|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın 17.11.2022 tarihli Ankara 19. İdare Mahkemesi kararına dayanarak göreve iade talebi ele alınmıştır. Mahkeme, başvuranın açığa alınma ve ihraç işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, ancak idarenin bu karara rağmen başvuranı göreve başlatmaması, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. İdarenin, mahkeme kararını makul sürede uygulama yükümlülüğü bulunduğu, Anayasa’nın 138. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi gereğince yargı kararlarına uyma zorunluluğu olduğu vurgulanmıştır.
Sonuç olarak, başvuranın göreve başlatılması gerektiği belirtilmiş, idarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda adil yargılanma hakkının ihlal edileceği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, başvuranın göreve iade edilmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/7996-S.23.13085
BAŞVURU NO : 2023/765
KARAR TARİHİ : 23/06/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Göreve iade talebi hakkındadır
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 15/01/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran ; Emniyet Genel Müdürlüğü’nde polis memuru olarak görev yapmakta iken 26.04.2017 tarihinde açığa alindığı akabinde 08.07.2018 tarihinde 701 sayili KHK ile ihraç edildiğini, OHAL Komsiyonuna yaptığı başvurunun reddedildiğini, Ohal Komisyon Kararının iptali ve göreve geri dönmesi amacıyla Ankara 19. İdare Mahkemesinde / esas no ile açtığı davanın
17.11.2022 tarih ve E: / K: / nolu kararı ile “Ohal İşlemleri İnceleme Komisyonu
Kararının hukuka aykırı bulunduğundan Ohal Kararı İşlemin İptali”ne hükmedilerek lehine sonuçlandığını, ayrıca, Ankara Cumhuriyet Başsavcığı’nın 11/02/2022 tarihinde hakkında K: / sayısıyla
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verdiğini ifade ederek göreve iade edilmeyi talep etmektedir.
1.1. Başvuru ekinde yer alan:
1.1.1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11/02/2022 tarihli K: / sayılı Kararında “Başvuranın bylock kullanmadığı, hakkında örgütsel beyan – teşhisin olmadığı…. tespit edilemediğinden Fetö-PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna ilişkin hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği” anlaşılmasıyla Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği,
1.1.2. ”Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair 25/02/2020 tarih ve sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi” istemiyle başvuran tarafından Ankara 19. İdare Mahkemesinde / esas no ile açılan davada K: / sayısıyla verilen Kararda: “İlgili işlemin iptaline ve Dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine” hükmedildiği,
Görülmüştür.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 23.05.2023 tarihli yazısında: “Adı geçenin Ankara Emniyet
Müdürlüğü kadrosunda sicil sayılı Polis Memuru olarak görev yapmakta iken Bakanlık Makamının
26.04.2017 tarihli onayı ile görevden uzaklaştırıldığı daha sonra 08.07.2018 tarihinde Resmi Gazete’de
yayınlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılarak 08.07.2018 tarihinde
Teşkilat ile ilişiği kesildiği, kamu görevine iadesine yönelik OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapmış olduğu başvurusuna “RET’’ kararı verildiği, bu işlemin iptali talebiyle idare aleyhine açmış olduğu davada; Ankara 19. İdare Mahkemesince 17.11.2022 tarih ve E: / -K: / sayılı “Dava
Konusu İşlemin İptaline” kararı verildiği, bahse konu kararın uygulanması noktasında işlemler devam etmekte olduğu” ifadelerine yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. “18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. İdari Yargılama Usulü Kanununun “kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.”
Hükümleri mevcuttur.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran; Başvuran, bir numaralı paragrafta belirtildiği üzere Ankara 19. İdare Mahkemesi’nin
17.11.2022 tarihli E: / K: / sayılı “Dava Konusu İşlemin İptali” Kararına göre göreve
başlatılmayı talep etmektedir.
8. İdare Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli ve E: / K: / sayılı kararı ile talebinin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu mahkeme kararına rağmen başvuranın göreve başlatılmaması nedeniyle başvurunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
9. Başvuran hakkında verilen Ankara 19. İdare Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli mezkur kararında; “Dava konusu uyuşmazlıkta, Mahkememizin 06/10/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından gönderilen veri inceleme raporunun güncel lise kısmında, davacının 2015 Mart Alan: SC, 2015 Mart Alan Dışı: SCD
Alan: SC, AD: SCD şeklinde kodlandırıldığı, aynı liste içerisinde bu kodlamanın anlamı incelendiğinde
“SC” kodlamasının 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrar kazanılması ile ilgili bir kodlama olarak değerlendirildiği ifade ettiği, Alan; Örgüt tarafından yapılan fişlemeye karşılık gelen harf kodları ifade ettiği, AD:Örgüt tarafından yapılan fişlemeye karşılık gelen 2. kademe harf kodları ifade ettiği, SCD; 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın, kazanılması zor olan kişileri ifade ettiği, ilgili veri inceleme raporunda davacının örgüt içerisinde örgüt jargonuna göre örgüte himmet adı altında yardımda bulunulması ve örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılması olarak nitelendirilebilecek detay bilgisinde: Kurs Taksidi: ‘boş’ (himmet adı altında örgüte verilen maddi destek), Etüt 2015:1 (örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katılım sayısı), zümre başkanı Ali Bey (bağlı olduğu üst düzey mahrem yapı örgüt üyesi), öğretmeni Ali (bağlı olduğu mahrem yapı üyesi) verilerinin bulunduğu görülmekle, söz konusu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının örgüt tarafından örgütten uzaklaşan ve kazanılması zor olan kişi olarak kodlandırıldığı, 17-25 Aralık (2013) sürecinden etkilenip kazanılması zor olarak kodlanan bir kişinin 2015 yılında 1 grup sohbet faaliyetini tamamladığı yönündeki Etüt 2015:1 şeklindeki kodlamanın çelişki içerdiği, bu haliyle davacı yönünden çelişki içeren veri inceleme raporunun tek başına Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaka delil olamayacağı anlaşılmakla anılan veri inceleme raporunun davacının
FETÖ/PDY’ye iltisak veya irtibatına delil oluşturamacayağı sonucuna ulaşılmıştır…Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, -Dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine (…) 17.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” denilmektedir.
10.Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02.05.2013).
11. Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E.2009/27, K.2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36.
maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır
12. Anayasa’nın 138. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idarenin sorumlu tutulduğu görülmektedir. Öte yandan İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının
uygulanmamasından doğan sorumluluğunun da devam edeceği bir gerçektir. Yukarıda anılan Anayasa
Mahkemesi kararından; Anayasanın 36. maddesinde yer alan ‘hak arama hürriyeti’nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı anlaşılmakta olup, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanması yargılama sürecinin devamı niteliğinde görülerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirildiği görülmektedir.
13. Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde, söz konusu Mahkemenin iptal kararı neticesinde, İdarenin başvuranı göreve başlatması gerekirken göreve başlatmadığı, İdarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirilmiştir.
14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Ankara 19. İdare Mahkemesinin mezkur kararı neticesinde başvuranın göreve başlatılması gerektiği, zira Anayasa’nın 138. maddesi ile 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddelerinde yargı kararlarına uyma zorunluluğunun açıkça belirtildiği, söz konusu düzenlemeler gereğince İdarenin idari yargı organlarınca verilen kararların icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu dikkate alındığında mahkeme kararının verildiği tarihten bu zamana kadar mahkeme kararı gereğince göreve başlatılması gerekirken başlatılmamasının makul olmadığı, İdarenin söz konusu mahkeme kararını makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı değerlendirildiğinden söz konusu mahkeme kararı gereğince başvuranın göreve başlatılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde, tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ancak idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse, (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare
Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Ankara 19. İdare Mahkemesinin mezkur kararı gereğince başvuranın göreve başlatılması yönünde
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA
Bu kararın, BAŞVURANA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi