|
ÖZET: Başvuran, 2009 yılında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu çerçevesinde emekli aylığı almış, ancak bu işlemin iptali ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında aylık bağlanması talebiyle dava açmıştır. Ankara 1. İdare Mahkemesi, 3 Mart 2021 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir. Başvuran, mahkeme kararının uygulanmasını talep etmiş, ancak idare bu talebe yanıt vermemiştir. Başvuran, emeklilik talebinin reddi işleminin iptal edilmesini, aylığının SSK aylığı olarak düzeltilmesini ve mahrum kalınan fark aylıklarının yasal faiziyle ödenmesini istemektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, mahkeme kararında hangi mevzuata göre aylık bağlanması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Kurum, başvuranın son yedi yıllık fiili hizmet süresine göre işlem tesis edilmesi gerektiğini ifade ederek, başvuranın 4/1-(c) kapsamında emekli aylığına hak kazandığını ve 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanamayacağını açıklamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda başvuranın talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu durumun hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Başvuran, bu karara karşı Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açma hakkına sahiptir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/3934-S.22.5965
BAŞVURU NO : 2021/16920
KARAR TARİHİ : 22/03/2022
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararının uygulanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 05/10/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili özetle; başvurana 2009 yılında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu uyarınca emekli aylığı bağlandığını, söz konusu işlemin iptali ve aylığının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca bağlanması talebiyle dava açıldığını, Ankara 1. İdare Mahkemesinin 3/3/2021 tarihli ve
E. / , K. / sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiğini, mahkeme kararının uygulanması talebiyle 1/6/2021 ve 3/8/2021 tarihlerinde idareye başvurdukları halde mahkeme kararının yerine getirilmediğini belirterek mahkeme kararı gereğince müvekkilinin emeklilik talebinin reddi işleminin iptalini, emekli aylığının baştan itibaren SSK aylığı olarak düzeltilmesini, mahrum kalınan fark aylıklarının yasal faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 13/12/2021 tarihli ve – – – sayılı yazı ve eklerinde mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 üncü maddesi uyarınca
Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı T.C.
Emekli Sandığı Kanununa tabi çalışması bulunanların kendileri veya ölümleri halinde hak sahipleri hakkında, aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan mülga 2829 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılmaya devam edildiği, 2.2. 2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca sigortalıların farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçmiş hizmet sürelerinin aylık bağlanmaya hak kazanıldığında birleştirildiği, 8 inci maddesi uyarınca da aylık bağlanacak kurum ve mevzuatın tespitinde son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumun, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise bunlardan sonuncusunun ve mevzuatının esas alındığı, 2.3. Başvurana Türk Telekom İstanbul Bölge Müdürlüğünde teknik uzman olarak görev yapmaktayken emeklilik talebinde bulunması üzerine 1/3/1979-5/6/1981 tarihleri arasında 1 yıl 5 ay 15 gün 4/1-(a) (SSK)
hizmeti, 7/7/1981-6/3/1983 tarihleri arasında askerlite geçen 1 yıl 8 ay borçlanması, 1/9/1983-1/11/2009 tarihleri arasında 26 yıl 2 ay 4/1-(c) (Emekli Sandığı) hizmeti olmak üzere toplam 29 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet süresi ve 1. Derece 4. Kademe intibakı +2200 ek gösterge rakamı üzerinden 1/11/2009 tarihinden itibaren 4/1-(c) kapsamında emekli aylığı bağlandığı, 2.4. 6/3/2020 tarihinde kurum kayıtlarına giren dilekçesi ile aylığının baştan itibaren SSK aylığı olarak bağlanmasını talep ettiği, anılan talebin reddi üzerine kurum aleyhine Ankara 1.İdare Mahkemesinde açılan dava neticesinde 3/3/2021 tarihli ve E. / , K / sayılı karar ile dava konusu işlemin iptal edildiği, ancak kararda ilgiliye herhangi bir araştırma yapılmadan 4/1-(a) statüsü esas alınarak aylık bağlanması yönünde bir hüküm kurulmadığı, iptal kararının, aylık bağlanacak statünü belirlenmesi bakımından son yedi yıllık fiili hizmetine bakılarak hangi hizmet süresi fazla ise ona göre işlem tesis edilmesi gerekirken bu araştırma yapılmadan işlem tesis edilmediğinden bahisle verildiği, bu çerçevede
Kurumca yeniden inceleme yapıldığı ve başvuranın toplam hizmetinin ve son yedi yıl dâhil en fazla 4/1(c) kapsamında olması nedeniyle başvurana 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanamadığı, 4/1-(c) kapsamındaki aylıklarında da herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, hususları ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 3.2. “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası; “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.”,
3.3. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin son fıkrası; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunun; 5.1. 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.
Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz”, 5.2. 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”, 6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2 nci maddesinin ikinci fıkrası; “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı-dır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cum-hurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.”, hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran vekili tarafından özetle, başvurana hangi kurum mevzuatına göre yaşlılık aylığı bağlanacağına yönelik idare mahkemesi kararının yerine getirilmediği ifade edilerek mahkeme kararının uygulanması talep edilmektedir.
9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, idare mahkemesince verilen iptal kararında hangi kurum mevzuatına göre aylık bağlanması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığı, anılan iptal kararının, aylık bağlanacak statünü belirlenmesi bakımından son yedi yıllık fiili hizmetine bakılarak hangi hizmet süresi fazla ise ona göre işlem tesis edilmesi gerekirken bu araştırma yapılmadan işlem tesis edilmediğinden bahisle verildiği, bu çerçevede Kurumca mahkeme kararı çerçevesinde yeniden inceleme yapılarak işlem tesis edildiği ifade edilmiştir.
10. Bu durumda uyuşmazlığın, mahkemenin iptal kararının, idarece dayandığı gerekçeye uygun olarak ve gereği şekilde yerine getirilip getirilmediği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
11. Anayasa’nın 138 inci maddesinin son fıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne yer verilmiş olup davaya taraf olan kişinin anayasal güvencelerinin etkin olarak korunması ve hukuka uygunluğun sağlanması için, idarenin kendisi hakkında verilen nihai yargı kararlarına uyması gerekmektedir.
12. Diğer taraftan idari yargının yetkisi, sadece idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır. Hüküm vermek yargının, bu hüküm doğrultusunda işlem tesis etmek idarenin görev ve işlevidir.
Nitekim Anayasa’nın 125 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz.
Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.”, aynı çerçevede 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 2 nci maddesinin 2nci fıkrasında da “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” denilmek suretiyle bu husus ortaya konmuştur. Bununla beraber, mahkemelerin idarenin takdir yetkisini kısıtlayacak biçimde karar verememeleri mahkeme kararlarının uygulanmamasının ya da gereği gibi uygulanmamasının gerekçesi kabul edilemez. İdare, işlemini tamamen yargı kararına uygun tesis etmek zorundadır.
13. Başvuruya konu olaydaki uygulamanın dayanağı olan mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde ise özetle, aylık bağlanacak kurum ve mevzuatın tespitinde son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumun, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise bunlardan sonuncusunun ve mevzuatının esas alınacağı düzenlenmiştir. Ancak, maddede sayılan diğer istisna hallerle birlikte bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi halinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumun mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir.
14. Somut olayda, aylıklarının 4/1-(a) (SSK) kapsamında bağlanması talebiyle idareye yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine başvuran tarafından açılan davada Ankara 1. İdare
Mahkemesince verilen kararda “4046 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca, davacının sosyal güvenlik kuruluşu değişmiş ise de, bu husus 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan “bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi” olarak nitelendirilemeyeceğinden, 2829 sayılı Kanun’un 8.
maddesinde yer alan açık hüküm gereği birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekliye ayrılanlara hangi
Kanun esaslarına göre emekli aylığı bağlanacağının belirlenmesinde son yedi yıllık fiili hizmet süresine bakılıp ve fiili hizmet süresi fazla olan sigortalılık statüsüne göre emekli aylığı bağlanması gerektiği, davalı idare tarafından davacının son yedi yıllık fiili hizmetine bakılarak hangi hizmet süresi fazla ise ona göre işlem tesis edilmesi gerekirken davalı idare tarafından bu usul ve araştırma yapılmadan eksik inceleme yapılmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.” denilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Anılan kararın gerekçesinde 4046 sayılı
Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 inci maddesi uyarınca değişen sosyal güvenlik kuruluşunun davacı yönünden 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesindeki “bağlı olduğu kurumun kanunla değiştirilmesi” niteliği taşımadığı, bu nedenle başvuran hakkında uygulanacak mevzuatın son yedi yıllık hizmet süresine göre bir belirlenmesi gerektiği ifade edilerek iptal hükmünün gerekçesi olarak idarece anılan usul ve araştırma yapılmadan eksik inceleme yapılarak işlem tesis edilmesinin işaret edildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, mahkeme kararında başvuranın emekli aylığı bağlanması yönünden hangi statüye tabi olduğuna ya da hakkında uygulanması gereken kurum mevzuatına yönelik herhangi bir tespite ya da değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir.
15. Nitekim idare tarafından mahkeme kararının uygulanmasına yönelik olarak tesis edilen işlemde de kararın gerekçesinde yer verilen hususlar dikkate alınarak yeniden inceleme yapıldığı ve başvuran hakkında uygulanacak mevzuatın son yedi yıllık fiili hizmet süresi dikkate alınarak belirlendiği görülmektedir.
16. Bu durumda, mahkeme kararı üzerine idarece başvurana 4/1-(a) kapsamında (SSK) aylık bağlanmayıp son yedi yıllık fiili hizmet süresi dikkate alınarak 5434 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlem tesis edilmesinin, mahkeme kararının gerekçesiyle ve mevzuatla uyumlu olduğu, tesis edilen işlemin mahkeme kararının uygulanmaması olarak nitelenemeyeceği anlaşıldığından başvuranın mahkeme kararı gereği tarafına 4/1-(a) kapsamında (SSK) aylık bağlanması talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi