ÖZET: Başvuran şirketin madencilik faaliyeti için kiralama izni talebi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiştir. Şirketin vekili, maden arama ruhsatının 2010 yılında alındığını ve gerekli belgelerin tamamlandığını belirtmiştir. Ancak, Orman Bölge Müdürlüğü tarafından verilen yanlış koordinatlar nedeniyle kiralama işlemi iptal edilmiş ve idari para cezaları uygulanmıştır. Şirket, daha önceki kiralama işlemlerine atıfta bulunarak eşit işlem görme hakkının ihlal edildiğini iddia ederek yeniden kiralama talep etmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığı, başvurunun reddedilmesinin gerekçelerini açıklamıştır. Maden ruhsatlarının ormanlık alanlarda verilmesinin sıkı kurallara tabi olduğu, çevresel etkilerin dikkate alındığı ve alanın zeytinlik veya ormanlık alan olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın iddialarının, mevcut mevzuat ve benzer durumlarla ilgili yargı kararları ışığında değerlendirilmesi sonucunda, kiralama izni talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın madencilik faaliyeti için kiralama izni talebi, çevresel etkiler ve alanın tarımsal niteliği göz önünde bulundurularak reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin bu süreçteki tutumunu uygun bulmuş ve başvurunun reddine karar vermiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14602-S.21.23388

BAŞVURU NO : 2021/8921

KARAR TARİHİ : 11/10/2021

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI

Başvuran şirket vekilinin madencilik faaliyeti için kiralama

BAŞVURUNUN KONUSU :

oluru izni verilmesi talebi hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 30/04/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran vekili özetle, şirketin ortaklarından in 12.02.2010 tarihinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden maden arama ruhsatı aldığını, ruhsatın verilmesinden sonra maden sahasının SİT alanı dışında kaldığına dair belge alındığını, bu bölgenin ağaçlandırma sahası olmadığına dair belge verildiğini, yine bu alanın karayolları hattında olmadığının belirlendiğini, Gıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın olumlu görüş verdiğini ve 08.06.2011 tarihinde in işletme ruhsatı aldığını, 1.1.Bu aşamadan sonra ise ÇED olumlu değerlendirme raporu alındığını, 18.06.2015 tarihinde Orman

Genel Müdürlüğü tarafından maden izin olurunun alındığını ve başvuran şirketin yol açma çalışmalarına başladığını, ancak yol açma çalışmaları sırasında verilen koordinatların alan ile uyumlu olmadığının gözlemlenmesi üzerine Orman Bölge Müdürlüğü’ne yazı yazıldığı bu yazıya verilen cevapta ise İzmir

Orman Bölge Müdürlüğü’nün yanlış koordinatlar üzerine kiralama işleminin iptali istemine karar verdiğini, 1.2. Akabinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından işletmenin açılmaması nedeniyle idari para cezaları kesildiğini bu cezalara itiraz edildiğini fakat itirazların reddedildiğini,

1.3. Sonrasında alanın tekrar kiralanması için yapılan başvurunun da 16.11.2020 tarihinde reddedildiğini, buna karşılık itiraz edildiğini ancak itirazın reddedildiğini, kiralama izni başvurusunu 19.03.2019 yaptıklarını, iki yıldır kiralama oluru beklemekte olduklarını, ilk önce kiralama izninin verildiğini, idarece belirtilen gerekçelerin aksine madenin açılmasında kamu yararı olduğunu, alanın zeytinlik ya da ormanlık alan olmadığını ve başka kimselere de kiralama işlemi yapıldığını, eşitlik ve eşit işlem görme hakkının ihlal edildiğini iddia ederek daha önceden kiralama yapılan alana ilişkin yeniden kiralama hakkı verilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2.Başvurudaki iddialara ilişkin olarak Kurumumuzca Tarım ve Orman Bakanlığından detaylı bilgi

ve belge talebinde bulunulmuş olup; Bakanlığın sayılı ve 14.06.2021 tarihli cevabı yazısında:

2.1. Maden başvuru taleplerinin, 3213 Sayılı Maden Kanununa dayalı olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar

Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce verilen maden ruhsatlarının, ormanlık alana rastlaması halinde,6831 Sayılı Orman Kanununun 16. maddesi ve bu 16. maddesinin uygulama Yönetmeliği çerçevesinde taleplerin değerlendirilerek Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilmekte olduğu,

2.2. Bir alana maden işletmek üzere kiralama oluru verebilmek için, Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin

Uygulama Yönetmeliğinin 7 inci Maddesinde belirtildiği üzere taleplerin değerlendirilmesi sonucunda

Orman ve Su İşleri Bakanlığınca uygun görülenlere izin verilmekte olduğu, bunların dışında Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının 2.maddesindeki hususların da dikkate alınmakta olduğu,

2.3. Bunun sonucu olarak daha kapsamlı düşünülerek, biyolojik çeşitlilik, toplum, çevre ve insan sağlığı, gibi konuları olumsuz etkileyecek durumlar da göz önüne alınarak ormanların korunması ve tüm bunlara çevresel etkisi bulunan madencilik faaliyetlerine yönelik izin taleplerinin de daha hassas değerlendirilmesini zorunlu hale getirdiği,

2.4. Başvuranın ilgili mevzuat gereği alan orman vasfında olmakla birlikte orman vasfında olsa dahi izin verilmesi gerektiği yönündeki iddialarına ilişkin olarak; maden başvuru talebinde üst toprak depolama izin talebinin verimli ormana isabet etmiş olması, ruhsat sahasında ilk izin olması ve çevrede maden ocağı bulunmaması, yerleşim yeri ve karayolu ön görünümünde kalması, civarında tarım arazileri ile verimli zeytinlik alan bulunması ve kamu yararının yeterli görülmemesinden dolayı talebin uygun bulunmadığı,

2.5. Kiralama talep edilen alanın amenajman planı ve haritasının ekte sunulduğu,

2.6. 04.03.2021 tarihli başvurunun itirazına cevap yazısında 2-a grubu maden sahası talebinde zorunluluktan bahsedilemeyeceği yönündeki gerekçelerin; izin talebinde bulunulan alandaki 2-a grubu madenin doğada birçok alanda bulunmakta olduğu, bu madenin nadir bulunan bir maden olmaması toplumdaki ihtiyacının diğer alanlardan da karşılanabilecek olması gerçeğini ortaya koymakta olduğu, ancak başka alanlardan da elde edilebilecek olan bir madencilik faaliyeti yapılması karşılığında doğada ve ziraat alanlarında telafisi mümkün olmayacak tahribatlara yol açabileceğinden bu madeni bu alandan çıkarılması zorunluluğunun sorgulanması sonucu idarece bu zorunluluğun olmadığı kanaatine varıldığı,

2.7. Z.G.’na ait maden işletme iznine dair olurun 17.05.2012 tarihinde verildiği, bu iznin verildiği tarihte yürüklükte olan 6831 sayılı Orman Kanununun 16. maddesi uygulama yönetmeliği çerçevesinde

değerlendirildiği, başvuran tarafından yapılan müracaatın ise 18.04.2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi

Gazete ile yürüklüğe giren yönetmeliğe göre değerlendirildiği,

2.8. Başvuranın ÇED, ruhsat, SİT vb. belgeleri aldığı buna karşın kiralama izninin verilmediği iddialarına karşılık ilgili şirkete maden işletme, tesis ve maden altyapı tesis izninin verileceğine ilişkin taahhüt verilmediği, ÇED, SİT, Ruhsat vb belgelerin alınmasının kesinlikle izin verileceği anlamına gelmemekte olduğu, aynı bölgede Karayollarına ve yerleşim yollarına yakın olacak şekilde başkaca maden olur izni verilmediği,

2.9. . Avdan Şubesi tarafından 11.09.2019 tarihinde madencilik faaliyeti için yapılan müracaatın Bakanlık tarafından uygun bulunmaması kararına karşı

Manisa 2. İdare Mahkemesi nolu esasında açılan yürütmenin durdurulması davasına ait mahkeme kararının ekte sunulduğu, 2.10. Ormanlık alanlarda madencilik faaliyetlerine 3213 Sayılı Maden Kanununa dayalı olarak Enerji ve

Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce verilen ruhsatlarının ormanlık alan sınırları içinde olduğu zaman, 6831 Sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesinin Uygulama Yönetmeliği gereğince işlem yapılmakta ve Bakanlıkça uygun bulunanlara ruhsat süresince izin verilmekte olduğu, 2.11. 5995 Sayılı kanunla değişik 3213 Sayılı Maden Kanununda ve 6831 Sayılı Orman Kanununda yapılan değişiklik sonucunda son yıllarda ormanlarımızda yoğun bir madencilik faaliyetleri yapılmaya başlandığı, madencilik faaliyetlerinde izin verme işlemlerinin 6831 Sayılı Orman Kanununa göre yürütüleceğinin belirtilmekte olduğu, madencilik faaliyetleri İçin yapılan müracaatlarda izin verme sürecine ilişkin işlemler ile şekil ve esasların yine bu kanuna uygulama yönetmeliği olan Orman Kanununun 16’ncı maddesinin

Uygulama Yönetmeliğinde belirlendiği, söz konusu Yönetmeliğin 7’nci maddesinde de belirtildiği üzere talepler değerlendirilmesi sonucunda Bakanlıkça uygun görülene, ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilmekte olduğu, 2.12. Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti “Demokratik. Laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” denilerek Devletin vatandaşlarına karşı sosyal sorumluluğunun da olduğunun olduğu ilkesine dayanarak, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde kamuoyu baskısından kaynaklanan çekinceler, üstün kamu yararında güncel şartlara göre oluşabilecek değişiklikler sebebiyle izin süreci sonucunda faaliyetin tekrar değerlendirilmekte olduğu, bu nedenle madensel faaliyetlerin çevresel etkilerinin daha hassas değerlendirilmesinin zorunlu hale geldiği, açıklamaları Kurumumuza bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…” 5. 3213 Sayılı Maden Kanunu’nun “Madencilik faaliyetlerinde izinler” kenar başlıklı 7 nci maddesinde; “(İptal birinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.: 2004/70, K.: 2009/7 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 10/6/2010-5995/3 md.) …. (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.)

(Değişik fıkra:14/2/2019-7164/8 md.) Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen alanlara yapılan ruhsat müracaatlarının hak sağlaması hâlinde, iki ay içinde ruhsat bedeli yatırılması ve 16 ncı maddeye göre müracaatta bulunulması şartıyla ruhsat düzenlenir. Ruhsat sahasındaki bu alanlara ilişkin ilgili kurumlardan izin alınması için ruhsat sahibine bir yıl süre verilir. Bu süre içinde bu alanların izin alınamayan kısımları ruhsat sahasından taksir edilerek ihale yolu ile ruhsatlandırılır. (Ek fıkra: 10/6/20105995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman

Kanunu hükümlerine göre izin verilir.” 6. 6831 sayılı Orman Kanunun 16. maddesinin 1. fıkrasında, “Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir.”

7. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde ise; ”Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.”

8. 03/04/1996 tarihli ve 22600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin

Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi

Gazetede Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 4. maddesinde, ”Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında

Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan” olarak tanımlandığı,

8.1. (03/04/2012 günlü ve 28253 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) 23.

maddesinde ise, “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. Ancak; alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından belirlenmesi durumunda;

a) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, b) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plan ve yatırımlar, c) Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri,

ç) İlgili Bakanlıkça kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, d) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, için, yukarıda belirtilen faaliyetlerde bulunmak isteyenler, ilgili Bakanlıkların onaylı belgeleri ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Müracaat sahibi, çevrede oluşabilecek ÇED raporu ile belirlenmiş zararları önleyecek tedbirleri almak koşulu ve dikim normlarına uygun, eşdeğer büyüklükte il/ilçe müdürlüğünce uygun görülecek alanda zeytin bahçesi tesis eder.

Olumsuz cevap başvuru sahibine yazı ile tebliğ edilir. İzin alınmaksızın yapılan faaliyetlerin yürütülmesi yetkililerce men edilerek, umumi hükümlere göre kanuni takibat yapılır.

Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. ” düzenlemelerinin yer aldığı görülmüştür.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği hususunda hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Orhanlı Köyü sınırlarında bulunan, ER: numaralı, 98,4 hektar büyüklüğündeki alan için başvuran şirket adına 08/06/2011 günlü, numaralı işletme ruhsatının düzenlendiği, alanın tekrar kiralanması için kiralama izni başvurusunun 19.03.2019 tarihinde yapıldığı, yapılan başvurunun da 16.11.2020 tarihinde reddedildiği, buna karşılık itiraz edildiği ancak itirazın

04.03.2021 tarihli yazı cevabı ile reddedildiği, idarece belirtilen gerekçelerin aksine madenin açılmasında

kamu yararı olduğu, alanın zeytinlik ya da ormanlık alan olmadığı ve başka kimselere de kiralama işlemi yapıldığı, eşitlik ve eşit işlem görme hakkının ihlal edildiği iddialarıyla başvuran şirketin daha önceden kiralama yapılan alana ilişkin yeniden kiralama hakkı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

11. İzmir İli, Seferihisar İlçesi, Orhanlı Köyü sınırlarında bulunan, ER: numaralı, 98,4 hektar büyüklüğündeki alan için başvuran şirket adına 08/06/2011 günlü, numaralı işletme ruhsatının düzenlendiği; söz konusu sahada gerçekleştirilmek istenen “Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi” ile ilgili olarak, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 29/12/2011 günlü, 1078 sayılı kararı ile, “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararının verildiği, ruhsat sahasının ormanlık alanda kalması sebebiyle Orman Kanununun yukarıda belirtilen 16. maddesi uyarınca, başvuran şirket tarafından 08/10/2013 tarihinde, işletme, tesis ve altyapı tesis izni istemiyle İzmir Orman Bölge

Müdürlüğüne başvurulduğu; bu sırada, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 12/12/2013 günlü, sayılı kararı ile, izin sahasını da içeren bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline karar verdiği; başvuran şirket tarafından yapılan başvuru üzerine, İzmir Orman Bölge

Müdürlüğünce oluşturulan heyet tarafından izin talep edilen sahada yapılan değerlendirme sonucunda düzenlenen 25/12/2013 günlü tutanak doğrultusunda, anılan Müdürlüğün 02/01/2014 günlü, sayılı

kararı ile, izin süreci devam ederken izin alanını da kapsayan bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği, izin talep alanının yerleşim yerlerine yakın olması sebebiyle, meydana gelecek gürültü ve görüntü kirliliği ile kurulması planlanan kırma eleme tesisinden kaynaklanacak tozumanın sosyal problemlere sebep olacağı gerekçesiyle istemin reddedildiği; gerek bu işlemin gerekse işlemin dayanaklarından birini oluşturan arkeolojik sit kararının iptali istemiyle İzmir 4. İdare Mahkemesinde

E: no ile dava açıldığı; İdare Mahkemesince “mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu alanın 1. derece arkeolojik sit özellikleri göstermediğine ilişkin tespitlerin yanısıra, davacı tarafından yapılan izin başvurusunun reddi yönündeki

İzmir Orman Bölge Müdürlüğü işlemine ilişkin olarak raporun sonuç kısmında, ruhsat sahibi tarafından alınmış olan “ÇED Gerekli Değildir” kararının maden işletmeciliği bakımından mevcut mevzuatlar gereği nihai izin niteliğinde olmayıp, projenin faaliyete başlayabilmesi için ilgili diğer kurumlardan da gerekli izin ve uygun görüşlerin alınması gerektiğinden, madencilik faaliyetinin çevresel etkilerinin kontrol edilebileceği gerekçesiyle iptal edilmesi gerektiği” yönünde karar verildiği ancak söz konusu kararın İzmir

Orman Bölge Müdürlüğü işleminin iptaline ilişkin kısmının ise davalılardan Orman Genel Müdürlüğünce temyiz edildiği ve Danıştay 14. Dairesinin E., K. Sayılı ilamı ile ; “aynı raporda, izin sahasının bulunduğu Orhanlı Köyünün, Seferihisar İlçesinin en büyük ve kalabalık köyü olduğu; bu köyün, Karakoç Deresinin oluşturduğu vadinin içinde zeytinlikler ve kızılçam ormanlarıyla birlikte varlığını sürdürdüğü; köydeki asıl geçim kaynağının tarım olup, özellikle zeytin, sebze ve şaraplık üzümün yoğun bir şekilde üretildiği; nitekim köyde, biri taşbaskı olmak üzere, faal durumda üç adet yağhane bulunduğu; dava konusu izin sahasının ise Orhanlı Köy merkezinin 5 km kuzeydoğusunda olup, büyüklük bakımından kapama zeytinlik özelliği göstermemekle birlikte, bu sahada da bazı zeytinliklerin olduğu; izin sahası ile en yakın yerleşim yeri olan Kuyucak Köyü arasında 1,5 km mesafe bulunduğu; izin sahası ve çevresinde verimli ve bozuk orman sahalarının karışmış bir şekilde yaygın halde bulunduğu şeklindeki tespitlere de yer verildiği;” İdare Mahkemesince, bilirkişi raporu hükme esas alınarak her iki işlemin de iptaline karar verildiği; bu kararın arkeolojik sit ilanına ilişkin kısmının

Kültür ve Turizm Bakanlığınca temyiz edilmeyerek kesinleştiği; görülmektedir.

Zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğu ve anılan Kanunun 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarında ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Diğer taraftan; Danıştay

Sekizinci Dairesinin yukarıda belirtilen kararı doğrultusunda, zeytinlik alanların, yine yukarıda yer verilen mevzuat kapsamında korunması gerekli zeytinlik saha olarak kabul edilebilmeleri için, söz konusu alanın büyüklüğünün önem taşımadığı ve artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılamayacağı; dava konusu faaliyetin ve bu kapsamda kurulmak istenen tesislerin ise, söz konusu hüküm uyarınca, zeytinlik sahalarına 3 kilometreden daha kısa mesafede kurulması mümkün olmayan tesisler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bununla birlikte, dava konusu madencilik faaliyetlerinin yol açacağı çevresel etkiler dikkate alındığında, izin istemine konu sahanın en yakın yerleşim yerine olan uzaklığının da (Kuyucak Köyü- 1,5 km), olumsuz çevresel etkilerin bertaraf edilebilmesi açısından yeterli bir mesafe olmadığı açıktır.Bu durumda; İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi

sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu maden sahasının en yakın yerleşim yerine uzaklığının sadece 1,5 km olduğunun ve gerek söz konusu sahada, gerekse bu sahanın içinde yer aldığı

Orhanlı Köyünde zeytinlik alanlar bulunduğunun tespit edilmiş olması karşısında, davacının işletme, tesis ve altyapı tesisi izin isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık; İdare Mahkemesi kararının bu işlemin iptaline ilişkin kısmında ise hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; İzmir 4. İdare Mahkemesinin 11/06/2015 günlü, E: K: sayılı kararının temyiz edilen kısmının BOZULMASINA,” gerekçeleriyle hükmün bozulduğu anlaşılmaktadır.

12. Somut olaya başvuranın iddiaları ve dosya kapsamındaki belgeler çerçevesinde bakıldığında; başvuran şirket tarafından her ne kadar idarece belirtilen gerekçelerin aksine madenin açılmasında kamu yararı olduğu, alanın zeytinlik ya da ormanlık alan olmadığı iddialarında bulunulmuş ise de; maden başvuru taleplerinin, 3213 Sayılı Maden Kanununa dayalı olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri

Genel Müdürlüğünce verilen maden ruhsatlarının, ormanlık alana rastlaması halinde,6831 Sayılı Orman

Kanununun 16. maddesi ve bu 16. maddesinin uygulama Yönetmeliği çerçevesinde taleplerin değerlendirilerek Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilmekte olduğu, bir alana maden işletmek üzere kiralama oluru verebilmek için, Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin

Uygulama Yönetmeliğinin 7 inci Maddesinde belirtildiği üzere taleplerin değerlendirilmesi sonucunda

Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülenlere izin verilmekte olduğu, idarece biyolojik çeşitlilik, toplum, çevre ve insan sağlığı, gibi konuları olumsuz etkileyecek durumlar da göz önüne alınarak ormanların korunması ve tüm bunlara çevresel etkisi bulunan madencilik faaliyetlerine yönelik izin taleplerinin de daha hassas değerlendirilmesini zorunlu hale getirdiği açıklamalarının yapıldığı anlaşılmıştır.

12.1. Bununla birlikte başvuran şirketin ilgili mevzuat gereği alan orman vasfında olmakla birlikte orman vasfında olsa dahi izin verilmesi gerektiği yönündeki iddialarına ilişkin olarak; maden başvuru talebinde üst toprak depolama izin talebinin verimli ormana isabet etmiş olması, ruhsat sahasında ilk izin olması ve çevrede maden ocağı bulunmaması, yerleşim yeri ve karayolu ön görünümünde kalması, civarında tarım arazileri ile verimli zeytinlik alan bulunması ve kamu yararının yeterli görülmemesinden dolayı talebin uygun bulunmadığı anlaşılmıştır.

12.2. Ayrıca; izin talebinde bulunulan alandaki 2-a grubu madenin doğada birçok alanda bulunmakta olduğu, bu madenin nadir bulunan bir maden olmaması ve toplumdaki ihtiyacının diğer alanlardan da karşılanabilecek olduğu, ancak başka alanlardan da elde edilebilecek olan bir madencilik faaliyeti yapılması karşılığında doğada ve ziraat alanlarında telafisi mümkün olmayacak tahribatlara yol açabileceğinden bu madeni bu alandan çıkarılması zorunluluğunun sorgulanması sonucu idarece bu zorunluluğun olmadığı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.

12.3. Başvuran şirketin başvuru dilekçesinde emsal gösterdiği na kiralama işlemi yapıldığı, eşitlik ve eşit işlem görme hakkının ihlal edildiği iddialarına yönelik yapılan incelemede; başvuranın emsal gösterdiği .’na maden işletme iznine dair olurun 17.05.2012 tarihinde verildiği, bu iznin verildiği tarihte yürüklükte olan 6831 sayılı Orman Kanununun 16. maddesi uygulama yönetmeliği çerçevesinde değerlendirildiği, başvuran tarafından yapılan müracaatın ise 18.04.2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi

Gazete ile yürüklüğe giren yönetmeliğe göre değerlendirildiği, anlaşılmıştır.

12.4. Tüm bunların yanında başvuran şirketin, ÇED, ruhsat, SİT vb. belgeleri aldığı buna karşın kiralama izninin verilmediği iddialarına karşılık ilgili şirkete maden işletme, tesis ve maden altyapı tesis izninin verileceğine ilişkin taahhüt verilmediği, ÇED, SİT, Ruhsat vb belgelerin alınmasının izin verileceği

anlamına gelmemekte olduğu, aynı bölgede Karayollarına ve yerleşim yollarına yakın olacak şekilde başkaca maden olur izni verilmediği tespit edilmiştir.

13. Sonuç itibariyle, başvuranın iddialarının, idarenin bu iddialar karşısında sunduğu bilgi, belge ve açıklamaların, ilgili mevzuat hükümlerinin, benzer konulara ilişkin emsal yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, anılan gerekçelerle başvuruya konu madencilik faaliyeti için kiralama olur iznine ilişkin talebin, söz konusu alanın tarım alanları ve yerleşim yerlerine yakın ve öngörünümünde olması, verimli orman alanlarına isabet etmesi, nadir olmayan 2-a grubu maden sahası talebinde zorunluluktan bahsedilememesi, gerekçeleriyle 18.04.2014 tarih ve 28976 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama

Yönetmeliğinin 7. Maddesinin 1 fıkrasına göre reddedilmesi işleminde hukuka aykırılığın bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 14. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

15. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’ncimaddesinin sekizinci fıkrasına göre, Kamu Denetçiliği Kurumu’na dava açma süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup; 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İzmir İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın Başvuran vekiline ve Tarım ve Orman Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi