ÖZET: Başvuran, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından kamu görevinden çıkarılma işleminin iptali için açtığı davayı kazanmış ve mahkeme kararının uygulanmasını talep etmiştir. Anayasa’nın 138. maddesi gereği, idarelerin mahkeme kararlarını geciktirmeden uygulama yükümlülüğü bulunmaktadır. İdarelerin, bağımsız mahkemeler tarafından verilen kararları değiştiremeyeceği ve bu kararların uygulanmasını geciktiremeyeceği belirtilmiştir.

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, başvuranın kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Ancak, Jandarma Genel Komutanlığı, bu kararı uygulamakta gecikmiştir. Mahkeme kararlarının uygulanmaması, Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’na aykırılık teşkil etmektedir. Bu durum, başvuranın adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Sonuç olarak, Jandarma Genel Komutanlığı’na, mahkeme kararını makul sürede uygulaması için tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/7992-S.23.13081

BAŞVURU NO : 2023/391

KARAR TARİHİ : 23/06/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

Mahkeme kararının uygulanması talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 08/01/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran 19.04.2019 tarihinde FETÖ/PYD ile irtibatlı, iltisağının olduğu gerekçesiyle Jandarma Genel

Komutanlığı tarafından kamu görevinden çıkarıldığını, kamu görevinden çıkarılma işleminin iptali yönünde dava açtığını ve Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi / E. /

K. sayılı Kararı ile davayı kazandığını, 28.11.2022 tarihinde Avukatı vasıtasıyla Jandarma Genel

Komutanlığına göreve başlatma talepli dilekçe gönderdiğini ve o tarihten beri hem dilekçeye cevap verilmediğini hem de göreve iade işlemim gerçekleştirilmediğini iddia ederek söz konusu mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Jandarma Genel Komutanlığının başvuru konusuna ilişkin 28.02.2023 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuran Jandarma Genel Komutanlığı emrinde Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş olarak görevliyken

7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un

26’ncı maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35’inci madde B-6 fıkrası kapsamında İçişleri Bakanlığının 03.05.2021 tarihli oluru ile kamu görevinden çıkarıldığı, 2.2. Başvuranın kamu görevinden çıkarılmasının iptali istemiyle yapmış olduğu başvuruya Erzincan İdare

Mahkemesince 25 Nisan 2022 tarihli ve / Esas / Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1’inci İdari Dava Dairesince 14 Ekim 2022

tarihli ve / Esas / Karar sayılı kararıyla idare mahkemesinin kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, 2.3. Başvuran hakkında göreve iade edilmesi yönünde işlemlerin devam ettiği, sonuçlanmasını müteakip şahsa bilgi verileceği ve konuya ilişkin şahsın 16 Ocak 2023 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına aynı konu içerikli yapmış olduğu başvurusuna göreve iade edilmesine yönelik işlemlerin devam ettiği şeklinde

25 Ocak 2023 tarihinde cevap verildiği,

İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî

dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”

3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak

ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”,

3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinde; “1. Danıştay, Bölge İdare

Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. … 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. …”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran ilgili mahkeme kararlarının uygulanmasını, bu yolla kamu görevine iade edilmesini talep etmektedir.

8. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa

Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

9. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.

maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın

Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

10. Yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez.

11. Kanun koyucu, Anayasa’nın 138. ve İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddesi ile yargı kararlarının ne olursa olsun uygulanmamasından idareyi sorumlu tutmuş ve idarenin yargı kararlarını uygulaması hususunda idareye anayasal ve kanuni bir zorunluluk yüklenmiştir. Dolayısı ile idarenin kararı uygulama yükümlülüğü devam ettikçe, yargı kararının uygulanmamasından doğan sorumluluğu da devam edecektir. (Bkz: 2017/5018 Başvuru Numaralı ve 24/10/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

12. Yine bir başvuruda, başvurucuların, Mahkeme ilamına dayalı icra takibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediği, kamu mallarının haciz edilemezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçınıldığından bahisle, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri davada Anayasa Mahkemesi; “Mahkemeye erişim hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğu ve bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsadığı” ifade ederek yargı kararlarının uygulanmasını “Mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirmiş, ayrıca Devletin bir kurumunun aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme

kararı ile ortaya konulan borcunu ekonomik kaynak yokluğunu ileri sürerek makul sürede ifa etmekten

kaçınamayacağı, bunun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağını açıkça ifade etmiştir. (Bkz:

Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarih ve 2013/711 sayılı Bireysel Başvuru Kararı)

13. Hizmet kusuru; idarenin yürüttüğü bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ve işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olup, asli ve birinci derecede bir sorumluluk nedenidir. Hizmet kusurunun bulunması durumunda idareyi sorumlu tutmak için başkaca bir neden aramaya gerek yoktur. Hizmet kusuru uygulamada 3 şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan hizmetin kötü işlemesi; hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması, hizmetin gereği gibi yürütülmemesidir. Dolayısı ile idarenin konuyla ilgili hukuk kurallarına, oturmuş makul uygulamalara uymaması veya hizmetin gereklerini nesnel ölçüler içinde gözetmemesi, hizmeti beklenen dikkat ve özeni göstermeden yapması, hizmet personeli üzerinde nezaret ve denetlemenin gereğince yapılmamış olması durumlarında hizmetin kötü işlediği ve hizmet kusuru esasına göre de idarenin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail

Ercan, “Anayasa Hukuku- İdare Hukuku”, On İki Levha Yayıncılık, 15. Baskı, İstanbul, Ağustos 2012, s.

412- 417)

14. Somut olayda; başvuranın kamu görevinden çıkarılma işleminin iptaline ilişkin Erzincan İdare

Mahkemesine açtığı davada / E. / K. sayılı kararı ile iptal isteminin reddedildiği ve

Erzincan İdare Mahkemenin ret kararına karşı Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine yapmış olduğu istinaf yolu başvurusu ise Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 14 Ekim

2022 tarihli ve / E. / K. sayılı kararı ile işlemin iptal edilmesine karar verdiği ancak

İdarece söz konusu Mahkeme Kararının yerine getirilebilmesi için; kesinleşmesinin beklendiği ve kararın kesinleşmesine müteakiben mahkeme kararının gereklerinin yerine getirileceğinin belirtildiği tespit edilmiştir.

15. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi 14 Ekim 2022 tarihli ve / E.

/ K. sayılı Kararında; “ Dava dosyasının incelenmesinden; Tunceli İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde jandarma astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapan davacının, FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğundan bahisle

İçişleri Bakanı’nın onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 03.05.2021 tarih ve sayılı

Bakan “olur”una haiz işlemi ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, anılan işlemin davacıya tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı

Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararnamenin kamu görevlilerine ilişkin tedbirler ile ilgili 4. maddesinde, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin kamu görevinden çıkarılacağının düzenlendiği, Uyap kayıtları ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; hakkında yürütülen soruşturma kapsamında davacının, sanık olarak yargılandığı Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin E: / sayılı dosyasında 23.09.2020 tarih ve

K: / sayılı karar ile “silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, cezalandırmaya yeterli delil elde edilmediğinden sanığın müsnet suçtan CMK 232/2-e maddesi gereğince beraatine” karar verildiği, beraat kararının gerekçesinde davacının örgüt ile irtibatını kopardığı, aramaların davacıyı örgüte kazandırmak amacıyla yapıldığının tespit edildiği, davacının fetö/pdy terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin başkaca bir delil de bulunmadığı anlaşıldığından, davacının375 sayılı KHK’nın Geçici 35’inci maddesi uyarıncakamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlıkbulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulüne,

Erzincan İdare Mahkemesinin / E. / K. sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı görev aylıklarının, tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İdarece hesaplanarak, tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiği görülmüştür. Söz konusu karara karşı İdare tarafından Danıştay nezdinde temyiz incelemesi için başvurulduğu ve temyiz sürecinin devam ettiği, Danıştay tarafından yapılacak temyiz incelemesi sonuçlandıktan sonra başvuran lehine karar çıktığında göreve iade işlemi yapılacağı hususunun İdarece belirtildiği anlaşılmakla birlikte; 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde, Bölge İdare Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, hususlarının öngörüldüğü ve Bölge

İdare Mahkemesi kararlarının icrası için kesinleşme şartı öngörülmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda Konya Bölge İdare Mahkemesinin başvuranın kamu görevinden çıkarılması işleminin iptaline karar vermesine rağmen, söz konusu mahkeme kararının İdarece yerine getirilmemesinin Anayasaya hükümlerine ve 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmiştir.

16. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, Anayasa’nın 138. maddesi hükmü gereği idarelerin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, yargı kararlarının uygulanmasının “Mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmesi, bir kamu kurumunun aleyhine verilen nihai ve bağlayıcı mahkeme kararını makul sürede uygulamaktan kaçınamayacağı, böyle bir durumun adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları, söz konusu yargı kararının gecikmeli yerine getirilmesinin hizmet kusuru olduğu ve Anayasa’nın 125. maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince; mahkeme kararının gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine

30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma

süresinden arta kalan sürede Jandarma Genel Komutanlığına karşı Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Söz konusu mahkeme kararının yerine getirilmesine yönelik makul sürede işlem tesisi için

JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarelerce bu karar üzerine tesis

edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA ve JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi