ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın mahkeme kararı doğrultusunda ödenen vekalet ücretleri için vekaletname ibrazının talep edilmesi uygulamasına itirazı ele alınmıştır. Başvuran, bu uygulamanın kaldırılmasını talep ederken, mahkeme kararının yerine getirilmesi için gerekli olan vekaletname ibrazının zorunlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. Ancak, Danıştay, yasal vekalet ücretinin tarafların iradesine bağlı olmadığını ve yargılama gideri olarak kabul edildiğini belirterek, idarenin vekaletname talep etmesinin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir.

Kararda, avukatın vekalet ücretini müvekkilinden talep edemeyeceği ve davanın haksız çıkan tarafının yükümlülüklerinin müvekkil aracılığıyla takip edileceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, vekalet ücreti talebinin yasal dayanağının bulunduğu ve idarenin uygulamasında hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Böylece, başvurunun reddine karar verilmiştir.

ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir.

Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde;

“Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye

Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden

doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5.

maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ;

5.1 “Davaya vekâletin kanuni kapsamı” başlıklı 73. maddesinde; “Davaya vekâlet,

kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar…”

5.2 “Vekâletnamenin ibrazı” başlıklı 76. maddesinde; “…Avukat, açtığı veya takip ettiği

dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır…”

5.3 “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinde; “Dava şartları şunlardır:… f) Vekil

aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması…”

5.4 “Vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi” başlıklı 330. maddesinde; “Vekil ile

takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücreti, taraf lehine hükmedilir.”

6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun;

6.1 “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinde; “…Konusu belli bir miktar paranın

ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur…”,

7. 1130 sayılı Avukatlık Kanunu’nun;

7.1 “Stajiyerlere barolarca yapılacak yardım” başlıklı 27. maddesinde; “…Avukatlarca

vekaletname sunulan merciler, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekaletname ve örneklerini kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekaletname işleme konulamaz…”

7.2 “Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı” başlıklı 56. maddesinde; “Usulüne

uygun olarak düzenlenen ve avukata verilmiş olan vekaletname 52 nci maddede yazılı dosyada saklanır. Avukat, bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Avukatın çıkardığı vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir…Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir…”

7.3 “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde;“…Dava sonunda, kararla tarifeye

dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; mahkeme kararı doğrultusunda ödenen vekalet ücretleri için ayrıca vekaletname ibrazının talep edilmesi uygulamasından vazgeçilerek, Erzurum 2. İdare Mahkemesi’nin 13/02/2018 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararı. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava

Dairesinin 07/02/2019 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararı ile onanarak kesinleşen vekalet ücretinin ödenerek mahkeme kararının yerine getirilmesini talep etmektedir.

10. Yargının kurucu unsurlarından olan ve bağımsız savunmayı temsil eden avukatlık kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Hukuk sistemimizde avukat aracılığı ile temsil edilme hakkı istisnalar dışında isteğe bağlıdır. Mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda kişi kural olarak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek zorunda değildir. Zira Anayasa’nın hak arama özgürlüğüne ilişkin 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davalı ve davacı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu koruma altına alınmıştır. Ancak kişi kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek istiyorsa Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi hükmü gereğince bu temsilci ancak baroya kayıtlı bir avukat olabilir.

11. Avukatlığın amacı; her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

12. Avukatlık Kanun’un 164. maddesine göre avukatın iki çeşit ücret alacağı bulunmaktadır. Bunlar, avukat ile iş sahibi/müvekkili arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan avukatlık ücreti ile yargılama sonunda haklı çıkan taraf yararına hükmedilen ve yargılama gideri niteliğinde olan avukatlık ücretidir. Her iki ücretin kaynağı farklı olup, uygulama ve yargısal kararlarda bunlardan ilkine sözleşmeden doğduğu için “akdi vekâlet ücreti”, ikincisine ise kaynağını kanundan aldığı ve yargılama sonunda dava ya da takibin karşı tarafından tahsiline karar verildiği için “yasal vekâlet ücreti” ya da “karşı taraf vekâlet ücreti” de denilmektedir. Yasal vekâlet ücreti 164. maddenin son fıkrasında düzenlenmiş olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 323. maddesinin 1/ğ bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama gideri kapsamında bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, yargılama giderlerinden olan yasal vekalet ücretine hükmedilebilmesi için dava ya da takipte haklı çıkan tarafın her şeyden önce kendisini bir vekille temsil ettirmiş olması gerektiği açıktır. Bu ücret, vekil eden ile avukatı arasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan akdi vekâlet ücretinden tamamen farklı olup, dava sonucunda haklı çıkan tarafın kendisini bir vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle zarara uğradığı düşüncesinden hareketle yargılama giderlerinden biri olarak kabul edilmiştir. HMK’nın 330. maddesinde; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre taktir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği düzenlemesi bulunmakta ise de Avukatlık Kanunu’nun 164/son fıkrasına göre, dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08/11/2018 tarihli ve 2017/2524 E., 2018/1668K. sayılı Kararı)

13. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi başlıklı 330. maddesinin gerekçesine baktığımızda; Taraflardan birinin herhangi bir avukatla vekalet sözleşmesi yaparak, aralarında kararlaştırdıkları ücret karşılığında davada kendisini vekille temsil ettirebileceği, bu sözleşmenin Borçlar Kanununun genel hükümlerine tabi olduğu, karşılığında avukatın aldığı ücretin de, yargılama gideri olan vekalet ücretinden farklı olduğu, vekalet ücretinin, davada haklı çıkan tarafın davasını vekille takip etmesi durumunda, diğer yargılama giderlerinin dışında, lehine hükmedilen bir tutar olduğu, bu ücretin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanacağı ve yargılama giderleri kapsamında olduğu, maddede, davayı kazanan tarafın kendisini vekille temsil ettirmiş ise onun lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan vekalet ücretine karar verilmesi hususunun düzenlendiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun

“Avukatlık ücreti” kenar başlıklı 164 üncü maddesinin son fıkrasında “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir.” hükmünün, kararın tarafları için oluşturulacağı, onların leh ve aleyhlerine sonuç yaratacağı prensibinin uygulanmasına engel olmadığı, Avukatlık Kanunundaki bu hükmün, avukat ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkide geçerlilik göstereceği, bu düzenlemede geçen ücretin ise avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan avukatlık ücreti olmayıp, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen vekalet ücreti olduğu, dolayısıyla bu ücretin, davayı kazanan taraf lehine yargılama gideri kapsamında hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

14. Başvuranın; “avukatın bir davayı yürüttükten ve mahkemece karar verildikten sonra vekillikten istifa etmiş veya azledilmiş olabileceğini, bu durumda dahi (avukat ile müvekkil arasında vekalet ücretine ilişkin ayrıca bir anlaşmaya varılmamış olması halinde) kararda adı geçen avukatın vekalet ücretini almaya hak kazanacağını, öte yandan bu durumdaki avukatın vekaletname sunma olanağının olmadığını; ancak buna karşın avukatın vekalet ücretini almaya hak kazandığını, sonuç olarak, hukuk tekniği bakımından da davacı Sağlık Bakanlığının onaylı vekaletname örneğini talep etmesinin hatalı olduğu” iddiasına ilişkin olarak;

14.1 Somut olayda uyuşmazlığın çözümünde “karşı vekalet ücretinin” hukuki niteliğinin

tespiti oldukça önem arz etmektedir. Karşı vekalet ücretinin hukuki niteliğine baktığımızda; Karşı vekâlet ücretinin borçlusunun dava aleyhine sonuçlanan taraf iken alacaklısının ise avukat olduğunu, Avukatlık Kanununun 164. maddesinin son fıkrasındaki “aittir” kavramının anılan ücretin, avukat üzerine doğduğunu ortaya koyan bir kesinlik içerdiğini, karşı vekâlet ücretinin avukata ait olacağını hükmüyle iki noktaya açıklık getirilmesinin amaçlandığını, bunlardan ilkinin borcun kaynağının yargılama gideri sayılan vekâlet ücreti olduğu, ikincisinin borcun alacaklısı olarak avukatın gösterilmesi olduğunu, Kanun koyucunun bu değişiklikle aslında borcun kaynağını değiştirmediğini, sadece davada haklı çıkan tarafa ait olması gereken bir yargılama gideri kaleminin avukata ait olacağını belirttiğini, Zira müvekkilin, mahkemeyle karar altına alınan karşı vekâlet ücreti dışındaki hakları elde edip etmemekte serbest olmakla beraber karşı vekâlet ücreti bakımından kendisine aynı imkân sağlanmadığını, davada haklı çıkan tarafın alacak hakkının yasama siyaseti ile alacağın kanundan doğan temliki ile avukata intikal etmesinin sonucu olduğunu, temlik gerçekleştiği andan itibaren alacaklının, alacak üzerindeki hakkının temlik alana geçtiğini, gerçekleşen temlikle müvekkilin, bir bakıma karşı vekâlet ücretinin tahsili bakımından avukatın aracısı konumuna geldiğini, adeta avukata ait olan yargılama gideri olarak kararlaştırılan ücretin, müvekkil tarafından tahsil edilerek sonra avukata aktarıldığını, dolayısıyla karşı vekâlet ücretine ulaşırken avukatın müvekkiliyle kurduğu ilişkinin ara işlem olduğunu, Avukat tarafından müvekkile düzenlenen belgenin de ara işlemi gösteren belge olduğunu, ekonomik sonuç olarak; karşı vekâlet ücretinin, sözleşmeyle kararlaştırılan avukatlık ücretine ek olarak müvekkilce tahsil olunup avukata verilmesi ya da avukatça vekâleten tahsil olunmak durumunda olduğunu, karşı vekâlet ücretinin avukatla arasında ilişkisinin fer’i derecede olduğunu, karşı vekâlet ücretinin kaynağının, avukatın müvekkiline hizmet ifasından doğmuş olsa idi, davada haksız çıkan tarafın ödemekten imtina ettiğinde, avukatın müvekkilinden bu ücretin kendisine ödenmesini talep etme hakkı olacağını, bunun mümkün olmamasının sebebinin, alacağın hizmet ifasından kaynaklanmasının değil, kanuni temlik ile olduğunu, TBK’nın 191/2 maddesi uyarınca kanuni temlikte önceki alacaklının garanti yükümlülüğünün bulunmadığını, bu nedenle de avukatın temlik eden müvekkilden talep hakkı doğmadığını, her iki düzenleme birlikte dikkate alındığında karşı vekâlet ücretinin önce müvekkile, sonra müvekkilden avukata geçişinin düzenlendiği bu nedenle mahkeme kararında kararlaştırılan ücretinin ara işlemle avukata aktarılması gerektiğini anlıyoruz. ( Edanur ŞENYÜZ, Karşı Vekâlet Ücretinin Hukuki Niteliği Ve Katma

Değer Vergisi Karşısında Durumu, TBB Dergisi 2019 (142))

14.2 Diğer bir ifadeyle; karşı vekalet ücretinin, tarafların iradesine bağlı olmadığını, kanundan

doğduğunu, avukatın, müvekkilinden talepte bulunamayacağı gibi, davanın haksız çıkan tarafını da kendi nam ve hesabına değil, ancak müvekkili nam ve hesabına takip edebileceğini, bu çerçevede, Avukatın Avukatlık Kanununun 164/son fıkrası uyarınca elde ettiği gelirin; bir hizmetin karşılığı olmayıp; kaynağını, HUMK m. 413 ve devamındaki, yargılama giderlerine ilişkin hükümlerin oluşturduğunu ve bir yargılama yapılması neticesinde haksız çıkan taraf aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi ile doğan borcun alacaklısı, davada haklı çıkan taraf iken, davada haklı çıkan tarafın alacak hakkının, yasama siyaseti ile, kanundan doğan alacağın temliki ile avukata intikal etmesinin sonucu olduğunu anlıyoruz.(Serkan AĞAR, M. Kağan ELLER, YASAL VEKALET ÜCRETİNİN HUKUKİ

NİTELİĞİ VE KDV KARŞISINDAKİ DURUMU, TBB Dergisi, Sayı 88, 2010)

14.3 Kurumumuzun 21/02/2020 tarihli ve 4434 sayılı yazısı ile Türkiye Barolar Birliğinden

şikayete konu husus hakkında görüş talep edilmiş olup; Türkiye Barolar Birliği Hukuk

Müşavirliği tarafından gönderilen 25/03/2020 tarihli ve E.7345 sayılı görüş yazısında; “…6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 330.maddesi gereğince karşı taraf vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi karşısında, her ne kadar Avukatlık Kanununun 164.maddesinde karşı taraf vekalet ücretinin avukata ait olduğu düzenlenmiş ise de, 2577 sayılı İdari

Yargılama Usul Kanununun 28.maddesinin 2.fıkrası gereğince idareler nezdinde sunulan ödeme taleplerinin vekil aracılığıyla yapılması halinde, talebe onanmış vekaletname örneğinin de eklenmesi gerektiği düşünülmektedir.” hususları belirtilmiştir.

15. Başvuranın; “Erzurum 2. İdare Mahkemesi’nin 13/02/2018 tarihli ve E: /

K: / sayılı kararı. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 07/02/2019 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararı ile onanarak kesinleşen vekalet ücretinin ödenerek mahkeme kararının yerine getirilmesi” talebine ilişkin olarak;

15.1 Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

13/03/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde davacı vekili tarafından vekalet ücreti alacağı ile ilgili olarak icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine ilişkin olarak şikayet yoluna gidildiği ve davanın derdest olduğu,

15.2 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

görevi” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu düzenlenmiş olup, anılan Kanunun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b)

bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.

15.3 Benzer bir düzenlemeye 28/3/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede

yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında da ayrıca yer verilmiş olup, anılan

Yönetmeliğin “Ön incelemenin yapılması” başlıklı 19 uncu maddesinde, şikâyet başvurusunun, inceleme ve araştırmaya geçilmeden önce ön incelemeye tabi tutulacağı ve ön incelemede şikâyet başvurusunun yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olup olmadığının inceleneceği; “Ön inceleme üzerine yapılacak işlemler ve verilecek kararlar” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında ise, şikâyet başvurusunun ‘idari başvuru yollarının tüketilmesi’ koşulu hariç 19 uncu maddede yer alan şartlardan herhangi birini taşımaması hâlinde incelenemezlik kararı verileceği, hüküm altına alınmıştır.

15.4 Yukarıda açıklanan gerekçe kapsamına göre, “yargı organlarında görülmekte olan

uyuşmazlığa ilişkin” başvurunun 6328 sayılı Kanunun 17. maddesi ve anılan Yönetmeliğin 20. maddesinin birinci fıkrası gereğince İNCELENMEMESİ gerektiği değerlendirilmiştir.

16. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yasal vekalet ücretinin; tarafların iradesine bağlı olmadığını, yargılama gideri olduğunu, borcu doğuran olayın yargılama faaliyeti neticesinde yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yüklenmesine karar verilmesi olduğunu, avukatın söz konusu ücreti, müvekkilinden talepte bulunamayacağı gibi, davanın haksız çıkan tarafını da kendi nam ve hesabına değil, ancak müvekkilin nam ve hesabına takip edebileceği dikkate alındığında; idarenin, mahkeme kararı doğrultusunda ödenen vekalet ücretleri için ayrıca vekaletname ibrazının talep etmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi