|
ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuran Merve Sizer’in Ankara Üniversitesi’nde kadrosuna atanmaması nedeniyle açtığı davanın sonuçlanması üzerine, yoksun kaldığı parasal hakların ve özlük haklarının iadesini talep etmesi üzerine şekillenmiştir. Başvuran, mahkeme kararının gereği olarak 23.05.2019 tarihinden itibaren yasal faizin ödenmesini istemiştir. İdare, başvuranın dava dilekçesinde faiz talep etmediği gerekçesiyle faizin ödenmeyeceğini savunmuştur.
Danıştay, idarenin mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğünü vurgulayarak, yargı kararlarının gecikmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Anayasa’nın 138. maddesi gereğince, idarelerin bağımsız mahkemeler tarafından verilen kararları geciktiremeyeceği ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal edeceği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın yasal faizi talebinin karşılanması gerektiği yönünde bir tavsiye kararı verilmiştir. Bu karar, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanması açısından önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/11944-S.22.18298
BAŞVURU NO : 2022/5158
KARAR TARİHİ : 19/09/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Mali hak talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 05/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Merve SİZER: Ankara Üniversitesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin idarenin 23.09.20l9 tarih ve sayılı işleminin… iptali ile … yoksun kaldığı parasal hakların tazmini ve özlük haklarının iadesi talebi ile açtığı davanın “Ankara Bölge İdare
Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 24/09/2021 tarih ve sayılı kararı” lehine sonuçlandığı, geriye dönük yoksun kaldığı parasal hakların ve özlük haklarının ödendiği ancak ilgili dönem için yoksun kaldığı mali haklara yönelik, ilgili dava dilekçesinde yasal faiz talep etmediği gerekçesiyle, faiz ödenmediğini ifade ederek “23.05.2019’dan itibaren hesaplanmak üzere fiili ödeme tarihine kadar işleyen yasal faizin tarafına ödenmesi”ni talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’nün 24.03.2022 tarihli cevabi yazısında: “Ankara Bölge İdare
Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 24/09/2021 tarih ve . sayılı kararında başvuranın faiz isteminde bulunmadığı, dava dilekçesinde ve yargılama sürecinde yasal faiz talebi söz konusu olmadığından mahkemenin faize hükmetmesi hukuka aykırılık teşkil edecektir zira gerek İlk Derece
Mahkemesince verilen hükümde gerekse Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 4. İdari Dava Dairesi’ nin 24/09/2021 tarih ve sayılı kararı’ nda görüldüğü üzere “parasal hakların ve özlük hakların davacıya ödenmesi” şeklinde hüküm kurulmuş olup; mahkemece faize hükmedilmediği, Türk Borçlar Kanunu’ na göre faiz her ne kadar asıl alacağın ferisi niteliğindeyse de, dava dilekçesinde ve yargılama sürecinde faiz istenmemiş olup, mahkemece bu yönde hüküm kurulmuş ise, mahkemece faize hükmedilmediğinden ayrı bir alacak davası açılması zorunlu olduğu, asıl alacağa ilişkin tutar 07/03/2022 tarihinde tahsil edilmiş olduğundan; Türk Borçlar Kanunu kapsamında, davacı tarafından ödemenin kabulü ile koşulsuz tahsil gerçekleşmiş olup faiz talep etmesi mümkün olmadığı” ifade edilmiştir.
2.1. “Ankara 12. İdare Mahkemesinde dava konusu işlemin iptali ve davacının parasal haklarının tazmini ve özlük haklarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı yönünde verilen 3l/12/2020 gün ve sayılı kararın; davalı idare vekilince, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun tesis edildiği ileri sürülerek kaldırılması, davacı vekili tarafından ise, Mahkeme kararında yer verilen, “bu iptal kararının davacının doğudan atanması sonucunu doğurmayacağı” şeklindeki gerekçenin çelişkili olduğu, yine bu gerekçe ile tazminat istemi haklında karar verilememesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, söz konusu gerekçenin düzeltilmesi suretiyle iptal kararının onanması, tazminat istemi hakkında kurulan hükmün kaldırılarak isteminin kabulüne karar verilmesi” talebiyle başvuran tarafından açılan davaya istinaden Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ nin 4. İdari Dava Dairesi’ nin 24/09/2021 tarih ve . sayılı kararında: “ Bu durumda, istinaf istemine konu idare Mahkemesi kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idare vekilince, mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının iptale ilişkin kısmında yer verilen “bu iptal kararının davacının doğrudan atanmasına sonucunu doğurmayacağı” şeklindeki gerekçenin Mahkeme gerekçesinden çıkarılmasına, parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kısmının kaldırılmasına ve yoksun kaldığı parasal hakların ve özlük haklarının davacıya ödenmesine” hükmedildiği,
2.2. Başvuran tarafından “mevzuat gereklilikleri kapsamında” Ankara Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim
Dalı kadrosuna atanmamasına ilişkin işleminin: liyakatını ölçen tüm aşamaları başarıyla geçtiği … ileri sürülerek iptali ile kendisi ile aynı tarihte asil olarak ilan edilen diğer iki adayın göreve başladığı tarih dikkate alınmak suretiyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini ve özlük haklarının iadesi istenilmesi” talebi ile açılan davada verilen Ankara 12. İdare Mahkemesi’nin sayılı
Kararında: “…dava konusu işlemin iptali yönündeki bu kararın davacının doğrudan atanması sonucu doğurmaması ve Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmasının öncesinde dava konusu işlemin esas yönüyle hukuka aykırılığını tespit eden ve davacının atanması sonucu doğurabilecek bir yargı kararının da bulunmaması karşısında, dava konusu işlem nedeniyle davacının özlük ve parasal haklarının tazmini istemi hakkında bu aşamada bir karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının parasal haklarının tazmini ve özlük haklarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına…” hükmedildiği,
Bulunduğu anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17’nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
4. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17’nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
/
6. “18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,
6.1. “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35’inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
6.2. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125’inci maddesinde; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. … İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”,
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.
Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. …”
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Başvuran; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin “Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’nün 23.09.2019 tarih ve 72198 sayılı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal hakların tazmini ve özlük haklarının iadesi”ne karar verilmesi istemiyle açmış olduğu davanın “Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 24/09/2021 tarih ve sayılı kararı” ile lehine sonuçlandığını ifade ederek 23.05.2019’dan itibaren hesaplanmak üzere fiili ödeme tarihine kadar işleyen yasal faizin tarafına ödenmesini talep etmektedir.
11. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E. 2013/44, K. 2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
12. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8’inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın
Dağıtım, Ağustos, 2017, s. 28)
13. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
14. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138’inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
15. Başvurucuların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca
Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (bkz. Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
16. Anayasa Mahkemesinin 08/09/2021 tarihli ve 2018/2994 numaralı kararında şikayete konu uyuşmazlığa benzer şekilde ilk derece mahkemesince faize hükmedilmediğinden bahisle parasal haklarının faizsiz şekilde ödenmesinin mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğu, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, bu ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı ve mahkemelerin de bu ihlali gideremediği belirtilmiştir. Bu çerçevede başvuranın faiz talebinin hukuk devleti ilkesi gereğince karşılanması gerektiği değerlendirilmektedir.
17. Somut olayda; Başvuranın Ankara Üniversitesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin idarenin 23.09.20l9 tarih ve sayılı işleminin… iptali ile … yoksun kaldığı parasal hakların tazmini ve özlük haklarının iadesi talebi ile açılan davada Ankara 12. İdare
Mahkemesi’nin sayılı Kararı ile “dava konusu işlemin iptaline, davacının parasal haklarının tazmini ve özlük haklarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına” hükmedildiği, akabinde mezkur davaya istinaden açılan istinaf davasında Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’ nin 24/09/2021 tarih ve . sayılı kararında “…davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının iptale ilişkin kısmında yer verilen “bu iptal kararının davacının doğrudan atanmasına sonucunu doğurmayacağı” şeklindeki gerekçenin Mahkeme gerekçesinden çıkarılmasına, parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kısmının kaldırılmasına ve yoksun kaldığı parasal hakların ve özlük haklarının davacıya ödenmesine” hükmedildiği, mezkur dava konusu alacağın aslının faiz hariç 07.03.2022 tarihinde başvuran tarafından tahsil edildiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, idare tarafından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ nin 4. İdari Dava Dairesi’ nin mezkur kararında
“parasal hakların ve özlük hakların davacıya ödenmesi” şeklinde hüküm kurulduğu ifade edildiği yani faiz
ödenmemesine hükmedildiği iddia edilmiş olmakla beraber mezkur kararın hüküm kısmının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İlgili kararda, “ Bu durumda, istinaf istemine konu idare
Mahkemesi kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır….
parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kısmının kaldırılmasına ve yoksun kaldığı parasal hakların ve özlük haklarının davacıya ödenmesine” hükmedildiği, dolayısıyla, “yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kısmının kaldırılması” hükmü gereğince İdare’nin ,mezkur kararda, faiz ödenmesi şeklinde bir hüküm kurmadığı iddiasını kabul etmenin imkanı bulunmamaktadır.
18. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8’inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138’inci maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendiren ve Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yapılmasının hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125’inci maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; idare tarafından mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği, bu bakımdan kanunlara uygunluk ilkesine uygun davranıldığı anlaşılmıştır
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının İdareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse, (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilerek başvurana asıl borca binaen oluşan faizin ödenmesi hususunda ANKARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
/
Bu kararın, BAŞVURANA ve ANKARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; ANKARA
ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi