|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın Van 1. İdare Mahkemesi tarafından verilen tazminat kararının uygulanmaması nedeniyle yaptığı başvuru incelenmiştir. İdarenin, mahkeme kararlarını geciktirmeden yerine getirme yükümlülüğü olduğu vurgulanmış, Anayasa’nın 138. maddesi gereği idarelerin yargı kararlarını uygulamaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. İdare, mahkeme kararlarının uygulanmaması durumunda sorumlu tutulmakta ve bu durumun “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirileceği ifade edilmiştir.
Somut olayda, mahkeme kararının icra takibine rağmen ödenmemesi, kamu mallarının haciz edilemezliği gibi gerekçelerle savunulmuş, ancak bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal edeceği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, idarenin mahkeme kararını yerine getirmemesi hukuka ve hakkaniyete uygun bulunmamış, İçişleri Bakanlığı’na mahkeme kararının yerine getirilmesi için makul sürede işlem tesis etmesi tavsiye edilmiştir. Bu karar, idarenin yargı kararlarına uyması gerektiğini ve hukukun üstünlüğünü koruma yükümlülüğünü pekiştirmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/9477-S.21.15297
BAŞVURU NO : 2021/2549
KARAR TARİHİ : 25/06/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme tarafından hükmedilen bedelin ödenmesi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 03/02/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan Av. Van 1. İdare Mahkemesinin 20/03/2020 tarihli ve sayılı kararına ilişkin igili İdareye başvuru yapıldığını, dava konusu tutarın Hakkari İcra Dairesi E. / no.lu dosyası kapsamında icra takibine konu edildiğini, ancak kanuni sürelerin üzerinden geçmesine rağmen mahkeme kararına ilişkin ödeme yapılmadığını belirterek gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 16/02/2021 tarihli ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden İçişleri
Bakanlığının 09/03/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. ve yakınlarının vekili Av. tarafından Bakanlık aleyhine açılan
Van 1. İdare Mahkemesinin sayılı davası sonucunda hükmedilen manevi tazminat ve vekalet ücretinin ödenmesi konulu tarihsiz dilekçe ve eklerinin Hakkari Valiliğinin 03/12/2020 tarihli ve sayılı yazısı ekinde Bakanlığa aynı tarihte ulaştığı ve kayıt altına alındığı, 2.2. Bakanlık Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne gönderilen ödeme talepli tüm dilekçelerin hakkaniyet ilkesi gereği geliş sırasına göre kayıt altına alındığı ve ödenek durumuna göre taraflara sırasıyla ödeme yapıldığı, davacı vekili tarafından yapılan başvuruya ilişkin ilgili tarihte kendilerinden önce yapılan başvurulara ödemenin yapılamamış olması nedeniyle yasal süresi içerisinde ödeme yapılamadığı, bu nedenle davacılar vekilince icra yoluna başvurulduğu, /
2.3. Hakkari İcra Dairesinin E. / sayılı icra emrinin Bakanlığa 19/01/2021 tarihinde ulaştığı, ilgili tarihte başlangıç ödeneği de yeterli olmadığından icra emrine karşı herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, 2.4. Van 1. İdare Mahkemesinin 20/03/2020 tarihli ve sayılı kararı halen istinaf aşamasında olduğundan kesinleşmediği, 2.5. 23/02/2021 tarihli ve sayılı yazı ile Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığından ödenek talebinde bulunulduğu, söz konusu ödeneğin Bakanlık Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ilgili tertibine aktarılmasını müteakip; Bakanlık ve taşra teşkilatına karşı açılan tam yargı davaları sonucunda muaccel hale gelmiş dosyalara başvuru tarihi esas alınarak ivedilikle ve sırasıyla ödeme yapılacağı, ödeme yapıldığı takdirde ödemeye ilişkin evrakların onaylı birer örneğinin ayrıca iletileceği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
6. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 6.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 6.2. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 6.3. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 6.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 6.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6.6. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. …
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 6.7. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem veişlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a)
Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk
Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 1 inci fıkrasında;“Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …”,
9. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164 üncü maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. …
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
/
11. Başvuran, 1 no.lu paragrafta açıklandığı üzere, Van 1. İdare Mahkemesinin 20/03/2020 tarihli ve E.
sayılı kararına ilişkin igili İdareye başvuru yapıldığını, dava konusu tutarın
Hakkari İcra Dairesi no.lu dosyası kapsamında icra takibine konu edildiğini, ancak kanuni sürelerin üzerinden geçmesine rağmen mahkeme kararına ilişkin ödeme yapılmadığını belirterek gereğinin yapılmasını talep etmektedir.
12. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi E. 2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
13. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8 inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın
Yayın Dağıtım, Ağustos, 2017, s. 28)
14. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
15. Diğer yandan, Anayasa’nın 138 inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur. İdarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda bağlı yetki söz konusudur ve idareye bu konuda hiçbir takdir hakkı verilmemiştir. İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
16. Başvurucuların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa
Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (bkz.
Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
17. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur.
Hizmet kusuru uygulamada üç şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir.
Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu
olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare
Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s. 412- 417)
18. Somut olayda; Van 1. İdare Mahkemesinin 20/03/2020 tarihli ve sayılı kararı neticesinde tazminat ödenmesine karar verildiği, Hakkari İcra Dairesi no.lu dosyası ile söz konusu kararın takibe konulduğu, İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığından ödenek talebinde bulunulduğu, söz konusu ödeneğin Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ilgili tertibine aktarılmasını müteakip Bakanlık ve taşra teşkilatına karşı açılan tam yargı davaları sonucunda muaccel hale gelmiş dosyalara başvuru tarihi esas alınarak ivedilikle ve sırasıyla ödeme yapılacağı anlaşılmıştır.
19. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8 inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138 inci maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125 inci maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, /
Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için İçişleri
Bakanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İçişleri Bakanlığı tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/