ÖZET: Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu Bursa İl Müdürlüğü’nde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olarak görev yaparken 25/11/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmış, 31/05/2019 tarihinde görevine iade edilmiştir. İade sürecinde, maaşından fazla vergi kesintisi yapıldığını iddia ederek, bu kesintilerin geri ödenmesini talep etmiştir. İlgili idareler, yapılan vergi tevkifatının yasal çerçevede olduğunu ve başvuranın toplu ödemesinin yapıldığı tarihte geçerli olan vergi tarifesine göre hesaplandığını belirtmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın açıklamalarına göre, gelir vergisi, ödemenin yapıldığı dönemdeki tarifeye göre hesaplanmalıdır. Ancak, başvuranın geçmiş dönem maaşları için vergi hesaplaması yapılırken, her bir dönemin vergi diliminin dikkate alınması gerektiği yönünde yargı kararları da mevcuttur. Bu bağlamda, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesi ve başvuranın maaş farklarının her bir vergilendirme dönemine göre yeniden hesaplanarak, fazla tahsil edilen tutarın iade edilmesi yönünde Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. İdareye, bu kararın uygulanması için 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerektiği bildirilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/3932-S.21.6465

BAŞVURU NO : 2020/97053

KARAR TARİHİ : 11/03/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BURSA SOSYAL GÜVENLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın maaşından fazla tahsil edilen vergi tutarlarının iadesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 22/09/2020

I. ŞİKÂYETÇİNİN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran , Sosyal Güvenlik

Kurumu Bursa İl Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapmakta iken 25/11/2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığını, 31/05/2019 tarihi itibariyle görevine iade edildiğini, kanunda iade edilen memura ilişkin geriye dönük yasal hakların verileceğinin ve mağduriyetinin giderileceğinin belirtildiğini, hesabına yatan miktarla birlikte bordro işlemlerine baktığında vergi diliminde kaldığını ve yılsonuna kadar vergi kesintisine tabi olduğunu fark ettiğini, idareye başvuruda bulunduğunu ancak başvurusunun olumsuz cevaplandığını iddia ederek aylığından kesilen yersiz vergiler ile tarafına toplu ödenen maaştan fazladan tahsil edilen vergi tutarları ve ferilerinin tarafına iadesini talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı

Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan 14/10/2020 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, idarenin 08/12/2020 tarih ve sayılı cevabi yazısında; “193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

61 inci maddesinde,

‘Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.’,

94 üncü maddesinde,

‘Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarım bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar, 1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre…

Yukarıdaki bentlerde yazılı vergi tevkifatımn yapılmasında 96 ncı madde hükmü göz önünde tutulur.’,

96 ncı maddesinde,

‘Vergi tevkifatı, 94’üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.’ hükümlerine yer verilmiştir.

166 Seri No.1u Gelir Vergisi Genel Tebliğinde ise bir ücret ödemesinin tahakkuk ve ödemesi

hangi ayda yapılmışsa bu ödemenin o ay ücreti kabul edilerek, Gelir Vergisi Kanununun 103 ve 104 üncü maddeleri dikkate alınmak suretiyle vergi tevkifatı yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ‘Vergiyi Doğuran Olay’ başlıklı 19 uncu maddesinde, ‘Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.

Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.’ hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, vergi alacağı, vergi yasalarının vergiyi bağladıkları olayın oluşması sonucu veya hukuki durumun tamamlanmasıyla doğar.

Vergi kanunlarında; verginin konusu, mükellefi ve vergiyi doğuran olay belirlenir. Verginin konusu gelir, servet, sermaye gibi maddi; hizmet, kıymet, belge, iş ve işlemler gibi gayrimaddi şeylerdir. Vergiyi doğuran olay ise, bu şeylerin elde edilmesi, kullanılması, alınması veya satılması gibi işlemlerdir, Vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi sonucu Devletin vergi alacağı doğar.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre, gelir vergisi gerçek kişilerin elde ettiği gelir

üzerinden alınmakta olup, gelir vergisinden söz edebilmek için ortada bir gelir, bir mükellef ve gelirin bu mükellef tarafından elde edilmiş olması gerekmektedir. Vergileme süreci gelirin elde edilmesiyle başlamakta ve arkasından vergileme ile ilgili tüm işlemler devreye girmektedir. Gelirin elde edilmesi ise vergiyi doğuran olayın varlığı ile mümkün olmaktadır.

Gelir Vergisi açısından vergiyi doğuran olay, gelirin elde edilmesidir. Bu nedenle gelirin ne zaman elde edilmiş sayılacağı, başka bir deyişle, vergiyi doğuran olayın ne zaman gerçekleşeceği vergilendirme açısından büyük bir öneme sahiptir. 193 sayılı Gelir Vergisi

Kanununda farklı kazanç ve irat türlerini düzenleyen ayrıntılı hükümlerde her bir kazanç ve irat bakımından vergiyi doğuran olayın belirlenmesinde; ‘Doğma’ (G.VK. md. 37, md. 52, md. 65), ‘Tahsil edilen veya tahakkuk eden hasılat’ (G. VK. md. 39, md. 55), ‘Ödeme’ (GVK.

md. 61), ‘Nakden veya hesaben ödeme’ (G. VK. md. 96) gibi farklı kavramlar kullanılmaktadır.

Buna göre, ticari ve zirai kazançlarda elde etme tahakkuk esası geçerli olup tahakkuk gelirin mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmesidir. Serbest meslek ve gayrimenkul sermaye iradında ise tahsil esası geçerli olup tahsil gelirin sahibinin mal varlığına dahil olması olarak ifade edilmektedir.

Gerçek usulde vergilendirilen ücret gelirlerinde elde etme, gelirin kişinin hukuki ve ekonomik tasarrufuna girmesi ile gerçekleşmektedir. Hukuki tasarruf, gelirin sahibi tarafından talep edilebilir hale gelmesini; ekonomik tasarruf ise gelirin sahibinin emrine amade kılındığı zamanı ifade eder. Ücret geliri de ancak bu şartların sağlanması ile vergilendirilecek aşamaya gelmiş olur.

Dolayısıyla, bir ücret ödemesine vergi tevkifatı yapılabilmesi için nakden veya hesaben ödeme yapılmış olması gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre; ’ın 25/11/2016 tarihinde açığa alınması ve 31/05/2019 tarihi itibariyle görevine iade edilmesi nedeniyle açığa alındığı 25/11/2016 ile 31/05/2019 tarihi arasındaki süreler için tarafına yapılan ödemenin tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı dönemin (2019 yılı ilgili ayın) ücreti sayılması ve Gelir Vergisi

Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddelerine göre gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Diğer taraftan, bu ödemenin yapıldığı ayı izleyen aylarda ödenen ücretler üzerinden tevkif edilecek vergilerin hesabında, bu ödemenin yapıldığı dönem dahil kümülatif vergi matrahının dikkate alınması gerektiği tabiidir.

Ayrıca bir ay içinde yararlanılacak asgari geçim indirimi tutarının yıllık olarak hesaplanan tutarın 1/12 sini geçmemesi gerekir. Dolayısıyla, anılan personelin ‘Aile Durum Bildirimi’ni

Başkanlığımıza zamanında vermiş olması halinde, asgari geçim indiriminin de sadece ödenmenin yapıldığı dönemdeki tahakkuk eden vergiden mahsup edilerek uygulanması, geçmiş dönemler için asgari geçim indirimi uygulanmaması gerekmektedir.

Gelir Vergisi Kanunu’na göre sadece şikayet konusu olaya özgü değil, geçmişteki ücret, hak ve alacaklarına istinaden çalışanlara işten ayrıldıktan sonra mahkeme kararlarına istinaden yapılan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, mesai ücreti gibi daha önce ödenmemiş olan ücretleri de mahkeme kararına istinaden ne zaman ödenirse, o zaman tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirilmekte ve tevkifatın yapıldığı aya ilişkin muhtasar beyanname ile beyan edilmektedir. Bu durumlarda da ödemelerin geçmişte yapıldığı kabul edilerek vergilendirme yapılsa, bu sefer yapılan tevkifatların da geçmiş dönemlere ilişkin beyanı gerektiği gerekçesiyle ceza kesilmesi gibi kabul edilemez bir durum söz konusu olacaktır. Sonuç itibarıyla, davacıya yapılan toplu ödemenin ödendiği tarihte geçerli olan gelir vergisi tarifesi dikkate alınarak tavkifata tutulmasına yönelik yapılan işlemler hukuka uygun bulunmaktadır

Benzer durumda olanlar tarafından Başkanlığımıza yapılan şikayet başvuruları da reddedilmektedir.” belirtilmiştir.

3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu

Personel Daire Başkanlığı’ndan 14/10/2020 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, idarenin 02/11/2020 tarih ve sayılı cevabi yazısında; “İl Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapan

’ın 24/11/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılması üzerine maaşlarının 2/3 oranında ödenmeye devam edildiği, 28/05/2019 tarihinde görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması ile görevine başlamasına müteakip açıkta kaldığı süredeki 1/3 oranında maaşlarının ödendiği, görevine iade edildiği tarihte tahakkuk ettirilen 1/3 maaşlarından yapılan gelir vergisi kesintilerine ilişkin olarak; İlgili memura işlem yapılmasaydı 28,41 TL personelden tahsili gereken fark oluşacağı, İl müdürlüğünde açıkta kaldığı süre sonunda görevine iade edilen ve OHAL Komisyon Kararı ile görevine iade edilen diğer personele de bu şekilde (maaşlar geçmişe yönelik de verilse ele geçtiği yılın vergi diliminde değerlendirilerek) işlem yürütüldüğü,” ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 4.2. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde;

“…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4.3. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler: Genel ilkeler” başlıklı 128 nci maddesinde; “…Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır…”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 6. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, 6.1. “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 137nci maddesi; “Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.

Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir.” 6.2. “Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü” başlıklı 141inci maddesi; “Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.

143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş

olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir.” 6.3. “Tedbirin kaldırılması” başlıklı 142nci maddesi; “Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmıyan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (Müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır.” 6.4. “Aylığın Ödeme Zamanı ve Esasları” başlıklı 164 üncü maddesi; “Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel

Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve

2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerine göre almakta bulunan Devlet

memurları ve diğer kamu görevlileri (sözleşmeli statüdeki personel dahil) ile kamu ve özel kesimde iş kanunlarına göre istihdam edilen işçilere çeşitli adlar altında yapılan nakdi ve ayni nitelikteki tüm ödemelerin hesaplanma kolaylığını ve basitliğini sağlamak amacıyla, bordro düzenlemesine, tahakkuk ve ödeme işlem ve sürelerine ilişkin esas ve usulleri tesbit etmeye, aydan daha kısa ya da daha uzun sürelerde yapılan ödemelerin aylık dönemler itibariyle tahakkuk ettirilmesi ve ödenmesine karar vermeye Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkilidir.

Üçüncü fıkra kapsamına giren personelin her türlü özlük haklarının ve tahakkuk işlemlerinin belli merkezlerden yapılabilmesi ve ödemelerin bankacılık sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya ve gerekli tedbirleri almaya Maliye

Bakanlığı yetkilidir.”, 7. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; 7.1. “Mevzuu” başlıklı 1 nci maddesinde;

“Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.”, 7.2. “Ücretin Tarifi” başlıklı 61 nci maddesinde; “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”, 7.3. “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 üncü maddesinde;

“Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, Vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci Maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre….vergi tevkifatı yapılır…”, 7.4. “Vergi Tevkifatında Uyulacak Esaslar” başlıklı 96 ncı maddesinde;

“Vergi tevkifatı, 94 üncü Madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu Maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.”, 8. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun; 8.1. “Vergiyi doğuran olay” başlıklı 19 uncu maddesi; “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.” 8.2. “Düzeltme talebi” başlıklı 122 nci maddesinde;

“Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler…”, 8.3. “Şikayet yolu ile müracaat” başlıklı 124 üncü maddesinde;

“Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler…”, 9. 166 Seri No.1u Gelir Vergisi Genel Tebliğinin; “Toplu İş Sözleşmeleri İle Eskiye

Yönelik Olarak Ödenen Ücret Farklarının Vergilendirilmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde;

“Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde ücretin tanımı yapılmış, 94 üncü maddesinde ise yaptıkları ödemelerden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları belirtilmiştir. Aynı Kanunun 98 inci maddesinde de, “94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmağa mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın 20’nci günü akşamına kadar bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.” denilmiştir.

Kanunun 96 ncı maddesinde ise, vergi tevkifatının nakden veya hesaben yapılan ödemelere uygulanacağı, hesaben ödeme deyiminin de vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade edeceği belirtilmiştir.

Buna göre, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzaması ve sözleşmenin sonraki takvim yılında imzalanması veya sözleşme aynı yılda imzalamakla beraber sözleşmeden doğan farkların müteakip takvim yılında tahakkuk ettirilerek ödenmesi halinde, toplu sözleşmeden doğan farklar, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı yılın ücreti olarak kabul edilmek suretiyle vergilendirilecektir.”, hükümlerine amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

11. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özet olarak, Bursa SGK İl Müdürlüğünde

V.H.K.İ kadrosunda görev yapmakta iken 25/11/2016 tarihinde görevden uzaklaştırıldığını, 31/05/2019 tarihi itibariyle görevine iade edildiğini, maaş farklarının ödenmesi sırasında vergi hesaplaması dolayısıyla eksik ödeme yapıldığını iddia ederek aylığından kesilen yersiz vergiler ile tarafına toplu ödenen maaştan fazladan tahsil edilen vergi tutarları ve ferilerinin tarafına iadesini talep etmektedir.

12. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Kurumumuza verdiği cevap tetkik edildiğinde, başvuranın 25/11/2016 tarihinde açığa alındığı, 31/05/2019 tarihinde görevine iade edilmesi nedeniyle 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları için tarafına yapılan maaş farkı ödemelerinin, tahakkuk ve ödemesinin yapıldığı dönemin (2019 yılı ilgili ayın) ücreti sayılması ve Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddelerine göre gelir vergisine tabi tutulması gerektiği, benzer durumda olanlar tarafından yapılan şikayet başvurularının da reddedildiği, konu ile ilgili olarak düzeltme ve şikayet başvurusu reddedilenler tarafından Başkanlıklarının aleyhine açılan davalarda, mahkemelerce verilen kararlar üzerine Başkanlıkları tarafından gerekli işlemler tesis edildiği, ifade edilmiştir.

13. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Personel Daire Başkanlığı’nın Kurumumuza verdiği cevap tetkik edildiğinde, İl Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosunda görev yapan başvuranın 24/11/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılması üzerine maaşlarının 2/3 oranında ödenmeye devam edildiği, 28/05/2019 tarihinde görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması ile görevine başlamasına müteakip açıkta kaldığı süredeki 1/3 oranında maaşlarının göreve iade edildiği tarihte toplu olarak ödendiği, ilgili memura işlem yapılmasaydı 28,41 TL personelden tahsili gereken fark oluşacağı, il müdürlüğünde açıkta kaldığı süre sonunda görevine iade edilen ve OHAL Komisyon Kararı ile görevine iade edilen diğer personel hakkında da aynı şekilde (maaşlar geçmişe yönelik de verilse ele geçtiği yılın vergi diliminde değerlendirilerek) işlem yürütüldüğü ifade edilmiştir.

14. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137nci maddesinde görevden uzaklaştırma, “Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Görevden uzaklaştırma yetkisi, bir önlem ve tedbir niteliğinde olup soruşturmanın herhangi bir safhasında alınabilir. Görevden uzaklaştırma tedbiri ile memurun işlediği ileri sürülen suçun niteliğine ve yürüttüğü görevin önemine göre, kamu hizmetlerinin düzenli ve sağlıklı şekilde yürütülmesinin sağlanması, bu kişilerin görevleri başlarında kalmaları halinde çalıştıkları kurum veya bu kurumun hizmetlerinden faydalanan vatandaşların güven duygusunun sarsılmasının önlenmesi, açılan soruşturmaların sağlıklı yürütülmesi, delillerin karartılmasının önüne geçilmesi gibi hususlar amaçlanmaktadır.

15. Bir memur hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanıyor olması memurun suçlu olduğu anlamına gelmeyeceği için, görevden uzaklaştırıldığı süre içerisinde memura aylıklarının üçte ikisi ödenmekte ve sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam etmektedir. Böylece suçu hükmen sabit oluncaya kadar kişilerin mağdur olmaması sağlanmaya çalışılmıştır.

16. Başvuru konusu uyuşmazlıkta başvuran 24/11/2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılmış, 28/05/2019 tarihinde görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine başlamıştır.

Başvuran 24/11/2016 ile 28/05/2019 tarihleri arasında maaşının 2/3 ünü almaya devam etmiş, kalan 1/3 ünü ise göreve başladıktan sonra toplu şekilde almış ancak toplu ödemenin yapıldığı tarihte geçerli olan gelir vergisi tarifesi dikkate alınarak tevkifat yapılmış uyuşmazlık konusu da bu noktada ortaya çıkmıştır. Başvuran 1/3 maaş ödemesinin her dönem için geçmişteki oran üzerinden ayrı ayrı hesaplanarak tevkifat yapılması gerektiğini, toplu şekilde tevkifat yapılarak kendisinin zarara uğratıldığını ifade etmekte iken, idare tarafından 193 sayılı Gelir

Vergisi Kanunu gerekçe gösterilmek sureti ile başvurana yapılan toplu ödemenin ödendiği tarihte geçerli olan gelir vergisi tarifesi dikkate alınarak tevkifata tabi tutulmasına yönelik yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu belirtmektedir.

17. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141 inci maddesinde haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine iade edilen memurlara aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin ödeneceği ve görevden uzakta geçirdikleri sürelerin, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmının, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır.

18. Söz konusu hüküm ile hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılan memurun alınan tedbir sonucu yaşadığı mağduriyetin giderilmesi amaçlanmış, mali ve sosyal hakların iadesi hükme bağlanmışken görevine iade edilen memura ödenen maaş farklarının ödendiği tarihte vergilendirme işlemine tabi tutularak vergi hesaplaması yapılması söz konusu kanuni düzenlemenin amacıyla örtüşmemektedir. Nitekim benzer şekilde görevden uzaklaştırılan veya herhangi bir nedenle geçmiş döneme ait ücretleri ödenmeyen kişiler göreve iade olduklarında geçmişe yönelik yapılan ödemelerde toplu ödemenin yapıldığı (ücretlinin eline geçtiği) tarihte geçerli olan vergi tarifesinin değil, ücretlerin ilgili olduğu yıl vergi tarifesinin uygulanması gerektiği yönünde yargı kararları mevcuttur.

19. Bu kapsamda Danıştay 4. Dairesinin 28.11.2005 tarihli, E:2005/340, K:2005/2266 sayılı kararında “İstemin Özeti: 12.12.1996 tarihinde görevden alınıp yargı kararıyla görevine dönen davacının 12.12.1996 – 17.02.2001 tarihleri arasındaki maaşlarının birleştirilerek26.03.2001 tarihinde ödenmesi sırasında davacıdan tevkif edilen gelir vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin 28.04.2004 tarih ve

18776 sayılı Maliye Bakanlığı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. (…) Vergi Mahkemesi

Kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olduğunun öngörüldüğü, 193 sayılı Gelir Vergisi

Kanunu’nun 94. maddesinin, 1. fıkrasının 1. bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretlerle 61.

maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden tevkifat yapılacağının belirtildiği, davacıya

1996 ila 2001 yılları arasındaki yoksun kaldığı maddi hakların 2001 yılında geçerli olan oran

üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle ödendiği, ücretin tahakkuk ettiği vergilendirme dönemi için geçerli olan oran üzerinden vergilendirilmesi gerektiği, davacının 1996 ila 2001 yıllarına ilişkin ücretlerinin her bir vergilendirme dönemi için ayrı ayrı tevkifata tabi tutulması gerekirken tamamının 2001 yılı için geçerli olan oran üzerinden tevkifata tabi tutulmasında açık bir vergilendirme hatası bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Davalı İdare, davacıya ücretlerinin 2001 yılında ödendiğini, bu yılda geçerli oranın uygulanmasının yasaya uygun olduğunu ileri sürmekte, kararın bozulmasını istemektedir.

Karar: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

Bu nedenle, temyiz isteminin reddine, oybirliğiyle karar verildi.” ifadelerine yer verilerek yargı kararıyla görevine dönen kişiye geçmiş 5 yıllık dönem için ödenen toplam ücretin, ödeme tarihindeki oran üzerinden değil, her bir vergilendirme dönemi için geçerli olan oran üzerinden vergi hesaplanması gerektiğine karar verilmiştir.

20. Yine Danıştay 4. Dairesinin, 13.02.1998 tarihli ve E:1997/475, K:1998/513 sayılı kararında da “Görevden alınıp üç yıl sonra yargı kararıyla görevine dönen ücretliye, bu üç yıllık dönem için ödenen ücretlerin, her bir yıla ait olanının ayrı ayrı gelir vergisi kesintisine tabi tutulması gerekir. Yasal faiziyle birlikte yapılan ödemeden, o dönemlere ilişkin ücretlerin düşülmesi ve kalan farkın vergiye tabi tutulmaması gerekir.” yönünde karar verilmiştir.

21. Kurumumuza benzer nitelikte “Vergi kesintilerinin iadesi talebi” ile ilgili 2019/17171 numaralı başvuru hakkında 27/03/2020 tarihinde; “Bölge tazminatı ve faizinin ödenmesi talebi” ile ilgili 2019/18199 numaralı başvuru hakkında 03/01/2020 tarihinde; “Başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı döneme ait mali ve sosyal haklarının ödenmesi talebi” ile ilgili 2019/12302 numaralı başvuru hakkında 19/12/2019 tarihinde; “Promosyon ödeme talebi” ile ilgili 2019/13756 numaralı başvuru hakkında 07/01/2020 tarihinde Tavsiye Kararları verilmiştir.

22. Tüm bu açıklamalar, mevzuat hükümleri ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; idarenin tesis etmiş olduğu idari işlem nedeniyle görevinden uzaklaştırılan ancak daha sonra görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılarak görevine iade edilen başvurana, göreve döndükten sonra yapılan ödemenin her bir vergilendirme döneminde ilgili dönemlere ait Gelir Vergisi dilimleri esas alınmak suretiyle tekrar hesaplanması, bu hesaba göre vergilendirilmesi, bu şekilde vergilendirme yapıldıktan sonra önceki vergilendirmeden dolayı fazladan tahsil edilen tutar oluşması durumunda bu tutarın iade edilmesi gerektiği, bunun aksi yönünde tesis edilen idari işlemin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu ilkelere göre yapılan değerlendirmede, başvurana idarece verilen cevabi yazıda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin “Karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. İdarenin bundan sonra bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup

Bursa Vergi Mahkemesi’nde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvurana, göreve döndükten sonra yapılan ödemenin her bir vergilendirme döneminde ilgili dönemlere ait Gelir Vergisi dilimleri esas alınmak suretiyle tekrar hesaplanması, bu hesaba göre vergilendirilmesi, bu şekilde vergilendirme yapıldıktan sonra önceki vergilendirmeden dolayı fazladan tahsil edilen tutar oluşması durumunda bu tutarın başvurana iade edilmesi yönünde yeni bir işlem tesisi için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ve

BURSA SOSYAL GÜVENLİK İL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ve BURSA

SOSYAL GÜVENLİK İL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi