ÖZET: Başvuran, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda engelli kadrosunda Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görev yapmaktadır. 07.08.2023 tarihinde yapılan lojman tahsislerinde puan yetersizliği nedeniyle kendisine lojman tahsisi yapılmadığını ve bu durumun ardından kiracısını evden tahliye etmeye çalışırken barınma sorunu yaşadığını belirtmiştir. Başvuran, Albay ile yaşadığı olumsuz olaylar sonrası disiplin soruşturması açılmasını talep etmiş, ayrıca aidat iadesinin geciktiğini iddia etmiştir.

İdare, başvuranın aidatının gecikmesinin kişisel bir durum olmadığını, aynı dönemde 35 kişinin aidatının da geciktiğini açıklamıştır. Ayrıca, Albay’ın başvurana gerekli yardımları sağladığı ve disiplin suçu oluşturacak bir eylemde bulunmadığı ifade edilmiştir. İnceleme sonucunda, başvuranın iddialarına dair somut delil bulunmadığı ve Albay hakkında disiplin soruşturması yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın talepleri hukuka aykırılık tespit edilmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. İdarenin işlemlerinin kanunlara uygun olduğu, ancak başvuranın itiraz yollarının belirtilmediği için bu ilkeye uyulması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuru, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiş ve başvurunun reddine karar verilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/2990-S.24.4745

BAŞVURU NO : 2023/17826

KARAR TARİHİ : 14.03.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın aidat ödemesinin geciktirildiği iddiası ve Albay hakkında disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 08.11.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza T.C. Kimlik Numaralı tarafından yapılan başvuruda başvuran özetle, 24.06.1997 tarihinden itibaren Hava K. K.lığı Hava Lojistik K.lığı bünyesinde engelli kadrosunda

Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görev yaptığını, 2018 yılından beri sıra tahsisli lojmanda ikamet etmekteyken puan yetersizliği nedeniyle 07.08.2023 tarihinde yapılan lojman tahsislerinde adına lojman tahsisi yapılamamasından ötürü kiracısını evden tahliye etmeye çabalarken ailesiyle birlikte barınma sorununun doğduğunu, mağduriyetinin giderilmesi amacıyla 08.08.2023 tarihinde amiri Albay ile konu hakkında konuşmaya çalıştığını, ancak Albay ile aralarında üzücü olaylar yaşandığını, 28.08.2023 tarihinde Kurmay Başkanına yaşanan olayları arz etmek için randevu talep ettiğini ancak talebinin reddedildiğini, Hava K. K.lığı Hava Loj. K.lığı Kurmay Bşk.lığı’nın 11.10.2023 tarih ve sayılı yazısıyla da talebinin reddedildiğini, 29.08.2023 tarihinde boşalttığı lojman teslimi sonrası alacağı kalan aidat tutarının aynı dönem itibariyle lojman boşaltan personellere daha erken yatırılırken, kendi aidat tutarının geciktirildiğini belirterek lojmanı aynı dönemde boşaltan diğer personele ait aidat iade makbuzlarının istenmesini, ret cevabının iptal edilmesini ve Albay hakkında disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesi hususunda tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.

1.1. Şikâyet başvurusuna konulan ek evrakların tetkiki neticesinde, başvuranın Gülhane Eğitim Ve

Araştırma Hastanesinden alınan 20/02/2020 tarihli, süresiz rapor geçerlilik süreli, Göz Hastalıkları, %90 engel oranına sahip Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu bulunduğu tespit edilmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi-belge talebine yönelik Milli Savunma Bakanlığı Hava Kuvvetleri

Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığından alınan 19/12/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde; 2.1. 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun “Disiplin” başlıklı 13üncü maddesinde; “Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üslünün hukukuna riayet demektir.” Hükmü, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun “Takdir hakkının kullanımı” başlıklı 6’ncı maddesinde; “(1) Bu Kanunla disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar. (2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır. (3) Takdir hakkı kullanılırken; a)

Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık gibi hususlar göz önüne alınır. (4) İtiraz üzerine yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir

İdari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemez veya uygulama yapılamaz” hükmü, “Disiplin soruşturması ve yetkiler” başlıklı 7’nci maddesinde; “(l) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerekliğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar.” hükmü düzenlendiği, 2.2. 6413 sayılı Kanun’da belirtilen hükümler çerçevesinde üst disiplin amirine veya bir üst disiplin kuruluna yapılacak itirazlar saklı kalmak kaydıyla gerekçeli şekilde kullanılmış olan takdir hakkına yapılacak müdahalenin önlenerek söz konusu hakkın kullanılmasını ortadan kaldıracak şekilde hiçbir yönlendirme ve telkinde bulunulamayacağı hususunun hükme bağlandığı, diğer bir ifadeyle söz konusu hüküm ile hiçbir idari makamın, ne suretle olursa olsun gerekçeli şekilde kullanılmış olan takdir yetkisini doğrudan ortadan kaldıracak veya bu sonucu doğuracak şekilde bir karar veremeyeceği gibi bu yolda bir uygulama da yapılamayacağının belirtildiği, 2.3. Somut olayda Albay hakkında yapılan incelemeye istinaden alınan bilgi alma tutanağında özetle; başvurucuyu 4 yıldır tanıdığı, lojman oturma süresinin son ayında bir sohbet anında “Puan yetersizliği nedeniyle sanırım lojmandan çıkmak zorunda kalacağım” demesi üzerine kendisine yeni yapılacak lojman dağıtımda “İnşallah lojman alırsın” dediğini ama her ihtimale karşılık kiracısını tahliye etmek üzere hazırlık yapmasını hatırlattığını, kendisinin de kiracısını çıkarmaya çabaladığından bahsettiğini, lojman alamaması durumunda yaklaşık 15 yıl önce lojmanda apartman görevlileri için oluşturulmuş blok apartmandan sadece iki üç apartmanın altında bulunan apartman görevlisi dairelerinde oturmak istediğini beyan etmesi üzerine, kendisine bodrum katının fiziksel özelliğinden dolayı uygun olmadığını söylediğini, kendisinin eşyamı koyayım bari demesi üzerine yine kendisine bu apartman altındaki yerlerin tuvalet taşlarının sökük ve fare gelmesini önleme amaçlı betonla doldurulduğunu, iç kapılarının olmadığını dış kapılarının kötü durumda olduğunu mutfak tezgah ve dolaplarını mevcut olmadığını, emniyetsiz olduğunu söylediğini, tekrar talebinde ısrarlı olması üzerine lojmana gidince bakacağını söylediğini, başvurucunun bakıp bakmadığını sorması üzerine kendisinin de bu yerlere baktığını ve bir aile olarak talep ettiği yerin oturmak için uygun olmadığını, tamir etmek için herhangi bir ödeneğin bulunmadığını, elektrik su aboneliğinin bağlanamayacağını ve tahsis listesinde o yerin olmadığını, Hv. K. K.lığı tarafından bu yerlerin konut statüsünden sığınak konumuna çevrildiğini, bu yerde oturmasının uygun olmadığını belirttiğini, kendisinin tekraren o zaman depo olarak kullanayım demesi üzerine aynı zamanda Blk. Grp. Yönetim

Kurulu Başkanı olması sebebi ile yaklaşık 4 yıldır bodrum katlarında eşya konulmasına müsaade edemediklerini, eşyaların sahiplerinin kaybolan eşyalardan onları sorumlu tuttuğunu, bu nedenle kayıpları

üstlenemediklerini, zararlı haşere ile bu eşyalar nedeni ile mücadele edemediklerini söylediğini, bu yerlerin tahsisinde kendisinin tahsis makamı olmadığını fakat tahsis makamının uygun görmesi halinde buranın verilmesine yönelik kendi üzerine düşen her şeyi yapabileceğini, güvenlik konusunda kilit vs. yardımcı olacağını belirttiğini, ayrıca bu konuşmada lojman süresi bitiminde istinasız tüm personelin lojmandan çıktığını bu çıkan personel ailelerinin içinde hamile kadınların, emzikli bebeklerin, özürlü bireylerim, tek başına yaşayan boşanmış, hasta ebeveynine bakan ya da tek maaşla dışarıya çıktığında maaşının çoğunu kiraya verecek personelin bulunduğunu, eşi yurt dışında görevde bulunan personelin bile olduğunu, bu kişilerin tek başlarına taşınmakta bile zorluk çektiğini, Blk.Grp. Yönetim Kurulu Başkanı olarak bu örneklerden üzüldüğünü ancak elde bir şey gelmediğini anlattığını, ayrıca yoğun talep nedeniyle personelin lojman tahsisinde sürtüşmeler yaşadığını ve adaletsiz bir uygulama yaparsak şikâyet olabileceğini, Konut

Yönergesinin tahsis makamı tarafından uygulanmak durumunda olduğunu ve hak sahiplerinin kendilerine yeni tahsis edilen lojmanlardan yararlanmalarının da en doğal hakları olduğunu belirttikten sonra yine de kendisinin dışarıda oturacağı evi bulunması nedeniyle bir şekilde şanslı olduğunu samimi şekilde izah ettiğini, taşınma ve kiracısını çıkartma faaliyetlerini yapma konusunda izin talep etmesi üzerine kendisinin

14 Ağustos 2023 tarihinden geçerli olmak üzere 12 gün süreyle başvurucuya izin verdiğini, izin dönüşünde

oğlu ile birlikte makam odasına girdiği, kiracısının çıkmadığını ve tekrar izin talebinde bulunduğunu söylemesi üzerine izinde ne yaptığını ve niye izindeki zamanını değerlendirmediğini sorduğunu, bu soru üzerine başvurucunun sessiz kaldığını, tekrar aynı mazeret ile izin istemesi üzerine başvurucuya bu sebeple tekrar izin veremeyeceğini söylemesi üzerine başvurucunun “İzin vermiyorsan yazılı emir ver” dediğini, her türlü sorunuyla ilgilendiğini, eğitimini bitirmesine yardımcı olduğunu” beyan ettiği, 2.4. Bu bakımdan Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuru ile cezalandırılması talep edilen Albay tarafından başvurucuya gerekli tüm konularda yardım sağladığı, kiracısının tahliyesi ve taşınması konularında kendisine 12 gün süreyle izin verdiği ancak kendisinin verilen izin süresi içerisinde herhangi bir işlemde bulunmadığı gibi ilave izin istediği, bu kapsamda şikâyete konu Albay . tarafından gerekli tüm desteğin personele sağlandığı ve disiplinsizlik oluşturacak herhangi bir eyleminin bulunmadığı aksine

….’dan alınan bilgi alma tutanağında belirtildiği üzere başvurucu tarafından beyan edilen “Zaten yukarıdan vuracağım aşağıdan ses gelecek” şeklindeki ifadesi ile kendisinin disiplinsizlik oluşturacak beyanlarda bulunduğu hususunun her türlü şüpheden uzak şekilde sübuta erdiğinin tespit edildiği, 2.5. Aidat tutarının aynı dönem itibariyle lojman boşaltan personele daha erken yatırılırken başvurana aidat tutarının kasten geç yatırıldığı iddiasına ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde, Blok Grupları Yönetim

Başkanlığı aidat işlemlerinde görev yapan Hv. İkm. Asb. Kd. Çvş. .’dan alınan bilgi alma tutanağında özetle; lojman yönetim aidatlarının çıkan personelden çıkış yaptıktan bir sonraki ay elektrik faturası eklenerek iadesinin yapıldığını, bu tarihlerde yıllık izinde olduğundan dolayı tüm aidatların izin dönüşü yatırıldığını, muhasebe kısmında imza yetkisi başka personelde olmasından dolayı geç yatırıldığını fakat bu geç yatırılmanın kişiye özgü olmayıp o dönemde yaklaşık 35 kişi için de söz konusu gecikmenin yaşandığı, aidatların iadesi müteakip ayın başı ile sonu arasındaki bir zaman diliminde yapıldığını, bugüne kadar hep ödemelerin bu şekilde olduğunu, hususi olarak başvurucunun aidatını geciktirme durumunun söz konusu olmadığını beyan ettiği hususları göz önünde bulundurularak, personelin yıllık izinde bulunması sebebiyle aidatların izin dönüşü yatırıldığı ancak başvurucuyla birlikte 35 personelde gecikme olduğu ve söz konusu durumun başvurucu özelinde gerçekleşmediği, bu kapsamda başvurucu tarafından sadece kendisine iade edilecek aidatın bilerek geç yatırıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığının değerlendirildiği, 2.6. Başvurucu tarafından 03 Eylül 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar ile engelli personel için

5 yıl olan kamu konutlarında oturma süresinin 6 yıla çıkarılması işleminin kendisi için de uygulanması

talebine ilişkin olarak ise Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin önkoşulları arasında

“hukuki güvenlik ilkesi” bulunduğu, hukuki güvenlik ilkesinin; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirdiği, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunlar ve idari işlemler, yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanacak olması sebebiyle hukuki güvenlik ilkesi, kanunların ve idari işlemlerin geriye daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde tasarrufta bulunulmasının, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği (Anayasa Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli ve 2018/103 E, 2019/4 K. ile 24.12.2017 tarihli ve 2017/21 E, 2020/77 sayılı ilamları da aynı doğrultuda olduğu), 2.7. Bununla birlikte kanunların iptal edilmesi halinde geçmişe yürümeyeceği ilkesi idari işlemler için de geçerli olduğu, nitekim konuya ilişkin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kararında (03 Temmuz 1989 tarihli, 1988/5 E. ve 1989/3 K. sayılı kararı) da; “…Sonradan çıkan kanun, kural olarak yürürlüğünden önceki olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Yeni yürürlüğe giren kanunla için kabul edilen geriye yürümezlik esası, idare hukuku alanında da “idari işlemleri geriye yürümezliği” ilkesi olarak kabul edilmekledir. Böylece kazanılmış hakları mevcut durumu korumak ve hukuki ilişkilerde istikrarı sağlamak gerekliliğinden doğan bir sosyal hayat kuralı olarak idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi idare hukuku alanında benimsenmiştir.” şeklinde hüküm kurularak idari işlemlerin de tamamlandığı andan itibaren geleceğe yönelik etki ve sonuç doğuracağı idari işlemlerinde de kanunlar gibi geriye yürümeyeceği açıkça ifade edildiği, (Benzer şekilde Anayasa Mahkemesinin 2016/186 E. ve 2016/176 K. sayılı kararı bulunduğu), 2.8. Somut olayda, başvurucudan 29 Ağustos 2023 tarihinde “Kamu Konutları Geri Alma Tutanağı” ile konutun teslim alındığı ve söz konusu konutun başka bir hak sahibi personele dağıtımının yapılmış olduğu, engelli personelin konutlarda oturma süresi hakkındaki kararın ise 03 Eylül 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle söz konusu düzenlemeden idari işlemlerin geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ilkeleri gereğince yararlanamayacağı, nitekim kararın yayımlandığı tarihte söz konusu idari işlem tamamlandığından bahisle kararın yayımlanması esnasında konutlarda ikamet eden veya ilk defa kamu konutlarına girecek engelli personele uygulanabileceğinden İdare tarafından yapılan işlemde herhangi bir hukuki aykırılık bulunmadığının değerlendirildiği, 2.9. Evsaf kartında bilgileri bulunan Hv.Loj.K.lığı Küt.ve Dok. Emrine kadrosunda VHKİ unvanıyla görevlendirmeli olarak görev yapan De. Me. ’ın ( ) ikamet etmekte olduğu numaralı dairenin yapılan genel konut dağıtımında personelin puanının yetersiz olması nedeniyle kendisine tahsis edilemediği ve bu nedenle 29 Ağustos 2023 tarihinde “Kamu Konutları Geri Alma

Tutanağı” ile konutunu teslim ettiği, 2.10. Hv.Loj.K.lığı tarafından De.Me ’ın 08 Ağustos 2023 ve 28 Ağustos 2023 tarihlerinde

Hv.İs.Alb . ( ) ile yaptığı görüşmelere ilişkin kamera ve ses kayıtları örnekleri 30 gün süreli tutulduğundan dolayı başvuru tarihine kadar silindiğinden gönderilemediği, 2.11. De.Me. ’ın ( ) boşalttığı daire ile ilgili alacağı aidat iade tutarı konusu ile ilgili olarak; Blok Grupları Yönetim Kurulu Başkanlığında muhasip olarak görev yapan

Hv.İkm.Asb.Kd.Çvş. ’ın ) bilgi alma tutanağı incelendiğinde; genel konut tahsis döneminde De.Me. ( ) dışında konutunu boşaltan personele iade işlemlerinin 18 Eylül

2023 tarihinde yapıldığı, ancak De.Me. ’ın 649,38 TL tutarındaki aidat iade tutarının 29

Eylül 202 tarihinde hesabına yatırıldığı, Hv.İkm.Asb.Kd.Çvş. ’ın ( ) 21 Ağustos 2023

– 09 Eylül 2023 tarihlerinde yıllık izinde olduğu, 2.12. Lojman genel dağıtım döneminde iş yoğunluğu olması nedeniyle Hv.İkm.Asb.Kd.Çvş. ’ın (

) yerine vekalet eden personelin De.Me. ’ın ) ismini sehven bir sonraki ay olan Ekim ayına yazmasından dolayı ödemenin Ekim ayına planlandığı ancak izin dönüşü personelin durumu fark ederek ödeme ile ilgili işlemlere başladığı,

2.13. Hv.İkm.Asb.Kd.Çvş. ’ın ( ) De.Me. ( ) ile kişisel bir problemi olmadığı ve amirleri tarafından ödemenin geç yapılmasına yönelik kendisine herhangi bir emir verilmediğinin anlaşıldığı, 2.14. Söz konusu şikâyet ile ilgili tanık bilgi tutanakları ve belgeler incelendiğinde; 6413 sayılı TSK

Disiplin Kanunu, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ve sair mevzuat kapsamında değerlendirilebilecek bir disiplin suçunun olduğuna dair somut delillerin olmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. İdare tarafından gönderilen ek evrakların tetkiki neticesinde; 3.1. “De.Me. da Hava Lojistik Komutanlığı’na 15 Eylül 1997 tarihinde atanmış olup anılan tarihten beri detayları aşağıdaki tabloda yer alan Komutanlığımızın değişik birimlerinde görev yapan işinde başarılı görevini titizlikle yürüten başarılı bir personeldir.” başvuranın işinde başarılı görevini titizlikle yürüten başarılı bir personel olarak tanımlandığı, 3.2. Başvuranın 2019 yılından itibaren Destek Grup Komutanlığı bünyesinde görev yaparken ihtisas değişikliği (personel sınıfına geçmesi) nedeniyle de 2021 yılında Hv.Loj.K.Iığ1 Huk.Hiz.Bşk. Dis.ve

Cz.Huk.Ş.Md.lüğü’ne VHKİ olarak atandığı, personelin atandığı yerin fiziksel koşullarının (tuvaletin bulunmaması, merdiven bulunması vb. fiziksel koşullar) personelin görev yapmasına engel teşkil edebileceği değerlendirilerek fiziksel koşullardan dolayı istemesi halinde başka bir yere görevlendirilebileceği teklifi yapıldığı halde başvuranın Hv.İs.Alb .ile birlikte çalışmak istediğini beyan ettiği, 3.3. Başvuranın Hv.İs.Alb. ile görev yaptığı 4 yıllık süreçte herhangi bir olumsuz olay yaşamadığı gibi, personelin amiri olan Hv.İs.Alb. tarafından başvuranın akademik eğitimini tamamlayabilmesi içip haftanın çarşamba ve cuma günleri izin verildiği, 3.4. De.Me. ’ın ( ) 24 Haziran 1997 yılında göreve başlamasına müteakip bugüne kadar Hv.Loj.K.lığının tahsis ve tahliye yetkisinde bulunan konutlardan 169 ay (14 yıl) süre ile istifade ettiği, 2023 yılı genel konut dağıtımında personelin yasal oturma süresi sona erdiği, 3.5. Öneriye çıkartılan De.Me./Uzm.Erb. statülü 23 konutun tamamının müracaat eden diğer personele tahsis edildiği, De.Me. ’ın tahsis makamınca yeniden hesaplanan 122 puan ile konutlara müracaat eden 62 personel arasında puan esasına göre 34’üncü sırada yer aldığı ve kendisine tercih/puan yetersizliği nedeniyle herhangi bir konut tahsisi yapılamadığı, 3.6. 04 Ağustos 2023 tarihli ve sayılı yazıları ile söz konusu dairenin başka personele tahsis edildiği, personelin konutu 30 Ağustos 2023 tarihine kadar boşaltması gerektiği, İdarelerinin; personel talebini beklemeden “İyi İdare İlkesi” çerçevesinde ve personele yardımcı olmak maksadıyla, lojman tahsis makamınca genel dağıtımda blok numaralı daireyi alan … ile lojmanın geç teslim edilmesi ile ilgili telefon ile görüştüğü ve yapılan telefon koordinesinde daireyi alan

…’nin kirada oturmasından dolayı geç teslimi kabul edemeyeceğini ifade etmesi üzerine De.Me.

’a ilave süre verilemediği, 3.7. İnceleme heyeti tarafından alınan ifadelerde; “08.08.2023 tarihinde Hv.İs.Alb. ve De.Me.

arasında kendisinin olduğu ortamda yapılan konuşmalara şahit olduğunu fakat konuşmanın içerisinde De.Me. ’ın iddia ettiği gibi herhangi bir şekilde hakaret içeren ya da küçümseyici bir konuşma geçmediğini, çalıştığı dönem boyunca ikili arasında herhangi bir kötü olaya şahit olmadığını,…” belirtildiği,

3.8. İnceleme heyeti tarafından alınan ifadelerde; “Destek Grup Komutanlığı bina önü sigara içmesi bölgesinde Hv.İs.Alb . VE De.Me. ’ın (yanında oğlu yoktu) konuşmalarına şahit olduğunu, şahit olduğu, esnada geçen konuşmada …De.Me. ’in diğer personele göre dışarda bir evi olduğu için daha şanslı olduğunu, burada benzer durumda olan yurt dışında görev de olan personel olduğunu, hamile, küçük çocuklu personelin olduğunu dolasıyla benzer durumların lojman alamayan diğer personel için de geçerli olacağını söylediğini, akabinde bu konuşmaları dinledikten sonra De.Me. ’in izin talebinde bulunduğunu, komutanının da izin verdiğini, bunun dışında De.Me. ’i küçük düşürücü rencide edici bir konuşma geçmediği gibi bilakis kendisinin sorununu çözüme ulaştıracak tavsiyelerde bulunulduğu, tüm geçen bu konuşmalar esnasında müştekinin oğlunun yanında olmadığını…” belirtildiği, 3.9. İnceleme heyeti tarafından alınan ifadelerde; “…De.Me. ’in diğer kişisel ihtiyaçlarını karşılaması yönünde Hv.İs.Alb. .’nin bilgisi dahilinde yardımcı olduğunu” belirtildiği, 3.10. İdareleri tarafından De.Me. ’ın 17 Ekim 2023 tarihinde görev yeri değiştirilerek

Hv.İs.Alb. . ile aralarındaki amir memur ilişkisinin sonlandırıldığı, 3.11. “Dünya Engelliler” günü nedeniyle Hava Lojistik Komutanı tarafından 04 Aralık 2023 tarihinde tertip edilen yemeğe De.Me. ’ın da davet edildiği fakat De.Me. ’ın söz konusu yemeğe katılım sağlamadığının belirtildiği, 3.12. 13/11/2023 tarihli bilgi belge talebimize istinaden bir başkan, iki üye ve bir raportörden oluşan

İnceleme Heyeti oluşturulduğu, İnceleme Heyeti tarafından yazımızda talep edilen bilgi belgelerin ilgili birimlerden istenildiği ve olaya başvuranın “Destek Grup bağlısı subayların ve birkaç astsubayın da olaya şahit olduğu” yönündeki iddiasına yönelik olarak beş personelin bilgisine, Aidat Ödemeleri ile ilgili olarak ise bir personelin bilgisine başvurulduğu, Tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 4.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesi “… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 4.3. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde, “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.” 4.4. “Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65’inci maddesinde, “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”

4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4.6. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5. BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin; 5.1. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.

5.2. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür.

Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı (…) (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı; (…) taahhüt eder.” 5.3. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinin; 4 üncü fıkrası “Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” 5.4. “Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19 uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye

Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat

edilmelidir:

(a) Engelliler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgâhlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar; (b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”, 5.5. Çalışma ve İstihdam başlıklı 27nci maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında çalışma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Bu hak, engellilerin, açık, bütünleştirici ve erişilebilir bir iş piyasası ve çalışma ortamında serbestçe seçtikleri bir işle hayatlarını kazanmaları fırsatını da içerir. Taraf Devletler çalışırken engelli olanlar dahil olmak üzere tüm engellilerin çalışma hakkının yaşama geçmesini yasama çalışmalarını da içeren uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alır. Taraf Devletler bunların yanısıra; (a) İşe alım ve istihdam edilme koşullarında, istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi ve sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, istihdama ilişkin her hususta, engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklar; (b) Fırsat eşitliği, eşit değerde işe eşit ücret ilkesi, tacizden

korunma ve mağduriyetin giderilmesi, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları dahil olmak üzere diğer bireylerle eşit koşullar altında adil ve uygun çalışma koşullarının sağlanmasına ilişkin olarak engellilerin haklarını korur; (c) Engellilerin iş ve sendikal haklarını diğer bireylerle eşit koşullar altında kullana bilmelerini sağlar; (d) Engellilerin genel teknik ve mesleki rehberlik programlarına, yerleştirme hizmetlerine, mesleki ve sürekli eğitime diğer bireylerle eşit koşullar altında etkin bir şekilde erişimini sağlar; (e) İş piyasasında engellilerin istihdam olanaklarının ve kariyer gelişiminin desteklenmesine ve engellilerin iş aramasına veya işe başlamasına, çalışmaya devam etmesine ve işe geri dönmelerine yardım eder; (f) Serbest çalışma, girişimcilik, kooperatif kurma ve kendi işini kurma konusundaki fırsatları geliştirir; (g) Engellileri kamu sektöründe istihdam eder; (h) Olumlu eylem programları, teşvikler ve diğer tedbirleri de içerebilecek uygun politika ve önlemlerle, engellilerin özel sektörde istihdam edilmelerini destekler; (i) Engellilerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlar; (j) Engellilerin açık iş piyasasında iş deneyimi kazanmasını temin eder; (k) Engelliler için mesleki rehabilitasyon, işte kalma ve işe dönüş programları yürütür. 2. Taraf Devletler engellilerin kölelik altında tutulmalarını engeller ve engellileri zorla veya mecburi çalışmaya karşı diğer bireylerle eşit koşullar altında korur” 5.6. “Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesinin; 1 inci fıkrasında “Taraf

Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dahil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar…” 6. BM Genel Kurulunca 16 Aralık 1966 tarih ve 2200 A (XXI) sayılı Kararıyla kabul edilen Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde; “1. Bu Sözleşmeye Taraf

Devletler, herkesin özgürce seçtiği ya da benimsediği bir işte çalışarak yaşamını kazanma fırsatına sahip olma hakkını içeren çalışma hakkını tanır ve bu hakkı korumak için uygun girişimlerde bulunur. 2. Bu

Sözleşmeye Taraf bir Devletin bu hakkın tam olarak gerçekleşmesi amacıyla yapacağı girişimler; bireye temel siyasal ve ekonomik özgürlükleri sağlayacak koşullar altında kararlı ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeyi ve tam ve verimli bir çalışmayı gerçekleştirmek üzere, politikalar ve tekniklerle mesleki ve teknik yönlendirme ve yetiştirme programları uygulamasını da içerir.” 7. 2000 yılında ilan edilen ve Lizbon Antlaşmasının 2009 yılında yürürlüğe girmesiyle diğer Avrupa Birliği anlaşmalarıyla aynı yasal değeri kazanan Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesinin, 7.1. Ayrımcılık yasağı başlıklı 21nci maddesinde; “1. Cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, kalıtımsal özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya başka herhangi bir görüş, bir ulusal azınlığın üyesi olma, hususiyet, doğum, maluliyet, yaş veya cinsel eğilim gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılması yasaktır. …” 7.2. Engellilerin toplumla bütünleştirilmesi başlıklı 26ncı maddesinde; “Birlik, engelli kişilerin, bağımsızlıklarını, toplumsal ve mesleki yaşamla bütünleştirilmelerini ve toplum yaşamına katılmalarını sağlamaya yönelik önlemlerden yararlanma hakkını tanımakta ve saygı göstermektedir.” 8. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun; 8.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.”, 8.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “a) Doğrudan ayrımcılık: Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi,

b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını, c) Engelli: Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen bireyi, d) Engelliliğe dayalı ayrımcılık: Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı, e) Engellilik durumu: Bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel gereksinimlerini, uluslararası yöntemleri temel alarak belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanılamaları f) Erişilebilirlik: Binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olmasını, j) Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri, l) Umuma açık hizmet veren yapı: Kamu hizmeti için kullanılan resmî binalar, ibadet yerleri, özel eğitim ve özel sağlık tesisleri; sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ile gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları; otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar; spor tesisleri, genel otopark ve buna benzer umuma ait binaları, ifade eder.” 8.3. “Genel Esaslar” başlıklı 4 üncü maddesinin c fıkrasında; “Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.” 8.4. İstihdam başlıklı 14 üncü maddesinde; “(Değişik:6/2/2014-6518/72 md.) Engellilerin iş gücü piyasası ve çalışma ortamında sürdürülebilir istihdamı için kendi işini kurmaya rehberlik ve mesleki danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesi de dâhil olmak üzere gerekli tedbirler alınır. İşe başvuru, alım, önerilen çalışma süreleri ve şartları ile istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dâhil olmak üzere istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz. Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz. Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur. …” 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Kurumun görevi başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 10. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun Disiplin başlıklı 13üncü maddesinde; “Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir. Askerliğin temeli disiplindir. Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususi kanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır.”,

11. 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun,

11.1. Amaç başlıklı 1inci maddesinde; “(1) Bu Kanunun amacı; Türk Silahlı Kuvvetlerinde etkin bir disiplin sisteminin tesisi, muhafazası ve idamesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” 11.2. Takdir hakkının kullanımı başlıklı 6’ncı maddesinde; “(1) Bu Kanunla disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurullar, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarını ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanırlar. (2) Takdir hakkı mutlaka gerekçeli olarak kullanılır. (3) Takdir hakkı kullanılırken; a) Disiplinsizliğin işleniş biçimi, b) Disiplinsizliğin işlendiği zaman ve yer, c) Disiplinsizliğin askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, ç) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, d) Disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, e) Disiplinsizlik yapan personelin daha önceki disiplin durumu, f) Disiplinsizlik yapan personelin samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık gibi hususlar göz önüne alınır. (4) İtiraz üzerine yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir İdari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemez veya uygulama yapılamaz” hükmü, 11.3. Disiplin soruşturması ve yetkiler başlıklı 7’nci maddesinde; “(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar. (2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir. (3) Disiplin soruşturması, Genelkurmay Başkanınca gerek görülmesi hâlinde, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde bu amaçla kurulmuş birimde görevli personel eliyle de yürütülebilir. (4) Heyet başkanı hariç olmak üzere gerek görülmesi hâlinde, hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişiden rütbe veya kıdemce daha aşağıda heyet üyeleri görevlendirilebilir. (5) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti, kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına; disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, savunma alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle, Hava K. K.lığı Hava Lojistik K.lığı bünyesinde engelli kadrosunda Veri Hazırlama

Kontrol İşletmeni olarak görev yaptığını, puan yetersizliği nedeniyle 07.08.2023 tarihinde yapılan lojman tahsislerinde adına lojman tahsisi yapılamamasından ötürü kiracısını evden tahliye etmeye çabalarken ailesiyle birlikte barınma sorununun doğduğunu, mağduriyetinin giderilmesi amacıyla 08.08.2023 tarihinde amiri Albay ile konu hakkında konuşmaya çalıştığını, ancak Albay ile aralarında üzücü olaylar yaşandığını, 28.08.2023 tarihinde Kurmay Başkanına yaşanan olayları arz etmek için randevu talep ettiğini ancak Hava K. K.lığı Hava Loj. K.lığı Kurmay Bşk.lığı’nın 11.10.2023 tarih ve sayılı yazısıyla talebinin reddedildiğini, 29.08.2023 tarihinde boşalttığı lojman teslimi sonrası alacağı kalan aidat tutarının aynı dönem itibariyle lojman boşaltan personellere daha erken yatırılırken, kendi aidat tutarının geciktirildiğini belirterek lojmanı aynı dönemde boşaltan diğer personele ait aidat iade

makbuzlarının istenmesini, ret cevabının iptal edilmesini ve Albay hakkında disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesi hususunda tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.

14. İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde özetle, Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuru ile cezalandırılması talep edilen Albay . hakkında yapılan incelemeye istinaden, başvurucuya gerekli tüm konularda yardım sağlandığı, başvuranın kiracısının tahliyesi ve taşınması konularında başvurana 12 gün süreyle izin verildiği ancak kendisinin verilen izin süresi içerisinde herhangi bir işlemde bulunmadığı gibi ilave izin istediği, bu kapsamda şikâyete konu Albay tarafından gerekli tüm desteğin personele sağlandığı ve disiplinsizlik oluşturacak herhangi bir eyleminin bulunmadığı aksine …’dan alınan bilgi alma tutanağında belirtildiği üzere başvurucu tarafından beyan edilen “Zaten yukarıdan vuracağım aşağıdan ses gelecek” şeklindeki ifadesi ile kendisinin disiplinsizlik oluşturacak beyanlarda bulunduğu, De. Me.

’ın ( ) ikamet ettiği Eti numaralı dairenin yapılan genel konut dağıtımında personelin puanının yetersiz olması nedeniyle kendisine tahsis edilemediği, Hv.Loj.K.lığı tarafından De.Me

’ın 08 Ağustos 2023 ve 28 Ağustos 2023 tarihlerinde Hv.İs.Alb. ( ) ile yaptığı görüşmelere ilişkin kamera ve ses kayıtları örnekleri 30 gün süreli tutulduğundan dolayı başvuru tarihine kadar silindiğinden gönderilemediği, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, 1632 sayılı Askeri Ceza

Kanunu ve sair mevzuat kapsamında Albay hakkında değerlendirilebilecek bir disiplin suçunun olduğuna dair somut delillerin olmadığı, diğer yandan aidat tutarının aynı dönem itibariyle lojman boşaltan personele daha erken yatırılırken geç yatırıldığı iddiasına ilişkin olarak yapılan incelemede ise; lojman yönetim aidatlarının çıkan personelden çıkış yaptıktan bir sonraki ay elektrik faturası eklenerek iadesinin yapıldığı, muhasebe imza yetkisi olan personel bu tarihlerde yıllık izinde olduğundan tüm aidatların izin dönüşü yatırıldığı, geç yatırılmanın kişiye özgü olmayıp o dönemde yaklaşık 35 kişi için de söz konusu gecikmenin yaşandığı, Hv.İkm.Asb.Kd.Çvş. ’ın ( ) De.Me.

) ile kişisel bir problemi olmadığı ve amirleri tarafından ödemenin geç yapılmasına yönelik kendisine herhangi bir emir verilmediği, genel konut tahsis döneminde De.Me. dışında konutunu boşaltan personele iade işlemlerinin 18 Eylül 2023 tarihinde yapıldığı, ancak De.Me.

’ın 649,38 TL tutarındaki aidat iade tutarının 29 Eylül 2023 tarihinde hesabına yatırıldığı, belirtilmektedir.

15. İdare tarafından gönderilen ek evrakların tetkiki neticesinde; başvuranın işinde başarılı görevini titizlikle yürüten başarılı bir personel olarak tanımlandığı, 24 Haziran 1997 yılında göreve başladığı, Hv.Loj.K.lığının tahsis ve tahliye yetkisinde bulunan konutlardan 169 ay (14 yıl) süre ile istifade ettiği, 2023 yılı genel konut dağıtımında personelin yasal oturma süresi sona erdiği, öneriye çıkartılan

De.Me./Uzm.Erb. statülü 23 konutun tamamının müracaat eden diğer personele tahsis edildiği, De.Me. ’ın tahsis makamınca yeniden hesaplanan 122 puan ile konutlara müracaat eden 62 personel arasında puan esasına göre 34’üncü sırada yer aldığı ve kendisine tercih/puan yetersizliği nedeniyle herhangi bir konut tahsisi yapılamadığı, personelin talebi beklenmeden “İyi İdare İlkesi” çerçevesinde personele yardımcı olmak maksadıyla, lojman tahsis makamınca genel dağıtımda 74/3 blok numaralı daireyi alan … ile lojmanın geç teslim edilmesi ile ilgili telefon ile görüşüldüğü ancak daireyi alan …’nin kirada oturmasından dolayı geç teslimi kabul edemeyeceğini ifade etmesi üzerine De.Me.

’a ilave süre verilemediği, başvuranın 2019 yılından itibaren Destek Grup Komutanlığı bünyesinde görev yaparken ihtisas değişikliği (personel sınıfına geçmesi) nedeniyle de 2021 yılında Hv.Loj.K.Iığ1

Huk.Hiz.Bşk. Dis.ve Cz.Huk.Ş.Md.lüğü’ne VHKİ olarak atandığı, personelin atandığı yerin fiziksel koşullarının (tuvaletin bulunmaması, merdiven bulunması vb. fiziksel koşullar) personelin görev yapmasına engel teşkil edebileceği değerlendirilerek fiziksel koşullardan dolayı istemesi halinde başka bir yere görevlendirilebileceği teklifi yapıldığı halde başvuranın Hv.İs.Alb. .ile birlikte çalışmak istediğini beyan ettiği, başvuranın Hv.İs.Alb. ile görev yaptığı 4 yıllık süreçte herhangi bir olumsuz olay yaşamadığı gibi, personelin amiri olan Hv.İs.Alb. tarafından başvuranın akademik eğitimini

tamamlayabilmesi içip haftanın çarşamba ve cuma günleri izin verildiği, Hv.İs.Alb ’nin emri ile başvuranın kişisel ihtiyaçlarını karşılaması yönünde diğer personelin başvurana yardımcı olduğu, 15.1. 13/11/2023 tarihli bilgi belge talebimize istinaden bir başkan, iki üye ve bir raportörden oluşan

İnceleme Heyeti oluşturulduğu, İnceleme Heyeti tarafından yazımızda talep edilen bilgi belgelerin ilgili birimlerden istenildiği ve olaya başvuranın “Destek Grup bağlısı subayların ve birkaç astsubayın da olaya şahit olduğu” yönündeki iddiasına yönelik olarak beş personelin bilgisine, Aidat Ödemeleri ile ilgili olarak ise bir personelin bilgisine başvurulduğu, inceleme heyeti tarafından alınan ifadelerde; “De.Me.

’ın iddia ettiği gibi herhangi bir şekilde hakaret içeren ya da küçümseyici bir konuşma geçmediği”nin, “De.Me. ’i küçük düşürücü rencide edici bir konuşma geçmediği gibi bilakis kendisinin sorununu çözüme ulaştıracak tavsiyelerde bulunulduğu, tüm geçen bu konuşmalar esnasında müştekinin oğlunun yanında olmadığı…” ifadelerine yer verildiği ve İlgili İdare tarafından De.Me.

’ın 17 Ekim 2023 tarihinde görev yeri değiştirilerek Hv.İs.Alb. ile aralarındaki amir memur ilişkisinin sonlandırıldığı, anlaşılmaktadır.

16. Somut olaya bakıldığında başvurunun; aidat tutarının geciktirildiği iddiası ve Albay hakkında disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesi talebi olmak üzere iki başlık altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Başvuranın Aidat Tutarının Geciktirildiği İddiası Yönünden Yapılan İnceleme; 17. İlgili İdare tarafından başvuranın talepte bulunduğu diğer personele ilişkin aidat iade makbuzları

Kurumumuza gönderilmiştir. Lojman yönetim aidatlarının çıkan personelden çıkış yaptıktan bir sonraki ay elektrik faturası eklenerek iadesinin yapıldığı, muhasebe imza yetkisi olan personel bu tarihlerde yıllık izinde olduğundan tüm aidatların izin dönüşü yatırıldığı, geç yatırılmanın kişiye özgü olmayıp o dönemde yaklaşık 35 kişi için de söz konusu gecikmenin yaşandığı, muhasebe imza yetkisi olan personelin başvuran ile kişisel bir problemi olmadığı ve muhasebe imza yetkisi olan personele amirleri tarafından ödemenin geç yapılmasına yönelik kendisine herhangi bir emir verilmediğini ifade tutanağında belirttiği, genel konut tahsis döneminde De.Me. dışında konutunu boşaltan personele iade işlemlerinin 18 Eylül 2023 tarihinde yapıldığı, ancak De.Me. ’ın 649,38 TL tutarındaki aidat iade tutarının 29 Eylül 2023 tarihinde hesabına yatırıldığı, diğer bir ifade ile aidat tutarının geç yatırılmasının başvuranla birlikte yaklaşık 35 kişi için de söz konusu olduğu ve başvuranın ödemesinin emsallerinden 10 gün sonra yatırıldığı kaldı ki İdare uygulamasının; aidatların iadesinin müteakip ayın başı ile sonu arasındaki bir zaman diliminde yapılması şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.

Albay Hakkında Disiplin Soruşturması Yapılarak Ceza Verilmesi Talebi Yönünden Yapılan

İnceleme; 18. 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun, Disiplin soruşturması ve yetkiler başlıklı 7’nci maddesinde; “(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar. (2) Disiplin soruşturmacısı olarak tek bir kişi görevlendirilebileceği gibi en az üç kişiden oluşan bir heyet de görevlendirilebilir. …” hükmü yer almaktadır.

19. Kurumumuzun 13/11/2023 tarih ve sayılı bilgi belge talebinden sonra ilgili idaresince iki üye ve bir raportörden oluşan üç kişilik İnceleme Heyeti oluşturulduğu, İnceleme Heyeti tarafından başvuranın Albay hakkındaki iddiaları konusunda beş personelin bilgisine başvurulduğu anlaşılmaktadır.

20. Konuya ilişkin olarak Kurumumuzca kamera görüntüleri ve ses kayıtları talep edilmiş olmasına karşın

08 Ağustos 2023 ve 28 Ağustos 2023 tarihlerinde başvuranın Hv.İs.Alb ( ) ile yaptığı

görüşmelere ilişkin kamera ve ses kayıtları örnekleri 30 gün süreli tutulduğundan dolayı başvuranın

Kurumumuza başvurduğu ve bilgi belge talebinde bulunduğumuz13/11/2023 tarihine kadar kayıtlar silindiğinden gönderilemediği anlaşılmaktadır.

21. Bununla birlikte, konuşma esnasında orada bulunan personellerin birbiri ile tutarlı ifadelerde bulunduğu ve “herhangi bir şekilde hakaret içeren ya da küçümseyici bir konuşma geçmediği”ni, “küçük düşürücü rencide edici bir konuşma geçmediği”ni belirttiği görülmektedir. Bununla birlikte Albay ’nin başvuranın akademik eğitimini tamamlayabilmesi için haftanın çarşamba ve cuma günleri başvurana izin vermesi ve yine Albay ’nin başvuranın kişisel ihtiyaçlarını karşılaması yönünde diğer personelin başvurana yardımcı olması için sözlü emir vermesi gibi uygulamaların varlığı tespit edilmiştir. Ayrıca başvuran 2021 yılında Hv.Loj.K.Iığl Huk.Hiz.Bşk. Dis.ve Cz.Huk.Ş.Md.lüğü’ne VHKİ olarak atandığında, atandığı yerin fiziksel koşullarının (tuvaletin bulunmaması, merdiven bulunması vb. fiziksel koşullar)

görev yapmasına engel teşkil edebileceği değerlendirilerek istemesi halinde başka bir yere görevlendirilebileceği teklifi yapıldığı halde başvuranın Hv.İs.Alb. .ile birlikte çalışmak istediğini beyan ederek Hv.İs.Alb .ile birlikte çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.

22. 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun, Takdir hakkının kullanımı başlıklı 6’ncı maddesinde; “…(4) İtiraz üzerine yetkili makamlar tarafından verilen kararlar hariç olmak üzere, hiçbir İdari makam tarafından, disiplin cezası ile ilgili takdir hakkının kaldırılması sonucunu doğuran bir karar verilemez veya uygulama yapılamaz” hükmü yer almaktadır. İlgili İdaresince yapılan incelemede 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ve sair mevzuat kapsamında Albay hakkında değerlendirilebilecek bir disiplin suçunun olduğuna dair somut delillerin bulunmadığı ifade edilmiş, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde de Hv.İs.Alb. .’ye isnat edilebilecek bir disiplin suçu için somut deliller tespit edilememiştir.

23. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar hem ulusal hem de uluslararası mevzuatta engelli bireyler için pozitif düzenlemelere yer verilmiş ise de, idarelerin varlık amacının kamu hizmetinin sürekli ve sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesi olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak başvuruya konu somut olay kapsamında başvuranın mevcut durumu üzerinden özel bir değerlendirme yapmanın daha uygun olacağı düşünülmektedir.

24. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın aidat tutarının geciktirildiği iddiası ve Albay hakkında disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesi talebinde bulunduğu; aidat tutarının geciktirildiği iddiasına yönelik incelemede; başvuranın aidat tutarının 10 gün gecikmeli yatırıldığı ve bu durumun başvurana özgü olmayıp 35 kişinin daha aidatının geciktiği zira muhasebe imza yetkilisinin yıllık izinde olduğu kaldı ki aidatların iadesinin müteakip ayın başı ile sonu arasındaki bir zaman diliminde yapıldığı ve bugüne kadar hep ödemelerin müteakip ayın başı ile sonu arasındaki bir zaman diliminde yapıldığının ilgili idaresince belirtildiği, Albay hakkında disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesi talebine yönelik incelemede ise; Kurumumuzca kamera görüntüleri ve ses kayıtları talep edilmiş olmasına karşın 08 Ağustos 2023 ve 28 Ağustos 2023 tarihlerinde başvuranın Hv.İs.Alb. (

) ile yaptığı görüşmelere ilişkin kamera ve ses kayıtları örnekleri 30 gün süreli tutulduğundan dolayı başvuranın Kurumumuza başvurduğu ve bilgi belge talebinde bulunduğumuz 13/11/2023 tarihine kadar kayıtlar silindiğinden gönderilemediği ancak İnceleme Heyeti tarafından bilgisine başvurulan beş personelin de Albay ’nin başvurana küçük düşürücü muamelede bulunmadığı ve hakaret etmediğini ifade etmesi göz önüne alınarak Hv.İs.Alb ’ye isnat edilebilecek bir disiplin suçu için somut deliller tespit edilemediğinden İdarenin 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ve sair mevzuat kapsamında Albay hakkında değerlendirilebilecek bir disiplin suçu bulunmadığı

gerekçesiyle başvuranın talebini reddettiği, bu hususta kamu yararı ve hizmeti gereklerine aykırı bir husus tespit edilemediği ve idarenin ilgili mevzuat çerçevesinde hukuken geçerli ve kabul edilebilir sebepler dışında bir sebebe dayanmadığı görüldüğünden başvuranın talebinin reddi işleminde hukuka aykırılık tespit edilememiş ve başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir,

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret

Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi