|
ÖZET: Başvuran, hastalığı nedeniyle Diyarbakır ilindeki ceza infaz kurumuna nakil talep etmiş, ancak bu talep reddedilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan yaşama hakkı, devletin mahkumların sağlık ve esenliğini koruma yükümlülüğünü içermektedir. Başvuranın sağlık durumu, bulunduğu kurumda tedavi olamayacak kadar ciddi olduğuna dair raporlarla belgelenmiştir. Ancak, başvuranın nakil talebinin reddi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve Covid-19 salgını gibi meşru gerekçelere dayandırılmıştır.
Hukuki değerlendirme sonucunda, başvuranın sağlık hizmetlerine erişim hakkının korunması amacıyla, Şanlıurfa ilinde romatoloji polikliniği olan bir hastaneye sevk edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, idarenin mahkumların sağlık ve aile hayatına saygı gösterme yükümlülüğü, nakil taleplerinin incelenmesinde dikkate alınmalıdır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/13974-S.21.22413
BAŞVURU NO : 2021/7220
KARAR TARİHİ : 29/09/2021
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, hastalık ve aile birliği gerekçeleriyle Diyarbakır İlindeki ceza infaz kurumlarından birine nakil talebi
BAŞVURU TARİHİ : 05/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Siverek T tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan Kurumumuza tarihinde intikal eden 10/11/2020 tarihli dilekçesinde özetle; daha önce Kurumumuza başvurularda bulunduğunu, bunun üzerine Bakanlığın “Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi halinde durumun değerlendirileceği” yanıtının verdiğini, bunun üzerine Siverek’te tedavisinin mümkün olmadığına dair heyet raporuyla ikametine yakın gitmek için arz ettiği annesinin raporlarını ekleyerek
Diyarbakır İlindeki D Tipi veya 1, 2, 3, 4 Nolu T Tipi veya 1 ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz
Kurumlarından birine paralı nakil talebinde bulunduğunu, 09/11/2020 tarihinde şahsına tebliği edilen 26/08/2020 tarihli yazıda Diyarbakır İlindeki 3 ve 4 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumlarının tam kapasite çalışmadığı ile 1 ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına mahkum sevkleri yapılmadığı şeklinde cevap verildiğini, oysa 15/09/2020 tarihinde hem il içinden hem de il dışından 1 ve
2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına sevklerin yapıldığını, kendisine geç tebliğ edilen
ret yazısının gerekçesiz kaldığını, geç tebliğin nedeni bilmediğini, ancak bu geç tebliğ nedeniyle paralı nakil talebinin engellendiğini, sağlık ve insani nedenlerle aylardır Diyarbakır İline nakil talebinde bulunduğunu, ancak gerçekleşmediğini belirterek, mağduriyetinin giderilmesi için gerekenin yapılmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuranın Kurumuza 20/12/2019 tarihli ve “tedavilerinin düzenli yapılabilmesi ve ailesine yakın olabilmek için Diyarbakır D tipi veya Diyarbakır 1 nolu T tipi Cezaevlerinden birine sevkinin yapılması ve yeni bir heyet raporu çıkarma kararı alınması işleminin iptali” talepleriyle yaptığı 2019/22528 nolu başvurusu üzerine verilen Gönderme Kararına cevaben Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 28/03/2020 tarih ve . / sayılı yazısında; 2.1. Adı geçenin anılan kuruma geldiği tarihten günümüze kadar birçok defa kurum revirinde muayene ve tedavilerinin yapıldığı, gerekli durumlarda ilaçlarının verildiği ve düzenli kullanımının sağlandığı, ayrıca
kurum revirinde müdahale edilemeyen durumlarda hastanelerin çeşitli bölümlerine sevklerinin yapılarak gerekli muayene ve tedavilerinin yapılmasının sağlandığı ve titizlikle takibinin yapıldığı, 2.2. Adı geçen hakkında Siverek Devlet Hastanesinin 19/09/2019 tarihli ve 251 Sağlık Kurulu
Raporunda; “Hastanın ankilozan spondilit hastalığı mevcup olup bu hastalık için sürekli olacak şekilde
Romatoloji Poliklinik kontrollerine gitmesi ve tedavisinin burada yapılması gerektiğini, tedavisinin mahalinde yapılamadığını, tedavisinin en yakın Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Şanlıurfa Harran
Üniversitesi Tıp Fakültesi, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi veya Diyarbakır Dicle Üniversitesi
Tıp Fakültesinde yapılabildiği” ifadelerine yer verildiği, buna istinaden adı geçenin 09/10/2019 tarihinde
“Hastalık Nedeniyle Nakil” talebinde bulunduğu ve talebine istinaden “Cezasının infazına Şanlıurfa 2 Nolu
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda devam olunması ile hükümlünün sağlık durumuna ilişkin işlemlerin
3 (üç) aydan daha uzun sürmesi halinde, her 3 (üç) ayda bir aldırılacak raporun incelenmek üzere Genel
Müdürlüğümüze gönderilmesinin” belirtildiği, 2.3. Hükümlü 21/10/2019 tarihinde nakilden vazgeçme talepli dilekçesinde çeşitli gerekçeler öne sürerek nakilden vazgeçtiği ve ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır ilinde bulunan Kapalı Ceza
İnfaz Kurumlarından birine nakil gitmek konusunda ısrarcı olduğu, 2.4. Bunun üzerine; 01/08/1998 tarihli ve 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliğinin “Tedaviyi
Reddetme ve Durdurma” başlıklı 25 inci maddesi uyarınca Kurum doktorunca adı geçene ikna çabalarına rağmen alınan ifade tutanağında “Şanlıurfa ilinde bulunan hastanelerde tedavi olmak istemediğini, sonuçları bildiğini, Diyarbakır ilinde bulunan hastanelerde tedavi olmak ve ilde bulunan kapalı ceza infaz kurumlardan birine gitmek istediğini belirttiği tedavi amaçlı Şanlıurfa 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna çıkan nakline gitmeyeceğini” belirttiği ve bunun üzerine adı geçenin naklinin iptal edildiği, 2.5. Adı geçen hükümlü naklinin iptalinden sonra her ay düzenli olarak Diyarbakır ilinde bulunan konumuna uygun ceza infaz kurumlarına kendi isteğiyle nakil talebinde bulunduğu ve ekinde annesinin sağlık raporlarını sunduğu ancak gitmek istediği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması sebebiyle taleplerinin uygun görülmediği, 2.6. Konu ile ilgili olarak; nakil talep nedenlerinin farklı konular olması ve başvuruda sağlık sorunları veya tedavi nedeniyle nakil talep ettiğine dair kesin bir ifadesi bulunmadığından, sağlık nedeniyle naklinin değerlendirilemediği, 2.7. Adı geçen hükümlünün tedavisinin gerekli kıldığı tüm işlemlerin eksiksiz yerine getirilmesi, kontrollerinin düzenli olarak yaptırılması hususunda gerekli duyarlılığın ve özenin gösterilmesini, bu ve benzer şekilde yazılan nakil talep dilekçelerinde ilgi yazılarda belirtildiği şekilde hareket edilmesi; nakil talebinin tedavi veya güvenlik nedeniyle mi yoksa ailevi nedenlerle mi nakil talebi olduğuna dair tek ve kesin bir ibare bulunması halinde doğrudan ilgili birime gönderilmesi ile hükümlü ve tutukluların hastalık ve tedavi nedeniyle nakil talepleri olması halinde ilgi yazılar gereği işlem yapılması için ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığı aracılığıyla gereğine tevessül edildiği, 2.8. Bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesi ile 05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 nci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğüne göndermeleri gerektiği, 2.9. Adı geçenin, nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile belirlenen dönemlerde göndermesi halinde durumunun değerlendirileceği,
2.10. Ayrıca, adı geçene Genel Müdürlüğümüzün 25/02/2020 tarihli ve sayılı cevabî yazısının iletildiği
İfade edilmiştir.
3. Bu başvuru üzerine, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 20/05/2021 tarih ve sayılı yazımızla bilgi ve belge talep edilmiş olup, ilgili Genel Müdürlüğün 27/08/2021 tarih ve sayılı cevabi yazısında; 3.1. k´ın, başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin talep dilekçesi ve ret yazısının bir örneğinin ekte gönderildiği, 3.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda mevcut durum itibarıyla infaz edilmemiş veya kaldırılmamış disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 3.3. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitesinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususların göz önünde bulundurulduğu ve her talebin uygun değerlendirilemediği, 3.4. Adı geçenin naklini talep ettiği: Diyarbakır 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1054, doluluk oranının %105; Diyarbakır 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1059, doluluk oranının %106; Diyarbakır 3 No.lu T
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1026, doluluk oranının %103; Diyarbakır 4 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 693, doluluk oranının %69; Diyarbakır 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 275, doluluk oranının %56; Diyarbakır 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 255, doluluk oranının %52; Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumunun kapasitesinin 688, mevcudunun 513, doluluk oranının %75 olduğu; 3.5. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, 3.6. Yukarıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamının yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp bir bölümünün yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle hükümlünün barındırılabileceği oda sayısının çok kısıtlı olduğu ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, 3.7. Bunun yanı sıra, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 05/03/2021 tarihli ve
2 sayılı genel yazısı ile 01/03/2021-19/03/2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe
bağlı nakil taleplerinin alındığı ve 19/03/2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı ancak Covid-
19 pandemisinin seyrine göre ileriki aylarda nakillerin açılması durumunda adı geçenin tekrardan isteğe
bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirilebileceği, 3.8. Diğer taraftan, ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirin alındığı, /
3.9. Bu kapsamda, adı geçenin anılan Kuruma alındığı 16/07/2018 tarihinden bu yana çeşitli rahatsızlıklarına ilişkin olarak kurum revirinde 104 defa gerekli muayene ve tedavisinin yapıldığı, bunun yanı sıra, ileri derece tetkik ve tedavi gerektiren rahatsızlıklarına ilişkin olarak Siverek Devlet Hastanesinin ilgili polikliniklerinde 14 defa, Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Üniversitesi Hastanesinde
1 defa olmak üzere gerekli muayene, tetkik ve tedavilerinin yapıldığı,
3.10. Ayrıca, adı geçenin 5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi kapsamında 12/10/2018 tarihinde Siverek
Devlet Hastanesine sevkinin sağlanarak ceza tehiri işlemlerinin başlatıldığı, yapılan sağlık işlemlerinin sonucunda, Siverek Devlet Hastanesi tarafından adı geçen hakkında düzenlenen 12/10/2018 tarihli ve rapor numaralı Sağlık Kurulu Kararında, “Hipertansiyon astım hipotiroidi ankılozanspondilit hastalıkları olan hasta ceza infaz kurumu koşullarında hayatını idame ettirebilir. Oy birliğiyle karar verildiği.” ifadelerine yer verildiği, 3.11. Bunun yanı sıra, adı geçen hakkında Siverek Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 19/09/2019 tarihli ve rapor numaralı Sağlık Kurulu Raporunda, “Hastanın ankilozan spodilit hastalığı mevcuttur.
Bu hastalık için sürekli olacak şekilde romatoloji poliklinik kontrollerine gitmesi ve tedavisinin burada yapılması gerekmektedir. Tedavisi mahalinde yapılamamaktadır. Tedavisi en yakın Şanlurfa Eğitim ve
Araştırma Hastanesi, Şanlıurfa Haran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma
Hastanesi veya Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılabilmektedir” ifadelerinde yer verildiği, 3.12. Bunun üzerine, adı geçenin gerekli tetkik ve tedavisinin yapılması adına Genel Müdürlüğümüzün 11/10/2019 tarihli ve sayılı nakil emri ile adı geçenin naklinin Şanlıurfa 2
No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görülerek sağlık durumuna ilişkin işlemlerin üç aydan daha uzun sürmesi halinde her üç ayda bir aldırılacak raporun incelenmek üzere Genel
Müdürlüğümüze gönderilmesinin bildirildiği, ancak adı geçenin kurum idaresine vermiş olduğu 21/10/2019 tarihli dilekçesi ile söz konusu naklinin iptal edilmesini talep etmesi üzerine nakil işleminin yapılmadığı, 3.13. Söz konusu başvuruya ilişkin temin edilen bilgi ve belgelerin bir örneğinin ekte gönderildiği 3.14. Yazı ekinde başvuranın 02/03/2021 tarihli son nakil talep dilekçesinin iletildiği ve dilekçede özetle; Covid-19 pandemisi nedeniyle aylardır nakil talebinde bulmadığından dolayı düzenli kontrol, tetkik ve tedavilerini yaptıramadığını, bir yıl önce verilmiş ilaçları kullanmakla yetindiğini, tedavisinin mahallinde yapılamayacağına dair heyet raporu olduğunu, dilekçesi ekinde vasisi olan ve tekerlekli sandalye ile mobilize olan annesinin raporlarını sunduğunu, annesinin Batman İlinde ikamet etmesine rağmen tedavilerini Diyarbakır ilinde yaptırıldığını ve bu sırada kardeşlerinde kaldığını belirterek, hem annesinin yakınına giderek ziyareti kolaylaştırmak hem de tedavilerini yaptırabilmek için nakil ücreti tarafından karşılanarak Diyarbakır İlindeki cezaevlerinden birine naklini talep ettiği, Görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
/
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
4.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 4.4. ‘‘Özel hayatın gizliliği’’ başlıklı 20 nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.1. “Yaşam hakkı” başlıklı 1 inci maddesinde; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 5.2. “İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” 5.3. ‘‘Özel ve aile hayatına saygı hakkı’’ başlıklı 8 inci maddesinde; ‘‘1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 6. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz.” 7. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler
Bütünü” nün 7.1. ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19 uncu maddesinde; ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ 7.2. ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20 inci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun; /
9.1. “İnfazda temel amaç’’ başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 9.2. ‘‘Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler’’ başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.
e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 9.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinde “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.
(5) (Değişik: 25/5/2005-5351/1 md.) Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir.”; /
9.4. ‘‘Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 9.5. ‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 54 üncü maddesine göre, “ (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.
(2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.”; 9.6. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57 nci maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.
(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde
Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 9.7. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78 inci maddesinde; “ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, /
10. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin
Nakillerinde Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.” 11. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza
İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin ‘‘Hükümlülerin
Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Tüzük’ün ‘‘Kendi istekleri ile nakil
’’ maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir’’ ; 12. 01/06/2020 tarihinde yayımlanan 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası
Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığı Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakiller, Ceza Tehir
İşlemleri konulu Genelgenin “Hükümlü ve Tutukluların Tedavi Nedeni İle Nakil İşlemleri Ve Ceza Tehiri
İşlemleri” başlıklı 3 üncü kısım 4 üncü Bölümünde; 12.1. “ A. Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesinde; “1. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya Üniversitesi hastanesine sevk edilicektir.”, 12.2. “B. Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı maddesi; “1. Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ya da tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması halinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemeyeceği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkum koğuşu bulunan
Devlet ve Üniversite hastaneleri tercih edilecektir.
2. Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.
3. Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek; 13.1. “Temel İlkeler” başlığı altında 3 üncü maddesinde; ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; /
13.2. ‘‘Yerleştirme ve Barındırma’’ başlığı altında 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde; ‘‘Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.’’, ‘‘Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’; 13.3. ‘‘Dış Dünya ile İlişki’’ başlığı altında 24.1., 24.4. ve 24.5. maddelerinde; ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘ Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’ 14. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela
Kuralları)’ nın 42 nci maddesinde; “Beslenme, içme suyu, açık havaya erişim ve fiziksel egzersiz, kişisel hijyen, sağlık hizmeti ve yeterli kişisel alan ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere bu kurallarda belirtilen genel yaşam koşulları istisnasız tüm mahpuslara uygulanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Siverek T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan başvuran özetle; hastalığının barındırıldığı ceza infaz kurumunun bulunduğu Siverek İlçesinde tedavisinin mümkün olmadığına dair heyet raporuyla ikametine yakın gitmek için annesinin raporlarını da ekleyerek Diyarbakır İlindeki ceza infaz kurumlarından birine pek çok kez naklini talep ettiğini, ancak talebinin kabul edilmediğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini istemiştir.
17. Başvuranın hastalık nedeniyle nakil talebiyle ilgili olarak; 17.1. Anayasamız, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını içermektedir.
17.2. Aynı şekilde Anayasamız, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiş ve devlete her mahkuma, insan onuruna yaraşır asgari koşulları sağlama ve hakimiyet alanlarında bulunan kişilere karşı kötü muamelede bulunmama yükümlülüğü yüklenmiştir.
17.3. Uluslararası ve ulusal mevzuatla koruma altına alınan devredilmez ve vazgeçilmez bu haklar
Devlete, her mahkumun insan onuruna uygun koşullarda tutulması ve tedbirin icra yöntemlerinin ilgilinin, tutukluluğa bağlı kaçınılmaz acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması ve hapis cezasının uygulama gerekleri bakımından gerekli tıbbi bakım ve uygun şekilde beslenmesi de dahil olmak üzere, mahkumun sağlık ve esenliğini güvence altına alarak, fiziki bütünlüğünü koruma hususunda pozitif yükümlülük yüklemektedir (AİHM, Kudła/Polonya, B. No: 30210/96, AİHM, Mouisel/Fransa, /
B.No: 22277/93, AİHM Tekin Yıldız/Türkiye, B.No: 22913/93). Anılan yükümlülük, hasta bir kişinin uygun koşullarda tutulması ile sağlığının korunmasının da Devlet tarafından olağan ve makul hapsedilme koşulları bakımından güvence altına alınması ve mahkuma uygun tıbbi bakımın sağlanmasını gerekli kılmaktadır.
17.4. Devletin mahkumun sağlık ve rahatını sağlama yükümlülüğü kapsamında ve Ceza İnfaz Kurum koşulları, Kurum iç ve dış koşullarının hastalığın tedavisinde yetersiz kalması, Kurumda ilgili tıbbi servislerin olmaması, hastanelerin ise uzak olması gibi nedenlerle mahkumun sağlığının olumsuz etkilendiği hallerde, 5275 sayılı Kanun, 151 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü
Genelgesi ilgili hükümlerine göre, başvuranın sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde tedavi nedeniyle başka kurumlara naklinin sağlanması mümkün kılınmıştır.
17.5. Başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden:
17.5.1. Başvuranın, Siverek T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna kendi isteğiyle 16/07/2018 tarihinde geldiği; 17.5.2. Kuruma geldiği tarihinden bu yana çeşitli rahatsızlıklarına ilişkin olarak kurum revirinde yüzdört (104) defa, ileri derece tetkik ve tedavi gerektiren rahatsızlıklarına ilişkin olarak Siverek Devlet
Hastanesinin ilgili polikliniklerinde ondört (14) defa, Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma
Üniversitesi Hastanesinde bir (1) defa olmak üzere gerekli muayene, tetkik ve tedavilerinin yapıldığı; 17.5.3. 12/10/2018 tarihinde Siverek Devlet Hastanesine 5275 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi kapsamında ceza tehiri işlemleri için sevk edildiği, sağlık kurulu tarafından “hipertansiyon, astım, hipotiroidi, ankilozan spondilit” hastalıkları olan başvuranın ceza infaz kurumu koşullarında hayatını idame ettirebileceğine oy birliğiyle karar verildiği; 17.5.4. 19/09/2019 tarihinde yine Siverek Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından başvuranın “ankilozan spodilit” hastalığı nedeniyle sürekli olacak şekilde romatoloji polikliniğinde takip edilmesinin (kontrollerine gitmesi ve tedavisinin burada yapılması) gerektiğinin, tedavisinin mahalinde yapılamadığının, tedavisinin en yakın Şanlurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Şanlıurfa Haran
Üniversitesi Tıp Fakültesi, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi veya Diyarbakır Dicle Üniversitesi
Tıp Fakültesinde yapılabildiğinin ifade edildiği; 17.5.6. Bunun üzerine, adı geçenin gerekli tetkik ve tedavisinin yapılması adına Genel Müdürlüğün 11/10/2019 tarihli nakil emri ile Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakli uygun görülerek sağlık durumuna ilişkin işlemlerin üç aydan daha uzun sürmesi halinde her üç ayda bir aldırılacak raporun incelenmek üzere Genel Müdürlüğe gönderilmesinin bildirildiği, ancak adı geçenin kurum idaresine vermiş olduğu 21/10/2019 tarihli dilekçesi ile söz konusu naklinin iptal edilmesini talep etmesi üzerine nakil işleminin yapılmadığı anlaşılmıştır.
17.6. Mevzuata göre, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle nakil edilebilmesi için bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş olması esas koşuldur. Başvuranın takip ve tedavisinin romatoloji polikliniğinde yapılması gerektiğine ve mahallinde yapılmadığına dair sağlık raporuna istinaden Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce Şanlıurfa 2 No.lu
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görüldüğü, ancak başvuran tarafından söz konusu naklin iptal edilmesinin talep edildiği, ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır ilinde bulunan Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarından birine nakil gitmek konusunda ısrarcı olduğu görülmüştür. Bu durumda başvuranın tedavi veya kontrollerinin aksamasında idarenin ihmali bulunduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmiştir.
17.7. Sonuç olarak; başvuranın, hastalık nedeniyle nakil talebiyle ilgili olarak sağlık hizmetlerine erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması amacıyla, bir an evvel Şanlıurfa ilinde romatoloji polikliniği olan bir hastaneye sevki sağlanarak, romatoloji hekiminin önerileri doğrultusunda kontrol ve tedavilerinin sağlanabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
18. Başvuranın, ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır ilindeki ceza infaz kurumlarından birine nakil talebiyle ilgili olarak; 18.1. Anayasamızda ve AİHS’nde herkesin “özel ve aile hayatına saygı hakkına” sahip olduğu düzenlenmiştir.
18.2. Anayasamızın 19 uncu maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur.
Ancak mahkumun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. ( AİHM, Messina v. Italy,
B.No: 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, B.No: 37862/02, AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No:
2013/4708).
18.3. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması olağandır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (AYM, Murat Aydın, B. No: 2016/58533).
18.4. AİHM kararlarında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
18.5. Yine, AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkumların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8 inci maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
18.6. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesi gereği, idarenin hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Başvuruya konu nakil talebinde, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin oldukça dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği düşünülmüştür.
Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır.
Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
18.7. Somut olayda başvuran, Siverek ilçesinde tedavisinin mümkün olmadığına dair heyet raporuyla ikametine yakın gitmek için arz ettiği annesinin raporlarını ekleyerek Diyarbakır İlindeki Ceza İnfaz
Kurumlarından birine naklini talep ettiği görülmüştür. Hastalık nedeniyle nakil talebi onaltıncı (16.)
paragrafta incelenmiştir. Ailesi nedeniyle nakil talebiyle ilgili olarak, Kurumuna verdiği 02/03/2021 tarihli son nakil talep dilekçesinden annesinin Batman İlinde ikamet ettiği ve kardeşlerinin ise Diyarbakır ilinde ikamet ettiği anlaşılmıştır.
18.8. Diğer taraftan, başvuranın “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, TCK 302/1” suçundan tutuklu olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerekmekte ve bu nedenle talep edebileceği ceza infaz kurumları da, kanunen kısıtlı olmaktadır.
18.9. Ayrıca, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Covid-19 salgınına karşı 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, yüksek bulaşıcılığı olan hastalığın halen spesifik etkili bir tedavisinin bulunamadığı, ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle bu aşamada nakil istemlerinin gerçekleştirilemediği de bilinmektedir.
18.10. Sonuç olarak: başvuranın barındırıldığı Siverek T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun annesinin ikamet ettiği Batman iline ve kardeşlerinin ikamet ettiği Diyarbakır iline çok uzak olmadığı; başvuranın suç grubu nedeniyle yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kurumda barındırılması gerektiği, nakil talep edilen kurumların tamamının yüksek güvenlikli statüde olmadığı, bu bakımdan başvuranın talep ettiği Diyarbakır İlindeki ceza infaz kurumlarında barındırılabileceği oda sayısının çok kısıtlı olduğu ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, bunun yanı sıra covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler de göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda oldukça dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması ve Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılması sonrasında nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın
/
geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiştir.
20. Başvuranın Kurumumuza hitaplı dilekçesinin yaklaşık dört ay sonra tarafımıza iletildiği ve
Kurumumuzun bilgi-belge talep yazısına süresi içerisinde cevap verilmediği görülmüş olup, bundan böyle ilgili idarelerden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
21. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun
Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesi’ne yargı yolu açıktır.
VII. KARAR ÖNERİSİ
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde,
BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE;
Başvuranın Diyarbakır İlindeki ceza infaz kurumlarından birine nakil talebinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın nakil koşullarını taşıması ve talep edilen kurumlarda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Ayrıca, başvuranın Siverek Devlet Hastanesinde tedavisinin mümkün olmadığı, Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil olarak gitmek istemediği, Diyarbakır İlindeki ceza infaz kurumlarından birine naklinin de bu aşamada mümkün olmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın sağlık hizmetlerine erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması amacıyla, Şanlıurfa ilinde romatoloji polikliniği olan bir hastaneye sevki sağlanarak, romatoloji hekiminin önerileri doğrultusunda kontrol ve tedavilerinin yapılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda
ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ADALET BAKANLIĞINCA bu
karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi