|
ÖZET: Başvuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na (Ombudsmanlık) 13 Ağustos 2013 tarihinde yapılmış olup, başvuran vekili, çeşitli vakıfların “galleye müstehak vakıf evladı” statüsündeki müvekkillerinin haklarının, yıllardır ödenmediğini iddia etmiştir. Başvuru, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yönlendirilmiş, ancak olumsuz yanıt alınması üzerine tekrar Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurulmuştur. Yapılan incelemelerde, başvuranların mahkeme kararları ile hak kazandıkları gelirlerin ödenmesi gerektiği, ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ödenek ve bütçe yetersizliği gibi gerekçelerle bu ödemeleri gerçekleştirmediği belirtilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruya ilişkin yapılan ön inceleme ve araştırmalar sonucunda, başvurunun incelenmesine engel bir durum olmadığını tespit etmiştir. Ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, ilgili vakıfların gelirlerinin giderlerini karşılamadığı ve borçlu olduğu gerekçeleriyle başvuranlara ödeme yapmadığı anlaşılmıştır. Bu durum, başvuranların intifa hakkı ve galle fazlası taleplerinin hukuken geçerli olup olmadığını sorgulamaktadır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 9972-9972 |sayi|94019529-101.07.05-E.94019529-101.07.05-E.
BAŞVURU NO : 2013/401386 2013/ 401386
KARAR TARİHİ : 23/08/2017 |tarih|
RET KARARI 1. (T .C.
2. (T .C.
3. (T .C.
4. (T .C.
5. (T .C.
6. (T .C.
7. (T .C.
,
Adres :
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : Av.
BAŞVURUYA KONU İDARE : 1. T .C. Başbakanlık Vakıflar Genel
Müdürlüğü (VGM), Milli Müdafaa Cad .
No:20 Kızılay- Ankara 2. İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü, Selami Ali Mah .
Cumhuriyet Cad . No:10 34664
Üsküdar/İstanbul
BAŞVURUNUN KONUSU : İsim ve unvanları belirtilen muhtelif Vakıflar için “galleye müstehak vakıf evladı” statüleri Mahkeme kararı ile kesinleşmiş olan başvuranların intifa haklarının, ödenek ve bütçe yetersizliği gibi gerekçelerle yıllardan beri ödenmediğinden bahisle, gerekli incelemenin yapılması ve haklarının ödenmesi doğrultusunda tavsiye kararı verilmesi istemine ilişkindir .
BAŞVURU TARİHİ : 13/08/2013 13.8.2013
1 / 26I. USUL
A. Başvuru Süreci 1. Başvuru, 13/ 08/ 2013 tarih ve 6301 sayı ile kayıt altına alınan dilekçe vasıtasıyla yapılmıştır .
Başvurunun karara bağlanması için 14/ 06/ 2012 tarihli 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 28/ 3/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve İmza Yetkileri
Yönergesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına geçilmiş olup, / başvuru sayılı “Ret Karar Önerisi”yle Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
B. Ön İnceleme Süreci 2. Yapılan ön inceleme neticesinde, başvuran vekilinin 27/ 06/ 2016 tarihli ilk başvurusunun diğer şartları taşıdığı ancak 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve ilgili Yönetmeliğin 12 nci maddesi uyarınca 06/ 01/ 1982 tarihli ve 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmemiş olduğu görüldüğünden, başvuru ve eklerinin bahsi geçen Yönetmeliğin 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre Vakıflar Genel Müdürlüğüne gönderilmesine 08/ 07/ 2013 tarihinde karar verilmiştir . Gönderme kararına Vakıflar Genel
Müdürlüğünce 24/ 07/ 2013 tarihli ve sayılı yazı ile olumsuz cevap verilmesi üzerine başvuran vekili bu kez 12/ 08/ 2013 tarihli dilekçeyle Kurumumuza yeniden başvurmuştur . Kurumumuza yeniden yapılan başvurunun Kurumumuzun görev alanına girdiği, başvuranların meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin olduğu, gönderme kararı üzerine yapılan başvurunun süresinde olduğu ve diğer ön inceleme konularında da bir eksiklik bulunmadığı, bu nedenle başvurunun incelenmesine ve araştırılmasına engel bir durumun olmadığı tespit edilmiştir .
II. OLAY VE OLGULAR
A. Başvuranın Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları 3. Başvuran vekili tarafından Kurumumuza sunulan dilekçelerin incelenmesi neticesinde;
3.1 Safiye Sultan Kızı Zahide Sultan Vakfına ilişkin olarak ; Beyoğlu 1 inci Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin E : / K: / numaralı ve “ Davacılar , , , , , Safiye Sultan Kızı Zahide
Sultan’ın kurmuş olduğu hicri 1163 ve 1167 tarihli vakıflar ile 1176, 1189, 1196 hicri tarihli Zeyl
Vakfiyelerine ait vakıfların Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı olduklarının tespitine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit davasının ; 3.2. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfına ilişkin olarak, Beyoğlu 3 üncü Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin E : / 147; K: / numaralı ve “ Davacı davasının kabulüne, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfının 1089 miladi 1678 tarihli vakfiyesinde vakfın soyundan gelen erkeklere şart edilen günlük Elli ( 50)akçenin TL değerinin dava tarihinden itibaren
2 / 26davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit ve alacak davasının;
yine İstanbul 8 inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E : / 128; K: / 431 numaralı ve “ Davacılar
, , , , , Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı’nın Galleye Müstehak Vakıf Evladı olduğunun tespitine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit davasının; 3.3. Köprülü Mehmet Paşa Vakfına ilişkin olarak, Beyoğlu 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
E : / K: / numaralı ve “ Köprülü Mehmet Paşa vakfiyesinde kızı Saliha Sultan ve evlatlarına bırakılan görev karşılığı olmayan günlük Yüz Elli ( 150) akçenin TL değerinin dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacı ödenmesi” ilişkin hüküm tesis edilmiş alacak davasının; 3.4. Cağalzade Rüstem Paşa Vakfına ilişkin olarak , Beyoğlu 1 inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
E : ; K numaralı ve “ Davacılar , , Cağalzade Rüstempaşa’nın kurmuş olduğu hicri 952, 953, 956, 967, 968, 970, 971, 976, 1075, 1095 tarihli vakfiyeler ile kurulan vakıfların Galle
Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı olduklarının tespitine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit davasının; yine, Ankara 13 üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E : / K: / numaralı ve “ murisi Cağalzade Rüstem Paşa Bini Abdurrahman Vakıflarına ait 952 Hicri 952, 953, 956, 967, 968, 970, 971, 976, 1075, 1095 tarihli vakıfların gallesine müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit davasının; 3.5. Mihrimah Sultan Vakfına ilişkin olarak, Beyoğlu 1 inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
E : / K: / numaralı ve “ Davacılar , , , , , davacıların Mihrimah Sultan’ın Hicri 965 tarihli vakfı Galle Fazlasına Müstehak Vakıf Evladı olduklarının tespitine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit davasının; yine, Ankara 13 üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E : / K: / numaralı ve “ murisi Mihrimah Sultan’ın 965 hicri ve diğer vakfiyeler sahibi
Mihrimah Sultan vakıflarından kızı Ayşe Sultan’ın evladı, evladı evlatlarına kız olsun erkek olsun bunların her birine nesilden nesile günde Elli ( 50)’şer dirhemin ödenmesi şartı nedeniyle Mihrimah
Sultan Vakıflarının Gallesine Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun tespitine” ilişkin hüküm tesis edilmiş tespit davasının; mevcudiyeti ve kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden, müvekkillerinin mahkeme kararlarında adı geçen vakıflar için GALLEYE/GALLE FAZLASINA MÜSTEHAK VAKIF EVLADI
OLDUKLARI, bu statüleri nedeniyle almaya hak kazandıkları vakıf gelirlerinin ise İdarece “ ödenek ve bütçe yetersizliği” gibi gerekçelerle yıllardan beri ödenmediğinden bahisle gerekli incelemenin yapılarak, müvekkillerinin haklarının ödenmesi doğrultusunda karar oluşturulmasını Kurumumuzdan talep etmiştir .
4. Başvuran vekili dilekçesinde ayrıca aşağıda yer verilen iddia ve taleplere yer vermiştir :
4.1. Başvuran vekili, mülga ve mer’i Türk Medeni Kanunu ve Vakıflar Kanununda ve alt mevzuatında Mahkeme Kararı ile Vakıf Evladı olduklarını ispat edenlerin müracaatları halinde hak ve gelirlerinin ödeneceği düzenlemesinin yer aldığını, ayrıca VGM web sayfasında ve 5737 Sayılı
3 / 26Vakıflar Yönetmeliği Madde 53/ 2b vs. bakıldığında bu bilgilerin açıkça görüleceğini ifade etmiş;
müvekkili kendisi ve temsil ettiği diğer vakıf evlatları adına önceki yıllarda ve tarihlerde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ödemenin yapılması için gerekli müracaatlarını yapmış ise de bugüne kadar bir netice alamadığını belirtmiştir .
4.2. Başvuran vekili, vakıf senetlerindeki şarta ve mahkeme kararlarındaki hüküm fıkralarına uygun olacak şekilde gerekli hesaplamaların yapılarak elde edilecek gelir aslının dava tarihlerinden itibaren yasal faizleri ile birlikte müşteki müvekkillerine ödenmesi gerektiğini iddia etmiş ve müvekkili tarafından yaptırılan örnek hesaplamaya göre Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi /
E . / K. ve Beyoğlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi / E . / K.) sayılı salt iki ilam gereğince müvekkiline ödenmesi gereken tutarın 13.04.2004 dava tarihinden 27.06.2013 tarihine kadar 3364 Gün üzerinden 1 Dirhem = 4,5 akçe Kişi Başı günlük 50 Dirhem = 225 Akçe, 1 Akçe = 4,77 TL / 225 Akçe = 1.073,25 TL günlük kişi başı olmak üzere 3364 Gün x225 akçe = 756900
Akçe/kişi x 4,77 TL = 3.610.413 TL / kişi x 8 kişi = 28.883.304 TL olduğunu örnek hesaplama olarak göstermiş, bu tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirtmiş ve bu örneğe uygun olarak yapılacak hesaplama neticesine göre ekte sunulan veya sunulmayan tüm mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesinin gerektiğini iddia ve talep etmiştir .
4.3. Başvuran vekili, vekâletle temsil olunan müvekkil sayısının 7 ise de 8. kişinin dava açılırken henüz doğmadığını şu anda ( 13.08.2013 tarihli dilekçesine göre) iki yaşında olan olduğunu belirtmiştir . Ayrıca, Esasen Vakıf Yönetmeliğinin 53/ 2 b. gereğince dışındakiler için (evladın evlatları için) ayrıca dava açmaya gerek yok iken dışındakiler için de dava açılarak karar elde edilmiş olduğunu belirtmiştir .
4.4. Başvuran vekili, şikâyet edilen İdarenin haklı hiçbir sebep göstermeksizin (ödenek yokluğu vb.
gerekçeleri ileri sürerek) ödeme yapmaktan imtina etmekte ya da bu tutarın 1/ 4’nü ödemeyi teklif
etmekte olduğunu ve müvekkillerinin bunu kabul etmediğini belirterek, dilekçesinin sonuç kısmında :
ilave haklarını saklı tutarak kesinleşmiş mahkeme kararlarının gereklerini ve bu mahkeme kararlarına dayalı hak ve talepleri yerine getirmekten imtina eden idare hakkında şikâyet konusu ile ilgili olarak gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmasını; müvekkili dinlenmesini; bilgi ve belgeler doğrultusunda adı geçen Vakıfların tüm mal varlıklarının, gelir-giderlerinin ve sarfiyatlarının uzman bilirkişiler marifetiyle incelenmek suretiyle hukuki ve mali kusur ve sorumluluğu olanların tespit edilmesini; hak ve istihkaklarının gecikmeden kaynaklanan zararları ile birlikte ödenmesi için karar ve rapor oluşturulmasını talep etmiştir .
5. Başvuran vekili 30/ 10/ 2013 tarihli ve “Şikâyet konusu ile ilgili kısa bir özet sunum” konulu ek dilekçesinde özetle; şikâyet dilekçesine konu olan vakıfları, Maktülzade Ali Paşa Vakfı ve II .
Mustafa Kızı Safiye Sultan Vakfını da ekleyerek; Safiye Sultan Kızı Zahide Sultan Vakfı; Merzifonlu
Kara Mustafa Paşa Vakfı; Köprülü Mehmet Paşa Vakfı; Cağalzade Rüstempaşa Vakfı ve Mihrimah
Sultan Vakfı olarak saymış ve şikâyet dilekçesine konu olan vakfiyeleri ise, Mihrimah Sultan’ın 965
Hicri tarihli ve diğer tarihli (Rebiulevvel 957 tarihli, Evaili Zilhicce 10 965 tarihli Zeyl Vakfiye, Rebiulevvel 970 tarihli, Evaili Zilhicce 10 975 tarihli Hicri 978 tarihli); Köprülü Mehmet Paşa’nın
1071 tarihli; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın 1089 (Miladi 1678 ) tarihli Vakfiyesi’nin; Cağalzade
4 / 26Rüstem Paşa ‘nın kurmuş olduğu Hicri 952, 953, 956, 967, 968, 970, 971, 976, 1075, 1095 tarihli;
Padişah 2. Mustafa Kızı Safiye Sultan Kızı Zahide Sultan’ın kurmuş olduğu Hicri 1163- 1163- 1167 tarihli Vakıflar ile 1176- 1189,1196 Hicri tarihli (zeyl Vakfiyeleri) Vakfiyeler olarak ayrıntılandırmıştır . Başvuran vekili, Mahkeme kararlarının hüküm özetlerini belirttikten sonra bazı hesaplamalar sunmuş ve sonuç olarak şikâyet dilekçesinin eki ve konusu olan Mahkeme kararları ile başvuranların ilgili vakıfların vakıf evladı oldukları tespit edildikten sonra, bazı Mahkeme kararlarında herhangi bir kayıt ve şarta, özellikle gelir ve gider, kar ve zarar şartına bağlı olmaksızın günlük belirli bir rakamın ödenmesine; bazı kararlarda ise galle fazlasına müstehak olduklarının tespitine karar verildiğini belirtmiş ve aşağıda yer verilen talepleri dile getirmiştir .
5.1. Günlük belirli bir miktar akçe/dirhem ödenmesini öngören mahkeme kararları gereğince, her bir dava tarihinden itibaren dilekçe ekinde sunduğu örnek hesaplama tabloları dikkate alınarak bugüne kadar başvuranlara ödenmesi gereken alacak tutarı ve yasal faizin konunun uzmanı bilirkişilere hesaplattırılması ve müvekkillerine bu yönde ödeme yapılmasını talep etmiştir .
5.2. Galle fazlasına müstehak olduklarının tespitini içeren mahkeme kararları yönünden ise, ilgili vakıfların gelir-giderlerinin ve defterlerinin geçmiş yıl sınırı olmaksızın makul olan ve en eski tarihlere kadar gidilerek uzman bilirkişiler marifetiyle incelenmesini talep etmiştir .
6. Başvuran vekili 31/ 12/ 2013 tarihli ek dilekçesinde özetle, Maktülzade Ali Paşa Vakfına ilişkin bir iddia ileri sürmeksizin, Kurumumuza yapmış oldukları başvurunun asli dayanağını
Mahkeme kararlarının oluşturduğunu; Vakıflar İdaresince Mahkeme kararlarının gereğinin ikmal edilmediğini; dilekçeleri ekinde yer verilen Mahkeme kararlarının iki ayrı olgudan bahsetmekte olduğunu, bunlardan ilkinin galle fazlasına müstehak vakıf evladı olma, ikincisinin galleye müstehak vakıf evladı olma olarak belirlendiğini; bir vakfın gelir-gider, borç alacak durumu gibi mali tablolarının galle fazlasına müstehak olma durumunda önem taşıyacağını öte yandan galleye müstehak olmak veya mahkeme kararları ile net ödeme kararı alınmış olması durumlarında vakfın gelir-gider, kar-zarar olgusunun bir öneminin olmaması gerektiğini ileri sürmüştür .
7. Başvuran vekili 30/ 01/ 2014 tarihli ek dilekçesinde özetle, hem vakfiyelerindeki evlada günlük net ödeme şartı bulunan vakıflar yönünden elde edilen Mahkeme kararları ile hüküm altına alınan tutarlarının ödenmemiş olmasını hem de adı geçen vakıfların mal varlıkları ile mütenasip olmayan mali durum açıklamalarının (mazbut ve mülhak vakıflar konusunda uzman bilirkişilerce incelenip) rapora bağlanmasını talep etmiştir .
B. İdarenin Başvuru Konusuna İlişkin Açıklamaları 8. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Vakıflar Genel
Müdürlüğünün 19/ 12/ 2013 tarihli ve – / sayılı cevabi yazısında, başvuruya konu şikayeti ilgilendiren açıklamalara konu bütünlüğü ve önemi açısından aşağıda ayrıntılı
bir şekilde yer verilmiştir :
8.1. Mazbut vakıflar gerek 2762 gerekse 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu hükümlerine göre Vakıflar
Genel Müdürlüğü tarafından yönetim ve temsil edilirler . Yerleşik yargı kararları ile 5737 Sayılı
5 / 26Vakıflar Kanunun 4. maddesinde belirtildiği üzere mazbut vakıflar özel hukuk tüzel kişiliğine sahip
olup, bunların mal ve hakları üzerinde vakıf evladının mülkiyet hakkından söz etmek mümkün değildir . Vakfın mazbut vakıflar arasına alınmış olması vakfedenin evladının gelirden istifade etmesine engel değildir . Bu tür vakıflarda vakıf evladının vakıftan yararlanma hakkı sadece gelirle ilgili olup, mülkiyet ve miras hakkı ile hiçbir şekilde ilişkilendirilemez . Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunun 23/ 05/ 2001 tarih ve / – sayılı kararında “Mazbut vakıflarda intifa hakkı sahibi vakıf evladının vakıf malı doğrudan kullanma hakkı bulunmayıp sadece gelirinden payı oranında yararlanma hakkı vardır” denilmektedir .
8.2. Bu itibarla gerek vakıf evladının gerekse bu soydan gelenlerin vakıflar kanunu ile saklı tutulan yararlanma haklarını mülkiyet ve miras hakkı olarak nitelendirmek hukuken mümkün olmadığı gibi
Anayasanın 35. Maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının kapsamında değerlendirilerek Anayasaya aykırılıktan da söz etmek mümkün değildir . Mülkiyet ve miras hukuku müesseseleri ile vakıf hukukuna özgü ve özel olarak düzenlenmiş bulunan yararlanma hakkı müessesinin karıştırılması kabul edilemez .
8.3. Gerek mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gerekse 5737 sayılı Vakıflar Kanununda mazbut vakıf malı tanımına yer verilmemiştir . Mazbut vakıf malı kısaca; Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare ve temsil olunan “mazbut vakıflara” ait taşınmaz mallar olarak tanımlanabilir .( 2762 sk .l . md, 5737 sk .3. md) . Vakfedilen maldan kimlerin yararlanacağı, gelirin dağıtım usullerinin vakfedilen malları ve benzeri hususlarda vakfedenin irade beyanını gösteren yazılı belgelere vakfiye denilir .
Vakfiyelerdeki en önemli kısım vakfedenin şartlarıdır . Vakıf muamelesi kesinleşince kural olarak vakfiyedeki şartlarda kesinleşir, artık iptal ve tebdil edilemez hale gelirler . Mülga 2762 Sayılı
Vakıflar Kanunun 39. Maddesi, gerek bu kanunun 1. maddesine göre mazbut olan gerekse 10 seneden beri mütevellilîği kimseye tevcih edilmemesi nedeniyle mazbutaya alınan vakıflarda alakalıların vakfiyeye göre intifa haklarının saklı tutulduğunu hükme bağlamıştır .
8.4. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 09.06.1989 tarih ve 1988/ 50 esas, 1989/ 46 sayılı bir kararında özetle; 2762 sayılı Vakıflar Kanunu hazırlanışı sırasında vakfedenin vakfiyede belirtilen iradesinin gerçekleştirilmesine çalışıldığı, vakfın konusu taşınmazların gelirinden yararlanma hakkının aynı soydan gelenlere bırakılmasının bu gelirin tamamının intifa hakkı sahiplerine ödeneceği anlamına gelmediği, vakfiyelerde öngörülmese de Vakıflar İdaresinin yürürlükteki yasaları uygulamak amacıyla, vakfın gelirinden gerekli kesintileri yapmak yetkisine sahip bulunduğunda kuşkuya yer olmamak gerektiği, 2762 sayılı Vakıflar Kanununun 6 ncı maddesine göre mazbut vakıfların İdare ve temsili Vakıflar Genel Müdürlüğüne bırakıldığından bu idare ve temsilin gerektirdiği giderlerin mazbut vakıfların gelirlerinden düşülmesinin gerekli olduğu gibi ayrıca mazbut vakıfların korunması, varlığını devam ettirmesi ve vakıf malların işletilmesi için yapılan giderleri de vakfın gelirlerinden karşılamak yetkisine sahip olduğunu, 2762 sayılı Vakıflar
Kanunun 39/ 2. maddesiyle ilgililere tanınan intifa hakkının mezkur kanunla Vakıflar Genel
Müdürlüğüne yüklenen görev ve yetkilerle birlikte düşünülmesi gerektiğini, bu itibarla akar ve toprak satış bedeli ile buna yürütülen faizin intifa payı olarak vakıf evlatlarına ödenmeyip, tüzük hükmü gereği yatırıma dönüştürülmek üzere ana paraya eklenmesinde mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını da belirtmektedir .
6 / 268.5. 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 3. ve 7. maddeleri ile Vakıflar Yönetmeliğinin 53. ve 54.
maddelerine atıfla : Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri gereğince vakıftan galle fazlası almaları gerektiğini düşünen ilgililerin öncelikle vakfın vakfiye gereğince galleye müstehak evladı olduklarını
Mahkeme aracılığıyla tespit ettirmeleri zorunludur . Açılan dava bir tespit davası niteliğindedir .
Ancak her tespit davası sonucu galleye müstehak evlat olduğunu tespit ettiren vakıf evladına bu tespit kararı gereği ödeme yapılması mümkün değildir . Ödeme yapılabilmesi için en önce gelen husus bir gallenin mevcudiyetidir .
8.6. Nitekim, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 01.07.1997 tarih ve 1997/ 4354 E . – 1997/ 6922 K. sayılı emsal nitelikteki ilâmında “…Bu kişilere bir ödeme yapılıp yapılamayacağı galle fazlasının mevcudiyetine bağlı olup, belirlenmesi Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olacaktır .” Denilmekle, vakıf evlatlarına galle fazlası ödemesinin ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılacağı ve ayrıca galle fazlasının mevcut olmasının şart olduğu açıkça kabul edilmiştir .
8.7. Galle fazlasının hesabı hakkında Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.05.1960 tarih ve 386/ 7 sayılı ilâmında da “Galle fazlasının, elde edilen gelirler ile bu gelirlerin elde edilmesi için yapılan giderler göz önünde bulundurularak hesap edileceği” belirtilmiştir .
8.8. Şikâyet başvurusuna konu olan vakıfların dosyalarında yapılan incelemede aşağıdaki hususlar
tespit edilmiştir :
8.8.1. Sultan II. Mustafa Kızı Safiye Sultan Vakfı
İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğümüzce gayrimenkul kütük kayıtları üzerinde yapılan incelemede, vakfa ait gayrimenkul kayıtlarına rastlanılmadığı ve geliri de bulunmadığından evlada galle fazlası ödemesinin yapılamadığı, şikâyette bulunan vakıf evladı avukatına
Bölge Müdürlüğümüzce bilgi verildiği görülmüştür .
8.8.2. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı ait Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin / E, / K sayılı kararının hüküm kısmında davacılar , ve ile ilgili olarak açılan davadan davacı tarafça vazgeçildiğinden bu davacılar hakkında açılan davanın vakii vazgeçme nedeniyle reddine . Davacı davasının kabulüne . Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfının 1089 miladi 1678 tarihli vakfiyesinde vakfın soyundan gelen erkeklere şart edilen günlük 50 akçenin TL. değerinin dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 14.09.2010 tarihinde karar verildiği verilen kararın
15.11.2011 tarihinde kesinleştiği görülmüştür .
, İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin / E, 2012/ 431 K sayılı kararında davacıların Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfının galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine verilen karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesince “Davacıların sadece vakıf evladı olduklarının tespitini istediği ve 6100 sayılı HMKnın 26. ( 1086 sayılı HUMKun 74.)
maddesine göre hâkim istemle bağlı olduğu halde istem aşılarak galleye de hükmedilmesi doğru değil ise de; bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm
7 / 26fıkrasının birinci paragrafının birinci satırındaki “galleye müstehak” ibaresinin metinden
çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile onanmasına, 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi .” Söz konusu kararın 18. Hukuk Dairesinde / E .
numarası ile incelemede olduğu ve dosyanın henüz sonuçlanmadığı görülmüştür . [İdarenin 11/ 06/ 2014 tarihli ve sayılı yazısından, dosyanın aynı dairenin 16/ 12/ 2013 tarih ve
/ E ., / K. sayılı kararda düzeltme işleminin reddine karar verdiği öğrenilmiştir .]
Diğer taraftan vakıf evlatlarına vakfın 2004 yılı gelirlerinden intifa ödemesinin 2005 yılında yapıldığı, yine 2005 yılında vakfa ait Amasya ve Merzifon’da bulunan Kara Mustafa Paşa camisi ile
Abide Hatun camisinin restorasyonunun yapılması sonucunda bu iki taşınmazın onarım bedelinin 1.490.996TL tuttuğu ve intifa tahsis işlemlerinde söz konusu bedelin gider gösterilmesi neticesinde vakfın 2006 yılında 1.267.474.24TL borçlandırıldığı, Vakfın 31.12.2012 tarihi itibarıyla da 2.244.326.74.TL borcu bulunduğu görülmüştür . Dolayısıyla söz konusu vakfın 2006 yılında borçlandırıldığı ve borcunun 31.12.2012 tarihi itibariyle de 2.244,326,74. TL olması sebebiyle vakfın evlatlarına herhangi bir ödemenin söz konusu olamayacağı .
8.8.3. Köprülü Mehmet Paşa Vakfı
Genel Müdürlük makamının 6.6.2008 tarih ve 154 sayılı onayında da görüleceği üzere vakfın 2007 yılı gelirleri toplamının 139.941,97 TL, toplam giderlerinin 886.957,37TL olduğu, gelir toplamından
%20 idare ve temsil masrafı ile birikmiş ihtiyat akçesinin düşülmesi neticesinde vakfın 761.665.55TL borçlandırıldığı, İstanbul Vakıflar l . Bölge Müdürlüğünün 06.12.2013 tarih ve sayılı yazısında da vakfın 31.12.2012 tarihi itibariyle 136.807,87 TL borçlu bulunduğu; Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin / E . / K. Sayılı kararı gereği, Makdülzade Ali
Paşanın Hicri 1134, Miladi 1721 tarihli vakfının gallesine müstehak vakıf evladı olduğu; söz konusu bu karar dikkate alınarak tarafından Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davasının açıldığı; Mahkemenin / E . Sayılı gerekçeli kararında ( 28.01.2010) davanın kabulü ile “Köprülü Mehmet Paşa Vakfiyesinde kızı Saliha Sultan ve evlatlarına bırakılan, görev karşılığı olmayan günlük 150 akçenin TL. değerinin dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine yer verildiği”, görülmüştür .
Diğer taraftan Köprülü Mehmet Paşa Vakfına ait galleye müstehak Vakıf evlatlığı kararı da bulunmamaktadır . Kaldı ki tarafından Köprülü Mehmet Paşa Vakfının galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti talebiyle açılan Ankara 14. Asliye Hukuk
Mahkemesindeki dava reddedilmiş ve söz konusu / E . / K sayılı karar da 13.09.2006 tarihinde kesinleşmiştir . tarafından Beyoğlu 2.Asl .Huk .Mah.nin / E ., 2010/ 18 K. sayılı 08/ 07/ 2010 tarihinde kesinleşmiş olan karar hükmü gereğince davalı Vakıflar
Genel Müdürlüğünden alacağın tahsil edilebilmesi için günlük 150 akçenin değerinin tespiti talebiyle İstanbul 9.AsI .Huk .Mah.de dava açıldığı her türlü bilgi ve belgelerin ilgili mahkemeye sunulduğu, ancak davacı vekilinin “her ne kadar dava açmış isek de vakfiye bulunamadığı için davayı takip etmiyoruz işlemden kaldırılsın” demesi nedeniyle ilgili mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına 15.11.2011 tarih ve / E ., / K. sayılı kararıyla karar verildiği görülmüştür . 150 akçenin ödenmesiyle ilgili karar alınırken bulunan vakfiyenin davacı tarafından
8 / 26ilgili vakfiyenin bulunamadığı ifade etmesi de düşündürücüdür . Bölge Müdürlüğünün vakıf evladı
göndermiş olduğu 26.03.2013 tarih ve 2208 sayılı yazısında da vakfın gelirinin giderini karşılamadığından vakfın borçlandırıldığı, borç bitene kadar evlatlara ödeme yapılamayacağı bildirilmiştir .
8.8.4. Cağalzade Rüstem Paşa Vakfı
Vakfın İstanbul Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanına giren ve l 996- 2004 yılları arası taşınmazlarından elde edilen gelirlerinin intifa tahsis işlemleri yerine getirilmiş, 2005 yılı toplam geliri 89.812 TL, toplam giderleri 621.193,40 TL olduğundan vakıf 487,419,49 TL borçlandırılarak vakıf evlatlarına Ödeme yapılmamıştır . Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin
/ E, / K sayılı galleye müstehak vakıf evlatlığı 12.07.2007 tarihli kararının
20.02.2008 tarihinde kesinleşmesi ve vakfın 2005 yılı itibariyle gelirlerinin giderlerini
karşılamadığından borçlandırıldığı ve vakfın İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğünün 04.12.2013 tarih ve sayılı yazısında da görüleceği üzere 31.12.2012 yılı itibariyle borcunun 667.746,00 TL olduğu görülmektedir . Dolayısıyla vakfın borçlu olması sebebiyle vakıf evlatlarına herhangi bir ödeme yapılmamıştır .
8.8.5. Mihrimah Sultan Vakfı
Mihrimah Sultan vakfına ait arşivimizde 635/ 2 numaralı defterin 62. sayfa ve 8. sırasında
Osmanlıca, aynı defterin 97. sayfa 12. sırasında Arapça olmak üzere iki adet vakfiyesinin bulunduğu .
Her ikisinin içerik, tarih ve tescil mütevellilerinin aynı olduğu, vakfiyelerdeki parasal değerlerin;
Osmanlıca metinde ‘Akçe’, Arapçasında ‘Dirhem’ olarak geçtiği . Ödemelerde ise ‘Akçe’nin esas alındığı görülmüştür . Vakfiye şartı doğrultusunda kesinleşmiş mahkeme kararı ile galleye müstahak vakıf evlatlığını ispatlayan ve Bölge Müdürlüğüne müracaat eden evlatlara Mihrimah Sultan
Vakfından 50 akçe karşılığı gr/tl idaremizce hesaplanmak suretiyle ödenmekte iken Mihrimah Sultan vakfına ait taşınmazların restorasyonu için yapılan harcamalar nedeniyle vakfın halen 43.224.658,00. TL borcunun bulunduğu ve borç bitene kadar evlatlara herhangi bir ödemenin söz konusu olamayacağı, İstanbul Vakıflar II . Bölge Müdürlüğünün 04.12.2013 tarih ve sayılı yazısından anlaşılmaktadır .
ve diğer davacılar tarafından Mihrimah Sultan vakfından günlük 50 dirhemin bugünkü karşılığı olarak şimdilik 50.000 tl olmak üzere Beyoğlu 3.
Asliye hukuk Mahkemesinde alacak davasının açılmış olduğu, açılan / , / K sayılı davanın 09.06.2011 tarihinde reddine karar verildiği ve verilen kararın da temyiz edildiği Yargıtay 18. Hukuk Dairesinde / Esas numarasını alan dosyanın henüz sonuçlanmadığı görülmüştür . (Esas ve Karar aynı kalmak kaydıyla 3. Asliye Hukuk, İstanbul 9. Asliye Hukuk olmuştur .)
8.9. Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Sultan II . Mustafa Kızı Safiye Sultan
Vakfı gayrimenkul kaydının bulunmadığı dolayısıyla da herhangi bir gelirinin oluşmadığı, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Köprülü Mehmet Paşa, Cağalzade Rüstem Paşa ve Mihrimah Sultan
Vakıflarının gelirlerinin giderlerini karşılamadığından borçlandırıldığı, Köprülü Mehmet Paşa
Vakfında galleye müstehak evladiyet kararı bulunmadığı halde ilgili vakfiyede
9 / 26evlatlara paylaştırılması gereken 150 akçenin Mahkemesince vakfın borçlu olduğu da gözden uzak
tutularak davacı ödenmesine karar verilmesi, yine Mihrimah Sultan ve Cağalzade
Rüstem Paşa Vakıflarında alacak davalarının açıldığı ve davaların derdest olduğu, açıklamalarına yer verilmiş olup, 8.8. numaralı paragraf ve alt paragraflarında yer verilen benzer kapsam ve içerikteki açıklamalara İdare 11/ 06/ 2014 tarihli ve sayılı yazısında da ayrıca yer vermiştir .
9. Kurumumuzun 11/ 12/ 2014 tarihli ve sayılı bilgi-belge talebine istinaden, 9.1. Vakıflar Genel Müdürlüğü 12/ 03/ 2015 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; Safiye
Sultan kızı Zahide Sultan Vakfı adına taşınmaz kaydına rastlanmadığını belirtmiş; Merzifonlu Kara
Mustafa Paşa, Köprülü Mehmet Paşa, Cağalzade Rüstem Paşa, Mihrimah Sultan ve II . Mustafa Kızı
Safiye Sultan Vakfı adına kayıtlı taşınmaz listeleri, taviz bedeli tahsilat listelerini 10 adet dosya olarak yazı ekinde göndermiştir .
9.2. Söz konusu yazıya cevaben Vakıflar Genel Müdürlüğü ayrıca 05/ 05/ 2015 tarihli ve sayılı yazısıyla, Bölge Müdürlüklerinden gerek bugünkü gerekse de evveliyat kayıtlarında inceleme yapılmasını talep etmiş ve Kurumumuzca bu istek makul kabul edilmiştir . İlgili Bölge
Müdürlüklerinde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, Safiye Sultan Kızı Zahide Sultan Vakfı, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı, Köprülü Mehmet Paşa Vakfı, Cağalzade Rüstem Paşa Vakfı, Mihrimah Sultan Vakfı, II . Mustafa Kızı Safiye Sultan Vakıflarının bugüne kadar kamulaştırma, taviz bedeli, satış, tahsis veya kendi adlarına tescil veya başka her ne ad altında olursa olsun tasarrufi muamele gören taşınmazlarının listesi Vakıflar Genel Müdürlüğünün 07/ 08/ 2015 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile gönderilmiştir .
10. Kurumumuzun 28/ 04/ 2016 tarihli ve sayılı yazısıyla bilirkişi incelemesine dayanak bilgi-belge talebine istinaden, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 15/ 06/ 2016 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle; Köprülü Mehmet Paşa Vakfı’na ait 2005, 2008, 2009, ve 2010 yılları;
Mihrimah Sultan Vakfına ait 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait gelir-giderleri ile yapılmış kesintileri gösterir yıllık gelir-gider cetvelleri gönderilmiştir .
11. İdarenin yukarıdaki paragrafta yer verilen cevabi yazısının incelenmesinden, bazı yıllara ait gelir gider cetvellerinin eksik, bazı cetvellerin ise imzasız olduğu tespit edildiğinden 28/ 6/ 2016 tarihli ve sayılı ve 18/ 07/ 2016 tarihli ve sayılı yazılarımız ile İdareden bu hususları tamamlaması istenmiş ve ek bilgi-belge talebinde bulunulmuş olup, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 06/ 10 / 2016 tarihli ve sayılı yazısı ile 14/ 12/ 2016 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ekinde söz konu bilgi ve belgeler sunulmuştur .
12. Kurumumuzun 14/ 11/ 2016 tarihli ve sayılı bilgi-belge talebine istinaden, İdarenin 17/ 11/ 2016 tarihi e-posta yazısı ekinde, Köprülü Mehmet Paşa evlatlarına ilişkin başvuran ve evlatlarına ait güncel vakıf evlat listesi gönderilmiştir .
C. Olaylar
13. Başvuru formu ve ekleri ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi
10 / 26neticesinde olaylar özetle şöyledir :
13.1. Başvuranlar, Vakıflardan sorumlu Devlet Bakanlığına ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne hitaplı 05/ 04/ 2012 tarihli dilekçelerinde, mahkemelerce verilmiş, kanun yollarından geçerek kesinleşmiş ve kesin hüküm niteliğini almış kararların ivedilikle uygulanmasını, Mahkemelerce bilirkişi marifetiyle tespit edilip, hükmedilen tahakkuk etmiş alacak miktarlarının ödenmesini talep etmiştir . Vakıflar Genel Müdürlüğü 05/ 06/ 2012 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, gereği yerine getirilmediği iddia edilen Mahkeme kararlarının galleye müstehak vakıf evladiyeti kararları olduğunu belirtmiş ve intifalı mazbut vakıfların hesaplarının ayrı ayrı tutulduğunu; gelirlerinin toplanarak ilgili mevzuatı gereği vakıf için yapılan harcamalar toplam gelirden düşüldükten sonra herhangi bir gelir fazlası (galle fazlası) kaldığı taktirde Mahkeme kararıyla vakfın galleye müstehak evladı olanlara vakfiye şartlarına uygun ödemeler yapıldığını belirtmiş ve idareleri nezdinde uygulanması zorunlu olup, gereği yerine getirilmeyen herhangi bir karar bulunmadığından bahisle başvuruyu reddetmiştir .
13.2. Başvuranlar, muhtelif vakıfların “galleye müstehak vakıf evladı” statülerinin Mahkeme kararı ile kesinleşmiş olmalarına rağmen, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ödenek ve bütçe yetersizliği gibi nedenlerle haklarını ödemediğinden bahisle ve yasal haklarının ödenmesi talebiyle 27/ 06/ 2013 tarihinde Kurumumuza başvurmuş, idari başvuru yolları tüketilmeksizin Kurumumuza yapılan başvuru hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğüne 08/ 07/ 2013 tarihinde Gönderme
Kararı verilmiştir .
13.3. Gönderme Kararı üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünün 24/ 07/ 2013 tarihli cevabi yazısı ile başvuruya konu talebin reddedilmesi dolayısıyla başvuranlar aynı taleple 13/ 08/ 2013 tarihinde
Kurumumuza ikinci kez başvuruda bulunmuştur . Vekil tarafından gönderilen son tarihli dilekçede Maktülzade Ali Paşa Vakfı hakkında bir iddia ileri sürülmediğinden, inceleme bu vakıf dışında kalan 6 vakıf üzerinden yapılmıştır .
13.4. Yukarıda bahse konu talebi içerir 13/ 8/ 2013 tarihli dilekçeye istinaden Kamu Denetçisi
Abdullah Cengiz Makas tarafından yapılan inceleme ve araştırma sonucunda aşağıda sonuç bölümüne yer verilen 22/ 1/ 2014 tarihli “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
“Şikâyet konusu Sultan II . Mustafa Kızı Safiye Sultan Vakfına, Safiye Sultan Kızı Zahide Sultan
Vakfına, Cağalzade Rüstem Paşa Vakfına, Mihrimah Sultan Vakfına ilişkin şikâyetin REDDİNE; şikâyet konusu Köprülü Mehmet Paşa Vakfına ilişkin şikâyetin şikâyetçiler adına REDDİNE; şikâyet konusu Merzifonlu
Kara Mustafa Paşa Vakfına ilişkin şikâyetin şikâyetçiler ve adına REDDİNE; şikâyet konusu Köprülü
Mehmet Paşa Vakfına ilişkin şikayetin şikayetçi adına kabulü ve Vakıflar Genel
Müdürlüğüne, şikayetçi 10/ 4/ 2006 tarihinden itibaren günlük Yüz elli ( 150)
akçenin TL değerinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde TAVSİYEDE BULUNULMASINA; şikâyet konusu Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfına ilişkin şikâyetin şikayetçi adına kabulü ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne, şikayetçi 21/ 4/ 2009 tarihinden itibaren günlük elli ( 50) akçenin TL değerinin yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde TAVSİYEDE
11 / 26BULUNULMASINA” karar verilmiştir .
13.5. Dosya muhteviyatı ve karar önerisi kapsamında Başdenetçilik nezdinde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, idareye eksik olan hususlar konusunda yazı yazılarak inceleme ve araştırmanın genişletilmesine ayrıca konunun teknik bilgi ve uzmanlık gerektirdiği kanaatine varıldığından bilirkişi dinlenmesine 02/ 04/ 2014 tarihli İnceleme ve Araştırma Tutanağı ile karar verilmiştir .
13.6. Dosya 26/ 5/ 2014 tarihinde bilirkişilere incelemelerini yapmak üzere teslim edilmiş olup, bilirkişilerin 15/ 8/ 2014 tarihli raporunun “Kanaat ve Sonuç” bölümünde aşağıdaki tespitlere
yer verilmiştir :
13.6.1. Mahkeme kararları ve Vakfiyeler gereğince;
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Köprülü Mehmet Paşa Vakıflarından 410.046,22 TL
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakıflarından 79.593,81 TL olmak üzere şikayet olunan Kurumlardan TOPLAM : 4.081.246,63 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 3.591.606,60 TL
Mihrimah Sultan Vakıflarından 1.097.323,41 TL olmak üzere şikayet olunan Kurumlardan TOPLAM : 26.728.209,64 TL 13.6.2. Şikayetçilerin 31/ 12/ 2013 tarihi itibarıyla ana para asıl alacağı 19.985.048,75 TL ve
15.08.2014 tarihine kadar işlemiş yasal faizleri 6.743.160,89 TL olmak üzere toplam 26.728.209,64
TL alacaklarının bulunduğu, galle fazlasının varlığına bağlı bulunmayan bu alacakların şikayet olunan Kurum tarafından 19.985.048,75 TL ana para asıl alacağı üzerinden 15/ 08/ 2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte ödenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir .
13.7. Taraflardan Bilirkişi raporuna karşı yazılı beyanlarını 15 gün içinde Kurumumuza sunmaları talep edilmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğü 14/ 10/ 2014 tarihli yazısıyla Bilirkişi Raporuna itiraz etmiş, şikayetçi vekili de idarenin itirazlarına 20/ 10/ 2014 tarihli dilekçesiyle karşı itirazda bulunmuştur .
Tarafların itirazları üzerine idareden ek bilgi ve belge talebinde bulunulmasına karar verilmiş ve bu süreç sonunda ikinci kez bilirkişi incelemesine başvurulmasına karar verilmiştir . 13/ 11/ 2015 tarihli
12 / 26inceleme ve araştırma tutanağı ile bilirkişilere tevzi edilen dosyaya ilişkin bilirkişi raporu
Kurumumuza 25/ 11/ 2016 tarihinde iletilmiş olup, söz konusu bilirkişi raporunda yapılan tespit ve varılan sonuca “Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme” başlığı altında yer verilmiştir .
D. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Çözümü için Yürütülen Uzlaşma Çalışmaları 14. “15/ 08/ 2014 tarihli Bilirkişi Raporu”na ilişkin hazırlanan 11/ 09/ 2014 tarihli İnceleme ve
Araştırma tutanağı uyarınca taraflar 15/ 10/ 2014 tarihinde uzlaşı için Kurumumuza davet edilmiş olup, Vakıflar Genel Müdürlüğünü temsilen Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı 1. Hukuk Müşaviri ve Vakıflar Müdürü ile başvuranlardan asil ve başvuran vekili Av. hazır bulunmuşlardır . İdareyi temsilen söz alan özetle, şikâyetin esası ile ilgili bir beyanda bulunmayacaklarını; bilirkişilerden ’nun Vakıflar aleyhine açılan pek çok davada taraf vekilliği yaptığından tarafsız olamayacağını; şikayet konusunun yargıda devam etmekte olan derdest uyuşmazlıklara ilişkin olduğundan Kurumumuzun yetkisinin olmadığını; yargı ilamı sonucunda idarelerinin her türlü yargı ilamına uymakla yükümlü olduklarını ifade ederek uzlaşmanın mümkün olamayacağını belirtmiştir .
Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı söz alarak, şikayet konusu 4 Vakfa ilişkin 55 milyon 766 bin 833 lira 96 kuruş masraf yapıldığı için borçlu olduğunu, gallenin ancak Vakfın borcu bittikten sonra ödenebileceğini, belirtmiştir . Başvuran vekili Av. ise beyanında özetle, bilirkişinin kendilerinin taraf olduğu herhangi bir davada vekillik yapmadığını; bilirkişiyi tanımadıklarını; bilirkişinin yaptığı hesaplamanın kendi talep ettikleri rakamın yarısına dahi ulaşmadığını; idarenin halihazırdaki mahkeme kararlarına uymaması nedeniyle şikayette bulunduklarını belirtmiştir . Başvuran bilirkişi raporunun yenilenmesini gerektirir bir durum olmadığını; Kurum aksi kanaatteyse Kurumca resen seçilecek bir bilirkişiyi kabul edeceklerini beyan etmiştir . Taraflara ortak bir bilirkişinin kimliği konusunda anlaşıp anlaşamayacakları sorulmuş, taraflar birlikte böyle bir karar alamayacaklarını belirtmişler, uzlaşma gerçekleştirilememiştir .
III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat 15. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası 15.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”, hükmü yer almaktadır .
15.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir .”, hükmü yer almaktadır .
13 / 2616. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu
16.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”, hükmü yer almaktadır .
17. 20/ 02/ 2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 17.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;
“Bu Kanun; vakıfların yönetimi, faaliyetleri ve denetimine, yurt içi ve yurt dışındaki taşınır ve taşınmaz vakıf kültür varlıklarının tescili, muhafazası, onarımı ve yaşatılmasına, vakıf varlıklarının ekonomik şekilde işletilmesi ve değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi; Vakıflar Genel Müdürlüğünün kuruluşu ile Genel Müdürlüğün teşkilât, görev, yetki ve sorumluluklarının düzenlenmesi amacıyla hazırlanmıştır .” hükmü yer almaktadır .
17.2. “ Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Bu Kanun; mazbut, mülhak ve yeni vakıflar, cemaat ve esnaf vakıfları ile Vakıflar Genel
Müdürlüğünü kapsar .”, hükmü yer almaktadır .
17.3. “ Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde;
“…Vakıflar : Mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfları; Vakfiye : Mazbut, mülhak ve cemaat vakıflarının malvarlığını, vakıf şartlarını ve vakfedenin isteklerini içeren belgeleri;…
Vakıf senedi : Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 22/ 11/ 2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk
Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların, malvarlığını ve vakıf şartlarını içeren belgeyi;
Mazbut vakıf : Bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı
Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları;… Hayrat : Mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfların, doğrudan toplumun istifadesine bedelsiz olarak sundukları mal veya hizmetleri; Akar: Vakıf amaç ve faaliyetlerinin yerine getirilmesi için gelir getirici şekilde değerlendirilmesi zorunlu olan taşınır ve taşınmazları; Mukataalı vakıf : Zemini vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını; İcareteynli vakıf : Değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını; Taviz bedeli : Mukataalı ve icareteynli taşınmazların serbest tasarrufa terki için alınan bedeli; Galle fazlası : Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı, İntifa hakkı : Mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları, ifade eder .” denilmektedir .
17.4. “Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinde;
14 / 26“…İlgililerin vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklıdır .
(Ek fıkra :13 / 2/ 2011- 6111/ 208 md .) İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer .
(Ek fıkra :13 / 2/ 2011- 6111/ 208 md .) Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel
Müdürlükçe belirlenir .” hükmü yer almaktadır .
17.5. “ Yönetim ve temsil masrafı” başlıklı 34 üncü maddesinde;
“İntifa hakkına konu mazbut vakıflar ile Genel Müdürlük tarafından geçici olarak yönetilen vakıfların yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde yirmisi yönetim ve temsil masrafı olarak Genel Müdürlük bütçesine gelir kaydedilir .”, hükmü yer almaktadır .
17.6. “İntifa hakkı” başlıklı 75 inci maddesinde;
“Mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin hakları saklıdır . Bu hakların kullanılmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle düzenlenir .”, hükmü yer almaktadır .
17.7. “Geçici 10 uncu maddesinde (Ek :13 / 2/ 2011- 6111/ 209 md.)”
“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 7 nci maddesine eklenen hükümler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanır .”, hükmü yer almaktadır .
18. 27.09.2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vakıflar Yönetmeliği 18.1. “Başvuru şekli” başlıklı 53 üncü maddesinde;
“( 1) Vakıf evlatları veya ilgilileri dilekçe ile vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararıyla; a) Vakıf evladı veya ilgilisi olduğu mülhak vakıf yöneticisine, b) (Değişik : RG- 14/ 8/ 2010- 27672) Vakfiyesinde galle fazlası ödenmesine ilişkin şart bulunan mazbut vakıflarda, ilgili bölge müdürlüğüne veya Genel Müdürlüğün internet sitesindeki online başvurular kısmında yer alan galle fazlası talep formunun doldurulması şekli ile; Genel Müdürlükçe temsilen yönetilen mülhak vakıflarda ise ilgili bölge müdürlüğüne, başvuru yaparlar .
( 2) (Mülga : RG- 19/ 1/ 2013- 28533)
( 3) Vakfiyede batın tertibi veya bunun gibi herhangi bir şart mevcut ise, bu şartın mahkeme kararı ile ispatı gerekir .”, hükmü yer almaktadır .
18.2. “Galle fazlasının hesabı” başlıklı 54 üncü maddesinde;
15 / 26“( 1) Mahkeme kararı ile galle fazlası almaya hak kazanan vakıf evladı veya ilgilisi bulunan
vakıflarda; % 15 ihtiyat akçesi, hayır şartı giderleri, yönetim ve temsil payı, tevliyet ücreti ile vakıf için yapılan diğer giderler, vakfın gerçekleşen gayri safi gelirinden düşüldükten sonra vakıf evlatlarına veya ilgililerine ödenecek galle fazlasının miktarı belirlenir .
( 2) Galle fazlasının hesaplanmasında o yıla ait gelirin tamamı dikkate alınır .
( 3) Vakfın onarıma ihtiyacı olan taşınmazı varsa, o yıl için gerçekleşen gayri safi gelirinden yönetim ve temsil payı veya tevliyet ücreti ile kanuni giderler ayrıldıktan sonra kalan miktar onarıma ayrılır .
( 4) (Ek : RG- 19/ 1/ 2013- 28533) Temsilen yönetilen mülhak vakıflarda ayrıca tevliyet ücreti kesilmez .”, hükmü yer almaktadır .
18.3. “Galle fazlasının ödenmesi” başlıklı 55 inci maddesinde;
“( 1) Vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarih ilk derece mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödeme mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılır .
( 2) Galle fazlası, mazbut vakıflarda Genel Müdürlük onayından, mülhak vakıflarda ise kesin hesabın tasdikinden sonra 15 gün içerisinde yıllık olarak ödenir .
( 3) İntifa hakkı ödemeleri yapıldıktan sonra ilk defa başvuranlara o yıl ödeme yapılmaz . Ancak hak kazandığı yılın veya yılların evlat hissesi, mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip ödenir .”, hükmü yer almaktadır .
B. Başvuru Konusuna İlişkin Uygulamalar 19. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 01.12.2015 tarihli ve E:2015 / 3913 ve K :2015 / 17542 sayılı kararında
“…27.09.2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Vakıflar
Yönetmeliği’nin 53 ve devamı maddelerine göre, vakıflar için belirlenen gelir fazlası (galle fazlası)
vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararı ile ispat edenlere ödenir…” denilmektedir .
20. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 17.11.2015 tarihli ve E: 2015/ 13925 ve K :2015 / 16586 sayılı kararında
“Vakıf hukukunda aslolan, vakfiyedeki hükümlerin eksiksiz olarak uygulanması olup, gerek vakıf evlatları gerekse vakıf yöneticileri emredici olarak düzenlenmiş olan bu hükümlere göre hareket etmesi gerekecektir . Davacı tarafın vakfiye hükümlerine göre almaya hak kazandığı galle fazlası
5737 sayılı Yasa’nın değişik 7. maddesi kapsamında kalan bir çeşit intifa hakkı olup, bunun
verilebilmesi için vakfın gelirlerinin tespit edilmesi ondan sonra da vakfiyenin ve mevzuatın uygulanması gerekir .
Hal böyle olunca yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında; somut olayda mahkemece yapılacak iş; eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davacı tarafın bu ücreti almaya hak
16 / 26kazandığı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren son beş yıl içindeki tüm gelir, gider, kesin
hesaplarına ilişkin belgelerin vakıf mütevellisi ve …Müdürlüğü’nden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek dava konusu vakıf, …tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak vakfın son beş yıl içindeki fiili malvarlığının yöntemince tespit edilmesinden sonra, ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; nüfus kayıtlarına göre ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme ve faiz başlangıcı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan Vakıflar Mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine, talep olmadığı halde 2011 yılı gelirlerini dahil ederek ve neye göre belirlendiği tespit edilemeyen 4/ 18 oranını esas alarak hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir .”, denilmektedir .
21. Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve E: 2013/ 1095 ve K :2014 / 897 sayılı kararında
“…5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3.maddesi uyarınca, intifa hakkı mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları; galle fazlası ise, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı ifade eder .
İntifa hakkı, vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenmektedir ( 5737 s.Vakıflar Kanunu m 75; Vakıflar Yönetmeliği m 53) . Bu ödemenin yapılabilmesi için; vakfiyede evlada ödeme yapılmasının öngörülmüş olması, vakfiyede belirtilen nitelikleri haiz vakıf evladı arasında bulunmaları ve vakfın gelir fazlasının mevcut olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir .
Kanunda öngörülen 5 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan, galle almaya müstehak vakıf evlatlığının tespitine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren şayet 5 yıllık süre içerisinde İdareye hiçbir başvuru yapılmamışsa talep hakkı düşecektir .
Öte yandan 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Kanun’un 7.maddesine eklenen 5.fıkra ise; “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir .” denilmekle galle fazlasının hesaplanmasında esas alınacak süre düzenlenmiştir .
Burada iki hususun aydınlatılmasında yarar bulunmaktadır : Birinci husus, yasa metninde belirtildiği üzere galle fazlası alacağının hesaplanmasında vakfın, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık malvarlığı, gelir ve giderlerinin gözetilmesidir… İkinci husus ise, mahkemece alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığıdır . Alınan bilirkişi raporu Vakıflar İdaresince tek taraflı olarak gönderilen ödeme belgeleri esas alınarak düzenlenmiş olup, denetime elverişli bulunmamaktadır…
O halde mahkemece yapılacak iş; Türk Medeni Kanunu’ndan önce eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ile muhasebe konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile dava tarihinden ( 14.08.2009 yılı) geriye doğru vakfın son 5 yıldaki ( 2004 yılı dahil) malvarlığı belirlenip, Vakıflar Kanunu’nun ilgili maddesi ve Yönetmeliğin 54.maddesindeki hesaplama yöntemi uyarınca
17 / 26gelir ve giderleri incelenerek, davacılara varsa önceden ödenen galle miktarları da mahsup edilerek
hesaplama yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir…”, denilmektedir .
D. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 22. Başvuran vekili 3- 7 numaralı paragraflarda yer verilen dilekçesinde Kurumumuzdan özetle, isim ve unvanları belirtilen muhtelif Vakıfların “galleye müstehak vakıf evladı” statüleri Mahkeme kararı ile kesinleşmiş olan müvekkillerinin müstehak oldukları gelirlerin “ödenek ve bütçe yetersizliği” gibi gerekçelerle yıllardan beri ödenmediği iddiasıyla gerekli incelemenin yapılmasını ve müvekkillerinin haklarının ödenmesi doğrultusunda karar oluşturulmasını talep etmektedir .
23. Sözlük anlamı ile vakıf, “Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para; birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş .” olarak tanımlanmaktadır . 4721 sayılı
Türk Medeni Kanununun 101 inci maddesinde ise vakıflar, “…gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları” olarak tanımlanmıştır .
24. Selçuklular ve Osmanlılar zamanındaki Türk dünyasının sosyal, kültürel ve ekonomik hayatında önemli bir rol oynamış olan dini, hukuki ve sosyal bir müessese olan vakıflar, toplumdaki mevcut gelir farklılıklarının giderilmesi; sosyal yardımlaşmanın sağlanarak, fertler arasındaki gelir dağılımının dengelenmesi ve cemiyetin sosyal huzurunun sağlanması bakımından önemli bir yere sahip kuruluşlardır (Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Fırat University Journal of Social
Science Cilt : 12, Sayı : 9972-9972 1, Sayfa : 383- 400, Elazığ- 2002 Vakıfların Günümüzdeki Yeri ve Önemi
H.Mehmet SOYSALDI) .
25. Vakıflar, özel hukuk kurumu olmalarına karşın, tarihten gelen özellikleri, kuruluş irade ve amaçları ile vakıf senetlerindeki koşullar gereği korunmaları ve sürekliliklerinin sağlanmaları için özel hukuk yanında kamu hukukunun da kapsamı içinde nitelendirilmişlerdir . Toplumun ortak varlığı hâline gelen vakıflar, ayrı bir kanun ile düzenlenmiş, yönetimleri ve kontrolleri Devlete bırakılmıştır .
Vakıflarla ilgili düzenlemeler yapılırken, vakıfların vakfiyelerinden kaynaklanan varlıklarının, statülerinin ve amaçlarının özel hukuk hükümlerine göre korunmasına önem verilmiş, kamu düzeni ve vakfiyeye uygun korumanın ve sürekliliğin sağlanması için kamunun temsil ve yönetimi sağlanmış, böylece, özel alanın kamu düzeni ve yararı için kamu tarafından korunması ve yönetilmesi amacıyla kendine özgü bir müessese oluşturulmuştur (AYM, Karar günü:9 / 5/ 2013,
E :2011 / 42, K:2013 / 60) .
26. Şikâyete konu uyuşmazlık başvuranların Maktülzade Ali Paşa Vakfı, Sultan II . Mustafa Kızı
Safiye Sultan Vakfı, Safiye Sultan Kızı Zahide Sultan Vakfı, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı, Köprülü Mehmet Paşa Vakfı, Cağalzade Rüstempaşa Vakfı ve Mihrimah Sultan Vakıflarından intifa hakkı alacaklarının olup olmadığının tespitini gerektirmektedir . İlgili mevzuatı gereğince intifa hakkı, vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenmekte olup, bu ödemenin yapılabilmesi için; vakfiyede evlada ödeme yapılmasının öngörülmüş olması, vakfiyede belirtilen nitelikleri haiz vakıf evladı arasında bulunmaları ve vakfın gelir fazlasının mevcut olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir .
18 / 2627. Bu doğrultuda Kurumumuz tarafından, Türk Medeni Kanunundan önce eski hukukumuza dayalı
olarak kurulmuş bulunan vakıflar ile muhasebe konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile vakıfların malvarlığının belirlenip Vakıflar Kanunu ve ikincil mevzuat uyarınca gelir ve giderlerin incelenmesi, varsa önceden ödenen galle miktarları da mahsup edilerek hesaplama yapılması için dosya tüm muhteviyatıyla iki kez bilirkişilere tevdi edilmiştir .
28. İlk bilirkişi kurulu tarafından 15/ 8/ 2014 tarihinde sunulan raporda, galle fazlasının varlığına bağlı bulunmaksızın bir hesaplama yapılmış olup, tarafların itirazı üzerine dosya ikinci kez farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir (bkz . p.13.) . Bu doğrultuda yeni bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda tespit edilen intifa hakkı alacakları aşağıda gösterilmektedir .
29. 25/ 11/ 2016 tarihli Bilirkişi Raporunun “VIII . ŞİKAYETÇİLERE GÖRE SONUÇ VE
KANAAT ÖZETLERİ” başlığı altında aşağıdaki tespitlere yer verilmiştir .
29.1. Şikâyetçilerden Sonuç Özeti :
a. Mihrimah Sultan Vakfı’ndan 2006 yılı için eksik hesaplanmış olarak tespit ettiğimiz 2.703,93 TL
Brüt (Vergi kesintisi yapılmamış) ve bu tutara 13.08.2013 şikayet tarihi itibariyle 1.502,79 TL yasal oranda faiz olmak üzere vergi kesintisi yapılmış olarak TOPLAM 4.206,72 TL Brüt (Vergi kesintisi yapılmamış) intifa hakkı almaya hak kazandığı, b. Rüstem Paşa Vakfından Vakfiye gereği ailenin en büyük olan, kız ve erkek kardeş olanların günlük 300 akçe alabileceği vakfedilmiş olması ve şikayetçilerden sadece ilgili vakfiye gereği olarak Günlük 300 Akçeden pay alabilecek evlatlardan olması ve Vakfın 2004 Yılı
Galle fazlası bulunmasına rağmen dönemde evlatlıkları bulunan ve 7. Asliye Hukuk Mahkemesi ile
Galleye Müstehak Evlatlıkları tespit edilen evlatlara ödeme yapılmasından dolayı reel olarak vakfın
2004 için artık dağıtılabilir bir galle fazlası kalmadığından bu dönem için ve bu vakfın 2005 ila 2012
yıllarında da vakfın galle fazlasının bulunmaması ve borçlu olması nedeniyle intifa hakkı almaya hak kazanamadığı, c . Köprülü Mehmet Paşa Vakfı’nın galle fazlası varlığı halinde günlük 150 Akçe hak etmesine rağmen Vakfın dava tarihinden şikayet yılına kadar galle fazlasının varlığının bulunmaması ve vakfın borçlu olmasından dolayı bütün yıllar için intifa hakkı almaya hak kazanamadığı, d. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfın’nın galle fazlası varlığı halinde günlük 50 Akçe hak etmesine rağmen Vakfın dava tarihinden şikayet yılına kadar galle fazlasının varlığının bulunmaması ve vakfın borçlu olmasından dolayı bütün yıllar için intifa hakkı almaya hak kazanmadığı, e . Diğer vakıflardan intifa hakkı alacağı bulunmadığı değerlendirilmiştir .
29.2. Şikâyetçilerden
ın Sonuç Özeti :
a. Mihrimah Sultan Vakfı ‘na ait Evail-İ Zilhicce 965 Hicri ( 1558 M.) tarihli Zeyl Vakfiyeye göre intifa hakkı alma hakları olmasına rağmen; şikayete konu vakfın ilgili dönemlerinde VAKFIN
GALLE FAZLASININ OLMAMASI ve/veya VAKIFLARIN BORÇLU OLMASI NEDENİYLE
6111 Sayılı kanunla 5737 Sayılı kanuna eklenen maddeler gereği olarak intifa hakkı
alamayacakları, b. Rüstem Paşa Vakfı vakfiyesi gereği Vakıf evlatlarından ailenin en büyük olan, kız ve erkek
19 / 26kardeş olanların günlük 300 akçe alabileceği vakfedilmiş olması ve şikayetçilerden sadece
ilgili vakfiye gereği olarak Günlük 300 Akçeden pay alabilecek evlatlardan olması gereği intifa hakkı almayı hak eden evlat olmadıkları, ayrıca Vakfın 2004 yılında dağıtılabilir intifa hakkı kalmadığı gibi 2005 ila 2012 yıllarında da vakfın galle fazlası olmayıp; borçlu olduğundan intifa hakkı alamayacakları, c . Köprülü Mehmet Paşa Vakfı için Vakfın Şikayetçilerden haricindeki diğer evlatların vakfiye şartına göre intifa hakkı almaya ehil evlat olmadıkları gibi bu şikayetçiler bu vakıf için dava açmamışlardır . Evlat listesine Yönetmelik gereği babaları/ dedeleri soy bağı nedeni ile isimleri kaydedilmiştir . Ayrıca bu vakfın ilgili yıllarında galle fazlasının bulunmadığı ve borçlu olması nedenleriyle de intifa hakkı almaya hakları yoktur .
d. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı için evlatlık davasında haricindeki
Davacıların (şikayetçilerin) evlatlık ile ilgili olarak açılan davadan davacı tarafça vazgeçildiğinden, bu davacılar hakkında açılan davanın vaki vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiş olmakla vakıf evladı değildirler . Vakıf evlat listesinde isimleri de yoktur . Bu nedenle İntifa hakkı almaya hakları yoktur .
e . Diğer Vakıflar yönünden vakfiye şartları gereği intifa hakkı ve galle fazlası almaya hak kazanamadıkları, değerlendirilmiştir .
30. 5737 sayılı Kanun ve bu Kanundan önce yürürlükte bulunan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile bunlara dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuat uyarınca, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ve temsil edilen mazbut vakıflar ile on seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda, ilgililere vakfiyeye göre intifa hakları ödenmektedir . İntifa hakkı, vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenmektedir . Bunun için, vakfiyede evlada ödeme yapılmasının öngörülmüş olması, kişilerin vakfiyede belirtilen niteliklere haiz vakıf evladı arasında bulunması ve vakfın gelir fazlasının mevcut olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir .
31. 05/ 06/ 1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu 20/ 02/ 2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar
Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış olup, 2762 sayılı Kanuna dayalı olarak çıkartılan “Vakıflarda
İntifa Haklarının Ne Suretle Tesbit ve İta Edileceği Hakkında 17/ 7/ 1936 Tarihli Vakıflar
Nizamnamesine Ek Nizamname” de 14/ 07/ 2009 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile kaldırılmıştır . Ek
Nizamnamenin 7 nci maddesinde, “Her vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla isbat edenlere ödenir .” hükmü yer almaktadır . 27010 sayılı ve 27/ 09/ 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Vakıflar Yönetmeliğinin “Galle fazlasının ödenmesi” başlıklı 55 inci maddesinin birinci fıkrasında ise, “ Vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarih ilk derece mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödeme mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılır .” denilmektedir .
32. Bu doğrultuda, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun yürürlüğe girmesinden önceki galle fazlası ödemeleri için Mahkeme kararının kesinleşme tarihi intifa veya sükna hakkının doğum tarihi olarak kabul edilmektedir . Nitekim Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 06.07.2004 tarih ve /
E . / K. sayılı kararı ve yine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 14.04.2008 tarih ve /
E . / K. sayılı kararında, galleye hak kazandığını mahkeme kararıyla ispatlayan vakıf
20 / 26evladına, ancak mahkeme kararının kesinleştiği tarih esas alınarak bu tarihe göre hesaplanacak
bedelin dava tarihine kadar geçecek sürede yıllar itibarıyla getireceği kazanç belirlendikten ve yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan gelir fazlasının ödenmesi gerektiği belirtilmiştir .
33. Yukarıda yer verilen açıklama, ilgili mevzuatı ve yargı içtihatları kapsamında 25/ 11/ 2016 tarihli Bilirkişi Raporu ele alınıp değerlendirildiğinde, Mihrimah Sultan Vakfı yönünden tespit
edilen hususlara aşağıda yer verilmiştir :
33.1. 25/ 11/ 2016 tarihli bilirkişi raporunda Mihrimah Sultan Vakfının 2006 yılı için 62.527,18 TL galle fazlası olduğu belirtilmiş ve bu tutar üzerinden yalnızca 2.703,93 TL eksik ödeme yapıldığından bahisle, faizi ile birlikte başvuranın brüt 4.206,72 TL alacağının olduğu yönünde kanaate varılmıştır . Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, 2006 yılı galle fazlasından 5737 sayılı Kanun ve ilgili ikincil mevzuat uyarınca Bölge
Müdürlüğünce ödeme yapıldığı tespit edilmiştir . Ancak, Mihrimah Sultan
Vakfının galleye müstehak evladı olduğuna dair Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 3.10.2006 tarih ve / E ., / K. sayılı kararının 22.07.2007 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, karar tarihinde 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile bu Kanunun Uygulanmasını Gösterir
Tüzük hükümlerinin yürürlükte olduğu ve uygulanması gerektiği şüphesizdir .
33.2. Başvuranın evlatlık kararının kesinleştiği tarihte 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ve bu
Kanuna dayalı olarak çıkarılan “Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tesbit ve İta
Edileceği Hakkında 17/ 7/ 1936 Tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek Nizamname” yürürlükte olduğundan, Ek Nizamnamenin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘Her vakıf için belirlenen gelir fazlası (İntifa Hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararı ile ispat edenlere ödenir ’ hükmünün esas alınarak bilirkişi raporu düzenlenmesi gerekirken, evlatlık kararının kesinleştiği 22.07.2007 tarihinden sonra kabul edilen 20.02.2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7.
maddesindeki hükümlere ve Ek Nizamnamenin 14/ 07/ 2009 tarihinde yürürlükten kaldırılması gerekçe gösterilerek 27010 sayılı ve 27/ 09/ 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Vakıflar
Yönetmeliğinin 55 nci maddesine göre hesaplama yapılmasında hukuka uyarlık tespit edilememiştir .
33.3. Kaldı ki, 5737 sayılı Kanunun 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi esasen galle fazlası tespit ve ödemesine yönelik bir madde olmayıp vakfın malvarlığına ilişkin bir maddedir . Kanun ve bu Kanunla ilgili Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının gerekçelerine bakıldığında (AYM, E :2011 / 42, K:2013 / 60, Karar Günü:09 / 05/ 2013) , mazbut vakıfların malvarlıklarının haksız ve kanuna aykırı talepler karşısında korunmasının amaçlandığı görülmektedir .
33.4. Yukarıdan bu yana anlatılanlar ışığında, evlatlık kararının kesinleştiği 22/ 07/ 2007 tarihinden önceki dönem için, 20.02.2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar
Kanununun 7. maddesindeki hükümlerin ve 27010 sayılı ve 27/ 09/ 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Vakıflar Yönetmeliğinin 55 nci maddesinin, bilirkişi tarafından hesaplamaya esas alınmasının hukuken hatalı olduğu tespit edildiğinden, bilirkişi raporuna bu yönden katılmak mümkün olmamış ve hak sahibi olmadığı halde sehven ödeme yapıldığı tespit edilmiştir .
21 / 2634. Öte yandan başvuran vekili her ne kadar, galle fazlasına müstehak olduklarının tespitini
içeren mahkeme kararları yönünden geçmiş yıl sınırı olmaksızın uzman bilirkişiler marifetiyle bir inceleme yapılmasını talep etmişse de, 6111 sayılı Kanunun 208. maddesi ile 5737 sayılı Kanunun 7.
maddesine eklenen beşinci fıkra ve 209. maddesi ile 5737 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde ile bu husus yasal düzenleme altına alınmıştır . Anayasa Mahkemesi 5737 sayılı Kanunun 7.
maddesine eklenen beşinci fıkranın Anayasanın 35, 36 ve 138 nci maddelerine aykırı olduğu iddiasına ilişkin yaptığı inceleme neticesinde (AYM, E :2011 / 42, K:2013 / 60, Karar
Günü:09 / 05/ 2013) aşağıdaki tespiti yapmıştır :
“Vakfın, değişen ekonomik, sosyal ve hayat şartları ile bilim ve teknolojik gelişmelere paralel olarak varlığını koruması ve faaliyetini sürdürebilmesi, vakfiyesinde belirtilen hayır ve hizmet işlerine yetecek miktarda gelire sahip bulunmasıyla mümkün olabilir . Aksi hâlde, bütün vakıflar zamanla etkisiz hâle gelecek ve faaliyetlerini sürdüremediğinden vakfın tasfiyesi sonucu ile karşı karşıya kalınabilecektir . Dava konusu kural, vakfın faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli gelirin sağlanmasına yönelik tedbirler alınması ve vakfın aciz hâline düşmesinin önüne geçilerek devamının sağlanması amacıyla, intifa haklarının vakfın son beş yıllık gelirleri ile sınırlı olmak şartıyla Vakıflar
Genel Müdürlüğünce belirlenmesine olanak tanımaktadır . Bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, düzenlemenin bir zorunluluktan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır .
Vakıfların devamlılığının sağlanması ve vakfiyelerinde belirtilen hayır işlerini yerine getirerek faaliyetlerini sürdürebilmesi kamu yararınadır . Bunların sağlanabilmesinin vakıfların ihtiyacı olan gelire sahip olmasına bağlı olduğu dikkate alındığında, vakıf evladına ödenecek intifa haklarının, vakıfların son beş yıl içindeki gelirleri ile sınırlandırılması, vakıf amacı, kamu yararı ve kamu düzeni gereği yapılmıştır .
Ayrıca, vakıf evladı veya ilgililerine galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren gelir fazlası olan her yıl için intifa hakkı ödeneceği ve geriye dönük olarak yapılacak intifa hakkı ödemelerinin vakfın son beş yıllık geliri ile sınırlı olacağı dikkate alındığında, kamu yararı ile kişi hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge kurulduğu, kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik sınırlamaların, kişilerin hak ve özgürlüklerinin kullanılmasını ortadan kaldıracak düzeye vardırılmadığı, bu nedenle ölçülülük ilkesine ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı hareket edilmediği anlaşılmaktadır .
Diğer taraftan, kamusal yarar gözetilerek mazbut vakıfların amacına ulaşmalarını sağlayacak ekonomik kaynaklardan mahrum kalmalarının önlenmesi amacıyla, galle fazlası alacaklarının vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olarak belirleneceği öngörülmüş ise de hak sahiplerinin, galle fazlası alacakları tamamen ortadan kaldırılmamıştır . Dolayısıyla, intifa hakkını, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlayan dava konusu kuralın, bireysel yarar ile kamu yararı arasında açık ve hakkaniyete aykırı bir dengesizlik oluşturmadığı gibi mülkiyet hakkının özünü zedeleyen bir yönü de bulunmamaktadır .”
Denmek suretiyle, dava konusu kuralın Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olmadığından iptal istemi reddedilmiştir .
35. Mahkeme, 5737 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin de Anayasaya aykırılığını reddederken, dava konusu kuralın, bir yandan vakıfların gelirlerini amaçlarına uygun olarak verimli bir şekilde kullanmalarını, vakfiyelerinde belirtilen hayrî, sosyal, kültürel ve ekonomik şart ve hizmetleri yerine getirebilmelerini ve bu faaliyetlerini sürdürebilmelerini sağlamak, diğer yandan
22 / 26uzun yıllar sonra eski iddialara hedef olmalarını ve devamlı olarak dava tehdidi altında
bulunmalarını engellemek amacıyla kabul edildiğini belirtmiş ve Vakıflarda intifa hakları konusunda ortaya çıkan hukuksal sorunların çözümlenmesi amacıyla Vakıflar Kanunu’na eklenen hükümlerin maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve hâlen devam eden davalarda da uygulanmasını öngören kuralın, kamu yararı amacıyla getirildiğini belirterek Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmadığına karar vermiştir .
36. Yukarıda 34 ve 35 numaralı paragraflarda yapılan açıklamalar somut olaya uygulanarak incelendiğinde, dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerden başvuranlardan sadece
Köprülü Mehmet Paşa Vakfı ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı yönünden açtığı alacak davasının sonuçlandığı; diğer başvuranlar ve diğer vakıflar yönünden kesinleşen davaların ise “galleye müstehak vakıf evladı tespit davası” veya “vakıf evladı tespit davası” olduğu görülmektedir .
36.1. yönünden yapılan incelemede, Köprülü Mehmet Paşa Vakfının galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti talebiyle açılan davanın reddedilerek 13/ 09/ 2006 tarihinde kesinleştiği; dolayısıyla Köprülü Mehmet Paşa vakfının galleye müstehak vakıf evladı olduğuna yönelik bir tespit kararının bulunmadığı, aynı vakıfla ilgili açılan alacak davası neticesinde ise Mahkemenin 08/ 07/ 2010 tarihli kesinleşme şerhiyle “günlük 150 akçenin TL değerinin dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesi” yönünde hüküm kurduğu dikkate alındığında “ geçmiş yıl sınırı olmaksızın ” alacağın belirlenerek ödeme yapılmasına ilişkin talebin kabulünün ilgili mevzuatı ve yargı içtihatları gereğince mümkün olmadığı tespit edilmiştir .
36.2. için Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı yönünden yapılan incelemede ise, galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti ve alacak talebiyle açılan dava neticesinde, 15/ 11/ 2011 tarihinde onanan kararla “günlük 50 akçenin TL değerinin dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesi” yönünde hüküm kurulduğu dikkate alındığında; gerek hüküm fıkrası, gerekse de dava görülmekte iken 6111 sayılı Kanunla 5737 sayılı Kanunun 7. ve geçici 10. Maddelerinde yapılan değişiklik sebebiyle bu vakıf yönünden de “ geçmiş yıl sınırı olmaksızın ” alacağın belirlenerek ödeme yapılmasına ilişkin talebin kabulünün ilgili mevzuatı ve yargı içtihatları gereğince mümkün olmadığı tespit edilmiştir .
37. Başvuran vekilinin bir diğer iddiası ise, bir vakfın gelir-gider, borç alacak durumu gibi mali tablolarının galle fazlasına müstehak olma durumunda önem taşıyacağı, öte yandan galleye müstehak olmak veya mahkeme kararları ile net ödeme kararı alınmış olması durumlarında vakfın gelir-gider, kar-zarar olgusunun bir öneminin olmaması gerektiği yönündedir .
37.1. 6111 sayılı Kanunun 208. Maddesi ile 5737 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen beşinci fıkra incelendiğinde, mazbut vakıflarda intifa haklarının galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla, Genel
Müdürlükçe belirleneceğinin açıkça hüküm altına alındığı görülmektedir . İntifa hakkı ise, mazbut ve mülhak vakıflarda vakfiyelerdeki şartlara göre ilgililere bırakılmış “galle fazlaları” ve hakları ifade etmektedir .
37.2. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 01/ 07/ 1997 tarih ve / E, / K sayılı ilâmında da “…Bu kişilere bir ödeme yapılıp yapılamayacağı galle fazlasının mevcudiyetine bağlı olup,
23 / 26belirlenmesi Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olacaktır .” denilmekle vakıf evlatlarına galle
fazlasının ödenmesinin ancak Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılacağı ve ayrıca galle fazlasının mevcut olmasının şart olduğu açıkça kabul edilmiştir . Galle fazlasının hesabı hakkında Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 12/ 05/ 1960 tarih ve 386/ 7 sayılı ilâmında “Galle fazlasının, elde edilen gelirler ile bu gelirlerin elde edilmesi için yapılan giderler göz önünde bulundurularak hesap edileceği” belirtilmiştir .
37.3. Bu doğrultuda Mahkeme ilamında “galleye müstehak” ya da “galle fazlasına müstehak” ibarelerinin doğurdukları hukuki sonuç itibarıyla aralarında bir fark olmadığı, aksi yönde bir kabulün ise vakfın asıl gayesi olan vakfiyedeki temel hayır şartlarının yerine getirilmesini engelleyeceği ve hiç kuşkusuz Kanunun ruhuna aykırı olacağı kanaati ve sonucuna varılmıştır .
38. Başvuran vekilinin iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı içtihatları ve bilirkişi raporunda yapılan tespitler birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, şikâyetçilerden şikayete konu vakıflar yönünden 29.2. numaralı paragrafta yapılan bilirkişi tespitine istinaden intifa hakkı ve galle fazlası almaya hak kazanamadıkları; başvuran yönünden yapılan inceleme neticesinde ise evlatlık kararının kesinleştiği 22.07.2007 tarihinden önceki dönem için, 20.02.2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7. maddesindeki hükümlerin ve 27010 sayılı ve 27/ 09/ 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Vakıflar
Yönetmeliğinin 55 nci maddesinin, bilirkişi tarafından hesaplamaya esas alınmasının hukuken hatalı olduğu tespit edildiğinden, bilirkişi raporunda 4.706,72 TL intifa hakkı almaya hak kazandığı yönündeki tespite katılmak mümkün olmamış ve şikayetlerin reddi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır .
D. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme 39. Anayasamızın 35 inci maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu; bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği; mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı düzenlenmiştir . BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin mülkiyet hakkını düzenleyen 17 nci maddesi, “Hiç kimsenin keyfi olarak mülkiyetinden yoksun bırakılamayacağı” hükmünü amirdir . Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No.lu Protokolün
1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin, mal ve mülk dokunulmazlığına riayet edilmesini
isteme hakkının olduğu, herhangi bir kimsenin ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve Uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği ..” hüküm altına alınmıştır .
40. “Mal ve mülk” kavramı Mahkeme kararlarında çok geniş yorumlanmakta, hisseler, patentler, tahkim kararları, emeklilik maaşı hakkı, kira hakları gibi bütün maddi hakları kapsamaktadır (AİHS
Kapsamında Mülkiyet Hakkı, Avrupa Konseyi İnsan Hakları El Kitapları No:10 , ss.8) . Bu doğrultuda somut olayda, Vakıf evladı veya ilgililerinin, vakfın gelirlerinden vakfiyede belirtilen hayır işlerine yapılan harcamalar düşüldükten sonra kalan miktar üzerindeki intifa hakları (galle fazlası) bir alacak hakkı olup, bunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir .
41. Başvuruya konu uyuşmazlık, başvuran vekilinin muhtelif Vakıfların “galleye müstehak vakıf
24 / 26evladı” statüleri Mahkeme kararı ile kesinleşmiş olan müvekkillerinin müstehak oldukları gelirlerin
“ödenek ve bütçe yetersizliği” gibi gerekçeler ile yıllardan beri ödenmediği iddiasından kaynaklanmakta olup, bilirkişilerce yapılan inceleme ve araştırma sonucunda idarenin işleminde 29- 38 numaralı paragraf ve alt paragraflarında açıklanan gerekçelerle başvuran vekilinin iddialarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, başvuranların mülkiyet hakkının korunması ilkesine idarenin haksız bir müdahalesinin olmadığı kanaati ve sonucuna varılmıştır .
42. Öte yandan, 2709 sayılı T .C. Anayasasının “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13 üncü maddesindeki etkili başvuru hakkının ve 17 inci maddesindeki hakları kötüye kullanma yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulgu ve bilgiye rastlanmadığı gibi başvuruya konu olayda, uluslararası sözleşmelerde yazılı ve güvence altına alınmış olan diğer haklara da aykırı bir durum tespit edilememiştir .
E. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 43. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri beklenmektedir .
44. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar .” hükmü yer almaktadır . Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen
“Avrupa Doğru İdari Davranış Yasası”nda da yer verilmiştir .
45. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idarenin işleminde
“kanunlara uygunluk”, “ hesap verilebilirlik” ve “bilgi edinme hakkı” ilkelerine uygun davrandığı ancak idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği bu suretle idarenin “makul sürede karar verme” , “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı, başvuranlar yönünden ise, hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir .
IV. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması
25 / 2646. 14/ 06/ 2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 inci maddesinin
sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiş; Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 38 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da Kurumun inceleme ve araştırmasını, şikâyet başvuru tarihinden itibaren, altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durumun gerekçesiyle birlikte şikâyetçiye tebliğ edileceği ve durmuş olan dava açma süresinin tebliğden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvuranlara 14/ 02/ 2014 tarihli ve sayılı yazı ile bildirilmiştir .
B. Yargı Yolu 47. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı
40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında “ Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve
mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır .” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden varsa arta kalan süre içinde Ankara Asliye Hukuk
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
V. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın, BAŞVURAN VEKİLİNE, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE VE İSTANBUL
VAKIFLAR 2. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi