|
ÖZET: Bu karar, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından uygulanan bir idari işlemin iptali üzerine, mahkeme kararlarının uygulanmaması nedeniyle ortaya çıkan hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Başvuran, Kastamonu İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen kamu görevinden çıkarılma işleminin ardından, mahkeme kararının uygulanmasını talep etmiştir. İdare, mahkeme kararının kesinleşmesini beklediğini belirtmiş, ancak Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği, mahkeme kararlarının gecikmeksizin uygulanması zorunludur.
Kararda, idarenin mahkeme kararlarını uygulamama yükümlülüğü ve bunun hukuka aykırılığı vurgulanmıştır. Anayasa’nın 138. maddesi, idarelerin bağımsız mahkemeler tarafından verilen kararları geciktiremeyeceğini belirtmektedir. Ayrıca, mahkeme kararlarının uygulanmaması, adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, Jandarma Genel Komutanlığı’na, mahkeme kararının gereğini yerine getirmesi için tavsiyede bulunulmuştur. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı açısından önemli bir ilke olarak öne çıkmaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/16773-S.21.26859
BAŞVURU NO : 2021/10789
KARAR TARİHİ : 29/11/2021
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
Yargı kararının uygulanması talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 14/06/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Şikayetçi başvurusunda özetle; Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Uzman Çavuş olarak görev yaparken FETÖ/PDY ilişiği gerekçesiyle 19/12/2020 tarihli Bakan oluru ile kamu görevinden ihraç edildiğini, söz konusu idari işlemi Kastamonu İdare Mahkemesinde dava konusu ettiğini ve davanın şahsı açısından müspet neticelendiğini, İdarece Ankara Bölge İdaresine yapılan yürütmenin durdurulması talebinin de Mahkemece reddedildiğini, ancak söz konusu Yargı Kararlarına rağmen görevine dönemediğini belirterek, yargı kararlarının uygulanarak mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 13/09/2021 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Jandarma Genel Komutanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
Jandarma Genel Komutanlığı tarafından gönderilen 26/10/2021 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle; “Başvuranın, İçişleri Bakanlığının 19.12.2020 tarihli oluru ile kamu görevinden çıkarıldığı, şahsın kamu görevinden çıkarılmasının iptaline ilişkin Kastamonu İdare Mahkemesine açmış olduğu davada 27
Nisan 2021 tarihli ve / Esas / sayılı Kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, verilen bu karara karşı itiraz yoluna gidildiğinin itirazdan kaynaklı olarak da Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2’nci
İdari Dava Dairesinde / Esas sayılı istinaf incelemesinin devam ettiği tespit edilmiştir,
Hali hazırda benzer durumda bulunan Jandarma personeli hakkında idari işlemlerin aynı hususlar kapsamında devam ettiği ve anılanın istinaf/temyiz incelemesinin lehine sonuçlanması durumunda göreve iade işleminin yapılacağını; belirtilen hususlara ilave olarak başvurucu tarafından mahkeme kararlarının uygulanmadığından bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, bu
kapsamdaki / sayılı soruşturmanın halen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında devam ettiğini, aynı bilgilerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da gönderildiğini arz ederim.” denilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak
ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,
3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlüdür.”,
3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme
organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde; “1. Danıştay, Bölge İdare
Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. … 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. …”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7. Başvuran ilgili mahkeme kararlarının uygulanmasını, bu yolla kamu görevine iade edilmesini talep etmektedir.
8. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
9. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
10. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.
11. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
12. Yine bir başvuruda, başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “Mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “Mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten
kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz:
Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)
13. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru
uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail
Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s.
412- 417)
14. Somut olayda; Kastamonu İdare Mahkemesinin / K. Sayılı kararıyla şikayete konu işlemin iptaline hükmedildiği, ancak İdarece söz konusu Mahkeme Kararının yerine getirilebilmesi için; kesinleşmesinin beklendiği ve kararın kesinleşmesine müteakiben mahkeme kararının gereklerinin yerine getirileceğinin belirtildiği tespit edilmiştir.
15. Jandarma Genel Komutanlığı cevabi yazısında, “Başvuranın, İçişleri Bakanlığının 19.12.2020 tarihli oluru ile kamu görevinden çıkarılması işleminin iptaline ilişkin Kastamonu İdare Mahkemesine açmış olduğu davada 27/04/2021 tarih ve E: / , K: / sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, verilen bu karara karşı itiraz yoluna gidildiğinin itirazdan kaynaklı olarak da Ankara Bölge İdare
Mahkemesi 2’nci İdari Dava Dairesinde / Esas sayılı istinaf incelemesinin devam ettiğinin tespit edildiği, istinaf/temyiz incelemesinin başvuran lehine sonuçlanması durumunda göreve iade işleminin yapılacağı” hususlarının belirtildiği görülmekte ise de; 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde, İdare
Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, hususlarının öngörüldüğü ve İdare
Mahkemesi kararlarının icrası için kesinleşme şartı öngörülmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda Kastamonu İdare Mahkemesinin başvuranın kamu görevinden çıkarılması işleminin iptaline karar vermesine rağmen, söz konusu mahkeme kararının İdarece yerine getirilmemesinin Anayasaya hükümlerine ve 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmiştir.
16. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “Mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmesi, bir kamu kurumunun aleyhine verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararını makul sürede uygulamaktan kaçınamayacağı, böyle bir durumun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yerine getirilmesinin hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare
tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine
30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma
süresinden arta kalan sürede Jandarma Genel Komutanlığına karşı Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için
JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarelerce bu karar üzerine tesis
edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın ŞİKAYETÇİ ile JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Sadettin KALKAN
Kamu Başdenetçisi V.