ÖZET: Bu karar, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde idarenin öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesi gerektiği yönündeki talebi incelemektedir. İdare, vekalet ücretinin tahsilinde ön başvuru zorunluluğu olmadığını savunsa da, güncel kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, bu tür bir uygulamanın beklenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

İdare Mahkemesi, vekalet ücretinin tahsilinde ödemeye davet yazısı gönderilmemesinin mevzuata aykırı olmadığını belirtse de, bu durumun hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmiştir. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin uygulanması gerektiği, idarenin bu bağlamda daha proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğü’ne, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde ödemeye davet yazısı göndermesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. Bu tavsiye, idarenin işlemlerinin daha adil ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/13846-S.21.22197

BAŞVURU NO : 2021/11837

KARAR TARİHİ : 27/09/2021

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı gönderilmesi hususunda idarenin uyarılmasını talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 06/07/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza (T.C Kimlik No: tarafından yapılan başvuruda özetle; Bitlis Eren Üniversitesi aleyhine Van 3. İdare Mahkemesi nezdinde açmış olduğu davayı kaybettiğini ve aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, Bitlis Eren Üniversitesi Hukuk Müşavirliği’nden ile 26.05.2021 tarihinde telefon yoluyla irtibat kurduğunu ve hükmedilen ödemeyi yapacağını bildirdiği, ödeme için meblağın ve hesap numarasının tarafına bildirilmesini beklerken idarenin doğrudan icraya gittiğini ve mağduriyetine neden olduğunu belirterek; mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı gönderilmesi hususunda idarenin uyarılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 14/07/2021 tarih ve S sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliği tarafından gönderilen 02/08/2021 tarih, E. sayılı ve yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Van 3.İdare Mahkemesinin 26/09/2019 tarihli E, K, sayılı kararı, Üniversitemiz

eski vekili Av. ‘ e 11/10/2019 tarihinde elektronik yolla tebliğ edildiği,

2.2 Üniversite lehine hükmedilen vekalet ücretinin ödenmesi için yaklaşık iki yıl beklendiği, ancak

tarafından ödeme yapılmadığı, bunun üzerine 11/06/2021 tarihinde, Bitlis İcra Müdürlüğünün

Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı,

2.3 İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların icrası için kesinleşme şartı aranmadığı, buna rağmen,

şikayetçinin açmış olduğu davada, yerel mahkeme kararının kesinleşmesi beklendiği, mahkeme kararı kesinleşmesine rağmen, şikayetçi tarafından vekalet ücreti ödenmediğinden İcra ve İflas Kanununun 32.maddesi uyarınca ilamlı icra takibi başlatıldığı,

2.4 Kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine uygun olarak işlem tesis

edildiğinden, şikayetçi tarafından icra dosyasına ödeme yapılarak icra dosyası infazen kapatıldığından bu aşamada şikayetçiye ödemeye davet yazısı gönderilmesinde hukuki bir fayda bulunmadığı,

2.5 Şikayetçi, 26/05/2021 tarihinde Üniversite vekillerinden ile görüştüğü, hükmedilen

vekalet ücretini ödemesi için meblağın ve hesap numarasının tarafına bildirilmesini talep ettiğini belirtse de, Av. veya şikayetçi tarafından, vekalet ücreti ödeneceğine dair herhangi bir bilgi Hukuk Müşaviri Av. verilmediği, iş yoğunluğu nedeniyle Av. ‘ un, Hukuk Müşavirine konuyla ilgili bilgi aktarmayı unutmasının kuvvetle muhtemel olduğu,

2.6 Şikayetçinin bu güne kadar vekalet ücretini ödememesinin nedeni, Üniversite hesap numarasını ve

ödemesi gereken tutarı bilmediğinden değil, yerel mahkeme kararının kendi lehine bozulma ihtimali olduğu, nitekim mahkeme ilamında, ödenmesi gereken vekalet ücreti tutarının 1.362,00 TL olarak belirlendiği,

2.7 Şikayetçinin, kendisinde hesap numarası olmadığı için ödeme yapamadığı iddialarına itibar edilmemesi

gerektiği, şikayetçide, üniversite hesap numarasının bulunduğu, şikayetçinin yakın tarihe kadar

Üniversitede çalıştığından doğal olarak maaşı Üniversite tarafından ödendiği, şikayetçinin banka hareketlerinden kolayca Üniversite hesap numarasına ulaşabileceği, ayrıca, şikayetçinin Üniversite aleyhine açmış olduğu başka davalar da bulunduğundan, yerel mahkemeler tarafından şikayetçi lehine hüküm kurulduğundan, şikayetçiye/vekiline yargılama giderleri, vekalet ücreti, tazminat ödendiği,

2.8 İdari yargı kararlarında, idare aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin idareden tahsili için ön başvuru

yapma zorunluluğu bulunmasına rağmen (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun madde 28), idare lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin şahıslardan tahsili için ön başvuru zorunluluğu bulunmadığı, ayrıca, İcra ve İflas Kanununun İlamların İcrası başlıklı 24 ve devamı maddelerinde de ilamların icrası için ön başvuru yapma zorunluluğundan bahsedilmediği, bu durumda ilamda hükmedilen vekalet ücretinin tahsili için ödemeye davet yazısının gönderilmesi yasal bir zorunluluk olmadığından, yapılan işlemler hukuka uygun olduğu belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye

Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk

Devletidir”,

3.1 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.3 ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü

ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.4 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun;

5.1 “ Para borcu ve teminat için takip” başlıklı 42. maddesinde; “Bir paranın ödenmesine veya bir

teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoluyla veya rehinin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder…”,

5.2 “Hukuku amme borçları” başlıklı 47. maddesinde; “ Para cezasıyla diğer hukuku amme borçlarının

takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şu kadar ki, Devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan alacakları hakkında bu kanunun hükümleri cereyan eder.”,

5.3 “Ödeme emri ve muhtevası” başlıklı 60. maddesinde; “İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda

öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır. Emir:… Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,3. Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi ihtarını…5.

Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.”,

5.4 “Paraların Paylaştırılması Zamanı, Masraflar ve Vekalet Ücreti” başlıklı 138. maddesinde; “…Vekil

vasıtasıyla yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir…”,

6. Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder…Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”, 7. 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin

7.1 “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel

bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa

Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”

7.2 “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; “…ç) İdare: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî

Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerini…”

7.3 “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6. maddesinde;

“İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir. İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir…”

7.4 “Davaların açılması” başlıklı 8. maddesinde; “ İdareler adına dava açma veya icra takibine başlama

talebi, üst yönetici veya iş ve işlemle ilgili merkez veya taşra birim amiri tarafından yapılır. Merkez veya taşra birim amirince yapılan talep üzerine davayı açmakla yetkili ve görevli olanlarca, maddi ve hukuki sebeplerle dava açılmasında kamu menfaati bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesi halinde, üst yöneticinin talimatına göre işlem yapılır. Dava açılması veya icra takibinde bulunulmasını isteyen idare veya birim, dava açılması talebi ile birlikte davaya dair bilgi ve belgeleri zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri dikkate alarak hukuk birimine gönderir. Süresinde gönderilmeyen veya eksik ya da yanlış gönderilen bilgi ve belgeden kaynaklanan sorumluluk bunu gönderen idareye veya birime aittir…”

7.5 “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9. maddesinde; “İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya

icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir. Dava konusu edilmiş veya icraya intikal etmiş uyuşmazlıklarda da taraflarca sulh teklifinde bulunulabilir.

21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan tüm taksit tekliflerinin değerlendirilmesi de bu madde kapsamında yapılır. Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır”

7.6 “Adli uyuşmazlıklarda sulhün usul ve esasları” başlıklı 10. maddesinde; “…Tarafların sulhe davet

yazısının diğer tarafa tebliği ile uyuşmazlık konusu hak ve alacağın tabi olduğu kanuni süreler durur.

Sulhün sağlanamaması halinde bu husus tutanağa bağlanır, tutanak tarihinden itibaren uyuşmazlığın

niteliğine göre kanuni süreler yeniden işlemeye başlar. Mücbir sebep halinde genel hükümlere göre işlem yapılır.”

7.7 “Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri” başlıklı 11. maddesinde;

“…nci maddeye göre başka idare tarafından takip edilen davalar ile Maliye Bakanlığı tarafından takip edilen diğer idarelere ait dava ve icra işlerindeki vazgeçme, feragat ve kabul işlemleri ile yargıya intikal etmiş uyuşmazlıkların sulhen çözümlenmesine ilişkin işlemler, dava veya icra dosyasını takip eden idarenin tabi olduğu usulde yapılır.”

7.8 “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14.

maddesinde; “Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir…”

7.9 “Yönetmelik” başlıklı 16. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hukuki

uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun çalışma usul ve esasları, avukatlık hizmeti satın alınmasıyla ilgili usul ve esaslar ile bunların takip ve denetimine ilişkin hususlar ve vekalet ücretlerinin dağıtımına dair usuller Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir”

7.10 “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18. maddesinde;

“…İdarelerin hukuk hizmetlerine, uyuşmazlıkların sulh yoluyla halline, avukatlık hizmeti satın alınmasına ve davalarla ilgili vazgeçme yetkilerine dair diğer kanunlarda yer alan hükümlerden bu Kanun

Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı olanlar uygulanmaz…” 8. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu, (II) SAYILI CETVEL Özel Bütçeli İdareler

Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri “…81) (Ek: 17/5/2007-5662/9 md.) Bitlis Eren Üniversitesi…” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; mahkemelerce hükmedilen vekâlet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı gönderilmesi hususunda idarenin uyarılmasını talep etmektedir.

11. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

12. İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8. maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın

Yayın Dağıtım Ağustos 2017, s.28)

13. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa

Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli

İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmiştir. Kararnamenin genel gerekçesinde; Kamuda hukuk hizmetinin yürütülmesine ilişkin farklı ve pek çok sayıdaki hukuki düzenleme yerine tek bir kanuni düzenleme yapılarak hukuk hizmetlerinde uygulama birliğinin ve sadeleşmenin sağlanmasının hedeflendiği, ayrıca idarelere sulhe davet mekanizması getirilmekle kamu idarelerinin vatandaşla olan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi öngörülerek vatandaşın hak ve menfaatini gözetecek şekilde uyuşmazlığın öncelikle sulh yoluyla çözümlenmesi, tarafların sulh koşullarında anlaşamamaları halinde uyuşmazlıkların yargıya intikal ettirilmesinin yolunun açılacağı, bu düzenlemeler ile idarelere karşı açılacak davaların azalacağı gibi davaların kısa sürede bitirilmesinin de sağlanarak gerek idarelerdeki gerekse yargı mercilerindeki iş yükünün azaltılmasına katkı sağlanacağının belirtildiği görülmektedir.

14. Bitlis Eren Üniversitesi Hukuk Müşavirliğinin de üniversitenin tüm birimlerinde yasaya uygun işlemler tesis edilmesini sağlamak, hukuki uyuşmazlıkları sulh yoluyla çözüme kavuşturmak, müdahil olunan dava sayısını en aza indirmek, derdest durumda olan davalarda Üniversite lehine kararların çıkmasını sağlamak ve kaybedilen dava sayısını en aza indirmeyi de vizyon olarak belirlediği anlaşılmaktadır.

(https://www.beu.edu.tr/BirimVizyon.aspx?id=16 Erişim tarihi: 23/08/2021)

15. İdare Mahkemesince hükmolunan vekalet ücretinin 659 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesinin kapsamında olmadığı, somut olayda idare tarafından ödemeye davet yazısı gönderilmemesinin yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği görülse de güncel kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın emsalen, idari yargıdan doğan uyuşmazlıklarda da 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında uygulama yapılabileceği değerlendirilmektedir.

16. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

16.1 Van 3.İdare Mahkemesinin 26/09/2019 tarihli 2018/2210 E, K, sayılı dosyası kapsamında

Bitlis Eren Üniversitesi lehine 1.362,00TL vekalet ücretine hükmedildiği,

16.2 Kararın 11/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği,

16.3 Söz konusu lehe hükmedilen vekalet ücretinin tahsili için kararın kesinleşmesinin beklendiği, 2 yıl

beklemenin ardından tahsil işlemi sağlanamadığı,

16.4 İcra İflas Kanunun 32. maddesi çerçevesinde 14/06/2021 tarihinde Bitlis İcra Müdürlüğü kanalı ile

( Esas) icra takibine başlandığı ve 23/06/2021 tarihinde icra dosyasına yapılan ödeme neticesinde

İcra Müdürlüğü tarafından reddiyat işlemlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.

17. Şikayete konu idare tarafından somut olayda Kararın 11/10/2019 tarihinde tebliğ alındığı, tebliğinden sonra 2 yıl kararın kesinleşmesinin ve ödenmesinin beklendiği, başvuranın da daha önceki dava dosyaları mucibince idareye ait hesap numarasını bilmesi gerektiği, başvuran tarafından ödeme yapılmaması üzerine 14/06/2021 tarihinde Bitlis İcra Müdürlüğü marifetiyle tahsile gidildiği, başvuranın icra takibine herhangi bir itirazda bulunmadan gerekli ödemeyi yaptığı görülmüştür.

18. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikteki başvuruya Tavsiye Kararı verilmiştir. (Bkz: 2019/12368 dosya numaralı başvuruya verilen 10/01/2020 tarihli karar)

19. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare her ne kadar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin şahıslardan tahsili için ön başvuru zorunluluğunun bulunmadığını, mevzuatın kendisine yazılı bildirimde bulunma şeklinde bir yükümlülük yüklenmediğini belirtmekte ise ve İYUK’ta idare aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin idareden tahsili için ön başvuru yapma zorunluluğu bulunmasına rağmen (2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanununun madde 28), 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve

Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesinin somut olay bağlamında kurumun iç düzenleyici bir işlemi olmasından öte bir anlam taşıdığı ve günümüz kamu yönetimi anlayışı ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde idareden beklenen davranışın emsalen, idari yargıdan doğan uyuşmazlıklarda da 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında uygulama yapılabileceği anlaşıldığından idarenin işleminin hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede Van İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; İdarenin bundan sonraki işlemlerinde güncel kamu yönetimi ve iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde, mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilinde ilgilisine öncelikle ödemeye davet yazısı göndermesine yönelik makul sürede işlem tesisi için BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Bitlis

Eren Üniversitesi Rektörlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi