ÖZET: Başvuran, İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda mahkum olarak bulunduğunu ve hastaneye, mahkemeye sevklerin “Tekli Ring” adı verilen sağlıksız araçlarla yapıldığını belirterek, bu durumun insan sağlığına uygun araçlarla değiştirilmesini talep etmiştir. Başvuru, 09.09.2024 tarihinde yapılmış olup, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiler doğrultusunda, sevk işlemlerinin mevcut mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.

İlgili idare, sevklerin Jandarma tarafından planlandığını ve modern nakil araçlarının kullanıldığını belirtmiştir. Ayrıca, hasta mahkumların sevklerinin sağlık memurları gözetiminde yapıldığı, acil durumlarda ise ambulans ile gerçekleştirildiği vurgulanmıştır. Başvuranın, “Tekli Ring” aracı ile 84 kez sevk edildiği ve bu süreçte herhangi bir sağlık sorunu olduğuna dair doktor raporunun bulunmadığı da açıklanmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş olup, sevk işlemlerinin mevcut düzenlemelere uygun olduğu değerlendirilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin yerinde olmadığına ve idarenin eylemlerinin hukuka uygun olduğuna kanaat getirmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/13245-S.24.19930

BAŞVURU NO : 2024/11148

KARAR TARİHİ : 29.11.2024

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, hastaneye, mahkemeye vb. sevklerinin mahkumların

BAŞVURUNUN KONUSU :

sağlığını gözetmeyen “Tekli Ring” isimli araçlar yerine insan sağlığına uygun araçlarla yapılmasına yönelik talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09.09.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda kaldığını, mahkumların hastaneye, mahkemeye sevki vb. durumlarda “Tekli Ring” isimli araçlarla taşındığını, bu araç kabinlerinin çok sağlıksız olduğunu, hasta mahkumların bu araçla taşınmasının insanlık suçu olduğunu, bu araçlar yüzünden hasta mahkumların sağlıklarının gözetilmediğini belirterek, bu araçların kullanımdan kaldırılarak mahkumların hastaneye, mahkemeye vb. sevklerinin insan sağlığına uygun araçlarla yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünden 24.09.2024 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel Müdürlüğün 04.11.2024 tarihli ve – – – sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Ceza İnfaz Kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların hastane sevklerinin 22.01.2007 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 45/1 No.lu Genelge’nin

İkinci Bölümünde yer alan “Hükümlü ve Tutukluların Nakil İşlemleri” başlıklı 13 üncü maddesi ile

06.01.2020 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan

Hakları Merkezli Sağlığa Erişim ve Tedavileri, Tedavi Nedeni ile Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri” konulu

172 No.lu Genelgenin Üçüncü Kısım Birinci Bölümünde yer alan “Tedavi Nedeniyle Hastaneye Nakil”

başlıklı maddesi gereğince yerine getirildiği, 2.2. Hükümlü ve tutuklu sevkleri ile sevklerde kullanılan taşıtların sevk ve idaresinin ceza infaz kurumlarının dış güvenlik hizmetlerini yerine getiren Jandarma tarafından planlandığı, 2.3. Hükümlü ve tutukluların sevklerinin Jandarma Genel Komutanlığından alınan görüşler doğrultusunda ve çeşitli üniversitelerle teknik şartname konusunda ortak çalışma yapılmak suretiyle, insan onuru ve can güvenliği dikkate alınarak, çağın getirdiği teknolojik yenilikleri kapsayacak şekilde modern nakil araçlarıyla gerçekleştirildiği, 2.4. Hükümlü ve tutukluların rahatsızlıklarına istinaden kurum hekimi tarafından düzenlenen bir raporun bulunması halinde hastane sevklerinin sağlık memuru gözetiminde hasta nakil aracı ile sağlandığı, ayrıca acil durumlarda 112 Acil Servis ekipleri refakatinde ambulans ile sevklerinin gerçekleştirildiği, 2.5. Sevk işlemleri sırasında hükümlü ve tutukluların ruhsal ve fiziki durumu, diğer hükümlü ve tutuklularla hasımlılık hali ve duruşma özelliği gibi durumlar gözetilerek sevk aracı seçiminin yapıldığı, 2.6. Hükümlü ve tutukluların sevkleri, ceza infaz kurumlarının dış güvenlik hizmetlerini yerine getiren

Jandarma kuvvetleri tarafından ifa edilmekte olduğundan, sevklerde kullanılan taşıtların sevk ve idaresinin de Ceza İnfaz Kurumu Jandarma Komutanlığınca değerlendirildiği, 2.7. Mahkemeleri tarafından duruşma için mevcuden nakli istenilen tutuklu ve hükümlülerin, duruşma gün ve saatlerine ilişkin listeler, günlük olarak Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Jandarma Tabur

Komutanlığına bildirildiği, Jandarma Tabur Komutanlığı tarafından suç grupları ile hasımlılık hali de gözetilerek, gerekli güvenlik önlemleri sağlanmak suretiyle sevk ve nakillerin plânlandığı, il dışı nakil, hastane veya mahkeme sevklerinde doktor tarafından fiziki muayene yapıldığı, doktor raporunda belirtilen şekilde yolculuk yapılmasının sağlandığı, 2.8. Adı geçenin, ring aracı ile gitmesinde ruhsal veya fiziki açıdan bir sağlık sorunu olduğuna ilişkin herhangi bir doktor raporu bulunmadığı, 2.9. Adı geçenin, ring aracı ile 84 kez kurum dışına çıkış yaptığı, tekli ring aracı dışında hasta nakil aracı ile sevk edilmesi hakkında herhangi bir doktor raporunun bulunmadığı, 2.10. Adı geçenin, 26.03.2024 tarihinde kurum aile hekimi tarafından yapılan muayenesi sonrası Aliağa

Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Devlet Hastanesine sevkinin 112 Acil Servis ambulansı ile sağlandığı, kolunda ‘humerus şaftı kırığı’ teşhisi ile Bayraklı Şehir Hastanesine 112 Acil Servis ambulansı ile sağlandığı, kolundaki kırık nedeniyle İzmir Şehir Hastanesine tedavisinin yapılması için 27.03.2024, 28.03.2024, 02.04.2024, 04.04.2024, 18.04.2024, 02.05.2024, 09.05.2024, 20.05.2024, 06.06.2024, 01.08.2024, 06.08.2024 tarihlerinde ring aracı ile sevkinin sağlandığı, 2.11. Adı geçenin Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Devlet Hastanesi Acil, Diş ve FTR Polikliniğine kontrol, sonuç ve fizik tedavisi için sevk edildiği, kol kırığı hakkında 26 seans fizik tedavisinin gerçekleştirildiği, 02.04.2024 tarihinde İzmir Şehir Hastanesinde yatışının önerildiği ve ameliyat plânlamasının uygun olduğunun belirtildiği, 02.04.2024 tarihinde plânlanan sevkine üst araması yaptırmayarak, 13.09.2024 tarihinde Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Devlet Hastanesi FTR

Polikliniğine 17. seans fizik tedavisine hasta olduğu gerekçesi ve 20.09.2024 tarihinde Aliağa Ceza İnfaz

Kurumları Kampüsü Devlet Hastanesi FTR Polikliniğine 21. seans fizik tedavisine kendi isteği ile gitmediğinin tespit edildiği, 2.12. Jandarma Genel Komutanlığının Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevlerinin Dış Koruması ile Sevk ve

Nakil Hizmetleri Yönergesinin 24/2-(b) ve 27/2-(ç) maddesi hükümleri gereğince hükümlü/tutuklulara kelepçe takılmasının güvenlik tedbirleri ile gereklilik, ölçülük ve mahremiyete saygı ilkeleri kapsamında yerine getirildiği, 2.13. Hükümlü/tutuklu sevk ve nakilleri için kullanılmakta olan ring araçlarının yağ, su, lastik, ve araç içi temizlik kontrollerinin ulaştırma birimde görevli şoför tarafından göreve çıkmadan önce yapıldığı, ayrıca görev dönüşlerinde araç bakım ve onarım birimi bünyesinde bulunan oto yıkama bölümünde de araçların iç ve dış temizliğinin rutin olarak yapılarak herhangi bir aksaklığa mahal verilmemesi için gerekli tedbirlerin alındığı, 2.14. Değişen koşullar ve teknoloji ile birlikte sevklerin yerine getirilmesinde tercih edilen yöntemler uyarınca taşıtların üst yapılarında ilerleyen dönemlerde değişiklikler yapılabildiği, 2.15. Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) kapsamında; E-doktor uygulaması çalışmalarına geçildiği, pilot uygulaması devam çalışmanın yaygınlaştırılarak ceza infaz kurumlarındaki sağlık hizmetlerinin teknolojik gelişmelerden faydalandırılmasının, hastane sevki nedeni ile oluşan ve Devlet bütçesine yük getiren giderlerin düşürülmesinin, hükümlü ve tutukluların sağlığa erişiminin hızlandırılmasının, hükümlü ve tutukluların sağlıkla ilgili yakınmalarının önüne geçilmesinin, hastane sevklerinin azaltılması sonucunda gerek hastanelerde gerekse sevk esnasında oluşabilecek güvenlik risklerinin en aza indirilerek toplum güvenliğinin sağlanmasıyla birlikte hükümlü ve tutukluların

7 gün 24 saat doktora ve hastaneye erişebilir hale getirilmesinin ve çok daha rahat bir şekilde sağlık

hizmetlerine erişebilmelerinin, hükümlülerin hastane sevkleri öncesinde rahatsızlıklarına uygun olmayan polikliniklere sevk edilmelerinin önlenmesinin ve tedavi sürecindeki kontrol muayenelerinin hastane sevki gerekmeden gerçekleştirilesinin hedeflendiği, açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”; 3.3. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

(…) Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”;

3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”; 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 6. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 13’üncü maddesinde; “Bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyasi hakkında rapor tanzimine münhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabipler mezundur. Türkiye’de icrayı sanat salahiyetini haiz olmayan tabiplerin raporları muteber olamaz.”; 7. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 7.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”; 7.2. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.

(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”; 7.3. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” kenar başlıklı 71’inci maddesinde; “Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde

Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.”; 7.4. “Hükümlünün Muayene ve Tedavisi” başlıklı 78’inci maddesinde;“(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”; 7.5. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”; 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmeliğin;

8.1. “Sağlık servisi” başlıklı 13’üncü maddesinde; “(1) Sağlık servisi; kurumda koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini cezaevi tabibinin başkanlığında yerine getiren servistir. Sağlık servisinde; cezaevi tabibi, diş tabibi, eczacı, veteriner, diyetisyen, sağlık memuru ve hayvan sağlık memuru görev yapar.

(2) Cezaevi tabibi; a) Kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapar. b) Kurumun sağlık koşullarını bozan hareketlerin önlenmesi amacıyla, tedavi olmayı reddedenleri ve kurumun sağlığını bozacak şekilde hareket edenleri, kurum en üst amirine bildirir”; 8.2. “Revir” başlıklı 97’nci maddesinde; “(1) Her kurumda bir revir bulunur. Revir, cezaevi tabibinin sorumluluğunda faaliyet gösterir.

(2) Kurum revirinde bulundurulması gerekli tıbbi araç ve gereçler ile kurum revirinin çalışma esas ve usulleri kurum iç yönergesinde gösterilir.”; 8.3. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 98’inci maddesinde; “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.

(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbi deney yapılamaz.”; 8.4. “Hükümlülerin hastaneye sevki ile hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 99’uncu maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhal kurum en üst amirine bildirilir.

(2) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.”; 9. 22.01.2007 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 45/1 No.lu Genelgenin, “Nakillerde Alınacak Tedbirler” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Hükümlü veya tutuklunun kuruma veya başka bir yere götürülüp getirilmesi sırasında, mümkün olabildiğince halk tarafından az görülmesi sağlanacak, her hangi bir biçimde aşağılanmaktan, merak uyandırmaktan ve reklam olmaktan koruyacak uygun tedbirler alınacaktır.”; 10. 06.01.2020 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan

Hakları Merkezli Sağlığa Erişim ve Tedavileri, Tedavi Nedeni ile Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri” konulu 172 No.lu Genelgenin Üçüncü Kısım Birinci Bölümünde yer alan “A-Tedavi Nedeniyle

Hastaneye Sevk” başlıklı maddesinde; “1- Ceza infaz kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için

Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edilecektir. 2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acis servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik tedbirleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir. 3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekimi veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda o an

kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır…”; 11. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 6’ncı maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ”; 12. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri İle

Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19’uncu maddesinde; “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.”; 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının; 13.1. “Temel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”; 13.2. “Tıbbi Bakım” başlıklı 39’uncu maddesinde; “Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”; 13.3. “Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı 46’ncı maddesinde; “(1) Özel tedaviye ihtiyacı olan hasta mahpuslar cezaevinde bu tedavinin gerçekleştirilemediği hallerde bu amaca özgülenmiş kurumlara ya da sivil hastanelere nakledilmelidir. (2) Cezaevinin kendi sağlık tesislerinin bulunduğu hallerde bu tesisler tedavi için gelen mahpuslara uygun bakım ve hizmeti sunmaya yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olmalıdır.”; 14. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 6’ncı maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatına göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir. ”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

15. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Ret

Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 16. Başvuran tarafından (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvuruda özetle; mahkumların hastaneye, mahkemeye vb. sevklerinin “Tekli Ring” isimli araçlar yerine insan sağlığına uygun araçlarla yapılmasını talep etmektedir.

17. Anayasamızın 17’nci maddesinin birinci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2’nci ve Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 6’ncı maddeleri ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını da içermektedir.

18. Aynı şekilde Anayasamızın 17’nci maddesinin üçüncü fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’üncü ve İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 2’nci maddesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiş ve Devlete her

mahkûma, insan onuruna yaraşır asgari koşulları sağlama ve hakimiyet alanlarında bulunan kişilere karşı kötü muamelede bulunmama yükümlülüğü yüklenmiştir.

19. Yukarıda yer verilen uluslararası ve ulusal mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülükler çerçevesinde, ceza infaz kurumunda devletin gözetim ve sorumluluğu altında olan tutuklu ve hükümlülerin içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olması gerekliliği de koruma altına alınmaktadır.

İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması gerekir. Ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır koşulların sağlanması için gereklidir (AYM, Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014).

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre cezaevi hastanelerinde verilen sağlık hizmeti, her zaman halkın istifade ettiği en iyi sağlık kurumlarıyla aynı düzeyde olmayabilir; bununla birlikte taraf devletlerin tutuklu ve hükümlülere gerekli tıbbi yardımı sağlayarak, onların sağlığını ve iyiliğini yeterince koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (AİHM, Khudobin / Rusya (59696/00), 26 Ekim 2006).

21. Anayasa Mahkemesi, ölüm olayının veya yaşam hakkına yönelik ciddi bir riskin tespit edilemediği durumlarda ceza infaz kurumlarının fiziki ve tıbbi imkânlarının sağlık durumuna uygun olmamasına dayalı şikâyetleri kötü muamele yasağı kapsamında incelemekte, hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulmasını Anayasanın 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edebilmektedir (AYM, Murat Karabulut, B.No: 2013/2754, 18/2/2016).

22. Somut olayda, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden elde edilen bilgi ve belgelerden özetle; Hükümlü ve tutuklu sevkleri ile sevklerde kullanılan taşıtların sevk ve idaresinin ceza infaz kurumlarının dış güvenlik hizmetlerini yerine getiren Jandarma tarafından planlandığı, sevklerin Jandarma Genel

Komutanlığından alınan görüşler doğrultusunda ve çeşitli üniversitelerle teknik şartname konusunda ortak çalışma yapılmak suretiyle, insan onuru ve can güvenliği dikkate alınarak, çağın getirdiği teknolojik yenilikleri kapsayacak şekilde modern nakil araçlarıyla gerçekleştirildiği, hükümlü ve tutukluların rahatsızlıklarına istinaden kurum hekimi tarafından düzenlenen bir raporun bulunması halinde hastane sevklerinin sağlık memuru gözetiminde hasta nakil aracı ile sağlandığı ayrıca, acil durumlarda

112 Acil Servis ekipleri refakatinde ambulans ile sevklerinin gerçekleştirildiği, sevk işlemleri sırasında

hükümlü ve tutukluların ruhsal ve fiziki durumu, diğer hükümlü ve tutuklularla hasımlılık hali ve duruşma özelliği gibi durumlar gözetilerek sevk aracı seçiminin yapıldığı, il dışı nakil, hastane veya mahkeme sevklerinde doktor tarafından fiziki muayene yapılarak doktor raporunda belirtilen şekilde yolculuk yapılmasının sağlandığı, bu kapsamda, adı geçenin tekli ring aracı ile 84 kez kurum dışına çıkış yaptığı, tekli ring aracı dışında hasta nakil aracı ile sevk edilmesini gerektirecek ruhsal veya fiziki açıdan bir sağlık sorunu olduğuna ilişkin herhangi bir doktor raporunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

23. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın hastaneye, mahkemeye vb. sevk işlemlerinin “Tekli Ring” isimli araçlarla yapılmasının mevzuata uygun olduğu, başvuranın bu araçlarla yapılan sevklerin çok sağlıksız olduğu, hasta mahkumların bu araçla taşınmasının insanlık suçu olduğu ve sağlıklarının bu araçlar yüzünden hiç gözetilmediği yönündeki iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmış olup, ilgili idarenin bu kapsamdaki eylem ve işlemlerinde hukuka ayrılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

25. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21. maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. İlgili İdarenin işlemine karşı

Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi