|
ÖZET: Başvuru, Hazine ve Maliye Bakanlığı aleyhine açılan tazminat davasının sonucunda maddi tazminatın ödenmesi talebini içermektedir. Başvuran, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 12.01.2022 tarihli kararının kesinleştiğini, ancak Bakanlığın bu kararı temyiz etmesi nedeniyle ödemenin yapılmadığını belirtmiştir. İdare, mahkeme kararının kesinleşmesi için temyiz sürecinin tamamlanmasını beklediğini ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Başvuranın maddi tazminat talebinin yasal dayanağının bulunduğu, ancak temyiz sürecinin devam etmesi nedeniyle ödemenin yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İdarenin, başvuranın dilekçesine zamanında yanıt verdiği ve iyi yönetim ilkelerine uygun davrandığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde karar verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, ilgili yargı organlarının kararına göre işlem tesis etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın talebinin reddedilmesiyle birlikte, yargı yolunun açık olduğu belirtilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/9244-S.22.14249
BAŞVURU NO : 2022/3034
KARAR TARİHİ : 25/07/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararı uyarınca tazminat bedelinin ödenmesi talebi hakkında.
BAŞVURU TARİHİ : 24/02/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Kurumumuza iletmiş olduğu 24.02.2022 tarihli dilekçesinde özetle; (a) Maliye Hazinesi aleyhine açmış olduğu tazminat davası neticesinde, ilk derece mahkemesi kararını istinaf mercii sıfatıyla inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli ve , sayılı kararıyla; 11.015,53 TL tutarındaki maddi tazminatın
18.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine – davalı taraf
bakımından kesin olmak üzere – karar verildiğini, (b) Söz konusu kararın yalnızca manevi tazminata yönelik hükmünün bozulması talebiyle temyiz yoluna başvurması üzerine, kararın maddi tazminata ilişkin kısmının 24.01.2022 tarihi itibarıyla kesinleştiğini, (c) Sonuçta her iki taraf bakımından kesinleşen maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuruda bulunduğunu ancak İdarenin 23.02.2022 tarihli işlemiyle talebinin reddedildiğini, (d) Maddi tazminat talebine ilişkin istinaf mahkemesi kararının hükmolunan miktar itibarıyla davalı açısından ve bu kısmını temyiz etmemesi nedeniyle davacı sıfatıyla kendisi açısından kesinleşmiş olduğunu; dolayısıyla Hazine ve Maliye Bakanlığının “müdahil” sıfatıyla kendisi bakımından kesinleşmiş bir kararı temyiz mercii önünde inceletmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, Belirtmiştir.
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli istinaf kararı, anılan karara ilişkin e-tebliğ mazbatası, temyiz dilekçesi ve İdarenin 23.02.2022 tarihli cevap yazısının birer örneği başvuru dilekçesinin ekinde sunulmuştur.
3. Başvuran, konunun Kurumumuzca incelenmesini ve gereğinin ifasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
4. Başvurunun ön inceleme şartlarını taşıdığının tespiti üzerine inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiştir. İdareden, başvuru konusu kapsamında yürütülen iş ve işlemlere ilişkin açıklamaları ile bunlara ait bilgi ve belgeleri Kurumumuza iletmesi istenmiştir.
5. İdarenin söz konusu bilgi ve belge talebine istinaden Kurumumuza gönderdiği 28.03.2022 tarihli ve sayılı cevap yazısında özetle; ödeme talebine konu mahkeme kararının davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine davalı Bakanlık adına da davayı takip eden hazine avukatı vasıtasıyla katılma yoluyla temyiz edildiği anlaşıldığından, gerekli işlemlerin yapılması için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142’nci maddesinin onuncu fıkrasının emredici hükmü gereği anılan mahkeme hükmünün kesinleşmesinin beklenildiği ifade edilmiştir.
6. Başvuru konusuna ilişkin diğer bilgi ve belgeler 28.03.2022 tarihli ve sayılı sayılı yazı ekinde sunulmuştur.
III. İLGİLİ MEVZUAT
7. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin
dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca:
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. […]
8. Anayasa’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19’uncu maddesinin ilgili hükmü uyarınca:
Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
[…]
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.
9. Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca:
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
10. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca:
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
11. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili
hükümleri uyarınca:
Yapılan başvurulardan; […]
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olanlar, […] incelenmez.
12. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tazminat isteminin koşulları” başlıklı 142’nci maddesinin
onuncu fıkrası uyarınca:
Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
13. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Davaların yığılması” başlıklı 110’uncu maddesinin
birinci fıkrası uyarınca:
Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvurunun kısmen kabulü kısmen reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 1. Olay ve Olgular
Başvuru dilekçesi ve ekleri; İdare tarafından sunulan bilgi ve belgeler; başvuran tarafından sunulan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere; 15. Başvuran Hazine Maliyesi aleyhine açmış olduğu davada, uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle 80.750,00 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir. Dava sonucunda, Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve , sayılı ilamıyla maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı kısmen kabulüne; bu bağlamda maddi tazminat istemine ilişkin 16.176,38 TL’nin ve manevi tazminat istemine ilişkin 100.000,00 TL’nin 18.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
16. İlk derece mahkemesince verilen söz konusu karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli ve , sayılı ilamında özetle, yerel mahkeme kararında maddi tazminat olarak gösterilen “16.176,38 TL” ibaresi çıkartılarak yerine “11.015,53 TL” ibaresinin ve manevi tazminat olarak gösterilen “100.000,00 TL” ibaresi çıkartılarak yerine “32.000 TL” ibaresinin yazılması suretiyle karar hükmünün düzeltilmesine; bu şekilde düzeltilen hükme ilişkin istinaf başvurularının, davalı taraf yönünden kesin, davacı taraf yönünden ise temyiz yargı yolu açık olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.
/
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
17. Başvuran, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin söz konusu kararına karşı temyiz yargı yoluna başvuruda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde mezkûr kararın yalnızca “manevi tazminata ilişkin hükmünün temyizen incelenerek bozulmasını” talep etmiştir.
18. Başvuran tarafından temyiz yargı yoluna başvurulması üzerine, davalı Maliye Hazinesi tarafından da katılma yolu ile temyiz yargı yoluna başvurulmuştur. Davalı taraf temyiz başvurusunda, “[d]avacı tarafın temyiz talebinin reddine, […] yasaya ve usule aykırı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 12/01/2022 tarihli ve Esas, Karar sayılı kararının bozulmasına, [davalı lehine] karar verilmesine, davanın tamamının reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, [davalı lehine] vekalet ücreti verilmesine karar verilmesini” talep etmiştir.
19. Başvuran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden Hazine ve Maliye Bakanlığına ilettiği 10.02.2022 tarihli dilekçesinde, İstinaf Mahkemesince verilen kararı 24.01.2022 tarihinde tebellüğ ettiğini; söz konusu kararın davalı taraf bakımından kesin nitelikte olduğunu; kararın yalnızca manevi tazminata ilişkin hükmüne yönelik temyiz yoluna başvurduğunu dolayısıyla maddi tazminata ilişkin hükmün 24.01.2022 tarihi itibarıyla kesinleştiğini belirtmiş ve 11.015,53 TL tutarındaki maddi tazminatın
18.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
20. Ankara Valiliği Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğünün, Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk
Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğüne muhatap 17.02.2022 tarihli yazısında, söz konusu meblağın ödenip ödenmeyeceği konusunda tereddüde düşüldüğünden bahisle yürütülmesi gereken işlem hakkında görüş ve talimatlarının iletilmesi istenmiştir. Buna mukabil Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat
Genel Müdürlüğünün 23.02.2022 tarihli cevap yazısında, “mahkeme kararının temyiz aşamasında olması nedeniyle henüz kesinleşmediği ve bu nedenle kesinleşme şerhinin yer almadığı” gerekçesiyle, yasal süreç tamamlanmadan ödeme yapılmasının mümkün olamayacağı yönünde mütalaada bulunulmuştur. Bu çerçevede keyfiyet başvuruna bildirilmiştir.
21. Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin hükmü hakkında kesinleşme kaydı verilmesi yönünde bir talebinin olup olmadığı ve oldu ise mezkûr hükme ilişkin kesinleşme kaydının verilip verilmediğine ilişkin bilgileri iletmesi başvurandan talep edilmiştir. Başvuran tarafından bu kapsamda Kurumumuza iletilen ek evrakın incelenmesinden anlaşıldığı üzere; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi Başkanlığına muhatap 15.04.2022 tarihli dilekçe ile anılan kararın “maddi tazminat bakımından kesinleştiğine dair şerhi havi onaylı örneğinin” verilmesi talep edilmiş olup Mahkemenin başvurana muhatap 18.04.2022 tarihli cevap yazısı ile “[davacı tarafça] temyiz ve davalı idare tarafından da katılma yolu ile temyiz isteminde bulunulduğundan kısmi kesinleştirmenin mümkün olmaması nedeniyle” söz konusu talebin uygun görülmediği bildirilmiştir.
2. Değerlendirme 22. Başvuran, maddi tazminat talebine ilişkin istinaf mahkemesi kararının hükmolunan miktar itibarıyla davalı açısından ve bu kısmını temyiz etmemesi nedeniyle davacı sıfatıyla kendisi açısından kesinleşmiş olduğunu; bu bağlamda Hazine ve Maliye Bakanlığının “müdahil” sıfatıyla kendisi bakımından kesinleşmiş bir kararı temyiz mercii önünde inceletmesinin yasal dayanağının bulunmadığını iddia etmiştir.(§1)
23. Diğer yandan İdare, gerekli işlemlerin yapılabilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK)
142’nci maddesinin onuncu fıkrasının emredici hükmü gereği anılan mahkeme hükmünün kesinleşmesi gerektiğini ancak katılma yoluyla temyiz yoluna başvurulduğunu ve kararın henüz kesinleşmediğini ifade etmiştir.(§5)
24. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat konusu CMK’nın 141 ila 144’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
Anılan hükümler uyarınca kişiler, Kanun’un 141’inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen durumların
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
gerçekleşmesi halinde maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilirler. İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
25. Anayasa’nın 19’uncu maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin genel esaslar belirlendikten sonra söz konusu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zararların, “tazminat hukukunun genel prensiplerine göre” Devletçe ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Keza 5271 sayılı Kanun’un 142’nci maddesinin altıncı fıkrasında da tazminat miktarının saptanmasında tazminat hukukunun genel prensiplerine göre karar verilmesi gerekeceği belirtilmiştir.
26. Bu bağlamda, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin davalarda ağır ceza mahkemeleri görevli olmakla birlikte, söz konusu davaların kendine özgü bir takım niteliklere haiz olduğunu söylemek mümkündür. Anılan davalarda, yargılama usulü bakımından da öncelikle CMK hükümleri uygulama alanı bulmakta ancak CMK’da hüküm bulunmayan hallerde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ilgili hükümleri uygulanmaktadır. Keza, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 12.03.2018 tarihli ve
E:2017/9024, K:2018/2701 sayılı kararında; Tazminat davasına dayanak olan dava dosyasında davacının, 14/08/2012-27/12/2012 tarihleri arasında
135 gün süreyle tutuklu kaldığı gözetilip, 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden
kesinti yapılmadan ay ve gün üzerinden hesaplama yapıldığında maddi zararının 3.327,75 TL olduğu ve maddi zarar olarak bu miktarın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada 226 gün üzerinden, 5.000,00 TL maddi tazminat talep edildiği de dikkate alınmadan, yazılı şekilde talepten fazla olarak 5.512,00 TL maddi zarar tespit etmek suretiyle, HMK‘nın 26. Maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık” kuralına aykırı davranılarak, davacı yararına fazla maddi tazminata hükmedilmesi, Kanuna aykırı bulunmuş ve bozma gerekçesi olarak değerlendirilmiştir.
27. HMK’nın 110’uncu maddesi uyarınca davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır (§13). Söz konusu durum HMK’da davaların yığılması olarak tanımlanmıştır. Doktrinde objektif dava birleşmesi veya kümülatif dava yığılması olarak da adlandırılan bu kurumun temel özelliği görünüşte tek bir dava olmakla birlikte gerçekte talep sayısınca davanın mevcut olması halidir ve davaların yığılması mahkemece her bir talep için ayrı ayrı inceleme yapılması sonucunu doğurmaktadır.
28. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.04.2019 tarihli E:2017/1394, K:2019/494 sayılı kararında davaların yığılması kurumunu şu şekilde açıklamıştır; […]
Davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik-ferilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir. Bu dava çeşidinde taleplerin tümü birbirinden bağımsız, eş değer ve aynı derecede öneme sahiptir. Her bir talep farklı edimlerin gerçekleştirilmesine yönelmiştir.
Davaların yığılması söz konusu olduğunda, görünüşte tek dava, gerçekte ise talep sayısınca dava mevcuttur. Her bir talep için dava dilekçesinde vakıaların ayrı ayrı belirtilmesi ve ispat edilmesi gerekir.
Mahkeme de her bir talep hakkında ayrı ayrı inceleme yapacaktır, taleplerden birinin kabulüne diğerinin ise reddine karar verebilir. Yani, görünüşte tek hüküm, gerçekte ise talep sayısınca hüküm mevcuttur.
Mahkeme, taleplerin tümü hakkında ayrı ayrı karar vermek ve bunları hüküm fıkrasında göstermek zorundadır. Mahkemenin, taleplerin tümü hakkında tek ve aynı şekilde karar verme zorunluluğu yoktur.
/
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
Dava şartları, her bir talep bakımından ayrı ayrı belirlenir (Pekcanıtez, H./Özekes, M./Akkan, M./Taşkorkmaz, H.:Medeni Usul Hukuku, C. II, s:1092,1093 vd)
[…] 29. Başvuran tarafından Hazine Maliyesi aleyhine açılan davada, uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri birlikte sunulmuştur (§15). Söz konusu davanın aynı yargı çeşidi içerisinde yer aldığı ve ortak yetkili mahkemenin bulunduğu; dava konusunun ise maddi ve manevi tazminat olmak üzere birbirinden bağımsız ve birden fazla asli talebi ihtiva ettiği açıktır. Dolayısıyla söz konusu davada HMK’nın 110’uncu maddesi uyarınca davaların yığılması söz konusu olup gerçekte talep sayısınca dava mevcuttur. Bu durumda Mahkeme tarafından her bir talep hakkında ayrı ayrı inceleme yapılıp karar verilecek olması cihetiyle, talepler hakkında tesis edilen hükümlerin farklı zamanlarda kesinleşmesi de mümkündür.
30. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 12.01.2022 tarihli kararında maddi ve manevi tazminat miktarlarına ilişkin hükümlerde düzeltme yapılarak, düzeltilen hükme ilişkin istinaf başvurularının, davalı taraf yönünden kesin, davacı taraf yönünden ise temyiz yargı yolu açık olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir (§16). HMK’nın 348’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilecektir. HMK’nın 366’ncı maddesi delaletiyle söz konusu hüküm temyizde de kıyas yoluyla uygulanacaktır. Dolayısıyla davalı İdare, davacı tarafın temyiz yoluna başvurması halinde katılma yolu ile temyiz hakkına sahiptir.
31. Bununla birlikte başvuran, söz konusu kararın “manevi tazminata ilişkin hükmünün” incelenerek bozulması talebiyle temyiz yargı yoluna başvuruda bulunduğunu; bu nedenle maddi tazminata yönelik istinaf mahkemesi kararının hükmolunan miktar itibarıyla gerek kendisi gerekse davalı İdare açısından kesinleştiğini ifade etmiştir.(§1)
32. Katılma yoluyla temyiz, karşı tarafça temyiz yoluna başvurulmuş olması şartına tabidir. Buradan hareketle, katılma yoluyla temyiz talebinin diğer taraf temyiz talebine sıkı sıkıya bağlı olacağını söylemek mümkündür. Keza Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.02.2020 tarihli ve E:2020/39, K:2020/1280 sayılı kararında “[…] katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı-davalı erkek, ziynet alacağı davasına yönelik hükmü temyiz etmediğine göre, bu dava yönünden davalı-davacı kadının katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır.[…]” şeklindeki gerekçeye dayanarak mezkûr hususa ilişkin katılma yoluyla temyiz itirazının reddine karar vermiştir.
33. Ancak başvuru konusu olay ve bu kapsamda Kurumumuzca gerçekleştirilen inceleme açısından gözden kaçırılmaması gereken husus, İdare tarafından sunulan temyiz dilekçesinde davanın tümü yönünden inceleme yapılarak reddine karar verilmesinin talep edilmiş olmasıdır (§18). Temyiz talebinin reddinin gerekip gerekmediği yönündeki değerlendirmenin öncelikle ilgili Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılması gerekeceği; Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde bir karar verilmemiş olması halinde dahi talebi inceleyen ilgili Yargıtay Dairesince temyiz talebinin usule uygunluğu ve incelemenin kapsamı açısından bir değerlendirme yapılarak karara varılacağı açıktır (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin
08.07.2020 tarihli ve E:2018/2966, K:2020/2627 sayılı kararı). Bu bağlamda, yargı organları önünde
görülmekte olan bir konu hakkında Kurumumuzca ayrıca değerlendirmede bulunulmasına olanak yoktur (§11). Dolayısıyla, Kurumumuzca yürütülen incelemede ele alınması gereken konu CMK’nın 142’nci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen şartların hali hazırda gerçekleşip gerçekleşmediğinden ibaret olmalıdır.
34. Bu çerçevede, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi Başkanlığının başvurana muhatap
18.04.2022 tarihli cevap yazısında, “[davacı tarafça] temyiz ve davalı idare tarafından da katılma yolu ile
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
temyiz isteminde bulunulduğundan kısmi kesinleştirmenin mümkün olmaması nedeniyle” kesinleşme şerhi verilmesi yönündeki talebin uygun görülmemiş olması hususu (§21), diğer dosya kapsamı ve yukarıda açıklandığı üzere (§33) konunun ilgili yargı organı önünde görülmeye devam edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, mezkûr madde hükmünde zikredilen “kesinleşme” şartının henüz gerçekleşmediği ve başvurunun bu bağlamda reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
35. Diğer yandan, temyiz incelemesini yürüten Yargıtay Dairesince verilecek karar sonrasında, daha önce yapılan açıklamalar gözetilmek suretiyle (§§26-29) CMK’nın 142’nci maddesinin onuncu fıkrası bağlamında İdarece tekrar bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Başka bir ifadeyle; kesinleşme şerhinin tespit niteliğinde olduğu ve kesinleşme tarihini etkilemeyeceği hususu da göz önünde bulundurularak (Bkz. Anayasa Mahkemesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/6047 başvuru numaralı kararı), kararın yalnızca belirli talepler yönünden olsa dahi kesinleştiğinin tereddüt hâsıl olmayacak şekilde İdare tarafından belirlenebilmesi durumunda, diğer şartların varlığı ve ilgilinin usulüne uygun talebi üzerine ödeme işleminin yapılması yerinde olacaktır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 36. İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca, inceleme ve araştırma kapsamında ilgili idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığı hususları da Kurum tarafından gözetilmektedir.
37. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin, gerek başvuranın dilekçesi gerekse de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırılması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından süresi içerisinde işlem tesis ettiği, böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
38. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Söz konusu 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
39. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede genel hükümler dairesinde Ankara mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvurunun KISMEN REDDİ, KISMEN KABULÜNE; Başvuranın, tarafına ödeme yapılmasına yönelik talebinin REDDİNE, Gerekçede belirtilen açıklamalar gözetilerek, ilgili yargı organlarınca verilecek karar üzerine CMK’nın 142’nci maddesinin onuncu fıkrası bağlamında gerekli değerlendirmenin yapılması ve sonucuna göre işlem tesis edilmesi hususunda HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, HAZİNE
VE MALİYE BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, /
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr
Kararın BAŞVURANA ve HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
Kep Adresi: kamudenetciligikurumu@hs01 kep.tr