|
ÖZET: Bu karar, mahpusların hastaneye sevkleri sırasında yaşadıkları sağlık koşullarının ve nakil araçlarının durumu üzerine odaklanmaktadır. Başvuran, mahpusların hijyenik koşullarda hastaneye sevk edilmesini talep etmiş, ancak idare, mevcut ring araçlarının hijyenik olduğunu ve gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını savunmuştur. Anayasa ve uluslararası sözleşmelere atıfta bulunarak, yaşam ve sağlık hakkının korunması gerektiği vurgulanmıştır.
Hukuki değerlendirmede, AİHM içtihatları ve CPT standartları dikkate alınarak, mahpusların nakil koşullarının insan onuruna saygı çerçevesinde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, mevcut koşulların hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, mahpusların bekletildiği sürelerin kısaltılması ve bekleme koşullarının iyileştirilmesi için Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, mahpusların sağlık haklarının korunması ve insan onuruna saygı gösterilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/3382-S.4848
BAŞVURU NO : 2018/15376
KARAR TARİHİ : 20/05/2019
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, mahpusların, asgari hijyen koşullarını taşıyan bir araçla veya ambulansla hastaneye sevklerinin sağlanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 21/11/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuruda bulunan İnsan Hakları Derneği, …’in Derneklerine yazdığı mektupta; “15 yıldır hükümlü ve hipertrioid hastası olduğunu, Sincan Kadın Ceza İnfaz
Kurumu’nda bulunduğunu, Ankara Numune Hastanesi’nde tedavisinin yapıldığını, cezaevi ile hastane arası yaklaşık bir saat sürdüğünü, üç hükümlünün, kelepçeli bir şekilde kirli, eski ve havasız bir ringde yolculuk ettiklerini, burada hasta hükümlülerin bazen kustuğunu, başı döndüğünü, tuvalet ihtiyacının giderilmediğini, hastaneye vardıklarında akşama kadar nezarethanede bekletildiklerini, bu bekleyişin bazen ringde sürdüğünü ve ringde beklerken kelepçeli tutulduklarını, bu süreçte tuvalet ihtiyaçlarını gidermenin nöbetçi komutanın inisiyatifine bırakıldığını, akşam işleri bittiğinde yine aynı şartlarda cezaevine döndüklerini, son zamanlarda bu ring araçlarının “tabutluk” diye tabir ettikleri tek kişilik ringlere dönüştüğünü, bu ringin çok dar olması nedeniyle adım atmanın, ayakta durmanın, oturduğunda ayaklarını uzatmanın imkansız olduğunu, bu koşullarda hastaneye gitmek istemeyen bazı hükümlülere disiplin cezası verildiğini, kendisinin de hastaneye gittiğinde bir hafta kendine gelemediğini, yaz mevsiminde hastane dönüşünde muhakkak tansiyonunun düştüğünü, kışın ise klimadan dolayı rahatsızlandığını, taleplerinin konfor olmadığını, ancak ayda iki kez ve ağır hasta durumda bu tedavinin amaca ulaşamadığını belirterek asgari hijyen koşullarını sağlayan bir araçla veya ambulansla hastaneye götürülmeleri konusunda yardım talep ettiğini”, Dernek tarafından da söz konusu iddiaların mahpusların hastaneye sevkinin sağlıklı koşullarda yapılmayarak sağlık hakkının ihlal edildiğine dair şüphe uyandırdığı ifade edilerek ambulans sayısının arttırılması, hasta mahpusların sağlıklı koşullarda ve ambulansla hastaneye sevklerinin sağlanması için idareler nezdinde gerekli girişimlerin yapılması talep edilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’nden 05/12/2018 tarih ve … sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel Müdürlüğün 16/01/2019 tarihli cevabi yazısında; 2.1. “Ceza infaz kurumlarına satın alınan ve alınacak yeni araçlar için çeşitli üniversitelerle teknik şartname konusunda ortak çalışma yapıldığı, satın alma işlemlerinde her zaman olduğu gibi insan unsurunun göz önünde bulundurulduğu, can güvenliği konusunda araçların gerekli özelliği taşıması en başta olmak üzere, çağın getirdiği teknolojik yenilikleri kapsayacak şekilde modern olmasına azami özen gösterildiği, 2.2.Ceza infaz kurumlarının ihtiyacına binaen her yıl Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarında yer verildiği ölçüde hasta nakil ambulansı satın alındığı, bu doğrultuda ceza infaz kurumlarında Merkezi Yönetim Bütçe Kanunlarının öngördüğü şekilde yeteri kadar hasta nakil ambulansı bulunduğu, 2.3.Durumu stabil olmayan hükümlü ve tutuklular için ise ihtiyaç duyulduğunda 112 Acil
Hizmet Servisinden Acil Yardım Ambulansı talep edilerek hükümlü ve tutuklular en kısa sürede gerekli sağlık kuruluşlarına ulaştırıldığı, 2.4. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde yer alan ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların il içi ve il dışı, hastane, mahkeme ve diğer sevklerinin, Genel
Müdürlüğümüz tarafından, Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumuna tahsis edilen ring araçları ile yapıldığı, 2.5. Bu ring araçlarının; Trafik Kanunu ve Yönetmeliklere uygun olarak tadil edildiği, klima ve havalandırma sistemleri aktif olarak standartlara uygun olarak hükümlü ve tutukluların sevk ve nakillerinin gerçekleştirildiği, 2.6. Ceza infaz kurumları kampüsünde bulunan kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sevklerinin, açık ceza infaz kurumunda bulunan toplam 49 nakil aracı ile gerçekleştirildiği, 2.7. Ring araçlarındaki iç bölmelerin proje dahilinde yaptırıldığı, buna göre hükümlü ve tutukluların mahkeme, hastane veya başka ceza infaz kurumlarına nakillerinin güvenli bir şekilde yapılmasının sağlandığı, 2.8. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde yer alan ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ileri tetkik ve tedavisi için hastaneye sevkleri dış güvenlik görevlisi jandarma personeli tarafından mevcut ring araçları ile hastaneye götürülerek burada bulunan nezaret olarak adlandırılan bekleme odasına alındığı, burada sırası gelen hükümlü ve tutukluların sırasıyla muayenesinin yaptırıldığı, 2.9. Hükümlü ve tutukluların sevk evrakında uzman doktor tarafından hasta sevk aracıyla nakli uygundur ibaresi olması halinde, kurumda mevcut olan hasta sevk aracıyla sevkin gerçekleştirildiği, ancak hükümlü …’in hastane sevki için ulaşımın sağlandığı ring araçları ile gitmesinde sakınca olduğuna dair doktor raporunun bulunmadığı, 2.10. Bahsi geçen araçların her gün iş bitiminde kuruma ait oto yıkama atölyesinde temizlik işlemlerinin yapıldığı, bir sonraki görev için aracın hijyenik olarak hazır edildiği, 2.11. Bahsi geçen tek kişilik ring araçlarının her bir kabininin yüksekliğinin 1.70 cm. eninin
75 cm. uzunluğunun ise 97 cm. olduğu, nakil esnasında hükümlü ve tutukluların yaş, cinsiyet
ve suç grubuna göre gruplandırıldıkları, can güvenliği ve asayiş nedeniyle birlikte gitmeleri sakıncalı olduğu durumlarda tek kişilik araçların kullanıldığı, 2.12.Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının ve sağlığa erişim haklarının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, 2.13.Bilindiği üzere kelepçe kullanılması hakkında, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 50 nci maddesinde ve Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzükte 155 inci maddesinde gerekli düzenlemelerin yapıldığı, 2.14.Ayrıca, Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevlerinin Dış Koruması İle Sevk ve Nakil
Yönergesine göre hükümlü ve tutukluların hastane, mahkeme veya başka bir kuruma naklinde sorumluluğun jandarma görevlilerinde olduğunun belirtildiği, 2.15.Mevzuat gereğince, hükümlü ve tutukluların sevk veya nakli sırasında kaçmalarını önlemek amacıyla kelepçe takılması, sevk edilenin koluna girilmesi, yeterli sayıda personel ile etrafında çember oluşturulması gibi sağlığa zarar vermeyecek şekilde gerekli bütün önlemlerin jandarma görevlilerince alındığı, 2.16. Öte yandan, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
Nakillerde Alınacak Tedbirler başlıklı 58 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Hükümlülerin kuruma veya başka bir yere götürülüp getirilmesi sırasında, halkla bir araya gelmelerine ve başkaları tarafından görülmelerine engel olacak tedbirler alınır.” hükümler uyarınca hükümlü veya tutukluların bekleme odalarında bekletildikleri, 2.17. Hükümlü ve tutukluların mahkeme, hastane veya il dışı nakillerinin dış güvenlik görevlisi jandarma personeli tarafından yapıldığı, hükümlü/tutuklulara kelepçe takılması, hastane ve mahkemelerde nezarethanede bekletilmesinin dış güvenlik görevlisi jandarma personelinin sorumluluğunda olduğu, 2.18. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü ile Ankara Numune Eğitim ve Araştırma
Hastanesi arasındaki mesafenin yaklaşık 45-50 dakika olduğu, bu kısa süre içerisinde hükümlü veya tutukluların ihtiyaçlarını gidermek üzere bir yerde durmasının asayiş ve güvenlik açısından uygun olmadığı, ancak acil bir durumda mola verilmesinin uygun olacağı”
Bilgilerinin verildiği görülmüştür.
3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu Müdürlüğü’nden 05/12/2018 tarih, … sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Müdürlüğün 13/12/2018 tarihli cevabi yazısı ve eklerinden; 3.1. “Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde yer alan ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların il içi ve il dışı, hastane, mahkeme ve diğer sevklerinin, Adalet
Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından, Sincan Açık Ceza İnfaz
Kurumumuza tahsis edilen ring araçları ile yapıldığı, 3.2. Açık ceza infaz kurumu tarafından; Ceza infaz kurumları kampüsünde bulunan kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sevklerinin, toplam 49 nakil aracı ile gerçekleştirildiği, ring araçlarındaki iç bölmelerin proje dahilinde yaptırıldığı, buna göre hükümlü ve tutukluların mahkeme, hastane veya başka ceza infaz kurumlarına nakillerinin güvenli bir şekilde yapılmasının sağlandığı, 3.3. Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde yer alan ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ileri tetkik ve tedavisi için hastaneye sevkleri dış güvenlik görevlisi jandarma personeli tarafından mevcut ring araçları ile hastaneye götürülerek burada bulunan nezaret olarak adlandırılan bekleme odasına alındığı, burada sırası gelen hükümlü ve tutukluların sırasıyla muayenesinin yaptırıldığı, 3.4. Ancak, hükümlü ve tutukluların sevk evrakında uzman doktor tarafından “hasta sevk aracıyla nakli uygundur” ibaresi olması halinde, kurumda mevcut olan hasta sevk aracıyla sevkin gerçekleştirildiği, 3.5. Araçlar her gün Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumunda iş bitiminde oto yıkama atölyesinde temizlik işlemleri yapılmakta olup, bir sonraki görev için aracın hijyenik olarak hazır edildiği, 3.6. “Tabutluk” diye tabir ettikleri ring araçlarının her bir kabininin yüksekliğinin 1.70 cm.
eninin 75 cm. uzunluğunun ise 97 cm. olduğu, nakil esnasında hükümlü ve tutukluların yaş, cinsiyet ve suç grubuna göre gruplandırıldıkları, can güvenliği ve asayiş nedeniyle birlikte gitmeleri sakıncalı olduğu durumlarda tek kişilik araçların kullanıldığı, 3.7. Kurumumuzda tek kişilik ringlerde hastane ve mahkemeye gitmek istemeyen tutuklu ve hükümlüler hakkında, gitmesi halinde sakıncalı bir durum olduğuna dair doktor raporu bulunmadığından; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 43. Maddesinin 2. Fıkrası d bendi uyarınca; sevke nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacak tedbirlere karşı çıkmak eylemlerinden dolayı disiplin soruşturması başlatılmış olup; disiplin cezası verildiği; 3.8. Hükümlülerin hastanede bulunan bekleme odasına alınmasındaki amaç; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Nakillerde Alınacak Tedbirler başlıklı
58 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Hükümlülerin kuruma veya başka bir yere
götürülüp getirilmesi sırasında, halkla bir araya gelmelerine ve başkaları tarafından görülmelerine engel olacak tedbirler alınır.” hükmü uyarınca bekleme odasında bekletildikleri, 3.9. Hükümlü ve tutukluların mahkeme, hastane veya il dışı nakillerinin dış güvenlik görevlisi jandarma personeli tarafından yapıldığı, hükümlü/tutuklulara kelepçe takılması, hastane ve mahkemelerde nezarethanede bekletilmesinin dış güvenlik görevlisi jandarma personelinin sorumluluğunda olduğu, Jandarma personeli tarafından alınan bu tedbirlerde hükümlülerin firarını önlemek ve can güvenliği açısından alınan tedbirler olduğu, 3.10. Kurumumuz ile Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasındaki mesafenin yaklaşık 45-50 dakikadır. Bu kısa süre içerisinde hükümlü/tutukluların ihtiyaçlarını gidermek üzere; bir yerde aracı durdurmak hem jandarma personeli hem de hükümlü/tutuklu için asayiş ve güvenlik açısından uygun olmadığı, 3.11. Uygulamalarımız asayiş ve güvenliğin sağlanması, tutuklu/hükümlülerin ve güvenlik güçlerinin can güvenliği, firar eyleminin önlenmesi konusunda alınan önlemler olduğu ve yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiği,”
Bilgileri edinilmiştir.
4. Sincan Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı’nın 12/12/2018 tarihli yazısında; 4.1. “Muayene ve tedavi maksadıyla Cezaevi Kampüsü dışında bulunan sağlık kuruluşlarına sevk edildiklerinde; sağlık kuruluşunda tutuklu ve hükümlü nezarethanesi varsa sevk edilen tüm tutuklu ve hükümlülerin muayene ve tedavileri bitene kadar bu nezarethanede, yoksa ring aracında (nezarette yer olmaması durumunda) bekletilmektedir. Cezaevi Kampüsü içerisindeki devlet hastanesinde yapılan sevklerde tutuklu ve hükümlüler haftanın günlerine göre belirlenen cezaevi sıralamasına göre hazır edilmekte, işlemleri biten tutuklu ve hükümlüler derhal cezaevlerine sevk edilmektedir.
4.2. JGY:27-3(A) Devriye Yönergesinin 7’nci maddesi (a-f) bentlerinde yer alan Kelepçe
Kullanılmasına İlişkin Genel Esasların; 4.3. “(l) Jandarma devriyesi, yakalama ve zor kullanma yetkisi kapsamında, yakalanan şahıslara yönelik olarak yakalama ve zor kullanmaya ilişkin koşulların (Direnme, saldırı, kaçma, kişinin kendisinin veya başkalarının güvenliği için tehlike oluşturması ve intihar riski gibi) oluşması durumunda, kelepçe kullanabilir.
4.4. (2)Kelepçe takılması gereken durumlarda kelepçenin takılması Sevk veya Devriye
Komutanının takdirine bağlıdır.
4.5. (3)Çocuklara (0— 18 yaş arasındakilere) kelepçe takılmaz. Ancak, zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için gerekli önlemler alınır.
4.6. (4)Hükümlü ve tutukluların sevk ve nakli sırasında veya ceza infaz kurumu dışında kaçmasını önlemek için kelepçe takmak, sevk edilenin koluna girmek, yeterli sayıda personel ile etrafında çember oluşturmak gibi sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemler alınır
Alınacak emniyet tedbirlerinin derecesinin tayininde belirleyici olan tek husus güvenlik ihtiyacıdır.
4.7.Hükümlü tutuklular, hâkimin ya da mahkemenin önüne götürüldüğünde, kelepçe çıkarılır ve bağlı olmayarak girmeleri sağlanır, Duruşma salonundan ve hâkim önünden çıkışta tahliyesine karar verilen ve haklarında başkaca bir suçtan da sıraya konulmuş hükümlülük veya tutukluluk kararı bulunmadığı bilinenler kelepçesiz olarak, bunlar dışındaki hükümlü ve tutuklular ise kaçacaklarına ilişkin belirtilerin varlığı hâlinde ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz etmelerinin engellenmesi için tekrar kelepçe takılarak, emniyet odasına alınır ve mümkünse ayrı bölümlerde muhafaza edilirler.
Bu şahısların tekrar cezaevlerine götürülmeleri sırasında cezaevi ring araçları içerisinde aynı esaslara uyulmasına dikkat edilir.
4.8.Tutuklu ve hükümlülerin sağlık kuruluşlarında tedavileri esnasında, gerektiğinde hükümlü ve tutukluların sağlığına zarar vermeyecek şekilde, kaçmalarını önlemek için kelepçe takılabilir. Ancak, yapılacak muayene ve tedaviyi engellediği için kelepçenin çıkarılmasının doktor tarafından talep edilmesi hâlinde, muayene ve tedavi sırasında gerekli emniyet tedbirleri alındıktan sonra kelepçe çıkarılır. Bu hususun neden olabileceği aksaklıklar ilâve tedbirlerle giderilir talimatı yer almaktadır, 4.9.Kelepçe, bilekleri aşırı derecede sıkacak şekilde takılmaz. Kelepçelenen şahıs tarafından, kelepçenin görünmesinin engellenmek istenmesi durumunda gerekli kolaylık gösterilir. Yaşlı ve hamilelere zorunlu hâller hariç kelepçe takılmaz.” hususlarının yer aldığı görülmekte olup, yapılan tüm sevk ve nakillerde tutuklu ve hükümlüler ring araçlarında kelepçeli olarak sevk edilmekte ve kelepçeli olarak bekletilmektedirler. Ring araçlarında bekletilen tutuklu ve hükümlüler tuvalet ihtiyaçlarını bildirdiklerinde gerekli emniyet tedbirleri alınarak tuvalet ihtiyaçlarını gidermeleri sağlanmakta ve fuzuli olarak bekletilmemektedir.
4.10.Kapalı ceza infaz kurumları, hastaneye sevk edilecek tutuklu ve hükümlülerle ilgili taleplerini bir gün önceden Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığına bildirmekte, Cezaevi
Jandarma Tabur Komutanlığınca gerekli planlama yapılarak ertesi gün talep edilen tüm tutuklu ve hükümlüler sevk edilmesi talep edilen sağlık kuruluşlarına sevkleri yapılarak muayene ve tedavileri yaptırılmaktadır Ancak bazen adliye faaliyetlerinin yoğunluğu, adliye faaliyetlerinin iptal edilememesi ve personel yetersizliği nedeniyle acil olanlar hariç bazı sağlık kuruluşlarına yapılacak sevklerde ertelemeler yapılmakta ve müteakiben uygun olan en kısa zamanda ertelenen sevkler yerine getirilmektedir.
4.11. Sonuç olarak; Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığınca icra edilen tüm faaliyetlerin ilgili mevzuatlarda belirtilen hususlar doğrultusunda yerine getirildiği, ancak bazen icra edilen faaliyetlerin yoğunluğu ve personel yetersizliği nedeniyle cezaevleri ile görüşülerek hayati derecede önemli olmayan ve ertelendiğinde tutuklu ve hükümlünün sağlık açısından zarar görmeyeceği değerlendirilen sevklerde ertelemeler yapılabildiği, yapılan bu ertelemelerin uygun olan en kısa sürede giderilerek tüm tutuklu ve hükümlerin muayene ve tedavilerinin yapılmasının sağlandığı”
Bilgileri edinilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” , 5.1. Anayasanın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin ilgili fıkralarında; “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
(…)
Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 5.2. Anayasanın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesinin ilgili fıkralarında; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
(…)
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.”; 5.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74.
maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”; 7.1. ‘‘İnfazda temel amaç’’ başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında ‘‘Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.’’, 7.2.‘‘Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler’’ başlıklı 6. maddesinin 1. Fıkrasında
“Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar.
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.
e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur. ’’; 7.3. “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” başlıklı 43. maddesinin ilgili hükmünde “(1)
Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.
(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:
a) Sayım yapılmasına karşı çıkmak.
b) Aramaya karşı çıkmak.
c) Sevke, nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacak tedbirlere karşı çıkmak.
d) Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak.
(….), 7.4. “Nakillerde alınacak tedbirler” başlıklı 58. maddesinde “(1) Hükümlülerin kuruma veya başka bir yere götürülüp getirilmesi sırasında, halkla bir araya gelmelerine ve başkaları tarafından görülmelerine engel olacak tedbirler alınır.
(2) Hükümlü, havalandırma ve ışık durumu yetersiz araçlarla, eziyet verici veya onur kırıcı şekilde nakledilemez. Nakil sırasında alınacak tedbirler, hükümlünün firarını önleyici ve yukarıdaki fıkrada yazılı engelleri gerçekleştirici sınırları aşamaz, birbirleriyle ve görevlilerle herhangi bir tartışmaya girmelerini engelleyici boyutları geçemez.
(3) Çocuk eğitimevlerine nakiller kurum görevlisinin nezaretinde yapılır. Açık ceza infaz kurumlarına nakiller ise kurum görevlisi olmaksızın yapılır. Bu hâlde hükümlünün, aynı il sınırları içinde bulunan ceza infaz kurumları arasındaki nakillerde aynı gün içinde; farklı illerde bulunan ceza infaz kurumları arasındaki nakillerde ise kurum amirinin kırksekiz saati geçmeyecek şekilde belirleyeceği süre içinde, nakledildiği açık ceza infaz kurumuna giriş yapması gerekir. Belirlenen sürelerde açık ceza infaz kurumuna giriş yapmayan hükümlüler hakkında 97 nci madde hükümleri uygulanır.
(4) Görevli nezaretinde yapılan nakiller sırasında hükümlünün iaşe ve bedensel ihtiyaçları giderilir.” 7.5. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. maddesinde “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.”, 7.6. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78. maddesinde “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, 7.7. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. maddesinde “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”; 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzük’ün “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 94. maddesinde
“(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir”.
8.1. “Hastaneye sevk” başlıklı 115. maddesinde “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhâl kurum en üst amirine bildirilir.”; 8.2. “Hükümlülerin hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 116. maddesinde “(1)
Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri
Devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir. Hükümlülerin yatarak tedavileri bunlar için ayrılan hükümlü koğuşlarında yapılır. Hükümlü koğuşu yoksa tedavileri dış güvenlikten sorumlu güvenlik görevlileri tarafından gerekli önlemler alınarak hastanelerin diğer birimlerinde yapılır.
(2) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışındaki yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü odası dışındaki bir bölümde yapılır.
(3) Kurum dışında yatarak tedavileri yapılan hükümlülerin yanında, tedaviyi yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun bildirilmesi hâlinde, eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, bunların olmaması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını refakatçi olarak bulundurulabilir.”; 8.3. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 117. maddesinde “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Kurumda, hükümlünün muayene veya tedavisi sırasında cezaevi tabibi tarafından talep edilmediği sürece muayene odasında sağlık personeli dışında görevli bulundurulmaz. Ancak güvenlik amacıyla ve konuşulanların duyulmayacağı şekilde, kurum idaresi tarafından gerekli tedbirler alınır.
(3) Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(4) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”; 8.4. “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” başlıklı 149. maddesinde “(1) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.
(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, 5275 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan eylemler hakkında uygulanır.
(3) Resmî ve yetkili merciler ile avukatlar ve yasal temsilcilerle görüşmelerde bu madde hükmü uygulanmaz.”; 8.5. “Nakillerde alınacak tedbirler” başlıklı 169. maddesinde “(1) Hükümlülerin kuruma veya başka bir yere götürülüp getirilmesi sırasında, halkla bir araya gelmelerine ve başkaları tarafından görülmelerine engel olacak tedbirler alınır.
(2) Hükümlü, havalandırma ve ışık durumu yetersiz araçlarla, eziyet verici veya onur kırıcı şekilde nakledilemez. Nakil sırasında alınacak tedbirler, hükümlünün firarını önleyici ve yukarıdaki fıkrada yazılı engelleri gerçekleştirici sınırları aşamaz, birbirleriyle ve görevlilerle herhangi bir tartışmaya girmelerini engelleyici boyutları geçemez.
(3) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevleri arasındaki nakiller veya kapalı kurumlardan açık kurumlara ve çocuk eğitimevlerine nakiller, infaz ve koruma memuru nezaretinde yapılır.
Kapalı kurumlara nakiller dış güvenlik görevlilerince yerine getirilir.
(4) Nakil sırasında hükümlünün iaşe ve bedensel ihtiyaçları giderilir.”; 9. 21/1/2017 tarih ve 29995 Resmi Gazete sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri
Yönetmeliği’nin “Mülki görevlerin esasları” başlıklı 11. maddesinin ilgili fıkrasında “(1)
Jandarma; (…)
g) Ceza infaz kurumlarının dış korumalarını sağlayıcı önlemleri alır, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlar.
(…)”; 9.1. “Sevk ve nakil istemi” başlıklı 26. maddesinde “(1) Bir ceza infaz kurumundan diğer bir ceza infaz kurumuna gönderilmesi gereken tutuklu ve hükümlüler, kanunen yetkili makamın yazılı istemi üzerine, jandarma kuvvetlerince istenilen yere götürülürler.”; 9.2. “Sevk ve ulaşım aracının seçilmesi” başlıklı 27. maddesinde “(1) Hükümlü ve tutukluların sevk ve nakillerinin bu iş için ayrılmış olan ceza infaz kurumu araçlarıyla yapılması esastır. Bu gibi araçların bulunmaması ya da sevk ve naklen bu araçlarla yapılamaması durumunda; öncelikle kamuya ait kitle ulaşım araçlarından ya da diğer toplu taşıma araçlarından yararlanılır. Kamuya ait kitle ulaşım araçlarıyla sevk sırasında ilgili kamu kurumlarınca özel bir bölüm ayrılması zorunludur. Sağlık mazereti bulunanlar ile zorunlu haller dışında özel taşıtlarla sevk yoluna gidilemez.
(2) İhtiyaç durumunda uçak ile sevk yapılabilir.
(3) Jandarmaya ait hizmet araçları sevklerde kullanılmaz.”; 9.3. “Sevk ve nakil edilecek tutuklu ve hükümlülerin teslim alınması” başlıklı 28.
maddesinde “ (1) Tutuklu ve hükümlülerin teslim alınması sırasından öncelikle bu kimselerin yetkili makamlarca sevk ve nakli istenen kimseler olup olmadığı araştırılarak üstleri aranır.
Yanlarında silah, kaçmalarına yardım edecek tehlikeli bir alet ya da para ve kıymetli eşya varsa alınır. Teslim alınan nesnelerin cins ve miktarlarını gösterir bir alındı belgesi, tutuklu ve hükümlülere verilir. Yapılan işlem sevk pusulasına yazılır.
(2) Sevk ve nakil edilecek yere varıldığında, alınan bu nesneler tutanakla, tutuklu ve hükümlülerin yanında ilgili kurum yetkililerine teslim edilir.
(3) Sağlık açısından sevke engel bir durumun varlığı doktor raporuyla saptandığında sevk yapılmaz. Durum ilgili makama yazıyla bildirilir.”; 9.4. “Kadın ve erkeklerin birlikte sevk ve nakli” başlıklı 29. maddesinde “(1) İştirak halinde suç işlemiş olanlar ile kanunen önemli ilişki sayılacak derecede yakınlığı olanlar dışında; erkek ve kadın tutuklu ya da hükümlüler, birlikte sevk edilemez.
(2) Sevk edilen tutuklu ve hükümlünün kadın olması durumunda, kadın ceza infaz koruma görevlisi verilir.”; 9.5. “Sevk ve nakil sırasında alınacak önlemler” başlıklı 34. maddesinde “(1) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakli sırasında kaçmalarını önlemek için sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemler alınır. Sevkten önce sevk yapılacak yerin jandarma komutanlığına bilgi verilerek kendi yönünden gerekli önlemleri alması sağlanır.” 9.6. “Tutuklu ve hükümlülerin sağlık kuruluşlarında muhafazası” başlıklı 35. maddesinde
“(1) Tutuklu ve hükümlülerden, hastalananların ceza infaz kurumlarının kendi revirlerinde iyileştirilmeleri esastır. Zorunlu durumlarda diğer sağlık kurumlarına sevk edilenlerin, bu yerlerde muhafazası jandarma tarafından sağlanır.
(2) Sağlık kurumlarında önceden, jandarmanın görüşü alınarak tutuklu ve hükümlülerin iyileştirilmeleri sırasında konabilecekleri özel yerleri ilgili kuruluşlarca hazırlanır ve her an hizmete hazır ve bakımlı bulundurulur. Sağlık kurumlarına sevk edilen tutuklu ve hükümlüler mevzuatta öngörülen esaslara uygun tarzda önlemler alınarak bu yerlere konur ve jandarma tarafından muhafaza edilirler.”; 10. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı
‘‘Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler’’ konulu Genelgenin
“Nakillerde Alınacak Tedbirler” başlıklı 21. maddesinin ilgili fıkralarında “(1) Hükümlü veya tutuklunun kuruma veya başka bir yere götürülüp getirilmesi sırasında, mümkün olabildiğince halk tarafından az görülmesi sağlanacak, her hangi bir biçimde aşağılanmaktan, merak uyandırmaktan ve dikkat çekici hareketlerden koruyacak uygun tedbirler alınacaktır.
(2) Hükümlü veya tutuklular, havalandırma ve ışık durumu yetersiz araçlarla, eziyet verici veya onur kırıcı şekilde nakledilemeyecektir. Nakil sırasında alınacak tedbirler, firarı önleyici ve yukarıdaki fıkrada yazılı engelleri gerçekleştirici sınırları aşmayacaktır.
(4) Nakil sırasında hükümlü veya tutukluların iaşe ve diğer zorunlu ihtiyaçları giderilmesi için gerekli tedbirler alınacaktır.”, 11. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve
Nakilleri İle Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün “Sevk ve nakillerin yapılması, süresi ve esasları” başlıklı 19. maddesinde “(1) Ceza infaz kurumu idaresince hükümlü ve tutukluların hastane ve duruşmaya sevk yazıları, zorunlu haller dışında en geç iki gün öncesinden jandarmaya gönderilir ve jandarma koruma birlik komutanlığınca da istenilen gün ve saatte hizmete uygun olarak sevkler yapılır.
(2) Başka ceza infaz kurumuna nakledilecek hükümlü ve tutukluların nakilleri, ilgili yazıların jandarmaya intikal etmesinden itibaren zorunlu haller dışında en geç bir hafta içinde yapılır.
(3) Nakilleri yapılacak hükümlü ve tutuklulara ait sevk bilgileri zorunlu haller dışında nakilden en geç bir gün önce jandarma tarafından kurum idaresine bildirilir.
(4) Bayan hükümlü ve tutukluların hastane sevki hariç, duruşmaya sevkleri ve nakilleri sırasında bayan infaz ve koruma memuru görevlendirilmez.”, 11.1. “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28. maddesinde “(1)
Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve sevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.”; 11.2. “Ring araçları için görüş alınması” başlıklı 30. maddesinde “(1) Adalet Bakanlığınca yeni ring araçları alınırken veya bu araçların karoserleri yapılırken; güvenlikle ilgili konularda jandarmanın görüşü alınır ve varılacak mutabakata göre araçların iç bölmelerinde jandarmaya ait silah ve eşyaların muhafazası için kapalı bölme yaptırılması sağlanır.
(2) Ayrıca, mevcut ring araçlarında firara neden olabileceği tespit edilen eksiklikler Adalet
Bakanlığınca giderilir.
(3) Ring araçlarıyla sadece hükümlü ve tutuklu sevk ve nakli yapılır ve bu araçlar başka amaçla kullanılamaz.”; 11.3. “Hükümlü koğuşu ve servisi” başlıklı 32. maddesinde “(1) Hükümlü koğuşu ve servisi; hastane bünyesinde doğrudan güneş alan diğer hasta odaları ile aynı şartları taşıyan, erkek, kadın ve gerekli durumlarda çocuk olmak üzere en az birer odadan oluşan, firara karşı engellerin bulunduğu, dış güvenliğinin jandarma, iç güvenliğinin ise ceza infaz kurumu personeli tarafından sağlandığı, hükümlü ve tutuklulara yatarak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri verilmek üzere ayrılan bölümlerdir. Bu koğuş ve servislerden tutuklular da yararlanır.
(2) Akıl ve ruh sağlığı hastanelerinin tümünde en kısa zamanda kadın, erkek ve çocuklar için ayrı ayrı hükümlü koğuşu açılır. Mevcut olanların ise kapasitesi artırılır. Muayene ve tedavi için getirilen hükümlülerin bekletileceği, lavabo ve tuvaletin bulunduğu yeterli genişlikte bir bekleme alanı oluşturulur.
(3) Yeni kurulan hastanelerdeki hükümlü koğuşu bilgileri Adalet Bakanlığına bildirilir.
(4) Hükümlü servislerinde görev alan jandarma ve ceza infaz kurumu personelinin iaşe ve ibatesi ile hasta hükümlü ve tutuklu hareketliliği yoğun olan hastanelerde uygun mekanlar
Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanır ve hazırlanır.”; 11.4. “Hastanelerdeki tedavilerin hükümlü koğuşlarında yapılması” başlıklı 33.
maddesinde “(1) Hastaneye sevk edilen hükümlü ve tutuklular, yatarak tedavi edilmeleri gerektiği takdirde, o hastanede bunlara tahsis edilen hükümlü koğuşuna yatırılır ve tedavileri burada yapılır. Hastanede hükümlü koğuşu olmadığı takdirde, jandarma tarafından gerekli güvenlik tedbirleri alınarak oluşturulacak geçici hükümlü koğuşlarında tedavileri tamamlanır.
(2) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevi hükümlülerinin kurum dışında yatarak tedavileri, tedavi eden kurumun bulunduğu yerdeki kurumun iç güvenlik görevlileri gözetiminde ve hükümlü koğuşu dışındaki bir bölümde yapılır.” 11.5. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34. maddesinde “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3) Hükümlü ve tutuklular acil haller dışında özel sağlık kuruluşlarına sevk edilmez.
(4) Kampüslerde kurulan semt polikliniklerinde, kampüste bulunan ceza infaz kurumu hasta hükümlü ve tutuklularının yanında, başka ceza infaz kurumlarından gelen hasta hükümlü ve tutukluların da muayene ve tedavisi yapılabilir.”, 11.6. “Hükümlü servislerindeki infaz hizmetleri” başlıklı 35. maddesinde “(1) Hükümlü koğuşları ve servisleri, ceza infaz kurumlarının bir bölümü olarak kabul edilir ve infaz mevzuatı bu bölümlerde de uygulanır.
(2) Koğuşlarda ve servislerde belirsiz zamanlarda sağlık hizmetlerini aksatmayacak şekilde ceza infaz kurumu personeli tarafından arama yapılır. Ziyaretler mahsus deftere kaydedilir ve bu defterler düzenli aralıklarla kurum müdürlüğünce denetlenir.”, 11.7. “Muayenelerde güvenliğin ve hasta mahremiyetinin sağlanması” başlıklı 38.
maddesinde “(1) Ceza infaz kurumu müdürlüğü bulunan yerlerdeki hastanelerde firara karşı engellerin bulunduğu muhafazalı muayene odaları oluşturulur.
(2) Hükümlü ve tutukluların hastanelerde muayeneleri, firara karşı engellerin bulunduğu muhafazalı odalarda yapılır. Jandarma muayene esnasında oda dışında bulunur ve gerekli güvenlik tedbirlerini alır. Doktorun yazılı olarak talep etmesi halinde jandarma muayene odasında bulunur.
(3) Ancak, hükümlü ve tutukluların muayene esnasında yaptıkları her türlü mevzuata aykırı talepleri ilgili sağlık personeli tarafından anında jandarma devriye komutanına bildirilir.
(4) Hastanelerde tutuklu ve hükümlüler için muhafazalı muayene odaları yapılıncaya kadar jandarma muayene odası içinde bulunur ve doktorla hasta arasında geçecek konuşmalar duymayacak uzaklıkta koruma tedbirini alır.”; 12. Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık
Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokolün “Ceza İnfaz Kurumu Semt Polikliniği” başlıklı 4. maddesinde “Ankara-Sincan, İstanbul-Silivri ve İstanbul-Maltepe Ceza İnfaz
Kurumları kampüsleri bünyesindeki sağlık birimleri. Sağlık Bakanlığınca uygun görülen hastanelere bağlanır ve ceza infaz kurumu semt polikliniği olarak yapılandırılır ve hizmete devam eder.
Hükümlü ve tutuklu mevcudu ile kurum personeli ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısının toplamı 5000’i aşan kampüsler bünyesinde; Adalet Bakanlığının talebi ve Sağlık
Bakanlığının onayı ile ceza infaz kurumu semt polikliniği açılabilir.”; 13.Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları
Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3. maddesi
‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 13.1. ‘‘Mahpusların Nakli” başlıklı ilgili maddelerde;
“32.1 Mahpuslar bir cezaevine nakledildiğinde veya cezaevinden alındığında ya da mahkeme veya hastane gibi diğer kurumlara sevk edildiğinde, toplumun gözü önünde mümkün olabildiğince az tutulmalı ve gerçek kimliklerinin açığa çıkmamasının temini için uygun güvenlik önlemleri alınmalıdır.
32.2. Mahpuslarının nakillerinin havalandırma veya ışıklandırması yetersiz olan ya da onlara gereksiz olarak fiziksel acı verecek ya da onurlarını kıracak taşıtlarda yapılması yasaklanmalıdır.
32.3. Mahpusların nakilleri kamu otoritelerinin kontrolü altında yapılır ve nakil giderleri bu otoritelerce karşılanır.”, 13.2. “Tıbbi Bakım” başlıklı 39. maddede “Cezaevi yetkilileri tüm mahpusların sağlığını korumalıdır.”, 13.3. “Tıbbi Bakımın Temini” başlıklı ilgili maddelerde;
“46.1.Uzman tedavisine gerek duyan hasta mahpuslar, bu hastalığın tedavisinin cezaevinde yapılmasının mümkün olmaması halinde uzman kurumlara veya sivil hastanelere nakledilmelidir.
46.2.Cezaevi servisinin kendisine ait hastane tesislerinin olması halinde bu hastane ilgili mahpusların uygun bakım ve tedavilerini sağlamak için yeterli personele sahip olmalı ve yeterince donatılmış olmalıdır.”; 14. BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar’ın “Mahsupların nakli” başlıklı 45. maddesinde; “(1) Mahpusların kurumdan götürülmesi veya kuruma getirilmesi sırasında, mümkün olduğu kadar halkın kendilerini görmesinden sakınılır; mahpusların bir saldırıya, merak uyandırmaya ve her hangi bir biçimde ifşa edilmeye karşı korunmaları için gerekli tedbirler alınır.
(2) Mahpusların yeterli hava ve ışıklandırması olmayan bir araçla veya kendilerini fiziksel sıkıntı içinde bırakacak her hangi bir tarzda nakledilmeleri yasaklanır.
(3) Mahpusların nakil masrafları idare tarafından karşılanır ve mahpusların hepsi eşit şartlarda nakledilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“ Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Anayasamızın 17. maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahip olduğu, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı vurgulanmıştır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanunun ise, “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler’’ başlıklı 6. maddesinde, hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluğun, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirileceğini belirtmiştir.
17. “Yaşam hakkı”, “sağlık hakkı” ve “işkence ve kötü muamele yasağı” na ilişkin hükümler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa
Sözleşmesi gibi birçok uluslararası belgede yer almaktadır. Ayrıca, bu konuda Birleşmiş
Milletler bünyesinde oluşturulan “Mahpuslara Uygulanması Gerekli Asgari Standart Kurallar”,
4 Kasım 1999 tarihli “İstanbul Protokolü”, Dünya Tabipler Birliği’nce 1975 yılında kabul
edilen ve 2006 yılında gözden geçirilerek düzeltilen “Tokyo Bildirgesi”, Avrupa Konseyi bünyesinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin üye devletlere yönelik “Avrupa Cezaevi
Kuralları” hakkında (2006) 2 No’lu Tavsiye Kararı, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya
Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nce (CPT), özgürlüklerinden yoksun bırakılan insanlara muameleye ilişkin geliştirilen standartlar vasıtasıyla mahpusların sağlık hakkına ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
18. 5275 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca, hükümlünün sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahip olduğu, bunun için öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirileceği, hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirileceği, Jandarma Görev Yönetmeliğinde ise, hükümlülerin hastanelere sevk ve nakillerinin Jandarmanın görevleri arasında olduğu düzenlenmiştir.
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkumların ceza infaz kurumlarının, kötü yaşam koşulları nedeniyle yaptıkları şikayetlerini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3.
maddesinde yer alan ‘İşkence Yasağı’ başlığı altında ele almıştır. Nitekim bir kararında
“AİHS’nin özgürlükten yoksun bırakılan kimselerin ve dolayısıyla bu durumdaki hasta kişilerin durumuna ilişkin hiçbir özel hüküm içermediği doğrudur. Ancak gerekli tıbbi bakımı sağlayarak devletin tutukluların fiziksel bütünlüğünü koruma yükümlülüğünden ayrı olarak, doğal yolla ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artıyor ya da artma riski bulunuyor ise, kendi başına 3. madde alanına girebileceğini hatırlatmak gerekir.” (Bkz., Mouisel v. Fransa
Kararı, Başvuru No : 2018/1537667263/01, § 37, 38, 40; Tekin Yıldız v. Türkiye Kararı, Başvuru No : 2018/15376 22913/04, §70) şeklinde karar vermiştir.
20. Ceza infaz kurumunda kullanılan nakil araçlarının (ring aracı) niteliği bakımından yapılan değerlendirme; 20.1.AİHM içtihadına göre, bir kötü muamelenin, 3. madde alanına girmesi için, asgari bir vehamete ulaşmış olması gerektiğini hatırlatır. Bu asgarinin değerlendirilmesi esas olarak nisbî (göreceli) olup davanın verilerinin tamamına, özellikle muamelenin süresi ve bedensel ve zihni etkileri ile bazen mağdurun cinsiyet, yaş ve sağlık durumuna bağlıdır. (Bkz., Mouisel v. Fransa Kararı, Başvuru No : 2018/1537667263/01, § 37, Kudla v. Polonya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 30210/96, § 91, Tarariyeva v. Rusya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 4353/03, § 114; Raninen v. Finlandiya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 20972/92, § 55.)
20.2. AİHM, bir kararında, ulaşım koşullarının Sözleşme’nin 3. maddesinin gereklerine uygunluğunu daha önce incelemediğini, bu hususta CPT raporları doğrultusunda inceleme yaptığını belirtmiştir. Mahpusların nakli ile ilgili olarak, CPT, süresi ne kadar kısa olursa olsun, bir kişiyi taşımak için uygun olmayan, 0.4, 0.5 veya hatta 0.8 m²’lik münferit bölmeleri dikkate almıştır (Bkz., CPT / Inf (2004) 36 (Azerbaycan), § 152; CPT / Inf (2004) 12 (Lüksemburg), § 19; CPT / Inf (2002) 23 (Ukrayna), § 129; CPT / Inf (2001) 22 (Litvanya), § 118; CPT / Inf (98) 13 (Polonya), § 68). AİHM, mevcut davada, cezaevindeki minibüsün içindeki (1 m 2 ‘lik münferit) bireysel bölmeler, tasarım kapasitesinin aşılmadığını ve yeterince aydınlatıldığını, havalandırıldığını ve ısıtıldığını varsayarak ve araç hareket halindeyken mahpusların dengelerini kaybetmelerini önleyecek yeterli oturma ve donanım ile donatılmış olması nedeniyle CPT’nin standartlarını ihlal edilmediğinin görüleceğini belirtmiştir. (Bkz., CPT / Inf (2002) 36 (Slovenya), § 95) Söz konusu davada AİHM, başvuranın, bireysel bölmeyi başka bir tutuklu ile paylaşmak zorunda kaldığı, iki adamın sırayla diğerinin kucağına oturmak zorunda kalması nedeniyle, yukarıda belirtilen CPT’nin bulgularının, bu durumu kabul edilebilir kılmayacağını gösterdiğini belirterek, iki mahkumun sadece bir koltuk bulunan bir metrekareye yerleştirilmesinin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (Bkz., Khudoyorov v.
Rusya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 6847/02 , § 116-120).
20.3. AİHM, bir başka kararında, başvuranın oğlunun cezaevi hastanesine nakledilme koşullarıyla ilgili olarak, başvuranın oğlunun ağır durumunu, yolculuğun süresini ve sağlık durumuna yönelik zararlı etkilerini göz önünde bulundurarak, başvuranın oğlunun standart cezaevi minibüsü ile nakledilmesinin mağduriyetine önemli ölçüde katkıda bulunduğuna ve bu nedenle Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı olarak insanlık dışı muamele teşkil ettiğine karar vermiştir. AİHM, söz konusu başvuruda ihlal kararını, başvuranın rahatsızlığı (akut duodenal ülser), nakil süresi (100 km olup, 2 saaten fazla sürdüğü), başvuranın nakilden iki gün önce cerrahi operasyon geçirmiş olması, ‘nakle uygun değildir’ ibaresine rağmen başvuranın, standart bir cezaevi minibüsünde nakledilmesi nedeniyle vermiştir. (Bkz., Tarariyeva v. Rusya
Kararı, Başvuru No : 2018/15376 4353/03, § 112-117)
20.4. AİHM, birçok kararında, mahkum başına 0.35 m2 ve 0.32 m2’lik alan düşmesi (Bkz., Starokadomskıy v. Rusya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 42239/0, § 54 ve devamı) ; bir kararında, mahkum başına 0.49 m2’lik alan düşmesi, yolculukların süresi (Bkz., M.S. v. Rusya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 8589/08, § 74 ve devamı) ve son olarak 2018 yılında verdiği bir kararında mahkum başına düşen münferit bölümün 0.37 m2 ile 0.49 m2 arasında kalması ve yolculuğun süresi hususlarını (Bkz., Mariya Alekhina v. Rusya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 38004/12, § 135-139) göz önünde bulundurarak ihlal karar vermiştir.
20.5. CPT, bir raporunda, ceza infaz kurumu nakil araçları hususunda, aydınlatmanın çok zayıf olduğuna, havalandırmanın olmamasına, bölmelerin çok küçük (0.50 m²) olduğuna dikkat çekmiştir. (CPT / Inf (2002) 19 (Ukrayna), § 189).
20.6. AİHM kararları ve CPT raporları dikkate alındığında, 20.6.1. Başvuranın hipertirioid hastası olduğu, 20.6.2. Başvuranla ilgili olarak uzman doktor tarafından ‘hasta sevk aracılığıyla nakli uygundur’ ibaresinin sevk evrakında yer alması, 20.6.3. Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile Ankara Numune Eğitim ve Araştırma
Hastanesi arasındaki mesafenin yaklaşık 40 km olduğu, 20.6.4. Söz konusu nakil araçlarında her bir mahpusa düşen kabinin yüksekliğinin 1.70 cm.
eninin 75 cm. uzunluğunun ise 97 cm. olduğu, alanın 0.72 m2 olduğu, AİHM kararlarında
CPT’nin 0.8 m2’ye dahi raporlarında işaret ettiği belirtilmişse de, M.S. v. Rusya davasında (Başvuru No : 2018/15376 8589/08), dikkate alınan CPT raporlarına yer verildiği, söz konusu raporlarda, mahkum başına düşen alanla birlikte, başka kriterlerin de değerlendirildiği, bu kriterler kapsamında yapılan değerlendirmede, araçların doğal aydınlatmasının, havalandırmasının ve araç hareket halindeyken mahpusların dengelerini kaybetmelerini önleyecek yeterli oturma ve donanıma sahip olması nedeniyle CPT standartlarına uygun olduğu, 20.6.6. Her ne kadar İnsan Hakları Derneği, hasta mahpusların sağlıklı koşullarda ve ambulansla hastaneye sevklerini talep etmişse de, başvuran yönünden yapılan değerlendirmede ambulans kullanımını gerektirecek ağır hastalık hali olmadığı, hasta olan her vatandaşın tetkik ve tedavileri için hastaneye gidişlerinde ambulans hizmetinden yararlanmadığı, 20.6.7.Hususları dikkate alındığında, ceza infaz kurumunda kullanılan tek kişilik ring araçlarının kullanılmasında hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
21. Nakil araçlarının temizliği açısından yapılan değerlendirme; 21.1. Araçların kirli olduğu yönündeki iddia ile ilgili olarak, hem Ceza İnfaz Kurumu hem de
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün ilgili yazıları dikkate alındığında, söz konusu araçların, kuruma ait oto yıkama atölyesinde temizlik işlemlerinin yapıldığı bilgilerine itimat edildiğinden, söz konusu iddiaya yönelik olarak hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
22.Nakil esnasında kelepçe kullanımı açısından yapılan değerlendirme; 22.1. AİHM, mahpusların nakli sırasında kullanılan kelepçe ile ilgili verdiği kararlarında, Mahkeme, kelepçe takmanın yasal bir tutukluluğa bağlı olduğu ve makul olarak gerekli kabul edilenin ötesinde güç kullanımına ya da aleni bir teşhire yol açmadığı takdirde normal olarak
Sözleşmenin 3. maddesi anlamında bir problem oluşturmadığını hatırlatır. Bu bakımdan kaçma, yaralama ya da zarar verme riskini göz önüne almak gerekir denmektedir. (Raninen v.
Finlandiya, Başvuru No : 2018/15376 20972/92, § 56; Mouisel v. Fransa Kararı, Başvuru No : 2018/1537667263/01, § 47).
22.2. AİHM, yine bir kararında, kanuna uygun olarak gerçekleştirilen, güç kullanılmayan ya da başvuranın, makul olmayan şekilde kamuda teşhir edilmesine neden olmayan bir kelepçelemenin AİHS’nin 3. maddesi kapsamına giren bir sorunu ortaya çıkarmadığını yineler.
Bu hususta, söz konusu kişinin kaçmasına, kendini veya başkalarını yaralamasına ya da kendine veya başkalarına zarar vermesine ilişkin bir tehlike olup olmadığının belirlenmesi önem taşımaktadır denilmiştir. (Bkz., Tarariyeva v. Rusya Kararı, Başvuru No : 2018/15376 4353/03, § 109, Henaf/Fransa, Başvuru No : 2018/15376 65436/01, § 48; Filiz Uyan v. Türkiye, Başvuru No : 2018/15376 7496/03, § 30).
22.3. AİHM’nin hasta mahkuma kelepçe takılması konusunda verdiği bir kararda, başvuru sahibinin sağlık durumu, hastaneye götürülmesi, bir kemoterapi seansının seyrindeki rahatsızlığı, ilgilinin fiziksel zayıflığı hususlarını dikkate alarak kelepçe takmanın güvenlik ihtiyacı bakımından orantısız olduğunu kabul etmiştir. Adli sabıkasına rağmen, başvuru sahibinin sağlık durumunun ağırlığı (kanser) nedeniyle, ciddi biçimde önemli bir kaçma ya da şiddet endişesine yol açacak gösterge olmadığına dikkat çekmiştir. (Mouisel v. Fransa Kararı, Başvuru No : 2018/1537667263/01, § 47).
22.4. 21/1/2017 tarih ve 29995 Resmi Gazete sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri
Yönetmeliği’nin, “Sevk ve nakil sırasında alınacak önlemler” başlıklı 34. maddesinde, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakli sırasında kaçmalarını önlemek için sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemler alınacağı düzenlenmiştir.
22.5. JGY:27-3(A) Devriye Yönergesinin 7’nci maddesi (a-f) bentlerinde yer alan ‘Kelepçe
Kullanılmasına İlişkin Genel Esaslar’ başlıklı maddesinde, hükümlü ve tutukluların sevk ve nakli sırasında veya ceza infaz kurumu dışında kaçmasını önlemek için kelepçe takmak, sevk edilenin koluna girmek, yeterli sayıda personel ile etrafında çember oluşturmak gibi sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemler alınacağı, alınacak emniyet tedbirlerinin derecesinin tayininde belirleyici olan tek hususun güvenlik ihtiyacı olduğu ve kelepçe takılması gereken durumlarda kelepçenin takılmasının Sevk veya Devriye Komutanının takdirine bağlı olduğu düzenlenmiştir.
22.6. AİHM içtihatları, ihlal kararı verdiği kararlarında özellikle hastanın sağlık durumunun ağırlığı hususuna dikkat çekmesi ve ulusal hukuk birlikte ele alındığında, başvuranın ring aracında kelepçeli tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
23. Nakil araçlarına binmeyi reddeden mahpuslara disiplin cezası verilmesi yönünden değerlendirme; 23.1. 5275 sayılı Kanunun ‘‘Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler’’ başlıklı 6.
maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanacağı, hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabileceği hüküm altına alınmıştır.
23.2. Aynı Kanunun 43. maddesinin 2. Fıkrasının (c) bendinde, ‘sevke, nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacak tedbirlere karşı çıkmak’ eyleminin cezasının “Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası” olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm ilgili Tüzük’ün, 149.
Maddesinde de aynen tekrarlanmıştır.
23.3. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat uyarınca, nakil araçlarına binmeyi reddeden mahpuslara disiplin cezası verilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
24. Mahpusların nakil araçlarında bekletilmesi hususunda yapılan değerlendirme; 24.1. 5275 sayılı Kanunun “Nakillerde alınacak tedbirler” başlıklı 58. maddesinde, hükümlülerin kuruma veya başka bir yere götürülüp getirilmesi sırasında, halkla bir araya gelmelerine ve başkaları tarafından görülmelerine engel olacak tedbirler alınacağı, hükümlünün, havalandırma ve ışık durumu yetersiz araçlarla, eziyet verici veya onur kırıcı şekilde nakledilemeyeceği düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm, ilgili Tüzük’ün 169.
maddesinde, 167 sayılı ‘‘Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler’’ konulu Genelgenin “Nakillerde Alınacak Tedbirler” başlıklı 21. maddesinde, Avrupa Konseyi
Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2
Sayılı Tavsiye Kararının ‘‘Mahpusların Nakli” başlıklı 32.1 ve devamı maddelerinde ve BM
Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar’ın “Mahsupların nakli” başlıklı 45.
maddesinde aynen tekrarlanmıştır.
24.2. Mahpusların, sağlık kuruluşlarına sevk edildiklerinde; sağlık kuruluşunda tutuklu ve hükümlü nezarethanesi varsa sevk edilen tüm tutuklu ve hükümlülerin muayene ve tedavileri bitene kadar bu nezarethanede, yoksa nakil aracında (nezarethanede yer olmaması durumunda)
bekletildiği, ancak bu durumun 23.1. paragrafta belirtilen “halkla bir araya gelmelerine ve başkaları tarafından görülmelerine engel olacak tedbirler alınacağı” kriterinin bir sonucu olduğu İdare tarafından belirtilmiştir. (Bkz. 3.8. prgrf)
24.3. Her ne kadar, Jandarma Görev Yönetmeliği’nin “Sağlık kurum ve kuruluşlarından randevu alınması” başlıklı 28. maddesi uyarınca, acil veya hayati sağlık sorunu dışında, mümkün olduğunca önceden randevu alınacağı belirtilmişse de, mahpusların, nezarethanede yer olmaması halinde, nakil aracında bekletildiklerinde ‘havalandırma’ sorunu ortaya çıkacağı, bu hususta oluşacak ihlalin önlenmesi için, mahpusların nakil aracında bekletildikleri sürenin kısaltılması / araçta bekleme koşullarının iyileştirilmesi hususunda gereken özenin gösterilmesi ve gerekli önlemin alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
26. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası yarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara
İnfaz Hakimliğine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ
KISMEN REDDİNE,
Mahpusların sevkinde kullanılan ring araçlarının kirli olduğu, tekli ring araçlarının kullanılmaması, ring araçlarını kabul etmeyen mahpuslara disiplin cezası verilmesi ve ring aracında iken kelepçeli tutulmaları hususlarındaki talebin REDDİNE, Mahpusların, nezarethanede yer olmaması halinde, nakil aracında bekletilmeleri durumunda havalandırma sorunu ortaya çıkmaması için mahpusların nakil aracında bekletildikleri sürenin kısaltılması / araçta bekleme koşullarının iyileştirilmesi hususunda gereken özenin gösterilmesi ve gerekli önlemin alınması hususunda ADALAET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet
Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvuran İnsan Hakları Derneği’ne ve Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne tebliğine
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi