|
ÖZET: Uyuşmazlık, ek aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve bu kapsamda yapılan ödemelerin geri alınmasına ilişkindir. Mahkeme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesinin 8. fıkrasına dayanarak, geriye dönük bir yıllık süre kuralını esas almıştır. Ancak, bu kural yalnızca sigortalının hizmet süresinin kayda dayanmadığı durumlarda geçerlidir. Somut olayda, Kurum alacağı vergi denetim raporuna dayanmaktadır ve bu nedenle, davanın kabulü yönünde verilen karar hukuka aykırıdır.
Kurum, kendi alacağının tespitini yaparken, kayda dayalı bir işlem gerçekleştirmiştir. Bu durumda, Mahkemece yapılan değerlendirme hatalıdır; çünkü Kurum alacağının tespiti, kayda dayanan bir durumdur ve dolayısıyla son bir yıl kuralı uygulanamaz. Mahkeme, bu yanlış değerlendirme ile karar vermiştir. Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması ve davanın esasına girilerek yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2023/8379 E. , 2024/10291 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2025 E., 2021/1224 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/982 E., 2019/379 K.
Taraflar arasındaki ek aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesine dair Kurum işleminin iptali ile bu kapsamda yapılan ödemelerin istirdatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket hakkında 1052564.059.02 sicil sayılı dosya üzerinden işlem gören iş yeri ile ilgili olarak Vergi Denetim Kurulu tarafından inceleme raporu düzenlendiğini, söz konusu raporun Kuruma gönderildiğini, raporda ek ücret /ek sigorta primine esas kazanç oluştuğunun iddia edildiğini, bu iddia üzerine Kurum tarafından 2011 yılının tüm ayları için sigorta primi ve işsizlik sigortası primi borcu dahil olmak üzere toplam 398.504,57 TL tutarında borç çıkartılarak 30.11.2015 tarihinde şirkete tebliğ edildiğini, yapılan itirazın Sosyal Güvenlik Kurumu Prim İtiraz Komisyonu tarafından reddedildiğini, haksız olarak tahakkuk ettirilmiş olan borcun ihtirazi kayıtla ödendiğini, şirketin 2011 yılına ait tüm yasal kayıt ve belgelerinin gelir vergisi tevkifatı konusu ile sınırlı olarak incelendiğini, bu inceleme sonucunda vergi müfettişliği tarafından 2011 yılının tüm aylarında işçilere gerçekte ödenen brüt ücret ile iş yeri kayıtlarındaki brüt ücret arasında fark olduğu iddiası ile vergi inceleme raporu düzenlendiğini, vergi müfettişliği tarafından resen takdir esasına göre inceleme yapıldığını, bu inceleme sonuçlarının hiç bir kayıt veya belgeye dayanmadığını, buna ilişkin işçi beyanının da bulunmadığını, tamamen takdiri olarak sübjektif ve mesnetsiz yapılan inceleme sonucunda düzenlenmiş olan rapor Kurumca esas alınarak 2011 yılının tüm ayları için geriye dönük olarak ek aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesi işleminin mevzuata açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle işlemin iptalinin gerektiğini, zira yapılan tespitlerin incelemenin yapıldığı tarihten geriye dönük en fazla bir yıllık süreye ilişkin kısmının dikkate alınacağının belirlendiğini, bu süreyi aşan kısmın Kurum tarafından dikkate alınmasının mümkün olmadığını, vergi müfettişlerinin 2013 yılında yaptığı incelemenin 2011 yılına ilişkin olduğunu, üzerinden bir yıldan daha fazla süre geçtiği için söz konusu döneme dair takdiri işlemin Kurum tarafından dikkate alınmaması gerektiğini, raporun Kurum tarafından uygulanma kabiliyetinin olmadığını, bu nedenle rapora göre hesaplanan prim borcunun yasal dayanağının bulunmadığını, konu kapsamında 12 adet de idari para cezasının uygulandığını ve idari para cezalarının iptali için de dava açtıklarını, bu davaların lehlerine sonuçlandığını ve işlemlerin iptal edildiğini belirterek, davanın kabulü ile 2011 yılının tüm ayları için geriye dönük olarak ek aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; vergi müfettişi raporuna istinaden yapılan işlemlerin sonucunda davaya konu borcun tespit edildiğini, ilgili raporun geçerliliğini yitirmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yapılan yargılama, toplanan deliller, celp ve ibraz olunan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, konuyla ilgili düzenlemelerde, Kurumca, tespitin yapıldığı tarihten geriye doğru bir yıllık süreye ilişkin kısmın dikkate alınacağının yer aldığı, burada geçen tespit tarihinin, kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalışmanın gerçekleştiği tarihe yönelik olmayıp, doğrudan kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalışmanın tespit edildiği tarih olduğu, gerçekten de aksi durumda, ucu belirsiz-sınırsız bir dönem için inceleme yapılması ve giderek de hukuk güvenliğine aykırı sonuçlara ulaşılması söz konusu olabileceğinden, somut olayda, vergi müfettişi tarafından yapılan tespitten (17.12.2013) bir yıldan daha fazla geriye gidilecek şekilde (01.01.2011 – 31.12.2011) işlem tesis edildiği, böylesi bir yaklaşımın ise Kanun’un anılan hükmü uyarınca isabetli bulunmadığı, dayanağını ilgili vergi müfettişi incelemesinden almış olan ek aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesine ilişkin Kurum işleminin isabetli olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından 19.12.2013 tarih ve 2013-B660-26 sayılı inceleme raporuna dayanılarak 14.12.2015 tarih 2015/18 esas sayılı aylık ek prim ve hizmet belgesi konulu idari işlemin iptali ile davacının bu işlemden dolayı davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, bu işlem dolayısıyla davalı Kuruma ödenen 400,868,35 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmediğinden, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ek aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile bu kapsamda yapılan ödemelerin istirdatına ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. ve 371. maddeleri,
2.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59. maddesinde, bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, bu kişilerin düzenlediği tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli oldukları, aynı maddenin yedinci paragrafında da kamu idarelerinin denetim elemanlarının kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek, sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorunda oldukları, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının veya sigortalı gün sayılarının eksik bildirilmesi sonucunu doğuran tespitlerini de Kuruma bildirmeleri gerektiği hükmünü öngörmektedir.
3.Aynı Kanun’un 86. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden, ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88. ve 89. maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.
4.86. maddenin 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun’un 50. maddesi ile değişik 7. fıkrasında ise “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88. ve 89. maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
3.Değerlendirme
1.Belirtmek gerekir ki, Mahkemece hükme esas alınan geriye doğru son bir yıllık sürenin esas alınacağı kuralı 5510 sayılı Kanunu’nun 86. maddesinin 8. fıkrası olan “Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır” hükmü ile Kamu İdarelerinin Denetim Elemanlarınca Yapılacak Tespitler Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasında “Kamu idarelerinin denetim elemanlarınca yapılan soruşturma, denetim ve incelemelerden; kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, prime esas gün sayıları veya prime esas kazançları Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı Kurumca yapılacak değerlendirmeden sonra dikkate alınır” hükümleri, sigortalının hizmet süresinin tespitine ilişkin olup, Kurumun kayda dayanmadığı hallerde hizmet tespitinde dikkate alacağı bir durumdur.
Oysa inceleme konusu eldeki davada, tespit edilen Kurum alacağı olup, sigortalının hizmeti kayda dayandığı takdirde Kurum hizmet süresinin tamamını da tespit edebilecektir.
2.Somut olayda, davalı Kurum, kendi alacağının tespiti yönünden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59. maddesinde belirtildiği üzere işlem yapmış, Kurum alacağını belirlemiştir. Düzenlenen Kurum alacağının tespitine ilişkin tutanak aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Kurum alacağına yönelik tespitte, sigortalıya ait hizmetin kayda dayanmaması halinde son bir yıl geriye doğru tespit edileceğine dair hüküm uygulanmayacağından, Mahkemece anılan hükümler uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Kaldı ki Kurum alacağının tespiti, Vergi Denetim Raporu olan kayda dayanmaktadır. Şu halde, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.