ÖZET: Başvuru, Harran Belediye Başkanlığı’na karşı mahkeme ilamına dayanan bir alacağın ödenmesi talebini içermektedir. Başvuran vekili, belediyeye yapılan iş nedeniyle faturalandırılan bedelin ödenmemesi üzerine icra takibi başlattıklarını, ancak mahkeme kararının uygulanmadığını belirtmiştir. İdare, başvuruya verdiği yanıtta, icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığını, ancak başvurana belirli bir miktar ödeme yapıldığını ifade etmiştir. İdarenin, alacak miktarını (30.626,02 TL) ve makul faiz ile avukatlık ücretini ivedilikle ödemesi gerektiği görüşü ortaya konmuştur.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini, idarenin açıklamalarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek bir tavsiye kararı hazırlamıştır. Bu karar, mahkeme kararlarının uygulanmasının hukukun bir gereği olduğunu vurgulamakta ve idarenin, yargı kararlarını geciktirmeden yerine getirmesi gerektiğini belirtmektedir. İdarenin, mahkeme kararına uygun hareket etmemesi durumunda, adil yargılanma hakkının ihlal edileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Harran Belediye Başkanlığı’na, icra dosyasındaki borcun ödenmesi için makul bir süre içinde işlem yapması tavsiye edilmiştir. İdarenin bu tavsiyeye uyması ve gerekli işlemleri 30 gün içinde bildirmesi zorunludur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/10341-S.23.16573

BAŞVURU NO : 2023/3548

KARAR TARİHİ : 18/08/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

AV. ,TCKN:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : HARRAN BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, mahkeme ilamına konu alacağının ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 15/03/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza vekil aracılığıyla yapılmış olan şikayet başvurusunda başvuran vekili özetle; Belediyeye yapılan iş sebebiyle faturalandırılan bedelin ödenmemesinden kaynaklı, belediye aleyhine ilamsız icra takibi başlattıklarını, ödemeye itiraz süreci ile birlikte icra mahkemesi tarafından verilen takibin devamı kararı neticesinde icra takibinin kesinleştiğini ancak idare tarafından borcun tamamının halen ödenmediğini ve mahkeme kararının yerine getirilmediğini belirterek; idare tarafından Harran İcra

Dairesinin / Esas sayılı dosyasına ödeme yapılarak dosyanın kapatılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 28/03/2023 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Harran Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Harran

Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğü tarafından gönderilen 28/04/2023 tarihli ve E– – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. İlk ödeme emrinin ilamsız takip olarak 13/08/2021 tarihinde Kuruma tebliğ edildiği, 16/08/2021 tarihinde takibe itiraz edildiği, başvuran tarafından 21/09/2021 tarihinde Harran Asliye Hukuk Mahkemesi

/ Esas numaralı dosya ile itirazın iptali konulu dava açıldığı, dosya hakkında 09/12/2021 tarihinde karar verildiği, kararın bozmayı gerektirdiği anlaşıldığından istinaf kanun yoluna gidildiği, halihazırda dosyanın istinaf aşamasında olduğu, 2.2. Başvurucuya dava devam ederken Kuruma gelen bütçe üzerinden alacak oranı çerçevesinde ödeme yapıldığı, icra emrinin tebliğinden sonra mal beyanında bulunulduğu, Covid-19 salgını sebebiyle birçok alanda aksamalar olduğu gibi Kuruma yeterli ödenek gelmemesinden ötürü de aksamalar yaşandığı, gelen ödeneklerin iş sahibi firma ve şirketlere alacak oranları çerçevesinde ödendiği, 2.3. Kurum tarafından icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava devam ederken başvurucuya

Kurum tarafından ayrılan bütçe üzerinden belli bir kısım ödeme yapıldığı, Kurum olarak başvurucunun yapmış olduğu iş karşılığında kalan alacağı (30.626,02 TL) ile makul faiz ile birlikte makul avukatlık vekalet ücreti ile ivedilikle ödenmesi görüşünde olduğu, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” 3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”, 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.5. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 3.6. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;

5.1. “Başvurunun icraya etkisi” başlıklı 350. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır.

Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” 5.2. “Temyizin icraya etkisi” başlıklı 367. maddesinde; “Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas

Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran vekili 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; icra dosyasına ödemenin yapılarak mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir.

8. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 8.1. Belediyeye yapılan iş sebebiyle faturalandırılan bedelin ödenmemesinden kaynaklı olarak Belediye aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, 8.2. 16/08/2021 tarihinde ilamsız takip alacaklarına itiraz edildiği, 8.3. Başvuran tarafından 21/09/2021 tarihinde Harran Asliye Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali davasının açıldığı, söz konusu davada Harran Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/12/2021 tarihli ve / E., / K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabülü kısmen reddine karar verildiği, halihazırda davanın istinaf aşamasında olduğu, 8.4. Dava devam ederken başvurucuya Kurum tarafından ayrılan bütçe üzerinden belli bir kısım ödeme yapıldığı, Kurum olarak başvurucunun yapmış olduğu iş karşılığında kalan alacağı (30.626,02 TL) ile makul faiz ile birlikte makul avukatlık vekalet ücreti ile ivedilikle ödenmesi görüşünde olduğu, 8.5. 28/07/2023 tarihinde idare ile yapılan telefon görüşmesinde ilamlı icraya konu borcun henüz ödenmediği, ödenek geldiğine ödemenin yapılacağının belirtildiği anlaşılmıştır.

9. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi

E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

10. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.

maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın

Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

11. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

12. Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

13. Anayasa Mahkemesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasını, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsur olarak ele almakta, yargı kararlarının uygulanmasını

“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi, Anayasa’nın 138.

maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır

(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014 ).

14. Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olarak tanımlamıştır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

15. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 6. Maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir (AİHM, Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007,) Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir (AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).

16. AİHM Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye kararında, davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanmasının, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirdiği, idarenin, yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyor olmasının, davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı

Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatların, her türlü varlık nedenini kaybetmesine yol açacağı vurgulanmıştır (AİHM, Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012).

/

17. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde İdare tarafından, yeterli ödenek geldiğinde icra dosyasına ödemenin yapılacağı belirtilmiş ise de; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması, idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuk devleti ilkesi doğrultusunda hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Şanlıurfa İdare

Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Söz konusu icra dosya borcunun ödenmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için Harran Belediye

Başkanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Harran

Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve HARRAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/