|
ÖZET: Başvuran, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’nde polis memuru olarak görev yaparken, 27.05.2022 tarihinde Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü’ne tayin edilmiştir. Ancak, Mersin 2. İdare Mahkemesi, 12.10.2022 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen, idare bu kararı uygulamamıştır. İdare, başvuranın tayinine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu ve geçerli bir mazeret sunamadığını savunmuştur. Ancak, Anayasa’nın 138. maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi gereğince, idarelerin mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğü bulunmaktadır.
Mahkeme kararının uygulanmaması, başvuranın adil yargılanma hakkını ve mahkemeye erişim hakkını ihlal etmektedir. İlgili idarenin, mahkeme kararını süresinde yerine getirmemesi hukuka ve hakkaniyete aykırı bulunmuştur. Bu nedenle, Mersin 2. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının ivedilikle uygulanması ve başvuranın atama işleminin iptali hususunda Emniyet Genel Müdürlüğü’ne tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/4170-S.23.6823
BAŞVURU NO : 2022/16570
KARAR TARİHİ : 31/03/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Atama Onayının iptal edilmesi talebi hakkındadır
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 10/11/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran 27.05.2022 tarih ve atama onay yazısı ile Hakkari İl
Emniyet Müdürlüğüne 2. Şark hizmeti olarak tayini çıkarıldığı, akabinde gıyabında 01.09.2022 tarihinde ilişiğinin kesilerek yeni görev yerine gitmesi istendiği, mezkur işleme istinaden Mersin 2. İdare
Mahkemesi / E. sayılı dosyası numarası ile açılan davada “başvuranın Mersin İl Emniyet
Müdürlüğünden Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü’ne tayin edilmesine dair işlemin iptali ve öncelikle mağduriyetin önlenmesi için” YÜRÜTMENİN DURDURULMASI” kararı verilmesi talep edildiği, İdare mahkemesince yapılan yargılamada 12.10.2022 tarihinde YÜRÜTMENİN DURDURULMASINA dair karar verildiği ancak İdare’nin bu Kararı uygulamadığını ifade ederek Mersin 2. İdare Mahkemesi
/ E. Sayılı Dosyası Kapsamında ilgili tayin işleminin durdurulması ve eski görev yeri olan
Mersine atanmayı talep etmektedir.
1.1. Başvuru ekinde yer alan Mersin 2. İdare Mahkemesi E: / sayılı davada: Başvuran Mersin İl
Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken “2. Bölge 2. Görev Sırası
Geldiği”nden bahisle Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü emrine atanmasına ilişkin 27/05/2022 tarih ve onay sayılı atama kararının, hukuka aykırı olduğu, ilk şark görevini 4 yıl olmasına rağmen 5 yıl yaptığı, kendisinden önce 2. bölge şark görevini yerine getirmesi gereken bir çok personel olmasına rağmen onlar yerine kendisinin 2.bölge hizmetine atandığı, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu…
ileri sürülerek yürütmesinin durdurulması ve iptali istenilmekte olup, 12.10.2022 tarihinde ilgili işlemin yürütmesinin durdurulmasına hükmedilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına istinaden Emniyet Genel Müdürlüğü’nün cevabi yazısında: “ Başvuranın; 2. Bölge 1. Görev hizmetini 2004-2009 yılları arasında Tokat Emniyet Müdürlüğü kadrosunda yapmış olduğu, sonrasında birinci bölge illere dönüş kapsamında 01.06.2009 tarihli onay ile
Mersin İl Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atamasının yapıldığı, bu kadroda (13) yıl görev yaptığı, yine atama sırası gelip de mazeret kapsamında erteleme talep etme hususunun Emniyet Hizmetleri Sınıfı
Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin “Ertelemeler” başlıklı 6 ncı bölümünde ve
04.02.2022 tarih “1. Bölgeden 2. Bölgeye Atamaya Tabi Personelin Atama ve İpka İşlemleri” başlıklı EGM
Genelge No:4 ün “Atamaya Tabi Personelin Mazeretleri ile İlgili Yapılacak İşlemler” başlıklı (D)
bölümünde belirtildiği, davacının gerek Yönetmelik gerekse de Genelgede belirtilen mazeretlerden herhangi birine sahip olduğuna dair idareye herhangi bir belge sunmamış olduğu, bu minvalde idarece yapılan değerlendirme neticesinde davacının 27.05.2022 tarihli onay ile tercihleri arasında ikinci sırada bulanan Hakkari Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atandığı, sonrasında başvuranın atamasının iptali için yargı yoluna başvuruda bulunduğu, başvuran hakkında verilen Mersin İdare Mahkemesinin mezkur kararı hakkında işlemlerin devam ettiği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. “18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.4. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde: “(1)Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz (30) günü geçemez.
… .”, Hükümleri düzenlenmektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran; Polis memuru olduğunu, Mersin İlinde görev yapmakta iken 27.05.2022 tarihinde Hakkari İl
Emniyet Müdürlüğüne Şark hizmeti olarak tayini çıkarıldığı, mezkur işleme istinaden Mersin 2. İdare
Mahkemesi / E. sayılı dosyası numarası ile açtığı davada 12.10.2022 tarihinde YÜRÜTMENİN
DURDURULMASINA dair karar verildiği ancak İdare’nin bu Kararı uygulamadığını ifade ederek eski görev yeri olan Mersine atanmayı talep etmektedir.
8. lgili idare tarafından temin edilen bilgi ve belgelerin tetkiki neticesinde, başvuranın 2004-2009 yılları arasında ikinci bölgede akabinde 13 yıl 1. bölgede görev yaptığı ancak 1. bölgede görev süresinin dolması ve ilgili mevzuat kapsamında geçerli bir mazeret sunamaması neticesinde Hakkari Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atandığı, diğer taraftan, mezkur mahkeme kararına istinaden ilgili işlemlerin devam ettiğinin
İdare tarafından ifade edildiği anlaşılmıştır.
9. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013). Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari
Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının her ne gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiş olup, idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe,
yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğun da devam edeceği vurgulanmıştır (Bkz:
2017/5018 başvuru numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı). Dolayısıyla idareler, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları gibi bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini de geciktiremeyeceklerdir.
10. Anayasa Mahkemesinin 14/01/2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı kararında; “Anayasa’nın 36.
maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır.” ifadeleri kullanılmıştır.
11. Başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade
ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiştir. (Bkz:
Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı).
/
12. Nitekim, yargılama sonunda verilen kesin hükmün, hüküm tarihinin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen yetkili makamlarca yerine getirilmemesini konu alan Hornsby/Yunanistan kararında, Yunanistan’da yabancı dil okulu açmak isteyen, ancak talepleri okul açmanın sadece Yunan vatandaşlarına münhasır bir yetki olduğu gerekçesiyle reddedilen başvurucular, taleplerinin reddine ilişkin kararın iptali istemiyle Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmışlar ve söz konusu karar iptal edilmiştir. 6. maddenin 1.
fıkrasının uygulama alanı bulup bulamayacağının irdelendiği mevcut olayda, AİHM, ulusal hukuk sistemince nihai ve bağlayıcı bir yargı kararın davanın zarar gören tarafı açısından işlevsiz hale getirilmesi halinde mahkemeye başvurma hakkının hayali bir haktan öteye geçemeyeceğini ifade ederek mahkemeye başvurma hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. (Hornsby/Yunanistan, 19/03/1997, No: 18357/91, p. 40, http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-58020, Erişim Tarihi, 17.03.2017.)
13. Somut olayda, İdare tarafından “başvuranın atamasının durdurulmasına yönelik geçerli bir mazeret sunamadığı” ifade edilmiş olsa da, Anayasa’nın 138 inci maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının hangi gerekçe ile olursa olsun uygulanmamasından idare sorumlu tutulmuştur. Dolayısıyla, İdarenin mahkeme kararlarını uygulaması Anayasal ve kanuni bir zorunluluktur.
İdarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. Yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında
Anayasamızın 36 ncı maddesinde yer alan “hak arama hürriyeti”nin yalnızca yargı mercileri karşısında davalı veya davacı olma sıfatını değil aynı zamanda mahkeme nezdinde verilmiş olan kararın idari mercilerce gereğinin yerine getirilmesini de kapsadığı belirtilmekte, ayrıca mahkeme kararlarının uygulanmasını yargılama sürecinin devamı niteliğinde görerek yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın bir anlam ve sonuç doğurmasını saylayan unsur olarak nitelendirmektedir.
14. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak; Mersin 2. İdare Mahkemesi 12.10.2022 tarih ve / E. Sayılı Yürütmeyi Durdurulması Kararının gereğinin, 2577 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde öngörülen sürede yerine getirilmediği, bir başka deyişle başvuranın anılan Kanunda emredilen süre içerisinde ,atamasının iptal edilmediği, bu itibarla başvuranın adil yargılanma hakkının ve dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği değerlendirildiğinden, ilgili idarenin Kanun tarafından öngörülen sürede mahkeme kararını yerine getirmemesi yönünde tezahür eden işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde, tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ancak idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse, (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Mersin İdare
Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Mersin 2. İdare Mahkemesi 12.10.2022 tarih ve / E. Sayılı Yürütmeyi Durdurulması Kararının ivedilikle uygulanması suretiyle mezkur atama işleminin iptali hususunda EMNİYET GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Bu kararın, BAŞVURANA ve EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi