ÖZET: Başvuran, Kütahya İli Altınkent Belediyesine 657 Sayılı Yasaya tabi Devlet Memuru olarak atandığını ve bu göreve yargı kararıyla başladığını belirtmiştir. Ancak, 18.07.2000 ile 15.10.2003 tarihleri arasında Emekli Sandığına bildirilmesi gereken sigorta primlerinin ödenmediğini tespit etmiştir. Kütahya İl Özel İdaresi, bu primlerin ödenmesi talebini, zaman aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvuran, yargı kararlarının geçerliliği ve işverenin sorumluluğu çerçevesinde, belirtilen tarihler arasındaki hizmet günlerinin sosyal güvenlik kaydına eklenmesini talep etmektedir.

Kütahya İl Özel İdaresi, başvuranın talebinin üzerinden 20 yıl geçtiği için zamanaşımına uğradığını ve bu nedenle işlem yapamayacaklarını ifade etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu ise, emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarının ödenmesinin aylık ödeme şartına bağlı olduğunu belirtmiştir. Başvuranın, 18.07.2000-15.10.2003 tarihleri arasındaki primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığı da vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiği sonucuna varmış ve Kütahya İl Özel İdaresi ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na, belirtilen tarihler arasındaki hizmet kayıtlarının oluşturulması için tavsiyede bulunmuştur. İlgili kurumların, bu tavsiyeye uygun olarak işlem tesis etmesi gerektiği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/7164-S.23.11697

BAŞVURU NO : 2022/18610

KARAR TARİHİ : 09/06/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

KÜTAHYA İL ÖZEL İDARESİ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararı kapsamında tespit edilen sürelerin hizmetine eklenmesi talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 12/12/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Devlet Memurluğuna giriş sınavı ile Kütahya İli

İlçesi Altınkent Belediyesine 657 Sayılı Yasaya tabi Devlet Memuru olarak atandığını ve halen Manisa

Celal Bayar Üniversitesinde çalışma hayatına devam etiğini, görevine hukuki süreç sonucunda yargı kararına dayanarak başladığını, 6360 Sayılı Yasa ile Altınkent Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılmasının ardından tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin tüm iş ve işlemleri yasa gereğince Kütahya İl Özel İdaresince gerçekleştirildiğini, tüm SGK uzun vade hizmet Dökümünde Altınkent Belediyesince Mahkeme

Kararlarına göre 18.07.2000 ve 15.10.2003 tarihleri arasında Emekli Sandığına bildirilmesi gereken sigorta primlerimin bildirilmediğini gördüğünden primlerinin bildirilmesi için durumu Kütahya İl Özel İdaresine iletmesine rağmen Kütahya İl Özel İdaresinin sigorta primlerimin yatırılması hususunda talebi olmadığı ve yaklaşık 20 yıl süre geçtiği gerekçesiyle sigorta primlerinin bildirilemeyeceğini ilettiğini, anılan gerekçenin ilgili mevzuatları ve yargı kararlarını uygulamayarak yasal dayanağı olmayan bir uygulama olduğunu,

18.07.2000 ve 15.10.2003 tarihleri arasındaki Sosyal Güvenlik açısından hizmet günlerinin yargı

kararlarıyla kesinleştiğini, aradan geçen yıllar olsa da hizmet gününe ilişkin bir tereddüt olmayıp bu durumun işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, sigorta priminin yatırılmasının talebe bağlı olmayıp işverenin sorumluluğunda bulunduğunu, bu sorumluluğun işverenin çalışanın sigorta primlerini

bildirmesi ve ödemesi re’sen yapması ve takip etmesi gereken ilgili mevzuatlardan kaynaklandığını belirterek yargı kararlarının Kütahya İl Özel İdaresine intikalinden sonra (Kamu İşverenince) sosyal güvenlik mevzuatı ve yargı kararları doğrultusunda, Kütahya İl Özel İdaresince, bildirilmeyen sigorta primlerime ilişkin re’sen işlem tesis edilerek 18.07.2000 ve 15.10.2003 tarihleri arasındaki Emekli Sandığı primlerimin re’sen tahakkuk ettirilip, Tüm SGK Uzun Vade Hizmet Dökümüne işlenmesi hususunda sigorta primlerimin bildirilmesi ve ödenmesi için gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 07/02/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden

27.02.2023 tarih ve sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınan cevabi yazı ve

eklerinin tetkikinden özetle;

2.1 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş

hükümleri başlıklı geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce

5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının

(c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmünün düzenlendiği,

2.2 Yine geçici 4 üncü maddenin beşinci fıkrası ise, “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının

bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”, hükmünün amir olduğu, 2.3. Bu hüküm uyarınca, Kanunun yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi çalışanlar ile bunların dul ve yetimlerine bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümler de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılmakta olduğu, 5434 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) fıkrasında, iştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay % l6 emeklilik keseneği kesileceği,

15 inci maddesinde, emeklilik keseneğinin, aylık ve ücret tutarları üzerinden alınacağı, 16 ncı maddesinde,

emeklilik keseneklerinin kurumlarca aylık, ücret veya ödeneklerin bordrolarında gösterileceği ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesileceği, 31 inci maddesinde de, ancak yukarıdaki maddelerde belirtildiği gibi kesenek kesilmek suretiyle geçen sürelerin fiili hizmet müddeti sayılacağının hükme bağlandığı, 2.4. Söz konusu hükümler birlikte incelendiğinde görüleceği üzere, aylık veya ücret ödenmeyen sürelerde emekli keseneği kesilmesi, emekli keseneği kesilmeyen sürelerin ise fiili hizmet müddetinden sayılması mümkün olmadığı, 2.5. Başvuranın da, emeklilik sicil dosyasının ve Kurum Hizmet Takip Programına (HİTAP) girilen kayıtların incelenmesinden, ilk kez 15/10/2003 tarihinde Kütahya İli Gediz İlçesi Altınkent Belediye

Başkanlığında muhasebeci olarak 5434 sayılı Kanuna tabi göreve başladığı ve halen 2023 yılı Şubat ayı itibariyle Manisa Celal BAYAR Üniversitesi Personel Daire Başkanlığında olarak görevine devam ettiği,

2.6. Başvuranın CİMER’e yaptığı başvurusu ile Devlet Memurluğu Sınavını kazanarak Kütahya İli

İlçesi Altınkent Belediyesine olarak 18/7/2000 tarihinde atandığını anılan Belediyece atamasının yapılmadığını bu nedenle dava açtığını davanın lehine kesinleştiğini belirterek yargı kararı uyarınca 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarına ait primlerin Altınkent Belediye

Başkanlığınca T.C. Emekli Sandığına gönderilerek bu süresinin hizmetinden sayılmasını istemesi üzerine, bir örneği de tarafına bilgi olarak gönderilen 30/1/2023 tarihli ve sayılı yazımızla, ilgilinin mahkeme kararı uyarınca 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin ne gibi bir işlem yapıldığının, bu sürenin 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu süreye ait primlerinin gönderilip gönderilmediğinin bildirilmesi Kütahya İl Özel İdaresinden istendiği, 2.7. Yukarıda da belirtildiği üzere, emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarının kesilmesi aylık ödeme şartına bağlı olduğundan, ilgiliye de, Kurumunca Danıştay Onikinci Dairesinin 26/5/2003 tarihli kararı ile onanmış olan Eskişehir İdare Mahkemesinin 20/2/2000 tarihli ve sayılı kararı uyarınca maaş ödendiğinin bildirilmesi halinde 18/7/200-15/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin emekli keseneği ve kurum karşılıkları tahsil edilmek suretiyle bu süresi hizmetine eklenecek olup aylıklarının ödenmediğinin bildirilmesi halinde ise söz konusu sürenin hizmetine eklenmesi mümkün olamayacağı 2.8. Nitekim, Kütahya İl Özel İdaresinden 30/1/2023 tarihli ve sayılı yazımızla, ilgili hakkında mahkeme kararları uyarınca ne gibi bir işlem yapıldığı sorulmuş olup cevap alındığında durumu incelenerek ilgiliye ve Kurumunuza bilgi verileceği, 2.9. İlgilinin 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin olarak primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığı, 2.10. Başvuranın Kuruma hitaben yazdığı ve başvurana verilen cevapların ekte iletildiği ve başvuru konusu hakkında Kurum aleyhine açılmış herhangi bir dava bulunmağı, İfadelerine yer verilmiştir.

3. Kurumumuzun 07/02/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden02/03/2023 tarih ve sayılı Kütahya İl Özel İdaresinden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle; 3.1. ‘ ın İdaremize göndermiş olduğu belgelerde, 1999 yılında yapılan Devlet Memurluğu

Sınavıyla, 6360 sayılı Kanun gereği İdaremize devredilen Altınkent Belediye Başkanlığına (mülga)

yerleştirildiğini ancak Belediye Başkanlığınca göreve başlatılmadığını belirterek, Eskişehir İdare

Mahkemesinin ve sayılı Kararı gereği, 15.10.2003 tarihinde göreve başlatıldığını beyan etiği, 3.2. Mahkeme Kararı tarihleri arasında ‘ ın göreve başlatılması ve tüm özlük haklarının ve emekli sandığına tabi primlerinin ödenmesi gerektiği yönünde olmasına rağmen

Altınkent Belediyesince özlük hakları ve SGK primleri ödenmemiş olup, adı geçenin belediyeden böyle bir talebinin de olamadığı, 3.3. 06.12.2012 tarih ve 28489 Sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan 6360 Sayılı kanun ile 31.03.2014 tarihinde Altınkent Belediyesi kapatılarak tüm alacak ve borçları Kütahya İl Özel İdaresine devredilmiş olup, yapılan arşiv araştırmasında, 15.10.2003­30.03.2014 yılları arasında faaliyette olan Altınkent

Belediye Başkanlığına (mülga) mahkeme kararına göre ‘ ın, emekli sandığına tabii

primlerinin yatırılması için başvuru yaptığı veya belediyenin bu döneme ait SGK primlerini ödememe gerekçesi ile ilgili herhangi bir belge bulunamadığı, 3.4. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında : “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için

89 uncu madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı, 88 inci maddede belirtilen

ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır.” hükmünün amir olduğu, 3.5. İdari Yargılama Usul Kanunun 28/3 maddesi ve yerleşik Danıştay içtihatlarına göre; mahkeme kararlarının uygulanmaması üzerine açılabilecek tazminat davaları 10 yıllık genel zaman aşımına tabidir.

Olayın üzerinden yaklaşık 20 yıldan fazla bir zaman geçmesi nedeniyle, ilgilinin talebi eksik borca dönüştüğünden, İdaremizce herhangi bir işlem yapılamadığı, 3.6. Başvuran ile İdareleri arasında şikayet konusu işlem ile ilgili olarak yargı organlarında görülmekte olan ya da yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık olmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde: “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” 5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmünü, 6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmünü, 8. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93 üncü maddesinin ikinci fıkrasında : “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı

başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için

89 uncu madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı, 88 inci maddede belirtilen

ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır.” 9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce

5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının

(c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.” hükmünü,

10. Anılan kanununun geçici 4 üncü maddenin beşinci fıkrası ise, “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”, hükmünü

11. 5434 sayılı Kanunun;

14 üncü maddesinin (a) fıkrasında, “…iştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden

her ay % l6 emeklilik keseneği kesileceği,”

15 inci maddesinde, “…emeklilik keseneğinin, aylık ve ücret tutarları üzerinden alınacağı,”

16 ıncı maddesinde, “…emeklilik keseneklerinin kurumlarca aylık, ücret veya ödeneklerin bordrolarında

gösterileceği ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesileceği,”

31 inci maddesinde de, “…ancak yukarıdaki maddelerde belirtildiği gibi kesenek kesilmek suretiyle geçen

sürelerin fiili hizmet müddeti sayılacağı” hükmüne,

12. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “On yıllık zamanaşımı” başlıklı 146 ncı maddesinde :

“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” 13. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde başlıklı 156. Maddesinde: “Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.”

14. İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinde:

“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

2. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

hükmünü, Yer verildiği görülmektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

15. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvuran özetle; 18.07.2000 ve 15.10.2003 tarihleri arasındaki Sosyal Güvenlik açısından hizmet günlerinin yargı kararlarıyla kesinleştiğini, aradan geçen yıllar olsa da hizmet gününe ilişkin bir tereddüt olmayıp bu durumun işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, sigorta priminin yatırılmasının talebe bağlı olmayıp işverenin sorumluluğunda bulunduğunu, bu sorumluluğun sosyal güvenlik mevzuatı gereğince işveren tarafından re’sen yerine getirilmesi gerektiğini belirterek yargı kararı doğrulusunda

18.07.2000 ve 15.10.2003 tarihleri arasındaki Emekli Sandığı primlerimin re’sen tahakkuk ettirilip,

ödenmesi suretiyle Tüm SGK Uzun Vade Hizmet Dökümüne işlenmesi hususunda gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

17. Kütahya İl Özel İdaresi başvuru kapsamında; başvuruya konu olayın üzerinden yaklaşık 20 yıldan fazla bir zaman geçmesi nedeniyle, borçlar kanununun zamana aşımı başlıklı 146 ncı maddesi kapsamında borcun zaman aşımına uğraması nedeniyle ilgilinin talebinin eksik borca dönüştüğünü, İdarece bu sebeple herhangi bir işlem yapılamadığını, konuya ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu ise emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarının kesilmesinin aylık ödeme şartına bağlı olduğundan, ilgiliye de, Kurumunca

Danıştay Onikinci Dairesinin 26/5/2003 tarihli kararı ile onanmış olan Eskişehir İdare Mahkemesinin 20/2/2000 tarihli ve sayılı kararı uyarınca maaş ödendiğinin bildirilmesi halinde 18/7/200-15/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin emekli keseneği ve kurum karşılıkları tahsil edilmek suretiyle bu süresi hizmetine ekleneceğini, anılan aylıklarının ödenmediğinin bildirilmesi halinde ise söz konusu sürenin hizmetine eklenmesinin mümkün olamayacağını ayrıca ilgilinin 18/7/2000-

15/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin olarak primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığını ifade etmektedir.

18. Somut olaya konu Eskişehir İdare Mahkemesi tarafından sayılı dosya kapsamında görülen davada başvuran hakkında: “… davacının yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının 18/07/2000 tarihinden itibaren ödenmesine…” şeklinde hüküm kurulduğu anılan hükmün Danıştay 12 nci

Dairesinin sayılı karar ile 26/05/2003 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

19. Yargılama süreci neticesinde kesinleşen kararı uygulayacak olan Altınkent Belediye Başkanlığının (Mülga) söz konusu karar gereği başvuranı 18/07/2000 tarihinden itibaren işe başlamış gibi değerlendirip maaş ve özlük haklarını ödemesi gerekirken 15/10/2003 tarihinde işe başlattığı başvurana maaş ve özlük hakkı kapsamında ödeme yaptığına ilişkin hem Kurumumuza hem de Sosyal Güvenlik Kurumuna belge sunamadığından söz konusu ödemeleri yapmadığı değerlendirilerek yargı kararının gereği gibi uygulanmadığı anlaşılmaktadır.

20. Başvuranın Kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme kapsamında durumunu kontrol ederek 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasında hizmetinin olmadığını öğrenmesi üzerine Altınkent Belediye Başkanlığının (Mülga) hak ve borçlarının devrolduğu Kütahya İl Özel

İdaresine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğu, anılan başvuruya yönelik olarak Kütahya İl Özel

İdaresinin ilamların icrası açısından 10 yıllık genel zaman aşımı olduğu ve olayın üzerinden yaklaşık 20 yıldan fazla bir zaman geçmesi nedeniyle, ilgilinin talebinin eksik borca dönüştüğünden, İdarece herhangi bir işlem yapılamayacağının belirtildiği görülmektedir.

21. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Kurumumuza iletilen cevap yazısında: İlgilinin 18/7/200015/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin olarak primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığı ifade edilse de Kütahya İl Özel İdaresinin görüşünde mahkeme ilamlarının on yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtilmiştir.

22. Başvuru konusu uyuşmazlığın mahkeme kararıyla belirlenen maaş ve özlük haklarının zamanaşımı hükümleri iddia edilerek ödenmemesi dolayısıyla kesinleşen yargı kararıyla tespit edilen sürenin hizmet süresi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

23. Mahkeme ilamlarının on yıllık zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Kanun’un 156. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlediği görülmekte olup anılan düzenlemede geçen zamanaşımı kavramının ilgili Kanun’un kapsamına giren özel borç ilişkilerine ilişkin olduğu, özel borç ilişkilerinde zamanaşımı süresinin geçmiş olmasının, borcu sona erdirmeyip eksik borç hâline getirdiği ve zaman aşımı def-i ileri sürerek borçluya ifadan kaçınma hakkı tanıması dolayısıyla, alacak varlığını sürdürse borçlunun cebri icraya zorlanamayacağı anlaşılmaktadır. AYM (E. 2014/85, K. 2014/103, 6/4/2014)

24. Hukuk devletinde, özel borç ilişkisinin tarafları resen icra yetkisi bulunmayan ve cebir kullanarak hakkını elde etmesi yasaklanan eşit düzeydeki kişilerin den oluşmaktadır. Bu açıdan alacaklının alacağını zorla tahsil etmesi yasaklanmış, bunun yerine devletin oluşturduğu cebri icra mekanizmasına başvurarak alacaklının alacağını borçludan tahsil etmesi öngörülmüştür.

25. Bununla birlikte borcun ödenmesi yükümlülüğünün doğmasının üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra artık bunun tahsili için devletin cebri icra mekanizmasının harekete geçirilmesindeki kamu yararı önemini yitireceğinden kanunlarla belirlenen zamanaşımı süresinin dolması halinde borç ortadan kalkmasa bile devletin cebri icra mekanizmasının artık harekete geçirilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. (AYM 2019/2236 başvuru no.lu 21/9/2022 tarihli Kararı.)

26. Bu bağlamda özel kişiler arasındaki borçlar yönünden alacağın belli bir süreden sonra takip edilebilir olmaktan çıkması anayasal yönden haklı temellere dayansa da aynı durumun kamu otoritelerinin anayasal yükümlülüklerinin ihlalinden doğan borçları yönünden kabulünün mümkün olmadığının Anayasa

Mahkemesinin istikrar kazanmış kararlarında da ifade edilmektedir.

27. Daha açık bir ifadeyle, egemenlik yetkisinin kendisine bahşettiği güçle hareket eden devletten alacağı olan kişinin kendi imkânlarıyla bu alacağını tahsil etmesi mümkün olmadığı gibi özel kişiler arasındaki borç ilişkilerinden farklı olarak alacağının tahsili için borçlu (devlet) dışında başvurabileceği bir merci de bulunmamaktadır. Bu noktada hukuk devletinden beklenen iradesinin ürünü olan kanuni düzenlemelere uyması ve borcunu, alacaklıyı herhangi bir merciye başvurmak zorunda bırakmadan ödemesidir. (AYM 2019/2236 başvuru no.lu 21/9/2022 tarihli Kararı.)

28. Devletin anayasal ve kanuni yükümlülüklerine uymamasından lehine haklar çıkarması saygınlığına gölge düşürebileceği gibi kamu otoritelerinin borçlarını ifa etmesi, bu bağlamda yargı kararıyla devlet aleyhine hükmedilen maaş ve özlük haklarını ödemesi devlet olma olgusundan kaynaklanan bir yükümlülüktür. (AYM 2019/2236 başvuru no.lu 21/9/2022 tarihli Kararı.)

29. Bu noktada, 6098 sayılı Kanun’un 156. maddesinin ikinci fıkrasının Danıştay kararının icrası yükümlülüğünü ortadan kaldırdığı kabul edilmez. Mahkeme kararıyla tespit edilen maaş ve özlük haklarının yerine getirilmemesi Anayasa’nın 138. maddesinin yanında hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmayacağından üstün kamu gücü yetkileriyle donatılan kamu otoritelerinin mahkeme ilamına bağlanmış borçlarını zamanaşımı gerekçesiyle ödemeyi reddetmesi kabul edilebilir değildir. (AYM 2019/2236 başvuru no.lu 21/9/2022 tarihli Kararı.)

30. Sosyal güvenlik hakkı, “Çağdaş devlet anlayışının bir sonucu olan sosyal hukuk devletinde geçerli sosyal güvenlik ve sosyal adalet ilkeleri gereğince toplumdaki insanlara, insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlamak ve onları korumakla görevi devletten bu yönde gerekli tedbirleri almasını ve teşkilatları kurmasını talep hakkıdır.” (Mehmet Akad, Teori ve Uygulamada Sosyal Güvenlik Hakkı, Kazancı Hukuk

Yayınları No: 112, İstanbul 1992, s. 10)

31. Sosyal güvenlik hakkı anayasamızda düzenlenen bir hak olup, “Sosyal güvenlik hakkının nitelikleri ise, vazgeçilmez ve devredilmez bir hak olduğu; bu haktan yararlanmanın zorunlu bulunduğu ve devletin sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesinde müdahalesinin gerekliliği olarak belirlenmiştir.” (Ercan Turan, Sosyal Güvenlik Hakkı, Kamu-İş, C.7, S.3, sh.319 vd.);

32. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumunca Kurumumuza iletilen bilgi ve belge yazısında başvuranın 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasında geçen süresine ilişkin olarak primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığı da ifade edilmiştir.

33. İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bu bağlamda sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak olması, vazgeçilemez niteliği itibariyle haktan yararlanmanın zorunlu olması ve sosyal güvenlik primleri açısından zaman aşımı veya hak düşürücü bir süre bulunmadığı hususları birlikte düşünüldüğünde üstün kamu gücü yetkileriyle donatılan kamu otoritelerinin mahkeme ilamına bağlanmış borçlarını zamanaşımı gerekçesiyle ödemeyi reddetmesi sebebiyle mahkeme ilamıyla hizmetten sayılan 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasındaki sürede başvuranın sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakılmasının anılan sürelere ilişkin olarak hakkın kullanımını engellediği değerlendirilerek başvuranın belirtilen sürelere ilişkin mali, özlük ve sosyal haklarının tesisi amacıyla idarece işlem tesis edilmek suretiyle mağduriyetin giderilmesi gerektiği aksi yönde uygulamanın hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 34. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

35. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kütahya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜYLE;

Başvuruya konu mahkeme kararında tespit edilen 18/7/2000-15/10/2003 tarihleri arasındaki hizmet kayıtlarının oluşturulması amacıyla SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA VE

KÜTAHYA İL ÖZEL İDARESİNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, SOSYAL

GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI ve KÜTAHYA İL ÖZEL İDARESİ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA ve KÜTAHYA İL

ÖZEL İDARESİNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi