|
ÖZET: Başvuru, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’na yönelik olup, başvuran avukatın vekalet ücreti alacaklarının ödenmesi talebini içermektedir. Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesi, 12.06.2024 tarihli kararıyla başvurana 6.800 TL vekalet ücreti ödenmesine hükmetmiştir. Ancak, başvuru tarihi itibarıyla ödenmesi gereken toplam tutar 10.406,40 TL’ye ulaşmış ve idare tarafından herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Başvuran, mahkeme kararının uygulanmasını ve vekalet ücretinin ödenmesini talep etmektedir.
İdare, başvuruya ilişkin açıklamalarında, Gaziosmanpaşa İcra Dairesi’nde başlatılan icra takibinin sürecini ve mahkeme kararının istinaf aşamasında olduğunu belirtmiştir. İdare, ödemeyi gerçekleştirmek için gerekli belgeleri talep etmiş, ancak mevcut bütçe durumu nedeniyle henüz ödeme yapılmadığını ifade etmiştir. İdarenin, mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğü bulunduğu ve bu yükümlülüğün geciktirilemeyeceği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne ve mahkeme kararının yerine getirilmesi için İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’na tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve 30 gün içinde gerekli işlemleri bildirmesi gerekmektedir. Bu süreç, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkının korunması açısından önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/9809-S.24.15136
BAŞVURU NO : 2024/8852
KARAR TARİHİ : 17.09.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres
BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, vekalet ücreti alacağının ödenmesi talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 19.07.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza Av. tarafından yapılan başvuruda özetle; İstanbul Barosu nezdinde sicil numaralı avukat olduğunu, Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 12.06.2024 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı kararla taraflarına 6.800 TL vekalet ücreti ödenmesine karar verildiğini, başvuru tarihi itibariyle icra vekalet ücreti ve icra dosya masrafları ve faiz de dahil olmak üzere ödenmesi gereken tutarın şimdilik 10.406,40 TL’yi bulduğunu, tutarın tahsili için
Gaziosmanpaşa İcra Dairesi’nde / Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, mahkeme kararına rağmen idare tarafından ödeme yapılmadığını, mevzuat gereği idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu ve idarenin mahkeme kararlarını değiştiremeyeceği gibi bunların yerine getirilmesini de geciktiremeyeceğini belirterek mahkeme kararının uygulanarak vekalet ücretinin ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 07.08.2024 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden
Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Hukuk ve İhtilaflı İşler Grup
Müdürlüğü’nün 16.08.2024 tarihli ve E-6 sayılı cevabi yazısında özetle;
2.1. 11.08.2024 tarihli yazıyla davalı idare olan Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğünden söz konusu hususa ilişkin olarak ayrıntılı bilgi ve belgenin gönderilmesinin talep edildiği,
2.2. Başvuruya konu Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin / Esas / Karar sayılı kararı ile dava konusunun reddine, 6.800 TL vekalet ücretinin davalı vekili Av.
ödenmesine, kararın tebliğ tarihinden iki hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği, söz konusu gerekçeli kararın 23.07.2024 tarihinde Başkanlığa tebliğ edilmiş olduğu ve 30.07.2024 tarihinde süresi içerisinde söz konusu kararın istinaf edildiği, dosyanın hâlâ istinaf aşamasında olup kesinleşmediği,
2.3. Gaziosmanpaşa 2. İcra Dairesi / Esas sayılı icra emrinin 23.07.2024 tarihinde Başkanlığa tebliğ edildiğini, başvuranın Kurumumuza başvurusunun tarihli, Başkanlığa icra emri tebliğinin
23.07.2024 tarihli olduğu, söz konusu icra emrinin başvurudan daha sonra tebliğ edildiği, davacı idare
Beykoz Vergi Dairesi’nin 06.08.2024 tarihli Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü’ne yazdığı yazı ile ödemeyi yapabilmek adına icra kapak hesabı istediği,
2.4. Ekte sunulan Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü 13.08.2024 tarihli yazı cevabı ile bedelin ödenip ödenmediğine ilişkin olarak Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü’ne 06.08.2024 tarih sayılı yazı ile kapak hesabı (kalem bazında ayrıntılı olarak ödeme planı) istendiği ilgili icra dairesince alacak kalem bilgilerinin gönderildiği, ödenek olmadığı gerekçesiyle henüz ödeme yapılmadığı ancak ilgili yazımızın 6.
maddesinde sorulan kısım ile ilgili olarak başvuranın aranarak konu hakkında bilgi verildiği, ödeneğin gelmesi halinde gerekli ödemenin hesabına aktarılacağının bildirildiği,
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”,
3.2. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”,
3.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.6. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı
/
yargı yolu açıktır. …
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
3.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
4. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
5. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.
6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a)
Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı
Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …”,
9. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164 üncü maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. …
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11. Başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin
12.06.2024 tarihli ve / Esas, / Karar sayılı ilamında lehine hükmedilen vekâlet ücretinin
ödenmesi için Gaziosmanpaşa İcra Dairesi’nde / Esas sayılı icra takibi başlattığını, mahkeme kararına rağmen idare tarafından ödeme yapılmadığını iddia ve ifade ederek mahkeme kararı gereği icra dosya borcunun ödenmesi talebiyle kurumumuza başvurmuştur.
12. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E. 2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02.05.2013)
13. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8 inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın
Dağıtım, Ağustos, 2017, s. 28)
14. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
15. Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur. İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir. İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
16. Hukuk sistemimizde avukat aracılığı ile temsil edilme hakkı istisnalar dışında isteğe bağlıdır. İcra takiplerinde de kişi kural olarak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek zorunda değildir. Ancak kendisini bir temsilci ile temsil ettirmek istiyorsa Avukatlık Kanunu’nun 35 inci maddesi hükmü gereğince bu temsilci ancak baroya kayıtlı bir avukat olabilir.
17. Zira avukatlığın amacı; her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.
18. Başvuranların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca
Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (bkz. Anayasa Mahkemesi’nin
03.04.2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
19. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması
/
durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada üç şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail
Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s.
412- 417)
20. Somut olayda; Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 12.06.2024 tarihli ve
/ Esas, / Karar sayılı kararla taraflarına 6.800 TL vekalet ücreti ödenmesine karar verildiği, bunun üzerine Gaziosmanpaşa İcra Dairesi / Esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra neticesinde de herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
21. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8 inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138 inci maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının
“mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125 inci maddesinde belirtilen
“İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun hatırlatılmasına,
Kararın BAŞVURAN ile İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi