|
ÖZET: Başvuru, Muş Valiliği’ne yönelik olarak, başvuranın mahkeme kararı gereği konut tahsisi talebini içermektedir. Başvuran, Van 2. İdare Mahkemesi’nde açtığı davada, 1968 ve 1966 yıllarında meydana gelen afetler nedeniyle hak sahibi olduğuna dair verilen mahkeme kararının uygulanmadığını belirtmektedir. Mahkeme, başvuranın konut hakkının tanınması gerektiğine karar vermiş, ancak Muş Valiliği bu kararı 30 gün içinde yerine getirmemiştir. Başvuran, bu durumun mağduriyetine yol açtığını ifade ederek, konut tahsisi talep etmektedir.
Muş Valiliği, başvuranın hak sahibi olmadığını ve daha önce kendisine baraka tahsis edildiğini belirtmektedir. Ancak, tahsis edilen barakanın yıkım kararı olduğu ve başvuranın konut hakkı için gerekli adımları atmadığı ifade edilmiştir. İdare, başvuranın konut talebinin yerine getirilmesi için gerekli belgeleri sunmadığını öne sürmektedir. Ancak, başvuranın mahkeme kararına dayanarak konut hakkının tanınması gerektiği, Anayasa ve yasal düzenlemeler çerçevesinde idarenin bu kararı geciktirmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne karar vermiş ve Muş Valiliği’ne, taşınmazda sondaj kazısı yapılması ve bulgulara göre sit durumunun yeniden değerlendirilmesi hususunda tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, bu karar doğrultusunda 30 gün içinde işlem yapması gerekmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/5657-S.23.9320
BAŞVURU NO : 2022/17881
KARAR TARİHİ : 08/05/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : MUŞ VALİLİĞİ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mahkeme kararı gereği tarafına konut tahsis edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 04/12/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; İl Afet Acil Durum Müdürlüğü aleyhine Van 2. İdare Mahkemesinde açtığı / Esas numaralı davanın yapılan yargılaması neticesinde dava konusu idari işlemin iptaline karar verildiğini, söz konusu kararın Danıştay 6. Dairesi’nin / Esas ve / Karar sayılı ilamı ile onandığını, söz konusu kararda dava konusu idari işlemin iptali ile Muş ilinin Dere, Kale, Minare ve Kültür Mahallelerinde
1968 yılında gerçekleşen heyelan ve 1966 yılında vuku bulan deprem nedeniyle Muş ilinin
Mahallesi’nde inşa edilen blok ve barakalarda hak sahibi ailelere ilişkin olarak yapılan kura çekiminde hak sahibi olduğuna karar verildiğini, ancak İl Afet Acil Müdürlüğü tarafından mahkeme kararının 30 gün içerisinde uygulanması gerektiği halde 29/03/2021 tarihli talep dilekçesine rağmen yerine getirilmediğini, 28/07/2021 tarih ve sayılı CİMER başvurusuna verilen 06/08/2021 tarihli cevapta ise Muş
Belediye Başkanlığı tarafından izin verilmesi halinde tahsis edilen yerde konut yapılacağının belirtildiğini, ancak geçen süreçte herhangi bir işlem yapılmadığını, mahkeme kararına rağmen mağduriyetinin devam ettiğini belirterek mahkeme kararı gereği tarafına konut tahsis edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Muş Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 09/01/2023 tarih ve
E- – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Yapılan arşiv araştırması neticesinde adı geçen şahsın belirtilen afetler sebebiyle hak sahibi kabul edilmediği, hak sahipliğini dava yoluyla elde ettiği bunun neticesinde kura çekimine katılarak kendisine baraka tahsis edildiği, tahsis edilen barakanın Muş Belediyesi tarafından yıkım kararının bulunduğu, başvuranın 21/06/2021 ve 09/11/22 tarihlerinde CİMER üzerinden yaptığı başvurulara cevap verildiği,
2.2. Başvuranın CİMER üzerinden yaptığı başvuruya cevap olarak; 7269 sayılı Kanun kapsamında sadece genel hayatı etkileyici afetler sonrası yapılan kesin hasar tespit çalışmaları ve hak sahipliği çalışmaları neticesinde afet konut yardımı ve acil yardımların yapıldığı, sözü edilen mahkeme kararı gereğince başvuranın konut hak sahipliği için banka borçlandırmasının kanuni vekili Erol AVCI tarafından yapılmış olduğu, başvuranın adına tapulu ya da ortak olduğu bir yer göstermesi halinde yer seçiminin yapılacağı ve akabinde EYY (Evini Yapana Yardım) mevzuatı çerçevesinde Muş ili sınırları dâhilinde başvuranın istediği yerde afet konutu yapabileceği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 3.1. “Yürütme yetkisi ve görevi” kenar başlıklı 8’inci maddesinde; “Yürütme yetkisi ve görevi, (1)
Cumhurbaşkanı (…) tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”,
3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.4. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…” 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesinde: “(1)Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.
(2)Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”, 6. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi: İdare Hukuku Alanında İdari Kararlar İle Mahkeme
Kararlarının İcrası Hakkında Rec (2003) 16 Sayılı Tavsiye Kararında;
“II. İdari mercilerle ilgili yargı kararlarının icrası”, “1. Genel hükümler” “a. Üye devletler, yargı kararlarının idari mercilerce makul bir süre içinde uygulanmasını sağlamalıdırlar. Üye devletler bu kararların tam etkinliğini sağlamaya dönük her türlü gerekli tedbiri kanuna uygun olarak almalıdırlar.
b. Bir yargı kararının bir idari merci tarafından uygulanmadığı hallerde, söz konusu kararın özellikle bir emir veya cebri para cezası yoluyla icrasının talep edilmesi için uygun bir usul getirilmelidir.
c. Üye devletler, yargı kararlarını uygulamayı ret veya ihmal eden idari mercilerin bundan mesul tutulmasını sağlamalıdırlar. Yargı kararlarını uygulamakla sorumlu kamu görevlileri de bu kararları uygulamamaları halinde disiplin, hukuk ve ceza işlemlerine tabi tutulabilmelidir.”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda mahkeme kararının yerine getirilerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
9. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
10. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
11. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
12. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
13. Anayasa Mahkemesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olarak ele almakta, yargı kararlarının uygulanmasını
“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da
gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 138.
maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır.
(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014 ).
14. Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olarak tanımlamıştır. (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
15. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ( AİHM), Sözleşme’nin 6. Maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir (AİHM, Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007,) Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir.
(AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).
16. AİHM Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye kararında, davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanmasının, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirdiği, idarenin, yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyor olmasının, davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı
Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatların, her türlü varlık nedenini kaybetmesine yol açacağı vurgulanmıştır. (AİHM, Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012).
17. Başvuran hakkında verilen Van 2. İdare Mahkemesinin 04.10.2018 tarih ve E: / sayılı
Kararında; “… davacının şahsına ait konutun afete maruz bölgede bulunması nedeniyle yıktırılması üzerine bu durumun Belediye tarafından tanzim edilen tutanakla da tespit edildiği görüldüğünden, davacının normal hayat düzenine kavuşturulması bakımından, yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca hak sahibi kabul edilmesi gerektiği görüşüyle aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, … kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (30) gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 04/10/2018 tarihinde oybirliğiyle” karar verilmiştir.
18. İdarece gönderilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde; arşiv araştırması neticesinde başvuranın belirtilen afetler sebebiyle hak sahibi kabul edilmediği, hak sahipliğini dava yoluyla elde ettiği bunun neticesinde kura çekimine katılarak kendisine baraka tahsis edildiği, tahsis edilen barakanın Muş Belediyesi tarafından yıkım kararının bulunduğu hususlarının bildirildiği ancak söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesi bağlamında İdare tarafından işlem yapıldığına yönelik herhangi bir belge sunulmadığı tespit edilmiştir.
19. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Danıştay 6. Dairesinin 02/02/2021 tarih ve E: / sayılı kararıyla kesinleşen Van 2. İdare Mahkemesince verilen 04/10/2018 tarih ve E: sayılı karar neticesinde başvuranın hak sahibi kabul edilmesi gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine
getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Van İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuruya konu taşınmazda, masrafları İdare tarafından üstlenilerek sondaj kazısı yapılması ve kazı bulguları çerçevesinde taşınmazın sit durumunun yeniden değerlendirilmesi hususunda MUŞ
VALİLİĞİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; Muş
Valiliği tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın; Başvurana ve Muş Valiliğine tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi