|
ÖZET: Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen tazminat kararının Hakkari Belediye Başkanlığı tarafından yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvuruda, mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmiştir. Anayasa’nın 138. maddesi gereğince, idarelerin mahkeme kararlarını geciktirmeden uygulama yükümlülüğü bulunmaktadır. İdarenin, ekonomik sıkıntılar nedeniyle mahkeme kararını yerine getirmemesi, yargı kararlarının uygulanmasını engelleyerek hukukun üstünlüğünü zedelemektedir.
Mahkeme kararlarının uygulanması, mahkemeye erişim hakkının bir parçası olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yargı kararlarının icrasının, adil yargılanma hakkının sağlanması açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Hakkari Belediye Başkanlığı’nın, mahkeme kararına dayanan tazminat ödemesini yapmaması, bu bağlamda hukuka ve hakkaniyete uygun bir durum olarak değerlendirilemez. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile Hakkari Belediye Başkanlığı’na mahkeme kararının yerine getirilmesi hususunda tavsiyede bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/10266-S.22.15840
BAŞVURU NO : 2022/4173
KARAR TARİHİ : 12/08/2022
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : HAKKARİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararının yerine getirilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 16/03/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza Av. tarafından müvekkilleri ve hissedarları adına yapılan şikâyet başvurusunda özetle; Hakkari Belediye Başkanlığının Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesinin
E- K sayılı İlamı ile müvekkilleri lehine hükmedilen tazminatı Hakkari İcra Dairesinin sayılı icra dosyası ile talep etmelerine rağmen ödemediğini iddia ederek, mahkeme kararının ifasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Hakkari Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğünün 19/04/2022 tarih ve sayılı yazısında özetle; Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21.02.2020 tarih ve Esas Karar sayılı davacısı ve müşterekleri olan kararı ile Van BAM 1. Hukuk Dairesi’nin 17.09.2021 tarih ve Esas Karar Sayılı Onama kararı ve söz konusu kararların Hakkari
Belediyesine tebliğine dair tebliğ zarfı örneklerini ekte sunduğu, Hakkâri Belediyesinin içerisinde bulunduğu ekonomik problemler içerisinde şikayetçiye ödeme gerçekleştirilemediği, Şikâyete konu işlemler hakkında Başvurucu tarafından Hakkari Belediyesine ayrıca bir müracaat yapılmadığından müracaatçının Hakkari İcra Müdürlüğü’nün Esas Sayılı dosyasına
yapılan mal beyanı ile yazılı bildirim resmi olarak yapıldığı ve bahsi geçen mal beyanında yukarıda açıklanan hususların ayrıntılı olarak izah edildiği, Yukarıda yapılan izahat çerçevesinde müracaatçı ve müştereklerine Hakkari Belediye
Başkanlığının mali sıkıntı içerisinde olması ve ödenek yetersizliği sebebiyle herhangi bir ödeme yapılmadığı bilgisi verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
3.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde: “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde: “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde:
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”
3.5. “Yargı yolu” başlıklı 125’inci maddesinde: “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
3.6. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrası: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Başvurunun icraya etkisi” başlıklı 350’nci maddesinde: “(1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın
geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
6. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7.Başvuran adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesinin
E- K sayılı kararıyla hükmedilen tazminatın ödenmesi talep edilmektedir.
8. Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir (AYM, E.2013/44,
K.2013/59).
9. İdare; eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8’inci maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir(Kemal Gözler, Gürsel Kaplan, İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın
Dağıtım, Ağustos, 2017.).
10. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
11. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138’inci ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28’inci maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir.
12. Başvurucuların, mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını” ifade
ederek yargı kararlarının uygulanmasını “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca
Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir(Anayasa Mahkemesinin 03/04/2014 tarihli ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı).
13. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36’ncı maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkı değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olarak tanımlamıştır(AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010). Mahkemenin benzer konulu ihlal kararlarında belirtildiği gibi
Anayasa’nın 138’inci maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı da kalmayacaktır(AYM, E.2013/1752, 26/6/2014).
14. Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 6’ncı maddesi kapsamında bir yargı yerine ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmiştir(AİHM, Apostol/Gürcistan, B. No: 40765/02, 28/2/2007). Mahkeme, kararların icrası hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmekte, mahkemeye erişim hakkının, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığını, Mahkeme kararlarının uygulanmasının, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsur olduğunu, karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacağını belirtmiştir(AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997).
15. AİHM Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye kararında, davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanmasının, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirdiği, idarenin, yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyor olmasının, davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı
Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatların, her türlü varlık nedenini kaybetmesine yol açacağı vurgulanmıştır(AİHM, Süzer ve Eksen Holding A.Ş. /Türkiye, B. No: 6334/05, 23/10/2012).
16. Somut olayda; Hakkari Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/02/2020 tarihli ve E- K sayılı sayılı kararı ile Hakkari Belediyesi aleyhine tazminata hükmedildiği, hükmedilen alacağa ilişkin Hakkari
İcra Dairesi Müdürlüğünün / sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, anılan icra dosyası için, Hakkari Belediye Başkanlığının mali sıkıntı içerisinde olması ve ödenek yetersizliği sebebiyle herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
17. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Anayasa’nın 8’inci maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olduğu, Anayasa’nın 138’inci maddesi uyarınca idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “mahkemeye
erişim hakkı” kapsamında değerlendirildiği, Devletin, bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu makul sürede ifa etmekten kaçınamayacağı ve bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa
Mahkemesinin yerleşik içtihatları bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu
Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Van İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi hususunda
HAKKARİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
Hakkari Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın; Başvuran vekiline ve Hakkari Belediye Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi