| ÖZET: Bu Danıştay kararı, başvuranın aynı davadan hükümlü mahpusların ortak etkinlik haklarını kullanamadığı iddialarını incelemektedir. İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alınan kararların, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Başvuranın etkinlik haklarının kısıtlanması, kurum güvenliğini sağlamak amacıyla alınan makul önlemler olarak değerlendirilmiştir. İnfaz Hakimlikleri ve Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yapılan itirazların reddedilmesi, idarenin bu konudaki yetkisini pekiştirmiştir. Sonuç olarak, başvuranın şikayeti reddedilmiş, idarenin kararlarının hukuka uygun olduğu belirlenmiştir. Bu durum, ceza infaz kurumlarında güvenlik ve düzenin sağlanması açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/11373-S.23.18257
BAŞVURU NO : 2023/3700
KARAR TARİHİ : 14/09/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuranın ceza infaz kurumu uygulamalarına ilişkin şikayetleri
BAŞVURUNUN KONUSU :
hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 17/03/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, bulunduğu Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hak ihlalleri yapıldığını, özetle yeni genelge gerekçesiyle son aylarda aynı davadan hükümlü siyasi mahpuslarla sanat, spor, sohbet ve benzeri ortak etkinlik haklarını kullanamadıklarını, gelen-giden tüm mektuplarına kullandıkları dil, üslup, hitaplar sebebiyle el konduğunu, daha önce yazdıkları tüm mektupları tek bir zarf içinde gönderebiliyor iken artık toplu mektup göndermelerine izin verilmediğini, bu hususta İnfaz Hâkimliğince lehlerine karar verilmesine rağmen uygulamaya devam edildiğini, posta ücretleri sürekli artarken idarenin dış dünya ile iletişimlerini keserek izolasyonu derinleştirmeye çalıştığını; ailelerinden gelen kitaplarının kurumda muhafaza edilmediğini, 10 adet ile sınırlı kitap kotası sebep gösterilerek fazla kitaplarının kurumdan çıkarılmasının istendiğini, ancak kitap göndermenin maliyetli olduğunu ve ailelerinin kendilerine sürekli kitap gönderemediklerini; kurs ve sosyal aktivite olmadığını, talepleri olduğu halde kurslardan yararlanamadıklarını, koşullu salıverilme zamanı gelen ve iyi halli olan arkadaşlarının İdare ve Gözlem
Kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyelerinin yapılmadığını, yerleri değiştirilerek adli hükümlülerle aynı koridora yerleştirildiklerini, adli hükümlerin kendilerine sözlü ve fiziksel saldırılarda bulunduklarını, bu şartlar altında havalandırmayı rahat kullanamadıklarını, can güvenliklerinden endişe ettiklerini, oda değişimi taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, keyfi disiplin cezaları verildiğini, Kurum idaresi ile görüşme taleplerinin karşılık bulmadığını, sorunlarının çözümsüz kaldığını” iddia ve ifadeyle, yaşanan sorunların çözülmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 05/05/2023 tarih ve sayılı yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, Genel Müdürlüğün 27/07/2023 tarihli ve
sayılı yazısında özetle:
Başvuranın aynı davadan hükümlü mahpusların ortak etkinlik haklarını kullanamadıkları iddialarına ilişkin olarak; 2.1. Anılan Kurumda ortak etkinliklerin, Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer
Hükümler Hakkında 45/1 No.lu Genelge’nin ”Ortak Etkinlikler” başlıklı 3 üncü bölümünün ilgili maddeleri uyarınca yaptırıldığı, 2.2. Bu kapsamda, hükümlü ve tutuklulara yönelik yapılması plânlanan etkinlik ve faaliyetlerde, kurumun kapasitesi, mahkum profilleri, personel durumu, güvenlik durumu, fiziki yapı birlikte ele alınarak bir program oluşturulduğu ve program dahilinde işlemlerin yürütüldüğü, hükümlü ve tutukluların eğitim ve öğretimlerine yönelik kursların açılabildiği, söz konusu kursların açılmasında Milli Eğitim Bakanlığı ve
İlçe Halk Eğitim Merkezi ile birlikte gerekli plânlamaların yapılarak ihtiyaç duyulan ve talep edilen kursların açıldığı, hükümlü ve tutukluların bu kurslardan faydalandırıldığı, 2.3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 87 nci maddesinde; “(1)
Hükümlünün toplumsal, ruhsal ve bedensel gelişmelerini sağlamak amacıyla fizik ve ruhsal sağlık durumlarının elverdiği ölçüde spor, beden eğitimi ve eğlendirici etkinliklere katılmasına müsaade olunur ve olanaklar ölçüsünde yer ve araç sağlanır. (2) Açık havada çalışmayan veya kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüye, hava koşulları elverdiği ölçüde, günde en az bir saat açık havada gezinmek olanağı verilir. Bu süre içerisinde bireysel spor da yapılabilir. ” 2.4. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin
“İdare ve Gözlem Kurulunun Görev Yetkileri” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, “İyileştirme programları kapsamında spor alanları, çok amaçlı salon, kütüphane ve iş atölyelerinden yararlanma gibi faaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler ile kurumun iç hizmetlerinde çalıştırılacak hükümlülerin belirlenmesi ile ilgili karar almak” hükmü ile 45/1 No.lu Genelgenin “Ortak Etkinlikler” başlıklı bölümünün 13 üncü maddesinde; “Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir. Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekilde yaptırılır” hükmüne yer verildiği, 2.5. Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta olan hükümlü ve tutuklu sayısında yaşanan artış ve kurumunda görev yapan personel sayısında farklı sebeplerle yaşanan azalmadan kaynaklı olarak doğabilecek problemleri önlemeye yönelik olarak Kurum İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda işlem tesis edildiği, 2.6. Ayrıca anılan Kurumda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların suç türü ayırt edilmeksizin yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca kurslardan ve sosyal aktivitelerden faydalandırıldığı, Başvuranın 10 adet ile sınırlı kitap kotası sebep gösterilerek fazla kitaplarının kurumdan çıkarılmasının istendiği, ancak kitap göndermenin maliyetli olduğu ve ailelerinin kendilerine sürekli kitap gönderemediği iddialarına ilişkin olarak;
2.7. Bakanlık ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü ve tutukluların okuma alışkanlığı kazanmaları ve bağlı bulundukları il ve ilçe kütüphanelerini etkin olarak kullanabilmeleri için 24 Ekim 2019 tarihinde iş birliği protokolü imzalandığı, söz konusu protokole göre hükümlü ve tutukluların il, ilçe halk kütüphanelerindeki yayınlardan faydalanmalarının sağlandığı, 2.8. Bu kapsamda, anılan Kurumda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların yanlarında bulundurdukları kitapların fazlalığının aramalar esnasında sorun yarattığı, bu kitapların sayı ile sınırlandırılmaması halinde ileride farklı amaçlar için kullanılabileceği, yapılan değerlendirmeler neticesinde kurumun fiziki durumu ve güvenliği göz önünde bulundurulduğundan, Kurum Eğitim
Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve / sayılı kararıyla hükümlü/tutukluların yanlarında şahsına ait 7 adet, kurum kütüphanesinden temin edeceği 3 adet olmak üzere toplam 10 kitap bulundurabileceğine, öğrenci ise ders kitaplarında herhangi bir sınırlama olmayacağına, süreli yayınlarda herhangi bir kısıtlama olmamakla beraber makul sayılarda bulundurmalarının uygun olacağına karar verildiği, buna göre, anılan
Kurumda barındırılan hükümlü/tutukluların tamamının süreli ve süresiz yayınlardan yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca ve eğitim kurulu kararı doğrultusunda faydalanabildiği, 2.9. Söz konusu Eğitim Kurulu Kararına karşı infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi nezdinde yapılan herhangi bir şikâyet veya itiraz başvurusunun bulunmadığı, Anılan Kurumda kalmakta olan hükümlülerden koşullu salıverilme zamanı gelen ve iyi halli olan arkadaşlarının İdare ve Gözlem Kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyelerinin yapılmadığı iddialarına ilişkin olarak; 2.10. Adı geçen ve arkadaşlarının tahliyesine ilişkin olarak kurum idaresi tarafından alınan kararlar ile bu kararlara karşı infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi nezdinden yapmış oldukları şikâyet ve itiraz başvuruları neticesinde verilen kararların ekte gönderildiği, 2.11. Adı geçen hakkında Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair
Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca herhangi bir dönem değerlendirme kararının bulunmadığı, Başvuranın gelen-giden tüm mektuplarına kullandıkları dil, üslup, hitaplar sebebiyle el konduğu, daha önce yazdıkları tüm mektupları tek bir zarf içinde gönderebiliyor iken artık toplu mektup göndermelerine izin verilmediği, bu hususta İnfaz Hâkimliğince lehlerine karar verilmesine rağmen uygulamaya devam edildiği, posta ücretleri sürekli artarken idarenin dış dünya ile iletişimlerini keserek izolasyonu derinleştirmeye çalıştığı iddialarına ilişkin olarak; 2.12. Anılan Kurumda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların resmi kurum ve kuruluşlara gönderilmek üzere kurum görevlilerine teslim ettikleri mektupların kapalı zarf içerisinde teslim alındığı, söz konusu mektupların incelemeye tabi tutulmadan ilgili Kuruma gönderildiği, herhangi bir kısıtlama yapılmadığı, 2.13. 5275 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi kapsamında, hükümlü/tutuklulara gelen ve hükümlü/tutukluların göndermek istedikleri mektupların incelendiği, inceleme sonucu sakıncalı görülmeyen mektupların herhangi bir gecikme olmaksızın ilgilisine teslim edildiği veya gönderildiği, bu yönde herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı, 2.14. Farklı hükümlü/tutukluların mektuplarının bir zarf içerisinde gönderilmesi durumunun kurumda düzen ve güvenlik zafiyetine sebebiyet verebileceği, disiplin cezası (haberleşme araçlarından yoksun
bırakma) bulunan kişilerin cezalarını infaz etme konusunda eksiklikler yaşanabileceği, ayrıca mektup zarfı üzerindeki gönderici bilgisi ile mektup metnindeki gönderici bilgisinin birbiriyle teyit edilebilir olması, birden fazla hükümlü/tutuklu mektubu bulunması halinde ise mektubun özel mektup statüsünden çıkacağı ve dolayısıyla UYAP kaydı ve takibinin mümkün olamayacağı nedeniyle bir zarf içerisinde bir hükümlü/tutukluya ait mektubun bulunması gerektiği, birden fazla hükümlü/tutuklunun bir zarf içerisinde mektup göndermesinin mümkün bulunmadığı, 2.15. Kurumda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların çoklu mektup gönderiminin artması sebebiyle toplu mektup gönderilmesinin mümkün bulunmadığı, ayrıca söz konusu uygulamaya ilişkin olarak herhangi bir olay yaşanmadığı, birden fazla alıcıya gönderilen veya birden fazla kişiye gelen mektupların kabulünün yapılmadığı, 2.16. “Mektup gönderme ve alma uygulamasının tüm kurumlarda aynı şekilde olup olmadığının, varsa hangi koşullarda kurumlar arası farklılık arz ettiği” hususu ile ilgili olarak; Tarsus Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarında uygulamaların aynı şekilde yapıldığı, 2.17. Adı geçen ve arkadaşlarının mektuplarında kullandıkları dil, üslup hitaplar sebebiyle el konulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, anılan Kurumda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların görevli personele ilgilisine gönderilmek üzere teslim ettikleri mektupların kurum mektup okuma komisyonu görevlileri tarafından incelendiği ve sakıncalı görülen mektuplar hakkında tutanak tanzim edilerek kurum disiplin kuruluna tevdi edildiği, Kurum Disiplin Kurulu tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde kısmen/tamamen sakıncalı mektup değerlendirme kararı alınması halinde söz konusu kararın ilgili tutuklu/hükümlüye tebliğ edildiği, 15 gün içerisinde infaz hâkimliğine şikâyet başvurusu yapma haklarının bulunduğunun bildirildiği, buna istinaden yapılan şikâyet başvuruları neticesinde ilgili mahkeme tarafından verilen karar doğrultusunda işlem tesis edildiği, Başvuran ve arkadaşlarının “adli hükümlülerle aynı koridora yerleştirildikleri, adli hükümlülerin kendilerine sözlü ve fiziksel saldırılarda bulundukları, bu şartlar altında havalandırmayı rahat kullanamadıkları, can güvenliklerinden endişe ettikleri, oda değişimi taleplerinin reddedildiği” iddialarına yönelik olarak; 2.18. Oda yerleştirmelerinin ilgili mevzuatına göre yapıldığı, Kurumda can güvenliği sorunu bulunmadığı, 2.19. Adı geçen ve arkadaşları hakkında düzenlenen 2023 Ocak ve güncel tarihli oda/koğuş yerleştirme bilgilerinin ekte gönderildiği, 2.20. Adı geçen ve arkadaşlarının açık hava, ortak etkinlik gibi hakları kullanırken adlî hükümlü/tutuklular ile yan yana gelmesinin söz konusu olmadığı, bu sebeple herhangi bir olumsuz durumun yaşanmadığı, 2.21. Bahse konu kurumda, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, bu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu,
2.22. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasına müsamaha gösterilmediği, 2.23. Görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin Kanun ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmesi hakkında gerekli talimatların kurumlara verildiği, bu husustaki hükümlü ve tutuklu şikâyetlerinin derhal ilgili mercilere iletilerek gerekli görülmesi halinde ilgili personel hakkında adlî ve idarî soruşturma başlatıldığı, 2.24. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların kurum uygulamalarına karşı öncelikle infaz hâkimliklerine şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri, bunun yanında Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde şikâyet başvurusunda bulunabildikleri, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara karşı ise, süresinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz imkânının bulunduğu, yargı bağımsızlığına sahip hâkim kararlarına karşı idarenin hiçbir şekilde telkin veya tavsiye suretiyle müdahale imkânı bulunmadığı, hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.2. “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “(1)
Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 inci maddesi “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”
6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde
“(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde;
“Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar.
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 7.3. “Hükümlülerin gruplandırılması” başlıklı 24 üncü maddesi “Hükümlüler; a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler, b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler, c) Tehlike hâli taşıyanlar, d) Terör suçluları, e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular gibi gruplara ayrılırlar. (2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar.” 7.4. “Kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü” başlıklı 60 ıncı maddesi “(1) Ceza infaz kurumlarında, olanaklar elverdiğince, kültürün ve sanatın çeşitli dallarını temsil eden programlar hazırlanır ve hükümlülerin bunlara katılmaları hususundaki usûller düzenlenir. (2) Bu programların temel hedefi, hükümlülerin ifade yeteneklerini geliştirmelerini ve bilgilerini artırmalarını sağlamaktır. (3)
Kurumun kültür ve sanat programları, Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslara göre kurum en üst amiri tarafından düzenlenir. Bu maksatla Devletin kültür ve sanat işleriyle görevli kuruluşları gerekli yardımları yaparlar. (4) Hükümlülerin ifade özgürlüğü çerçevesinde gerçekleştirebilecekleri yayın etkinlikleri, kurumda çalışma esaslarını düzenleyen hükümlere ve bu husustaki koşullara bağlıdır.”
7.5. “Kütüphaneden yararlanma” başlıklı 61 inci maddesinin ilgili fıkraları “(1) Ceza infaz kurumlarında, kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak kitaplar da bulundurulur. (2) Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı verilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/31 md.) Ayrıca, hükümlüler kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 nci maddedeki şartları taşıyan yayınlardan yararlandırılabilir.” 7.6. “Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” başlıklı 62 nci maddesinin ilgili fıkraları
“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir. (2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz. (3) (Değişik:14/4/2020-7242/32 md.) Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.” 7.7. “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68 nci maddesi “(1)
Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:17/6/20217328/7 md.) Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir. (2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. (4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir. (5) (Ek:17/6/2021-7328/7 md.) Kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olan veya tehlikeli hâlde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgraflar dijital olarak kaydedilebilir veya fiziki olarak saklanabilir. Bunlar, amacı dışında kullanılamaz, kanunda açıkça belirtilen hâller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamaz, herhangi bir soruşturma veya kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinir veya imha edilir. Silme veya imha işlemi Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenir. Bu fıkra hükmü dördüncü fıkra bakımından uygulanmaz.” 7.8. “Hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri” başlıklı 74 üncü maddesi “(1)
Hükümlülerin yerleştirildikleri kurum veya bölümlerde bireyselleştirmeyi mümkün kılacak sayıda bulundurulmalarına özen gösterilir. (2) İyileştirme programları uygulanan grupların özelliklerine göre
değişik güvenlik tedbirlerine yer verilir. (3) Tehlikeli hâlde oldukları saptanan hükümlüler, bireyselleştirilmeleri için yapılacak çalışmalarda on kişiyi aşacak biçimde gruplandırılamaz.” 7.9. “Beden Eğitimi” başlıklı 87 nci maddesi “(1) Hükümlünün toplumsal, ruhsal ve bedensel gelişmelerini sağlamak amacıyla fizik ve ruhsal sağlık durumlarının elverdiği ölçüde spor, beden eğitimi ve eğlendirici etkinliklere katılmasına müsaade olunur ve olanaklar ölçüsünde yer ve araç sağlanır. (2) Açık havada çalışmayan veya kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüye, hava koşulları elverdiği ölçüde, günde en az bir saat açık havada gezinmek olanağı verilir. Bu süre içerisinde bireysel spor da yapılabilir…” 7.10. “Kütüphane ve kurslardan yararlanma” başlıklı 88 inci maddesi “(1) Hükümlü, çalışma saatleri dışında ve belirlenecek düzene göre idarece tertiplenen kurslara katılabilir ve kütüphaneden yararlanabilir. Bu konudaki programlar uzmanların önerileri ve hükümlünün istekleri dikkate alınarak kurum yönetimince belirlenir.” 7.11. “Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi” başlıklı 89 uncu maddesi (Başlığı ile Birlikte Değişik:14/4/2020-7242/36 md.) “(1) Hükümlüler, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulur. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınır. (3) Toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Ayrıca, idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve
Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılır… (5) Kanunlarda iyi hâlliliğin arandığı durumlarda, hükümlülerin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi bakımından bu madde hükümleri uygulanır. (6) Açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri bir yılı geçemez. (7) İdare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmelere esas olacak ilkeler ve kurulun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları ile tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri yönetmelikle düzenlenir.” 7.12. “Koşullu salıverilme” başlıklı 107 nci maddesi “(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. … (11) (Değişik:14/4/2020-7242/48 md.) Hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan
gerekçeli rapor, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine verilir. İnfaz hâkimi, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir; raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.”
” 7.13. “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı başlıklı 105/A maddesi (Ek: 5/4/20126291/1 md.) “(1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.” 8. 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Yönetmelik’in; 8.1. “İdare ve gözlem kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 28 inci maddesi “(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir: a) Hükümlülerin suç türlerini belirleyerek, durumlarına uygun kurumlara ayrılmalarını sağlamak ve bunlara uygun olacak infaz ve iyileştirme rejimini saptamak. b) Hükümlülerin kurumlara kabullerinden sonra kalacakları odaları belirlemek. c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlüleri gruplandırmak. ç) Hükümlülerin kalmakta oldukları odaları değiştirmek. d)
Hükümlülerin bireysel olarak, psiko-sosyal yardım servisince hazırlanan iyileştirme programlarına uyumunu ve sonuçlarını değerlendirmek. e) İyileştirme programları kapsamında spor alanları, çok amaçlı salon, kütüphane ve iş atölyelerinden yararlanma gibi faaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler …
ile ilgili karar almak. f) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo, televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkının kısıtlanmasına karar vermek. … h) Koşullu salıvermeye ve uygulanacak infaz rejimine esas teşkil edecek iyi hâl kararını almak.… (2) İdare ve gözlem kurulu, birinci fıkrada sayılan görevleri yerine getirirken diğer kurulların önerilerini de dikkate alır. (3) İdare ve gözlem kurulunun, birinci fıkranın (b) ilâ (ğ) bentlerinde sayılan görevleriyle ilgili olarak aldığı kararlarla, diğer kurulların kararları arasında uyumsuzluk bulunması durumunda, psiko-sosyal yardım servisinde çalışan personelin görüşü de alındıktan sonra, idare ve gözlem kurulu tarafından verilecek karar uygulanır.” 8.2. “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 76 ncı maddesi “(1)
Hükümlü, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/29 md.) Hükümlü, usul ve esasları Bakanlıkça belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir. (2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. (4) Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/29 md.) Bu iletiler,
alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir. Ancak hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faks veya telgraflar 72 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında da 72 nci maddenin üç ilâ dokuzuncu fıkralarında belirtilen esas ve usuller uygulanır.(5) (Ek:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/29md.) Hükümlülere gelen veya hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgrafların kayıt ve silinmesine ilişkin olarak 5275 sayılı
Kanunun 68 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanır.” 8.3. “Dışarıdan gönderilen hediyeleri kabul etme hakkı” başlıklı 77 nci maddesi (Değişik: RG12/11/2021-31657-CK-4773/30 md.) “(1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım aylarının ilk haftasında ve dinî bayramlarda, her yıl 31 Aralık günü yılbaşı sayılarak yılbaşında veya kendi doğum günlerinde dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği ve kişilerin sağlığı için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme hakkına sahiptir. (2) Hediye kabulüne ilişkin aşağıdaki esaslar uygulanır: a) Hükümlü, hediye olarak ancak kitap veya giyim eşyası kabul edebilir. Hediye olarak kitabın ücreti de gönderilebilir, bu durumda kitap, kurum kantini aracılığıyla temin edilir…” 8.4. “İyileştirmenin amacı ve iyileştirme programlarının belirlenmesi” başlıklı 86 ncı maddesi “(1)
İyileştirme; hükümlülerin, kuruma girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak, eğitim-öğretim, sağlık, psiko-sosyal hizmetler ile meslek edindirme, bireyselleştirilme, toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak programların tümüdür. Bu programlar; hükümlüde, kanunlara saygılı olarak yaşama düşünce ve duygusunun yerleşmesi, ailesine ve topluma karşı sorumluluk duygusunun gelişmesi, toplum yaşamına uyması, geçimini sağlayabilmesi konularında uygulanacak rejim, önlem ve yöntemleri kapsar. (2) Hükümlü hakkında toplumun, hukuka uygun hareket eden ve üretken bir üyesi olarak yaşamını sürdürmesini sağlayacak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde “iyileştirme programları” hazırlanır. Bu programların hazırlanmasında, hükümlünün geçmişi, suçluluk nedenleri, suç sicili, fiziki ve mesleki yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, sebep olabileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi dikkate alınır… (4) Hükümlü, amaca uygun iyileştirme programlarının gerçekleştirilebileceği kurumlara veya bölümlere yerleştirilir. (5) İyileştirme programları uygulanan grupların özelliklerine göre, kurumda değişik güvenlik tedbirleri alınır…” 9. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında
Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in “Bulundurulabilecek hayvanlar ile diğer eşyalar” başlıklı 15 inci maddesinin ilgili kısımları; ”Hükümlülerin kendilerini geliştirmeleri için gerekli görülen eğitim ve kültürel çalışmalarında kullanabilecekleri malzemeleri, koğuş, oda ve eklentiler dışında, idare tarafından uygun görülecek yerlerde ve denetim altında bulundurmasına ve kullanmasına kurum olanakları çerçevesinde izin verilebilir… Ceza infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir.” 10. Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında 45/1 No.lu
Genelge’nin ”Ortak Etkinlikler” başlıklı Üçüncü Bölümünün; 10.1. 1 inci maddesinde “Hükümlü ve tutuklular işledikleri suçlara, kurumdaki davranışlarına, ilgi ve yeteneklerine göre gruplandırılarak, güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, kendileri için hazırlanmış iyileştirme programları çerçevesinde eğitim, spor, meslek kazandırma ve çalışma ile diğer
sosyal ve kültürel faaliyetlere katılırlar. Bu faaliyetler yüksek güvenlikli kurumlar ile diğer kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde on kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde yürütülür. Programların süresi ve katılacak hükümlü tutuklu sayısı her programın özelliği, güvenlik koşulları ve kurumun olanakları dikkate alınarak idare ve gözlem kurulunca belirlenir. İyileştirme programlarının amaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü ve tutuklular yönünden bu uygulamaya son verilebilir veya gerekli değişiklikler yapılabilir.” 10.2. 3 üncü maddesinde “Ortak etkinliklere katılacak hükümlü ve tutukluların gruplandırılması, programların amaca aykırı sonuçlar verdiği tespit edilen hükümlü ve tutuklular yönünden uygulamaya son verilmesi veya gerekli değişikliklerin yapılması hususlarında idare ve gözlem kurulunca karar alınır.” 10.3. 9 uncu maddesinde “Programlara katılım hususunda alınan kararlar, hükümlü hakkında alınacak iyi hâl kararlarında değerlendirmeye alınır.” 10.4. 13 üncü maddesinde “Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir. Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekilde yaptırılır.” 11. 27/07/2007 tarihli Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu 46/1 Nolu Genelgenin Üçüncü Bölümde yer alan Eğitim-Öğretim
Çalışmaları, Sosyal-Kültürel ve Sportif Faaliyetler başlığı altında; 11.1. A-Genel Esaslar alt başlığı altındaki ilgili maddelerde “(4) Eğitim-öğretim çalışmaları ile sosyalkültürel ve sportif faaliyetlere katılacak hükümlü tutukluların seçimi: Çalışmalara kimlerin katılabileceği, kime, nasıl, ne zaman ve hangi yolla başvurulabileceği, çalışmalar ve faaliyetlerde uyulması gereken kurallar idare ve gözlem kurulunca belirlenecek talimatname ve onaylanan program sureti ile birlikte tüm koğuş ve odalara asılacaktır. Talimatnamede belirlenmiş kurallar çerçevesinde hükümlü ve tutuklu başvuruları, yazılı olarak alınacaktır…(6)Hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını eğitim-öğretim, sosyalkültürel ve sportif faaliyetlerle değerlendirmeleri sağlanarak, toplumca kabul edilebilir düşünce ve davranışları benimsemelerine, kendilerini topluma yararlı insanlar olarak yetiştirmelerine yardımcı olunacaktır. (7) Hükümlülerin iyi hâllî olup olmadığına, diğer hususların yanı sıra uygulanan eğitim çalışmaları sonucunda elde edilen verilere göre karar verilecektir. Bu nedenle, gözlem ve sınıflandırma çalışmaları kapsamında, her altı ayda bir ortaya çıkan sonuç hükümlülerin gözlem ve sınıflandırma formuna işlenecektir.” 11.2. “B- Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumlarındaki Eğitim-Öğretim Çalışmaları, Sosyal
Kültürel ve Sportif Faaliyetlere İlişkin Esaslar” başlığı altında; (1) Üçüncü Bölümde düzenlenen
“Genel Esaslar” çerçevesinde; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında ve kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde kalan hükümlü ve tutuklular, bireysel veya 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde eğitim-öğretim, sosyal-kültürel ve sportif çalışmalardan yararlandırılacaktır.
(2) … (b) Yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları ile kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde bulunan diğer hükümlü ve tutuklular, eğitim-öğretim, sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlere, güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde bir araya getirilerek yararlandırılacaklardır. (3) Ceza infaz kurumu idaresi tarafından, “standartlar sistemi” çerçevesinde “eğitim haritası”nda belirlenen programlara hükümlü ve tutukluların katılmaları teşvik edilecektir. Kurumların bu çalışmaları;
gerçekleştirilen eğitim-öğretim, sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlerin sayısına, niteliğine ve katılım sayısına göre Genel Müdürlük tarafından not verilerek takip edilecektir.” 12. Kütüphane ve Kitaplık Yönergesinin 30 uncu maddesinde “Verilecek yayının sayısı, kütüphane kitaplık hizmetlerini aksatmayacak, oda ve koğuş düzenini bozmayacak şekilde, oda ve koğuştaki hükümlü ve tutuklu mevcudu ile kütüphane veya kitaplıkta bulunan yayın sayısı dikkate alınarak Eğitim Kurulu kararıyla belirlenir. Verilen yayınlar, en çok onbeşinci günün sonunda kütüphane veya kitaplığa iade edilir.
Bu sürenin bitiminde, sürenin uzatılmasını isteyenlere; yayın adedine, yayına gösterilen ilgiye ve faydalanma maksadına göre kütüphane veya kitaplık sorumlusu tarafından ek süre verilebilir.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 14. Başvuran (1) numaralı paragrafta da yer verildiği üzere, son aylarda aynı davadan hükümlü siyasi mahpuslarla sanat, spor, sohbet ve benzeri ortak etkinlik haklarını kullanamadıklarını, gelen-giden tüm mektuplarına kullandıkları dil, üslup, hitaplar sebebiyle el konduğunu, daha önce yazdıkları tüm mektupları tek bir zarf içinde gönderebiliyor iken artık toplu mektup göndermelerine izin verilmediğini, bu hususta
İnfaz Hâkimliğince lehlerine karar verilmesine rağmen uygulamaya devam edildiğini, posta ücretleri sürekli artarken idarenin dış dünya ile iletişimlerini keserek izolasyonu derinleştirmeye çalıştığını; ailelerinden gelen kitaplarının kurumda muhafaza edilmediğini, 10 adet ile sınırlı kitap kotası sebep gösterilerek fazla kitaplarının kurumdan çıkarılmasının istendiğini, ancak kitap göndermenin maliyetli olduğunu ve ailelerinin kendilerine sürekli kitap gönderemediklerini; kurs ve sosyal aktivite olmadığını, talepleri olduğu halde kurslardan yararlanamadıklarını, koşullu salıverilme zamanı gelen ve iyi halli olan arkadaşlarının İdare ve Gözlem Kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyelerinin yapılmadığını, yerleri değiştirilerek adli hükümlülerle aynı koridora yerleştirildiklerini, adli hükümlerin kendilerine sözlü ve fiziksel saldırılarda bulunduklarını, bu şartlar altında havalandırmayı rahat kullanamadıklarını, can güvenliklerinden endişe ettiklerini, oda değişimi taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, keyfi disiplin cezaları verildiğini, Kurum idaresi ile görüşme taleplerinin karşılık bulmadığını, sorunlarının çözümsüz kaldığını iddia ve ifadeyle, yaşanan sorunların çözülmesini talep etmektedir.
15. Başvuranın aynı davadan hükümlü mahpusların ortak etkinlik haklarını kullanamadıkları
iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme:
15.1. Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olup, 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen, Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan a) insanlığa karşı suçlardan, b) Kasten öldürme suçlarından, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan, d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan ve e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olanların cezaları, bu kurumda infaz edilmektedir.
15.2. Başvuran da Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2019 tarih ve / Esas, / karar sayılı ilamı ile “Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme, Silahlı Terör Örgütüne
Üye Olma, Sayı ve Nitelik Bakımından Vahim Olan Silah ve Mermileri Satın Alınması Taşınması
Bulundurulması” suçlarından toplam 18 yıl 14 ay hapis cezasına hükümlü olarak, Kurumun yüksek güvenlikli bölümünde kalmaktadır.
15.3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 87 nci maddesinde hükümlülerin toplumsal, ruhsal ve bedensel gelişmelerini sağlamak amacıyla fizik ve ruhsal sağlık durumlarının elverdiği ölçüde spor, beden eğitimi ve eğlendirici etkinliklere katılmasına müsaade olunacağı ve olanaklar ölçüsünde yer ve araç sağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanunun 74 üncü maddesinde ise iyileştirme programları uygulanan grupların özelliklerine göre değişik güvenlik tedbirlerine yer verileceği, tehlikeli hâlde oldukları saptanan hükümlülerin, bireyselleştirilmeleri için yapılacak çalışmalarda on kişiyi aşacak biçimde gruplandırılamayacağı, hüküm altına alınmıştır.
15.4. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında “iyileştirme” hükümlülerin, kuruma girişinden salıverilmesine kadar geçen süre içerisinde, bedensel ve zihinsel sağlıklarını sürdürmeleri veya bunlara yeniden kavuşmaları için gerekli önlemlerin alınması, suçluluk duygusundan arınması, kişisel ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacıyla uygulanacak, eğitim-öğretim, sağlık, psiko-sosyal hizmetler ile meslek edindirme, bireyselleştirilme, toplum yaşamıyla uyumlaşmasını ve geliştirilmesini sağlayacak programların tümü olarak tanımlanmıştır. Maddenin devam hükümlerinde, hükümlüler hakkında hazırlanacak
“iyileştirme programlarında” hükümlünün geçmişi, suçluluk nedenleri, suç sicili, fiziki ve mesleki yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, sebep olabileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi gibi unsurların dikkate alınacağı, buna uygun kurumlara ve bölümlere yerleştirme yapılacağı ve iyileştirme programları uygulanan grupların özelliklerine göre, kurumda değişik güvenlik tedbirleri alınacağı belirtilmiştir.
15.5. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in 28/e maddesi uyarınca, iyileştirme programları kapsamında yapılacak faaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler ile ilgili karar almak, idare ve gözlem kurullarının görevleri arasında sayılmıştır.
15.6. İnfazın temel amacının “iyileştirme” olması nedeniyle Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’nün 45/1 ve 46/1 sayılı Genelgelerinde “iyileştirme” faaliyetleri hakkında ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.
15.7. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve
Diğer Hükümler konulu 45/1 Nolu Genelgenin Ortak Etkinlikler başlıklı üçüncü bölümünde yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümleri detaylandırılmış, aynı başlık altındaki 13 üncü maddede güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutukluların, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebileceği belirtilmiştir.
15.8. Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu 46/1 No’lu Genelgenin Üçüncü Bölümde düzenlenen B-Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz
Kurumlarındaki Eğitim ve Öğretim Çalışmaları, Sosyal-Kültürel ve Sportif Faaliyetlere İlişkin Esaslar”
altında da “yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında ve kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde kalan hükümlü ve tutukluların, bireysel veya 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde bir araya getirilerek eğitim-öğretim, sosyal-kültürel ve sportif çalışmalardan yararlandırılacağı belirtilmiştir.
15.9. Yukarıdaki mevzuat uyarınca, başvuran ve arkadaşlarının da içlerinde bulunduğu örgüt mensubu hükümlülerin kaldığı oda veya koğuşlar için 28/11/2022 tarihine kadar açılan kurs ve etkinliklerde koğuş birleştirme ve sayı sınırlandırması yapılmazken, hükümlü ve tutuklu mevcudunun artması sonucu, bir arada koğuş dışına çıkarılmalarının güvenlik bakımından tehlike oluşturması nedeniyle, koğuş dışı etkinliklere
10 kişiyi aşmayacak şekilde katılması ve farklı koğuşların bir arada çıkarılmaması yönünde İdare ve
Gözlem Kurulu tarafından 28/11/2022 tarih ve sayılı kararın alındığı tespit edilmiştir.
15.10. Alınan karar uyarınca, her koğuş için ortak etkinlik yapabilecek kişiler Tarsus Kadın Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 07/04/2023 tarihli ve / Karar sayılı, 09/02/2023 tarihli ve / karar sayılı, 23/12/2022 tarihli ve / karar sayılı, 30/03/2023 tarihli ve / karar sayılı, 19/01/2023 tarihli ve / karar sayılı Kurs ve Etkinliklere Katılım
Kararları ile belirlenmiştir.
15.11. Haklarında verilen “kurs ve etkinliklere katılım kararlarına” karşı başvuran ve diğer hükümlülerin, Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında 45/1 No.lu Genelge’nin
”Ortak Etkinlikler” başlıklı bölümünün 13 üncü maddesinde; “Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde…” ifadesinin idare tarafından kısıtlayıcı bir şekilde yorumlandığını, daha önce farklı koğuşlarda kalan hükümlü arkadaşlarıyla birlikte ortak etkinliklere çıkabiliyorken herhangi bir sorun yaşanmadığı halde bu haklarının idarenin takdiri ile ellerinden alınarak sadece aynı koğuştaki kişilerin ortak etkinliğe çıkabileceği şekilde izin verildiğini” belirterek itirazda bulundukları anlaşılmıştır.
15.12. Ancak bu talepleri “yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları ile kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde farklı koğuşlarda barındırılan hükümlü ve tutukluların bir araya gelmesinin iletişim, haberleşme ve toplu hareket etme faaliyetlerinde bulunabilecekleri güvenlik bakımından tehlike yaratabileceğinden” Tarsus Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun kararlarıyla reddedilmiştir.
15.13. Başvuran tarafından yapılan başvuruda da hakkındaki kurs ve etkinlik kararına itirazla, C6 ve C7 koğuşunda bulunan arkadaşlarıyla ortak etkinlik hakkı kapsamında görüşme talebinin Tarsus Ceza İnfaz
Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 05/01/2023 tarihli ve / karar sayılı kararıyla reddi üzerine
Tarsus İnfaz Hakimliğine yapılan şikayet başvurusuna Hakimlikçe “verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğu” belirtilerek şikayetin reddine karar verildiği tespit edilmiştir. (Tarsus İnfaz Hakimliğinin 16/01/2023 tarihli, / İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar sayılı kararı)
15.14. Benzer şekilde, İdare ve Gözlem Kurulunun ortak etkinliklere katılım usulünün çerçevesinin belirlendiği 28/11/2022 tarih ve / sayılı karar doğrultusunda, farklı tarihlerde yine İdare ve
Gözlem Kurulunca hangi hükümlülerin ortak etkinliklere birlikte katılabileceğinin belirlendiği “kurs ve etkinliklere katılım” kararları alındığı, söz konusu “kurs ve etkinliklere katılım” kararlarına karşı hükümlüler tarafından Tarsus İnfaz Hakimliğine yapılan başvuruların ise anılan Hakimlikçe reddedildiği dosyasından görülmüştür. (Tarsus İnfaz Hakimliğinin 10/01/2023 tarihli, / İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar sayılı karar, 17/01/2023 tarihli, / İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar sayılı, 08/03/2023 tarihli, / İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar, 03/03/2023 tarihli, /
İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar sayılı, 17/01/2023 tarihli, / İnfaz Hakimliği Dosya,
/ /01/2023 tarihli, / İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar sayılı, / İnfaz
Hakimliği Dosya, / Karar sayılı kararı.)
15.15. Başvuranın, hakkındaki etkinlik ve kursa katılım kararına karşı İnfaz Hakimliğine yaptığı başvurusunun reddi üzerine, Ağır Ceza Mahkemesine de başvurduğu, Mahkemece tarafından itirazın reddedildiği anlaşılmıştır.
15.16. Kurumumuzca yapılan değerlendirmede, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından verilen 28/11/2022 tarih ve / sayılı kararın ilgili mevzuatla uyarlı olduğu, 5275 sayılı Kanunun 74 üncü maddesi ve diğer alt mevzuat uyarınca iyileştirme programları uygulanan grupların özelliklerine göre değişik güvenlik tedbirlerine yer verileceğinin ve tehlikeli hâlde oldukları saptanan hükümlülerin, bireyselleştirilmeleri için yapılacak çalışmalarda on kişiyi aşacak biçimde gruplandırılamayacağının hüküm altına alındığı, anılan hüküm uyarınca hükümlü ve tutuklu sayısında yaşanan artış ve kurumunda görev yapan personel sayısında farklı sebeplerle yaşanan azalmadan kaynaklı olarak doğabilecek problemleri önlemeye yönelik olarak
Kurumun yüksek güvenlikli bölümünde barındırılan hükümlülere özgü önlemler alınmasının mevzuatla idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında kaldığı, söz konusu karar uyarınca alınan Kurs ve Etkinliklere
Katılım Kararlarına karşı yapılan itirazlar sonucunda İnfaz Hakimlikleri ve Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından itirazların reddedildiği dikkate alındığında idare tarafından kurum güvenliğini ve kamusal düzeni korumak, suç işlemeyi önlemek amacıyla alınan tedbirlerin ceza infaz kurumlarında alınması gereken makul önlemlerden olduğu değerlendirilerek, şikayetin reddine gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
16. Başvuranın 10 adet ile sınırlı kitap kotası sebep gösterilerek fazla kitaplarının kurumdan çıkarılmasının istendiği, ancak kitap göndermenin maliyetli olduğu ve ailelerinin kendilerine sürekli
kitap gönderemediği iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme:
16.1. 5275 sayılı Kanun’un ‘Kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü’ başlıklı 60 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası “Hükümlülerin ifade özgürlüğü çerçevesinde gerçekleştirebilecekleri yayın etkinlikleri, kurumda çalışma esaslarını düzenleyen hükümlere ve bu husustaki koşullara bağlıdır.” hükmünü, ‘Kütüphaneden yararlanma’ başlıklı, 61 inci maddesi “Ceza infaz kurumlarında, kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak kitaplar da bulundurulur. Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı verilir.
Ayrıca, hükümlüler kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kütüphanelerde bulunan ve 62 nci maddedeki şartları taşıyan yayınlardan yararlandırılabilir. Bu hizmet gezici kitaplıklarla da yerine getirilebilir” hükümlerini amirdir.
16.2. Anılan Kanunun ‘Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı’ başlıklı 62 nci maddesinde ise
“Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir. Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanlığınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz. Kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, hükümlülerin iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yahut müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.” Hükümlerine yer verilmiştir.
16.3. Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 15 inci maddesinde; ”Ceza infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu
Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
16.4. Ayrıca, Kütüphane ve Kitaplık Yönergesinin Altıncı Bölüm Kütüphane ve Kitaplardan Yararlanma
Başlıklı 30 uncu maddesinde “Oda veya koğuşta okunmak üzere, kütüphane ve kitaplıklarda bulunan süreli ve süresiz yayınlar, hükümlü ve tutuklulara zimmetle verilir. Verilecek yayın sayısı, kütüphane ve kitaplık hizmetini aksatmayacak, oda veya koğuş düzenini bozmayacak şekilde, oda veya koğuştaki hükümlü ve tutuklu mevcudu ile kütüphane veya kitaplıkta bulunan yayın sayısı dikkate alınarak Eğitim Kurulu kararıyla belirlenir. Verilen yayınlar, en çok onbeşinci günün sonunda kütüphane veya kitaplığa iade edilir.
Bu sürenin bitiminde, sürenin uzatılmasını isteyenlere; yayın adedine, yayına gösterilen ilgiye ve faydalanma maksadına göre kütüphane veya kitaplık sorumlusu tarafından ek süre verilebilir.”
Düzenlemeleri yer almaktadır.
16.5. Kurum Eğitim Kurulu’nun almış olduğu 20/03/2018 tarih ve / sayılı Kararda özetle, Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların yanlarında bulundurdukları kitapların fazlalığının aramalarda sıkıntı yaratması ve Kurumun fiziki durumu ile güvenlik durumu göz önünde bulundurularak, hükümlü tutukluların odalarında 7 (yedi) adet kitap ile Kurum kütüphanesinden temin edecekleri 3 (üç) adet kitap bulundurabileceği, öğrenci ise ayrıca ders kitaplarında sınırlama olmadığı, süreli yayınlarda da herhangi bir kısıtlama olmamakla beraber makul sayılarda bulundurulabileceği yönünde karar alındığı tespit edilmiştir.
16.6. Hükümlü ve tutukluların bu haktan daha geniş anlamda yararlanabilmeleri ve kitap çeşitliliğini sağlamak için il ve ilçe kütüphanelerini etkin olarak kullanabilmeleri maksadıyla Adalet Bakanlığı ile
Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında, 24 Ekim 2019 tarihinde imzalanan İşbirliği Protokolü kapsamında,
2022 yılında itibaren toplam 284 adet kitaptan faydalanmalarının sağlandığı öğrenilmiş, yine aynı amaçla
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 77 nci maddesi uyarınca, “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Eylül, Kasım aylarının ilk haftasında ve dini bayramlarda, yılbaşında veya kendi doğum günlerinde hediye olarak da kitap kabul edildiği belirlenmiştir.
16.7. Anayasa Mahkemesi, tutuklu ve hükümlüler tarafından belli yayınların kendilerine teslim edilmediğine ya da ceza infaz kurumunda genel olarak bilgiye ulaşma özgürlüğüyle ilgili uygulamalara ilişkin şikâyetler içeren başvuruları Anayasa’nın 26 ncı maddesinde öngörülen ifade özgürlüğü kapsamında
incelemektedir (AYM, Halil Bayık [GK], B. No: 2014/20002, 30/11/2017, § 23; Diyadin Akdemir, B. No:
2015/9562, 4/4/2018, § 15).
16.8. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (AYM, Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de
Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır (AYM, Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).
16.9. Öte yandan ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerle sınırlanabilir. Ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul
edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara -kanunla öngörülmek şartıyla- sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).
16.10. Bir suç soruşturması ya da kovuşturması kapsamında tutuklanan veya ceza yargılaması sonucunda hakkında verilen hapis cezası kesinleşen mahpusların eğitim ve iyileştirme programlarından kısıtlanmasının tek başına Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bir durum oluşturmadığını belirtmek gerekir.
Disiplinin sağlanması ve güvenlik gerekçesiyle bu tür kısıtlamaların hayata geçirilmesi, tutuklama tedbirinin ve cezanın infazının doğasından kaynaklanabilir. Ancak tedbirin ya da infazın amacını aşacak, keyfîliğe ve aşırılığa kaçılarak mahpusların beden ve ruh sağlıklarını bozacak şekilde kişiyi eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinden yoksun bırakmanın asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması koşuluyla
Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamında kötü muamele oluşturabileceği göz ardı edilmemelidir. (İbrahim Kaptan, B. No: 2017/30510, 18/7/2018, § 59)
16.11. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarına posta yoluyla gönderilen ya da aileleri tarafından getirilen tüm yayınların ceza infaz kurumunun düzeni ve güvenliği açısından bir sakıncası olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılarak mahpuslara verilmesini istemenin ceza infaz kurumu idareleri üzerinde kurum düzeni ve güvenliği ile suç işlenmesinin önlenmesi görevlerini layıkıyla yerine getirmelerine engel olacak derecede ağır bir iş yüküne yol açabileceğini ifade etmiştir. Mahkeme ayrıca, söz konusu uygulama nedeniyle mahpusların bilgiye ulaşma ve dolayısıyla ifade özgürlüklerinin adil olmayan bir şekilde kısıtlandığından da bahsedilemeyeceğini, nitekim hükümlü ve tutukluların emanet hesabına ücretinin yatırılması hâlinde kurum idaresi aracılığıyla süreli ve süresiz yayın talep etme hakları olduğu gibi kurum
kütüphanesinden yararlanma haklarının da bulunduğunu belirtmiştir (İbrahim Kaptan (2), B. No:
2017/30723, 12/9/2018, §§ 33, 34).
16.12. Somut olayda başvuran, hükümlü tutukluların odalarında 7 (yedi) adet kitap ile Kurum kütüphanesinden temin edecekleri 3 (üç) adet kitap bulundurmalarına yönelik toplamda 10 adedi geçmeyecek şekilde kitap kotası konmasından şikâyetçidir. Bu bağlamda başvuranın şikâyetinin ifade ve bilgiye ulaşma özgürlüğü kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Şikayete konu Eğitim Kurulu kararının
5275 sayılı Kanun’un 62. maddesi uyarınca ceza infaz kurumunda disiplinin sağlanması ve düzenin
korunması amaçlarıyla, idareye ilgili mevzuatla verilen takdir yetkisi çerçevesinde ve Kurumun fiziki imkânları doğrultusunda alındığı anlaşılmaktadır. Alınan karar kapsamında, ders kitapları ile süreli yayınlar hariç olmak üzere, hükümlü ve tutukluların oda veya koğuşlarında 10 kitap bulundurmaları, bu 10 kitap okunduktan sonra hükümlünün açık görüş için gelen ziyaretçisine teslim etmesi veya kargo yoluyla kendisinin bildirdiği adrese gönderilmesi suretiyle değiştirilmesi mümkündür. İdari açıdan bakıldığında ise
527 kişinin barındırıldığı Kurumda birikecek kitapların zamanla binlerce sayıya ulaşabileceği, Kurumun
fiziki şartları dikkate alındığında idareden bu derecede ağır bir iş yüküne katlanmasının beklenemeyeceği dikkate alınarak, oda ve koğuşlarda bulundurulabilecek kitap sayısına kota konmasına ilişkin idari işlemle başvuranın bilgiye ulaşmasının ve dolayısıyla ifade özgürlüğünün adil olmayan bir şekilde kısıtlandığından bahsedilemeyeceği değerlendirilmiş olup, şikâyetin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
17. Anılan Kurumda kalmakta olan hükümlülerden koşullu salıverilme zamanı gelen ve iyi halli olan arkadaşlarının İdare ve Gözlem Kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyelerinin yapılmadığı ve keyfi
disiplin cezaları verildiği iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme:
17.1. 5275 sayılı Kanun uyarınca, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılması veya kalan cezalarının denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edilebilmesi ya da koşullu salıverilmeleri için, idare ve gözlem kurulu tarafından haklarında iyi hal kararı verilmiş olması gerekmektedir.
17.2. Hükümlü kişilerin iyi halliliğinin tespit edilmesinde ilk elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin daha geniş takdir payı bulunduğunda şüphe yoktur. 5275 sayılı
Kanunun koşullu salıverilmeyi düzenleyen 107 nci maddesinin onbirinci fıkrası ile “Denetimli serbestlik
” tedbiri uygulanarak cezanın infazı başlıklı 105/A maddesinde hükümlünün koşullu salıverilmesi ya da koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazı için, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan gerekçeli raporun, hükmün infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine verileceği, infaz hâkiminin, bu raporu uygun bulması halinde hükümlünün koşullu salıverilmesine ya da denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar vereceği belirtilmiş, bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.
17.3. Anılan mevzuat hükümleri uyarınca, başvuranın şikayetine konu koşullu salıverilme ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazının temel şartını oluşturan iyi halliliğe ilişkin kararların idare ve gözlem kurullarınca alındığı görülmekle birlikte, belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infaz rejiminin şeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmeleri ya da koşullu salıverilmeden faydalanma taleplerinde karar merciinin infaz hakimlikleri olduğu, idare ve gözlem kurulu kararlarına karşı infaz hakimliklerine şikayet, hakimlik kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz hakkı bulunduğu dikkate alındığında, talebin “yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar” kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.
17.4. Kurum tarafından keyfi disiplin cezaları verildiği iddiasıyla ilgili olarak yapılan incelemede ise, disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşullarının 5275 sayılı Kanunda düzenlendiği, Kanunun 52 nci maddesinde “Disiplin cezalarına ve tedbirlerine karşı şikâyet ve itiraz durumunda 16.5.2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu hükümleri uygulanır. Diğer mevzuattan kaynaklanan dilekçe ve şikâyet hakkı saklıdır.” dendiği görülmüştür.
17.5. Anılan mevzuat kapsamında Kurumda 2022 yılından itibaren hükümlü ve tutuklulara verilen disiplin cezalarının incelenmesinde, disiplin kurulu kararlarının gerekçeli olarak yazıldığı, kararlarda şikayet mercii ve süresinin açıkça gösterildiği, verilen cezalara karşı yargıya başvurulması durumunda verilen yargı kararı doğrultusunda işlem tesis edildiği tespit edilmiştir.
17.6. Disiplin cezalarına ilişkin olarak Kurumumuza yapılan başvurularda, iyi halliliğin belirlenmesinde olduğu gibi, tutuklu ve hükümlüler hakkında ilk elden bilgiye sahip ceza infaz kurumu yetkililerinin ve derece mahkemelerinin geniş takdir payı bulunduğu, disiplin cezalarına ve tedbirlerine karşı 5275 sayılı
Kanun uyarınca 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu hükümleri uygulanacağının hükme bağlandığı, bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin infaz hakimliklerine itiraz hakkı bulunduğu, infaz hakimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri, bunun yanında Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet başvurusunda bulunabildikleri, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı ise yasal süresi içinde kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yapan ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu dikkate alındığında, disiplin cezalarına yönelik esas incelemesinin yargı makamlarının görev ve yetkisinde kaldığı değerlendirilmiştir.
17.7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında Kurumun görev alanı dışında kalan başvuru konuları tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiş ve bu kapsamda (c) bendi uyarınca
“yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararların” Kurumun görev alanı dışında olduğu hüküm altına alınmış olup, talebin Kurumumuzun görev alanına girmediği ve incelenemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
18. Başvuranın gelen-giden tüm mektuplarına kullandıkları dil, üslup, hitaplar sebebiyle el konduğu, daha önce yazdıkları tüm mektupları tek bir zarf içinde gönderebiliyor iken artık toplu mektup göndermelerine izin verilmediği, bu hususta İnfaz Hakimliğince lehlerine karar verilmesine
rağmen uygulamaya devam edildiği iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme:
18.1. Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı 5275 sayılı Kanun’un 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca, hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetleneceği, kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların hükümlüye verilmeyeceği ve hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.
18.2. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in 105 inci maddesinde de “mektup okuma komisyonunca, mahalline gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektupların en geç 24 saat içinde disiplin kuruluna verileceği, mektubun disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi halinde, mektubun aslının çizilmeden veya yok edilmeden şikayet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edileceği, mektubun kısmen sakıncalı görülmesi halinde, mektup aslının idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımların okunmayacak şekilde çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edileceği, tamamının sakıncalı görülmesi halinde ise hükümlüye sadece disiplin kurulu kararının tebliğ edileceği ve tebliğ tarihinden itibaren infaz hakimliğine başvuru sürecinin başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
18.3. İdareden temin edilen bilgi-belgelerden, Kuruma gelen mektupların mektup okuma komisyonu tarafından incelendiği, sakıncalı görülen mektuplar hakkında tutanak tutularak disiplin kuruluna gönderildiği, alınan kararın tebliğinin hükümlü ve tutuklulara yapıldığı, 15 gün içerisinde infaz hakimliğine itiraz hakkının olduğunun kararda bildirildiği, itiraz edilmesi durumunda dilekçesinin infaz hakimliğine gönderildiği, infaz hakimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine yapılan itirazlara ait dilekçelerin gönderildiği anlaşılmıştır.
18.4. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. … Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin, haberleşme özgürlüğü ve
haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (AYM, Mehmet Koray Eryaşa, B. No:
2013/6693, 16/4/2015, § 49).
18.5. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğine keyfi bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Bununla birlikte haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp, meşru birtakım sınırlamalara tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında ve
Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında sayılmıştır (AYM, Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
18.6. 5275 sayılı Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.” ibaresi uyarınca
cezaevlerinin haberleşme hürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamu kurumu olarak kabul edildiği değerlendirilmiştir (AYM, Mehmet Koray Eryaşa, § 76)
18.7. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarda öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumunun olağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu belirtmiştir (AYM, Mehmet Nuri Özen/Türkiye, B.
No:15672/08, 11/1/2011, § 51; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 6205/73 …, 25/3/1983, § 98).
18.8. Somut dosyada, idare tarafından başvurana verilmesi ya da başvuran tarafından yazılmakla birlikte ilgilisine gönderilmesi sakıncalı bulunan herhangi bir mektup örneğine yer verilmediği, genel ifadelerle
“kullanılan dil, üslup ve benzeri sebeplerle mektup almalarına veya göndermelerine izin verilmediğinin” iddia edildiği görülmüş olup, somut idari işlemin tespit edilemediği dosyada, ilgili mevzuatın idareye verdiği yetki ile yapılan müdahalelerin yukarıda yer verilen mevzuat ve içtihat kapsamında başvuran ve diğer hükümlülerin haberleşme hakkının ihlaline sebep olup olmadığının incelenmesi mümkün olamamıştır.
18.9. Tek bir zarf içerisinde gönderilen çoklu mektuplarla ilgili yapılan incelemede ise, 5275 sayılı
Kanunun 68 inci maddesinde hükümlünün, anılan maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, göndermek hakkına sahip olduğu belirtilmiş, Ceza infaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 76 ncı maddesinde de benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir.
18.10. Bu kapsamda, şikayete konu Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da hükümlü ve tutukluların aynı zarf içerisinde başkasına ait mektup göndermesinin mümkün olmadığı, bu durumun kurum güvenliğinde zafiyet yaratacağı belirtilerek hükümlü ve tutukluların ücretlerini kendilerini karşılamak koşulu ile tek zarf içerisinde ve kendi adlarına mektup ve faks göndermeleri yönünde uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır.
18.11. Yapılan uygulamaya karşı Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlüler tarafından Tarsus İnfaz Hakimliğine itirazlarda bulunulduğu tespit edilmiştir. Hükümlü . . tarafından yapılan başvuruda, birden fazla gönderici tarafından birden fazla alıcıya hitaben yazıldığı tespit edilen mektubun Tarsus Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 11/11/2022 tarihli ve / karar sayılı kararıyla Sakıncalı Mektup olarak değerlendirilerek kurumda muhafaza edilmesine yönelik kararına karşı yapılan şikayet üzerine, uygulamanın ceza infaz kurumunda düzenin ve güvenliğin sağlanması amacıyla alınması gereken tedbirler arasında olduğunu değerlendiren Tarsus İnfaz Hakimliğince / İnfaz
Hakimliği Dosya, / Karar sayılı kararıyla şikayetin reddine karar verilmiştir.
18.12. Yine hükümlü . . tarafından yapılan başvuruda Kayseri Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan arkadaşı tarafından gönderilen mektubun birden fazla alıcı gönderici sebebiyle kendisine verilmemesini şikayet ettiği Tarsus Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 11/11/2022 tarihli ve / sakıncalı mektup kararı hakkında Tarsus İnfaz Hakimliği tarafından verilen 29/12/2022 tarihli, /
İnfaz Hakimliği Dosya, / Karar sayılı kararda Kurul kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek şikayetin reddine karar verildiği tespit edilmiştir.
18.13. Benzer şekilde kurul kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesinden, farklı kurum veya kişilerden gelen 11 adet zarf içerisinde bulunan ve birden fazla kişiye yazılmış olan mektuplarla ilgili olarak mektup okuma komisyonunca tutanak düzenlenerek disiplin kuruluna gönderildiği ve kararın da hükümlü tutuklulara tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Kurul kararlarına karşı Tarsus İnfaz Hakimliğine yapılan itirazlardan 5’inin kabul edilmesiyle birlikte, hükümlü ve tutukluların mektuplarının kendilerine iade edildiği, 6’sının ise gerek Tarsus İnfaz Hakimliğine gerekse Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilmiş olmasına rağmen, itirazların reddedilmesi nedeniyle söz konusu mektupların verilmeyerek Kurumda muhafaza edildiği tespit edilmiştir.
18.14. Mevcut durumda, 03/01/2023 tarih ve / sayılı İdare Gözlem Kurulu Kararı ile hükümlü ve tutukluların aynı zarf içerisinde başkasına ait mektup göndermesinin mümkün olmadığı, bu durumun kurum güvenliğinde de zafiyet yaratacağı belirtilerek hükümlü ve tutukluların ücretlerini kendilerini karşılamak koşulu ile tek zarf içerisinde ve kendi adlarına mektup ve faks göndermeleri yönünde karar alındığı, 03/01/2023 tarihinden itibaren bu karar esas alınarak uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır.
18.15. Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından, farklı hükümlü/tutukluların mektuplarının bir zarf içerisinde gönderilmesi durumunun kurumda düzen ve güvenlik zafiyetine sebebiyet verebileceği, disiplin cezası (haberleşme araçlarından yoksun bırakma) bulunan kişilerin cezalarını infaz etme konusunda eksiklikler yaşanabileceği, ayrıca mektup zarfı üzerindeki gönderici bilgisi ile mektup metnindeki gönderici bilgisinin birbiriyle teyit edilebilir olması, birden fazla hükümlü/tutuklu mektubu bulunması halinde ise mektubun özel mektup statüsünden çıkacağı ve dolayısıyla UYAP kaydı ve takibinin mümkün olamayacağı nedeniyle bir zarf içerisinde bir hükümlü/tutukluya ait mektubun bulunması gerektiği, birden fazla hükümlü/tutuklunun bir zarf içerisinde mektup göndermesinin mümkün bulunmadığı belirtilmektedir.
18.16. Başvuran “daha önce toplu mektup almalarına ve göndermelerine izin verildiğini” belirtmiş; idare tarafından ise anılan Kurumda barındırılmakta olan hükümlü ve tutukluların çoklu mektup gönderiminin artması sebebiyle bu uygulamaya son verildiği açıklamasında bulunulmuştur. Başvuran, bu hususta infaz hâkimliğince lehlerine karar verilmesine rağmen uygulamaya devam edildiğini” de iddia etmekte olup, İnfaz Hakimliği tarafından lehe verilen kararların idarece uygulandığı, ancak şikayetin reddi yönünde de kararlar verildiği anlaşılmıştır.
18.17. Tek bir zarf içerisinde gönderilen çoklu mektuplarla ilgili olarak, ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde, Kanunda ya da Yönetmelikte bu yönde kısıtlayıcı açık bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Nitekim idare tarafından da çoklu gönderimlerdeki sayısal artış dikkate alınarak, özetle güvenlik zafiyeti oluşturulmaması ve kayıt takip sisteminin işletilebilmesi amacıyla, daha önce çoklu mektup gönderme ve alma konusuna izin verilirken artık izin verilmediği, uygulamada kurumlar arasında yeknesaklık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Tarsus Ceza İnfaz Kurumunda herhangi olumsuz bir olay yaşanmadığı, uygulamanın tedbir amaçlı olduğu belirtilmiştir.
18.18. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (bkz. AYM, İbrahim Uysal, B.No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa’nın ve Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Aynı yönde benzer bir karar için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B.No. 74025/01, 6/10/2005, § 69).
Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (AYM, Turan Günana, B. No:2013/3550, 19/11/2014, §35).
18.19. Ancak AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyi yaparken mektup gönderme ve almanın bazı durumlarda ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile tek bağlantısı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurması gerektiğini belirtmektedir (AİHM, Campbell/Birleşik Krallık, B. No:13590/88, 25/3/1992, § 45).
18.20. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
18.21. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi de mahpusların dış dünyayla temasının devam ettirilmesinin gerekliliğini belirtmiştir. Mandela Kurallarının 58.1 sayılı maddesinde mahpuslara aileleri ve arkadaşları ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla iletişim kurmalarına izin verilmesi gerektiği ifade edilmiş; iletişimin, mektup, telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçların yanı sıra ziyaret kabul etmesiyle gerçekleşeceği belirtilmiştir. Benzer bir düzenleme Avrupa Cezaevi Kurallarının 24.4 maddesinde de yer almış, 24.5 sayılı maddesinde ise Mandela Kurallarının ötesine geçilerek “Cezaevi yetkililerinin dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmeleri ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamaları gerektiği” belirtilmiş, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmeleri konusunda cezaevi yetkililerine pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir.
18.22. Somut olayda, tek zarf içerisinde çoklu mektup gönderiminin sınırlandırılmasının dayanağının,
5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 76 ncı maddesi oluşturduğu, güvenlik ve kayıt-takip sisteminin işletilebilmesi gerekçesiyle hakkın kullanımının kısıtlandığı ifade edilmektedir.
18.23. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıda belirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilinde objektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sıra, yapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (AİHM, Silver ve Diğerleri/Birleşik Krallık, §98, §102; Atilla ve diğerleri/Türkiye, B. No: 18139/07, 11/5/2010, (k.k.).
18.24. Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olup, başvuran da Kurumun yüksek güvenlikli bölümünde kalmaktadır.
18.25. Somut dosyada talebin yukarıda yer verilen mevzuat ve içtihat ışığında incelenmesinden; başvuranın suç grubu, infaz rejimi, son yıllarda ceza infaz kurumlarında barındırılan kişi sayısında yaşanan artış karşısında kurumun personel, teknik, vb. olanakları dikkate alınarak tek zarf içinde tek mektup alınması-gönderilmesi uygulamasının kamu güvenliğinin korunması ile kamu düzeninin sağlanmasına yönelik makul bir tedbir olduğu kabul edilmekle birlikte; yapılan kısıtlamanın Kanunda veya Yönetmelikte açıkça öngörülmediği, dış dünya ile temasın özel ve aile hayatının esaslı unsuru ve infaz rejiminin ıslah edici rolünün önemli bir parçası olduğu, hükümlülerin dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmeleri konusundaki görevleri çerçevesinde idarenin gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, hükümlülerin çoğunlukla geliri olmayan ve ailelerinin destekleriyle hayatlarını sürdürmeye çalışan kişiler olduğu, bu
sebeple artan yaşam maliyetlerinin haberleşme imkanları üzerinde olumsuz etkisinin olacağı, infaz kurumu idaresince yapılan uygulamanın hükümlülerin dış dünyayla ilişkilerinin kesilmesine ve izole edilmelerine sebep olacak uç bir uygulama olduğu söylenemeyecekse de hakkın kullanımını güçleştirdiğinin kabulü gerektiği hususları dikkate alındığında, ceza infaz kurumunda alınması zorunlu güvenlik tedbirleri ile hükümlünün haberleşme hakkı arasında daha dengeli bir uygulamanın mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi için idarece alınan kararın gözden geçirilmesinin yerinde olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
19. Başvuran ve arkadaşlarının “adli hükümlülerle aynı koridora yerleştirildikleri, adli hükümlülerin kendilerine sözlü ve fiziksel saldırılarda bulundukları, bu şartlar altında havalandırmayı rahat kullanamadıkları, can güvenliklerinden endişe ettikleri, oda değişimi
taleplerinin reddedildiği” iddialarına yönelik olarak yapılan inceleme:
19.1. 5275 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde hükümlülerin; “ilk defa suç işleyenler, mükerrirler, … terör suçluları, suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular gibi gruplara ayrılacağı” belirtilmiştir. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmeliğin 28 inci maddesinde ise hükümlülerin odalarını belirlemek veya kaldıkları odaları değiştirmek idare ve gözlem kurullarının görevleri arasında sayılmıştır.
19.2. Dosyasına idare tarafından sunulan belgelerin incelenmesinden, Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olarak tahsis edildiği, A, B, C bloklarda toplam 135 hükümlü ve tutuklunun, bu bölüm için ayrılan 8 ayrı odada kaldığı, hükümlü ve tutukluların oda yerleştirmelerinin mevzuata uygun olarak idare ve gözlem kurulu kararıyla ve suç grupları dikkate alınarak gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
19.3. Ayrıca adli hükümlü ve tutuklular ile havalandırma bahçelerinin ayrı olduğu, bu nedenle açık hava haklarını kullanırken, sözlü veya fiziksel temasa imkan verecek bir şekilde bir araya gelmedikleri, ayrıca ortak etkinlik saatlerinin eğitim birimince hazırlanan program kapsamında farklı zamanlar olarak belirlendiği, bu sebeple adli hükümlü ve tutuklular ile karşılaşmalarının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
19.4. Oda değişikliğine ilişkin taleplerin incelenmesinde ise, 2022 yılından itibaren bu güne kadar 15 hükümlü ve tutuklunun oda değişikliği talebinde bulunduğu, idare ve gözlem kurulunun bu taleplerden 13’ünü uygun bulduğu, 2 talebi ise reddettiği, talebi reddedilenlerden birisinin karara itiraz ettiği, ancak bu itirazın infaz hakimliğince reddedildiği belirlenmiştir.
19.5. Başvuranın iddiaları doğrultusunda yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, yapılan oda yerleştirmeleri ile eğitsel faaliyet planlamalarının, başvuranın da içinde olduğu terör örgütü mensubu hükümlülerle adli hükümlülerin bir araya gelmelerine imkan vermeyecek şekilde planlandığı, bu hususta
Kurumda olumsuz bir olay yaşandığına ilişkin herhangi kayıt bulunmadığı, cezanın infazına yönelik kurallar uygulanırken farklı suç gruplarından tutuklu ve hükümlülerin herhangi bir ayrımcılığa maruz kaldığına ilişkin somut veriye ulaşılamadığı dikkate alınarak; başvuranın iddiaların soyut kaldığı, tutuklu ve hükümlülerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik Kurumda gerekli tedbirlerin alındığı değerlendirilmiş olup, idarenin işlemlerinin mevzuata uyarlı olduğu ve iddianın reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
20. Başvuranın kurs ve sosyal aktivite olmadığı, talepleri olduğu halde kurslardan
yararlanamadıkları iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme:
20.1. 5275 sayılı Kanunun “Kütüphane ve kurslardan yararlanma” başlıklı 88 inci maddesi “Hükümlü, çalışma saatleri dışında ve belirlenecek düzene göre idarece tertiplenen kurslara katılabilir ve kütüphaneden yararlanabilir. Bu konudaki programlar uzmanların önerileri ve hükümlünün istekleri dikkate alınarak kurum yönetimince belirlenir.” hükmünü amirdir.
20.2. 27/07/2007 tarihli Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve
Diğer Hükümler konulu 46/1 Nolu Genelgenin Üçüncü Bölümünde yer alan A-Genel Esaslar başlığı altındaki 6 ncı maddede “hükümlü ve tutukluların boş zamanlarını eğitim-öğretim, sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlerle değerlendirmeleri sağlanarak, toplumca kabul edilebilir düşünce ve davranışları benimsemelerine, kendilerini topluma yararlı insanlar olarak yetiştirmelerine yardımcı olacağı ve yapılan bu faaliyetlerin hükümlülerin iyi hâllî olup olmadığına karar verilirken değerlendirmeye alınacağı belirtilmiştir.
20.3. Aynı Bölümdeki “B- Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumlarındaki Eğitim-Öğretim Çalışmaları, Sosyal Kültürel ve Sportif Faaliyetlere İlişkin Esaslar” başlığı altında ise yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında ve kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde kalan hükümlü ve tutukluların, bireysel veya güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde bir araya getirilerek 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde eğitim-öğretim, sosyal-kültürel ve sportif faaliyetlerden yararlandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
20.4. 5275 sayılı Kanunun iyi halin belirlenmesine yönelik 89 uncu maddesi ile anılan Kanun maddesi doğrultusunda hazırlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair
Yönetmelik’in 16 ncı maddesinde de idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesinde, diğer unsurların yanı sıra, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı eğitim-öğretim, psiko-sosyal yardım ve destek programları ile sosyal ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programlarının dikkate alınacağı belirtilmiştir.
20.5. İdareden temin edilen bilgilerde, 01/01/2022-22/05/2023 tarihleri arasında Kurumda 107 adet kurs açıldığı, bu kurslardan 17 sinde tehlikeli hükümlü ve tutuklu koğuşunda bulunanların da yararlandığı, geriye kalan kurslarda ise adli koğuşlarda bulunanların faydalandığı; bunlardan başvuranın da içinde bulunduğu suç türüne ait koğuşlarda kalan hükümlülerden, 13/06/2022 tarihinde 26 kişiye “Kumlama
Tekniği ile Resim”, 18/07/2022 tarihinde 15 kişiye “Elde Hesap İşi”ne yönelik kurslar açıldığı belirlenmiştir.
20.6. 25/10/2022 tarihinde 3 farklı koğuşlarda bulunan toplam 10 kişinin “bağlama” kursu açılması için dilekçe verdiği ancak usta öğreticisi bulunmadığından istenen kursun açılamadığı, 22/03/2023 tarihinde ise
6 kişinin “resim” kursu talebinde bulunduğu, ancak kurs açmak için yeterli sayı aynı koğuşta sağlanamadığı
için kurs açılamadığı, hükümlü ve tutukluların taleplerine rağmen açılamayan kurslar hakkında kendilerine bilgi verildiği saptanmış, ayrıca Kurumda 2022 yılından itibaren idare ve gözlem kurulu kararıyla, aynı suç grubundan hükümlülerin bulunduğu koğuşların 47 kez etkinliğe çıkartıldığı ve toplamda 486 hükümlü ve tutuklunun etkinlikten yararlandığı öğrenilmiştir.
20.7. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir
taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır.
20.8. Yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, Kurumun yüksek güvenlikli bölümünde bulunan ve başvuranın da içinde yer aldığı suç grubundaki hükümlülere yönelik düzenlenen kurslar ve sosyal faaliyetlerde idare tarafından mevzuata uygun hareket edildiği, hükümlülerin haklarını ortadan kaldıracak şekilde bir davranış içerisinde bulunulmadığı görülmüş olmakla birlikte; sadece 2 farklı alanda kurs açıldığı ve bu kurslardan toplam 41 kişinin faydalandığı, aynı bölümde kalan farklı suç grubundaki diğer hükümlülere ise 8 farklı kurs açıldığı ve bunlardan toplam 143 kişinin faydalandığı, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılımın hükümlülerin topluma yararlı insanlar olarak kendilerini yetiştirmelerine yardımcı olarak iyileştirmenin önemli bir unsuru olduğu, diğer hususların yanı sıra hükümlülerin iyi hâllîliğin belirlenmesinde uygulanan eğitim çalışmaları ile sosyal ve sportif faaliyetler sonucunda elde edilen verilere göre karar verileceği göz önüne alınarak, başvuranın suç grubu için düzenlenen kurs ve etkinliklerin tür ve sayılarının artırılarak katılımın teşvik edilmesinin idareye önerilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
21. Başvuranın Kurum idaresi ile görüşme taleplerinin karşılık bulmadığı, sorunlarının çözümsüz
kaldığı yönündeki iddiaları hakkında yapılan inceleme:
21.1. Konu hakkında temin edilen bilgi-belgelerden, Kurum idaresine iletilen dilekçelerin kurs ve ortak etkinliklerde katılımda sayı sınırlaması olmadan, farklı oda veya koğuşları bileştirerek etkinliklere katılma, aynı zarf içerisinde birden fazla mektup gönderme veya alma, ailelerinden gelen kitaplarının kurumda muhafaza edilmemesi, koşullu salıverilme zamanı gelen ve iyi halli olan arkadaşlarının idare ve gözlem kurulu kararlarıyla tahliyelerinin yapılmaması, oda değişikliği taleplerinin karşılanması gibi konulardan oluştuğu belirlenmiştir.
21.2. Söz konusu konular, Kararın farklı paragraflarında ayrıntılı olarak incelendiğinden, dilekçelerle ilgili olarak tesis edilen iş ve işlemlere ilişkin Kurum değerlendirmelerine burada tekrar yer verilmesi gerekli görülmemiştir.
21.3. Bununla birlikte, temin edilen bilgi-belgelerden, tutuklu hükümlüler tarafından iletilen dilekçelerin bazılarında iş yoğunluğu sebebiyle ilgilisiyle belirli bir süre geçtikten sonra görüşüldüğü anlaşılmıştır 21.4. 5275 sayılı Kanunun yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları hakkındaki 9 uncu maddesinde, bu kurumlara hangi suç türünden, hangi kategorideki hükümlülerin gönderilecekleri gösterilmiştir. Bu hükümlüler hakkında da Kanunun kabul ettiği temel ilkeler geçerli olmakla birlikte, bu kişilerin bu tip kurumlarda barındırılmasındaki temel düşünce, hükümlünün kendisine veya etrafına, topluma zarar vermesini ve kaçmasını önlemektir. Kapalı kurumların insan hakkı ihlallerinin yaşanma ihtimalinin yüksek olduğu yerler olduğu genel kabul gören görüştür. Yüksek güvenlikli kurumlarda bu riskin daha yüksek olduğu dikkate alınarak, idarelerce yapılan iş ve işlemlerde bu hususa özen gösterilmeli, kişilerin can güvenliğinin korunması başta olmak üzere, herhangi bir hak ihlalinin önüne geçilmesi için yapılan ihbar ve şikayetler ile iletilen taleplerin mümkün olan en kısa sürede işleme konması gerekmektedir. Yapılan inceleme sonucunda, yaşanan gecikmelerin hak ihlali yaşanma ihtimalini artırabileceği dikkate alınarak,
tutuklu ve hükümlülerden gelen dilekçelerin süresinde yanıtlanmasına daha fazla özen gösterilmesi için idareye tavsiyede bulunulmasının yerinde olacağı sonucuna ulaşılmıştır.
22. İdareden temin edilen bilgi ve belgeler, ilgili mevzuat ve içtihat çerçevesinde; 22.1. Başvuranın aynı davadan hükümlü mahpusların ortak etkinlik haklarını kullanamadıkları iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda, şikayete konu İdare ve Gözlem Kurulu kararının ilgili mevzuatla uyarlı olduğu, söz konusu karar uyarınca alınan Kurs ve Etkinliklere Katılım Kararlarına karşı yapılan itirazlar sonucunda İnfaz Hakimlikleri ve Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından itirazların reddedildiği dikkate alındığında, idare tarafından kurum güvenliğini ve kamusal düzeni korumak, suç işlemeyi önlemek amacıyla alınan tedbirlerin ceza infaz kurumlarında alınması gereken makul önlemler olduğu değerlendirilerek, şikayetin reddine, 22.2. Başvuranın 10 adet ile sınırlı kitap kotası sebep gösterilerek fazla kitaplarının kurumdan çıkarılmasının istendiği, ancak kitap göndermenin maliyetli olduğu ve ailelerinin kendilerine sürekli kitap gönderemediği iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda, oda ve koğuşlarda bulundurulabilecek kitap sayısına kota konmasına ilişkin idari işlemle başvuranın bilgiye ulaşmasının ve dolayısıyla ifade özgürlüğünün adil olmayan bir şekilde kısıtlandığından bahsedilemeyeceği değerlendirildiğinden şikâyetin reddine, 22.3. Anılan Kurumda kalmakta olan hükümlülerden koşullu salıverilme zamanı gelen ve iyi halli olan arkadaşlarının İdare ve Gözlem Kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyelerinin yapılmadığı ve keyfi disiplin cezaları verildiği iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda; yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar kapsamında kalan talebin 6328 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (c) bendi uyarınca Kurumumuzun görev alanına girmediği tespit edildiğinden incelenmemesine, 22.4. Başvuranın gelen-giden tüm mektuplarına kullandıkları dil, üslup, hitaplar sebebiyle el konduğu, daha önce yazdıkları tüm mektupları tek bir zarf içinde gönderebiliyor iken artık toplu mektup göndermelerine izin verilmediği, bu hususta İnfaz Hakimliğince lehlerine karar verilmesine rağmen uygulamaya devam edildiği iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda, dosyasına idare tarafından kullanılan dil, üslup, hitaplar ve benzeri gerekçelerle gönderilmesi sakıncalı bulunan herhangi bir mektup örneği sunulmadığından bu yöndeki iddia incelenememekle birlikte, infaz kurumu idaresince çoklu mektup gönderme-alma uygulamasının sona erdirilmesinin hakkın kullanımını güçleştirdiği değerlendirilerek, Kurumda alınması zorunlu güvenlik tedbirleri ile hükümlünün haberleşme hakkı arasında daha dengeli bir uygulamanın mümkün olup olmadığının yeniden değerlendirilmesi amacıyla idareye tavsiyede bulunulmasına, 22.5. Başvuran ve arkadaşlarının “adli hükümlülerle aynı koridora yerleştirildikleri, adli hükümlülerin kendilerine sözlü ve fiziksel saldırılarda bulundukları, bu şartlar altında havalandırmayı rahat kullanamadıkları, can güvenliklerinden endişe ettikleri, oda değişimi taleplerinin reddedildiği” iddialarına yönelik olarak yapılan inceleme sonucunda, başvuranın iddiaların soyut kaldığı, tutuklu ve hükümlülerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik alınan tedbirlerin mevzuata uyarlı olduğu değerlendirilerek iddianın reddine, 22.6. Başvuranın kurs ve sosyal aktivite olmadığı, talepleri olduğu halde kurslardan yararlanamadıkları iddialarına ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılımın hükümlülerin iyileştirilmesinin önemli bir unsuru olduğu ve iyi hâllîlik değerlendirmesinde dikkate alındığı göz önüne alınarak, başvuranın suç grubu için düzenlenen kurs ve
etkinliklerin tür ve sayılarının artırılarak katılımın teşvik edilmesi amacıyla idareye tavsiyede bulunulmasına, 22.7. Başvuranın Kurum idaresi ile görüşme taleplerinin karşılık bulmadığı, sorunlarının çözümsüz kaldığı yönündeki iddiaları hakkında yapılan inceleme sonucunda, tutuklu ve hükümlülerden gelen dilekçelerin süresinde yanıtlanmasına daha fazla özen gösterilmesi için idareye tavsiyede bulunulmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “nezaket” ve “şeffaflık” ilkelerine uygun hareket ettiği; ancak başvuran veya diğer hükümlüler tarafından verilen dilekçelere kimi zaman süresi içerisinde cevap vermediği; bu nedenle “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idareden bundan böyle söz konusu ilkeye de uygun hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı görevli ve yetkili İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, İdare ve Gözlem Kurulunun keyfi kararlarıyla tahliyelerinin yapılmadığı ve keyfi disiplin cezaları verildiği iddialarının incelenmesinin yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar kapsamında kaldığı, Kurumumuzun görev alanında bulunmadığı tespit edildiğinden, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İNCELENMEMESİNE, Ortak etkinlik haklarının ihlal edildiği iddiaları, 10 adet ile sınırlı kitap kotasının kaldırılması talebi ile adli hükümlülerle aynı koridora yerleştirilmeleri sebebiyle can güvenliklerinin olmadığı ve oda değişimi taleplerinin karşılanmadığı iddialarının REDDİNE, Çoklu mektup gönderme alma talebine ilişkin olarak, Kurumda alınması zorunlu güvenlik tedbirleri ile hükümlünün haberleşme hakkı arasında daha dengeli bir uygulama yapılması için alınan kararın gözden geçirilmesi; başvuranın suç grubu için düzenlenen kurs ve etkinliklerin tür ve sayılarının artırılarak katılımın teşvik edilmesi ve tutuklu ve hükümlülerden gelen dilekçelerin süresinde yanıtlanmasına daha fazla özen gösterilmesi amacıyla ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi