınıflamaya yeni eklenen kodların tehlike sınıfını belirlemek için her yıl ocak ayında toplandığı dikkate alınarak ilgililerince gerekli bilgibelgelerle komisyona başvurulabileceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, söz konusu tespitlerin bir işverene bağlı olarak çalışan kuryeler hakkında yapılabileceğinin de belirtilmesi gerekmektedir. Nitekim

6331 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve

hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar için bu Kanun hükümleri uygulanmadığından işverene bağlı olmadan faaliyet yürüten kuryeler bakımından tehlike sınıfı belirlemesinin yapılamayacağı kuşkusuzdur.

25.2.2. Başvuruda ifade edilen “MYK belgesinin zorunlu hale getirilmesi” talebi hakkında, 5544 sayılı

Meslekî Yeterlilik Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un Ek 1’inci maddesi gereğince, tehlikeli ve çok tehlikeli iş kapsamındaki mesleklerde, meslekî yeterlilik belgesine sahip olmayan kişilerin çalıştırılamayacağı düzenlenmiş ve bu suretle ilgili belgenin varlığı, zorunlu kılınmıştır. İş Sağlığı ve

Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre kurye faaliyetleri “az tehlikeli” statüde belirlenmiş olup buradaki tehlike sınıfı tespiti bir işverene bağlı olarak çalışan tüm kuryeleri kapsamamaktadır. Hem Tebliğ’de “kurye faaliyetleri” hakkında sınırlı surette belirlenen tehlike sınıfının

“az tehlikeli” olması hem de yukarıda açıklandığı üzere geriye kalan kuryeler bakımından genel bir belirlemenin yapılamaması karşısında mesleki yeterlilik belgesinin söz konusu mesleğin icrası için zorunlu olamayacağı görülmektedir.

25.2.3. Bununla birlikte ilgili Bakanlık, Kurumumuza ilettiği yazıda, tehlikeli ve çok tehlikeli meslek sınıfında olmayan birçok meslekte, meslekle doğrudan ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından ikincil mevzuatında düzenleme yapılarak belge zorunluluğunun getirildiği; bu bağlamda, kuryelerle ilgili olarak mesleğe yönelik düzenleme yetkisini haiz kamu kurum ve kuruluşlarının ikincil mevzuatında düzenleme yapılarak mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu getirilebileceği hususunu belirtmiştir. Bir başka deyişle, meslekle ilgili kamu kurum-kuruluşlarının yapacakları düzenleyici işlemler vasıtasıyla anılan belge, mesleğin icrası için gerekli koşul olarak belirlenebilmektedir. Bu noktada, kuryeler bakımından da aynı yöntemin izlenebileceği görülmekte olup anılan meslekle doğrudan ilgisi bulunan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan başvurucu esnaf odasının tesis edeceği idari düzenleyici işlemler aracılığıyla bahse konu zorunluluğun aranması mümkündür.

25.3. Başvuruya konu “kuryelerin sosyal güvencelerinin sağlanması” ve “meslekteki kayıt dışılığın önüne geçilmesi” taleplerine ilişkinse, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumunun cevabi yazıları üzerinden inceleme-araştırma gerçekleştirilmiştir. Buna göre,

Kuryelerden 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun kapsamına girenlerin, Kanun’da belirtilen şartları sağlamaları halinde işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği, doğum ve evlat edinme sonrası yarım çalışma ödeneği ve ücret garanti fonu uygulamalarından faydalanabildiği;

/

Kuryelerin teslimat işiyle uğraştıkları sırada geçirdikleri iş kazalarının çoğunlukla 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi üzerinden iş kazası sayılacağı için gerek hizmet akdiyle gerekse kendi nam ve hesabına çalışan kuryelerin bu kapsamda aldıkları istirahat raporlarına istinaden geçici iş göremezlik ödeneğine hak kazandığı;

Kuryelik mesleği yapan sigortalılara ilişkin özel bir düzenleme bulunmaksızın 5510 sayılı Kanun’daki şartlara tabi olarak sigortalılık statülerine ve sigortalılık başlangıç tarihlerine göre taraflarına halihazırda yaşlılık aylıklarının bağlandığı hususları Kurumumuz bilgisine sunulmuştur. Söz konusu açıklamalara ek olarak, Sosyal Güvenlik Kurumunun cevabi yazısından anlaşıldığı üzere 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sosyal güvence imkanlarının kurye mesleğini icra eden kişiler bakımından da uygulanabildiği görülmektedir. Bir başka anlatımla, işverene bağlı veya kendi nam ve hesabına çalışmadan doğabilecek sigortalılık statü farklılığı haricinde, kuryeler de yasal düzenlemedeki şartların sağlanması halinde ilgili meslekten bağımsız olarak sosyal güvenlik imkanlarından yararlanmaktadır.

25.3.1. Buna karşın, kayıt dışılıkla mücadele hususunda başvuruda yer alan “5362 sayılı Esnaf ve

Sanatkarlar Kanununa göre her vergi mükellefinin 30 gün içerisinde oda kayıt zorunluluğu aranmaktadır.

Bu kanun çerçevesinde, esnaf sicil kaydı olmayan yaklaşık 300.000 esnaf kurye e ticaret firmaları tarafından kayıt dışı çalıştırılıyor, önüne geçilmesini arz ederiz” ifadelerinin muhatabının, ilgili meslek kuruluşları olduğu açıktır. Bir başka deyişle, 5362 sayılı Kanun’daki sicile kayıt mecburiyeti ve bunun doğrudan sonucu olan odaya üyelik şartı, ilgili odaların takip etmesi gereken ve onların görevinde olan bir husustur. Odanın kendi sorumluluğunda olan bir konuda, idarece bir işlem tesisi ve üye olmaya zorlaması mümkün değildir. Bu noktada, Kurumumuzca kuryelik mesleğindeki kayıt dışılıkla mücadele hakkında sadece Sosyal Güvenlik Kurumu özelinde inceleme-araştırma yapılmıştır.

25.3.2. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma yapılan yazışmalar uyarınca, Sosyal Güvenlik

Kurumuna gelen ihbar ve şikayetlere dayanılarak gerekli inceleme ve araştırmanın yapıldığı; kuryelerin çalışmalarının gün veya ücret olarak hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi halinde, Sosyal Güvenlik

Kurumuna ihbar ve/veya şikayet edebilmek için Çalışma Hayatı İletişim Merkezi ALO 170 hattı ile

CİMER aracılığıyla veya doğrudan müracaat edilebileceği; yapılan ihbar ve/veya şikayete dayanılarak denetim ve kontrolle görevli personelce mevzuat hükümleri dikkate alınarak gerekli inceleme ve araştırmanın yapılacağı; bu suretle kuryelerin kayıt dışı çalışmasının önlenebildiği; ilgili meslek grubu hakkındaki risk analizine dayalı programlı denetimlerle de tespitler yapılabildiği; buna ek olarak, sigortalılığı teşvik etmek ve prim ödeme kolaylığı sağlamak amacıyla kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan kuryelerin de yararlanabileceği, “5 Puanlık Prim Teşviki” ile “Genç Girişimci Teşviki” adında iki adet sigorta prim teşviki uygulamasının bulunduğu bilgileri Kurumumuzla paylaşılmıştır. Bu bağlamda, ilgili idarenin hem yasal düzenlemelerin verdiği yetki doğrultusunda gereken denetim çalışmaları hem de çeşitli teşvik uygulamalarıyla çalışma hayatındaki kayıt dışılığı önlemede farklı yöntemlerden faydalandığı anlaşılmaktadır. Burada önemli olan husus, söz konusu alternatif seçeneklerin kayıt dışılıkla mücadelede aktif kullanılması gerekliliğidir. Özellikle sayısı artan ve güncel durumda hizmet akdiyle çalışandan daha fazla kendi nam ve hesabına çalışan kuryeler olduğundan kayıt dışı konumda olanların sisteme dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira sosyal güvenlik sistemine dahil olan her bir kuryeyle aslında kamusal ereklerden önce ilgili kuryenin haklarının korunması sağlanmış olacaktır. Kayıt dışılığın varlığı, ülke ekonomisine zarar vermenin yanında ilgili çalışanlar bakımından pek çok hak ve imkandan mahrumiyeti de beraberinde getirebilmektedir. Bu bakımdan, idarenin hem denetim hem de teşvik uygulamalarıyla kuryelerin kayıt dışılığının önlenmesinde daha etkin hareket etmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

/

26. Başvuruda Ticaret Bakanlığını ilgilendiren “firmalarla yapılan sözleşmelerde esnaf kuryenin aleyhine olabilecek hükümlerin engellenmesi için esnaf odasının imzasının şart koşulması” ve “esnaf odası tarafından yapılacak objektif araştırmalar sonucunda fiyat tarifesinin belirlenmesi” talepleri hakkında

Kurumumuzca bilgi-belge talep edilmiş olup ilgili Bakanlıktan, 5362 sayılı Kanun gereğince, oda yönetim kurulunun görev ve yetkileri arasında esnaf ve sanatkarlarla diğer kişilerin kendi aralarında yapmış oldukları sözleşmelere odaların müdahil olmasına ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı; esnaf odalarının sözleşmelere taraf olma talebinin, sözleşmenin asli tarafları olan firmalar ile kurye esnafının sözleşme özgürlüğünü ve sözleşme konusu üzerinde tasarruf etme özgürlüğünü kısıtlayacağından, ticari hayatın olağan akışına ve serbest piyasa koşullarına da uygun olmayacağından mümkün görünmediği; ayrıca esnaf ve sanatkarlarca üretilen her türlü mal ve hizmetlerin fiyat tarifelerinin, ilgili esnaf odalarınca hazırlanarak odanın bağlı bulunduğu birliğe onaylanmak üzere sunulacağı; fiyat tarifesinin, birlik tarafından onaylandığı takdirde ilgili yönetmelik gereğince bildirimlerin yapılarak yürürlüğe gireceği bilgileri Kurumumuza gönderilmiştir.

26.1. Bu kapsamda, ilgili firma ile kurye arasında yapılacak sözleşmelerde esnaf odasının imzasının aranması hususu ele alındığında, idarenin de belirttiği üzere “sözleşme hürriyeti” ve bunun bir tezahürü olarak “sözleşme serbestisi ilkesi” açık bir şekilde bahse konu talebe engel oluşturmaktadır. Zira özel hukuk alanında temel bir esas teşkil eden sözleşme hürriyeti, sözleşme akdedecek kişilerin iradelerini ortaklaştırmaları ve yasal düzenlemelere aykırılık oluşturmamaları kaydıyla diledikleri konuda, içerikte ve şekilde sözleşme yapabilmelerini öngörmektedir. Nitekim Anayasa’nın 48’inci maddesi ile 6098 sayılı

Türk Borçlar Kanunu’nun 26’ncı maddesi de bunun yasal dayanağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, sözleşme tarafları dışındaki üçüncü kişilerin sözleşmeye dahil olması zorunluluğunun idari tasarruflarla getirilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, meslek mensuplarının menfaatlerine yönelik ihtiyaçlarını karşılama görevi bulunan esnaf odalarının, bağlayıcı olmayacak şekilde sözleşme şablonu hazırlayabileceği, üyelerinin daha iyi şartlarda sözleşme yapabilmeleri için gerekli eğitim ve rehberlik çalışmalarını yürütebileceği veya ilgili firmalar nezdinde üyeleri için çalışmalarda bulunabileceği değerlendirilmektedir.

26.2. Başvuruda yer alan, “esnaf odası tarafından yapılacak objektif araştırmalar sonucunda fiyat tarifesinin belirlenmesi” talebi hakkında ise, 5362 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin ele alınması yerinde olacaktır. Kanun’un anılan hükmü, esnaf ve sanatkârlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifelerinin, bağlı bulundukları odalarca hazırlanacağı ve odanın mensubu olduğu birlik yönetim kurulu tarafından fiyat tarifesinin sunulmasından sonra otuz gün içinde onaylanacağı veya reddedileceğini; onaylanan fiyat tarifesinin, belediye, mülki amirlik ve ilgili odaya yedi gün içerisinde bildirileceğini ve bu andan itibaren yürürlüğe gireceğini düzenlemektedir. Bu doğrultuda, yasal mevzuat uyarınca 5362 sayılı Kanun kapsamındaki kuryelerin sundukları hizmete dair fiyat tarifeleri belirleme yetkisinin ilgili meslek kuruluşlarında olduğu anlaşılmaktadır. Başvuran esnaf odası, söz konusu talep bakımından kendi sorumluluğunda olan bir hususun idarece yapılması için başvuru yapmış bulunmaktadır. Bu nedenle “fiyat tarifelerinin tespitine ilişkin talep hususunda taraflarınca yapılacak bir işlem bulunmadığı” yönünde açıklama yapan ilgili Bakanlığın, konuya ilişkin görevli-yetkili olmadığından talep bağlamında işlem yapmamasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

27. Başvurudaki bir diğer talep, “her mahallede uygun yerlerde kurye duraklarının oluşturulması”na yöneliktir. Bu husus hakkında, başvuran esnaf odasının görev yaptığı yer göz önünde tutularak Ankara

Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. İlgili idare Kurumumuza gönderdiği yazıda, motosikletli kuryelere yönelik mevzuatta herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı ve mevzuat değişiklikleri sonrasında taleplerin değerlendirilebileceği; kuryelik faaliyeti yürüten kişilere yönelik halihazırda bir çalışmanın olmadığı bilgilerini kaydetmiştir. Bu bağlamda, 5216 sayılı Büyükşehir

Belediyesi Kanunu’nun konuyla ilgili 7’nci maddesine bakıldığında, büyükşehir belediyelerinin, kara üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek görevlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buradaki “durak yerleri” ibaresinin tam olarak ne anlama geldiği ise, bahse konu yasal düzenlemenin yasama belgelerinden anlaşılmaktadır. Nitekim 5216 sayılı Kanun’un yasalaşma sürecinde esas komisyon konumundaki Plan ve Bütçe Komisyonu’nun raporunda, “7 nci maddesi; birinci fıkrası, … (f) bendinde ‘her türlü toplu taşım araçlarının sayılarını’ ibaresinin, servis ve taksilerinde ulaşım planlama ve koordinasyonu içinde değerlendirilmesini teminen ‘her türlü servis ve toplu taşım araçları ile taksi sayılarını’ bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergahlarını belirlemek; durak yerleri’ olarak ve

‘taksi durak yerleri’ ibaresinin ‘durak yerleri’ olarak değiştirilmesi,… suretiyle” şeklindeki ifadelerden, taksi durak yerlerine dönük düzenlemenin, servis, toplu taşıma araçları ve taksi durak yerlerini kastedecek şekilde değiştirildiği görülmektedir. Ayrıca 5216 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinde geçen, “taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler” ibaresi de bahse konu

“durak yerleri”nin hangi araçlara yönelik olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu bakımdan, başvuruda zikredilen “kurye duraklarının oluşturulması” talebinin, ilgili yasal düzenlemede idarenin yetkilendirildiği durak yeri tespiti ve işletmesi veya kiraya verilmesi kapsamında görülemeyeceği anlaşılmaktadır.

28. Başvurudaki “yediemine teslim edilen motosikletlerin uygun olmayan şekilde çekilmesi ve park edilmesi usullerinin terk edilmesi” talebi hakkında, Kurumumuzca başvuranın bulunduğu yer itibarıyla Ankara

Büyükşehir Belediyesi ile yazışma yapılmıştır. İlgili idare yazısında, yasak yerlerde ve hallerde park etmiş araçların çekilmesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gereğince yürütüldüğü; araçların çekilmesi ve yediemin depolarına teslim edilmesi sırasında uygulanacak usule dair bir kararın alınmadığı; 20.03.2020 tarihli ve / sayılı UKOME kararıyla, araç çekme işlemlerinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütüldüğü hususlarını kaydetmiştir. Bu konu hakkında, büyükşehir belediyelerinin görevini düzenleyen 5216 sayılı Kanun incelendiğinde, söz konusu idarelerin, kanunların verdiği trafik düzenlemesini gerektiren bütün işleri yürütme yetkisinin bulunduğu ve trafik hizmetlerinin plânlanması ve koordinasyonu yetkilerinin büyükşehir belediyeleri bünyesindeki ulaşım koordinasyon merkezleri tarafından kullanılacağı tespit edilmiştir. Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri

Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinde ise, ulaştırma koordinasyon merkezlerinin (UKOME), büyükşehir içindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesini sağlamak üzere, ulaşım ve trafik konularında üst düzeyde yönlendirici karar alma yetkisinin olduğu; mevzuatla yetkili kılındığı durumlarda mahalli ihtiyaç ve şartlara göre trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alabileceği düzenlenmiştir.

28.1. Bu kapsamda başvurudaki anılan talep ele alındığında, ilgili idarenin trafik düzeni ve güvenliği hususunda düzenleyici karar alabileceği; başvuru özelinde her ne kadar bir UKOME kararı bulunmasa da yetkili otoparklara motosikletlerin çekilmesi ve park edilmesine dair usul-esasların Kanun ve

Yönetmelik’ten kaynaklı yetki dairesinde düzenlenebileceği anlaşılmaktadır. 20.03.2020 tarihli ve / sayılı UKOME kararında, park etmenin yasaklandığı yerlere park eden araçlar, kazalarda çekici temin edemeyenlere ait araçlar ve güvenlik veya eksik belge nedeniyle trafikte dolaşmaları sakıncalı görülen araçların trafikten men edilmesi/muhafaza altına alınması ve yetkili otoparklara çekilmesi işlemlerinin il emniyet müdürlüğünce yürütülmesi hususu, yine il emniyet müdürlüğünün 13.03.2020 tarihli ve sayılı yazısıyla talep edilmesi üzerine karara bağlanmıştır. Bu nedenle trafik düzeninde bazı araçların trafikten men edilmesi/muhafaza altına alınması ve yetkili otoparklara çekilmesi işlemlerini yapacak kurumkuruluşa karar verebilme yetkisi, bu işlemlerin ne surette yapılacağını da kapsamaktadır. Özellikle temel çerçevesi, genel esasları ve icra usulü düzenlenmeyen bir konuda, ilgililerin tereddüde düşmeleri ve birbirinden farklı uygulamaların olması durumlarıyla karşılaşılabilecektir. Hatta başvuru bağlamında

gündeme geldiği gibi ilgililerin mağduriyeti doğabilecek ve idarenin sorumluluğu iddiaları ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla motosikletli kuryelerin, mevzuat gereğince araçlarının yetkili otoparklara çekilmesi işlemlerinin yapılmasına ilişkin usul-esasların ilgili idare tarafından bir UKOME kararına konu edilmesi faydalı olacaktır. Bu doğrultuda, konuyla ilgili tüm taraflardan görüşlerin alınarak bahse konu talep bakımından sonuç doğuracak bir düzenlemenin yapılması gerekmektedir.

29. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; başvuruda yer alan “kuryeler için yönetmelik çıkarılması”, “görsel ve yazılı medyada kuryelerin fark edilmesine yönelik çalışmaların yapılması”, “meslekteki kayıt dışılığın önüne geçilmesi” ile “yediemine teslim edilen motosikletlerin uygun olmayan şekilde çekilmesi ve park edilmesi usullerinin terk edilmesi” taleplerinin kabul edilerek ilgili idarelere yönelik tavsiyede bulunulması; başvurudaki diğer taleplerin ise reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

30. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, gönderme kararı sonrasında başvurana Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sayılı cevabın, Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı tarafından sayılı cevabın ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 23.01.2024 tarihli cevabın verildiği; ancak bu cevaplarda, başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup ilgili idarelerin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı; Ticaret Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının ise gönderme kararı sonrasında başvurana yazılı cevap verdiğine dair bilgi-belge olmadığı görülmüş olup ilgili idarelerin

“makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uymadığı tespit edilmiştir. İdareler tarafından bahse konu ilkelere riayet edilmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede görevli-yetkili yargı merciinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre BAŞVURUNUN

KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,

Kuryelik mesleğinin çerçevesi ile mesleğin icrasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, kuryelik mesleğine ilişkin farkındalık oluşturulması ve kuryelerin karıştığı trafik kazalarının azaltılmasına yönelik çalışmalara katkıda bulunması için;

“Kuryeler için yönetmelik çıkarılması” talebi doğrultusunda fiilen sürdürülen çalışmaların tamamlanarak düzenlemenin ivedilikle yürürlüğe girmesi,

“Görsel ve yazılı medyada kuryelerin fark edilmesine yönelik çalışmaların yapılması” talebiyle ilgili alternatif yöntemler de göz önünde tutularak konunun taraflarıyla iş birliği içinde gerekli çalışmaların yürütülmesi hususlarında ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

“Kurye mesleğindeki kayıt dışılığın önüne geçilmesi” talebi hakkında, denetim faaliyetlerinin etkin bir şekilde sürdürülmesi ve kayıt dışılığın önlenmesine katkı sağlayabilecek teşvik uygulamaları başta olmak üzere gereken çalışmaların yapılması hususunda ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK

BAKANLIĞINA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

“Yediemine teslim edilen motosikletlerin uygun olmayan şekilde parka çekilmesi ve park edilmesi usullerinin terk edilmesi” talebi hususunda ise, motosikletli kuryelerin mevzuat gereğince araçlarının yetkili otoparklara çekilmesi işlemlerine ilişkin usul-esasların, konuyla ilgili tüm tarafların görüşlerinin alınması suretiyle bir UKOME kararıyla düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması hususunda ANKARA

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Başvuruda yer alan diğer taleplerin REDDİNE,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarelerin tarafından bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURAN ile ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI, HAZİNE VE MALİYE

BAKANLIĞI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI, SOSYAL GÜVENLİK

KURUMU BAŞKANLIĞI, TİCARET BAKANLIĞI ve ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE

BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/